Stockholm’da Kim Okunur?
Nobel Edebiyat Ödülü ve SiyasetStockholm, 1973. İsveç Akademisi’nin önünde bir aday dosyası duruyor. İçinde Toros eteklerinden çıkmış bir eşkıyanın, İnce Memed’in hikâyesi var. Dosyayı gönderen, İsveç Kraliyet Edebiyat, Tarih ve Eski Eserler Akademisi üyesi Dag Strömbäck. Aday, Yaşar Kemal.O yıl ödülü Avustralyalı romancı Patrick White alıyor.Buraya kadarı kayıtlarda var. Nobel’in aday arşivi elli yıl kapalı tutulur. Bugün açıp baktığınızda 1973 satırında Yaşar Kemal’in adını, yanında da onu aday gösteren akademisyenin adını görürsünüz.Gerisi kulis. Zülfü Livaneli anılarında, o yıllarda Stockholm’daki bazı Türkiyeli ve Kürt çevrelerin Akademi’nin kapısını çaldığını anlatır. Kimi, Yaşar Kemal’in Türkiye’de pek ciddiye alınmadığını, Türkiye’den çevrilmiş tek yazar olduğu için öne çıktığını fısıldar. Kimi de onu Kürt olduğu hâlde Türkçe yazmakla, Kürt masallarını Türk okuruna taşımakla suçlar. Livaneli’ye göre Akademi bu gürültüden çekinir ve ödülü erteler. Muhsin Kızılkaya ise yıllar sonra bu hikâyenin bir dergi manşetinden büyüdüğünü, kimsenin tek başına bir Nobel’i engelleyemeyeceğini yazar.Hangisi doğru, bilmiyoruz. Ama hikâyenin bu kadar uzun yaşaması bile bir şey anlatıyor. Elli yıldır pek çok insan, dünyanın en saygın edebiyat ödülünün edebiyat dışı bir kulisle kaybedilebileceğine inanıyor. Bu inanç nereden geliyor?