TRT Haberleri

TRT ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. TRT ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Cennetin Çocukları Bu Akşam Var mı, Yok mu? Cennetin Çocukları Yeni Bölüm Ne Zaman?
TRT 1 ekranlarında yayınlanan Cennetin Çocukları dizisinin yeni bölümü izleyiciler tarafından merak ediliyor. Bayram haftası nedeniyle kanalların yayın akışında değişiklik olup olmadığı araştırılıyor. Cennetin Çocukları 33. bölüm tarihi de bu nedenle gündeme geldi. Burak Serdar Şanal, Buse Meral, Zafer Algöz ve Evliya Aykan gibi isimleri buluşturan dizi, her Pazartesi akşamı izleyiciyle buluşuyor.
Osman Haktan Canevi Kimdir, Kaç Yaşında? Şarkıcı Haktan Neden Gözaltına Alındı?
Türk arabesk ve fantezi müziğinin en güçlü seslerinden biri olan Haktan Canevi, eşsiz sahne performansları ve unutulmaz yorumlarıyla yıllardır geniş bir hayran kitlesine hitap etmektedir. Özellikle son günlerde basına yansıyan haberlerin ardından internette en çok aranan isimlerden biri haline gelen usta müzisyen hakkında, 'Haktan Canevi kimdir, kaç yaşında ve nereli?' soruları büyük merak konusu oldu.
Anadolu Ajansı'nın ‘AA’ Dedirten Tweet Terazisi
Kamu yayıncılığı yapmakla yükümlü Anadolu Ajansı’nın (AA) Twitter’da Başbakan Tayyip Erdoğan’ı 'orantısız’ biçimde kayırdığı ortaya çıktı. AA, 10 Mart 07:43 ile 20 Mart 13:23 arasında toplam 1163 tweet attı. Bunlardan 383′ü siyasi parti liderleri hakkındaydı. Diken'den Deniz Katman'ın haberine göre, söz konusu tweetlerin liderlere dağılımı ise şöyle: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında 349, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında 19, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 15, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında 0. Anadolu Ajansı Twitter’da yaklaşık 231 bin kişi tarafından takip edilirken, sadece 15 kişiyi takip ediyor. Bunlar arasında Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Cumurbaşkanı Abdullah Gül bulunurken diğer diğer siyasi kişilerden kimse yer almıyor. AA’nın takip ettiği kişi ve kurumlar şöyle: Anadolu Agency FRYerel Seçim 2014Anadolu Agency (BHS)Anadolu Agency (KR)AA Şirket HaberleriBülent ArınçRecep Tayyip ErdoğanAbdullah GülAA KurumsalAnadolu ImagesAnadolu Agency (RU)Anadolu Agency(AR)AA SporAA FinansAnadolu Agency (ENG)Anadolu Ajansı, Twitter yasağına harfiyen uyan kurumların da başında. Ajans, Twitter erişime engellendiğinden bu yana tweet atmıyor. Daha önce TRT’nin de liderlere ayırdığı sürede Başbakan Erdoğan’a kat be kat daha fazla süre ayırdığı belirlenmişti.Diken | DENİZ KATMAN 
YGS Sonuçları Açıklandı
YGS sonuçları ÖSYM'nin internet sitesinden açıklandı. Prof. Dr. Ali Demir, TRT Haber'de YGS (Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı) sonuçlarının açıklandığını söyledi. Sınav sorularının büyük bir güven içerisinde tutulduğunu söyleyen Demir, 'Yüzde 100 güvenli bir sistem ile Sınavları gerçekleştirdiğimize inanıyorum' dedi. 20104 YGS'de hiçbir sorunun iptal edilmeyeceğini itirazlar olursa, itiraz edilen sorunun değerlendirilebileceğini söyleyen Demir, Soruların internet üzerinde paylaşılmasına ilişkin 'Bizden izin almadan kar amacı güderse telif hakkı kapsamında suç duyurusunda bulunuruz' diye konuştu.  DHA Sonuçları öğrenmek için tıklayınız
Televizyonlara Engelliler İçin Altyazı Zorunluluğu Geldi
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yönetmeliğinde yaptığı değişiklikle TRT ve ulusal kanallarda yayınlanan film, dizi ve haber programlarında işitme engelliler için kademeli olarak altyazı seçeneği koyma zorunluluğu getirdi. Engelliler, kararı olumlu ancak sesli betimleme ve işaret dili olmadığı için eksik buldu. Bianet’ten Nilay Vardar‘ın haberine göre, Resmi gazetede yayımlanan RTÜK Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikteki değişikliğe göre, TRT kanalları ve Ulusal karasal yayın lisansına sahip özel medya hizmet sağlayıcı kuruluşlar sinema ve televizyon için yapılmış filmler, diziler ile haber programlarında engellilere yönelik alt yazı hizmeti seçeneğine geçmek zorunda. Beş yıl içinde yüzde 40 altyazı zorunluluğuYayın hizmetlerine diğer bireylerle eşit koşullarda erişimi sağlamak amacıyla yapılan bu düzenlemeye geçiş için kanallara belli süreler tanındı. TRT, bunu üç yıl içinde yüzde otuza, beş yıl içinde yüzde elliye ulaşılacak şekilde yapmak zorunda. Ulusal karasal yayınlar ise üç yıl içinde yüzde yirmiye, beş yıl içinde yüzde kırka ulaşılacak şekilde yapmalı. Kanallar hizmeti vermeye başlayınca, kumandadan altyazı seçeneği tuşuna basılarak yayınlar altyazılı izlenebilecek. İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği Gençlik Komisyonu Başkanı Onur Cantimur, kararın işitme engelliler için sevindirici ancak işaret dili tercümanı zorunluluğu olmadığı için eksik olduğunu söyledi. 'Biz bu talebimizi birçok kez resmi kurumlara da iletmiştik. Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkçe altyazıyı 'tavsiye' ediyor ancak 'zorunlu' tutmuyordu. Dolayısıyla bu karar sevindirici. Ancak kelime dağarcığı az olan ve sadece işaret dilinden anlayan işitme engelli izleyiciler için bazı talk show programlarında olduğu sağ alt köşede işaret dili tercümanınını zorunlu kılınmaması çok önemli ve unutulmuş bir eksiklik. Bunun da en kısa zamanda yönetmeliğe eklenmesini istiyoruz. Umuyoruz ki bu zorunluluk sinemalara da getirilir. Ve işitme engelliler de sinemaya eşi, dostuyla gidebilir.' “Görme engelliler unutulmuş”Diziler için sesli betimleme ve işaret dili tercümanlığı hizmeti veren Sesli Betimleme Derneği Başkan Yardımcısı Engin Yılmaz da kararın olumlu ancak görme engelliler için sesli betimleme zorunluluğu olmadığı için eksik bulduğunu belirtti. 'Yetmez ama evet. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi'ne göre zaten bunun yapılması gerekiyordu. Gelişmiş ülkelerde de uygulanıyor. Başlangıç için olumlu bir adım ancak eksik. Görme engelliler için sesli betimleme düşünülmemiş. Bu konuda çalışan tek kurum biziz. Ancak yönetmelik hazırlanırken gelip kimse bir şey sormadı. Yine engelliler karar mekanizmalarına dahil edilmedi. Şu anda en kolay olan altyazı seçildi. İşaret dili ve sesli betimleme için daha çok yatırım gerekiyor. Umarız bunu da kısa sürede yaparlar.' Nilay Vardar | Bianet
Ukrayna'nın Seçimi: 'Lady Yu' Yeniden Sahnede
Ukrayna, çağdaş siyasi tarihinin en zor dönemini yaşıyor. Toprağının bir kısmı işgal edilmiş, önemli bir kısmı işgal tehdidi altında, sosyolojik-kültürel-dini farklılıkları bulunan nüfusu dış faktörlerin etkisiyle bölünmenin eşiğine gelmiş, ekonomik olarak darboğaza hapsedilmiş, siyaseten oldukça zor sorunlarla karşı-karşıya. Ve bu zor şartlar altında cumhurbaşkanlığı seçimine hazırlanıyor. Bu seçimin içinde bulunduğu zor durumdan çıkma yönünde bir dönüm noktası olacağına inanıyor… Kiev üzerindeki söz hakkını kaybetmeyi hiçbir türlü kabul etmeyen Rusya ise Ukrayna yönetimindeki mevcut siyasi güçlerin iktidarına meşruiyet kazandıracak 25 Mayıs seçimini engellemek için tüm yolları denemeyi sürdürüyor. Bir taraftan Kiev’i ekonomik olarak çaresiz durumda bırakmak için hamlelerini arttırırken, diğer taraftan da en önemli kozunu oynuyor – Ukrayna’nın doğusunda gerilimin fitilini ateşliyor. Bu şartlar altında seçim gerçekleşir mi, gerçekleşmez mi, bilinmez, ancak şimdilik Ukrayna yönetimi bu önemli takvimi ertelememekte kararlı. Seçim takvimi işliyor, her ne kadar doğudaki olayların gölgesinde kalsa bile hazırlıklar sürüyor, ittifaklar kuruluyor… “Lady Yu” yeniden sahnede Seçimin en iddialı adaylarından birisi eski Başbakan Yuliya Timoşenko. Ukrayna’nın son 10-15 yıllık siyaset tarihinin en tartışmalı figürü olan Timoşenko, “hiç dostu olmayan, ancak iktidar sahibi olmak için her kesle ittifaka gidecek politikacı” olarak tanımlanıyor. Seçime Batkivşina Partisinin adayı olarak katılıyor. 1960 senesinde Dneprepetrovsk’da doğan Yuliya Timoşenko’nun (Grigyan) uzmanlık alanı ekonomi. Dneprepetrovsk Devlet Üniversitesi ekonomi bölümü mezunu olan Timoşenko siyasete ticaretten gelenlerden. 1988 senesinde eşiyle birlikte video salon ağı kurarak iş dünyasına atılan Timoşenko 1991 senesinde yakıt ve makine yağı ticaretiyle uğraşan Ukrainskiy Benzin şirketinin Genel Müdürü görevine geldi. 1995 senesinde Timoşenko artık takas anlaşmalarıyla para kazana Ukrayna Birleşik Enerji Sistemi Şirketinin Başkanıydı. Ağırlıklı olarak Rusya ile ticaret yapan şirket Ukrayna işletmelerinin ürünlerini enerji karşılığında satıyordu. Milyonlarca grivna cirosu olan şirket 1996 senesinde “siyasi” ve bunun devamı olarak ekonomik sorunlarla karşılaşmaya başlayınca Timoşenko ticaretten siyasete atılma kararı aldı. Ancak ticari kafasını siyasette hiç unutmadı - hep kullandı… 1997 senesinde Timoşenko Kirovogradşina’da seçimleri kazanarak milletvekili oldu. İddialara göre, bu politik hamle dönemin iddialı politikacılarından Pavel Lazarenko ile siyasi ve ticari işbirliği sayesinde gerçekleşti. Timoşenko’nun milletvekili seçilmesinden birkaç ay sonra Lazarenko Vatandaş Partisini kurdu. Yeni partinin Genel Başkan Yardımcısı tanıdık isimdi – Yuliya Timoşenko… 1998 senesinde Timoşenko ikinci kez milletvekili seçildi. 1999 senesinde ise Batkivşina Partisinin başına geçti, hemen ardından parlamentodan ayrılarak Viktor Yuşçenko hükümetinde yakıt-enerji alanından sorumlu Başbakan Yardımcısı görevine atandı. Ancak yükseliş kısa sürdü – dönemin politikacıları ve işadamları Timoşenko’dan memnun değillerdi. 2000’de Ukrayna Birleşik Enerji Sistemi şirketinde yönetici pozisyonunda olan eşi tutuklandı. Birkaç ay sonra – 15 Ocak 2001’da Başsavcılık Timoşenko hakkında kaçakçılık ve sahtecilik suçlamasıyla dava açtı. Timoşenko 4 gün sonra istifaya, 13 Şubat 2001’de ise cezaevine gönderildi. Bir aydan fazla cezaevinde kaldı ve çıkınca Leonid Kuçma rejimine karşı mücadeleye katıldı. Birkaç muhalif partinin oluşturduğu Ulusal Kurtuluş Forumunun lideri seçildi. Bir süre sonra bu forum Yuliya Timoşenko Bloğu adını aldı ve 2002 senesinde bu bloğun lideri olarak Timoşenko üçüncü kez milletvekili statüsü aldı. Aynı yıl “Kuçma’sız Ukrayna” eylemlerinin liderlerinden biri oldu. Yuliya Timoşenko dünya siyaset arenasına 2004 senesinde çıktı. Ukraynalı kadınların geleneksel saç modelini andıran taç gibi örgüsü ve cesur çıkışlarıyla dikkat çeken Yuliya Timoşenko, “turuncu devrim”in sembollerinden biri oldu. Viktor Yuşçenko’nun “Bizim Ukrayna” bloğu ile “Halkın Gücü” koalisyonunu oluşturan Timoşenko’nun o dönem zaten yüksek olan reytingi “turuncu devrim”le birlikte tavan yaptı. Yuşçenko’nun Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Timoşenko “turuncu hükümet”in başına geçti. Ancak Başbakanlığı sadece 7 ay sürdü. Cumhurbaşkanının yakın çevresi ile, özellikle de şimdiki seçimde rakibi olan eski Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı Peter Poroşenko ile ciddi gerilim yaşayan Timoşenko, “turuncu devrim”in senesi dolmadan Yuşçenko ekibine muhalefetini ilan etti. Eski Cumhurbaşkanı Yuşçenko, “turuncu devrim”den yaklaşık 10 sene sonra Timoşenko ile ilgili hayal kırıklığını TRT Türk’e bu kelimelerle ifade edecekti: “2005 senesinde muhalefetini ilan etmesine rağmen 2009 senesinde ben onu Başbakan Yardımcısı atadım. Timoşenko’nun istihdam geçmişine bakarsanız, son ana kadar onun atamalarının altında benim imzam var. Bütün atamaları ben yapmışım. Çünkü ben inanmıştım. Ben ilişkilerimize inanıyordum. Ben onun Ukrayna için önemli olan görevleri yerine getirebileceğine inanıyordum. Ancak hayal kırıklığına uğradım. O benimle dürüst davranmadı”. 2006 genel seçimlerinde Timoşenko Bloku parlamentodaki 450 yerden 129’nu kazanarak Bölgeler Partisi’nden sonraki sıraya yerleşti. Amacı yeniden Başbakan olmaktı ve bunun için parlamentoda “turuncu çoğunluk” oluşturmayı denedi. Ancak “Bizim Ukrayna” Bloku ile anlaşamadı. Yuşçenko, Bölgeler Partisi Viktor Yanukoviç’i Başbakan atadı. Yanukoviç hükümetinde Bizim Ukrayna 7 bakanla temsil ediliyordu. Temsilciliği bulunmayan tek siyasi güç ise Yuliya Timoşenko Bloku idi. Ancak 2006’nın sonlarına doğru Bizim Ukrayna’lı bakanların tamamı hükümetten uzaklaştırılınca, yeni siyasi kriz patlak verdi. 2007 senesinde Yuşçenko erken genel seçim kararı aldı. 30 Eylül 2007 seçimlerinde Timoşenko’nun grubu parlamentodaki kürsü sayısını arttırdı. Bu kez parlamentoda Timoşenko grubunun 156 yeri vardı. 29 Ocak’ta Yuliya Timoşenko Bloku ile Yuşçenko’yı destekleyen Bizim Ukrayna arasında demokratik koalisyon anlaşması imzalandı. Yuşçenko ekibinin büyük bir kısmı karara karşıydı, ancak Cumhurbaşkanı, ülkenin içine düştüğü çıkmazı aşmanın başka yolu olmadığını düşünüyordu. Bu koalisyon anlaşması sonucu Yuliya Timoşenko Bloku’nu temsil eden Değişim Cephesi Partisi lideri Arseni Yatsenyuk parlamento başkanı oldu, Timoşenko ise ikinci oylamanın ardından yeniden Başbakan görevine geldi. Ancak “Lady Yu”nun bununla yetinmeyeceği belliydi. Nitekim 2010 seçimlerinde cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu ve ikinci turda seçimi kaybetti. Viktor Yanukoviç’İn %3,48 oyla üstünlük sağladığı seçimlerin ardından parlamentoda da güç dengesi değişti. 1 Mart 2010’da Timoşenko hükümetine güven oyu talep etti. Oylama sonucu Timoşenko hükümeti düşürüldü. Timoşenko, ikinci kez başbakanlıktan ayrılmak zorunda kaldı. 5 Ağustos 2011’de yeniden tutuklandı. Yine siyasi-ticari suçlamalarla. 2009 senesinde Rusya’dan 10 yıl süreyle doğalgaz alınması anlaşmasını yasalara aykırı şekilde onayladığı iddia edilen Timoşenko, görevi kötüye kullanma suçlamasıyla yargılandı. 11 Ekim 2011’de görevi kötüye kullandığına ve Rusya ile yaptığı anlaşma sonucu Ukrayna’yı 188 milyon dolar zarara uğrattığına hükmedilen Timoşenko 7 sene hapis cezasına çarptırıldı. Bu dava sürerken Timoşenko’nun Ukrayna Birleşik Enerji Sistemleri’ni yönettiği dönemde zimmetine para geçirdiğine ilişkin soruşturma başlatıldı. 2013 senesinde ise dönemin Başsavcısı Viktor Pşonka, Timoşenko’yu 1996 senesinde kendisine rakip olan işadamı, milletvekili Yevgeni Şerban’ın öldürülmesi olayında yer almakla suçladı. Cezaevinde olduğu dönemde Ukrayna siyasi gündeminden hiç düşmeyen Timoşenko iki kez açlık grevi yaptı, cezaevinde dövüldüğünü iddia etti. Batı’nın tüm ısrarlarına rağmen Yanukoviç Timoşenko’nun serbest bırakılması talebini kabul etmedi. “Yuli volyu, ale ne vladu” Ukrayna’da yaşanan kanlı çatışmaların ardından 21 Şubat 2014’te Yanukoviç rejimi devrildi. 22 Şubat’ta ise Ukrayna parlamentosu Timoşenko’nun serbest bırakılmasına karar verdi. Aynı gün Harkov’da hastanede olan Timoşenko serbest bırakıldı ve Kiev’e dönerek Bağımsızlık Meydanında sahneye çıktı. Bu çıkışın verdiği mesaj belliydi – Timoşenko o gün Bağımsızlık Meydanında cumhurbaşkanı adaylığını ilan ediyordu. Ancak cezaevinden çıkışının ardından ilk şoku o sahneden inerken yaşadı “Lady Yu”. Konuşmasını yapıp sahneden indiğinde önünü kesen göstericiler “Devrimi kimin yaptığını biliyorsun, değil mi” diye Timoşenko’ya meydanın sahibi olmadığını anlattı. Kasım 2013’de başlayan gösteriler sırasında meydanı süsleyen Timoşenko posterlerinin altına “hoş geldin” yazıları yazılmaya başladı: “Yuli volyu, ale ne vladu”, yani “Yuliya'ya özgürlük, ama iktidar değil”. Yanukoviç rejimini devirmek için birleşen çeşitli siyasi güçler bu kez Timoşenko’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı gizli bir ittifak oluşturmaya başladı. Ancak özgürlüğüne kavuşur kavuşmaz maruz kaldığı bu “soğuk duş”tan etkilenmedi. Cumhurbaşkanlığına adaylığını koydu, kendisinden şansı daha yüksek olan ünlü “Roshen” çikolata fabrikalarının sahibi Peter Poroşenko’yu desteklemesini isteyenlerle “Ben ve ailem her gün Roshen çikolatalarını alarak ona destek veriyoruz” diye dalga geçti ve tanıdık retoriği ile seçim kampanyasındaki yerini aldı. Ancak Timoşenko’nun bu seçime katılması kendisi için büyük risk. Çünkü seçimi kazanmazsa, kendi siyasi kariyeri açısından büyük darbe alacağı gibi hem de Batkivşina Partisi ile bu parti etrafında kurmuş olduğu ittifak ciddi bozguna uğrayacak. Seçimi kazanamama olasılığı ise, Ukrayna halkı bugünkü şartlarda oylamaya girebilirse, yüksek. Gerek kendi partisi içerisinde, gerek toplumda, gerekse de Batı’da Timoşenko’nun adaylığı ile ilgili görüş birliği mevcut değil. Özellikle Arseni Yatsenyuk liderliğindeki Değişim Cephesi ile birleşmenin ardından Batkivşina, eskiden olduğu gibi Timoşenko’ya kayıtsız-şartsız şartsız biat edenlerin partisi değil. Bölgelerde parti yönetimine gelen insanların büyük bir kısmı Timoşenko’yu birebir tanımıyor ve kendisini siyasi anlamda ona borçlu olarak görmüyor. Tam tersi, partinin en az yarısı Timoşenko’yu kendisine borçlu olarak görüyor. Timoşenko’nun Yatsenyuk’la ve eskiden en çok güvendiği isimlerden olan Geçici Cumhurbaşkanı Aleksandr Turçinov’la da sorunlar yaşadığı bildiriliyor. Ukrayna basınında yer alan iddialara göre, Turçinov ve Yatsenyuk, Timoşenko’nun talimatları doğrultusunda hareket etmeyi reddediyor. Hatta Turçinov’un Timoşenko’nun da katıldığı Ulusal Güvenlik Konseyi zirvesinde eski Başbakan’a görüşlerini kendisine saklamayı tavsiye ettiği bildiriliyor. Yatsenyuk’a gelince, Ukrayna basını Timoşenko’nun seçimi kazanacağına inanmayan Başbakan’ın yakın arkadaşı, eski Yuşçenko ekibinin kilit isimlerinden olan Nikolay Martınenko aracılığıyla Poroşenko ile görüşmeler yaptığı iddia ediliyor. Timoşenko’nun parti lideri olmasına rağmen mevcut hükümette ve kotalarda söz sahibi olmadığı da iddialar arasında… Sorun sadece bu da değil. Batkivşina’da hiç de her kes Timoşenko’nun zafer kazanacağına inanmıyor. Partinin mart ayında yaptırdığı ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamadığı anketin basına sızan detaylarına bakılırsa, soru sorulan vatandaşların %50’si Timoşenko’nun aday olmamasını ve siyasetten gitmesini istiyor. %20’lik bir kesim Timoşenko’nun seçime katılmadan siyasette kalmasından yana. Yalnız %18,5’lik bir kesim “Lady Yu”nın seçime katılmasını destekliyor. Bağımsızlık Meydanında cumhurbaşkanlığı seçimini bekleyen halk ise Timoşenko’yu da Yuşçenko ve Yanukoviç gibi “geçmiş” olarak görüyor. Bugün meydanda bulunan insanlar, özellikle gençler için Timoşenko tamamen başka bir dönemi sembolize ediyor. Öte yandan, Timoşenko’nun Başbakan olduğu dönemlerin sonuçları kendisine seçim kampanyasında kullanabileceği bir malzeme sunmuyor. Tam tersi, Ukrayna’da insanlar Timoşenko’nun Başbakan olduğu zamanları iktidar içi çatışmalar, perde arkasında Rusya ile oynanan oyunlar ve Ukrayna’nın ekonomik olarak ciddi sıkıntılara düştüğü dönemler olarak hatırlıyor. Timoşenko’nun belki Yanukoviç’le bir seçime katılması durumda şansı olabilirdi – çünkü bu ikili arasında kişisel bir düşmanlık vardı ve “Lady Yu” bu tür durumları çok iyi kullanabilen bir politikacı. Ancak Yanukoviç’in ortadan kaybolmasıyla birlikte bu koz elden çıktı. TRT Türk
Kayıp Uçağın Gizemi
Kuala Lumpur-Pekin seferini yaparken 239 kişi ile 8 Mart Cumartesi günü ortadan kaybolan Malezya Havayollarına ait MH370 sefer sayılı kayıp yolcu uçağı dün itibariyle ikinci ayına girdi. Güney Hint Okyanusu’nda devam eden arama çalışmalarına liderlik yapan eski Avustralya Hava Kuvvetleri Komutanı Angus Houston, Avustralya gemisi Okyanus Kalkanının 2 sinyal daha aldığını belirtti. Yeni gelişmeler doğrultusunda arama alanının sinyallerin alındığı bölgeye kaydırıldığını ifade eden Houston, arama çalışmalarının 75 bin metrekarelik alana düşürüldüğünü kaydetti. Kayıp Malezya uçağını doğru alanda aradıklarından emin olduğunu vurgulayan Houston, 'Doğru alanda aradığımızı düşünüyorum fakat birileri gözleriyle enkazı görene kadar hiçbir şeyi onaylamak için hazır değilim’’ dedi. Okyanus Kalkanı'nın daha fazla sinyal alması durumunda sinyalin kaynağını belirleyebileceğine dikkati çeken Houston, arama alanının daraltılmasının ardından birkaç gün içinde uçağa ilişkin gelişme yaşanabileceğini bildirdi. Arama çalışmalarının maliyeti Kayıp uçağı bulma ümitleri tükenirken, arama çalışmalarının maliyeti tırmanıyor. Uluslararası hava ve deniz filolarının arama-kurtarma çalışmalarını sürdürebilmeleri için her gün Hint Okyanusu’nda milyonlarca dolar harcama yapılıyor. Operasyonun büyük bir kısmında personel, ekipman ve uzmanlık kaynaklarını seferber ederek arama çalışmalarına katılan onlarca ülkenin her biri operasyonlarının maliyetini kendisi karşıladı ve bunların dökümünü yapmayı da reddetti. Yetkililer 239 yolcusuyla birlikte sırra kadem basan bir uçağın söz konusu olduğu bir durumda paradan konuşmanın “katı yüreklilik” olacağı konusunda ortak bir tavır sergileyerek maliyet konusunu geri plana ittiler. TRT Türk