Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ercan Altuğ Yılmaz Yazio: Ebeveynler İçin Oyunlaştırma 3 – Sawyer Effect ile Alışkanlık Kazanma

2PAYLAŞIM
Yazio Banner

Polly Hala, boyası aşınan çitleri boyama görevini Tom Sawyer’a verir ama Tom bu sıkıcı görevden hiç hoşlanmaz. Üstelik çitleri boyarken arkadaşlarının alay dolu gülüşmelerine de katlanmak zorundadır.

Ve nihayet, Tom’un aklına parlak bir fikir gelir. Yaptığı işten çok büyük bir keyif alıyormuş gibi görünerek çitleri boyamaya başlar.

Arkadaşları şaşkın gözlerle Tom’u izlemektedirler. Tom arkadaşlarına dönerek, “Hayatımda bu kadar zevkli bir iş yapmadım” der. “Böyle bir zevki insan ömründe kaç kere yaşar?” Tom’u gözlerini ondan ayırmadan dinleyen arkadaşları büyük bir meraka kapılır ve bunu deneyimlemek isterler. Tom’dan fırçayı alarak kendilerinin de boyamak istediğini söylerler. Tom bir an düşünür ve yapılan teklifi reddeder. Arkadaşları şaşkın ve mutsuzdurlar. Fakat Tom onların bu halini görünce dayanamaz. Kabul ettiğini söyler. Fakat bir şartı vardır. Böyle zevkli bir iş için herkes kendisine bir şey verecektir. Arkadaşları bu öneriyi kabul ederler ve Tom’a para, meyve, çikolata gibi şeyler verirler. Tom da bunun karşılığında onlara fırçaları verir. Bu alışveriş sonrasında Tom’un arkadaşları o kadar mutlu olurlar ki çitleri boyarken hayatlarının en zevkli işini yapıyor gibidirler.

İşte küçümsenerek görülecek bir iş oyunlaştırılmıştır. Bu hikayeye Amerikalı uzmanlar “ Sawyer Efekt” diyor ve hikayenin geçtiği çit halen sembolik olarak Amerika’da çocuklara ilham olması için okul gezilerinde gösteriliyor.

Yaramaz ama parlak fikirli çocuk Tom Sawyer karakterini birçok kişi hatırlayacaktır.

Sıkı disiplinli Polly adlı halası ile yaşayan Tom Sawyer’ın yaratıcı zekası her zaman onu sıkıntıdan kurtarır. Tıpkı halasının verdiği çit boyama görevinde olduğu gibi. Mark Twain’in 1876 yılında yazdığı Tom Sawyer’ın Maceraları adlı romanından yapılan bu alıntı, aslında günümüzde de “Sawyer Effect” olarak anılacak kadar üzerine düşünülesidir.

Sawyer effect, “iş ile oyun arasında bağlantı kurup motivasyonu arttırmak ve işlerimizi oyun tadında yapmak” şeklinde açıklanabilir. Davranış bilimci Daniel Pink Sawyer Etkisini, arkadaşlarını ikna ederek onun için bir çit yapmaya ikna eden Tom Sawyer'ın ardından, "oyunu işe veya çalışmayı oyuna dönüştürebilen uygulamalar" olarak tanımlamıştır.

İşte burada devreye girip hazır 2021 de geliyorken yeni olanlarımıza Sawyer Effect’i ekleyebiliriz.

Yine Daniel Pink ‘in bir sözünden hareket edelim: “iş zorunlu yaptığımız oyunlar, oyunlar gönüllü yaptığımız işlerdir.”  O halde neden işlerimizde
oyunlaştırıp onları da keyifli yapar hale gelmeyelim ki. En çok da oyun uzmanı çocuklarımızın yaptıkları işleri..

Geçirmekte olduğumuz pandemi döneminde çocuklarımızın yapması gereken işleri de takip etmek durumunda kaldık. Gerek temel kazanımları gerekse uzaktan eğitim döneminde eğitsel kazanımları takibinde iş başa düştü.  Ev işlerine yardım etmekten, kitap okumaya, ekransız bir gün geçirmekten, yürüyüşe çıkmaya kadar birçok konuda Sawyer etkisine başvurabiliriz. Aynı Tom Sawyer gibi yapmamız gereken bazı zor görevleri oyuna çevirerek eğlenceli bir rekabet içinde gerçekleştirebiliriz.

Evet, çit boyamak sıkıcı bir işti kime verseniz öfleyerek pöfleyerek yapardı ama zevkli hale getirildi.

Çocuğunuz kitap okumayı sevmiyordur ama eğlenceli hale getirilebilir.

Çocuğunuz ödev yapmayı sevmiyordur ama eğlenceli hale getirilebilir.

Çocuklarımızın bazı alışkanlıkları kazanması zaman alır. Biz ise bunu kısa sürede edinmelerini isteriz.

Sadece oyunlaştırma yöntemini kullanarak bile çocuklarımıza bu davranışları kazandırma konusunda hızlanabilir, tutumlarını değiştirebilir belki uzun vadede de oyunlaştırmaya gerek kalmadan bir alışkanlığa dönüşecek, eğlenceli bir yolculuğa çıkabiliriz.

Oyunlaştırmaya gerek kalmadan kazanılmış davranışlara bir örnek vermek gerekirse; kızım boş kalınca kitap okumayı sevmiyordu ancak sevdiği bir şey vardı: Hikaye Anlatmak.

Her bitirdiği sayfanın hikayesini anlatarak geçirdiğimiz bir dönemden sonra şu an her bitirdiği kitaptan sonra sadece kısa sohbetler ettiğimiz bir döneme geçtik. Oyunlaştırma kazandı! Sizin de çocuğunuz sohbet etmeyi seviyorsa, mesela her bir sayfadan sonra sohbet edebilir, tiyatroyu seviyorsa her bir sayfayı tiyatro sahnesine çevirerek işe başlayabilirsiniz. Uygulayacağınız yöntem çocuğunuzun ilgili alanlarıyla sınırlı sadece.

Küçük adımlarla başlamak da atacağımız adımın ilk kuralı:

“Yeni alışkanlığın için yaptığın değişiklik ne kadar küçük olursa motivasyona o kadar az ihtiyacın olur”

B.J.Fogg

B.J.Fogg un dediği gibi küçük başlamak lazım, bütün kitabı bitir gel anlat değil de “ilk sayfasını okudun mu gel üstüne konuşalım” gibi,  o tabağını bitireceksin değil de 1 kaşık ye de gerisine kendin karar ver” gibi adımlarla davranış değişikliğine adım atmış oluruz.

Yeni Yılın Kazanım Oyunu

Burada elinize kağıt ve özellikle renkli kalemleri, post-it gibi materyalleri alma zamanı. Aşağıdaki örnek mesela 1 ay boyunca yenilen 2 öğünün sağlıklı olup olmaması ile ilgili. Yeşil çizgiler sağlıklı, siyah olanlarda fena kaçamak yapılmış, hamburgerler gelmiş, waffle’lar gitmiş. Ay sonunda bu iyilerle kötüler arasındaki büyük savaşı en çok hangisinin çizgisi varsa o kazanıyor. Son 1-2 aydır iyiler kazanıyor merak etmeyin! 

Bu yöntem, etkisini denemeden göremeyeceğiniz türden. Basit gibi görünen ancak gerçek anlamda etkisini hızlı gösteren ve kazanımı bol bir süreç!

Oyuna başlarken, bir checklist hazırlamak ve oraya eklenen her bir check point size yüksek bir motivasyon sağlıyor. Yaptığımız işlerimizi bir nevi somutlaştırıp görselleştiriyoruz ve bu sayede beynimizi de programlamış oluyoruz. Beynimizin içinde de bir zincir oluşturmaya başlıyoruz ve bu zincir uzadıkça kuvvetlenen türden. zincir ne kadar uzarsa hedefe o kadar yaklaşıyor ve yaklaştıkça da bu süreçten çıkmak istemiyorsunuz. Bu sayede beyninizi de programlayınca her şey daha da bir kolaylaşmış oluyor.

Şimdi size çocuğunuzla beraber hazırlamanız gereken bir görev vereceğim. Haftanın günlerini aşağıdaki gibi ben kızımla çizdim.  (Siz hazır bir taslak da kullanabilirsiniz ya da bilgisayarda daha renkli tasarımlarda hazırlayabilirsiniz, çocuğunuz nasıl severse) Siz de bir tablo oluşturarak ve bir iş hedefini üstüne kocaman onunla da anlaşarak yazın.

Bizim örneğimiz EKRANSIZ BİR GÜN. Hafta içerisinde 7 gün boyunca, 4 gün televizyon izlememesi ve iyilerin kazanması üzerine bir görev sözleşmesi imzaladık.. “Hangi gün ekran var, hangi gün yok” belirledik. Sonra sanki bir antlaşma gibi evde bu göreve yardım edecek takipte bulunacak kim varsa (anne, baba, kardeş, anneanne vs) imza atsın ve  bunu evin ortasına, evet salona asın. Çocuklar kendi odalarına asılan bu panoları kendilerinin düşünüp daha az davranış değişikliği yapıyor, ama salona asılanlarda akademik araştırmalar çok daha yüksek seviyede sahiplenme görmüşler, bizde deneyimleyip gördük. 

“Küçük Kutlamalar Büyük Ödüllerden Daha İyidir.”

Ve haftanın sonunda kim kazandıysa ona büyük ödül var. Ödül ne derseniz bu tarz konseptlerde akla hemen harçlık, çikolata, yıldız, oyuncak vs geliyor ama sevgili dostum Dr.Özgür Bolat ‘ın dediği gibi burada dışsal ödüllerle cezalandırmıyoruz, oyunlar tümüyle içsel ödüllerle ilgili. 

Bu konuyla alakalı olarak 1970'lerde okul öncesi çocuklarda bir araştırma yapılmış. Resim yapmayı seven bir grup çocuk üzerinde yapılan bu deney de çocuklar 3 gruba ayrılmış. Birinci gruba resim yapmaya devam ettikleri takdirde ödül olarak mavi bir boya kalemi verileceği söylenmiş. 2. Grup’ta olan çocuklara resim yaptıkları süre içerisinde hiçbir şey söylenmemiş ama bitirdikten sonra mavi boya kalemi hediye edilmiş ki bu beklenmeyen ödül kategorisine giriyor çünkü işlemin başında bundan hiç söz edilmiyor. 3. Grup’a ise hiç bir şey söylenmemiş ve sonunda da mavi boya kalemi verilmemiş. 2 hafta sonunda çocuklar okuldaki serbest oyun saatlerinde gözlemlendiğinde ödül verilmeyen ve beklenemeyen ödül verilen grubun aynı şekilde çizimlerine devam ettiği ancak 1. Grubun eskisi gibi çizim yapmadığı görülmüş, başka oyuncaklarla oynadığı dışarı çıktığı gözlemlenmiş. Yani bu çocukların resim yapmak için içlerinde olan motivasyon, dışardan verilen dışasal motivasyon olan mavi boya kalemleriyle zarar görmüş.

Neden böyle oldu? Severek yapılan bir şey oyun artık işe dönüşmüştü de ondan.

Biz ise Sawyer Effect ile tam tersine işi oyuna çevirmeyi amaçlıyoruz.

Stanford Üniversitesinden İkna Labratuarı kurucusu BJ Fogg, küçük kutlamaların çocuklar için büyük ödüllerden çok daha değerli ve unutulmaz olduğunu paylaşıyor.

Ve oyunlaştırmada, ödüller için 5 öneride bulunuyor:

1-) Kutlama Ritüeli: Christiano Ronalda’nun gol sevinci gibi bir ritüeli belirleyin yapsın.

2-) Sevdiği bir şarkıyı açıp fiziksel bir etkinlik yapma  (Erik Dalı bile olsa.) 

3-) Çok sevdiği bir tekerlemeyi beraber söyleme

4-) Sizinle bir el çakışma ritüeli.

5-) Selfie çekilme gibi bir aile pozu. 

2020 gerçekten hepimiz için zor bir yıl oldu her anlamda, ancak geride kalan süreçte öğrendiklerimizle 2021’de başımıza geleceklere biraz daha hazırlıklı olmak için artık birçok taktiğimiz var ve Sawyer Efekt ihtiyaç duyduğumuz her an bizimle!

Bu yazı Gamfed Türkiye gönüllülerinden Mualla Yılmaz’ın katkılarıyla yazılmıştır. 

Twitter

Instagram

Linkedln

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir