Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Burak Arzova Yazio: Sadece Faiz Artışı Yeterli mi?

36PAYLAŞIM
Yazio Banner

Faiz artışı beklentisinin yoğun olduğu bir Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısını geride bıraktık.  

TCMB haftalık repo faizini (politika faizi) 200 baz puan artırarak % 17 olarak belirledi. Önceki hafta 2021 Yılı Para ve Döviz Kuru Politikası toplantısında TCMB Başkanı Naci Ağbal’ın, sıkılaştırmanın devam edeceği yönünde gerçekleştirdiği sözlü yönlendirmenin, fiili olarak uygulandığını gördük. TCMB doğru bir karar verdi ve enflasyonu düşürmeye kararlı olduğunun sinyalini piyasalara güçlü olarak hissettirdi. TCMB’nin itibar ve güven kazanma yolundaki bu adımı takdire şayan.  

Bu faiz artışıyla birlikte Merkez Bankası piyasa beklentisinin medyan değeri olan 150 baz puan üzerinde 200 baz puanlık bir artış gerçekleştirerek, bir anlamda piyasa beklentisinin önüne geçti.  

Para Politikası Kurulu metninde “salgın döneminde sağlanan yüksek kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güç kazanan iç talep cari işlemler açığını artırmaktadır.” diyerek, iç talebin mevcut durumundan memnun olmadığını anlıyoruz. Bu da sıkılaştırma için önemli bir gerekçe.  

Merkez Bankasının sıkılaştırmaya yönelik bu tavrı devam ettikçe, güven geri gelecek, Türkiye’nin risk primi düşecek ve kurda kalıcı ve istikrarlı bir düzey sağlandığında ters dolarizasyon da gelecektir. Biraz sabır gerekli.

Bu artış gerekli miydi? Evet gerekliydi.

Çünkü çok uzun zaman Türkiye Ekonomisinde “Yeni Finansal Mimari” adı altında piyasa ekonomisinden kopuk, ekonomide dünya genelinde uygulaması olmayan iddia ve buna uygun finansal çevrimle büyüme sağlanmaya çalışıldı.  

Hatırlayalım lütfen. 

TCMB Başkan değişikliği gerçekleşmeden hemen önce 6 Kasım 2020 de dolarla ilgilenmediğini söyleyen bir ekonomi yönetimi, 8.50 üzerinde bir USD/TL, vardı. Ülkenin Risk Primi CDSler 515 puan seviyesinde iken kimse pazartesi günü doların hangi değerde olacağını, yılsonu USD/TL'nin nerede kapayacağını bilemiyordu. Üstelik Dolarla hiç ilgilenmediğini söyleyen ekonomi yönetimi doları 5,85 seviyesinde tutmak için ülkenin Merkez Bankasının 130 milyar dolarını eritmiş, TCMB Net Döviz Rezervleri -40 milyar USDlar seviyesine gelmişti.  

1,5 aylık sürede TCMB Merkez Bankası Başkanının değişimi, arkasından gelen istifa ve yeni ekonomi yönetiminin göreve gelişi, BDDK’nın saçma sapan aktif rasyosu uygulamasından geri dönüş, ekonomi söyleminde değişim, dış güç ve ekonomik kurtuluş savaşı gibi söylemlerden, ekonomide kriz olduğuna, enflasyonla mücadele edilmesi gerektiğine, enflasyonun sebebin kurdaki artış olduğuna evirilen bir yaklaşım yaşadık.  

Bugün geçerli %17'lik faiz oranı, geçmişin uygulama alanı olmayan, daha önce yaşandığı için sonuçları önceden bilinen ama buna rağmen ısrar edilen yanlış ekonomik politikaların bir sonucu. 

Özetle % 17'lik faiz bir sonuç.

Bugün bu % 17'lik artış olmasa, kanama devam edecek, kurun bozduğu ekonomik dengede toparlanma ümidi kaybolacak, yüksek enflasyonun yarattığı tahribat devam edecekti. Oysa hem Kasım hem de Aralık ayında gelen toplamda 625 Baz Puanlık artış, Türkiye’nin uzun dönemli faizlerini aşağıya çektiği gibi, CDS dediğimiz Türkiye’nin Risk Primini de 325 puanlar seviyesine geriletti. Bunun anlamı, Türkiye’nin borçlanması artık daha düşük maliyetle olacak.

Enflasyonla kararlılıkla mücadele, eninde sonunda faizlerin düşmesine neden olacak. Büyüme ancak düşük enflasyonla istikrar kazanabilir. Enflasyon hepimizin cebindeki eldir. Kazancımızı hissettirerek bizden çalar.

Bugün geldiğimiz noktada TCMB hesapsızca gerçekleştirilen yanlış politikaların tahrip edici etkisini toparlamak için doğru olanı yapmıştır.  

İşin ilginç yanı, önceki ekonomi yönetimi döneminde tüm garip uygulamaları alkışlayıp, bunlara “Yeni Finansal Mimari”nin sancıları diyenlerin, şimdi Merkez Bankası yeni yönetiminin aldığı “Zoraki Faiz Artırım Kararı”nı, bunun böyle olması gerektiğini söyleyenler üzerinden eleştirmesi.  

Faiz Artırım Kararı Tek Başına Yeterli Mi? Elbette Hayır.

Türkiye’nin yatırımcı çeken, firma dostu bir ekonomiye sahip olabilmesi için hem siyasetten doğan riskleri hem de ülke riskini en aza indirmesi lazım. 

İçeride daha fazla demokrasi ve herkes için eşit adalet temel sorunlar. Bunları geliştirmeye yönelik de söylemler ve vaatler olmasına karşılık, gerçekleşmeler adına elde somut bir gerçeklik yok.  

Oysa siyasetin daha aktif olup, bu yönde adımları seri halde atması gerekiyor. Avrupa Birliği perspektifi Türkiye’yi geçmişte pek çok reforma doğru çekmişti. Şimdi işimize geleni isteyip, gelmediğini düşündüğümüzü reddederek Avrupa Birliği ile yakınlaşmak mümkün değil. 

Bir karar anındayız. Avrupa Standartlarını ülkede hâkim kılacak mıyız? Yoksa bildiğimiz doğrultuda mı gideceğiz?  

Demokrasi ve adaletin sağlanması yönünde atılacak olumlu yöndeki adımlar, ekonomik kararların en büyük destekçisi olacaktır.  

Bunlar sağlanmazsa ne mi olur?  Aynı kısır döngü devam eder. Yüksek Kur – Yüksek Faiz Ekonomisi 

Sağlıkla Kalın. 

Twitter

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
osman-sahin17

siyaset hiç bir adım atmasa piyasayı kendi haline bıraksaydık Türkiye çok daha iyi noktalara gelirdi. İnsanların egoları yüzünden yaşıyoruz bu durumu. Bu günkü maliyet siyasilerin suçudur. Ama halk ödüyor faturasını.

Görüş Bildir