Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bora Farsak Yazio: Hipokrat ve Yemini

263PAYLAŞIM
Yazio Banner

Ahh Ah şu doktorlar; kızımızı vermek için doktor ararız (en azından eskiden öyleydi 😂😂), ikinci el araba alırken doktordan satılık ararız, doktordan satılık ev varsa niye olduğunu hiç anlamadığım şekilde daha caziptir. Yan komşu da profesör deriz. Sağ olsun söyleyenler.

Aslında bakarsanız, okumuş, kültürlü, iyi niyetli, bilgili, dürüst, çalışkan, insanlara hizmet eden bir insan tanımıdır doktorluk. Her ne kadar söylediklerini dinlemesek de bilim kurullarını da doktorlardan kurarız. Bu gerçekler baki ama hastanız ile ilgili bir sıkıntı bir komplikasyon ya da vefat olana kadar geçerlidir. Önce Allah'a sonra doktora emanet ettiğimiz hastada bir sıkıntı çıktığı andan itibaren Allah kitap unutulur ve suçlu doktordur.

En geçerli söz de: Bunlar bir de Hipokrat Yemini etmişlerdir... Biliyorsunuz bizde herkes yeminine pek sadıktır.

Çok sevdiğim bir söz vardır: bir konuda fikrin yoksa kendinden emin konuş. Tam da o hikayedir bu. Bizim hiç din kitabı okumamış dindarlarla, hiç Atatürk okumamış Atatürkçülere benzer "Hipokrat yemini etmişler bir de " demeleri. Hipokrat yemini nedir?? deseniz doktorların ettiği yemin der, içeriğini biliyor musunuz deseler muhtemelen yarısından çoğu bir şeyler sallar, Hipokrat kimdir??? deseniz onu zaten o kadar bile sallayamazlar.

Hipokrat kimdir?

Hipokrat tüm dünyada pozitif tıp biliminin kurucusu, ‘Tıbbın Babası' olarak bilinir. Bundan neredeyse tam 2.500 yıl önce, yani M.Ö 460-370 yılında Bodrum'un hemen karşısındaki bizim İstanköy, Yunanlıların Kos adını verdikleri adada doğup yaşadığı sanılmaktadır. Tıpla uğraşan bir aileden gelmektedir, babası Herakleides de zamanın ünlü hekimlerinden biridir. Hipokrat Anadolu’nun kuzey illerini gezdikten sonra İstanköy adasına dönerek hekimliğini sürdürmüştür. Bugün bile geçerliliğini koruyan en önemli sözü ve kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.

Hipokrat gözlem ve deneye dayanan tıbbın kurucusudur. Hastalıkların bir nedeni ve bunların fiziksel ve gerçekçi bir açıklaması olduğunu ortaya koymuş ve tıbbın bir bilim haline gelmesine öncülük etmiştir.

Tıp, Hipokrat sayesinde akılcı ve bilimsel olma özelliğini kazanmıştır. Zatürre, akciğer kanseri, çocuklardaki epilepsi ve siyanotik kalp hastalıklarının belirtilerini ilk kez o tanımlamıştır. Düşünce ve duyguların
kalpten değil, beyinden kaynaklandığı da onun tarafından ileri sürülmüştür.

Hipokrat için ‘tıbbı dinden ayıran kişi' tanımlaması da yapılabilir, çünkü o çağlarda, dinsel ve felsefi inançlar doğrultusunda uygulama yapan bir tıp anlayışı hakimdi. Hastalıkların tanrıların gazâbından ve tabiat üstü güçlerden kaynaklandığına inanılırdı. Hekimler o dönemde aynı zamanda din adamları, tapınaklar da hastane idi. Hekimlik kehanete, büyüye ve fizik dışı güçlere inanılarak yapılırdı. Bizim cin çıkartan hocalar gibi😂😂.

Hipokrat Yemini

Hipokrat Yemininin kendisi tarafından değil, bir öğrencisi tarafından 5. yüzyılda yazılı hale getirildiği kabul edilir ve o tarihten beri bazı güncellemelerle eğitimini tamamlayan her hekim mesleğini uygulamaya Hipokrat Yeminini ederek başlamaktadır.

Yemin birinci bölümde, hekimin tıp öğrencilerine, ikinci bölümde ise hastalarına karşı olan sorumlulukları ve yükümlülükleri belirtilir.

Aşağıda da okuyacağınız gibi, hastaya zarar vermemek, daima onların iyiliklerini düşünmek, ağrılarını gidermek, ötenaziye ve çocuk düşürmeye karşı çıkmak ve hastalara ait sırları saklamak bu yeminin temel özellikleridir:

Hekim Apollon, Aesculapios, Hygeia ve Panacea adına, bütün Tanrılar ve Tanrıçaların şahitliğinde yemin ederim ki, aşağıdaki andımı kabiliyetim ve gücüm yettiğince yerine getireceğim. Bu sanatı bana öğreteni ebeveynim yerine koyacağım, hayatımı onunla paylaşacağım ve ihtiyacı olursa mallarımı onunla bölüşeceğim, çocuklarına kardeşlerim gibi bakacağım, istedikleri takdirde bu sanatı onlara ücretsiz ya da yazılı bir söz almaksızın öğreteceğim, bilgilerimi oğullarıma, ustalarımın oğullarına ve bu mesleğin kurallarını kabul edenlerden başka kimseye öğretmeyeceğim. Tedavi reçetelerimi kabiliyetim ve gücüm yettiğince hiçbir zaman birisine zarar vermek için değil, hastalarımın iyiliği için kullanacağım. Hiç kimseyi memnun etmek için ölümcül bir ilaç reçete etmeyeceğim gibi, ölümüne neden olabilecek bir tavsiyede dahi bulunmayacağım. Bir kadına düşük yaptıracak âletler vermeyeceğim. Hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım. Bıçağımı mesanesinde taş olduğu aşikâr olanlar için bile kullanmayacağım, bu işi ehillerine bırakacağım. Gittiğim her eve sadece hastanın iyiliği için gireceğim, kendimi hastalık yapıcı etkenlerden ve özellikle de ister hür ister köle olsun kadın ve erkeklerle aşkın hazlarından uzak tutacağım, sanatımın icrası esnasında ya da günlük hayatımda bana gelen ve yayılmaması gereken bilgileri sır olarak tutacağım ve hiçbir zaman açmayacağım. Bu andımı tuttuğum sürece, hayatım ve sanatımın icrası bana mutluluk versin, tüm insanlar tarafından her zaman saygı göreyim, eğer yeminimden dönersem bunun zıddı bana az gelsin.

Günümüzde tıp fakültelerini bitiren öğrenciler, bu yeminin biraz değiştirilmiş şeklini ederek diplomalarını alırlar: Hekimlik mesleği üyeleri arasına katıldığım şu anda, hayatımı insanlık yoluna adayacağımı açıkça bildiriyor ve söz veriyorum. Hocalarıma saygı ve gönül borcumu her zaman koruyacağıma, sanatımı vicdanımın buyrukları doğrultusunda dikkat ve özenle yerine getireceğime, hasta ve toplumun sağlığını baş görev sayacağıma, benden hizmet bekleyen kimselerin sırlarına saygılı olacağıma ve onları saklayacağıma, hekimlik mesleğinin onurunu ve temiz töresini sürdüreceğime, meslektaşlarımı kardeş bileceğime, din, milliyet, ırk, siyasi eğilim ya da toplumsal sınıf ayrımlarının görevimle hastam arasına girmesine izin vermeyeceğime, insan hayatına kesinlikle saygı göstereceğime, baskı altında kalsam bile tıp bilgilerimi insanlık değer ve yasalarına karşı kullanmayacağıma, açıkça, özgürce ve namusum üzerine ant içerim.

2500 yıl önce yazılan ve hala güncelliğini koruyan ve koruyacak olan aslında geneline bakarsanız insan yaşamının her anına ve her meslek dalına uyarlanabilecek mükemmel bir metin.

Umarım ben de yeminime elimden geldiğince sadık kalabilmişimdir.

Sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hafta diliyorum.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
galatacimbm1905

Ebe-Hemşire yardımcılığı okuyan bizlere de mezuniyette okutmuşlardı. Ulan daha iğne vurmaya yetkimiz yok hayır yani nasıl zarar verebilirim. Çarşafını tam sermeyerek mi?

criglernajjar

Hemşirelerinki "Florence Nightingale Yemini" değil miydi?

galatacimbm1905

Sorun şu ki biz o da değiliz kcdgfsxdcf. ''Yardımcı''yız biz ve Hipokrat yemini ettirdi hoca

Görüş Bildir