Görüş Bildir

Japonya’daki Tsunami Taşlarından Renk Değiştiren Kedilere Gelecek Nesilleri Tehlikelere Karşı Uyarma Yolları

Anasayfa > Cool

Dünyamız bugünlerde pek çok felaketle baş etmeye çalışıyor. Bunlardan biri de pek ön plana çıkmasa da gelecek nesillerin hayatını tehdit edebilecek olan nükleer atıklar. İnsanoğlu yüzlerce yıldır çocuklarını ve torunlarını uyarmaya çalışıyor. Peki bizler nükleer atıklar konusunda gelecek nesilleri uyarmak için ne yapıyoruz? Cevabını merak ediyorsanız içeriğimize buyurun. 👇

Kaynak: https://www.iflscience.com/editors-bl...

Japonya’da çevresel felaketlere karşı insanları uyarmak amacıyla yüzyıllar önce dikilmiş devasa taşlar bulunuyor.

Japonya’da çevresel felaketlere karşı insanları uyarmak amacıyla yüzyıllar önce dikilmiş devasa taşlar bulunuyor.

Bunlardan birinde “Yüksek meskenler, çocuklarımızın barışı ve uyumudur.”, bir başkasında ise “Büyük tsunami felaketlerini hatırlayın. Buradan aşağıdaki noktalara ev inşa etmeyin.” deniyor. Tsunami taşlarının bir kısmı 600 yıl kadar önce insanları bölgeye ev inşa etmemeleri konusunda uyarmak amacıyla dikildi.

Taşların kimileri ise 1933’de konuldu.

Taşların kimileri ise 1933’de konuldu.

Yüzyıllar içerisinde gerçekleşen büyük tsunami felaketlerinden sonra konulan taşlar, birkaç farklı yöntemle insanlara uyarıda bulunuyor. Bazılarında kaç kişinin hayatını kaybettiği yazarken bazıları taşları görenlerin mallarını bırakıp daha yüksek mevkilere taşınmasını buyuruyor.

Bu taşlar yüzyıllar boyunca ayakta kalacak şekilde dikildi.

Bu taşlar yüzyıllar boyunca ayakta kalacak şekilde dikildi.

Doğal afet tarihi uzmanı İtoko Kitahara bu konuyla ilgili olarak, Tsunami taşları, insanlara atalarının çektiği acıları çekmemeleri için uyarılarda bulunuyor. Bu taşlar nesilden nesle aktarılıyor.” diyor. Bölge halkı yüzyıllar boyunca taşların uyarılarına kulak vermiş ve sonraki tsunamilerde kayıp sayıları gitgide azalmış.

Peki insanları yüzlerce, hatta binlerce yıl sonra yaşanabilecek bir felaket için nasıl uyarabiliriz?

Peki insanları yüzlerce, hatta binlerce yıl sonra yaşanabilecek bir felaket için nasıl uyarabiliriz?

Buna yalnızca farazi bir konu olarak bakmamak gerekiyor. Örneğin konu nükleer atıklar olduğunda, 1.000 ila 10.000 yıl sürecek bir tehlikeden bahsedebiliriz. Atık depolama alanlarının çevresine koyacağımız uyarıların çok uzun zaman yıllar dayanması ve gelecek nesillerce anlaşılması gerekiyor.

Piramitler ve diğer yapılardan gördüğümüz üzere, mesele devasa yapılar inşa etmekle bitmiyor.

Piramitler ve diğer yapılardan gördüğümüz üzere, mesele devasa yapılar inşa etmekle bitmiyor.

Kısacası verilecek mesajın, MS. 7.000 yılında da nükleer atık tehlikesiyle karşı karşıya kalabilecek insanlar tarafından anlaşılması için kültür ve dil engellerini aşması gerek. Bu durumun tarihte bir örneği mevcut. 1980’lerin başında İnsan Müdahalesi Görev Gücü, Las Vegas yakınlarında inşa edilmesi önerilen bir nükleer atık depolama tesisi konusunda çalışma yürütmüştü.

Gelecekteki insanlara uyarı mahiyetinde bırakılacak herhangi bir mesajın üç şeyi iletmesi gerektiğine karar verdiler.

Gelecekteki insanlara uyarı mahiyetinde bırakılacak herhangi bir mesajın üç şeyi iletmesi gerektiğine karar verdiler.

Öncelikle bunun bir mesaj olduğunun anlaşılması gerekiyordu. İkinci olarak bölgede tehlikeli maddelerin depolandığının ifade edilmesi lazımdı. Son olarak (ki bu en zor kısımdı), depolanan tehlikeli madde türü hakkında bilgi sağlanmalıydı. Nihayetinde bir dizi çözüm önerisinde bulunuldu.

Öneride bulunan kitlelerden biri de nükleer serpinti henüz gerçekleşmeden buna maruz kalacağımızı öne süren Atom Rahipleri.

Öneride bulunan kitlelerden biri de nükleer serpinti henüz gerçekleşmeden buna maruz kalacağımızı öne süren Atom Rahipleri.

Dilbilimci Thomas Sebeok’un önerdiği fikre göre, bir konsey tarafından atom rahibi unvanı verilen kimseler görevlendirilecek ve bu rahipler yaşlanıp emekli oldukça (veya vefat ettiklerinde) yerlerine başkaları geçecek. Rahipler dinî kesimden değil, bilim dallarında uzman kişilerden seçilecek ve bilgileri gelecek nesillere aktarmakla sorumlu olacak.

Rahiplerin bunu kısmen ayin ve efsaneler aracılığıyla yapması isteniyor.

Rahiplerin bunu kısmen ayin ve efsaneler aracılığıyla yapması isteniyor.

Böylelikle gerçekliği kanıtlanmış bilgilere ek olarak hurafelerle de insanları bölgeden uzaklaştıracaklar. Aynı zamanda bu yöntem sayesinde kötü emelli insanlara da bölgede neyin bulunduğu bilgisi verilmeden uzaklaşmaları sağlanacak. Bu düşünceye göre rahipler yılda bir kez ayin gerçekleştirecek ve her üç nesilde bir gömü alanındaki mesajları güncelleyecek.

Atom Rahiplerine ek olarak başka çözümler de önerildi.

Atom Rahiplerine ek olarak başka çözümler de önerildi.

Mesela Vilmos Voigt, böyle bir oluşumun kurulmamasını ama bölgenin yakınlarındaki uyarı işaretlerinin ve işaretlerdeki çevirilerin sık sık güncellenmesini önerdi. En tuhaf çözümlerden birini yazar Françoise Bastide ve göstergebilimci Paolo Fabbri önerdi.

İkili, en mantıklı hareketin radyoaktif maddeye yaklaştığında renk değiştiren “radyasyon kedileri” yetiştirmek olduğuna inanıyor.

İkili, en mantıklı hareketin radyoaktif maddeye yaklaştığında renk değiştiren “radyasyon kedileri” yetiştirmek olduğuna inanıyor.

İşin zor kısmı ise renk değiştiren kedileri kültürel efsane ve mit hâline getirebilmek. Mitler ve peri masalları, şiirler, resimler ve şarkılar aracılığıyla aktarılabilir. Bundan bir yıl sonra parıldayan bir kediyle karşılaşan insanların oradan hızla kaçmayı bilmesi amaçlanıyor.

Diğer düşüncelerde insanların tehlikeli bölgeleri girmesine engel olmak için çevrenin kullanılması öneriliyor.

Diğer düşüncelerde insanların tehlikeli bölgeleri girmesine engel olmak için çevrenin kullanılması öneriliyor.

“Doğal olmayan, uğursuz ve itici” bir çevre meydana getirerek gören herkesin tehlikeyi hissetmesi isteniyor. Ayrıca bu düşünceyi ortaya atan mimar, bölgeye yaklaştıkça dehşet ifadesi takınan insan yüzlü oymaların konulması fikrini de öne sürdü.

Sadece yüksek teknolojiye sahip insanların tehlikeli bölgelere erişebilmesini sağlamak da bir başka fikir.

Sadece yüksek teknolojiye sahip insanların tehlikeli bölgelere erişebilmesini sağlamak da bir başka fikir.

Böylelikle insanlar nükleer atıkların olduğu yerlere tesadüfen giremeyecek, içeri giren herkes bölgede radyasyon olduğunu bilecek ve buna uygun donanıma sahip olacak. Son yıllarda bunun tam tersi istikamette çözümler ortaya atıldı.

Gelecek toplumların nükleer atık tesislerini kabullenmesi düşüncesi önem kazandı.

Gelecek toplumların nükleer atık tesislerini kabullenmesi düşüncesi önem kazandı.

Bu konuda çalışma yürüten James Pearson, “Tehditkâr görünerek ve tehlikeyi vurgulayarak insanları korkutmanın lüzumu yok. Gelecek nesillere tüm bildiklerimizi aktarmalıyız. Böylelikle kendileri için neyin en iyi olduğuna bizzat kendileri karar verebilirler.” diyor.

Bu içeriklere de göz atabilirsiniz 👇

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
7
2
1
1
1
1
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Ayse Kaynak

Makalede adam japonlar için diyor ki "bölge halkı yüzyıllar boyunca taşların uyarılarına kulak vermiş ve sonraki tsunamilerde kayıp sayıları gitgide azalmış"... Devamını Gör