Başarı Tesadüftür! Çok Çalışmanın Sizi Başarıya Ulaştırmadığının Kanıtı: "Rölatif Yaş Fenomeni"

-
Abone ol

"Yeterince çalışırsan başarılı olursun." motivasyonunun  pompalandığına defalarca şahit olmuşsunuzdur. Peki gerçek böyle mi? 

Outliers kitabının yazarı Malcolm Gladwell, başarı tanımını baştan yaratıyor. İşte kitapta geçen kümülatif avantajın öyküsü.

Kanada'da binlerce erkek çocuk anaokuluna başlamadan acemilik düzeyinde hokey oynamaya başlar.

Her yaşın ayrı bir ligi vardır ve 16-17 yaşlarında Memorial Cup için yarışıyorsanız en iyi takım olan Major Junior A takımındasınız demektir.

Major Junior A takımına giden yolu satın alamazsınız. Ailenizin kim olduğunun ne iş yaptığının önemi yoktur. Merkezde ya da taşrada yaşamanız bu durumu etkilemez. Başarı sadece bireysel liyakat üzerine kuruludur.

Yoksa öyle değil midir?

İşte Kanadanın ünlü Medicine Hat Tigers oyuncularının 2007'ye ait isim listesi. Dikkatlice bakın; garip bir şey fark edecek misiniz?

Eğer fark etmediyseniz üzülmeyin. Çünkü 1980'lerin ortalarında Roger Barnsley bahsedene kadar kimse rölatif yaş fenomeniyle ilgilenmedi.

Bansley Ontario Junior Hokey Ligi'nden Ulusal Hokey Ligi'ne kadar pek çok hokey ligini inceledi. Her bir oyuncuyu içeren istatistikleri topladı. Sonuçlar benzerdi.

Hokey oyuncularının oluşturduğu herhangi bir "elit" takımda, oyuncuların %40'ı Ocak ve Mart, %30'u Nisan ve Haziran, %20'si Temmuz ve Eylül ve %10'u Ekim ve Aralık ayları arasında doğmuş oluyor.

Medicine Hat Tigers listesinde 25 oyuncudan 17'si Ocak-Nisan ayları arasında doğmuş kişiler.

Bunun açıklaması bu aylarda doğan burçların hokeye eğilimli olması olabilir mi? Ya da bu ayların özel bir büyüsü mü mevcut?

Cevap çok basit...

Kanada'da hokey yaş sınıfları için seçilebilirlik sınırı 1 Ocak. Bu durumda 2 Ocak'ta 10 yaşını dolduran bir erkek çocuk yıl sonuna kadar 10 yaşını doldurmayan biriyle yanyana oynayabiliyor ve bu yaşta, 12 aylık bir boşluk fiziksel gelişim açısından çok büyük bir farkı temsil ediyor.

10 yaşında karma takım için seçilen çocuğun diğer oyunculara oranla daha disiplinli bir antreman programı ve yüksek sayıda pratik imkanı buluyor.

Bu sayede Major A ligine oradan da büyük liglere ulaşma şansı daha yüksek.

Diğer ülkelerde futbol için seçme, yönlendirme ve farklılaştırma bu denli çarpıcı biçimde yapılmıyor.

Bir çocuk fiziksel olarak bir parça geride olsa da kendisinden daha gelişmiş akranları kadar iyi oynayabiliyor.

Beyzbolda ise durum hokey gibi. Yaş sınırı tarihi 31 Temmuz olan beyzbolda profesyonel liglerde Ağustos'ta doğanların sayısı elbette ezici çoğunlukta.

Basketbolu kurtaran ise erişilebilirliği. Bir pota ve toptan oluşan ekipmanla oyuncuya istediği pratik sayısına ulaşma imkanı sağlıyor.

Bu yaş durumu, eğitim alanında çarpıcı etkilere neden oluyor. Tıpkı hokeyde olduğu gibi ayca büyük çocuklar sınıflarında daha başarılı oluyor.

Küçük çocuklar ise yıllarca uzayıp giden başarı-başarısızlık, teşvik etme ve cesaret kırma modelleri içine hapsediliyor.

Bir araştırmada, dördüncü sınıf öğrencileri arasında yapılan TIMSS sınavında büyük öğrencilerin küçük öğrencilere göre %4 ila %12 daha iyi puan aldıkları ortaya koyuldu.

Yani zihinsel açıdan eşdeğer iki dördüncü sınıf öğrencisinden büyük olan 100 üzerinden 80 alırken küçük olan 68 alacaktır. Bu fark pek çok sınavda fark yaratacak düzeyde.

Başlangıçtaki bu fark zamanla yok olmuyor. Aynı araştırmanın üniversitelere uyarlanmış halinde yaşça en küçük gruba dahil olan öğrenciler ortalamanın yaklaşık %11,6 altında kalıyor.

Hatta Barnsley'in yaptığı araştırma intihar girişiminde bulunan öğrencilerin de daha çok öğrenim yılının ikinci yarında doğmuş oldukları bilgisini de veriyor.

Daha büyük olan çocuklara daha iyi eğitim, pratik imkanı sağlayarak daha ileri seviyelere yerleştiriyoruz. Küçük çocukların ise tek suçu birkaç ay geç doğmak oluyor.

Ertesi yıl yine aynı elemeyi yapıp "yıldız" öğrencileri seçiyoruz.

İnsanları en başından başarısızlığa mahkum ediyoruz. Başarılı olanlara hayranlık duyuyoruz ve başarısız olanları göz ardı ediyoruz.

Ne kadar çabaladığımızdan bağımsız bir kaç ay önce doğmuş olsaydık daha başarılı insanlar olabilecekken başarısızlığımızı kendimize yüklüyoruz. Ya da bir kaç ay önce doğmuş olmanın verdiği başarıyla ilerliyoruz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Başarı tesadüf mü?

Yorumlarda konuşalım!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
oguzhan19300

arkadaş kitabı çok yanlış anlamış kirabı okudum kitap baştan sona çok çalışmayla ilgili tabiki dediği gibi doğum tarihleride etkili ama şunu eklememiş on bin saat kuralı sizin işin herşey mükemmel denk gelmiş olabilir ama siz çalışmazsanız hiçbirşey olmaz bill gates işe aynı tarihlerde doğmuş aynı okulda okumuş o kadar insan neden başarılı olamamışda sadece o çünkü o tatil haftasonu demeden çalıştı anlaşılması gereken bu olmalı

deli_fikret

çalışarak başarılı olunabileceğini varsaysak bile çalışacak motivasyona sahip olmak tamamen şansa bağlıdır. iyi bir aile, ülke, şehir vb. hiçbiri bizim tercihimiz değil.

nurdan-tunay-kekec

kesinlikle doğru.

corpse-bride

bu hayata ıkı sekılde gelırsın : zengın ve sanslı olarak yada fakır ve sanssız olarak bırıncı bıseylere ulasırken zaman kaybetmez dıgerı ıse tırmalar

bluessy

Ben zaten başarının hep tesadüf şans ya da kader artık siz ne demek isterseniz onun eseri olduğuna inanırım bence çalışmak da çevre de başarıya giden yolda sadece birer etken. Ama belki küçük dw olsanız genleriniz sizi büyük gösteriyorsa bu belirleyici bir etken olabilir başarılı olmanız için. Yani yaş da bana göre başarının altın anahtarı değil.öyle olsa eğitim hayatında diplomalara başarı belgelerine boğulan insanlar mezun olduktan sonra uzun süre işsiz kalmazlardı kanımca. Yine de çok güzel içerik emeğinize klavyenize sağlık :)

Görüş Bildir