'90 Sonrası Doğan Gençler Olarak Hepimizin Hissettiği Ama Toplumdan Gizlemeye Çalıştığı 15 Duygu

-

İstisnasız herkesin ufaktan da olsa depresyonda olduğu bir jenerasyonuz gerçekten... 

Yalnız değilsiniz a dostlar!

1. "Okuyoruz da, ne olacak şimdi?"

Liseyi bitirmişsinizdir, üniversiteye başlamışsınızdır. Hatta belki o bile bitmek üzeredir ya da bitmiştir... Fakat ne hayallerle girdiğiniz o okul, o bölüm artık hiç de hayallerinize açılan kapı gibi görünmüyordur. Artık sadece okumuş olmak yeterli değildir, yıllarınız boşa harcanmış gibi hissetmeden edemezsiniz...

2. Yetersizlik.

Sanki ne yaparsanız yapın bir türlü istediğiniz yere ulaşamayacakmışsınız gibi geliyordur. Canınız da çıksa, bir şeyler hep eksiktir. Bir türlü yetemezsiniz.

3. "Başarılabilecek her şey başarılmış, bana başaracak bir şey kalmamış" hissi.

Özellikle kahramanlar, mucitler gibi konularda hikayeler dinleyerek, okuyarak büyüdüyseniz, içinizde hep bir "Ben büyük adam olacağım" hissi vardır. Ne kadar büyürseniz büyüyün kıyıda köşede kalır o his. Ama büyük adam olduğunuz gün hiç gelmez. Sanki başarılabilecek her şey başarıldıktan sonra gelmişsinizdir dünyaya.

4. "Kimim ben?" sorusuna verecek net bir cevap bulamamak.

Özendiğiniz hayatları yaşayan insan mısınız, toplumun olmanızı beklediği kişi misiniz, şu an olduğunuz kişi misiniz? Peki şu an olduğunuz kişi kim? Kafanızdaki karışıklıklar arasında, kendinizi tanımaya vaktiniz oldu mu ki?

5. "10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun?" sorunun yarattığı kafa karışıklığı.

Daha kim olduğunuzu bile çözecek zamanınız olmamışken geleceği düşünmek o kadar korkutucu bir hal almıştır ki, elinizden geldiğince bunu düşünmemeye çalışır ama asla başarılı olamazsınız. Belki de 10 yıl sonra her şey gerçekten hayalinizdeki gibi olacaktır ama şu an kafanızı meşgul eden bilinmezlik yüzünden geleceği düşünmek sadece bir öcüdür...

6. Aileni hayal kırılığına uğratıyormuş gibi hissetmek.

Bu durum yetiştiğiniz aileye ve ailenizin hangi jenerasyona ait olduğuna göre değişim gösterebilir fakat mutlu bir aile ortamında yetişen insanlar bile böyle hissedebiliyor. 

Sizin çok başka hayalleriniz vardır, aileniz sizi başka hayallerle büyütmüştür. Araya jenerasyon farkı girdiyse kendinizi ailenize açıklayamazsınız da. Bir de üstüne üstlük kendi hayaliniz çok da gerçekleşiyor gibi görünmüyorsa "Acaba ailem haklı mıydı? Hata mı yapıyorum?" diye düşünmeden edemezsiniz.

7. Ailenin ve toplumun beklentileri arasında sıkışıp kendin olmayı unutmak.

Bu konu da biraz aileye hayal kırıklığı olmak gibidir. Ailenizin belli bir yaştan sonra size beklentilerle geldiği gibi, toplum da beklentilerini yıkar omzunuza. Okul, iş, evlilik... Sanki belli bir kalıba uymak için sırasıyla tamamlamanız gereken adımları tamamlamayı her başaramadığınızda biraz daha toplumun gözünden düşüyorsunuzdur. Bu arada kendi hayallerinizi ve hedeflerinizi toplumun beklentileri üzerinde tutmadıysanız maalesef toz olup gitmişlerdir, kişiliğiniz gibi...

8. Aslında gerçekten özgür olmadığını hissetmek.

Artık 20 yaşın üstündesinizdir, ipleri kendi elinize almanın zamanı gelmiştir. Kendi ayakları üzerinde duran bir birey olmak için çabalıyorsunuzdur, bu size büyük bir zevk veriyordur fakat bir şeyler hep, aslında gerçekten özgür olmadığınızı anlamanıza neden olur. "Özgürlük mü, hayaller mi?" gibi çeşitli seçimler yapmak durumunda kalabilirsiniz. Bu sizi biraz yıkar, biraz da baştan siz yapar.

9. Gitmek istemek ama gittiğin yerde mutlu olup olmayacağını bilememek.

Gitmeyi harekete geçmek olarak düşünebilirsiniz. Artık hayallerin gerçekleşmesi zorlaştığı için kimi zaman riskli kararlar almanız gerekebilir. Bu kararları alırken çoğu zaman kaçınılmaz kayıplar vereceksinizdir. Peki kaybettiğiniz şeylere değecek midir? Kazanacaklarınız kayıplarınızı telafi edecek midir? Mutlu olacak mısınızdır? Sırf bu ikilem yüzünden sıkışıp kalırsınız olduğunuz yere.

10. "Bir baltaya sap olamadım" düşüncesi.

Yirmili yaşlara girildiği dakikada çevreyi garip insanlar kaplar. Bir zamanlar birlikte eğlendiğiniz arkadaşlarınızdan kimi evlenme hazırlığı yapıyordur, kimi evlenmiş, hatta çocuk sahibi olmuştur. Kimi arkadaşınız okuyor, kimi baştan üniversiteye hazırlanıyordur. Bazı hızlı arkadaşlarınız kendi işini kurmuştur ya da mesleklerini ellerine almış, başarı basamaklarını tırmanıyordur. Bunca karmaşanın arasında sizin hayatınız stabil ilerliyorsa "Benden bir halt olmaz" düşüncesi düşer kafaya. Halbuki öyle değildir, her şeyin bir zamanı vardır.

11. Geç kalmışlık.

Çevrenizdeki insanların hayat basamaklarını hızla tırmanması, sosyal medya ve sosyal medya sayesinde ünlülerin gözümüze gözümüze soktuğu mükemmel hayatları gibi etkenler gencecik yaşınızda karalar bağlamanıza neden olur. Sanki bir şeyleri yaşamanın, bir şeylere sahip olmanın belli bir yaşı varmış da siz hep geç kalmışsınız, artık bir şeylerin tadını çıkarmanın, yeni adımlar atmanın zamanı geçmiş gibi gelir.

12. Kalabalıkların içinde bile hep yalnız hissetmek.

Yaş ilerledikçe samimi ilişkiler kurmak zorlaştığı için, yetişkinlerin çoğu ister istemez içlerine kapanırlar. Sıkıntılar konusunda konuşmak eskisi kadar kolay değildir, hatta toplum bunu onaylamıyordur. Doğal olarak yüzümüze taktığımız maskelerle hayatlarımıza devam ederken, koca koca kalabalıkların içinde kendimizi yapayalnız buluveririz.

13. "Keşke."

Bir şeyler yolunda gitmiyorken canınızı en çok sıkan kelime budur. Çünkü artık keşkeler için çok geç gibi gelir. Bir şeylere yeniden başlamak için çok geç kaldığınızı hissedersiniz, aslında tek ihtiyacınız olan sabır ve cesaret olduğu halde.

14. Süregelen bir karamsarlık ve depresyon hissi.

Etrafınızda olan biten en küçük şeyden, savaşlar gibi büyük olaylara kadar her şey içinizi daraltıyordur. Koskoca dünya sanki bir kutuya konmuş, o kutunun da duvarları üstünüze üstünüze geliyormuş gibi hissedersiniz. Büyüyor olmanın gerçekliği suratınıza tokat gibi her çarptığında biraz daha bu hisse gömülürsünüz. Artık dünya toz pembe değildir ve sizi ayakta tutan ufak, masum şeyler olmasa, belki de her şey hepten anlamsızlaşır.

15. Donukluk.

Eh tabii, bütün bu düşünceler hayattan zevk almanızı biraz olsun engeller. Kimi zaman donuk donuk takılırsınız, etrafa boş boş bakarsınız. Kendi içinizde kendinizle kavga ederken, dünyadaki tüm dertler gözünüzde küçücük kalıverir. Hem de öyle olmadıklarını bildiğinizde bile...

Bu içerik tamamen eğlence amaçlı üretilmiş olduğundan kullanılan görsel ve metinler haber değeri taşımamaktadır.


BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
anksiyetik_koala

79 doğumluyum ve bu sorunlar benim jenerasyonumda da fazlasıyla mevcut.

midnight_blue

Ülkenin getirildiği koşullar kimsenin bir baltaya kendi çabasıyla sap olabilmesi veya genç yaşta atılım yapıp paraya güvene ulaşmasına müsait filan değil,doğru düzgün ekonomik modeli/yönetimi profosyonel bir eğitim sistemi olan ülkelerde belki.Bu yüzden tek seçenek gençlerin sadece sevdiği işle ilgilenmesi ve o alanda çok çalışmasıdır,iş para hayatında mutluluğun başka formülü yok.

enk-capital

Birileri büyümeye başlamış anlaşılan :D Welcome to real world korecanlar!

lunakimou

Hepsi öncelikle ülkemizdeki iğrenç eğitim sistemi ve genele yayarsak dünyada halihazırda süren, insanların emeğini çalmak ve insanları doyumsuz bireyler olarak yetiştirmek üzerine kurulmuş olan kapitalist sistem yüzündendir... Daha sonra her ne kadar 'geleneksel' gibi görünseler de bu sistemin birer parçası olmuş ailelerimizin bizim isteklerimize, yeteneklerimize bakmaksızın bize bir rol biçmesi ve sanki o istek bizimmiş gibi küçüklüğümüzden beri onu beynimize işlemesi... Yine ailelerimizin bize öğrettiği 'mükemmel olma zorunluluğu'. Çünkü siz ne yaparsanız yapın hep daha iyisini başaran bir komşu çocuğu vardır mahallenizde... Okuduğunuz kitaplarla ilgilenmezler aldığınız notlarla ilgilenirler. Alın size mutsuz bir nesil yetiştirme kılavuzu...

askito-muyum-ben

10 ve 11i dibine kadar yaşıyorum.

Başlıklar

EvlilikSosyal MedyaTokat
Görüş Bildir