Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Umut Kısa Yazio: Neden Adil ve Etik Bir Hayvan Hakları Yasası Çıkamaz?

99PAYLAŞIM
Yazio Banner

Aramızda bir hayvana eziyet edilirken ya da bir kuzu kesilirken etkilenmeyen ya da çok üzülmeyen var mıdır bilmiyorum ama tüm hayvanların acı çekebildiğini ve onların acılarıyla empati yapabildiğimizi biliyorum. Herhangi bir canlıya verilen acı “iyi insan” diyebileceğim her varlığın önemli gündemlerinden biridir. Uzun süredir beklenen ve gündemde olan “Hayvan Hakları Yasası”nın anlamlı bir şekilde çıkmasının mümkün olmadığına inanıyorum. Bunun çok önemli sebepleri var ve görünen o ki henüz bir sürü engele ve soruna bir çözüm bulamadık. Ben maddeler halinde bazı sorunları yazarak nelerin çözülmesi gerektiği hakkında bazı fikirler vermek istedim.

Sorun 1. Korunması istenen “Hayvan”ın bir tanımını yapmak çok zor!

Hayvan kavramı kelime olarak Hayeyan şeklindeki bir Arapça kelimden gelir ve hyy harfleri canlı, diri anlamlarını verir. Biyolojik varlığına baktığımızda ise hayvan kavramı yerine Latincedeki Animalia kavramını kullanmamız gerekir. Bu anlamda hayvanlar sineklerden böceklere, koyunlardan, kedilere, köpeklerden aslanlara ya da farelere kadar uzanan ve hatta hareket etmeyen bazı türlere kadar genişletilebilir. 

Bu nedenle hukuki anlamda bir tanım yapmanız gerektiğinde ve “Hayvanlara eziyet etmek ya da öldürmek” yasaktır dediğinizde fare zehri üreten firmalar, sinek öldürenler, karınca ezenler ya da koyun kesenler suçlu durumda olacaklardır. Bu sizi “Sadece şu hayvanları öldürmek ya da eziyet etmek yasaktır.”a götüren sadece vicdanımızı rahatlan bir anlayışa götürür. Amacımız sadece kedi ve köpekleri korumaksa garip bir mutant yasa çıkarmaktan daha ileriye gidemeyiz.

Sorun 2. Dini nedenlerle hayvan ölümleri

İnsanlar dinlerini özgürce yaşamak konusunda anayasalarla desteklenirler. Müslümanlarda çoğu çiftlik hayvanı, Hıristiyanlarda domuz kesimi, farklı kültürlerde beslenme için köpek, yılan ve yarasa türlerine kadar birçok hayvan hem dini nedenlerle hem de beslenmeye ilişkin olarak öldürülür. Eğer tüm kalbimizle samimi bir yerde durursak bir Çinlinin köpek kesmesiyle bir İtalyan’ın domuz kesmesi ya da birinin beslenmek için avlanması açısından çok da bir fark olmadığını anlarız. Kanun metni bunu şöyle ifade ederse konunun kimseyi tatmin edeceğinden emin değilim: “Dini nedenlerle ve beslenme nedenleriyle hayvanlar öldürülebilir.”

Sorun 3. Hayvanat Bahçeleri

Hayvanların insanlara eğlence sunması nedeniyle gösterimi yüzlerce yıldır devam etmektedir. Hayvanat bahçesi dediğimizde de genellikle aklımıza bir kafesin arkasında yer alan goriller, aslanlar veya kuşlar gelir. Her birimiz yine empati yapar ve acılarını sonuna kadar hissederiz. Ancak ya bir evde olan, tasmayla dolaşmak zorunda olan köpekler, evlerde kafeslerde yaşayan kuşlar, hamsterlar… 

Onlar da o kadar farklı mı? Çoğu insanın buna “Evet ama sokakta yaşayamazlar.” dediğini duyuyorum ancak dünyada çok gelişmiş ve bazı hayvanların neslini devam ettirmek için çalışan bilimsel araştırma yuvası ve onları doyurabilmek ve güçlü tesislerini ayakta tutabilmek için ziyaretçilerden gelecek gelire bel bağlamış yüzlerce hayvanat bahçesi var. Bunu geride bıraksak bile bir tavuk çiftliğinde ya da entansif tarım yapılan ve boğazlarından antibiyotikle dolu yiyecekleri bir huniyle alan kazların yaşadığı çiftlik daha mı az acı doludur. Bana sorarsanız Washington Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesi’nde yaşamaya karşı Nazi Toplama Kampı sayılabilecek bir çiftlikte yaşamaya tercih edebilirdim. Hayvanların doğada yaşamayı tercih ettiğini varsayıyoruz ama bundan o kadar emin değilim. Çoğu insan yemek bulabileceği, çiftleşebileceği ve doktor imkanlarının olduğu beyaz yakalı ve bordro karşısında özgürlüğünü satabilirken, neden bir şempanze çiftleşebildiği, hiç aç kalmadığı ve bir ağaçtan diğerine atlayabildiği ve asla bir kurt tarafından korkuyla var olmayacağı bir dünyayı seçmesin. 

Üstelik, Smithsonian Ulusal Hayvanat Bahçesi gibi bir yerdeki ortalama bir şempanze ömrü doğadakinden çok daha uzun. Bundan daha önemli sorun ise kanunun nasıl kaleme alınacağı. Mesela şöyle bir madde gerçekten işimize yarar mıydı? “Hiçbir hayvan kapalı alanda bulunamaz ve ticari olarak sömürülemez.” Bu maddenin birçok çiftçinin canını acıtacağına eminim.

Sorun 4. Hukuk Sistemi

Yukarıda yazdığım birçok sorun eğer jüri sistemi olsaydı hafifleyebilirdi. Çünkü insan gözü ve aklı neyin vahşet olduğunu neyin olmadığını daha kolay ayırabiliyor. Fakat somut hukuk sistemleri ya da Kıta Avrupası Hukuk Sistemi bunu kolaylıkla yapamaz. Net kurallar olsa bile Jüri kararının önemli olduğu Anglo Sakson Hukuk Sistemi’nde birini öldüren katil bile jüri tarafından suçsuz bulunabilir ama tüm Kıta Avrupası Hukuk Sistemi’nde ceza hukukunun en önemli özellikleri net olması ve analoji yasağının bulunmasıdır. Yani ne yazıyorsa hâkime çok az takdir yetkisi bırakarak uygulanır.

Bu yazıyı yazmamın bir diğer nedeni de hayvan hakları konusunun arkasında düşünülmesi, incelenmesi gereken binlerce derin felsefi konular olmasıdır. Konuda taraf olmamaya özen gösteriyorum ama bazılarına çözüm bulmak neredeyse imkânsız. Bir yere çizgi çizip gerisini düşünmemek rahatlatabilir. Kitap Koala’yı kurduğum zaman da en çok istediğim şey “Hiçbir canlının canının acımasını istemiyorum.” vizyonuydu. Bir canlının diğer bir canlıyı hangi koşullarda katledebileceğini zihnimde gerekçelendirmek bile acı veriyor. Ben kendimce bir yol seçtim. Şimdilik rahatlatıyor, rahatlayamadığım zamanlarda da içimdekileri yazıya döküyorum. Sığındığım cümle de hep şu: “Benim yüzümden hiçbir canlının acı çekmesini istemiyorum ve acı çekeni gördüğümde de elimden geldiğince acısını azaltmaya çalışacağım.” Bu yüzden en sevdiğim şey kitapkoala ile hayvanları tedavi ederek onların acısını azaltmak.

Bu konuda dünyadaki hiçbir hukuk sisteminden başarılı bir sonuç çıkmasını bugünkü dünya için mümkün görmüyorum. Bunun için daha çok okumalı, konuşmalı ve fikir alışverişinde bulunmalıyız. Mevcut bilgi, farkındalık, empati halimiz ve kategori merkezli düşünce yapımızla böylesine hayati bir konuda çözüme ulaşmak çok zor. Benim bu alanda mutlaka okumanızı önereceğim/rica edeceğim iki eser: Peter Singer’ın Ayrıntı Yayınları tarafından yayınlanan Hayvan Özgürleşmesi ve Frans De Waal tarafından kaleme alınıp Sander Yayınları tarafından yayınlanan Mama'nın Son Sarılışı. 

Facebook

Twitter

Instagram

Linkedln

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
birilerikonusur

ya seneler gecti, kapsamli, her sektoru tek tek ele alan bir yasa her gun 1 satir yazilsa simdiye cikmis olurdu. kimse ustune egilmek istemiyor nedeni bu.

kitmir-kitkit

Kölemiz yaptığımız hayvanları eşitimiz olarak görmek istemiyoruz. Köle sahipleri de siyahi köleleri için böyle düşünmez mi? C.Darwin

siriusblackk

bence, vegan, vejetaryen ya da peskataryen olmak insanların kendi seçimiyken "inekleri kesiyoruz ama" gibi bir önerme doğru olamaz. Et yemek ya da yememek insanın kendi seçimiyken, hayvanlara iyi davranmak kesinlikle bir seçim olmamalı. Türkiye'de bu yasa çıksa, zorlanır mıyız sizce acaba kim ceza alacak diye? Her gün pati kesme, tecavüz, sopayla dövme, kafasına sıkma haberlerinden bıkmadınız mı? Ceza alacak kişiler gayet belli değil mi? Hayvanat bahçelerinin ve su parklarının gerçeklerini bilmeyen yoktur mesela hele hele sirklerin. Gitmeyin? Bir kere bile gitmedim, canlı fili görmüşüm görmemişim ne sanki? Hayvanın oradaki acısına, hasretine, yalnızlığına neden demir parmaklıklar ardından bakıp gitmek insanların hoşuna gidiyor, anlamıyorum. Daha bu konularda gidecek çok yolumuz olduğu kesin, ama kesinlikle bir yerden başlamak lazım.

Görüş Bildir