Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Aklıyla Kavga Etmeyi Sevenlere: Bu Başlığı Okumak Senin Kararın mı Yoksa Önceden Belli miydi?

-

Başlık ilginizi çektikten sonra, buraya geldiniz ve şu an bu yazıyı okuyorsunuz.

Peki, bu başlığa tıklamayı siz mi seçtiniz yoksa bu başlığa tıklayacağınız da, bu başlığın ilginiz çekeceği de çok önceden belirlenmiş miydi?

Kadere inanır mısınız?

Yaşadığımız her olayın, yaşanmış ve yaşanacak her olayla bağlantılı olduğuna?

İnanmayı ya da inanmamayı mı seçtiniz, yoksa zaten seçmiş olarak mı yaşam denilen döngüye dahil oldunuz?

Özgür İrade Bir İllüzyon mudur?

Kendi kararlarımızı almamızı sağlayan özgür bir iradeye mi sahibiz yoksa özgür iradeye sahip olduğumuz yalanına inanan bir varlıktan öte bir şey değil miyiz? Ne dersiniz?

Bu soru, seneler boyunca hem filozofları hem de bilim insanlarını düşünmeye iten belki de en temel durumlardan bir tanesi olabilir. Konuya yaklaşım açısına göre verdiğimiz cevap da değişiyor elbette. Bazıları bu soruya dinsel açıdan bakarken bazıları da tamamen bilimsel bir yaklaşımla konuyu irdeliyor.

Peki, asıl sorun ve konu nedir diye sizler hiç düşündünüz mü? 

Kararları alan merci kim, doğruya ve aynı şekilde yanlışa hükmeden kim?

Kader ve Determinizm

Determinizm  en basit haliyle, şimdiye kadar olan her şeyin bir mantığı ve sebebi olduğunu ve gelecekte de olacak belli olayların, belli olaylar doğuracağını öne süren fikir akımıdır.

Kısacası, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir sözünün felsefi karşılığıdır. 

Yaşanmış her şeyin bir sebebi var, bu sebepler gelecekte yaşanacak şeylere sebep olur ve o yaşanacaklar da başka yaşanacak olanların sebebidir, der.

Birazcık kader kavramını çağrıştırdı, değil mi? Sanki her şeyin önceden belli olduğunu, yaşanacak şeylerin ne yaparsak yapalım yaşanacağını söyledi?

Öyle mi sahiden?

Nietzsche’in Görüşleri

Bir şeylerin düzenli olarak meydana geldiği ve hesaplanabilir şekilde meydana geldiği gerçeğinden, 'muhakkak' meydana geldiği sonucu çıkmaz. Bir miktar gücün kendini her halükarda belirlemesi ve iletmesi, onu 'özgür olmayan istenç' haline getirmez: Onu ilk kez olayların içinde yorumlayan biziz. 

Olayların formüle edilebilir karakterini, olayların üzerinde hüküm süren bir gerekliliğin sonucu olarak yorumladık. Ancak belirli bir şey yapmakta olduğum gerçeğinden, hiçbir şekilde bunu yapmak zorunda olduğum sonucu çıkmaz. Olaylarda zorlama kesinlikle gösterilemez: kural sadece aynı olayın başka bir olay olmadığını kanıtlar.

der Nietzsche, determinizm üzerine.

Özgür İrade ve Bilinç Kavramı

Kişinin kendisine, yaşantısına, çevresine, öteki kişilere, bir bütün olarak içinde yaşadığı dünyaya ilişkin farkındalığı, yaşanan deneyimlerden kendiliğinden doğan kendinin farkında olma görüngüsü olarak tanımlanabilir bilinç kavramı. 

Bilinç aynı zamanda kimyasal bir bilgisayar görevi gören beynimizdeki sorunları çözme yetisi; yani diğer tüm yetilerin üstünde yer alan ve onları bir bakıma denetleyen bir birim olarak da tanımlanabilir.

Peki, özgür irade kavramı ile bilinç arasında nasıl bir bağıntı vardır? Bilinçli bir insan için özgür irade sahibidir de diyebilir miyiz?

‘Selam…’

Durumu bir örnekle açıklamak gerekirse eğer, 

Bilgisayarların da kendilerine göre bir bilinçlerinin olduğunu kabul etsek ve bilinç seviyelerine birer puan versek diyelim. Örneğin, insan olarak bizlerin bilinç seviyelerine 10 üzerinde 8 versek ve kullandığımız bilgisayarların bilinç seviyelerine de 4 puan versek.

Bu bilgisayarların bizlerle etkileşim haline geçemediklerini fakat kendi içlerinde olan bitenden haberdar olduklarını varsayarsak eğer, bilgisayarların özgür iradeye sahip olduklarını kabul edebilir miyiz? Ya da kendi içlerinde özgür irade sahibi olduklarını düşünüyorlar mıdır acaba? 

Mesela bir programlama dili üzerinden bir kod yazdığımızı ve bu kod ile bilgisayardan belli bir çıktı aldığımızı varsayalım. Örneğin, programa 4 komutunu yazdığımız zaman, ‘selam’ yazdığını düşünelim. Bilgisayara o komutu verdikten sonra, bilgisayar ‘selam’ yazar, fakat bilgisayar bunu kendi yaptığını düşünebilir mi? 

Yani, ‘haydi ben ekrana bi’ selam yazayım’ düşüncesini bilinçli olarak düşünür mü yoksa bunun dışarıdan verilen bir komut sonucunda ortaya çıktığı fark eder mi? 

Buradan da şuraya geleceğiz ki, ortada iki durum var. Ya bilgisayar bu çıktıyı kendisine verilen komut sonucunda ortaya çıkardığının farkına varır ya da bu komutun varlığından bile haberdar olmadan, kendi şahsi fikri sonucu bu ‘selam’ yazısının ortaya çıktığını ve aldığı kararlarda mutlak hakim olduğunu düşünür.

Peki, ama hangisi?

Son olarak, sizce eylemlerimizin kontrolü tamamen bizlerde mi yoksa özgür irade saf bir illüzyondan mı ibaret?

Hiçbir şeyin üzerinde etkimiz yok. Bir illüzyonda yaşıyoruz sadece.
Elbette her şey bizim elimizde, mutlak hakimler biziz.
Yorum yok.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
halimce

Yaptığımız şeyi bile isteye yapıyorsak özgür irademizin var olduğu sonucuna varıyoruz. Peki, yaptığımız şeyi istemesek dahi yapıyor olsaydık? O vakit, özgür irademizle yapmış olmayacaktık. Bu iki durum arasındaki fark ne? Birincisinde istek var ve özgür irade var. İkincisinde istek yok o halde özgür irade de yok. Özgür irade dediğimiz şey; İSTEK aslında. Peki! İsteği oluşturan kim? Neyi isteyeceğimize kendimiz mi karar veriyoruz? Bizde oluşan isteği oluşturan biz değilsek o isteyerek yaptığımız şeyde isteğimizin kölesiyiz demektir ki hangi özgürlükten bahsedebiliriz bu durumda? Kaldı ki daha işin başında var oluşumuzda irademiz olmadığını kabul ediyoruz. Zira var olmadan bir şey istemek düşünülemez. Bütünüyle varlığı başka bir iradenin eseri iken, nasıl olur da iradesi özgür ve kendisinin olabilir? Bu ancak ona verilmiştir ki... Nasıl işleyeceğini de veren kararlaştırmıştır zaten. Yani gerekli kontrollerden geçmiştir.Tıpkı bir yazılım gibi.

berna-gokcek

Ya oturmuş ne güzel müziğimi dinliyor kahvemi yudumluyor sigaramı içiyor ve şu değişen havaların -bunaltıcı sıcaktan sonra insana rahatlık veriyor- tadını çıkarıyor iken, nerden geldim de tıkladım da okudum ben bu içeriği? Gel de çık işin içinden. :) Bilgisayar örneğinden sonra bir paranoya sardı :) yine de içeriği hazırlayanın emeğine sağlık arada bir dürtmek gerek şu beyinleri.

zuzie

Memleketin daha çok Altaylara ihtiyacı var. Alkış emoji.

kul-tegin

karar verme süreci ile ilgili yapılan bir deneyde ,karar vermeden bir kaç saniye önce beyinde enerji dalgalanmarı oldugu gözleniyor buradan ön bilinç-yüksek bilinç ayrımı yapılıyor.yüksek bilincin ne oldugu anlaşılmasa da ön bilinç anılar,şartlar,arzular,güdüler ile şekillenmiş zihin hali deniyor, bazıları buna ego diyor..bazı metafizikçiler, yüksek bilincin uygun karar verilmesi için ön bilince veri sagladıgını ama ön bilincin bir özgürlük sahasının oldugunu söylüyorlar..ön bilincin,yüksek bilinçin verdigi veriyi görmezden gelmeye devam ettikçe , baglantıyı zayıflatarak tamamen egonun kontrolüne geçecegini iddia ediyorlar.

oguzhangoka

Tamamen şahsi fikirlerimdir. Kader hakkında!! Şimdi diyelim ki ben programcıyım, basit bir robot yarattım ve bir parkur hazırladım. Yükseltiler, darbeler, yumuşak zemin, ışık oyunları, sarsıntı gibi gibi aklınıza ne gelirse robotuma engeller oluşturdum. Yüklediğim yazılımlar, robotumun fiziksel özellikleri ve hakkındaki incelikleri biliyorum. Onu parkurun başına geçirdim ve çalıştırdım. Robotumun karşısına gelen her engelde nasıl tepki vereceğini biliyorum. %99 ihtimal parkurda ne olacağını biliyorum. Nerede yavaşlayacak, nerede yalpalayacak? Bunları ben mi yaptırdım? Hayır kendisi yaptı ama ben ne yapacağını zaten biliyordum.

Başlıklar

Bilimolay
Görüş Bildir