Felsefi Bakış Açısıyla Zihin Oyunlarını Sevenlere: Tanrı'nın Varlığına Yönelik 7 İlginç Teori

-

Tanrı'nın varlığı için en ilginç ve kışkırtıcı felsefî sözlerden birini ünlü Alman filozof Nietzsche söyledi: "Tanrı Öldü". Nietzsche "Tanrı öldü", dedi demesine ancak Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu ile ilgili tartışmalar bitmiş değil. 

Bu sebeple aralarında kimi felsefeciler ve bilim insanlarının da bulunduğu insanlar tarafından ortaya atılan ilginç zihin egzersizleri varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Bu zihin egzersizlerine/argümanlara geçmeden önce şu notu düşmekte fayda görüyorum: Bu argümanların hiçbiri ne kutsal kitaplarla/dinlerle ilgilidir ne de bilimsel gerçeklerdir. Dolayısıyla bunları ne dinî ne de bilimsel açıdan kesin birer gerçekmiş gibi değerlendirmeyin lütfen. Sadece beyninizi besleyecek zihin oyunları olarak düşünmek çok daha yararlı olacaktır.

Kaynak: http://io9.gizmodo.com/the-7-most-intrig...

1. Tamamen mükemmel bir varlık kavramının olması, Tanrı'nın varolması demektir.

Bu argüman klasik ontolojik ya da "a priori" bir argümandır. Zihnimizde tamamen mükemmel bir varlık kavramına sahip olduğumuza göre, böyle bir varlığın gerçekte de olması gerekir. Çünkü bu durum sadece zihnimizde olsaydı, bu o mükemmelliğe aykırı olacaktı. 

Tanrı bu mükemmellik kavramına en uygun varlık olduğuna göre, onun olması gerekir. Bu görüş, özellikle Orta Çağ'da savunulmaktaydı.

Sizce mükemmellik argümanı mantıklı mı?

Evet.
Hayır.
Çekimserim.

2. Evrenin var olmasının bir ilk nedeni olmalı.

Filozoflar buna "Birinci Neden Sorunu" veya "Kozmolojik Argüman" demektedirler. Bu akıl yürütme zincirinin Platon, Aristoteles ve Aziz Thomas Aquinas gibi savunucuları bulunmaktadır. Bu argüman her olayın bir nedene sahip olması gerektiği varsayımına dayanılarak ortaya konulmuştur. 

Fakat nedenlerin geriye gidişinin sona ermediğini varsayarsak, bu sefer de sonsuz sayıda neden olması gerekirdi. Dolayısıyla böyle bir olaylar serisinden ziyade, her şeyin ilk sebebi olacak, "koşulsuz" bir neden ya da "aşkın" bir varlık olması gerekmektedir bu görüşe göre.

İşte bu neden de "Tanrı"dır...

Sizce ilk neden argümanı mantıklı mı?

Evet.
Hayır.
Çekimserim.

3. Varlıkların ve durumların ortaya çıkması için yeter sebep ilkesi bulunmalıdır.

"Neden ve nasıl oluyor da hiçlikten başka şeyler var?" "Kozmolojik argüman" ya da "yeter sebep" ilkesi olarak bilenen argüman, bu soru üzerinde durur ve ilk neden argümanından bir nebze farklıdır.

Dâhi Alman filozof Leibniz'e göre, varlıkların var olabilmesi için belirli bir yeter sebep ilkesi bulunmalıdır. Bu ilke olmadan herhangi bir varlık ya da durum ortaya çıkamaz. 

Evrenin herhangi bir sebep yokken ortaya çıkması bu açıdan mümkün değildir. Ancak Tanrı gibi aşkın bir varlık, herhangi bir sebebe ihtiyaç duymadan var olabilir.

Sizce yeter sebep argümanı mantıklı mı?

Evet.
Hayır.
Çekimserim.

4. Evren bir güç tarafından tasarlanmış olmak zorundadır.

Tasarım Argümanı ya da teleolojik argüman, mutlaka tasarlanmış olması gereken bir evrende yaşadığımız görüşünü öne sürmektedir. Bu görüşe göre evrendeki her şey bir düzen içinde var olmaktadır ve bir amaçlılık sergilemektedir. 

Böylesi kusursuz işleyen bir düzenliliğin bir tasarımcısı olması gerekmektedir. Bu açıdan en sık verilen örnek ise şudur: Kusursuz işleyen bir İsviçre saatinin bile bir tasarımcısı bulunmaktadır. Sonsuz bir evrendeki bu muhteşem düzenin bir tasarımcısı olmaması mümkün müdür? 

Bu görüş özellike Darwin öncesi dönemde çok yaygın biçimde kabul görüyordu; günümüzde de "akıllı tasarım" ismiyle varlığını sürdürmektedir.

Sizce tasarım argümanı mantıklı mı ?

Evet.
Hayır.
Çekimserim.

5. "Bilinç" maddî olmayan varlıklar olduğunu ispat eder.

Bilincimizin olduğunun farkındayız fakat onun niteliği hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değiliz. Bilincin materyal bir gerçekliği olmamasına rağmen varolduğu görüşü, maddî olmayan varlıkların da varolabileceğinin bir ispatı olarak görülüyor. 

Böylece maddi dünya ve manevi dünya olarak adlandırılabilecek dualist bir yapının olduğu öne sürülüyor bu argümanda.  

Tanrı ve diğer tüm maddî olmayan tüm varlıklar, böyle bir manevî alanda var oluyorlar.

Sizce bilinç argümanı mantıklı mı?

Evet.
Hayır.
Çekimserim.

6. Bilgisayar simülasyonunda yaşıyoruz.

Son dönemde öne çıkan teorilerden biri, tıpkı Matrix'teki gibi bir bilgisayar simülasyonunda var olduğumuz yönünde. 

Üstün bir güç ya da güçler tarafından oluşturulan böylesi bir simülasyon evreninde yaşıyorsak, bu evreni oluşturanı ya da oluşturanları da Tanrı veya insanüstü varlıklar olarak kabul etmek gerekecektir.

Sizce simülasyon argümanı mantıklı mı?

Evet.
Hayır.
Çekimserim.

7. Dünya'daki hayatın kaynağı uzaylılardır.

Bu argüman, evrendeki yaşamı açıklamasa da Dünya'daki hayata dair bir açıklama getirmektedir. 

Bu görüşe göre yüksek bir medeniyet düzeyine ulaşmış uzaylılar yaşamın gelişmesine uygun diğer gezegenlerde yaşamın başlamasını sağlayacak uygulamalar gerçekleştiriyorlar.

Tabii, bu varlıklara Tanrı demek mümkün olmasa bile, insanüstü varlıklar olarak adlandırılabilirler.

Sizce uzaylı argümanı mantıklı mı?

Evet.
Hayır.
Çekimserim.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
murat-tunca

Tanrı var ama ben ona inanmıyorum....

yami

Tek Evet dediğim simülasyon ve üst medeniyet teorileri...

bahadir-ozder

Bana göre; Bir ruhlar/bilinçler alemi var, bir şekil ve suretler alemi... Asıl gerçeklik o ruhlar aleminde... Orada da bir hiyerarşi var, mükemmel olana ulaşma/erişme, onunla bütünleşme çabası var... Suretler alemi bu çabaların uygulama alanı... Binlerce, milyonlarca kez tekrar da edebilir veya tek ya da bir kaç uygulama sonrasında da o bütünleşme başarılabilir... Bunun güzergahı bilge insanlarca açıklanmıştır... Yol gösterilmiştir... 'Sırat-el müstakim' en güvenilir ve başarıya ulaşmada en kestirme yoldur... Sapmalar, ancak hedefe ulaşmayı geciktirir... Bu gecikmelere genellikle tek bir insan ömrü yeterli gelmez... Hedefe ulaşmak yeni yeni ömürler yaşamayı gerektirebilir... Hedef tektir, bellidir... İster istemez zorunludur... Ciddiye almayan, önemsemeyen, keyfe dalan, eninde sonunda olayın ciddiyetini kavrayacaktır... Hiç bir keyfi davranış, karşılığıyla yok edilmeden ilerlemek mümkün değildir... Güvenilir şekilde ilerleyebilmenin tek yolu sağda, solda bize haz ama başkasına acı verecek yollara sapmamaktır... vs. vs...

mustafa-yazicioglu

Zamanın olmadığı yerde Tanrı olamaz fikri tam bir fiyaskodur bana göre. İnsan beyni, içinde yaşadığını evrenin özelliklerine göre 3 boyutlu olarak evrimleşmiş bir yapıdır. Dolayısıyla kendi boyutundaki ve zaman algısındaki gerçekliği (yada her ne ise) tek bir mutlak gerçek kabul etmesi çok saçma. "Tanrı zamandan münezehtir" açıklanması "bütün zaman algılarına hakimdir" olarak açıklanmalı, zaman ile alakası yoktur olarak değil. Aynı evren yapısında iki farklı noktada bile zaman bambaşka olurken aksini düşünmek bana doğru gelmiyor.

mustafa-yazicioglu

Bir yaratıcının olması gerektiğine vicdanen ihtiyaç duyuyorum her şeyden önce. Bu evrim döngüsünde ölüm kaçınılmaz, bunun aksini inanan da inanmayan da söyleyemez şu dünyada. Biyolojik olarak sonlanmak, aktarılmak, değişmek zorundayız. Lakin insanı yada herhangi bir canlıyı yalnızca beden yapısı olarak görmüyorum ben. Bir insanı sadece bir din mi iyi insan yapar? Hayır tabi ki, hatta kimi durumlarda tam tersi maalesef. Ama bu da yeterli bir sebep değil. Ama herkes de şimdi kendini süper insan sınıfına sokmasın, bu da büyük yanılgı olur. Buna ben de dahilim, sen de, o da, öteki de. Her canlının algısı aynı değil, insan dahil. Kimisini ödülle ikna edersin, kimisini korkutarak. Mesele bütüne bakmak bana göre. Et oburların olmadığı bir dünyada ot oburların mutlu yaşaması bir ütopyadır, yani üzgünüm ama özgür irade varsa öteki alternatif her zaman vardır, var olacak.

mustafa-yazicioglu

Eğer insan denilen tür tek çeşit olsaydı belki başka bir düşünce şekli de geliştirirdim ama şu durumda kimse istediğini yaşasın (hak gözetmeden) ve ölüp toprak olup kurtulsun fikri bana çok vicdansızca geliyor. Hani korkutuyor lan bu! dediğiniz Tanrı'dan daha vicdansızca. Ayrıca yukarıda dediğim gibi bu tamamen algı bana göre, Tanrı'nın sana göre ne dediği, senin içindeki benliğinin ne algılamak istediği ile doğru orantılı gibi geliyor bana. Çünkü ben yaratılan düzende yaratılan bir canın yaşamsal işleyişini bozmayı istemem, bu benim için çok günah (hesabı sorulması gereken) derken, lan olm yapmayalım yanarız diyeni de gördüm. Al sana algı farkı. Sözüm ona aynı Yaratıcıya inanıyoruz biz.

mustafa-yazicioglu

Bir diğer düşüncem de şu, Allah bir hesap vakti belirlemişse bunu evvela kendini inanmış olarak adlandıranlara soracaktır. Gerçekten bana mı inandın, nasıl inandın, ne yaptın, ne yapmadın? İnanmayan adama zaten neyi soracak. Ateist bir insana lan hiç bir şeyde anlamıyorsun diyen inançlı dingile sen ne anladın da benim ne anlamadığımı soruyorsun diye sormalı. Bütün kitaplar gibi Kuran'ın da üslubu teşbih yapmaktır. 7 yıldır uğraşıyorum Arapça öğrenmek için (bana göre değerdi uğraşmaya, sana göre değmeye bilir) Benim bu kitaptan anladığım, eğer ki senin diline çevrilmiş halini tatbik için uğraşıyorsan vah senin haline.

mustafa-yazicioglu

Son olarak Yaratıcının yaratma şekli tamamen evrim temelli anlatıyor kitapta. Şu Adem - Havva kıssasına körü körüne evet demeyin lütfen. Kuran'da Havva'nın adı bile geçmiyor. Yaradılışa inanan ve evrim karşıtı olan herkes bu bilimsel gerçeğin (ve daha bir çoğunun) karşısında tökezlemeye mahkumdur. Ölüm sonrası toprak olmak bile, topraktan gelmek gibi bir evrim sürecidir. Yediğin bir lokma ekmek bile sindirilince "sen" oluyorken (senin kalorin, yağın, tuzun, şu, bu) evrimi gariban bir maymuna dayandırıp onu dövmek büyük ahmaklık olur. Ki işin gerçeği de primat kökenli olmamız. Dahası evrimi reddeden İslam dini değildir arkadaşım, Hristiyanlıktır. Onlara göre İsa Tanrı'nın oğlu, başka bir şeyden evrilmiş olamaz. Ama İslam'da bu yok. Ayık olmak lazım.

berk-buyan

Tanrı konusunda herkesin tuttuğu kendine derim, sonuç da konu da soyut! Neye inanıyorsan (veya inanmıyorsan) onunla huzurlu isen yolun açık olsun.. Ancak dünyadaki yaşamın dünya dışılar tarafından oluşturulup oluşturulmadığı ise tartışmaya daha az açık ve bayağı somut deliller var.. Michael Tellinger, Steve Greer, Lloyd Pye gibi insanları araştır, (forbidden) arkeoloji ye göz gezdir, ön yargılarını kaldır, sana da bi rahatlama gelecek umarım!!

Başlıklar

Bilimİsviçre
Görüş Bildir