Hepimizin Çevresinde Bir Tane Var: Uzmanlar, Hep Haklı Çıkmaya Çalışan İnsanların Ortak Özelliğini Açıkladı
Sosyal ilişkilerde, iş toplantılarında veya aile içi tartışmalarda karşısındakini dinlemek yerine sürekli bir savunma duvarı ören, her koşulda haklı çıkmaya odaklanan insanlarla karşılaşmışsınızdır. Dışarıdan bakıldığında özgüvenli veya baskın bir karakter gibi görünen bu kişilerin aslında ortak bir psikolojik temeli paylaştığı ortaya çıktı: Düşük özsaygı ve duygusal güvenlik eksikliği.
Detaylar 👇
Birçok modern terapiste göre, sürekli kendini açıklama ve haklı olduğunu kanıtlama ihtiyacı, zamanla öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisidir.

Uzmanlar, her tartışmada son sözü söyleme isteğinin ya da hatalı olmayı kabul edememenin, çoğu zaman derin bir reddedilme korkusundan kaynaklandığını belirtir. Bu kişiler için haksız olduğunu kabul etmek yalnızca bir yanlış yapmak değildir; aynı zamanda yetersiz, değersiz ya da savunmasız hissetmek anlamına gelir.
Bu davranış biçimi genellikle çocuklukta gelişir. Sadece “doğru” davranıldığında onay görülen ya da hataların sert biçimde eleştirildiği ortamlarda büyüyen bireyler, yetişkinlikte de benzer bir tehdit algısı taşır. Bu yüzden daha kimse karşı çıkmadan kendini savunmaya başlar, sınırlarını uzun açıklamalarla korumaya çalışır ve “haklı olma”yı adeta bir zırh gibi kullanır.
Sürekli haklı çıkmaya çalışan kişilerin en belirgin özelliği, kendilerini gereğinden fazla açıklama eğilimidir.

Uzmanlar bunu, kişinin adeta duygusal bir “kimlik kartı” gösterme çabası olarak tanımlar. Çünkü kişi, düşüncelerinin ya da aldığı kararların tek başına yeterli olduğuna inanmaz; karşısındakini ikna edene kadar konuşmayı sürdürür.
Bu noktadan sonra iletişim, fikir paylaşımı olmaktan çıkar ve onay kazanma mücadelesine dönüşür. Haklı çıkmak, kısa süreli bir rahatlama sağlar ancak uzun vadede özsaygıyı zedeler. Çünkü kişinin kendine verdiği değer, içsel bir yerden değil, tartışmanın sonucundan beslenmeye başlar.
Bu durumda psikolojik olarak sağlıklı olmak, her zaman haklı çıkmak zorunda hissetmemekle ilgilidir.

Bazen yanılıyor olabileceğini kabul edebilmek, güçlü bir ruh halinin göstergesidir. Uzmanlar, bu kısır döngüden çıkmak için net ama kısa sınırlar koymayı ve savunmasız olabilmenin gücünü önerir. Bir tartışmada “Haklı olabilirsin” ya da “Bu senin bakış açın” diyebilmek, aslında özgüvenin en açık işaretlerinden biridir.
Gerçek özsaygı, kendini başkalarına kanıtlama ihtiyacı duymadığında artar. Sürekli haklı olma çabasını bırakıp gerçekten dinlemeye odaklanmak, insanı zihinsel olarak rahatlatır ve ilişkilerdeki yıpratıcı çatışmaları azaltır. Çünkü haklı olmak sizi koruyabilir ama mutlu etmez. Anlayabilmek ve esneyebilmek ise insanlar arasında gerçek bağlar kurmanızı sağlar.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın