Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

11 Maddede Lord Carnarvon'un Sır Ölümü ve Firavun Tutankhamun'un Laneti

-

Eski Mısır Uygarlığı, ilgi çeken gizemini sürdürüyor. Kazılar ve arkeoloji araştırmaları sürdükçe ortaya yeni bilgiler çıkıyor. Mısır'da yaşanan en ilginç olaylardan biri de Firavun Tutankhamun'un mezarının açılmasıyla ilgiliydi.

Kaynaklar: 1  2

1. Her şey, Lord Carnavron’un ölümüyle başladı

Herkes, Lord'un Eski Mısır'ın 18. Sülale firavunlarından Tutankhamun'un lanetine uğradığına inanıyordu. Lord, bu firavunun mezarının açılması için para harcamış ve bizzat kazılara katılmıştı. Lord Carnarvon’un ölümünü başka ölümler izledi. Tutankhamun'un mezarına girip çıkan ya da bu işe karışan birçok insan, anlaşılmaz bir biçimde yaşamını yitiriyordu. Firavun Tutankhamun öleli, 3000 yıldan uzun süre geçmişti. Yani, 3000 yıl sonrasına uzanan bir lanetten söz ediliyordu.

2. Lord, Mısır’a gidiyor

Bol parası olan ve yapacak pek işi olmayan İngiliz soylusu Lord Carnarvon, dünyayı dolaşıyor ve keyfine göre yaşıyorken, 1901 yılında Almanya'da Bad Schwalbach kaplıcalarında bulunduğu sırada bir araba kazası geçirdi. Göğsü, çok kötü zedelendi. İngiltere'ye döndü.

Soluk almakta güçlük çekiyordu. Bir süre tedavi gördükten sonra iyileşti. Ama özel doktoru ona tedbirli davranmasını tavsiye etti. Özellikle kış mevsimlerini soğuk İngiltere yerine, ılıman ve kuru bir iklimin egemen olduğu ülkelerde geçirmeliydi. O günlerde Mısır, Avrupalılar için çok gözde bir ziyaret yeriydi. Lüks oteller ve tarihsel kalıntılar, çok sayıda turisti buraya çekiyordu. Özellikle Krallar Vadisi denilen yerde yapılan kazılara Lord büyük ilgi duydu.

3. Lord, Arkeolog Howard Carter ile tanışıyor

Lord Carnarvon, Mısır'da kısa sürede eski sağlığına kavuştu. Ama Mısır'dan bir türlü kopamadı. Sanki bir şey onu dürtüyordu. Eski Mısır uygarlığını incelemeye başladı. Yapılan kazıları izlemeye koyuldu ve bir gün bizzat kendisi bu kazılara katıldı. 1907 yılında yine Mısır'dayken yurttaşlarından arkeolog Howard Carter'le tanıştı ve onu kendisine danışman yaptı. Carter, 33 yaşındaydı ve 17 yaşından beri Mısır'daydı. Birçok kazıda bulunmuş ve ünlü arkeologlara yardımcılık yapmıştı. Tarihi Kalıntılar Servisi'nde çalışmış ve Krallar Vadisi'ndeki kazıları denetlemişti; ama Mısır yetkilileriyle arasında anlaşmazlık çıkınca, görevinden istifa etmişti.

Lord Carnarvon kendisine rastladığı sırada, manzara ressamlığı yaparak hayatını kazanmaktaydı. O da nedense bir türlü Mısır'dan ayrılamıyordu. Lord Carnarvon, ona yılda 400 İngiliz Sterlini ücret ödemeye başladı. Mısır'da mezar demek, hazine demekti. Çünkü eski Mısırlılar, ölülerini öbür dünyaya en değerli hazineleriyle birlikte gömerek uğurlardı. Lord, bulunacak bir hazine ile Carter'e ödediği parayı kat kat çıkaracağına inanıyordu.

Arkeolog Carter, Carnarvon Lordu'nun parasıyla 15 yıl boyunca kazılar yaptı. Birinci Dünya Savaşı sırasında bile araştırmalarını sürdürdü. Bazen çok ilgi çekici bir mezar bulduğu oluyordu; ama yapılan masrafı karşılayacak bir tarihsel yapıt ya da hazine ortaya çıkmıyordu. 1922'de Lord, İngiltere'deyken Carter'e bir mektup yazarak, aralarındaki anlaşmayı iptal etmek istediğini bildirdi. Oysa Carter, o sıralarda önemli bir mezarın izi üstündeydi. İngiltere'ye gidip Lord'u kazıların sürdürülmesine ikna etmeyi başardı. Ekim ayında Mısır'a döndü. Kazıların yapıldığı Luksor bölgesine yerleşti. Kendisine şans getirmesi için bir kanarya satın aldı.

4. Carter, Mezarı buluyor

1 Kasım 1922'de o güne kadar hiç kazılmamış bir hektarlık bir üçgende çalışmalara başlayan Carter, 4 Kasım'da çökmüş bir merdiven girişi buldu. Bir gün sonra ise, bu girişin olduğunu kesin biçimde anlamıştı. İngiltere'ye telgraf çekmesi üstüne Lord, kızı Lady Evelyn ile birlikte Mısır'a gelerek bizzat kazılara katılmaya başladı. 26 Kasım'da, yaptıkları kazının bütün molozlarını temizlemişlerdi. Ardından sanki içeriden kilitlenmişçesine kapalı duran bir kapıyı açmayı başardılar. İçeri ilk giren Carter oldu. Gördükleri karşısında adeta dili tutuldu. Bu çok odalı mezarın giriş odası bile hazinelerle doluydu.

5. Tutankhamun’la buluşma

Lord Carnarvon, Carter, Lord'un kızı Lady Evelyn ve Carter'in yardımcısı, Arthur Callender ile birlikte bir gece mezarın ana bölümüne girmeyi başardılar. Tümü, gördüklerinin gerçek olup olmadığından kuşkuya düştüler. Her şey altındandı. Firavun'un mumyasının koskocaman bir altın sandukanın içinde olduğu anlaşılıyordu. Duvarlarda altın çerçeveli resimler vardı. Bunlar da firavunun ailesine aitti. Tanrı Osiris'i sembolize eden parlak, cilalı altın bir mask da duvarda asılıydı. Carter ve Lord, ne bulduklarını biliyordu. Bu mezar, 18. Sülale krallarından Tutankhamun'undu. Tutankhamun, M.Ö 1346-1339 arasında bir tarihte ölmüş, o tarihten bu yana mezar hiç açılmamıştı. Varlığı bile bilinmiyordu. Lord Carnarvon, bulduklarını bütün dünyaya ilan etti. Kazı sırasında çıkan bütün molozlar temizledikten sonra resmî açılış yapıldı. Olay, bütün dünyaya duyuruldu.

6. Yakında ölüm gelecek

Kazılar devam ederken ilgi çekici bir şey olmuştu. Bütün vaktini kazı yerinde geçiren Carter, kaldığı eve pek uğramıyordu. Oraya nasıl geldiği bilinmeyen bir kobra yılanı evine girmiş ve Carter'in kafeste yaşayan uğurlu kanaryasını yiyivermişti. Kazılarda çalışan Mısır'lı işçiler, inançlı kişilerdi. Bu olayı duyunca çok heyecanlandılar. Bunu bir uğursuzluk belirtisi olarak kabul ettiler. Çünkü kobra yılanı, Mısır hükümdarlığının simgesiydi ve Tanrıça Vadeet tarafından korunduğuna inanılan bir hayvandı. İşçiler, aralarında olayı şöyle yorumladılar: "Yakında ölüm gelecek…"

7. Lord’un sır ölümü

1923 Şubat'ında Lord'un sağlık durumu bozuldu. Anlaşılmaz bir biçimde dişleri döküldü. Ateşi, bir yükseliyor bir düşüyordu. Mart ayı başında Mısır'a döndü ve bir süre için durumu düzeldi. Ama daha sonra yeniden kötüleşmeye başladı. Ailesi hemen Mısır'a geldi. 26 Mart günü, Lord Carnarvon’da kan zehirlenmesi olduğu resmen açıklandı. 4 Nisan günü Kahire'de, Continental Svoy Oteli'nde komadaydı. Ertesi sabah saat 2'de, tüm hastalığı boyunca yanından ayrılmayan İngiliz hasta bakıcı, Lord Carnarvon’un öldüğünü bildirdi.

Tam o anda oteldeki ışıklar titredi ve söndü. Otelin penceresinden dışarı bakanlar, bütün Kahire'de elektriklerin kesildiğini gördüler. Kentte elektrik kesintileri çok sık olmakla birlikte, Lord'un öldüğü andaki arıza için hiçbir açıklamada bulunulmadı. Aynı saatlerde Lord'un İngiltere'deki şatosunda bulunan İskoçyalı kahya da dehşet içinde irkildi. Lord'un köpeği, titriyor ve uluyordu. Biraz sonra o da öldü.

8. ”Mezar, dokunana ölüm getirecektir”

Lord'un ölümü, bütün dünyada şok etkisi uyandırdı. Gazeteler, Firavun Tutankhamun'un mezarında bulunmuş yazılardan söz ediyorlardı. Eski Mısır yazısıyla yazılmış olan bu yazılardan biri, şöyle diyordu:

"Firavunun mezarına her kim dokunursa ölümün kanatları onu saracaktır.”

Arkeolog Carter ise, Tutankhamun'un mezarında bu türden bir lanetin bulunmadığını söyledi. Onu rahatsız eden bir tek şey vardı. Mezarın altın sandukasının önünde bir lamba bulmuştu. Bu lambanın üstünde şöyle yazıyordu:

"Gizli odaya girilmesini önleyeceğim. Benim görevim, ölüyü korumak."

9. Mezarı ziyaret eden ölüyor

Firavun Tutankhamun'un mezarını ziyaret eden arkeolog ve turistlerden bazıları da kısa bir süre sonra hastalanarak öldüler. Mezarın iç odalarından birinin açılışında bulunan kişilerden biri olan James Henry Breasted, ateşli bir hastalığa yakalandıysa da mezarda çalışmayı sürdürdü. 70 yaşına kadar, yani 12 yıl daha yaşadı. Amerikalı Milyarder George Jay Gould, mezarı ziyaret ettiği gün ateşlenerek aniden öldü. Arkeolog Carter'in yardımcılarından biri olan A. C. Mace, ateş nöbetlerine tutulunca işi bıraktı ve 1928'de öldü. Bir başka yardımcısı Richard Bethell, 45 yaşında kan dolaşımı yetersizliğinden öldü.

Bütün bu ölümlerin sebebi olarak, havalanan tozdaki bakteriler olduğu öne sürüldü. Ancak Bilim adamı Alfred Lucas, bazı bakteri örneklerini inceleyerek, bir tanesi hariç diğerlerinin zararsız olduğunu söyledi. Bir süre, mezar duvarlarını kaplayan mantarın bir alerjiye neden olduğu sanıldı. Ama bu konuda da bir kanıt getirilemedi. Eski Mısırlıların çok etkili zehirler ürettikleri biliniyordu. Açılan tüm mezarlarda böyle zehirler arandı. Ama bulunmadı.

10. Ölümlerin arkası kesilmiyor

Firavun Tutankhamun'un mezarına ilgi gösterildikçe, ölümler de sürüp gidiyordu. Kahire'de Lord Carnarvon’a bakan İngiliz hemşire, 1926 yılında (28 yaşında) doğum yaparken öldü. New York'taki Metropolitan Sanat Müzesi'nin temsilcisi Herbert Winlock, Mısır'a geldi. Firavun Tutankhamun'un mezarı yüzünden öldüğü sanılan insanların bir listesini yaptı. Kahire Üniversitesi'nden Dr. İzzettin Taha, yıllar sonra konuyla bilimsel olarak ilgilendi.

Taha, arkeologların ve müzelerde çalışanların ciğerlerinde mantar hastalıkları olduğunu buldu. Eski mezarlara girmiş olanların da bu hastalıktan ölmüş olabileceğini ileri sürdü. Kısa bir süre sonra Kahire 'den Süveyş'e giderken düz yolda kullandığı araba, karşı yönden gelen bir arabayla çarpıştı. Yapılan otopside Dr. Taha'nın çarpışmadan saniyeler önce solunum yetersizliğinden öldüğü ortaya çıktı. 

Tutankhamun'un mezarının kalıntılarının 1972'de Londra'da ve daha sonra da Amerika'da sergilenmesinde de gizemli ölümler meydana geldi. Bunlardan en üzücü olanı, Mısır Eski eserler Bölümü Müdürü Dr. Gamaleddin Mehrez'in ölümüydü. Mehrez, bütün bu gizemli ölümlerin, kuşkusuz kişiyi tedirgin edebileceğini, ama lânete kesinlikle inanılmaması gerektiğini söylemişti.

Müdür Mehrez: "Bakın bana!" demişti. "Bütün yaşamım boyunca mezarlar ve mumyalarla uğraştım. Bütün bunların bir rastlantı olduğunun en büyük kanıtıyım." Bu sözlerin üzerinden dört hafta sonra, sergilenecek eserler Londra yolundayken, 52 yaşında öldü.

11. Lanet devam ediyor

Sergilenecek eserleri Londra'ya götüren RAF uçağının baş teknisyeni  Lansdown, bilinmeyen bir nedenle Tutankhamun'un ölüm maskesinin bulunduğu kutuyu tekmelemişti. İki yıl sonra aynı bacağı garip bir kazada kırıldı. Mürettebattan başka kişiler de beklenmedik şekilde öldüler. Başka bir olay da ,1980'de "Kral Tutankhamun'un Laneti " adlı TV filminin çekimi sırasında ortaya çıktı.

Mısır'da çekimin birinci günü, tahıl yüklü bir araba bilinmedik bir nedenle devrildi ve filmin yıldızı Lan McShane'in bacağının 10 yerden kırılmasına neden oldu. Lan McShane'nin yerini Robin Ellis aldı, ancak başka yıldızlar yapıma katılma teklifini reddettiler. Belki de Tutankhamun'un laneti, bir hileden ibaretti. Belki de halkın inançları, böyle bir olayı yaratmıştı. Ya da Tutankhamun, mezarında rahatsız edilmeden bırakılmalıydı.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
lol-hiphop

herşeyin altından olması Anunnakiler'e işaret ediyor. Yani gökten gelenlere...

kalpsizleo

Adamlarda kıyamet kadar büyü zehir varmış hiyerogliflere baktığınızda kablosuz elektrik bile kullanıyormuş Hz. Musanın kaybolan sandukasında o teknolojinin olduğuna inanılıyor firavun kızıl denize kadar onu arkasından gitmesinin sebebininde biride bu olduğu söyleniyor yani kısacası adamlar o kapıya onu yazmışsa vardır bir olay en basiti belki 3 harfliler irtibata geçmişlerdir.

heineken

Lan McShane ne lan :D Ian McShane olmasın.

collateral

bunun tek açıklaması büyü.. eski mısırda büyülcülük yaygındı. Büyücülerle, Musa As düellosunda, asasını atıp Allah'ın izni ile kobra yılanı olunca tüm mısır, bunun büyü olmadığını anladı ve yaratılışı görerek fena etkilendi ama yinede buna büyü densede, etkisinden çıkamadılar. Bu etki tutankamo,ramses ve diğer firavunlar içinde geçerlidir, güç simgelerini kobra yılanı şeklinde yapmalarının nedeni budur.

zuzie

Dr. Bishop olaya el koysa ne bakteriler, virüsler, nanotekno icatlar bulur.

Başlıklar

AlmanyaAltınAmerika Birleşik DevletleriBilimİngiltereMısırolay
Görüş Bildir