Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Serda Kranda Yazio: Babaannemin Komşusu ve Sisifos

83PAYLAŞIM
Yazio Banner

Babaannem ve oldukça yaşlı komşusu bir sabah kahve sohbeti yapıyorlardı. Ben o dönem henüz üniversite öğrencisiydim. Bir yandan gizlice onları dinliyor, diğer yandan da kitabımı okuyordum. İhtiyar komşu şöyle dedi, “Her gece kederle uyuyup, her sabah neşeyle gözlerimi açıyorum.” Babaannemse buna çok şaşırdı, “Kız sen delirdin herhalde, o da nerden çıktı?” Ve komşu bugün beni hala çok şaşırtan ve üzerinde düşündüren şu cevabı verdi, “Gece uykumda ölmekten çok korkuyorum. Sabah uyanınca da oh, ölmedim diye seviniyorum.”

Buradaki ana temanın yaşam sevgisi mi yoksa ölüm korkusu mu olduğunu hala anlayamıyorum.

O gün, babaannemin komşusu için üzüldüğümü hatırlıyorum. Öyle sanıyorum ki hayatın kıymetli bir şey olduğuna dair uyanışım da o güne rastlıyor.

Albert Camus, Sisifos Söyleni’nde intiharı ele alır. Böyle bakınca “Aman şimdi içimizi mi karartacak bu kız?” diye düşünebilirsiniz ama hayır, zaten kitap her ne kadar merkezine intiharı alsa da sayfalar ilerlediğinde karşınızda olan şeyin rengarenk bir yaşam çiçeğine benzediğini görebiliyorsunuz. Ya da ben çok iyimserim, bilmiyorum. Camus kitapta, “Yaşama nedeni denen şey, çok güzel bir ölme nedenidir de” der. Ben de bunu tersine çevirdim ki bir iyimser olduğumu söylemiştim: Ölme nedeni denen şey, çok güzel bir yaşama nedenidir de…

Biz, hayatla karşılıklı birbirimize hikâyeler anlatır, vaatler verir, sonrasını merak ettirir dururuz.

Bir o Şehrazat olur bir biz. İnsanın ölüme direnmesi, ölümün insandan her gün biraz daha uzaklaşması işte birbirimize anlattığımız bu hikâyelerde saklıdır. Devamını merak ettiğimiz bir şeydir hayatlarımız. Her birimiz birer kahraman olarak, kimi zaman maruz kalır kimi zaman sebep olur ama her zaman bir sonrası için harekete hazır tutarız kendimizi. Uğruna ölünecek şeyleri sever, çok sever ve böylece hiç ölmememiz gerektiğini biliriz. Ölüm, filmin en güzel yerinde elektriklerin kesilmesi gibi can sıkıcıdır artık. Hayat da bizi merak eder. Şimdi ne yapacak? Dur bir de şunun içinden geçsin hele! Sanırım babaannemin komşusunu sevindiren de buydu. Hikâyenin henüz bitmemiş oluşu.

Hoşnut Sisifos

Peki ama bu hikâyeyi bu kadar çekici kılan ne? Biliyoruz ki hayat dediğimiz şeyin sağı solu hiç belli olmuyor. Bunca hengame, bunca debdebe, bunca arbede… Hayat ile memat. Güzel ile tiksinç. Zafer ile yenilgi. Lanet ile lütuf.  İnsanın uçlar arasındaki salınımı… Ve her şey çok kişisel.  Her macera biricik. Her motivasyon kendi yaşama sevincini ya da çekip gitme arzusunu içinde saklıyor. 

Her şey çok güzel olacak ile bunlar daha iyi günlerimiz önermelerinin her ikisi de şüpheye açık. Demek ki kendimize şüphe ile inançtan oluşan güvenli bir çember edinmeliyiz, içinde ıslık çalarak yaşayacak. Ki sabahları sevinerek uyanalım.

“Henüz bir delikanlıyken, hatta çocuk yaşta sayılabilecekken resim yapmak istiyordum. Yaşımı büyük gösterip çıplak bir modelin resmini yapan öğrencilerin arasına karışmayı becerdim.

Derslerde, gölgeleri ve hatları yakalayabilmek için çırpınarak kağıtları karalayıp duruyordum. Arada bir poz değiştiren bu çırılçıplak kadın benim beceriksiz ellerime karşı bir meydan okumaydı, hepsi bu: Nefes alan seramik gibi bir şey. 

Ama bir gece otobüs durağında onu ilk defa giyinik gördüm. Otobüse binerken eteğinin sıyrılışını ve baldırlarının ortaya çıkışını izledim. İşte o zaman bedenim tutuştu.” 

Eduardo Galeano’nun Yürüyen Kelimeler’indeki bu kısa hikâye, bana yapmak istediğimiz şeyi artık yapmadan duramayacağımız şey haline getiren o tutkuyu anlatır. Anlam ve hoşnutluk. Ve bu kavramları birbirine bağlayan o yaşam motivasyonu. Neden sorusunun cevabı… İşte ölme nedeni dediğimiz şeyin aslında neden iyi bir yaşama nedeni olduğunun da izahı…

Camus’ye geri dönecek olursak, o iki tür Sisifos hayal ediyor.

Biri öfkeli tanrılar tarafından dev bir kayayı dağın tepesine çıkarmakla cezalandırılıp tam başardığında kayası yeniden aşağı yuvarlanan lanetlenmiş, küskün Sisifos diğeri de aynı cezaya çarptırıldığı halde her çıkış ve her inişte kendiyle baş başa, ölüme kafa tutan, keyfi yerinde, güçlü, hoşnut Sisifos. Hatta belki taş her yuvarlandığında sevinen Sisifos. 

İşte babaannemin komşusuyla hoşnut Sisifos’u, hoşnut Sisifos’la Şehrazat’ı, Şehrazat’la seni beni aynı kişi yapan şey bu. Sadece kalmak ve bundan hoşnut olmak.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ahmet-bahadir-set

editörü tebrik ve takdir ediyorum çok güzel bi yazı olmuş okurken oldukça keyif aldım

seinrog6

Onedio'da böyle içeriklerle karşılaşmak şaşırtıcı oldu. Dahasını görürüz umarım.

Görüş Bildir