Dünyaya 'Yabancı': Albert Camus Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 19 Bilgi

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Ruhunu edebiyat ve felsefe arasında konumlandıran, hiç kimseye önderlik etmediği gibi, hiç kimsenin kuyruğuna da takılmayan özgür; kendine ve dünyaya yabancı bir ruh Albert Camus. 

4 Ocak 1960 yılında hayatını kaybeden Camus'nün 57. ölüm yıl dönümünde kendisi hakkında bilmiyor olabileceğiniz bazı bilgileri derledik dostlar...

1. Camus aslında tam anlamıyla bir "Fransız" değildi. Babası Fransa, Bordeaux'luydu. Annesi İspanyol kökenliydi. Kendisi ise Cezayir doğumluydu.

Birçok Cezayirli'ye göre Camus, Cezayir'in öz evladıdır...

2. Albert Camus oldukça zor bir çocukluk geçirdi:

Babasını henüz bir yaşına gelmeden Marne Savaşı'nda kaybetti. Annesi okuma-yazma bilmeyen, kısmen işitme engelli bir temizlikçiydi. Annesi ve anneannesi ile beraber yoksulluk içinde büyüdü.

3. Camus harika bir öğrenciydi. Belki de bu yoksulluğun da verdiği azmin etkisiyle liseyi burslu kazanmıştı.

4. Camus genel kabulün aksine kendini bir "varoluşçu" olarak tanımlamıyordu. Kendini herhangi bir görüş ya da ideoloji ile özdeşleştirmek istemiyordu.

5. Felsefe diploması bulunmasına karşın benzer bir tavrı "filozof" kavramı için de sürdürüyordu. Kendini filozof olarak da görmüyordu.

6. Buna karşın, 1934 yılında yükselen Nasyonal Sosyalizme tepki olarak Fransız Komünist Partisi'ne katıldı. Ancak daha sonra Cezayir milliyetçiliği yaptığı gerekçesiyle partiden ihraç edildi.

7. Camus sadece bir romancı değildi. Gazetecilik yapmasının yanı sıra, aynı zamanda bir oyun ve deneme yazarıydı.

8. "Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır: İntihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir."

Camus kendi felsefî anlayışını belki de en özlü biçimde bu ifâdeyle anlatıyordu.

9. Camus buna karşın "iyimser" ve hayatı "olumlayan" bir görüşe sahipti.

Kimi zaman uzun uzun intiharı düşündüğünü itiraf etmekle beraber, ona göre hayat yaşanmalıydı...

10. "Ahlâka ve insanların yükümlülüklerine dair öğrendiğim ne varsa, bunu futbola borçluyum." diyen Camus 17 yaşında kadar futbol oynadı. Kaleciydi. Tüberküloz (verem) sebebiyle futbolu bırakmak zorunda kaldı.

Başlangıçta öyle olmasa bile sonradan kaleciliğe geçme sebebinin ayakkabılarının daha az yıpranması olduğunu söyledi. Camus bahsettiğimiz gibi epey yoksul bir çocukluk geçirmişti.

11. Camus ilk kez 1934 yılında 21 yaşındayken evlendi. Karısı varlıklı bir göz doktorunun kızıydı. Aynı zamanda bir morfin bağımlısıydı.

Karşılıklı sadakatsizlikler sebebiyle bu evlilik iki yıl sürdü. 1945 yılında Francine Faure ile evlenen Camus'nün bu evlilikten Catherine ve Jean isimli ikiz kızları oldu.

12. Ancak bu evliliği sırasında da birçok başka kadınla ilişkisi oldu. "Kimseyi baştan çıkartmadım", diye yazıyordu Camus günlüğüne. "Yenildim..."

13. Camus, 1946 yılında ABD'ye gitti. New York'da kaldığı süre zarfında toplamda 20 kez Central Park'taki hayvanat bahçesini ziyaret etti.

14. Hayatı boyunca sigara içti. Hatta "Sigara" isimli bir kedisi vardı.

15. Camus, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Afrika doğumlu yazar oldu. Ayrıca ödülü kazanan en genç 2. yazardı.

16. 4 Ocak 1960 günü geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Yanında bulunan arkadaşı ve yayıncısı olan Michel Gallimard da hayatını kaybetti...

Kazanın ardından Camus'nün cebinden kullanılmamış bir tren bileti çıkmıştı. "Kader" böyle zamanlar için kullanılan bir kavramdır belki de...

17. Camus'nün ölümünün ardından, son dönemde aralarının bozuk olduğu eski dostu Sartre onun hakkında bir methiye kaleme aldı.

Eski dosta son vefa diyebiliriz.

18. Camus'nün üzerinde bir de otobiyografik bir romanın ilk bölümü bulundu. Bu parça daha sonra kızı tarafından "İlk Adam" ismiyle yayımlandı.

19. En meşhur romanı "Yabancı" iki kez sinemaya uyarlandı. İlki İtalyan yönetmen Luchino Visconti tarafından, diğeri ise Zeki Demirkubuz tarafından.

"Bazı insanların sırf normal olabilmek için olağanüstü enerji sarf ettiklerini kimse bilmez."

Düş ve düşünce dünyamıza kattıkların için sana şükran borçluyuz...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bilincbilince

Kimi zaman uzun uzun intiharı düşündüğünü itiraf etmekle beraber, ona göre hayat yaşanmalıydı... Camus hayatı boyunca otomobillerden korkmuştur ve "En anlamsız ölüm şekli bir araba kazasında ölmektir." diye de bir sözü de mevcuttur. Kazanın ardından Camus'nün cebinden kullanılmamış bir tren bileti çıkmıştı. "Kader" böyle zamanlar için kullanılan bir kavramdır belki de... -daha ne olsun-

ssaaglam

Adamım :)

karayel2009

8-saçmalamış. intihar kişisel bir sorundur. gerçek amacı evreni anlamak olan felsefeyi doğrudan bağlamaz. 10-"Ahlâka ve insanların yükümlülüklerine dair öğrendiğim ne varsa, bunu futbola borçluyum." bakarsak, o kadar da dolu biri değilmiş Camus. 11-eşini iyi seçmemesi kendisi için eksi puan.

taner-bayram

İntihar doğrudan "insan" felsefesinin ve "etiğin" bir sorunudur. Futbola dair söyledikleri ise bir metafor. Eşi/eşleri ile olan ilişkisi ise tamamen "kişisel" bir konu...

taner-bayram

Ayrıca felsefe "nesnesiz" bir uğraş olarak her şeyi konu edinebilir kendine; dolayısıyla her şey felsefenin nesnesi olabilir: Aşktan, spora; sanattan siyasete...

karayel2009

intihar felsefenin değil psikolojinin sorunudur. futbol hakkında söyledikleri metafor bile olsa futbola çok fazla anlam yüklediğinden abartılıdır. futbola bu kadar önem vermesi yani ondan bu kadar etkilenmesi düşünür yanının zayıflığını gösterir. kimse bir morfinmanla evlenmez. zaten Cezayir milliyetçisi olması yine onun eksi tarafı. doğru ve normal bir düşünür bu tarz saçma insan ayrımcılığı yapmaz.

taner-bayram

Sosyal bilimlerde kesin sınırlar koyamazsınız. İkincisi psikoloji de, felsefeden ayrılmış ve branşlaşmıştır. İntihar 2500 yıldan beri felsefenin konusudur. Ufak bir araştırma ile Platon'un, Pisagor'un, Arsitoteles'in konu üzerine düşüncelerini öğrenebilirsiniz. İntihar her zaman felsefenin ve etiğin nesnelerinden biriydi. Tıpkı bugün ötenazinin de felsefe ve etiğin konusu olması gibi. Sevgiler...

karayel2009

intiharda düşünülecek bir şey yok ki nasıl felsefenin konusu olur. bireyi psikolojik sorunları intihara sürükler. bunu da psikoloji incelemeli. etik konusu olduğu da doğru. eski felsefeciler zamanında felsefenin konusu olabilir ama sizin de yazdığınız gibi artık psikoloji felsefeden ayrıldı. psikoloji intiharı incelemeye daha yakın bir disiplin.

birol-resitoglu

Bonus: Adam karizmanin vucut bulmus hali. :D

alienca

hayranım bu adama be

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriEvlilikFransaİntiharNobelfutboloyun
Görüş Bildir