onedio
article/comments
article/share
Haberler
“Caddede Yürüyen Çıplak Kız" Melisa Aydınalp Onedio'ya Konuştu!

etiket “Caddede Yürüyen Çıplak Kız" Melisa Aydınalp Onedio'ya Konuştu!

“Caddede yürüyen çıplak kız' Melisa Aydınalp soruyor: 'Bir kadın kapalı giyindiğinde neden kendi seçimi oluyor da açık giyindiğinde teşhircilik veya dikkat çekme aracı olarak görülüyor?'

Melisa Aydınalp namı diğer 'caddede yürüyen çıplak kız'. Onu 'cesur' kıyafetleriyle Bağdat Caddesi'nde yürürken, ışıklarda beklerken ya da alışveriş ederken görmüş olabilirsiniz. Birebir olmasa da sosyal medyada. Zira şu sıralar bu yürüyüşü ve kıyafeti sebebiyle hep gündemde.

İtiraf edeyim ben de ilk videoyu gördüğümde 'ne yapıyor yahu bu kız deli mi ne? Başına bir şey gelecek' dedim. Bu tepkiyi üzerime sıcak kahve dökülse nasıl 'otomatik' olarak vereceksem öyle verdim. Beni bu röportajı yapmaya iten şey de kendi tepkim oldu zaten.
 Bikini üstü, beli açık bir bluz ve evet, alışılmış modellere göre daha minik bir şort var giymiş bir kıza 'uzaylı' muamelesi yaptığımı fark edince daha dürüst olayım onun bu cesaretinden ürktüğümü anladığımda onunla tanışmaya karar verdim. Çünkü bu genç kadının yürüyüşü bize bir şey yapıyor, söylenene göre 'toplumun basılmaması gereken' düğmelerine basıyor, benim gibi o düğmelere sahip olduğundan dahi bihaber olan kişileri bile sarsıyor.

O halde onu çok daha yakından tanımalı, kim olduğunu bilmeli, gözümüzü kaçırmaktansa onun kapkara insanı delecekmiş gibi bakan gözlerinin ta içine bakıp 'ne yapmaya çalıştığını' sormalıyız.
    

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

- Hoşgeldin Melisa, sanırım en çok senin nasıl bir çocukluk geçirdiğini ve nasıl bir ailede yetiştiğini merak ediyorum. Çocuklar cesaretlerini ailelerinden alırlar...

Merhaba Pelin Hanım, öncelikle ailemi sorduğunuz için çok teşekkür ederim. Dışarıdan hep fiziğime odaklanıldığı için ailemi kimse merak etmemişti. Ben Diyarbakır’da doğdum. Babam memur, onun tayini çıkana kadar yani 13 yaşıma dek orada büyüdüm. Ailenin en küçük, savunmaya muhtaç, masum kız çocuğu idim. Hatta ailem bana 'sen bu saflıkla hayatta fazla kalamazsın' derdi. Ailem çok farklı yetişmiş insanların bir araya geldiği ama barındırdıkları zıtlıklara rağmen bir bütün halinde kalabilen bir aile. Bugüne kadar aralarında bir tartışma yaşandığına şahit olmadım.

- Ne tarz zıtlıklardan bahsediyoruz?


Babam dik başlı, inandığı şeyi yapmaktan çekinmeyen, başına ne gelirse gelsin doğru bildiğinden vazgeçmeyen mücadeleci biri idi. Hatta benim 'cadde yürüyüşü'mdeki dik duruşum ondan esinlenmemdir.

- Annen nasıl biri?

Annem babama göre daha kısıtlanarak büyümüş. Muhafazakar bir aileden geliyor. Annemlerin zamanında (1960-1970’ler) kadın olmanın zorlu ve tehlikeli olduğu bir dönemde büyümüş. O dönemde de her dönemde olduğu gibi kadınlara belli başlı yasaklar konulmuş ve mesela pantolon giymesi ayıp ve yasakmış. Pantolon giyen kadınlar dışarı çıkarılmaz ve okula gönderilmezmiş. Annemin abisi de annemi her seferinde eve kapatıp dışarı çıkarmazmış. Annem de her ne kadar baskı ve şiddet görse de her seferinde pantolonunu giyip dışarı çıkarmış. Tekrar eve kapatılırsa ertesi gün yine giyermiş. 

Annen ve babanı anlatış şeklinden anladığım kadarıyla senin yürüme hareketini de destekliyorlar değil mi? Ailenin ve arkadaşlarının genel olarak yorumları ne?

Annem yürümeye karar verdiğim andan itibaren hep destekleyip yanımda durdu, elimi tuttu ve devam etmemi istedi. Kısacası ailemden tepki almadım, aksine destek geldi. Arkadaşlarımla da genelde kadınlar ve özgürlükleri üzerine konuşmalar yapıyorum. Herkesi olduğu gibi kabul eden insanlarla arkadaşım. Bence en önemlisi de o. Onlar benim gibi yürümüyor belki ama bir yerden bir ses çıktığında veya bir olay yaşadığında ilk koşanlar onlar.

- Sen okulda nasıl bir öğrenciydin peki? Ergenlik döneminde nasıldın merak ediyorum...

- Sen okulda nasıl bir öğrenciydin peki? Ergenlik döneminde nasıldın merak ediyorum...

Ortadoğu Koleji Fen Lisesinde okudum. Naif, sessiz sakin biriydim. O döneme dair şöyle bir anı var kafamda: Kız öğrenciler okula girmeden önce sıraya dizilirdik, yüzlerimiz, etek boylarımız, saçlarımız kontrol edilirdi ve saçlar açıksa mesela zorla toplatılırdı. Yüzlerinde makyaj olanların yüzleri zorla yıkatılırdı, okula ancak öyle 'kabul' edilirdik. O günden beri hep düşünmüşümdür. Eteğinin boyuna, yüzündeki makyaja ya da saçlarına neden kızlar kendi karar veremiyor. Ya da bu saydıklarım neden diğer insanları bu kadar ilgilendiriyor. Rahatsız ediyor diye.

- Bana sorarsan bugün yapmakta olduğun hareketin temelleri de o dönemde atılmış sanki.

Ben aslında çok normal bir şeyi anlatmaya çalışıyorum. Kadın vücudunun korkulacak, ayıplanacak, tehlikeli ya da illegal bir şey olmadığını. Biz kadınların da ne bacaklarımızdan ne popomuzdan yani bedenimizin hiçbir yerinden ve seçtiğimiz kıyafetten utanmamamız gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü 'utanmaya' zorlanıyoruz. Buna şartlanıyoruz.

- Seni tetikleyen, kıvılcımı yakan özel bir olay yaşadın mı peki?

15 yaşımdayken okulumda bir öğretmen tarafından tacize uğradım.  Kantinde üzerimde gömleğim ve mini okul eteğim vardı. Kadın öğretmen herkesin içinde “bu etekle dışarıda olmaya utanmıyor musun?” dedi. “Hayır, üzerimdeki okul üniforması” dedim. Ardından öğretmen “çok rahatsan eğil o zaman!” dedi. “Böyle bir şey yapmayacağım” deyince de zorla eteğimi açmaya çalıştı. Sert bir şekilde karşı koyarak “hakkında Milli Eğitime şikayette bulunacağım” dedim. Kantinden uzaklaşırken arkamdan erkek öğrencilerin alkış seslerini duydum. “Bravo Hocam, nasıl yaptınız ama…” diyerek öğretmeni alkışlıyorlardı. Sesleri hala kulaklarımda. Sanırım o gün anladım ki hayatımda ya kadın olduğum için utancı ve tacizi kabul edecektim ya da mücadele edecektim. Ben mücadele etmeyi seçtim.

- Sonra ne oldu?

Olayı ailemle paylaştık ertesi gün de okula gittik. O kadın öğretmenin benim yaşımda bir kız çocuğu vardı. Yüzleşmekten kaçtı, yaptığının taciz olduğunu anlayacak, o sorumluluğu alacak durumda değildi. O günden beri ne zaman dışarıda kıyafetini çekiştiren bir kadın görsem yanına gider 'çok güzelsin' derim. Hiçbir kadın vücudundan dolayı utanmamalı.

- Gelelim en başa. İlk yürüyüşün ne zaman oldu?

Bağdat Caddesi'nde geçen sene kış başladım. Mini şortumla ve bikini üstümle her gün yürüyordum. Her ne kadar soğuk olsa da bunu devam ettirdim. Kadınlar için yaptığım hareketin tüm ve bütün sorumluluğunu kendim üstlendim. Kadınların hayatta ne kadar rahatsız olduğunu, yaşayamadığını, kıyafetlerini çekiştirdiğini biliyordum ve duyuyordum. Çoğu kadın en az hayatında bir kere “bu sokakta öldürülür müyüm?” acaba sorusunu aklından geçmiştir. Biz sokaklarda neden öldürülüyorduk? Neden yeterince güvende değiliz? Bu soruların cevapları hiçbirimizde yok. Ben de yürüyerek belki de insanların yüzlerine ayna tutarak bu cevapları birlikte bulmayı umuyorum.

- Gözaltına alındın. Sosyal medyada videolarını izledim. Orada bir bağırış çağırış var. Tam olarak neler yaşandı? Tam olarak ne ile suçlandın?

Sosyal medyada o çok paylaşılan olay 16.09.2023 tarihinde gerçekleşti. Göztepe İstasyon Caddesi’nde saat 13.00’te portre/heykel duruşu yaparken.

- Heykel duruşu nedir onu bir sorayım önce?

Dik, kendinden emin bir şekilde, heykel gibi durmak, sabit durarak hareket etmemek yani.

- Sonrasında ne yaşandı peki?

Birçok insan gelip fotoğrafımı, videomu çekmeye ve benimle röportaj yapmaya başladı. İnsanlarla sohbet edip konuşuyorduk. Sonrasında bundan çok rahatsızlık duyan bir vatandaş kıyafetlerimi sebep göstererek gizlice beni polise ihbar etmiş. Polisler geldiğinde de bana kıyafetlerimin açık olduğunu, güzel olmadığını, hoş bulunmadığını ve ihbar aldıklarını söylediler. Bende “bir kadının dilediği gibi giyinebileceğini, dilediği yerde olabileceğini ve dilediği gibi dolaşabileceğini” söyledim. Kıyafetlerimin suç unsuru teşkil etmediğini 'müstehcenlik ve teşhircilik” suçu olmadığını söyledim. Müstehcenlik ve teşhircilik suçu işlemeniz için cinsel bir uzvunuzun açıkta olması gerekir. Bunların olmadığı sürece dilediğiniz gibi giyinebilirsiniz. Anayasaya göre böyle bir suç yok.

- Peki iş gözaltına alınmaya nasıl geldi?

Ben bu açıklamayı yapınca bu defa da polisler “hayasızca hareketler”den işlem yapmaya çalıştı ki “hayasızca hareketler” dışarıda biriyle cinsel birlikteliğe girerseniz oluşan bir suç. Ortada böyle bir şey de yok. Biz bunları konuşurken oradaki birkaç kadın da beni destekledi. O gün orada bir gözaltı olmadı. Polis işlem yapamadı. Ancak beni ihbar eden kişi plakamı da ihbar etmiş. Ertesi gün ifade için çağrıldım. Gittim ifademi verdim, yine bir şey yok tabii. Eve döndüm ancak dört gün sonra yine arandım ve ifadeye çağrıldım. Nedenini de söylemediler. Akşam karakola gittiğimde de gözaltına alındım.

- Olaydan bu kadar zaman geçtikten sonra olması enteresan…

Evet çünkü “sosyal medyada çok konuşulmuş ve çok tepki almış ve bunu yapmak zorundalarmış.” Yani anayasaya aykırı hiçbir şey yapmadım. Bir gün kaldım. Adliyeye de kelepçe ile götürüldüm. Mahkemenin kararına göre de “toplumsal değerler ve ahlak” üzerine kitaplar okumam gerektiği söylendi. Kadın olarak ne giydiğimin nasıl gözüktüğümün edep ve namus ile alakalı olmadığını düşünüyorum. Ama eğer kıyafet namus göstergesi ise, arsız, özgür ve güçlü olmayı tercih ederim.

- Yürüyüşlerin esnasında yaşadığın en üzücü olay neydi?

Bir markette alışveriş yapıyordum ve bir kadın bana doğru eğilip “kadınlar olarak öldürülüyorsunuz ya hak ediyorsunuz” dedi. Ardından da marketin içinde kasadaki çalışana doğru bağırarak “bunların kafasını kesip öldürüyorlar ya hak ediyorlar her şeyi” dedi. Dehşetle hatırladığım en acı deneyimim bu oldu.

- Ve seni en mutlu eden olay?

Caddebostan Bağdat Caddesi’nde yürürken yaşlı bir çift yanıma geldi. Beyefendi “eşiyle fotoğraf çekilip çekilemeyeceğimi” sordu sonra kadınla birlikte fotoğrafımızı çekti. Ardından sohbet ettik. Yürüyüşümün amacını anlattım, bana sarılıp ağlamaya başladı. Meğer onun da kızı iki sene önce öldürülmüş. Üçümüz sokağın ortasında sarılıp ağlamaya başladık. Bu da asla unutamayacağım bir an.

-  Senin teşhirci olduğunu düşünenler de çok. “Bedenini çok beğendiği için yapıyor, 44 beden olsa yapamazdı” yorumunu okudum… Buna cevabını merak ediyorum.

Kadınların açık giyinmesi neden teşhircilik olarak adlandırılıyor anlamıyorum. Bir kadın kapalı giyindiğinde neden kendi seçimi oluyor da, açık giyindiğinde neden bir teşhircilik veya dikkat çekme aracı olarak görülüyor? İkisi de bir seçim değil mi? Kadınlar kapalı giyinirken kendisi için, açık giyinirken neden bir başkası için oluyor? Bir kadın kendi vücudunu sevip öyle görmek istiyor olamaz mı? Kadınların kıyafetleri bu kadar çok tartışma konusu olurken kimse kadınların dönüp ne hissettiğine bakmıyor. Bence hiçbir kadın dışarı çıkarken aynaya bakıp “çok mu fazla oldum ya?” dememeli. Ve bunun beden ölçüleriyle asla alakası yok. İster 0 beden ol ister 44. Sen seni seviyorsun ölçülerini değil. Sen ölçülerinden ibaret değilsin çünkü. 

- Sana telefonda da söyledim. Amacını anlasam da yapma şeklini biraz sert /uç buluyorum.

Evet bu çıkışım biraz sert ancak değişimler keskin hareketlerle yapılır. İnsanlara sert, keskin bir mesaj ilettiğinizde güçlü bir şekilde alırlar ve eve gittiklerinde de gerçekten üzerine düşünürler ve akıllarından çıkmaz. Görsellik akılda kalan bir şey. Kadınlar için yaptığım yürüyüş ve harekette de kıyafetlerimle sert ve güçlü bir mesaj iletiyorum. Yaptığım şeyin hakiki ve güçlü bir yanı var. Bir şeyleri yavaş yavaş, alıştırarak, fark ettirmeden yapmak bana sinsice geliyor açıkçası. Bir şeyi gelecek tepkilerden korktuğunuz için alıştıra alıştıra yapıyorsanız samimi değil, dürüst değil. Bir şey doğruysa doğrudur. İnsanlar bunu kabul etse de etmese de…

- Devam edecek misin?

Kadınların özgürlüğü için yaptığım harekete, yürüyüşlere devam edeceğim. Kadınların yaşamın her alanında sonsuza kadar özgür olması gerekiyor.

Instagram

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
517
204
111
73
27
23
9
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam