Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Arzu Kızbaz Yazio: Ekranı Kaydır(mayacağım!) Diderot Etkisi

Anasayfa > Yazio

‘Ekranı kaydır!’… Günde kaç defa emrediliyor bize acaba? Kaçımız ‘Kaydırmayacağım’ deyip, bu emri yerine getirmiyoruz? Kahvemizi alıp, bir köşeye çekilip,  sosyal medyada gezindiğimizi düşünelim. Karşımıza ‘Ekranı kaydır’ emrinin gelmesi sadece birkaç dakikayı alır. İhtiyaç olsa da olmasa da, acaba listede ne var? İlgimi çeken bir şeyi aman kaçırmayayım diyerek, minimum 5 dakika harcamak size de tanıdık gelmiyor mu? Bizi tüketime teşvik eden, ihtiyacımız olmasa da bize onu satın aldıran güç nedir?

Gelin sizi biraz daha geriye götüreyim ve “Eski sabahlığımın mutlak efendisiydim fakat yenisinin kölesi oldum” diyen Diderot’un, ‘Diderot Etkisi’ olarak tarif edilen, yeni bir ürün satın aldığımızda, uyumlanmak için hep daha fazla ürüne ihtiyaç duyacağımız ve bunun bir tüketim sarmalı olarak tanımlandığı durumu bir açalım.

Gelin sizi biraz daha geriye götüreyim ve “Eski sabahlığımın mutlak efendisiydim fakat yenisinin kölesi oldum” diyen Diderot’un, ‘Diderot Etkisi’ olarak tarif edilen, yeni bir ürün satın aldığımızda, uyumlanmak için hep daha fazla ürüne ihtiyaç duyacağımız ve bunun bir tüketim sarmalı olarak tanımlandığı durumu bir açalım.

Ünlü filozof Diderot 1772 yılında ‘Eski Sabahlığımdan Ayrılmanın Pişmanlıkları’ adlı makalesini yazdığında, tarif ettiği her şeyin günümüz için de geçerli olacağını ve söylediği her şeyin bizi tüketime teşvik eden fenomenlere de bir mesaj olacağını nereden bilebilirdi ki?

Diderot, makalesinde arkadaşının kendisine kırmızı bir sabahlık hediye ettiğini ve bu sabahlığın kendisi üzerinde ilginç bir etkisi olduğundan bahseder. Sabahlığın odadaki hiçbir şeyle uyumlanmadığını düşünür. Yazı masasını, sandalyelerini, koltuğunu, resimlerini yenileriyle değiştirir. Diderot, odadaki her şeyin yeni bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini ve eşyaların birbirine uyum sağlaması gerektiğini savunur. Bu nedenle sabahlıkla birlikte odadaki her şey değişir.

Bu bağlamda Diderot alışveriş alışkanlıklarına ilişkin iki varsayım öne sürer:

Bu bağlamda Diderot alışveriş alışkanlıklarına ilişkin iki varsayım öne sürer:

1) Satın alınan bir eşya alıcının kimliğinin bir parçasıdır ve bu eşyalar birbirlerini tamamlar.

2) Alınan yeni bir eşya, bahsedilen kimlikten saparsa, yeniden uyumlu bir bütün oluşturmak için yeni eşyaların alınması arzusuyla bir tüketim sarmalına girilmesi muhtemeldir.

Bu tüketim sarmalı, pandemi döneminde bile artan satış oranlarından anlaşılmıyor mu? Bu uyumlanma durumu onlarcası mevcut iken, şu an kullanamayacağımız yeni bir ayakkabıyı satın almak değildir de nedir? Ucuz olarak bize sunulan ve içeriğini kontrol etmediğimiz ürünleri, kısa bir süre sonra kullanmaktan vazgeçmiyor muyuz? Hem sağlığa, hem bütçeye, hem çevreye zarar veren ürünleri neden satın alıyoruz? ‘Az olan çoktur’, ne de güzel ifade ediyor, kullanılmayan ürünlerin bir yük olduğunu. Dahası az şeye ihtiyaç duymanın daha kıymetli olduğunu. Öyleyse neden ekranı kaydırıyoruz? Siz, ekranı kaydır diyenler, biliyoruz ‘Çok soruldu, linkini veriyorum’, ‘Sordunuz söylüyorum’, ‘Linkini iletiyorum’ dediğiniz şeylerin hiç merak edilmediğini. Ya da sizin abarttığınız kadar sorulmadığını. Biliyoruz, bu linklerin bizim değil, sizin işinize yaradığını. Ekranı kaydır demenizin haricinde bir de istek listesi oluşturuyorsunuz, teşekkür ederiz. Tabii ki sorun sizde değil. Sorun, bu tüketim sarmalının içinde yolunu kaybeden ve ekranı kaydır emrini verdiğinizde, emri yerine getirenlerde.

Fight Club'ın şu ünlü repliği, filmi izleyen herkesin aklına kazınmıştır: 'Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp, ihtiyacımız olmayan şeyler alıyoruz.'

Sizce Diderot etkisi, ekranı kaydırma emrinin önüne geçer mi?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
12
1
1
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?