Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Levent Buda Yazio: Hastalık Nasıl Söyler?

289PAYLAŞIM
Yazio Banner

Hani geçtiğimiz hafta sağlıktan söz etmiştik. Mevzubahis insan olunca çok girdili karmaşık sistemin (organizma) matriks değerlendirmesi sonucu sağlık kavramının aslında göreceli olduğundan yola çıkarak bilinçteki dengenin bizde sağlıklılık kavramını yarattığı sonucuna varmıştık. 

Yine aynı düşünce sistematiği ile ilerlersek anlarız ki, hastalık da bilinçten kaynaklanan bir dengesizlik durumudur ve bilinçten kalkan bilgi bedenlerimizde (fiziksel, zihinsel ve ruhsal) şikayetler olarak kendini gösterir. Aslında bu kadar basit değildir, elbette. Genetik getirimiz, çevresel faktörler, epigenetik gibi pek çok kavram enerjinin iletimi mekanizmaları hastalık kavramını anlamak için irdelenmesi gereken konulardır. Ancak basitleştirilmesi anlaşılmasını kolaylaştırır. Diğer kavramlar başka yazıların konusu olmaya şimdiden iyi adaylardır. Kısaca şikayet hastalığın dilidir. İşte hastalık böyle söyler. 

Hastalık fizik bedende ağrı, kaşıntı gibi sonuçlar doğururken, zihinde şüphe, endişe gibi düşünceleri  ortaya çıkarırken, duygusal olarak da üzgün olabiliriz. Alın size bütünsel bir hastalık tablosu. Bu arada çevremizde olup bitenler de üstüne üstüne geldi mi, sonuç ahlar ve vahlar.

Bilinç bu anlamda hastalığın merkezi ve naif. Dışarıdan gelecek her uyarıya hassas.

Düşünsenize istemeden kulak misafiri olduğunuz bir sohbet bile iyi ya da kötü bir durumun tetikleyicisi olabilir. Yani bir travmaya dönüşebilir. Bu da bize şöyle düşündürmez mi: her hastalığın zihinsel bir temeli olabildiği gibi, zihinsel sonuçları da vardır! 

Bakınız, Mualla Hanım, otobüse binmiş. Otobüste yirmi kişi varmış ve Mualla Hanım sohbet eden iki kişinin söylediklerini bir süre dinlemiş ve hiç de anlam veremediği bir şekilde bir sıkıntı hissine ve endişelere kapılmış. Bir an kendini varacağı yere gelmeden otobüsten atmak istemiş. Tam da bu sırada başka bir yolcu basit bir soğuk algınlığı geçiriyormuş ve bir iki kez hapşırmış. Ardından bir iki gün içerisinde Mualla Hanımda bir soğuk algınlığı yaşamaya başlamış. Ancak otobüsteki yirmi kişiden başka kaç kişi hasta olmuş bilemiyoruz, fakat hepsinin hasta olmadığını kestirebiliyoruz. Ve ardından da olmayanlar için onların bünyesi sağlammış yorumunu yapabiliyoruz.  

Burada bağışıklık sisteminden söz edebiliriz. Bünye diye kast edilen zaten bağışıklık sistemidir. Ana trik tam da burada. Mualla Hanım kulak misafiri olduğu sohbet ile bilincine gelen travmatik uyarılar ile bir anda bir sıkıntı ve endişe yaşarken aslında bağışıklık sistemini de olumsuz anlamda etkilemişti. Böylece hasta yolcunun hapşırığı ile saçtığı mikroplar için kolay bir ortam haline gelmişti.

Şu ana dek hastalığın zihinsel temelini çok basit ve öyküleştirerek anlatmaya çalıştık. Gelelim asıl sonuçlarına.

Mualla Hanım basit soğuk algınlığı olduğunda bütün diğer benzer hastalığı olanlar gibi benzer fiziksel şikayetlere sahipti. Hapşırıyor, burnu akıyor, gözleri yanıyor ve hafif ateşi yükseliyordu. Ancak hastalığını ayakta geçiriyordu ve benim bir şeyim yok deyip, günlük mutad iştigali ile uğraşıyordu. Oysa ki, Kenan Bey benzer fiziksel şikayetleri olmasına rağmen eve gidip arka odada bütün dış uyarılardan izole bir halde uzanmak ve kimse ile temasta bulunmak istemiyordu. Lise öğrencisi Şeyma ise salonda televizyon karşısında uzanmak istiyor ve annesine sürekli mızlayıp, ondan ya sıcak ıhlamur, ya da tavuk suyu çorba istiyordu. Kısacası şefkat bekliyordu. Sedat Kardeşimizde ise anlamsız bir endişe ile oluşan huzursuzluk vardı ve hiçbir yere sığamıyor öylece odanın içinde dolanıyordu.  

Bir hastalık dört farklı zihin. Birisi gayet sakin günlük işleri ile ilgilenirken, diğeri yalnızlığına sığınırken, diğeri şefkat talep ediyordu. En sonuncusu ise aşırı endişeli ve huzursuzdu.  İşte bütün hastalıkların zihinsel bir temeli varken, zihinsel sonuçları da olacağının öyküleştirilmiş basit anlatımı.  

Ancak buradan çıkacak sonuç çok önemli. Çünkü asıl anlaşılması gereken her insanın tek, özel ve biricik olduğu. Yani bireyselliğin önemi. Her insan bir birey ve kendine özel ise, hastalığı da bireysel ve kendine özeldir. Durum böyle olunca da basit bir soğuk algınlığında dahi hasta bireysel özelliklerine uygun, geliştirdiği fiziksel, zihinsel, ruhsal şikayetleri ile bir arada değerlendirilmeli ve uygun değerlendirme sonucunda bir iyileşme planı yani tedavi planı çıkarılmalıdır. İnsan karmaşık bir organizmadır ve hiçbir algoritma ile tam olarak açıklanamaz. Bireysel bir yaklaşımı ihtişamı ile hak eder.  

Her ne söylerse Hastalık, işte böyle söyler! 

Instagram
Facebook
Twitter
LinkedIn

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir