Kendimizin Yarattığını Sandığımız Ancak Farkında Olmadan "Çaldığımız" Fikirlerin Sorumlusu: Kriptomnezi

113PAYLAŞIM

Bir arkadaşınıza anlattığınız anıyı bir süre sonra o arkadaşınızın sanki kendi başından geçmiş gibi anlatmasına şahit oldunuz mu?

"Aklıma şöyle bir şey geldi..." diyerek ortaya attığınız yaratıcı bir fikri düşünün.

Bu herhangi bir tartışmada, işte ya da okuldaki bir sohbette gerçekleşmiş olabilir. Yeri, zamanı yahut bağlamı mühim değil. Düşündüğümüz ve savunduğumuz bazı şeylerin "bizden doğduğunu" düşünürüz, kendi çapımızda haklı da sayılırız.

Ancak böyle durumlarda yaratıcı fikirlerden ziyade yüksek ihtimalle bir kriptomnezi örneğiyle karşı karşıyayız.

Kriptomnezi, söylemesi zor olsa da karşılaşması çok kolay bir fenomen.

static0.srcdn.com

Zihnimizin bizimle bir nevi dalga geçişi bu, bir yerde okuduğumuz ya da duyduğumuz bilgiyi, deneyimi sanki kendimize aitmiş gibi tekrar ortaya atmak.

Kriptomnezinin tanımı bu.

Ünlü yazar William Faulkner, şöyle der:

"Yazarın yaşadığı herhangi bir deneyim, onun davranışlarını etkiler ve bu deneyimler sadece okuduklarıyla kısıtlı değil, aynı zamanda duyduğu notalar, gördüğü resimlerdir."

Kriptomnezinin fikir hırsızlığı gibi görülmemesi gerektiğini vurgulamak için bu alıntıyı getirdik, kimse telaşa kapılmasın diye.

Sanat dallarında çok sık görülen bir durum bu, örneğin aşağıdaki eseri üreten kişi Van Gogh'tan esinlendiğini bilmiyor olabilir.

Ancak onun çizgileri, renkleri kullanma biçimi buraya yansımış ve sanatçının burada yaptığı şey de çalıntı fikirleri sunmak değil. Bu eseri üretirken tamamen yeni bir şey ortaya attığına inanıyordu muhtemelen.

Fikir hırsızlığı yaşanmış olabilir mi? Yargıda bulunmak kolay değil. Yani karşılaştığımız her detay bir fikir hırsızlığı örneğiyle karşı karşıya olduğumuzu düşündürse bile bir anda karar vermek pek doğru değil.

Çünkü karşınızdaki kişinin niyetini okumak sandığınız kadar kolay değil.

Örneğin akademik bir yayında birebir aynı cümleler kullanılmış, benzer yapılar yaratılmışsa bunun bir intihal olduğu sonucuna varabiliyoruz fakat yaratıcılığın zemininde tartışırken aceleci olmamak gerekiyor, kriptomnezi bize bunu öğretmek için ortaya atılmış bir kavram.

Bizler yaşadığımız çevrenin, inançlarımızın, kültürel kodlarımızın bir toplamıyız.

Bu yüzden benzer şeyleri düşünmemiz garip değil.

Twitter'da birbirinin tweet'ini çalma üzerine bol bol tartışmalar olur, herkes o cümleyi ilk kendisinin yazdığını söyler. Çoğunlukla da biri popüler olan ifadeyi alıp yeniden dolaşıma sokmuştur ancak aynı düşünce trenine binip aynı şeyleri yazma ihtimalimiz yok mu? Tabii ki var. Bilinçsiz olarak gerçekleşmesi, ona çalıntı yaftası yapıştırmayı engelliyor.

Bilimsel olarak kriptomnezi, hafızamızın anlık bocalamasının bir sonucu.

Bir konuya dair bilgi, bir anı, bir yaratıcı fikir zihnimize yerleşmiş ancak onu nasıl öğrendiğimizin bilgisini almamışız. Sadece bilginin kendisi var ve kaynağını bilmediğimiz için o bilgiyi oraya kendimizin yerleştirdiğine inanmakta çok da zorlanmıyoruz.

Bir arkadaşınıza anlattığınız anının bir süre sonra o arkadaşınız tarafından sanki kendi başından geçmiş gibi anlatılmasına şahit oldunuz mu?

Muhtemelen sizin anınız onun da yaşadıklarıyla bağlantılı bir yere dokunuyordu ve bir anda o deneyimi kendi deneyimiymiş gibi hafızasına kazıdı. Farkında bile olmadan kendi anısıymış gibi anlatması, kriptomnezinin küçümsenemeyecek kadar ciddi bir fenomen olduğunun en büyük ispatı değil mi?

Uzun lafın kısası, bir fikre çalıntı demeden önce bir kez daha düşünün. Belki o kişi durumun farkında bile değildir.

Kaynaklar: 1, 2, 3

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
missrosa

hadi len ordan

sergo

Bu bilimsel çıkışınızla bu tezi çürüttüğünüz için tenksyu

Görüş Bildir