Sus Lan Çomar! Dillere Pelesenk Çomar Lafının Gerçekte Ne Anlama Geldiğini Duyunca Çok Şaşıracaksınız

-

Eskilerde bir köpek adı olarak, şimdilerde ise hakaret içerikli karakter yaftası olarak duyuyoruz 'çomar' sözcüğünü.

Öyle bir anlamı var ki, 'nasıl bilmeden kullanıyormuşum' diye hayıflandıracak cinsten.

Önce bir TDK'ya soralım, nedir bu çomar?

Birincil anlamı tıpkı eskilerde kullanılan hali gibi iri, çoban köpeği. İkincil anlamıysa ilginç bir biçimde kalıcı yer edinmiş hali: Terbiyesiz ve saldırgan kimse. Nişanyan sözlüğünde de “iri başlı topuz, lobut” olarak geçiyor.

Aradaki anlam boşluğu nasıl bu hale gelmiş olabilir diye sorduk, Selim Temo'nun yazısından, detaylarına inerek öğrendik.

Yazısında bahsettiği üzere tıpkı o da bizim gibi köpek tanımıyla karşılaşmış çomarla, bir hafiye köpek olarak çizgi dizide yer alıyormuş.

Fakat çomar sözcüğünün tarihi çok daha eskilere, 17. yüzyıla dek gidiyor.

Kronolojik sıralamayı biraz değiştirirsek, 1947'de İlhan Berk İstanbul kitabında bir şiirde anar çomarı.

Ben Üsküdar cenginde
Sağ cenahı tutan
Çomar Bölükbaşı
İzoli Kürdi kabilesindenim
Van dağlarında adım söylenir.

Biz bir sıfat olarak bilirken Çomar'ın aslında bir kişi olduğunu görünce şaşırabiliriz ama asıl soru şudur: Kimdir bu Çomar Bölükbaşı?

Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sine bakarsak Çomar Bölükbaşı, Üsküdar etrafına hendekler kazan güruhun liderlerinden, Yavuz Sultan Selim döneminde isyan başlatan bir Celâlidir.

Çomar Bölükbaşı'nın sahneye çıkışı 1649 yılının Ağustos ayında olacaktır. Seyahatnâme'de uzunca anlatır Evliya Çelebi, Osmanlı ordusuyla uzun zamandır isyan hazırlığında olan Celâli ordusu Üsküdar'da çatışmaya başlar. 

Aralıksız 8 saat süren çarpışma sonunda Celâliler yenilmiş, Osmanlı ordusu  “Celalîler bozuldu, Gürcî keferesi bozuldu” nidalarıyla yola koyulmuştur. Bu haberin ardından imparatorluk çapında da her ülke kendi sınırlarında ifşa olan Celâlileri yakalamaya başlar.

Tam da çatışmalar sona ermişken, Evliya Çelebi bugünkü sınırlarla Eskişehir yakınlarında, Seyitgazi'deyken dağlardan atıyla gelen Çomar'ı görür.

Tanışırlar, dost olurlar. Evliya Çelebi bu daha önce görmediği atlıyla heybesinde ne varsa bölüşür ve kim olduğunu, nereye gittiğini sorar.

Çomar Bölükbaşı çatışma ardından kaçak bir hayat sürdüğünü anlatarak yanıtlar:

“Kabûl etdik artık biz senden, sen benden emîn ol ve ta’âmın dahi yedik. Ben İzolî Kürdî kabîlesindenim ve Gürcî Nebî’nin baş bölükbaşısıyım. İsmime Çomar Bölükbaşı derler. Üsküdar cenginde bozulup gice gice dağdan dağa kaça kaça bu mahalle gelüp sana dûş geldim.” 

Bu tanışmanın ardından Evliya Çelebi beklenmedik misafirine onu ele vermeyeceğini söyleyerek onu Şam’a, Murtaza Paşa’nın yanına götürür.

Birlikte yola çıkarlar, Şam'a ulaştıklarında Paşa onu bir şartla affeder. O da Dürzîlere karşı giriştiği harekatta yanında olmasıdır. Pek şansı olmayan Çomar kabul eder, bu harekattaki başarısıyla subaşılığa terfi etse de rüşvetle başa gelen Dilaver Ağa, Çomar’ın geçmişine cezayı vermeye kararlıdır, onu hapseder.

Hapsi sona erdikten sonra gün yüzüne çıkan Çomar yeniden dağlara çekilir, direnmeyi de sürdürür.

Her ne kadar hapisten çıkmış olsa da Çomar Bölükbaşı Batı Anadolu'da tutunamayacağını bilir, bu sebeple Van'a gider.

Dönemin Van valisi Mehmet Emin Paşa’nın yanına sığınır. Paşa onu askerine kumandan yapsa da Çomar'ın isyan damarı kabarıktır, ona da baş kaldırır.

Hakkari Hanı'yla girdiği çatışma Çomar'ın son kılıç tuttuğu savaştır. Çatışma esnasında atından inen Çomar, kılıcıyla alana dalar fakat savaşta sadece Han ve onun askerleri yoktur. Han’ın imdadına iki bin atlıyla destek gelir ve Çomar'ın askerlerinin tamamı öldürülür

Çomar atına bindiği gibi dört nala sarp bir kayadan Van Gölü’ne atlar. Bir süre sonra kıyıya yüzmeye çalışsa da bir bataklığa saplanır, yakalanır. Ona karşı gelenleri başından savabilse de yaralı atıyla çok uzağa gidemez. Süren Baba ziyaretgâhında sığındığı vakitlerde pencereden gelen bir tüfek kurşunuyla vurulur, yaşamını yitirir.

Anlatılmayan hikâyesi böyle sonlanır Çomar Bölükbaşı'nın. Hatta Ahmed Arif, Leyla Erbil'e kaleme aldığı mektupta adeta bir buluşma sözü olarak anar Çomar'ı: "Bir de benim hemşerim Çomar Bölükbaşı var. Şimdi türbesini ziyaret ederler. Nefes alacak bir rahatlığa erersek beraber yazarız destânını.”

Çomar Bölükbaşı'nın adı tarih metinlerinde çok sık geçmese de halk şiirinde yiğitçe anılır. Yani güncel anlamının aksine bir hakaretten ziyade bir kültürün, geleneğin temsilidir 'Çomar'.

Bir sözcüğün odağından çıkarsak, hakaret sandığımız kavramların tarihi bile bizi şaşırtabilir. Bundan böyle çomar derken iki kere düşünmek gerek!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
culog

O kadar yazılana rağmen hala kafalar " benim bildiğim doğru, siz yanlışsınız" da.Ne ara bilgiye bu kadar kapalı olduk.

mehmet-emin-alici

Comar : yobaz , değisime karsı , geri kafalı , cahil , kulaktan duyma bilgilerle yasayan , arastırmayan , kendi yerine baskasının düsünmesine izin veren kimselerdir ve yukarıda ki özellikleri bünyesinde bulunduranlardır . Unuttuğum bise var mı?

humanistkus

"İnsanların hayatına burnunu sokan", bunu unuttun.

oneyav

Comar yobaz demek ise bu başlık altında her ideolojiden bol miktarda comar bulunduğunu görebilirsiniz .

blizzard

Ben kainattaki herhangi bir hayvanı aşağılamamak için bu şeylere sıfat olarak kullanmıyorum.

asm-sarialtin

Artık çomarlara hakaret etmeden onlara çomar diyebileceğiz holley be! Hatta hoşlarına gider bundan sonra, çomarrrr dedikçe aşka gelirler. Mutual ilişki, en sevdiyim!

Başlıklar

EskişehirHakkariİstanbulÜsküdarVan
Görüş Bildir