Riskli ama Prestijli Bir İsimsizleşme Oyunu: Pazarlamada Markaların Son Gözdesi ‘Debranding’

-

Son dönemde dikkatimizi giderek daha fazla çekmeye başlayan bir pazarlama trend'i var; 'debranding'. Kısaca markaların kendi kendilerini isimsizleştirmesi diyebileceğimiz bu kavramın geçmişi aslında eski de olsa, trend oluşu yeni sayılır. Başarılı örnekleriyle beraber biraz inceledik; birlikte bakalım!

Kaynaklar: 1  2  3

"Nedir debranding?" derseniz, en kısa haliyle isimsizleştirmek, üründen marka ismini çıkarmak diyebiliriz.

Debranding kavramı, markanın bir ürününde veya logosunda marka ismini kullanmaması şeklinde olabildiği gibi, hiçbir ürün veya logoda marka ismine yer vermemek şeklinde de yapılabiliyor.

Süreli de olabiliyor, süresiz de.

Pazarlama dünyasında debranding’in tarihi 20 yıl kadar öncesine gitmesine karşın, Türkiye’deki geçmişi hayli kısa.

İsimsizleştirme, yani markayı marka yapan en önemli şey olan ismi markanın üstünden çıkarmak, aslında uzun zamandan bu yana hayatımızda, markaların da gündeminde olan bir kavram.

Debranding'in bilinen ilk örneği Nike; ve bunu yaptığında sene 1995’ti. Ürünlerinin üzerindeki “Nike” yazısını attı, ve sadece “swoosh” logosu kaldı.

Bizler de sadece ikonu ile birlikte onu tanıyabilir hale geldik. Bu, tüketici algı yönetiminin zirve noktalarından biri olarak da değerlendirilebilir aslında. İsmini görmeden, sadece logosu ile tanınır hale gelen Nike, debranding kavramının en güzel ve başarılı örneklerinden biridir.

Bir diğer örneği Starbucks.

Debranding açısından yıllar boyunca hem adım adım markasının logosunu modernize etti, hem de isimsizleştirerek bilinirliğini geliştirdi.

Türkiye özelinde bunu başlatan marka ise Coca-Cola oldu.

Coca-Cola, ürünlerinin üzerine isimler ekleyerek hem kişiselleştirme trendini, hem de isimsizleştirmeyi bir arada uygulamış oldu.

Üzerinde kendi adımız yazan ya da sevdiklerimizin adının yazdığı kutular, şişelerle çekilen fotoğraflar sosyal medyada dolaşmaya başladı ve yaratılan bu viral etki ile şahane bir pazarlama yürütülmüş oldu.

Aynı şekilde, Nutella.

Coca-Cola’nın yaptığı çalışmayı Nutella’nın fırıncıları onurlandırmak için yaptığı kampanya izledi. Bu çalışmalar ile Türkiye’deki pazarlama dünyasında bu kavram bir anda hızlıca yerini aldı ve kendinden söz ettirmeye başladı. Nutella kendi sitesi üzerinden de istediğiniz ismi yazmanıza imkan vererek markayı daha kişisel bir yerde konumlandırdı.

Ve örneğin Tadelle.

Tadelle ise ikonik kırmızı paketlerinin üzerine “Sev”, “Başla”, “Ağla”, “Affet”, “Eğlen” gibi sözcükler yerleştirerek uyguladı bu trend'i.

Türkiye uygulamalarını bir yana bırakırsak, elbette dünyadan örnekleri çoğaltmak mümkün. Mesela,

Kimsenin herhalde burada bu iki markanın ismini görmesine gerek yok.

Ayrıca,

(Tabii ki.)

Bu arada başka enteresan kullanım örnekleri de var. Mesela Gucci.

Bir dönem taklitlerinden sıkılan Gucci, hem biraz hava atmak için, hem de sadece kaliteyi isteyen müşterileri için 2 farklı kategoride, logolu ve logosuz olmak üzere çantalar çıkarmıştı. Logosuz çantalardan daha çok kar ettiğini de açıklamıştı.

Peki bu olayın amacı nedir? Debranding neden var?

Her şeyden önce, kurumsal şeyleri sevmediğimiz için; bu bir.

Çünkü minimalizmin yükselişi durmuyor; bu iki. Artık kimse kalabalık, karmakarışık, yazılarla dolu reklamlardan ve başka şeylerden haz etmiyor. Bilhassa da yeni nesil.

Aslında farklı farklı kullanım amaçları olsa da, temelde bu iki sebepten söz edebiliriz.

Bir karar verirken neden büyük oranda duygularımızla ve dürtüsel olarak hareket ettiğimizi şurada incelemiştik 👇

İnsan Zihninin Çalışma Şeklini Açıklayan ve Okudukça Hak Vereceğiniz Raket-Top İkilemi! - onedio.com
İnsan Zihninin Çalışma Şeklini Açıklayan ve Okudukça Hak Vereceğiniz Raket-Top İkilemi! - onedio.com

Satın alma konusunda yapılan araştırmalara göre de, satın alma kararlarının %50’si satış noktalarında kendiliğinden oluşuyor. 

Bu noktada tüketiciyle kurulabilen bağ da haliyle çok önemli hale geldi.

Tabii ki de bu debranding olayına giren markaların hepsi bilinen markalar.

Nike’ın ya da Starbucks’ın logosunu görüp de bilmeyenimiz yok. Olay da zaten buradan çıkıyor.

Markalar için debranding, bir nevi imza ve başarı ispatı gibi.

Sonuç olarak debranding’in yeni nesil pazarlamada gayet yerinde bir strateji olduğu açık. Daha sıcak, kurumsaldan uzak, az ve öz.

Gördüğünüz gibi, üzerinde DEVASA harflerle marka adı yazılı ürünlerden, markaların kendi isimlerini ürünlerin üzerinden kaldırmasına kadar geldik. Ama iyi ki de geldik.

Siz ne düşünüyorsunuz?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
utopya

Bence Sistem Türkiye ve dünyada en çok sigara satıcılarının işine gelecek. Sigara reklamının yasak olduğu ülkelerde tanınabilirliğini bu sistemle firmalar reklamsız ama inceden gösterebilir. Aynen phillip morris in şun da yapmış olduğu " red " imajı gibi. Sigara reklamı yapmadan her kızmızı gördüğünde marlboro yu hatırlatmak gibi ...

colpan

minimalizm en çok biz tasarımcılara yaradı çaktırmayın ;)

paco-hernandez

efes ve tuborg da devlet eliyle mecbur bu işe girdi

textn

Kısacası selpak Kim kağıt mendil diyor ki?

sertacgnlts

o başka...

nabizade-nihavend

O durumun adı jenerik marka oluyor. Bir ürünün adı o alanda markalaşmış bir şeyle özdeşleşirse bu duruma jenerik marka deniyor. Selpak, Kamyon, Jeep, Gilette, Calgon, Kot gibi markalar buna örnek sayılabilir..

mustafaaydogan17

Peçete diyorum

erlik

logo avı diye bir oyun yok muydu bir aralar ?

Başlıklar

olaytrend
Görüş Bildir