Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bu 12 Sorunun Cevabını Öğrendiğinizde Birilerine Anlatmak İçin Can Atacaksınız!

-
9 dakikada okuyabilirsiniz

Birkaçı daha önce aklınıza mutlaka takılmıştır. Şimdi o soruların yanıtlarını öğrenme zamanı!

1. Hollywood Filmlerindeki Rögar Kapağından Buhar Çıkması Olayının Sebebi Ne?

ABD'nin New York sokaklarında mazgallardan, bazen de turuncu ve beyaz renkteki borulardan yükselen buhar, aslında kentteki binlerce binanın ısıtma ve soğutma sistemleri için kullanılıyor. Manhattan Adası'nda 1880'li yıllarda yer altına inşa edilen ve dünyadaki en büyük buhar sistemi olan bu ağ, günümüzde hâlâ aktif olarak kullanılıyor.

Şehrin altında yaklaşık 170 kilometre uzunluğunda buhar boruları bulunuyor. Devasa kazanlarda üretilen buhar, yer altındaki bu borular ile New York'un simgelerinden Empire State binası, Metropolitan Müzesi, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi gibi yaklaşık 2 bin binaya, ısıtma ve soğutma sistemlerinde kullanılmak üzere taşınıyor.

Isıtma ve soğutma sistemlerinde buhar kullanılarak her yıl 1,2 milyon ton karbondioksit salınımı önleniyor ve daha temiz bir enerji kaynağı sunuluyor.

Kaynak

2. ABD'de Neden Film ve Dizilerde Bolca Gördüğümüz Ortak Bir Çamaşırhane Kullanılıyor?

Apartmanda oturan insan profili New York gibi şehirlerde şudur: Öğrenci, göçmen, şehirde geçici süreliğine bulunan insanlar. Yani ortalamanın epey altı bir gelir grubu için ve geçici çözüm olarak düşünülür apartmanlar. Zaten içi otel gibidir; perde, dolap, beyaz eşya, halı vs. içinde gelir. Çoluklu çocuklu aile biraz zor bulursunuz apartmanlarda. Haliyle insanların ortak bir çamaşır yıkama alanı paylaşmaları daha mümkündür, çocuklu evdeki gibi günde üç sepet çamaşır birikmez. Şehirlerde evlerin çok küçük olması da buna bir sebeptir, banyoda çamaşır makinesi koyacak yer kolay kolay bulunmaz. Kırsaldaki aileler ise geniş arazilerde geniş evlerde yaşayabiliyorlar, hobi atölyeleri bile kurabiliyorlar.

Kaynak

3. Katı Cisimlerin Çoğu Matken Cam Neden Şeffaftır?

Her ikisi de katı olduğu, yağmuru ve rüzgârı engellediği halde neden bir pencereyi oluşturan cam şeffafken çerçevesinin yapıldığı malzeme, örneğin tahta, şeffaf değildir?

Işık bir malzemeyle karşılaştığında ya malzemeyle etkileşir ve ışığı oluşturan fotonlar malzemeyi oluşturan atomlar tarafından soğurulur ya da malzemenin içinden herhangi bir değişime uğramadan geçer. Bir fotonun malzemeyle nasıl etkileşeceğini enerjisi belirler ve bu enerji fotonun frekansına bağlıdır.

Bir malzemeyi oluşturan atomların elektronları farklı enerji seviyelerinde bulunur ve en düşük enerji seviyesine temel enerji seviyesi denir. Fotonları soğurarak enerji alan elektronlar daha yüksek enerji seviyelerine geçer yani uyarılır. Çok sayıda atomun bir arada olduğu katı maddelerde ise elektronların bulunabileceği çok sayıda farklı enerji seviyesini içeren enerji bantları oluşur. Bu bantlar arasındaki enerji farkı çok büyük olduğunda ışığın enerjisi, elektronun enerji bantları arasında geçiş yapması için yeterli olmayabilir. Örneğin camda bir elektronun uyarılması için gereken enerji görünür ışığın sahip olduğu enerjiden daha yüksektir. Bu nedenle görünür ışık camın içinden etkileşmeden geçer ve cam şeffaf görünür. Ancak enerjisi görünür ışıktan daha yüksek olan daha kısa dalga boylu ışınlar cam tarafından soğurulabilir.

Kaynak

4. Neden Bazı İnsanların Aksanı Var?

Aksanlar, belirli sözcüklerin okunuşu sırasında farklı vurgular kullanılınca oluşuyor. Eğer duyduğumuz bir aksan, bizim kullandığımıza uymuyorsa, mimiklerimiz aracılığıyla farkında olmadan tepki veriyoruz. Fakat biz fark etmesek de, genelde karşımızdaki insan bu tepkimizi yakalıyor. Çoğumuz aksanlarımızı, konuşmayı ilk öğrendiğimiz çevremizde ediniyoruz. Sonradan kolayca değiştirilebilir olsa da, ana dilde kullanılan aksanlar, beynimizin otomatik olarak bu dili konuşuyor olması nedeniyle daha zor değişiyor. Ancak sonradan öğrendiğimiz yabancı dillerde aksanımızı daha çabuk değiştirebiliyoruz. Aslında herkesin aksanı var. Çünkü sözcüklerin nasıl telaffuz edilmesi gerektiğine dair resmi olarak belirlenmiş bir kural bulunmuyor. Yani aksansız konuşmak diye bir durum söz konusu bile değil. Yine de bazı aksanlar, diğerlerinden çok daha prestijli olarak kabul ediliyor ve nedense daha fazla saygı görüyor.

Kaynak

5. Avrupa Ülkelerinin Sokaklarında Neden Hiç Kedi Göremiyoruz?

İngiltere'de başıboş sokak hayvanları yakalandıktan sonra 1-2 ay hayvan barınaklarında tutulur, daha sonra uyutularak krematoryumda yakılırlar. ABD ve pek çok Avrupa ülkesinde benzer uygulamalar kullanılır.

Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde ise bizim belediyelerin kullandığı eski usül zehirli yem, toplayıp kurşuna dizmek gibi en acı şekillerde yok ediliyorlar. Hindistan'da sokak köpekleri tarafından öldürülen insan sayısı terör saldırılarından daha fazla olduğu için son beş yıldır köpek avcıları gibi ekipler kuruluyor. 

Bizim ülkemizde kendi başına küçük bir şehir nüfusu kadar sokak kedisi ve köpek mevcut. Şükredelim ki ülkemizde genel itibariyle sokak hayvanlarını seven bir kitle var. Belediyeler eskiden olduğu gibi harala gürele hayvanları kamyonlara toplayıp bir yerlerde yakamıyorlar. En azından artık ayan beyan ve gündelik yapılamıyor.

Kaynak

6. Bazı Şarkıları İlk Seferde Sevmezken Neden Zamanla Güzel Bulmaya Başlıyoruz?

Cevabı, salt maruz kalma etkisi. Basitçe "bir şeyi veya kimseyi ne kadar çok görür veya duyarsanız onu o kadar çok seversiniz." anlamındaki etki.

Robert Zajonc 1968 yılındaki deneyde insanlara eşit olmayan sayıda sembol slaytları göstererek salt maruz kalma etkisini test etti. "Bir sembol ne kadar çok sık görülürse ondan hoşlanma oranı o kadar artmaktadır." sonucuna ulaştı.

Örneğin, ilk dinlenildiğinde sevilmeyen bir şarkının sürekli duyulması sonucunda sevilmesi: Bir şarkıyı ilk dinlediğimizde olmamış diyebilirken, daha sonraki dinleyişlerde fena değil, iyi, süper şeklinde yorumladığımız olur. İşte bunun nedeni, nedeni salt maruz kalma etkisidir.

Salt maruz kalma etkisi özellikle televizyonlarda çokça kullanılmaktadır. şirketler, reklamlarını sürekli yayınlayarak bu etkiyi kendilerine avantaj getirecek şekilde kullanmak ister.

Bir uyarıcıya tekrarlanan maruz kalma sonucunda tanıdıklık, aşinalık meydana getirir. Tanıdıklık uyarana karşı bir tutum değişikliği meydana getirir. Bu tercih etme veya bağlılık şeklindedir. Bu tercihler duygusaldır. İnsan farkına bile varmadan evvel bilinçaltı düzeyde olur.

Kaynak

7. Ay’a Giden Astronotlar Nasıl Geri Döndü?

Astronotları Ay’a ulaştırmak ve Dünya’ya geri getirmek için tasarlanan Apollo uzay araçları üç kısımdan oluşuyordu: Komuta modülü, hizmet modülü ve Ay modülü. Bu modüllerden sadece komuta modülü astronotlarla beraber Dünya’ya dönmüş, diğer iki modülse görevlerini tamamladıktan sonra uzay aracından ayrılmıştı.

Komuta modülü, uzay aracının ana kontrol merkeziydi. Mürettebatın yolculuk boyunca içinde yaşayabileceği şekilde tasarlanan bu kabin, kontrol ve iletişim sistemlerini de içeriyordu. Bu modül astronotlar Ay’ın yüzeyine inerken yörüngede kalmıştı.

Servis modülü uzay aracının yol alması ve Ay’ın yörüngesine girmesi için gerekli itki sistemlerini ve yakıt tanklarını içeriyordu. Neredeyse tüm görev boyunca komuta modülüne bağlı kalan bu modül, geri dönüş yolculuğu sırasında Dünya’nın atmosferine girmeden hemen önce uzay aracından ayrılmıştı.

Ay modülü, astronotların Ay’ın yüzeyine inmesi ve komuta modülüne geri dönmesi için tasarlanan birimdi. Astronotların Ay ortamında hayatlarını devam ettirebilmesi için gerekli şeylerin yanı sıra itki sistemleri ve yakıt tankları içeriyordu. Kütlece komuta modülünün yarısı kadar olan bu modül, astronotların Ay’ın yüzeyinden komuta modülüne geri dönmesini sağladıktan sonra Ay’ın yörüngesinde bırakıldı. Modülün daha sonraları Ay’ın hangi bölgesine düştüğü bilinmiyor.

Kaynak

8. Kar Yağarken Çevre Neden Daha Sessiz Olur?

Kar buz kristallerinin bir araya gelmesiyle oluşur ve yeni yağmış kar tanelerinin yüzeyinin gözenekli yapısı karın ses dalgalarını soğurmasına imkan verir. Ses, havada basınç dalgaları oluşturarak ilerler. Bu dalgalar enerjinin çarpışmalar yoluyla molekülden moleküle aktarılması sayesinde çok uzak mesafelere ulaşabilir. Gözenekli yapıya sahip malzemelerde ise enerjinin bir kısmı yansımak yerine malzemenin katı bölümleriyle etkileşerek soğurulur.

Karın bu özelliği yapısıyla ve yağdığı zamanla yakından ilgilidir. Çünkü zaman ve hava koşulları kar tanelerinin yüzeyinin yapısında değişikliklere neden olur. Yüzeydeki su kristalleri eriyip tekrar donduğunda kar taneleri daha sert ve pürüzsüz hale gelir ve böylece ses dalgalarını daha kolay yansıtır. Bu koşullarda ses dalgaları daha hızlı hareket eder ve ses daha net duyulur.

Kaynak

9. Suyun Rengi Var mı?

Kristal kadar berrak yağmur damlaları, turkuaz rengi okyanuslar ya da pembe göller... Hepsi sudan meydana gelmelerine rağmen renkleri farklı. Çünkü suyun rengini su moleküllerinin ışıkla etkileşiminin yanı sıra suyun içinde çözünmüş ya da asılı halde bulunan başka maddeler de etkiler.

Peki, saf suyun rengi var mı? Bir yağmur damlası tamamen şeffaf görünür. Ancak kalın bir buz tabakasına baktığımızda mavi tonlarda olduğunu fark ederiz. Su kütlesinin derinliği arttıkça mavi renk belirginleşir.

Su molekülleri ışıkla etkileştiğinde ışık tayfının görünür bölgesindeki kırmızı dalga boyundaki (~700 nm) ışınları soğurur. Suyun renginin mavi tonlarda olmasının sebebi budur. Ancak suyun renkli görünmesini sağlayan mekanizma, renkli görünen başka maddelerde olduğundan biraz farklı.

Bir maddeyi renkli görmemizin nedeni; yaydığı, soğurduğu ya da yansıttığı ışınların dalga boyuyla ilişkilidir. Bir madde belli bir dalga boyundaki ışığı soğurduğunda elektronları uyarılarak daha yüksek enerji seviyelerine geçer, yani soğurulan ışık elektron geçişine neden olur. Su molekülünde elektron geçişine neden olan ışınlar morötesi dalga boyundadır.

Su molekülleri kırmızı dalga boyundaki ışınları soğurduğunda, su moleküllerinin titreşim enerjisi seviyelerinde değişim olur. Suyun mavi tonlarda görülmesinin nedeni bu değişimdir. Başka birçok maddede görünür ışığın dalga boyundan daha uzun dalga boylarındaki ışınlar titreşim enerjisi seviyelerinde değişime yol açar.

Kaynak

10. Neden Bazı Bebeklerin Kuvöze İhtiyaçları Var?

İnsanlar, vücut ısılarını belli seviyeler arasında düzeltme ve ayarlama becerisine sahipler. Yeni doğan bebekler de, bunu daha düşük seviyelerde olsa bile gerçekleştirebiliyor. Fakat genelde prematüre doğmuş olan bazı bebekler, vücut ısılarını yönetmek konusundaki becerilerini henüz yeterince geliştirememiş oluyorlar. Isı yalıtım sistemlerinin gelişmemiş olması da onları savunmasız bir hale getiriyor.

Bir kuvözün başlıca görevi, kapalı ve yalıtılmış olan küçük bir alanda ısıyı bebeğin ihtiyacı olan seviyede tutmak. Bu bir takım ısıtıcı ve fanlarla gerçekleşiyor. Ayrıca her kuvözde, hava buharını dengeli bir oranda tutmak için su da bulunuyor. Bu da bebeğin vücut nemini kaybetmemesi için alınan önlemlerden biri. 31 haftadan daha küçük olan prematüre bebekler, henüz ciltleri için gereken keratin üretme sürecini de geliştirmemiş oluyorlar. Keratin, cildi koruyor ve nem dengesini ayarlıyor.

Kaynak

11. Böcekler Uyur mu?

Böceklerin uyuduğu ilk olarak 2000 yılında California Sinirbilim Enstitüsü ve Pennsylvania Üniversitesinden birbirinden ayrı iki grup bilim insanı tarafından meyve sinekleri üzerinde gözlemlendi ve raporlandı.

İki ekip de böceklerin sergilediği en önemli özelliklerinin uyku devirleri olduğunu gördü. Uyku esnasında olan bir sineğin ilgisini çekmek gerçekten çok zordu. Ayrıca ekip onları uyumaları gereken zamanda uykusuz bıraktıklarında, sineklerin daha sonra ek dinlenmeye ihtiyaç duyduklarını gözlemledi.

Sonraki araştırmalar ise kafeinin sineklerin uyku düzenini bozduğunu gösterdi (ne çok ortak yönümüz var). Ayrıca uyku düzeni, sineğin yaşına ve cinsel hayatına bağlı olarak da değişiyordu. Araştırmacılar ayrıca daha birçok böcek türünde de uyku çalışmaları yürüttüler. 

Kaynak

12. Kadın ve Erkek Yüzü Arasındaki Farkı Nasıl Ayırt Ediyoruz?

İnsanlar da diğer primatlar gibi yüz ayırt etme yeteneğine sahip olmadan doğarlar. Beynimizin bu özelliği geliştirmesi uzunca bir zaman alır. Bilim insanları uzun süredir, görsel uyaranın anlamlandırıldığı “alt temporal korteks” bölgesinin aynı zamanda yüzleri ayırt etmemizi de sağladığını söylüyordu fakat ellerine kanıt geçmemişti. Geçenlerde ise MIT’den bir grup bilim insanı, makaklarda bulunan bazı sinir hücrelerinin yüzleri ayırt etmeye yardımcı olduğunu buldu.

PNAS’de yayınlanan bu araştırma için ekip iki makağı yüzleri ayırt etmeleri için eğitti. Bu eğitimin sonucunda makaklar ekranda kadın yüzü gördüklerinde yukarıya, erkek yüzü gördüklerinde aşağıya bakmayı öğrendiler. Eğitim sırasında ise bilim insanları elektrotlar yardımıyla maymunların beyin aktivitelerini ölçtüler. Ölçümden çıkan sonuçlara göre, ayırt etme sırasında maymunların alt temporal korteks bölgeleri büyük oranda aktivite göstermekte. Bu kadar da değil, ekip bu bölgedeki sinir hücrelerinin çalışmasını durduracak virüsleri makaklardan bir tanesinin beynine gönderip bir ay kadar beklediler. Bir ay sonra, sinir hücreleri engellenmiş olan maymunun yüz tanıma testinde diğerine göre daha başarısız olduğunu gördüler. Yani bu araştırma, uzun yıllardır öne sürülen hipotezi doğruluyor.

Makaklar ile insanların alt temporal korteks bölgeleri aynı. Bu yüzden, yapılan araştırmanın insanlar üzerinde de yapılması düşünülüyor. Bu sayede insanların bazı davranışlarının anlaşılabileceği ve bazı beyinsel sorunlara daha etkili tedavi yöntemleri geliştirilebileceği düşünülüyor.

Kaynak

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sebebsizoloji

şerefsiz İngiltere

taha-onal

cam katı bir madde mi ?

ufukdiyoki

Cam amorf yani düzensiz katı bir maddedir.

goatthelazy

cam kati bir madde degildir.

ufukdiyoki

Cam sıvı bir madde de değildir.

mustafaaydogan17

çok yavaş akan bir sıvıdır 10.000yılda falan

ufukdiyoki

20000 yılda dahi akmadığı gözlenmiş. Tahminler birkaç milyar yıl civarlarında. Moleküllerin dizilişi katıdan düzensiz diye alışkanlık bekleniyor ama akmıyor :)

bunyamin-guran

cam madde değildir

mustafaaydogan17

cam diye bişey yoktur

emineiyi

Cam ne :D

delirium

Yeni bir yere taşınacaksanız önce sokak hayvanlarına bakın. Eğer sizden korkmuyorlarsa iyi insanları vardır. Açıkçası Avrupa’da sokak hayvanları için yapılanı duyduğumda küçük çaplı bir şok geçirdim. Sokakta yürürken köpek veya kedi görmemek şahsi fikrim olarak çok boş hissetmeme neden olur. Lakin ülkemizin en büyük eksikliği sokak hayvanlarına karşı yapılan işkencelerin küçük cezalarla geçiştirilmesi. Her psikopat/seri katil ilk olarak hayvanları öldürmüştür. Daha sonra insanlar üzerinden devam etmiştir. Potansiyel seri katillere sadece para cezası kesilmesi ne kadar doğru?

alican-turkkollu

Kedi tamam ama köpekler gerçekten çok saldırgan olabiliyorlar bu sebeple Avrupa'daki uygulama eğer acısız yürüyorsa desteklenmeli bence. Almanya'da sokakta kedi yok ama insanlar sürekli köpekleriyle yürüyüşe çıkar ve sincaplar var boş hissetmezsiniz :) Hayvanlara işkence edenler hakkında da gerekli önlemler alınır umarım.

ufukdiyoki

Sokak hayvanları mahalleden mahalleye öyle farklı ki. Şu an yaşadığım yerde bütün sokak köpeklerine sarılırsın öyle cana yakınlar. Ama önceki yaşadığım yerde insanlar yanlarında elektroşok taşıyordu. Ben de süper güçlü el feneri almıştım. Karanlıkta köpekler yolumu kestiğinde hayatımı kurtarıyordu.

oykunun.oykusu

Ay’a gidildiğine inanmayan yalnızca ben miyim?

heineken

Evet

muhammedklic

Ben de pek inanmıyorum.

muhammedklic

Birçok komplo teorisi var bunun için. Hatta bu teorileri çürüten kanıtlar da var. Ay' a gitmek herkes tarafından kabul gören bir gerçeklik değil . Bu tür olaylarda gerçeği inkar edebilmek mümkün ve ben bu yüzden gidilmediğine inanmayı tercih ediyorum. Yani efsanelere inanmak istiyorum. Yoksa komplo teorilerini çürüten kanıtları inkar ediyor değilim.

delirium

Yanlış hatırlamıyorsam Ay’a gidilmediğini savunan bir belgesel izlemiştim. Belgeselde Ay’da çekilen görüntülerde dikilen bayrağın dalgalandığı görülüyordu. Ve ayrıca kalkan roketin takip edildiği grafiklerde kalkıştan kısa bir süre sonra tekrar Dünya’ya indiği görülüyordu. Yanlış olabilirim oldukça uzun zaman önce izlemiştim belgeseli. Amacım kimseyi savunmak değil lakin aklıma gelen bu küçük bilgi kırıntısını da paylaşmadan edemedim.

ufukdiyoki

Bilimin en güzel tarafı tercih, inkar, görüş gibi şeyleri içinde barındırmaması. Gerçek gerçektir, sahte sahte.

muhammedklic

Şehir efsanesi sadece. Deniz kızları gibi. Onların da var olduğuna dair bilimsel kanıtlar yok ama inanmayı seçiyorum.

muhammedklic

Bahsettiğin teorileri çürüten kanıtlar, açıklamalar var.

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBilimBirleşmiş MilletlerHindistanİngiltereRusyaTercihTerörUzaymeyve
Görüş Bildir