Akıllı Telefonla Kaygı Bozukluğu ve Fobi Giderilir mi?

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Akıllı Telefonla Kaygı Bozukluğu Ve Fobi Giderilir Mi?

Fobilerden panik ataklara kadar, kaygı bozuklukları kişilerin hayatında ciddi aksamaya neden olabilir. Bu soruna akıllı telefonlar ve tabletler çözüm getirebilir mi?

Örümcekler Russel Green'e dehşete sokuyordu.

Bir keresinde, iş arkadaşlarından biri yüzünden işyerinden kaçtığını hatırlıyor: "Oğlunun tarantulaları vardı ve üzerine tüneyen birini getirmişti. Tam hastanenin girişinden geçiyordum ki onu sandviç kutusunda tutarken gördüm. Görür görmez onun tarantula olduğunu anladım ve hastaneden dışarı koşmaya başladım."

Dr. Green'in yaşadığı araknofobi, yani aşı örümcek korkusu, o kadar ciddi boyutta ki bir resim bile onu korkutmaya yetebilir.

O çareyi, aynı sorunu yaşayanlara yardımcı olabilecek Phobia Free uygulamasını geliştirmekte buldu.

Fobi kaynağı olan nesneyi korkan kişilere yavaşça gösterme metoduna dayanan 'sistematik desensitizasyon' tekniğini kullanıyor.

Kullanıcılar, önce şirin ve zararsız gözüken ama giderek daha gerçekçi bir hal alan örümcek çizgi figürleriyle bir dizi oyun oynuyor.

Oyundaki ilk görevlerden biri, elektrikli süpürgeden kaçan bir örümceğin terliğin içine saklanmasına yardımcı olmak.

Oyuncular daha sonra sakinleşerek yaralı bir tarantulaya yardım etmek zorunda; nihayetinde yaratığın birleştirilmiş gerçek bir görüntüsü 'atrırılmış gerçeklik' tekniğiyle sunuluyor.

Dr. Green'in ortağı ve onun gibi psikatrist olan Andres Fonseca, 'kendi kendine yardımın' irade gücü ve motivasyon gerektirdiği için zor olduğuna inanıyor.

Dr. Fonesca şöyle diyor: "İnsanların saatlerce oynadığı oyunlardaki o sihirli motivasyonun birazcığını alıp, insanların tedavisini tamamlamasında kullanmasını umuyoruz."

Şimdi, kaçınılması zor yer ve durumlardan korkanlar için Agoraphobia Free uygulaması üzerinde çalışıyorlar.

Başka uygulama geliştiriciler, diğer bir anksiyete bozukluğu türü olan panik ataklar için oyunları kullanmayı deniyor.

Bilgisayar programcısı Simon Fox, 6 yıl önce ilk panik atak deneyimini yaşadığında ne olduğunu anlamamıştı.

Bir yılbaşı partisi sırasında kaygılı hissedince sessiz bir odaya kapanmış. "Nefes alamadığımı hissettim" diyor. 30 dakikalık atağın, nefes alıp verişinin durduğunu düşünmeye başlamasıyla daha da kötüleştiğini ve kaygısının arttığını hatırlıyor: "Tam anlamıyla ölüyorum sandım..."

Fox, sonraki birkaç ay boyunca günlük ataklar yaşayınca başvurduğu psikiyatrist ona nefes egzersizlerini içeren baş etme tekniklerini öğretmiş.

O ise şimdi, normalden hızlı nefes alıp verme, yani hiperventilasyon sorunundan uzaklaşmayı başkalarına öğretmek için Flowy oyununu yaratıyor.

Kullanıcılara, göğüsleriyle karınları arasındaki büyük kası kullanarak diyafragmatik derin nefes almayı öğretmeyi hedefliyor.

Oyunda eğitim için yavru kedilerin ve robotların olduğu bulmacalar kullanılıyor; soluk aldıklarında ekrana dokunmaları, nefesi dışarı verdiklerinde parmaklarını çekmeleri isteniyor. Böylece sağlanacak verinin geri bildirim olarak kullanılması için doktorlarla paylaşılabileceği düşünülüyor.

Yazılım birkaç hafta içinde klinik değerlendirmeye girecek.

Fox, bunun bir kriz anında geleneksel nefes alma egzersizlerinden daha etkili olacağı görüşünde: "Bunlar etkili fakat o durumdayken devam ettirmek zor."

Ancak bazı uzmanlar, bu uygulamaların daha etkili terapi biçimlerinin yanında etkili olduğu anlaşılsa bile onların yerine geçirilemeyeceği uyarısı yapıyor.

Psikolog Elizabeth Gray onlardan biri: "Terapi olmadan bence kaygı tedavi edilemez."

Fobilerin, ancak onların altında yatan nedenler tanımlanıp analiz edilmesiyle giderilebileceğini belirterek, bunun için eğitimli bir terapiste ihtiyaç duyulacağını ekliyor.

"Terapi insan ilişkileriyle ilgilidir" diyen Gray, "Bence her terapistin görüşüne göre, tedavi eden budur. Uygulamalar insan ilişkilerinin yerini tutmaz" ifadesini kullanıyor.

Yine de, diğer uzmanlara göre, çoğumuzun taşınabilir cihazlarımızla olan yakın ilişkimiz onlara kaygı giderme potansiyeli yüklüyor.

Psikolog Psychologist Phil Topham, Western England Üniversitesi'nde bir araştırmacı. "Kaygı yönetimi için kendi kendine yadım" uygulaması Sam'i geliştiren ekibin başındaydı.

Uygulama, zihinsel ve fiziksel durumlarını çeşitli ekranlara giren kullanıcıya kendini tedavi tavsiyeleri sunuyor ve 'sosyal bulut' özelliği ile kullanıcının deneyimini ismini belirtmeksizin paylaşmasına olanak sağlıyor.

"İnsanlar telefonlarına ve tabletlerine çok bağlı" diyen Dr. Topham, bu yakınlığın şikayetçilerin dostlarıyla veya aileleriyle paylaşmak istemedikleri durumlar konusunda akıllı cihazlarına güvenmesine yol açabileceğini belirtiyor.

Dr. Topham şu ifadeleri kullanıyor: "Kaygıyla baş edememekle bağlantılı büyük bir utanma duygusu oluyor. Taşınabilir cihaz esasında oldukça özel bir cihazdır. Kaygını dışa vurmuyor olursun."

"There's quite a lot of shame attached to anxiety, in not being able to cope," he says.

Ancak Dr. Topham, yazılımın kayıtlı bir tıbbi personel desteği olmadan kullanılabileceğini belirtse de, herhangi bir tereddüt durumunda bir uzmana danışılmasını salık veriyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

dizioyun
Görüş Bildir