Girdiğiniz Ortamda Herkesin Kulak Kesildiği Bir Retorisyen Olmanızı Sağlayacak Kelimeler

-

Altı bir türlü doldurulamayan 'Günde 100 kelimeyle konuşur olduk.' eleştirisini bir kenara bırakalım, kelime hazinemizi geliştirmek bizlere yeni fikirlerin ve kendimizi daha iyi ifade edebilmenin kapısını aralayacak tek yolu.

Daha çok okumanın yanında Türkçe'nin yüzlerce yıldır kendini değiştirerek bünyesine dahil ettiği bu pratik, kelime dağarcığınıza renk getirecek kelimelerle gelişim yolunun ilk taşlarını döşemeye başlayabilirsiniz.

Birçok farklı anlamı olmasının yanında zeyrek, halk ağzında usta kişileri tanımlarken sözlük anlamı hızlı kavrayan, zeki kişiyi tanımlar.

Bazı kavramlar vardır, neredeyse tek bir cümleyi birkaç harf yan yana geldiğinde anlatabilir. Müftehir de onlardan biri, herhangi bir olaydan dolayı övünç duyan kişi anlamına geliyor.

Aynı anlama gelen farklı kelimelere hakim olmak cümle yapısına uygun olanı seçebilmeyi de sağladığından anlatımı kuvvetlendirir. Müphem, belirsiz, net olmayan kavramlarıyla aynı anlama gelmesine rağmen bazı cümlelere tüm bunlardan daha iyi uyum sağlayabilir.

Aslında sık kullandığımız 'fark' kökünden gelen tefrik ayırt etme, ayrıştırma eylemi anlamına geliyor.

Belirtmek gerek, Eski Türkçe metinlerde dört işlemdeki çıkarmayı tanımlayarak kullanıldığını da olurdu.

Sultayı öğrendikten sonra sonuna bir 'n' eklediğimizde ortaya çıkan sultan kelimesinin anlamını daha iyi kavramaya hazır olun. Tıpkı bir yetki sahipliğinin sağlaması olarak anlaşılan sultan kelimesi gibi sulta da yaptırma gücü anlamına geliyor.

Nişanyan Sözlük sultanın bir nebze olumsuz bir yaptırım gücü olarak kullanıldığından da bahsediyor.

Umutsuzluğu anlatan yeis kökünden türeyen meyus, bir şeyden umudu kesmeyi, umutsuzluğa düşmeyi anlatıyor. TDK meyusu yanında -olmak ile cümle içerisinde tanımlıyor, şöyle örnekleniyor:

“Bir ümidin çıkmaması, insanın ikinci defa meyus olması demektir.” 

Dönem dönem karşımıza çıkan fakat tam anlamının zihinlerdeki müphemliği sebebiyle iletişim dolaşımımıza girememiş bir kelime, fennî. Bilimsel yöntemine göre, kurallarına dikkat edilerek yapılan işi tanımlar.

Anlamdaşları yoğun olarak kullanılsa da onlar kadar mıncıklanmamış veçhe, özellikle yönelim kavramını, genel olarak da yön anlamını sırtlıyor. Örnek kullanımını şöyle gerçekleştirebiliriz: 

Toplumsal fenomenleri politik veçhelerinden soyundurup salt sosyolojik belirleyene indirgemek çok zordur.

Burada yorumlama anlamındaki şerhi almak yerine şerh düşmeyi bir kavram olarak ele almak istedik. Bir tartışmada ortaya atılan teze karşı fikir belirtmek yahut alınan bir kararın eksik kısımlarına tamamlayıcı bir yorumda bulunmak olarak açıklayabiliriz şerh düşmeyi.

İngilizce kökenli gibi görünen fakat Farsça kökenli oluşuyla şaşırtan bir kelimemizdir girift. İç içe girmiş, karmaşık ve birbirine dolaşmış anlamlarına gelse de bir şerh düşmek gerekir. Öyle ki Nişanyan Sözlük'e baktığımızda sözcüğün 1300'lü yıllardaki kullanımları arasında tutsak anlamı da var.

Şöyle örnekleyebiliriz:

Bu eserde, bilim ve felsefenin girift yapısı çözümlenmeye çalışılmış.

Yapısına bakıldığında anlamına dair ipuçları barındırmasa da yine uzun bir kelime grubunu tek başına açıklayabilen, kuvvetli bir kelime serencam. Bir iş yahut olayın sonunu, sonucunu anlatır. Yani, serencamımız hayır olsun!

Bir hastalığın bulaşması, yayılması olarak eski zamanlarda kullanılsa da 1000 yıllık bu kelime yoğunlukla farklı noktalara yayılan şeyleri tanımlamak için kullanılıyor.

Nişanyan Sözlük cezb kökünden türeyen cezbeyiTasavvuf'ta kullanılan, bilinçten arınma hali olarak tanımlıyor. Modern kullanımı bilinçten arınma kadar keskin bir etki yaratmasa da herhangi duygu veya bir düşüncenin etkisiyle aşırı ölçüde coşma ve bunun sonucunda kendinden geçme durumu olarak tanımlayabiliriz.

İsmet Paşayı birer serdengeçti cezbesiyle savunanlar arasında ben de vardım. 

Cümle içerisinde anlamını kazanan ve bazı yapıları tıpkı bir kilidi açan anahtar gibi tamamlayan kelimelerden biri mütevellit. -den meydana gelen anlamını taşıyor, Misal, nefretten mütevellit duyguları anlatmak zordur.

Bir şeyin içyüzünü, niteliğini anlatmak için kullanılır mahiyet, belki de halihazırda zaten kullanıyorsunuz. O zaman bahsetmeye gerek bile yok.

İçerdiği a sesli harflerinin çift okunduğu amiyane, tınısından da kendini belli eden bir anlama sahip. Genele ait, basit anlamlarını taşır, kökü olan ve halkı tanımlayan ammeden türemiştir. Nişanyan Sözlük'te verilen örnekle zihinlere nakşedelim:

Kirkor daima: 'Zo bana ne oldu ben bilemem/Eski halime hiç göremem' gibi meyhane bayatı, āmiyāne şeyler okur.

Bencilliğin eşanlamlısı enaniyet, tıpkı bencillik gibi ben anlamına gelen ene kökünden gelir. Kişinin müstakil bir benliğe sahip olma hissini yani egosunu tanımlıyor.

Feraset de iki ayrı anlama sahip, görece kaygan bir kelime olmasına karşın hayli kullanışlı olduğunu belirtelim. Bir yanda kavrayışta, görüşte uyanık olma halini, diğer yanda da direkt olarak anlayış, kavrayışı tanımlıyor. 

Uzun lafın kısası, bu içerikte takdim ettiğimiz köklü kelimeleri kullanacak feraset hepimizde bolca var. Değil mi?

(Bu kelimeleri seçerken kaynak olarak kişisel notlardan, bu makaleden, TDK sözlüğünden ve Nişanyan Sözlük'ten faydalanıldı.)

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
unknown_member

50 sene önce herkes kullanıyordu bunları...

pippabacca

Herkes tarafından kullanılmayan kelimeleri kullanayım entelektüel görüneyim .

kymelria

altlarındaki açıklamalarda yazılan Türkçelerini kullanıyorum. hem karşımdaki ile anlaşmak kolay oluyor hem de Türkçe konuşmuş oluyorum. ayrıca sadece eski kelime kullanmakla retorisyen olunmaz. logos, ethos, pathos u ne yapacağız?

Başlıklar

Bilim
Görüş Bildir