Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bir Dönem İş Eğitimi ve Ev Ekonomisi Dersi Almış Olanların Çok İyi Bildiği 21 Detay

 > -

İş Eğitimi ve Ev Ekonomisi dersi özellikle doksanlar neslinin çok iyi bildiği bir dersti. Hem estetik duygusunu ortaya çıkarmada hem de ortaya bir eser çıkardığı için çocukta bir özgüven oluşmasını sağlıyordu.

Gereksiz görenler de yok değildi tabii. Çoğunu evde annemizin yardımıyla yaptığımızı da unutmamak lazım. ☺

Şimdi o yıllara giderek birbirimizden güzel eserlerimizden bir kısmını hatırlayalım:

1. Öncelikle; bu dersin kalın bir kitabı olurdu ama en fazla 10 sayfası işlenir, bir daha yüzüne bakılmazdı.

2. Öğretmenimiz alınacaklar listesini verir, biz de akşama bunlar alınacak diye annemize söylerdik.

Tabii hemen, "yine mi para istiyor bu öğretmenler" gibi sözler duyardık.

Neyse ki çok geçmeden babamızın, "pantolonumun cebinden al" dediği parayla kırtasiyenin yolunu tutardık.

3. Kırtasiyeye gidip alınacak malzemeler listesini uzattıktan sonra boyumuz kadar olan bu dosyaya malzemeleri bir güzel yerleştirip okulun yolunu tutardık.

4. En basitlerinden biriyle başlardık. Mandalları tellerinden ayırıp ters şekilde yapıştırdığımızda evde kullanabileceğimiz böyle bir peçeteliğimiz olurdu.

5. Bir sonraki aşamada kıl testere kullanarak kontrplakları keserdik ve daha güzel bir peçeteliğimiz olurdu.

6. Becerilemiz arttıkça çeşit çeşit eserler ortaya çıkardı. Mesela evde saksılık olarak kullandığımız bu makrome sarkaçlar.

7. Kibritlerden yaptığımız evler.

Hatta çerçeveler.

8. Çavdar sapıyla harikalar yarattığımız çalışmalar.

Bunların renklileri de olurdu.

9. Kırtasiyeden defalarca aldığımız bu mukavvalardan ortaya çıkardığımız eserler.

Bu mukavvalarla ayrılmaz bir ikili olarak falçatayı da anmış olalım.

Ucu köreldiğinde arkasındaki aparatın yardımıyla ilk kısmı kırıp tekrar kullanırdık.

10. Bu kumaş boyalarıyla rengarenk tişörtler, masa örtüleri yapardık.

Toz kumaş boyası suyla doldurduğumuz az kullanılan bir tencereye dökülür. Beyaz kumaşın aralarına şişe kapakları ya da taş konur ve iplerle sıkıca bağlanır. Tencerede beklettikten sonra çıkarınca rengarenk bir görüntü elde ederdik. 🌈

11. Bir doksanlar klasiği olarak çim adam yapmadan çocukluk geçirmiş olmamalısınız.

12. Bahçeli, havuzlu, hayalimizdeki müstakil evleri maketler sayesinde yaparak içimizdeki mimarı ortaya koyardık.

Bunları evde de yapardık tabii. Gazetelerin verdiği ev, araba, şato maketlerini yapmak gibisi yoktu.

Arabayı yapınca tekerleklerinin de dönmesini bekliyorsun haliyle.

13. Önce üzerine çizip sonra özenle falçata ile kestikten sonra harikalar çıkardığımız şablon kağıtları.

Şablon çalışması yaparken kullandığımız bir diğer yöntem ise fırça ile püskürtmeydi.

Püskürtmeyi abartınca üstümüz başımız batardı. 😔

14. Alçıyı bu plastiklere döküp kurur kurumaz sulu boya ile boyadığımız heykelcikler.

Bazen çatlayınca sinir ederdi. 😠

15. Bu toz simler de dersin vazgeçilmezleri arasındaydı.

16. Tezgah hazırlayıp çivilere geçirdiğimiz iplerle dokuduğumuz kilimler.

Dokudukça tarak aracılığı ile iyice oturtulurdu.

Bir başka örgü çeşidi de bunlardı.

17. Kokusu hala burnumuzda olan bu saman ipleriyle cam şişelerin etrafını kaplayıp dekoratif eserler ortaya çıkarırdık.

18. Gazete kağıtlarını hamur haline getirdikten sonra ortaya çıkardığımız korkunçlu maskeler.

19. Kullanırken çok hassas olmamızın gerektiği kontur boyası.

Cam boyama yaparken resimin hattını dikkatle çizerdik.

Boya ve inceltici kullanarak da böyle güzel bir cam boyama sanatının altına imzamızı atardık.

20. Alüminyum levhaları kalemin arkasını kullanarak bu şekilde kabartırdık.

Fazla bastırınca hemen çatladığı için dikkat etmek gerekirdi.

Bu rölyefleri bazen farklı renklerde de yapabiliyorduk.

Kabartılara bastırınca çökmemesi için bu silikonları kullanırdık.

Böylece silikonun başka versiyonları olduğunu da öğrenmiştik. 😁

Elden ele geçen bu silikon tabancasıyla da o boşlukları bir güzel doldurup işlemi tamamlardık.

21. Son olarak; tellere boncukları tek tek geçirip parmaklarımız acıya acıya kıvırarak yaptığımız bu çiçekler.

Evimizin bir köşesini uzun süre süslemişti.

Yani bir zamanlar fazlasıyla Derya Baykal gibiymişiz. Şimdi olsa bunları yapabilir miyiz bilemiyoruz.

İşte bu derste yaptığımız eserlerin her biri ya okulun sergisine konuldu ya da evimizde birer dekor oldular.

Belki hala evinde kullananlar vardır. 😊

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
enk-capital

Bunun kadar gereksiz bi ders daha yoktu. Sırf para harcatıyodu bize. Hocaların istediği malzemeyi bi araya getirene kadar canımız çıkıyodu. Ya bana sökük dikmeyi öğret, düşen düğmemi dikmeyi öğret, bozuk musluk nasıl tamir edilir öğret ne biliyim, iş eğitimi diyosun yani iş öğret bana iş! Makarnayı boyayıp kolye yapınca ne işime yarıyo? Boncukları birleştirip böğürtlen yapmayı hayatımın hangi alanında kullanabilirim? İş mi bu şimdi? İş nerde, eğitimi nerde, araba nerde? Para nerde?

yelsimim

ne güzeldi be :)

caksu1598

utanmasam ağlıycam ya.şimdiki çocuklar ne yapıyorlar okullarda çok merak ediyorum.ödv bile vermek yasak olmuş artık bunları mı yaptıracaklar ya

nur-kizil

Kasnağı yaptırdığım nalbur ölçüyü yanlış anlayıp 1x1 boylarında eşek kadar yapınca, örmek için uğraştığım halıya (Kilim değil halı ördük biz. Böyle sırayla geçirilmiyor, küçük küçük ipleri tek tek bağlıyorsun) kıyamayıp bir dönem banyo halısı olarak kullandı annem. Sonra attık tabi. Makrome ve cam boyasını severdim de o alçı falan bayardı beni. Gerçi esas bayan şuydu: Bir günde yapılabilecek konuyu; bazen herkes malzeme getirmediği için, bazen herkes doğru yapmadığı için, bazen sırf hoca menapozlu diye bir aya yayarlardı, seninki bittiyse sıkıntıdan bayılırdın veya başkaları sana kendininkini yaptırmaya çalışırdı. O tuğla kitapları da hep getirtirdi bizim hoca, ama bir kere bile açmadık.

eyluldecay

Bizim zamanımızda el işi diye bir ders vardı :D Hepsini yaşadım :D O alçılar neydi yahu :D

Görüş Bildir