Lakabı Ölüm Meleğiydi: Masum Bakışlarının Altında Bir Savaşçı Yatan, Sovyetlerin İlk Kadın Nişancısı Roza Shanina

-

Siz onun masum görünüşüne bakmayın, içinde acıması olmayan 19'luk bir katil, namıdiğer Ölüm Meleği yatıyor.

1924'te bir gazinin kızı olarak dünyaya geldi Roza.

Adını Marksist devrimci Rosa Luxemburg'dan almıştı ve hayatının daha ilk yıllarında adından aldığı hırçınlığı ortaya koymaya başladı. Zorlu koşullarda geçen eğitim hayatı onu daha güçlü biri yaptı fakat o güçlü karakterini yaşamayı pek istemediği bir olay sonrasında keşfetti.

Aralık 1941'de Mikhail'in ölümü ailesine bildirildi, abisi Leningrad Kuşatması'nda yaşamını yitirmişti.

Ve o günden sonra Roza, abisinin cephedeki ölümünü kendi için bir kırılma anı görerek tamamen gönüllü olarak orduya katıldı.

Orduya katıldığında yapılan eğitimler gösterdi ki Roza komutanlarından bile daha iyi nişan alabiliyordu.

Bu sebeple de eğitimlerini tamamladıktan sonra cephede keskin nişancı olarak görevlendirildi.

Bu görevlendirme öyle sıradan bir olay değildi zira Roza Sovyetler Birliğinin ilk kadın keskin nişancısıydı ve bu görevde gösterdiği başarı ve 3. Belarus cephesindeki çabalarıyla dikkat çekince onur madalyasıyla ödüllendirildi.

Savaş ilerledikçe Roza'nın da ünü ordu çapında arttı hatta artık düşman orduları bile ondan bahseder olmuştu.

Öyle ki 1944 yılına gelindiğinde onu manşete taşıyan bir Kanada gazetesi Shanina için "Doğu Prusya'nın görünmez terörü" başlığını atmıştı.

Keskin nişancılığın son seviyesi: Görünmez terör!

Peki o, savaş esnasında neler hissediyordu? Bunu anlamak için düzenli tuttuğu günlüklerine bakmak gerek.

O günlüğe savaş esnasında başlarına gelenleri taşıdığı kadar kişisel meselelerini de yazmıştı. Hatta Nikolai adındaki birinden hoşlandığını yazsa da bir birliktelik veya evlilik düşünecek zamanı olmadığını söylüyordu.

Onun için tek bir amaç vardı ve başka bir şeye kendini adayamazdı. Günlüğünde böyle yazıyordu.

Savaşın hararetli günlerinde başlayan Bagration Harekatı'nda alınan yeni bir karar Shanina ve arkadaşlarının canını sıkacaktı.

Karar açıktı: Kadın keskin nişancılar bu karar onlara ulaştıktan sonra görevden çekilmeliydi.Fakat Shanina'nın da aralarında bulunduğu bir grup kadın keskin nişancı bu kararı görmezden gelip gönüllü olarak görev vermeye devam etti.

O yine de cephe hattına resmi olarak gönderilmek istiyordu, bunun için özel istekte bulundu.

Fakat bu isteği komutanları tarafından pek hoş karşılanmadı ve direkt olarak reddedildi. Kurallarla arası pek de iyi olmayan Shanina bu emri hiçe saydı ve cephanesini toplayarak cepheye doğru yol aldı.

Bu isyankar hamlesi sebebiyle cezalandırıldı fakat orduya gönülden bağlı olduğu için askeri mahkemede yargılanmadı.

İsteği ordudan ayrılmak yahut savaştan çekilmek değildi, aktif müfrezelerden birine dahil edilmek ve başka hiçbir şeyle meşgul olmadan sürekli cephede olmak istiyordu.

Hatta bu talebinin yerine getirilmesi ve cepheye kabul edilmesi için Josef Stalin'e iki defa mektup bile yazdı.

Talebi olumlu sonuçlansa da bu isteği onun sonunu hazırlayacaktı. Cephede yer aldığı Doğu Prusya Taarruzu'nda, Almanlar bölgeyi kontrol altına almış, Shanina ve beraberindekileri köşeye sıkıştırmıştı.

16 Ocak 1945'te tuttuğu günlüğe aslında daha güvenli bir yerde olmak istediğini ama kaynağını bilmediği bir gücün kendisini savaş alanına çektiğini yazdı.

Kendisine o an itiraf edebilmişti bunu.

Fakat bu günlük sayfasının devamında yine mücadeleciliğini koruyacak biçimde 'hiçbir şekilde korkmadığını ve gerekirse yumruk yumruğa savaşacağını' not ediyordu.

Bunları yazdıktan dokuz gün sonra, 27 Ocak'ta Shanina cephede ağır yaralı olarak bulundu.

Olay anını kayıt altına alan askeri raporlara göre ne kaçarken ne de kendini savunurken yaralanmıştı, yaralı bir topçuya vücudunu siper etmeye çalışırken olmuştu her şey.

Aldığı darbede bir şarapnel parçası göğsünü yarıp geçmişti. Kurtarılmaya çalışılsa da ertesi gün yaşamını yitirdi.

Sovyet ölüm meleğinin arzusu gerçekleşmiş, son nefesine dek savaşmıştı.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
malik-gurdogan

Bunların yaptıkları , bizim atalarımızın yaptıkları yanında nedir ki ?

safak-nalbantoglu

…Ve çeliğe su verildi

kahraman-sezer

Bi Ludmila Pavlichenko değil..

huseyin-kafkas

İnsanları öldürüyorsun ve karşılığında alkış alıyorsun. Ne garip!!!

nostradamus

Vatan savunması diye bir şey duydun mu hiç hayatında?

unknown_member

Eylemlerin niteliği duruma göre değişir. Öldürmek kötüdür ama ülkeni savunurken iyidir. Tam tersi mesela yardımlaşmak iyidir ama sınavda yaparsan kopya çekmek olur.

queensever

hayat bizim sıradan, sıkıcı yaşamlarımızdan ibaret değil işte neler var neleer. umarım filmi de çekllir ...

Görüş Bildir