Turizm Bir Pazarlama Değil, Bir Anlatma Meselesidir
Neden hikâye, neden şimdiBir şehri tanıtmak, önce onun neyi anlattığını bilmekle başlar. Kaleler, çarşılar, sahiller, mutfaklar; bunların çoğu, dünyanın pek çok yerinde bir biçimde tekrar eder. Akademik literatür bu duruma 'destinasyonların ikame edilebilirliği' diyor: Benzer kaynaklara sahip kentler, yoğun bir rekabet ortamında birbirinin yerine geçebilir hâle geliyor. Bir şehri gerçekten ayırt eden, taşın kendisi değil, o taşın etrafında örülen anlatıdır. Turist rehberleri üzerine yapılan araştırmalar da bunu doğruluyor: Bir kültürel mirası hikâyeyle aktarmak, onu akılda kalıcı kılıyor ve bu kalıcılık hem paylaşılabilirliği hem de sürdürülebilirliği besliyor.Bunun pratikteki karşılığı basit: Bir gezgin, 'Osmanlı döneminde inşa edilmiş bir köprü' cümlesini değil, o köprüden kimin, hangi telaşla, hangi hikâyeyle geçtiğini hatırlar ve anlatır. Şehir markalaması dediğimiz şey de esasen budur; yönetimlerin, sivil kuruluşların ve yazarların bir araya gelip bu anlatıyı bilinçli, tutarlı ve tekrar edilebilir kılması.