Geleceğe Ezberci Değil, Sorgulayan Nesiller Yetiştirmek Konusunda 10 Önemli Hatırlatma

-

Eğitim şart ama eğitimin amacı asla ezberci kuşaklar yetiştirmek olmamalı! Soran, sorgulayan nesiller yetiştirebilmek istiyorsak eğer, eğitim anlayışının da bu doğrultuda olması elzem. Zira bugünün çocukları, yarının iş ve akademik yaşantısının gidişatını belirleyecek olanlardır.

Pedagog ve öğretmen Diana Laufenberg, aynı zamanda öğrenmeyle alakalı çok ilgi çekici bazı TED konuşmalarının da sahibi. Sorgulamaya dayalı güçlü bir eğitim uygulaması oluşturmak, öğrencilerin sorularını başka sorulara yönlendirmeyi öğrenmek konusunda verdiği bazı çok güzel tavsiyeleri düzenledik.

1. Bilmeleri gereken bilgiyi standartlar yerine, kendi yollarıyla bulmalarına yardım etmek.

Dünyanın her yerinde “müfredat” dediğimiz, her öğretmenin öğrencilerine öğretmekle yükümlü olduğu bir içerik “havuzu” var. Ne yazık ki standarda o kadar takılıyoruz ki, elimizin altında kullanabileceğimiz en iyi aracı kaçırıyoruz: Çocuğun doğal merakı. Bir öğrencinin o standart müfredatı anlamasını ve hatırlamasını sağlamanın en iyi yolu, kendi meraklarından oluşan ve bilgiye doğru giden yolları inşa edebilmek.

Sorgulamanın sonunda çocuklar daha az şey öğrenir belki, ama toplamda daha çok şeyi hatırlarlar. Ve sonuç her zaman daha iyi olur” diyor Laufenberg.

2. Neyi “bilmeleri” gerektiğini dayatmaktansa, sorarak öğrenme patikası inşa etmek.

Bir eğitimci için bu, ilk soruyu sormak, kışkırtıcı bir doküman ortaya koymak, belki iki dakikalık bir video göstermek olabilir. Bundan sonrası, çocukların sorularıyla dolar zaten. Ve eğer çocuk tıkanır ve öğretmenden yardım isterse, başka bir soru sorarak öğrenciyi düşünmeye devam etmeye sevk etmek gerekir.

Eğitimcinin işi asla sadece “içeriği öğretmek” olmamalıdır.

3. Karşıt görüşe yönelik olarak da kışkırtıp, düşüncelerini tartmalarını sağlamak.

Sorgulamaya dayalı öğrenmenin işe yaraması için, çocuğun nasıl düşündüğünü ya da ne öğrendiğini dinledikten sonra, onu düşüncelerinden “koparacak” bir soruyla, farklı düşünme ve mukayese etme becerisini geliştirebilmek gerekir.

4. Küçük bilgiler arasında bağlantı kurdurabilmek.

“Sonuçta, veriler ve bilgiler hiçbir şeyle bağlantılı değilse ne işe yarar ki? Öğrencilerinize analiz etmelerini ve kendi aralarında konuşmalarını sağlayacak zorlayıcı şeyler verin; ve anlama zorluğuyla uğraşmalarını sağlayın.” 

5. Birçok çocuk okuma konusunda bocalıyor, onların ilgisini yazılı olmayan kelimelerle çekmek.

Çocuklar öğrenme farklılıkları yüzünden okuma ve yazma konusunda bocalayabilir. Bilgileri görsel bir şekilde tanıtma alışkanlığı geliştirerek çocukların dersin dışında kalmamaları sağlanabilir. Görsel yolla anlamak aynı zamanda herkesi oyun düzeyine davet eder ve yazılı kelimelerle anlamanın bariyerlerini ortadan kaldırır.

Karmaşık bir fikir; küçük bir video veya başka yollarla da anlatılabilir. Böylece öğrenme saatinin büyük bir kısmı, daha derine inen sorulara ve analizlere dalmakla geçer.

6. Bocalayan bir çocuğa, sürekli aynı şeyi tekrar etme ödevi vermeyi bırakmak.

“Çünkü bu yöntemin, hiç kimseyi anlamakta zorlandığı konular hakkında heyecanlandırmasına imkan yok” diyor Laufenberg. Bunun yerine örneğin matematiğin sadece hesaplama ve çarpım tablosu ezberlemekten ibaret olmadığını, bambaşka bir düşünme süreci olduğunu, ve dünya üzerine düşünmenin bir yolu olduğunu anlamalarını sağlamak gerekir.

7. Şaşırtarak merak uyandırmak.

Laufenberg genellikler derslere, dersle ilgili ana bir kaynağı hiçbir metin olmaksızın ekrana koyarak başladığını söylemiş. Öğrenciler ise hemen bu kaynağın ne olduğunu ve nereden geldiğini bulmaya çalışarak derse başlıyor. Laufenberg bunun, öğrencilerin soru sorma becerileri ve düşünmeleri üzerine müthiş bir pencere açtığını söylüyor.

8. Her adımı belli, tanımlanabilen bir sonucu olan ve hepsi birbirinin aynı 30 ödevle sonuçlanan bir “proje” ödevi, sorgulama ve araştırma olmaz.

Buna ancak “tarif” denebilir. Bunun yerine, içeriği önemli alt parçalara indirgeyip çocuklara farklı ödevler halinde dağıtmak, bu parçaları birlikte bir araya getirerek bütünü oluşturup ortaya bir “büyük resim” çıkarmak ise, çocuğun o ödevin “neye yaradığını” anlamasını sağlar.

9. Programa uymasa da ilginç öğrenci sorularına izin vermek.

Yeterli zaman olmadığı için öğretmen tarafından geçiştirilen sorular, çocuklar açısından güçsüzleştirici bir deneyimdir.

“Çocukların gidişata dair bir fikir verememesi ise en yıkıcı kısmıdır” diyor Laufenberg. Çocukların sorularını dinlemek ve o soruları tüm sınıfa sorarak değerlendirmek, öğrencilerin özgüven kazanmalarını ve merakın değerini öne çıkarmayı sağlar.

10. Son olarak, "öğreten taraf" olarak da kendi yöntemlerimize sorgulayarak yaklaşmak.

Çocuklara sorgulamayı öğreteceksek, bu doğrultuda öncelikle kendi yöntem ve uygulamalarımızı sorgulamayı da öğrenmemiz şart. Bir çocuğun içindeki tazecik ve pırıl pırıl cevheri düzgünce işlemek istiyorsak eğer, karşılaşabileceğimiz çok temel sorular üzerinde önceden düşünüp hazırlıklı olmak da iyi bir taktik olabilir. 

Gerek ebeveyn / akraba, gerekse eğitimci olarak.

Çocuklar geleceğimizdir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

Neyi “bilmeleri” gerektiğini dayatmaktansa, sorarak öğrenme patikası inşa etmek.Bu iyiymiş, birde sorgulayıcı sistem şart, ezberci olmamalı, maalesef eğitim sistemimiz kötü hiçbir zamanda yıllardır iyi olup, gelişemedi

damn-girl

Daha bugün fizik hocamla konuştum. Sen mal gibi git Newton fiziğinden başka bişey bilmeyen hocaya uzay zaman boyutuyla ilgili soru sor. Laf ilerledikçe demesinmi sen bunları ünide 2 yıl oku kafayı yersin BOŞ HAYAL KURMAYIN zaten böyle şeylerin işi yok bu ülkede. Meraklı insanlar az zaten bide hayallerimize sıçın. Amına koyun hayallerimizin.

bangbang.

imam hatipler kapatildi mi aga

anonim-turk

Hayır, daha imam hatip ortaokulları açıyorlar dur daha bu fragmanı adamlar düşünmeyen, sorgulamayan aptal bir nesil ortaya koyacaklar.

iparla

Türkiye olarak gündem yapmamız gereken en önemli konu bu. Kaliteli insanlar üretemiyorsan senin geleceğin yok. Öbür türlü sömürge toplum olursun. Süleyman gelir gider, ecevit gelir gider, tayyip gelir gider, sen aynı kalırsın. En temel sorunumuz bu.

lisami

Bunu en erken şekilde hatırlasak güzel olurdu ama her gün hatırlamak yerine unutuyoruz.

Başlıklar

Öğretmenoyun
Görüş Bildir