Trans Halterci Laurel Hubbard'ın Tokyo Olimpiyatları'na Seçilmesi Eşitlik Tartışmalarını Alevlendirdi

8PAYLAŞIM

Kesinlikle iyice düşünüp iki tarafı da memnun edecek bir yol bulunmalı!

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Yeni Zelanda Olimpiyat Komitesi, 87 kilogramda yarışacak trans kadın Laurel Hubbard’ın, 23 Temmuz’da başlayacak Tokyo Olimpiyatları için Kadın Halter Milli Takımı’na seçildiğini açıklamıştı. Bu kararla birlikte 43 yaşındaki sporcu Olimpiyat Oyunları'nda yarışacak ilk trans sporcu olmuştu.

Sporcu 2017'de düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası'nda gümüş madalya, 2019 Pasifik Oyunları'nda ve Roma 2020 Halter Dünya Kupası'nda altın madalya kazanmıştı.

Detaylara buradan bakabilirsiniz;

Olimpiyat Oyunları’nda Yarışacak İlk Trans Sporcu: Yeni Zelandalı Laurel Hubbard - onedio.com
Olimpiyat Oyunları’nda Yarışacak İlk Trans Sporcu: Yeni Zelandalı Laurel Hubbard - onedio.com

Resmi olarak olimpiyatlara kadınlar kategorisinde katılmasında herhangi bir problem yok çünkü 2015 yılında IOC, trans kadın sporcuların, kanlarındaki testosteron oranının litrede 10 nanomolun altında olması koşuluyla müsabakalara katılmasına onay vermişti. Hubbard, bu kriterleri taşıyor. Görünüşte herhangi bir problem yok.

Fakat Yeni Zelanda'nın bu kararı ve IOC'nin trans bireyleri daha avantajlı konuma getirdiği söylenen kuralı eleştiri yağmuruna tutuldu. Hatta geçtiğimiz aylarda Belçikalı halterci Anna Vanbellinghen, 2013 yılından önce erkekler kategorisinde yarışan Hubbard'ın Tokyo Olimpiyatları'na katılmasının 'haksızlık' olacağını savundu.

Vanbellinghen, transların haklarını sonuna kadar savunduğunu ancak onlara, başkalarınınkinin feda edilmesi uğruna hak verilmemesi gerektiğini savunarak, “Halterde antrenman yapan herkes bu durumun eşitsizliğe neden olacağını bilir” dedi.

Birçok kesimden gelen tepkilerin ardında da Yeni Zelanda Olimpiyat Komitesi, "Laurel dünyanın en iyi haltercilerinden biri olmasının yanı sıra uluslararası kriterlere aykırı bir durum yok. Ayrıca biz herkese saygı duyuyoruz” şeklinde bir açıklama yaptı.

Sosyal medya da bu tartışmalara dahil oldu haklı olarak. Birçok kadın, trans sporcuların müsabakalarda biyolojik kadınlarla aynı kategoride yarışmasının kadınların başarısına gölge düşüreceğini dile getirdi. Bu haklı bir endişe çünkü biyolojik anlamda erkekler kadınlardan daha hızlı ve güçlü. Bunu inkar edemeyiz.

Haliyle kadınlar açısından eşitliğin yıkıldığı bir durum söz konusu.

Diğer yandan bir kesim de kadınlık hormonu alan trans kadınların kaslarının ve kemiklerinin zayıfladığını söylüyor. Herhangi bir avantaj elde etmediklerini iddia ediyorlar.

Fakat örneklerine baktığımızda durum aksini söylüyor. Daha önce erkekler kategorisinde yarışıp herhangi bir başarı elde edemeyen sporcuların kadın kategorisinde yarıştıktan sonra madalya kazanmaya başladıklarını görüyoruz.

@hale_akay

Bu şekilde eleştiriler sunduğunuzda da transfobik damgası yiyorsunuz. Acı ama gerçek. Bunun daha eşitliği sağlayan bir yolunun bulunması gerekiyor en kısa zamanda.

İki tarafın da mağdur olmayacağı şekilde düzenlemeler yapılmalı. Örneğin kategori düzenlemesi yapılabilir.

@ekinda

Bir yanda ayrımcılığın devam ettiğini düşünen translar diğer yanda kadın sporlarının sonunun geldiğini söyleyen kadınlar var. Yorum sizin!

@kenzelville

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
basar-demirsoy

Şimdiye dek olimpiyatlarda kadın - erkek kategorilerinin farklı olması kadın sporcuları dışlamaya, ne bileyim ayrıştırmaya neden oldu mu? Olmadıysa ya siz fazla düşünüyorsunuz, ya da eskiler umursamıyor demektir. Çözüm de burada, madem bir biyolojik ayrım var, buna göre ya eskilerin kadın - erkek ayrımı gibi yeni biyolojik sınıflar yaratacaksınız, ya da eskinin yaptığı yanlıştı deyip tüm branşları tek bir sınıf altına toplayacaksınız.

filiz1.

kaslar zayıflasa ne olacak boy yine 1.90.

selin_nothanks

Kimliklerine saygım var ama ayrı bir ligde yarıştırılmalarının herkes için daha adil olacağını düşünüyorum. Bazı spor branşları içinde bile cüsse faktörü önemliyken bu kadar kritik biyolojik farklılıkların önemini göremiyorsak ideoloji budalası olmuşuz demektir. Bu işin sadece hormonlarla ve kas yüzdesiyle alakası yok. Erkek vücudu temelden kadın vücudundan farklı gelişiyor. İskelet yapısı, kemik ve kas dokularının yapısı ve akciğer kapasitesi bunlara örnek. Biyolojik olarak erkekler kadınlara hız ve kuvvette depar atar, bu hep böyleydi ve hep böyle olacak. Ne kadar östrojen alırlarsa alsınlar trans atletler iskeletlerini değiştiremez ve bu onları avantajlı kılar. İşin içinde temelden haksızlık var. Doping gibi avantaj sağlayan etkenler yasaklanıp sporcunun itibarını bozarken buna nasıl izin verilebiliyor?

erci-e

Eee, istediğiniz oldu işte hiç zırlamayın... Sürekli sjw, lgbt bilmem ne... Ektiğiniz biçiyorsunuz işte, ne bekliyordunuz ki?

dicle.

lgbti haklarını sonuna kadar savunurum ama gerçekten biyolojik olarak eşit olmayacaksa çok haksızlık olur. Bu da aslında kadınları küçük duruma düşürür, istenilenin tam tersi yani.

Görüş Bildir