Bir Gazeteci 2 Gün Sokaktaydı: Soğuk Havalarda Evsizler Neler Yaşıyor?

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Sabah gazetesi muhabiri Ahmet Külsoy, İstanbul’da kar yağışının yoğun olduğu 9 ve 10 Ocak’ta evsiz görünümünde sokaklarda iki gün geçirdi. İBB, ikinci gün Külsoy’un yardımına yetişti onu spor salonuna yerleştirdi. Külsoy, "İlk gün 3.5 saat bekledim. Beyaz Masa'daki görevliler 'Arkadaşlarımız 5-10 dakika içinde gelecek' demiş ama gelen olmadı. Sabrımı zorladım. Rüzgâr ve tipi ayakta durmamı zorlaştırıyordu. Çaresizdim. Ayakkabım su almıştı. Her şeyden umudunu kesiyorsun. 'Bu soğukta donup öleceğim' diyorsun" dedi.

Biz de Ahmet Külsoy'un izlenim haberini sizler için derledik...

Belediye verilerine göre 2 günde sokaklarda yaşayan 921 kişi korumaya alındı. Onlardan biri de Sabah gazetesi muhabiriydi.

Mevsim kış. Türkiye bu yılı Sibirya yüksek basıncının etkisinde dondurucu soğuklar ve karla geçiriyor. Ülkenin yüzde 80.3'ü karla kaplı. Balkanlar'dan gelen soğuk ve kar yağışlı sistemin etkilediği İstanbul ise nüfus yoğunluğu bakımından hava şartlarından en çok etkilenen şehir. En büyük mücadele ise sokaklarda yaşayan ve donma tehlikesi atlatan evsiz barksız insanlar içindi. Belediye verilerine göre 2 günde sokaklarda yaşayan 921 kişi korumaya alındı. Onlardan biri de Sabah gazetesi muhabiriydi. Muhabir, kar yağışının yoğun olduğu 9 ve 10 Ocak'ta Taksim Gezi Parkı civarında evsiz görünümünde sokakta yardım bekledi.

'İlk gün ilk gün 3.5 saat bekledim. Beyaz Masa'dan yardım istendi, gelen olmadı'

'Evsiz gazeteci' karla imtihanını şöyle anlattı: ilk gün 3.5 saat bekledim. Beyaz Masa'daki görevliler "Arkadaşlarımız 5-10 dakika içinde gelecek" demiş ama gelen olmadı. Sabrımı zorladım. Rüzgâr ve tipi ayakta durmamı zorlaştırıyordu. Çaresizdim. Ayakkabım su almıştı. Belirli bir süre sonra hayal bile kuramıyorsun. Her şeyden umudunu kesiyorsun. 'Bu soğukta donup öleceğim' diyorsun, yani giderek robotlaşıyorsun.

'Beni götürmeden önce fotoğrafımı çektiler'

İkinci gün tramvay durağının arkasına bir pikap geldi. 2 kişiydiler. Beni pikaba almadan önce "Alo 153" logosu gözükecek şekilde cep telefonu ile fotoğraf çektiler. Çekilen fotoğrafları dört beş yerle paylaştıklarını hissettim. Nereyle paylaştıklarını sormadım.

'Kirli ve yetersiz tuvaletler için kavga vardı'

Külsoy'un salon macerası ise şöyle başladı: Girişte kimliği istediler. Kayıt yaptılar. "Şapkanı çıkar" dediler. Çıkardım, fotoğraf çektiler. İçeri girdim. Salonda iki televizyon vardı. Her yer yatak olarak kullanılan sedyelerle doluydu. Az sonra tuvalet tarafından bir ses duydum. Tuvalet ve banyo iç açıcı değildi. Kirliydi, yetersizdi ve ihtiyacı karşılamıyordu. Biri "Haydi ulan, çabuk. Ev tuvaleti değil burası" diye bağırıyordu. Salonun bir köşesinde de sedye tartışması vardı. Biri diğerinin sedyesini kaptı.

'İçerisinin sıcaklığı 10 derece ve havasız'

Salondakiler sabah ezanıyla uyandı. Ezan sesini duyan kalkıyor ve hemen dışarı bakıyordu. Hava açmış mı diye, hava düzeldiyse gitmek için. Düzelmediğini görünce, çıkıp hava alıp, üşüyünce geri dönüyorlardı.

İçeride sıcaklık 10 dereceydi. İçerisi havasızdı. Çoğu ayakkabısını çıkarıp, başucuna koyuyordu. Horlayanlar çoktu. Belediyenin doktorları geldi. Hasta olanları muayene etti ve onlara ilaç verdi.

"Yargıtay'da hâkim akrabam var. Ama yazma, görür, ayıp olur"

Salondakiler için yemek çok önemliydi. Kahvaltıda çay, peynir, zeytin, öğle yemeğinde çorba, barbunya ve bulgur pilavı vardı. Ama hemen herkes uygulamadan çok memnundu. Şükrediyorlardı. Sürekli "Allah devletimizden razı olsun. Bu kar kış kıyamette dışarıda değiliz" diyorlardı. Hikayelerini dinledim. Mesela Nevzat, kundura ustası... "Yargıtay'da hâkim akrabam var. Ama yazma, görür ayıp olur" dedi. Yaşar, Sultangazi'de ablasının yanındaymış eniştesi istemeyince sokakta kalmış...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Gezi Parkıİstanbulİstanbul Büyükşehir BelediyesiYargıtayçaycep telefonu
Görüş Bildir