Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ercan Altuğ Yılmaz Yazio: The Queen’s Gambit

2PAYLAŞIM
Yazio Banner

Netflix’in ses getiren ve tüm dünyada en çok izlenen Netflix içeriklerinde ilk 10’da yer alan The Queen’s Gambit dizisini sizler için Satranç Akademisi gözüyle biraz farklı bir açıdan ele alacağız.

Satranç konusunda diziyi teknik açıdan hatasız kılan, Bruce Pandolfini ve Garry Kasparov’un, satranç danışmanı olarak bulunmasıdır.

Chesslife dergisi yazarı ve tanınmış satranç eğitmeni olan Bruce Pandolfini, 1993 yılı yapımı, Türkçe’ye “Masum Hamleler” ismiyle çevrilen, “Searching for Bobby Fischer” isimli satranç filminde ünlü aktör Ben Kingsey tarafından canlandırılmıştır. Öğrencisi olan Josh Waitzkin ’in hayatını anlatan film, The Queen’s Gambit’e oranla çocukların izleyebileceği türdendir.

Pandolfini’nin birçok kitabı arasında yer alan “Her piyon bir vezir potansiyeli taşır” isimli kitabı, tam bu dizi için söylenecek sözdür. Beth’in ilk bölümde başlayan piyon olarak yolculuğu son bölümde vezir ile taçlanır.

Dünya Eski Satranç Şampiyonu Garyy Kasparov’a, dizinin yaratıcısı Scott Frank tarafından Borgov rolünü oynaması için teklifte bulunmuşsa da, teklifi kabul etmeyerek danışman olarak diziye devam etmiştir.

Bu teklifi reddetmesinin sebebi, Garry Kasparov’un 2002’deki travmasını hatırlaması olabilir.

Daha önce “Satranç, kadınların doğasına aykırı, çocuk bakmaya yönelsinler' diyen Garry Kasparov tesadüfe bakın ki, Moskova’da 2002 yılında yapılan ve tıpkı The Queen’s Gambit dizisindeki gibi, Rus büyük ustalarına karşı Dünya karması olarak diğer ülkelerden gelen satranççıların oynadığı turnuvada oynamıştır.

Turnuvadaki tek kadın satranççı olan, 26 yaşındaki Judit Polgar, Kasparov’u 42 hamlede yenerek satranç tarihinde ilk kez bir kadının dünya şampiyonunu yendiği zafere imza atmıştır. Bu kazanılan maç bir galibiyetten daha önemliydi. Cinsiyet ayrımcılığına ve önyargılara karşı da bir zaferdi. Dizide de çoklukla ifade edilen, bu bizim için (kadınlar için) çok önemli sözü, gerçekten de kadınlar için bir galibiyetten daha fazlasını ifade ediyordu.

Beth Harmon ve Rocky Balboa Benzerliği

Rocky 4 ve The Queen’s Gambit, soğuk savaş döneminde spor branşlarını konu alan ve her ikisi de Amerikalıların gözünden izlediğimiz iki yapım.

Her ikisi de soğuk savaş döneminde geçen bu filmlerde zafer Moskova’da kazanılıyor. Rocky yenilmez Ivan Drogo’yu devirirken ring çevresindeki seyirciler “Rocky, Rocky”  diye bağırmaktadır, aynı durum dizide Beth, Rus bir oyuncuyu yendiğinde maçları izleyen ve satranç kültüründe sessiz kalması gereken seyirciler coşkuyla onu alkışlamaya başlar. Moskova’da turnuvanın oynandığı yerde her maç sonrası çıktığında Beth Harmon’a her geçen gün büyük bir hayran kitlesi eşlik eder.

KGB ve FBI tarafından da çevrelenen soğuk savaşın her alandaki baskısını gösteren iki film birkaç açıdan daha kesişiyor. Özellikle Vasily Borgov ve Ivan Drago, anlatılırken birer makine gibi olduğu vurgulanmakta ve yenilmez oldukları üzerinde çokça durulmaktadır. Her iki Amerikalı ise rakiplerinin de insan olduğunu ifade ederek çalışmalarından vazgeçmeyerek kazanırlar. Asla vazgeçmezler.

Dizide Vasily Borgov’u sürekli KGB ajanları takip eder, bunun sebebini Beth’e “kaçmaması için” diye açıklarlar. Dünya Eski Satranç Şampiyonlarından Aleksandr Alekhinerus büyük ustadır ve Fransa’ya iltica
etmiştir.

Alice ve Beth Harmon Benzerliği

Walter Tevis’in The Queen’s Gambit ve Lewis Carroll’un Alice Aynanın İçinden isimli bu iki kitap birbirine benzerlikleriyle bizi şaşırtıyor.

Beth 1950’li yıllarda Kentucky de bir yetimhane de çıktığı yolculuğuna satranç tutkusu olan küçük bir kız olarak başlar ve en son bölümde Beyaz veziri simgeleyen bir kıyafetle Rusya’da kraliçeye dönüşmüştür. Bir bakıma tırtıldan kelebeğe giden bir metamorfoz yolculuğu. Vogue ile yaptığı röportajda; dizinin kostüm tasarımcısı Gabriele Binder, final bölümündeki Beth Harmon’un kostümünü beyaz vezire (vezire İngilizcede Queen yani Kraliçe ismi verilmektedir.) benzettiğini, piyonun son sıraya giderek vezire dönüştüğünü sembolize ettiğini söylemiştir.

Dizinin de 7 bölüm olması, piyonun bulunduğu 2. yataydan 8. yataya kadar 7 kare ilerleyerek dönüşmesi de ayrıca dikkati çeken ayrı bir konudur. Aynı durum “Alice Aynanın İçinden” kitabında da söz konusudur.

Lewis Carroll’un ilk kitabı Alice Harikalar Diyarında, beyaz tavşanı takip eden Alice bu sefer de aynanın içinden satranç dünyasına geçer. Burada satranç oyuncusu ve hayranı olan Lewis Carroll kitabın başında Alice’in durumunu satranç konumu olarak kitabında vererek bir satranç oyunun içine bizi çeker. En sonunda Alice de, türlü maceraları ile kahramanın yolculuğunda en sona ulaşarak beyaz bir vezire yani kraliçeye dönüşür.

Beth Harmon ve Judit Polgar

The Queen’s Gambit dizisinin popüler olmasıyla birlikte en çok bahsedilen konuların başında, satrançta erkek egemenliği geldi. Kadınların satranç içinde uğradıkları durumlardan bahsedilirken, ünlü kadın satranççı Judith Polgar diziyi izlerken geçmişe gittiğini ve Beth ile kendisini özdeşleştirdiğini hatta Beth’e erkeklerin iyi davrandığını, kendisinin yaşadığının yanında Beth Harmon’un yaşadığının piknik gibi olduğunu da söylemiştir.

Ancak iki karakterin ayrıldıkları kısımlar da söz konusu. Polgar kardeşler psikolog olan babası Lazslo Polgar’ın bir tezinin ürünü olarak bir bakıma laboratuvar içinde büyüdüler. Baba Lazslo Polgar bir “Dahi yetiştirmek” isimli kitapta anlattığı tezini ilk kızı olan Susan Polgar’da deneyerek onu matematik alanında eğitecekti. Ancak bir gün, Susan evde oynarken satranç takımı bulur ve bu oyun ilgisini çeker. Annesi kendisinin bilmediğini, babasının satrancı bildiğini ve kendisine öğretebileceğini söyleyerek satranç macerasını başlatır.

Babası projesini matematik yerine satranca çevirir ve çalışmalara başlar. Kısa süre içinde de sonuçlarını alır. Ailenin diğer kızları da satranç alanında başarıdan başarıya koşarlar. Oysa Beth Harmon, bir projeden çok doğal seçilimin sürecinden geçer. Yetimhanede Hademe olarak çalışan Bay Shaibel’in oynadığı satrançla tanışır. Matematik konusu her iki karakterimizin hayatında da vardır. Bildiğimiz üzere Beth Harmon’un annesi iyi bir matematikçidir. Bir deney yerine Harmon kendisini ait hissedeceği tek dünyanın içine girmek ister. Başka çaresi yoktur gerçek dünyada. Bu açıdan Judith Polgar’dan çok gerçek bir hikayeden beyaz perdeye aktarılan Katwe Kraliçesine (evet yine bir kraliçe ama bu sefer siyahi) daha çok benzemektedir.

Phiona Mutesi ismindeki Uganda’nın bir gecekondu mahallesindeki küçük kız erken yaşta babası ve ablasını kaybeder. Çalışmak zorunda kalır ve okulu bırakır, sonrasında satrançla tanışarak hayatı değişir. “Katwe Kraliçesi” filminin de konusudur.

Stefan Zweig’in Satranç Romanı ve The Queen’s Gambit’i

Her iki yazar da, ana karakterini yalnızlaştırır ve bir odanın içinde tutar. Bu
odanın biri kilitli diğeri ise açıktır. Ama özünde aynı süreci yaşarlar. Dr. B satrançla ilgili bir kitap, Beth Harmonise satrançla ilgili bir dergi çalar. Biri satranç olduğunu bilerek diğeri ise (Dr. B) yalnızlığına çare olarak. Dr. B çaldığı kitap için bir şiir, bir roman kitabı beklerken satranç oyunlarını içeren bir kitap çıkar. İlkin onu fırlatır bir köşeye ama sonra alır ve çözmeye başlar. Satrancı öğrenir. 

Tıpkı Beth karakterini oynayan Anya’nın diziden önce satrancı bilmemesi ama süreçte öğrenmesi gibi. Üstelik öyle ki dizideki satranç oyunlarını, hızlı satrançta dahil kendisi oynamaktadır. Dr. B önce ekmek ve sabundan yaptığı taşlar ve çarşafın karelerinden oluşturduğu satranç tahtasıyla oynar. Sonra kitaba ve taşlara el konunca, aklından oynamaya hayaller görmeye başlar. Bunun için Beth’in aldığı ilaçlara ihtiyacı yoktur. Beyni yaşadığı süreçten bu noktaya gelmiştir. 

Bu açılardan her iki roman kahramanı benzese de kahramanlarımızın yolculukları farklı sonuçlanır. Beth’in, çaldığı satranç dergisi ve daha birçok yaptıklarıyla sosyal hayatta kural tanımayan biri olduğunu ama buna rağmen kuralların olduğu bir oyunu seçtiğini görüyoruz. Bu büyük bir çelişki gibi gelse de ilk röportajını verdiği evinde, gazeteciye söylediği söz önemlidir. “Hangi taşı seviyorsunuz?” sorusuna ben ilk tahtayı gördüm. “Satrançta her şeyin kontrolü bende” demiştir. Gerçek hayatında hiçbir şey kontrolünde olmayan Beth kontrolün kendisinde olduğu bu oyunu bu nedenle istemiştir.

Beth Harmon ve Bobby Fischer

Yazarın Queen’s Gambit’i yazarken Fischer’dan etkinlendiğini biliyoruz. Özellikle Rus satranççılara karşı kaybeden Bobby Fischer’ın Rusları yenmek için Rusça öğrenmesine kadar birçok benzerliği Beth’de de görürüz. Her ikisi de kurallar ya da ülke için değil satranç ve kendisi için oynamıştır. Tutkuyla bağlıdırlar. 

Bobby Fischer’ın hayatı ve Beth Harmon karakterinin hayatı arasında da çok benzerlikler vardır. Annesinin birden fazla işte çalışmak zorunda olması sebebiyle, evde kalan bir çocuk olan Bobby Fischer evde oyalansın diye, çeşitli oyunlar alan annesi sayesinde satrançla tanışmış ve ilkin ablasını yenmiştir. Kısa süre sonra da çevresindekileri yenecek, genç yaşta Amerika Şampiyonu olacaktır. 

En son final bölümünde Beth’e Amerika’ya döndüğünde neler yapacağı FBI ajanı tarafından anlatılır ama önemsemez ve arabadan inerek kendi yolunda yürür. Fischer’da Karpov ile yapacağı Dünya Unvan Maçını ödülü ve başka şeyleri de beğenmeyerek reddeder ve unvanını kaybeder. Sonrasında da Amerika karşıtı biri olur. Önce Japonya’da yaşar son olarak da İzlanda’ya geçerek yaşamını orada kaybeder.

Satranç ve Rusya

Gerçekten Rusya’da satranç sevgisi bu kadar çok mu? Bu soruya verilecek tek cevap: Da! Yani Evet. Hatta size Kübalı Dünya Eski Satranç Şampiyonu Jose Raul Capablanca’nın Rusya ziyaretinden bahsetmek istiyorum.

Dizide de ismi geçen bu şampiyonumuz gerçekten satrancın prensidir. 1925 yılında çekilen bir filme size davet ediyorum. “Chess Fever”  bu filmde Jose Raul Capablanca Rusya’ya gelir ve halk tarafından coşkuyla karşılanır. Bir pop yıldızı gibi.. Filmde satranç sevgisi üzerine bir kurgu hakim ve herkesin satranç oynadığını gösteriyor hatta biraz fazla. Filmde sadece Capablanca değil birçok dönemin ileri gelen satranççılarını da görebilirsiniz.

O yüzden Rusya sokaklarında satranç oynayan insanlar kurgu değil gerçektir. Bu manzarayı balkanlarda da görebilirsiniz. Hatta bilmeyenler için, Ülkemizde Van Bahçesaray’da 7 den 70’e kadın erkek herkes satranç oynar.

Zavallı Beyin!

Yetimhanede Beth ve arkadaşı Jolene konuşur. Beth yatakhaneye çıkıp Sicilya Savunması hakkındaki bir kitabı ve bu açılışın devam yollarını çalışacağını ve ezberleyeceğini söyler. Jolene ise sadece şunu söyler. Zavallı Beyin!

Satrancı bilmeyenler dışardan bu oyunu yavaş, sıkıcı ve uzun süren zaman kaybına neden olan bir oyun gibi görür. Oysa Pierre Mac Orlan “Satranç tahtasında tüm denizlerdekinden daha fazla macera vardır” demiştir. Sadece bir oyun değil aynı zamanda çocuklar için de önemli bir eğitim aracıdır. Öyle ki ülkemizde ve dünyada yapılan birçok araştırmada bu yönde olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Problem çözmeden, psikolojik sağlamlığa, esnekliğe, dikkat ve odaklanmaya ve daha birçok alanda satranç destek olmaktadır.

Dizinin etkisi üzerine

Netflix etkisi üzerine çokça makale yazılmakta ama en somut örneğini The Queen’s Gambit dizisinde görebiliriz. Tüm dünyadaki satrançla ilgili Google aramalarındaki 9 kat artış ülkemizde de kendini gösterdi. Online satranç oynanan sitelere katılan yeni üyelerin sayısı dudak uçuklatıcı. Satranç malzemeleri ve kitap satışı, online satranç video eğitimleri izlenme oranları sürekli artıyor. Satranç eğitimi alanların sayısında da pandemiye rağmen büyük bir artış söz konusu. Hatta Behance da eskiden Stefan Zweig’in satranç romanı ile ilgili görsellerin sayısı çokken şimdi The Queen’s Gambit dizisinden farklı sahnelerdeki Beth Harmon görselleri ön planda.

Bir bakıma dizinin, tüm dünyada satranç oynayan ve satrancı geliştirmek isteyen birçok kişi ve kurumdan daha fazla satrancın tanınması ve yayılması konusunda satranca katkı sağladığını söyleyebiliriz. Bir ödülü hak ettiği kanısındayım.

Kurgu ve Gerçek

The Queen’s Gambit dizisinde oynanan satranç oyunları gerçek oyunlardan ve onların olası devam yollarından oluşturulmuş oyunlardır. Özellikle teknik açıdan oyunlar çok kalitelidir. Ayrıca Meksika ve Rusya’daki radyo spikerlerinin satranç hamlelerini analizleri ise gerçekten başarılıdır. 

Dizideki oyunlardan bazıları efsanevileşmiş klasik oyunlardır. Özellikle; New York’ta Beth’in Benny Watts’ı aynı anda 3 kişiyle simültane oynayarak yendiği oyun; Paul Morphy – CountIsourd (1858) oyunundandır. Satranç tarihinde önemli yere sahip bu oyunu dizide görmek satranççılar için çok güzeldir. VasilyIvanchuk – Patrick Wolf (1993) maçının büyük kısmı olası devam yoluyla Beth Harmon ve Vasily Borgov arasındaki Moskova’da oynanan final maçında hayat bulmuştur, Rashid Nazhmettinov -Genrickh
Kasparian (1955) yıllarında oynanmış oyun ise Kentucky Şampiyonasında Harry Beltik ile Beth Harmon arasında oynanan oyundur. Bunların dışında da birçok satranç maçı dizide yer almıştır. Çoban matı dahil.

Bu yazı Gamfed Türkiye Gönüllülerinden Menderes Sargın’ın katkılarıyla yazılmıştır.

Twitter

Instagram

Linkedln

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir