14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nde Türkiye'de Tarımın Sorunlarına Kısa Bakış

 > -

Patatesin kilosunun 5 liraya dayanmasıyla iyice kafamıza dank etti Türkiye'de tarımın büyük sorunlarla karşı karşıya olduğu. Bir zamanlar Dünya'nın kendi kendine yeten 7 ülkesinden biri olmakla övünürken ne oldu da saman, buğday ithal eden, patatese servet ödeyen bir ülke haline geliverdik? İşte kabaca aklımıza gelenler.

Kaynaklar:

http://www.deu.edu.tr/userweb/iibf_kongre/dosyalar/uysal.pdf

http://www.turkvet.biz/yazi/ab_ve_turk_tarimi.pdf

http://www.mevzuatdergisi.com/2005/04a/02.htm

Tarım kesiminde girdiler sürekli yükseliyor.

Türk üreticilerinin yurt dışındaki üreticiler ile rekabet edebilme şansı maalesef yok. Bir yanda yüksek elektrik maliyetleri bir yandan gübre fiyatlarındaki artış, bir yanda pahalı mazot söz konusu.

Tohumlar çoğunlukla yurtdışından geliyor, dolayısıyla döviz kuruna bağlı. Ürün fiyatlarındaki ve döviz kurlarındaki artış maliyetleri artırıyor.

Mesela Niğde 'var yılında' 1 milyon patates üretimi ile Türkiye şampiyonu ama Türkiye'de 6 tane olan patates üreticiler birliğinden bir tanesi bile Niğde'de değil.

Niğde'de patates tarımı ile ilgili endüstri yok. Dondurulmuş patates fabrikası Türkiye'de 7 tane ama Niğde'de yok. Patates cips fabrikası Türkiye'de 4 tane, Niğde'de yok. Yani hammadde üretiyoruz ama onu endüstriyel ürüne dönüştürme konusunda sıkıntılarımız var.

Çiftçinin elinde sermaye kalmadığından üretim sürekli azalıyor. 50 kuruşa mal edilen ürünün kilosu 10 kuruşa satılınca çiftçi ne borcunu ödeyebiliyor ne de elinde gelecek sene ekim yapabilecek sermayesi kalıyor.

Buğday, pamuk, tütün, fındık, pancar… Anadolu toprağının pek çok has ürünü, artık üretilmeme tehlikesiyle karşı karşıya.

Bunların yerine, kanola, soya, kivi teşvik ediliyor, tarımsal gelenek değiştiriliyor. Arazi ve tapu politikalarıyla küçük üretici yerinden edilirken, teşvik ve kredi çilesi her tür rekabet karşısında Türkiyeli çiftçinin elini zayıflatıyor.

Türkiye'de 77 milyonluk nüfusun yaklaşık 15 milyonu (toplam iş gücünün %45'i) tarım sektöründe istihdam edilirken, AB-15 dediğimiz Avrupa Birliğinin ilk üyeleri 15 ülkenin 380 milyonluk nüfusunun yaklaşık 7 milyonu (toplam iş gücünün %5.6'sı) tarım sektöründe istihdam edilmektedir.

Tarımda makineleşme yıllar içinde iyileşmesine karşın hala istenen seviyenin çok uzağındadır.

Mesela 1.391.000 hektar tarım alanı olan Avusturya'da 1000 hektar başına düşen biçerdöver sayısı 68, traktör sayısı 237 iken bu rakamlar 25.938.000 hektar tarım alanı olan ülkemizde sırasıyla sadece 0.4 ve 37.4'tür.

Gübre kullanımında da bir hayli geride olduğumuzu belirtmek lazım.

Üretim verimliliğini yakından etkileyen bu duruma küçük bir örnek verecek olursak; 916.000 hektar tarım alanı olan Hollanda'da 1000 hektar başına kullanılan suni gübre miktarı 367 kg iken, 25.938.000 hektar tarım alanına sahip olan Türkiye'de bu rakam sadece 67 kg'dır.

AB ülkeleri tarım nüfusunu her yıl azaltmasına rağmen uyguladıkları akıllı tarım politikaları ve destekleriyle üretimini sabit tutmayı başarırken, biz nüfusu koruyup üretimi azaltmayı başarıyoruz.

Türkiye'de tarımdan üreticiden çok aracılar kazanıyor.

İşin bütün yükünü çeken üretici her yıl aynı paraya sattığı ürünün piyasadaki fiyat dalgalanmasını gördükçe ürününü satmamayı, gelecek yıl ekmemeyi, vs. düşünüyor.

İmara açılan tarım arazileri büyük bir sorun teşkil ediyor.

Her ne kadar "tarım arazilerinizi imar için kullanmayın" kamu spotları dönse de, diğer yandan hükümetin bu arazileri imara açması kafalarda soru işareti uyandırıyor. Geleceği tarımda değil de inşaatta gören kafanın eseri bütün bunlar.

"Türkiye’de son 10 yılda, 2 milyon 573 bin futbol sahasına denk gelen 27 milyon 825 bin 64 dekar tarım arazisinin, imara, inşaata kurban gittiği ortaya çıktı."

https://onedio.com/haber/turkiye-de-10-yilda-2-5-milyon-futbol-sahasi-buyuklugunde-tarim-arazisi-yok-oldu-406783

Ürünü işleyemiyoruz!

Mesela AB 15'te 1000 hektar başına ürün işleyen ortalama büyüklükteki işletme oranı  19.6, AB 27'de bu oran 15.9 iken Türkiye'de Türkiye sadece 6.1. Yani 10 kuruşa patates ihraç edip, 1 liraya cips olarak ithal ediyoruz!

Tarımsal göstergeler açısından AB & Türkiye araştırmasının sonuç kısmında aynen şu ifadelere yer veriliyor.

"Tarımda destek sisteminin verimi,ürün kalitesi, bölgesel özellikleri ve  arazi toplulaşmasını teşvik eden bir temelde Dünya Ticaret Örgütü kurallarına göre yenilenmesi için her türlü önlem alınmalıdır. Türk tarım sektörü çalışmada ortaya konulan yapısıyla AB ile tarımsal anlamda bir entegrasyondan uzak görünmektedir. Bu durum ülkemizde tarımsal alanda yapılması gereken reformlara gecikmeden başlanılması zorunluluğunu ortaya koymaktadır."

Sonuç

Sonuç olarak nüfusunun hala yarısına yakını tarım sektöründe olan bir ülke olarak bizde 30 kat küçük Hollanda kadar bile olamıyoruz. Verimsiz, kalitesiz, istikrarsız, desteksiz, plansız ve programsız, kendi başına bırakılmış bir çiftçimiz var. Çiftçilerimize "gitme sana muhtacım" diye duygusal reklamlar yapmak yerine tarımı nasıl daha etkili ve verimli yapabiliriz diye kafa yormakta fayda var.

"Ekim Alanı Son 20 Yılda Yüzde 60 Azaldı"

https://onedio.com/haber/ekim-alani-son-20-yilda-yuzde-60-azaldi-444975

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sekosek

Çiftçiye ananı al git dersen elinde tarım politikan bok gibi olursa olacağı budur.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AkaryakıtAvrupa BirliğiAvusturyaDövizfutbol
Görüş Bildir