1948 Yılında Kimliği Belirsiz Bir Cesedin Kıyıya Vurması ile Başlayan Akılalmaz Hikaye: Taman Shud Olayı

6PAYLAŞIM

Olayın iç yüzü nedir gerçekten çok merak ettim...

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Tamam_Shud...

Gizemi çözülememiş olaylar arasında her zaman farklı bir yerde tutulan Taman Shud vakası, 1 Aralık 1948 yılında başlıyor.

Sabah 6:30 civarında Avustralya'nın Somerton Sahilinde 40-45 yaşlarında İngilizlere benzeyen bir adamın cesedi bulunuyor.

Önceki gün aşırı sıcak olmasına rağmen cesedin üzerinde son derece kalın kıyafetler olması ve bütün kıyafetlerinin etiketlerinin kesilmesi uzmanların ilgisini çekiyor.

Üstelik o dönemlerde şapka takmak günlük bir zorunluluk olduğu için şapkasının olmaması ciddi anlamda şaşırtan bir detay oluyor.

Kimliksiz, diş izi kayıtsız, kalbi ve ciğerleri tıkanmış, dalağı normalden 3 kat daha büyük bir şekilde bulunan cesedin ölüm nedeninin zehirlenme olduğu düşünülse de zehrin ne olduğu bulunamıyor.

Cesedin bulunmasından 45 gün sonra Adelaide İstasyonunda terk edilmiş kahverengi bir çanta bulunuyor. 30 Kasım günü kayıt edilen çantanın içerisinde kırmızı ekoseli bir cüppe, terlik, iç çamaşırı gibi gündelik yaşamda ihtiyaç duyulan eşyalar ve bunların yanı sıra tornavida, fırça, ufak bıçaklar, ve makaslar var.

Bulunan çantada en dikkat çekici şey ise Barbour marka bir iplik kartı!

İplik, bulunan cesedin cep dikişlerinde kullanılan ipliğin aynısı. Üstelik tıpkı cesedin kıyafetlerinde olduğu gibi çanta ve içerisindeki kıyafetlerdeki etiketler kesilmiş bir halde bulunuyor.

Polisler, incelemeler esnasında oldukça ilgi çekici bir nokta yakalıyor. Bu nokta ise kravatta "T. Keane", çamaşır çantasında "Keane" ve atlette "Kean" isminin yazılı olduğunu görüyor.

Üstelik kıyafetlerin bazılarında kuru temizleme etiketleri bulunuyor. Olayı araştıran polisler, T. Keane isminde kayıp bir kişinin bulunmadığını tespit ediyor. Kuru temizleme kayıtları da hiçbir yerde uyuşmayınca cesedin kıyafetleri tekrardan inceleniyor ve ceketteki bazı dikiş şekillerinin yalnızca Amerika'da kullanıldığı tespit ediliyor.

İncelemeler ile cesedin Amerika'dan geldiği düşünülüyor. Polis tüm bu delillerin ışığında bir senaryo yazıyor.

Söz konusu cesedin Sydney, Melborne ya da Port Agusta'dan birinden trenle geldiği, şehirde temizlenip tıraş olduğu ve Henley Sahiline doğru bilet aldığı düşünülüyor. 10:50 biletini almasına rağmen treni kaçıran adamın, Glenelg otobüsüne binmeden önce çantasını istasyonda unuttuğu iddia ediliyor.

Polisler söz konusu olayı bir açıklığa kavuşturabilmek adına böyle bir senaryo kurmuş olsa da otopsiyi gerçekleştiren doktorlar, tüm gün Glenelg'de dolaşan birine göre ayakkabılarının aşırı temiz olduğunu söylüyor.

Bunun üzerine cesedin öldükten sonra sahile getirildiği ve kıyıya vurmuş süsü verildiği görülüyor. Üstelik, ceset zehirlenmiş olarak kayıtlara geçse de zehirlenmenin iki ana unsuru olan kusma ve kasılma durumu cesette meydana gelmiyor.

Olayı daha farklı bir duruma taşıyan şey ise üst üste yapılan otopsiler esnasında cesedin kıyafetinde gizli bir cep bulunması oluyor.

Üstelik bu gizli cebin içerisinde "Taman Shud" yazılı bir kağıt bulunuyor. Bitti ya da tamamlandı anlamına gelen Taman Shud, Ömer Hayyam'ın Rubaiyat isimli kitabının son sayfasında yer alan bir cümle... Bunun üzerine polisler, şehirdeki her bir kitapçıyı dolaşıyor ve söz konusu kağıdı gazetelere veriyor.

Gazetede yırtılmış kağıdı gören bir adam, 30 Kasım günü Glenelg'de kapıları kilitlenmemiş ve arka koltuğunda söz konusu kağıt parçasının yırtıldığı kitabın olduğu bir araba bulduğunu söylüyor.

Son sayfasında "Taman Shud" kelimesinin yırtık olduğunu yapılan incelemeler sonucunda tespit eden polisler, aynı zamanda kitabın arkasında büyük harfler yazıldığını görüyor.

Harflerin yanı sıra bir de telefon numarası bulan polisler, numarayı aradıkları zaman cesedin bulunduğu sahile birkaç dakikalık yürüme mesafesinde oturan bir hemşireye ulaşıyor.

Polislerle görüşen kadın, 2. Dünya Savaşı esnasında Sydney'de çalışırken Ömer Hayyam'ın bu kitabına sahip olduğunu, fakat kitabı Alfred ismindeki Avustralyalı bir teğmene hediye ettiğini söylüyor.

Bunun üzerine polisler Teğmen Alfred'i buluyor ve elindeki Rubaiyat kitabını kontrol ediyor. Kitabın Taman Shud kısmının yırtılmadığını görünce hemşire şüpheliler listesinden çıksa da telefon numarasının kitabın arkasında neden yer aldığı bulunamıyor.

1948 yılında kıyıda bulunan isimsiz ceset ve peşinde meydana gelen olayların gizemi bugün bile açıklanamadı.

Siz bu olay hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım...

Bu içerikler de ilginizi çekebilir 👇

New Jersey'deki Bir Evi 1920 Yılından Beri Nesilden Nesile İzleyen Garip Aile: The Watcher Olayı - onedio.com
New Jersey'deki Bir Evi 1920 Yılından Beri Nesilden Nesile İzleyen Garip Aile: The Watcher Olayı - onedio.com
5 Kişilik Ailenin ve 2 Köpeklerin Katledilerek Evlerinin Bahçesine Gömüldüğü Olay: Dupont de Ligonnes Cinayetleri - onedio.com
5 Kişilik Ailenin ve 2 Köpeklerin Katledilerek Evlerinin Bahçesine Gömüldüğü Olay: Dupont de Ligonnes Cinayetleri - onedio.com
İki Eğitimli Gencin 14 Yaşındaki Çocuğu Önce Öldürüp Sonra Tuz Ruhu İle Eritmeye Çalıştıkları Leopold ve Loeb Vakası - onedio.com
İki Eğitimli Gencin 14 Yaşındaki Çocuğu Önce Öldürüp Sonra Tuz Ruhu İle Eritmeye Çalıştıkları Leopold ve Loeb Vakası - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
yetemely

Müge Anlıyı etiketleyin bi baksın.

kopekbaligi-eti

Scrabble'ın icat edildiği bir yılda kelime oyunları yapmaları ironik bir tesadüf olmuş :) Söylüyorum; 1948'de İsrail bölgesi ilan edildiği için İsrail'in oyunu olabilir.. Şaka şaka adamın aritrisi vardı. Yani eklem iltihabı. Kortizol da ilk defa 1948'de aritri için kullanılmıştı. Maktül tedavisinin peşindeydi. Adam kıyafetlerinin etiketlerini kesiyordu çünkü rahatına düşkündü. Buraya kadar bir gizem yok sonuçta herkesin ritüelleri vardır. Rahatına düşkün olduğu için de eklemlerini yormak istemediği için taksi gibi bir şeyle kısa mesafe bir yere gidip 'bir şey' alıp dönmek üzere eşyalarını emanet ederek yolculuk etti. Doktora gitti/veya arabayla alınarak götürüldü. Doktor ona kortizol verdi. (Eşyalar ve bilet sonradan da oldukları yere bırakılmış olabilir)

kopekbaligi-eti

Ancak adamın dalak büyüme sorunu da vardı. Aldığı kortizol strese, stres ise, kök hücrelerin kemik iliğinden dalağa salınmasına daha fazla neden oldu ve burada beyaz kan hücrelerine veya monositlere dönüştü ve kısa süre içinde yayıldı. Dalak böylece iltihaplı bir hücre rezervuarı haline geldi. Bilinenin aksine anksiyete veya stres tam olarak zararlı olmadığı gibi hayatta kalmaya bir miktar katkıda bulunabilir. Ancak problem bu kaygı sisteminin aşırı hızlanması ile ortaya çıkar. Adamın bu durumu kortizolun aşırı kullanımı ile birlikte dalakta ani yapısal değişikliğe yol açtı.

kopekbaligi-eti

Dalağın bağışıklık sistemi ve kırmızı kan hücrelerinden sorumlu olduğunu akla getirirsek aniden iltihaplı hücrelerle dolan dalak tıpkı iltihaplı dişin çekiminin yapıldığında olduğu gibi, acemi doktor tarafından verilen yanlış kortizolla beraber, alt sırtta böbreklerin üzerinde yer alan iki adrenal bezi; yani metabolizma, bağışıklık fonksiyonu, kan basıncı ve stres yanıtından sorumlu iki bezi de etkiledi ve adamın tüm temel fonksiyonlarını düzenlemek için hormonlar üreten bu hayati organların bozulması adamı öldürdü.

kopekbaligi-eti

Dalağın büyümesi ayrıca adamın bir süre önce geçirdiği tifo gibi mikrobik bir hastalığa da bağlı olabileceği için, bu hastalıklar devam ettiği sürece dalak büyümesi de devam ettiği için mikropların hala vücutta olma ihtimali ise onu daha hızlı bir ölüme götürmüş olabilir.

kopekbaligi-eti

Olayda delil karartma da var tabi. Soruşturmanın seyrinden haberdar olan ve polisten önce harekete geçenler de var. Bu hissediliyor. Gazetelere bilgi verilmesi de skandal! Yani belki de hemşire ve kitabın yırtılmamış olanıyla değiştirilmesini sağlayan doktorun sadık dostları gibi. Kortizolu en başta savaş sırasında askerler üzerinde denemiş ve el altından başkalarını tedavi etmeye, eşe dosta haber vermeye başlamışlar ve bu olay başlarına gelmiş olabilir. O kitapta kadının numarasının yazılı olduğunu bilen biri de çoktan kitabı yenisiyle dğeiştirmiştir. Yani öldürenler doktor bile değil bir hemşire ve bir teğmen de olabilir. Bilmiyorum Altan.

kopekbaligi-eti

Gazete haberine göre adam suda değil, dayanmış oturuyormuş. Ve uykusunda ölmüş gibiymiş. Bacakları da çapraz, üst üste koyulmuştu diyor. Kanı zehirlenirken ölen birinin bu kadar rahat, kasılmadan ölmesine imkan yok. Ancak yüzünde gerçekten de zehirlenmeye benzeyen bir tuhaflık var. Adamı getirip oraya koymuşlar. Adam muayenede ölmüş ve taşımışlar bence. Zaten hemşirenin adresi sahilin hemen dibindeymiş. İki dk taşımışlardır. Ancak kağıt parçasına yazılı not kısmını akıl edemediler.

kopekbaligi-eti

O zaman neden hemşirenin numarası çıktı, hem de sahile yakın oturduğu ve şüpheli listesine alınacağını bilerek, niye böyle salaklık yapsınlar derseniz; zaten istenen de buydu. Hemşirenin üzerine kalması. Ancak teğmenin hemen kitabın benzerini alması onu kurtardı. Yani bu durumda bu suçu bilen en az 3 kişi oluyor.

tictactoe

"Taman" değil "Tamam Shud"

ali-karaman5

Bu olayda adamın sevgilisinin parmağı var diye biliyorum. Kadın sık sık tanıyıp tanımadığına dair ifade değişmiş. Üstünden yıllar geçtiği içinde şehir efsanesine dönüşmüş.

emre-yilmaz145

ne akıl almazı amk. sikmişim tamamını da shudunu da

Görüş Bildir