İlk Daimi Fransa Elçimiz Seyid Ali Efendi'nin İlginç ve Bir O Kadar da İronik Maceraları

-
Abone ol

Padişah III. Selim idaresi altındaki 18. yüzyıl sonları gayet aksiyonlu geçmiştir. Şüphesiz ki bunda Fransız İhtilali'nin payı büyüktür. Osmanlı bu dönemde yabancı ülkelerde büyükelçilikler açmaya başlamıştır. Seyid Ali Efendi de siyasi ilişkilerin çok karışık olduğu Fransa'ya gidecektir.

İhtilal gerçekleştiğinde İstanbul'daki Fransız elçisi kral tarafından atanmıştı. 1789'u takip eden yıllarda kral idam edilip Fransa'da cumhuriyet ilan edilince, İstanbul'a yeni bir elçi tayin edildi.

Osmanlı bu yeni elçiyi tanıyarak, Fransa Cumhuriyeti'ni de resmen tanımış oldu. Monarşi imparatorlukları Fransa'daki ihtilalden, kendilerine de tesir edebilir korkusuyla, rahatsızdılar. Özellikle Rusya bu konuda Osmanlı'yı yanına çekmek istiyordu. Osmanlı ise bu devletler arasında sıkışmıştı. Oluşan şartlara göre konumlanıyor ve en faydalı tarafta durmaya çalışıyordu.

Seyid Ali Efendi 1796 yılı sonlarında Fransa'ya ilk daimi elçi olarak atandı. Fakat resmi yazışmaların yapılıp yola çıkması için birkaç ay daha geçecekti.

24 Mart 1797'de gemiyle yola çıkan Ali Efendi'nin yolculuğu tam 52 gün sürdü. Bir süre de Marsilya'da bekletildikten sonra 13 Temmuz 1797'de Paris'e ulaştı. Bu sırada Fransa'nın yeni Dışişleri Bakanı da Talleyrand olmuştu. Cumhuriyetin de yıldönümüne denk gelmesi hasebiyle, Seyid Ali Efendi'nin kabulü bayram kutlamalarıyla birleştirilmiş ve çok coşkulu bir havada tören gerçekleşmiştir.

İlk defa daimi olarak kalmak üzere bir Osmanlı elçisinin gelmesi, Paris halkının ilgi ve merakını uyandırmıştı.

Herkes bu Türk elçiyi görmek için meydanlara akın ediyordu. Kıyafeti, görünüşü, tavırları Fransız basınında ve kamuoyunda ilgi odağı olmuştu. Fakat bu ilk günlerdeki aşırı ilgi ve alaka 1-2 ay sonra azalarak bitti ve her şey normal seyrine döndü.

Seyid Ali Efendi Rumca biliyordu fakat Fransızca'ya hakim değildi. Bunun için yanına birkaç tercüman almıştı.

Tercümanlar Türk değildi ve Fransa Dışişleri Bakanı Talleyrand onları elde etmeyi başardı. İstediğinde Osmanlı elçisini yanlış yönlendirebiliyor ve manupülasyonlara uğratabiliyordu. Bu durum ilerleyen süreçte Seyid Ali Efendi'yi hatalara sevkedecek ve onu hem padişaha hem devlete karşı zor durumda bırakacaktır.

Tam o devirlerde genç general Napoleon Bonaparte'ın adı duyulmaya başlanmıştı. 1798 yazında bu general Mısır'a büyük bir taarruz için yola çıktı.

Napoleon'un Malta'yı zaptetmesi dört bir yanda duyulmuştu ve seferin Mısır'a devam edeceği söylentileri etrafta dolaşıyordu. Elçi Seyid Ali Efendi bunun üzerine hemen Fransa Dışişleri Bakanı Talleyrand'a gitti ve konu hakkındaki kaygılarını iletti.

Bu görüşmede Talleyrand şunları söyledi: ''Osmanlı ve Fransa eskiden beri dostlardır. Böyle bir iftirayı atanlar derhal cezalandırılacaktır. Çünkü bu iki eski dostun arasını bozmaya çalıştılar. General Bonaparte'a biz Mısır hakkında bir emir vermedik. Tek amacı Malta'daki bizim aleyhimize çalışan hükumeti zapt ve Akdeniz'deki korsanlıkları önlemektir.''

Diplomasinin kurnazlığına alışık olmayan Seyid Ali Efendi, bakanın söylediklerine itibar etmişti. Bunları aynen İstanbul'a iletti.

Fakat Napoleon çoktan Mısır'ı vurmuştu. Hatta Akdeniz'de İngiliz donanması ile çatışmışlar ve Fransa'nın birçok gemisi harap olmuştu. Bu haberlerden birkaç gün sonra yine Seyid Ali Efendi'nin Fransa'nın Mısır'a gitmeyi planlamadığı yolunda bir mektubu daha geldi. Sadrazam kağıdın sol üst kenarına ''Elçimiz Mısır maddesinden haberdar olmadığından hala Fransızlar tarafından kandırılmaktadır'' diye devam eden bir bilgi notu ekledi ve mektup padişah III. Selim'e gönderildi. Padişah ise kağıdın sağ köşesine şu notu yazdı '''pek eşek herif imiş.''

Seyid Ali Efendi ''eşek herif'' durumuna düşmüştü. Ama elinden gelen de bu kadardı. İlk defa Avrupalı sinsi bir diplomatın, kurallarını bile bilmediği, oyununa katılıyordu.

1802'de İstanbul'a geri dönen Seyid Ali Efendi, geri kalan yıllarını III. Selim taraftarlığıyla geçirdi. Fakat muhaliflerle de görüşüyor, her iki tarafa da oynamak istiyordu. Nitekim 1807'de III. Selim tahttan indirilirken birçok yenilik taraftarı da katledildi, fakat Seyid Ali Efendi'ye dokunulmadı. 

II. Mahmud'un iktidarını tehdit eden ve sadrazamın dahi öldürüldüğü 1808 sonundaki isyanda, Seyid Ali Efendi'nin Yeniçerilerle de işbirliğinde olduğu anlaşıldı. İstanbul'dan kaçan Seyid Ali Efendi Çanakkale'ye kumandan tayin edildiği söylenilerek affedildi. Fakat bu bir tuzaktı ve ölüm emri verilmişti. 1809'da başı kesilerek idam edildi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Dio Banner
tugce-altunbas2

dilini bilmediği ülkeye elçi olarak yollanması başlı başına bir drama zaten 😏

kerem-kasigur

Fransız Kalmışın lafını genelde onlara edilmiş bir hakaret olarak türettiğimizi zannediyordum ama bence hedefi bizmişiz lan. bu laf kesinlikle bu saftirik dayı için söylenmiş.

samoa-tiger

Sizin komedi anlayışınız buysa ben buraya bir hikaye yazsam CmYlmz'ı sollarım. Şimdi gidin kendi aranızda sessizce gülün.

ilterisderleyen-toplayan

Tek komik Yani, 3. Selimin pek eşek herif imiş demesi. Bir ülke Elçyi sırf dilini bilmiyor diye kandırıp yanlış yönlendiriyor bu nasıl komik olabilir

nejdet-remoglu

komik mi uyuz herifi ayakta uyutmuşlar

Görüş Bildir