çatışma Haberleri

çatışma ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. çatışma ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Dünyanın En Narsist Ülkeleri Açıklandı: Listede Türkiye de Var
Narsisizm denildiğinde çoğu kişinin aklına ilk olarak ABD gelse de yeni bir araştırma bu algıyı tersine çevirdi. 53 ülkede yaklaşık 45 bin kişinin katıldığı çalışmada, narsisizm düzeyinin en yüksek olduğu ülkeler sıralandı. Araştırmanın sonuçları hem listenin zirvesindeki ülke hem de Türkiye'ye ilişkin dikkat çeken veriler ortaya koydu.Kaynak
Psikolojiye Göre En İyi Partnerler Bu Kişilik Özelliklerine Sahip
İyi bir partner olmanın tek bir formülü olmasa da psikoloji araştırmaları, sağlıklı ve uzun ömürlü ilişkilerde öne çıkan bazı ortak kişilik özellikleri bulunduğunu gösteriyor. Güvenli bağlanma, empati, duygusal zekâ ve sorumluluk gibi özellikler, çiftlerin hem daha mutlu hem de daha sağlam ilişkiler kurmasına yardımcı oluyor. Peki bilim insanlarına göre en iyi partnerlerde hangi özellikler bulunuyor?
İstanbul'da Bu Hafta Sonu Hangi Filmler Var? 25-26 Temmuz 2026 Tarihinde Vizyondaki Filmler
Hafta sonunu sinema keyfiyle değerlendirmek isteyenler için İstanbul’daki salonlarda 27-28 Haziran 2026 tarihlerinde vizyonda olan filmleri derledik. Aksiyon, korku, animasyon ve farklı türlerden yapımların yer aldığı hafta sonu seçkisinde hem yeni vizyona giren hem de gösterimi devam eden filmler sinemaseverleri bekliyor.İstanbul’da bu hafta sonu hangi filmlerin oynadığını, öne çıkan yapımları ve sinema salonlarındaki seçenekleri sizler için listeledik.
'Laptop Çaldım, Serdar Ortaç'ın Çıktı'
Basit ve bireysel bir eylem olarak görülmesine karşın üzeri kazındığında kapkaçın aslında batıdan doğuya gidildikçe örgütlü bir yapısının olduğu ortaya çıkıyor. Üçüncü sayfa haberlerinin ötesinde bir gerçekliğe ve birikime sahip olan bu teşebbüs suça girişin ‘ana kapısı’ niteliğinde. ‘Sermayenin gerek duyulmadığı tek iş’ diye tarif ediliyor ve yoksulluk-yoksunluk tetikliyor. Kendilerini ‘yol koşanlar’ olarak tanımlayan hırsızlar meseleye ‘ya kap ya öl’ noktasından bakıyorlar. Al Jazeera ’den Kadir Konuksever, hırsızların dünyasına girdi. Hırsızlık bir seçim ve o seçimin odağında, ülkenin Doğu’sunda 30 yılı aşkın çatışma sürecinin ana etken olduğu yerinden edilmişlik, göç, yoksulluk ve varoşlar var. Yoksunluk ‘seçim’ yapmayı varoşlar da altyapıyı hazırlıyor. Bir anda 10-12 yaşlarındaki çocuklar kendilerini ‘kaptı’ olarak buluyor ve yeni ailesi içerisine girdiği ‘tayfa’ oluyor. 'Ya kapacaksın, ya acından öleceksin' Varoşlar kapkaçın vatanı. Buralardan yetişen çocuklar suç dünyasına giriş yapıyorlar. [Abdülkadir Konuksever-AJT] İstanbul’da kentsel dönüşüme henüz uğramamış bir sokağının ortasına atılan kahvehane taburesine çöküyoruz. Çevrede yıkılmaya yüz tutmuş boş binalar göze çarpıyor. Sokağın girişlerine birer ikişer kişi yerleşip tesadüfen geçmekte olan insanları emir kipleriyle başka yollara sevk ediyorlar. İtirazsız uyuyor berikiler. Alana hâkim oldukları belli. Pervasız ve buyurganlar. Üzerlerinde eşofman türünde spor giysiler ayaklarında ise renkli ve marka koşu ayakkabılar var. Saçlar alabros, bakışlar fıldır fıldır. Tüm araştırmamız boyunca karşılaştığımız hırsızların neredeyse tamamı tek tip. Kendisine Botan diyen Cizreli genç diğerlerine emirler yağdırıyor. Önce çay geliyor, ardından elden ele dolaşan sarma sigara. Hareketleri onun bir ‘kurnaz’ olduğunu gösteriyor. 5-6 kişilik 'tayfa' denen hırsızlık gruplarının liderine bu isim veriliyor. Tayfa üyelerinin her birine de ‘kaptı’ deniyor. 13 yaşındayken abisinin dağa çıkıp PKK’ya katılmasıyla kendisini önce Batman, sonra da Diyarbakır’da bulmuş Botan. Diyarbakır’ın varoşlarında. 'Mahallede top oynarken bizden yaşça büyük biri gelip herkese para verdi. Benim dışımda herkes tanıyordu. Yanıma gelip kim olduğumu ve nereden geldiğimi sordu. Anlatınca gelip bize takıl dedi. Ayakkabı boyacılığı, simitçilik ve tatlıcılık yapmıştım. Bana göre işler değildi. Memleketimde iyi bir hayatımız vardı. Ama Diyarbakır’a gelerek her şeyi sıfırlamıştık. Ben ailenin en küçüğüydüm bana çok ilişmezlerdi. Onlar çalışırlardı ben daha çok gezerdim. Karnımız çoğu zaman doymuyordu. Elektriğimiz, suyumuz kaçak, evimiz harabe gibiydi. Okula devam etmedim. Bu para dağıtan abinin yanına takıldım. Benim gibi çocuklar vardı yanında. Onları koşturuyor, inşaatlara tırmandırıyor birinci gelene lastik ayakkabılar alıyordu. Hepsini geçtim, hepsinden iyi tırmandım. O zaman dedi ki ‘sende iş var.’ O işin hırsızlık olduğunu anladığımda aklıma babam geldi, duysa öldürürdü beni. Abilerim geldi sonra hatırıma, annem ve Allah. Yani insan her şeyi düşünüyor. Cizre’de Kuran kursundaki hocam bile aklıma geldi. Demişti ki günahların en rezillerinden biri hırsızlıktır.' Son cümlesi gülüşmelerle kesilince bakışlarıyla susturuyor anında. “Uzatmayayım, hepsini hatırımdan silip ‘herkes giyiyor, herkes yiyor ben neden aç kalayım’ diyerek girdim işin içine.” Botan hırsızlığa böyle başlamış. Belli bir zaman pratik yapmış. Ondan kıdemlileri iş üstündeyken izlemiş, ardından ‘kaptı’ olarak ilk işine çıkmış. ‘Kapkaç yaptım. Telefonlar o zaman çok değerli. Belediyenin arkasında bir kadın kulağında telefon yürüyordu. Kolay işti kaptım ve kaçtım. Kadın şoka girdi bağıramadı bile. Güvenli bir yere çekildiğimizde telefonu kaptığım zaman kadının yüzünün derisini yüzdüğümü anladım, tırnağımın arasında kalmıştı. Üzüldüm ama kısa sürede unuttum. Kendimi yeni işlere verdim. Zaten işler birbiri ardına geldi. Paramın bir bölümünü ayakkabı boyacılığından kazandığımı söyleyerek aileme veriyordum. Geri kalanını yiyip içiyordum.” İçki ve uyuşturucuya başlaması çok sürmemiş Botan’ın, ailesinin işin farkına varması da. 'Babam mahalleden duymuş. Beni çok kötü dövdü, sonra evden çıkmamı yasakladı. Önce evden, sonra da Diyarbakır’dan kaçtım, İstanbul’a geldim. Elimizden tutan olmayınca ‘abiler’ tuttu. Onların tutuğu eller de ancak başkalarının malına parasına uzanıyor. Bu işler böyledir; ya kapacaksın ya acından öleceksin.' Uyuyan kadının gözlerine bakmayacaksın İşe ara veren kapkaççılar yeniden kolladıkları muhitlerde kapkaça çıkacaklar. [Abdülkadir Konuksever- AJT] Botan, İstanbul’da önce başkalarına bağlı olarak çalışmış, ardından kendi tayfasını kurmuş. Tayfanın getirdiklerinden bir pay da ‘büyük abi’ye gidiyor. Tayfalar ‘kurnaz’a kurnazlar da ‘abi’ ye tâbi olurlar. Bazı abilerin 20’den fazla tayfaya hükmettiği belirtiliyor ancak kim olduklarına dair konuşmaları yasak. Botan’ın tayfalarından Şeyhmus Diyarbakır’lı. Hikayesi neredeyse Botan ile birebir aynı. Kulp ilçesinin bir köyünden. Köyleri güvenlik gerekçesi ile askerler tarafından boşaltılınca o da pek çokları gibi kendisini İstanbul’da bulmuş. Şeyhmus askıcılık ve tufacılık yapıyor. Ev ve işyerlerine giriyor, araç patlatıyor. 'Meslek sırları'nı anlatmaktan kaçınıyor. Ağzı laf yapmayan biri, daha çok yanındakilerin dürtüklemesiyle konuşuyor. “Evine girdiğin kadının gözlerine, bakmayacaksın. Uyanıyorlar. B.k varmış gibi götürüp yattıkları yere istifliyor herkes parasını. Biz de belli bir saati bekleriz. Sonra girdiğimizde top atsan uyanmazlar. Sadece uyuyan kadının gözlerine bakmayacaksın. Tecrübe ettim uyanıyorlar.” Serdar Ortaç’ın bilgisayarı Yine gruptakilerin hatırlatmasıyla başka bir meseleye dalıyor Şeyhmus. “Bir keresinde iyi mal kaldırdım. Malların arasında bir tane laptop vardı. Sonra öğrendik ki Serdar Ortaç’ınmış. Gazetelere çıkıyor, televizyonlara çıkıyor bilgisayarda bestelerim var geri getirin para vereyim diyor. Şimdi ben bunun olduğunu öğrendim ya o nasıl Ahmet abimize (Kaya) çatal kaşık fırlatmışsa lavuk, ben de fırlatıp attım Haliç’e, balıklar nasiplensin.” Çevresindekiler ‘balık’ lafını duyunca hep birlikte kahkaha atmaya başlıyorlar, belli ki defalarca anlatılıp defalarca gülünmüş laptop meselesine. Aşk için çalmalı aşk o zaman aşk Konuşma fırsatı yakaladığım pek çok hırsızın (kendilerine 'yol koşan' diyorlar) mesleğe giriş hikâyeleri benzerlikler taşıyor. Güneydoğu çıkışlı olanların tamamı yoksul aile çocukları. Ancak Mesut orta sınıf bir aileden geliyor. Şişli’de iyi döşenmiş güzel bir evde görüşüyoruz Mesut’la. Şaşkınlığımızı fark edip biz sormadan kendisi anlatıyor. “Hepimiz sefalet içinde yaşayacak değiliz ya!” Hırsızlık ile çizilen tablolarda böyle bir detay oldukça aykırı. Ancak bize aracılık eden kişinin anlattıklarına göre Mesut camianın kalburüstü elemanlarından. Yüzü gözü girdiği mücadelelerden kalma yara izleriyle dolu. Donuk ve sert bakışları var. “Aşık oldum vermediler” diye başlıyor sözlerine. Sigarasını yakıp karşımıza oturduğunda anlatmaya teşne olduğunu belli ediyor. Israr etmemize de çeşitli güvenceleri sıralamamıza da gerek kalmıyor. Kaptı Hırsız Tayfa Hırsızların oluşturduğu5-6 kişilik grup. Kurnaz Tayfa gruplarının başındaki kişi. Büyük Abi Kurnazların bağlı oldukları kişi. Baron En tepedeki kişi. Dümenci Gözcü. Arpa Hissettirmeden cebe girilerek yapılan hırsızlık. Kapkaç Malikin değerli eşyasını kapıp kaçmak. Gasp Malikin silah zoruyla malının alınması. Kancık-Çarık Çantaları kollayan kişi. Tufa Dükkan ve işyeri hırsızlığı. Askı Ev hırsızlığı. Gömmeci Çelik kapı açan. Kasacı Kilitli kasayı açan kişi. Otocu Oto hırsızı. “Babam işçiydi. Niye yalan söyleyeyim bolluk içindeydik. Üstümüzde başımızda, soframızda vardı yani. 20’li yaşlardayım. Lise bitmiş. Belalı bir tipim. Okulda, mahallede sevmediğim bebeyi indiriyorum, kılı tüyü anında alıyorum. Çekinirlerdi benden. Ramazan diye bir yavşak vardı. Bir iki esnaftan para yemiş epeyce. Yanına da almış iki bebeyi sözüm ona Kurtlar Vadisi triplerine girmiş. Dedim ki arkadaşlarıma ‘ben bu ib…i indireceğim.’ Lakin bizim muhite gelmiyor. Bir iki takip attım. Fark etmiş. Kendi düştü. Uzaktan izliyor, ince ince kesiyor. Yanına vardım, ‘terzi misin birader ölçüp biçiyorsun’ dedim. ‘Kasabım hayvan bakıyorum” deyince kafayı gömdüm suratına. Yanındaki bebelerden birine bıçağı takınca diğeri kaçtı. Ayağımın altına alıp yerde yüzünü gözünü ezdim, kalkamadı bir daha. Sekiz ay yattım. Çıktığımda âlem benimdi.” ‘İcraatı’ ve hapis yatmasından sonra çevrede belli bir namı olmuş. Hatırlı kişilerin ve zenginlerin bir iki ‘pis’ işini yapmış. İyi para kazanmış. Sonra ‘daha büyük denizlerde yüzmek’ için İstanbul’a bir bilet almış. Daldan dala konarak anlatıyor, ancak bütün yolları sevdiği kıza çıkıyor. Mahallede sevdiği kız için babasını ikna etmiş istemeye ama kızın babasını ikna edememişler. Kısaca işsiz ve serseri olduğu söylenmiş. Kederleniyor. “Paran yoksa adamdan sayılmıyorsun. Kızı sevmişim niye vermiyorsun arkadaş? Aç açıkta bırakmam ki. Ama yok. Dedim ki kendi kendime bu âlemin kıralı olacağım. Çıktım İstanbul’a geldim. Ben şahsen öyle gidip milletin malını mülkünü çalmadım. Ama kurnazlar var yol koşan, ben de onları koşturdum. Bindim alman malı jipe gittim bir gün memlekete. Mahalleye girdim gözüm kızın penceresinde. Kız evlenmiş, babası da taşınmış mahalleden. Hava atamadım anlayacağınız.” Evinin duvarlarında çerçevelenmiş Yılmaz Güney, Che Guevara ve Malcom X resimleri göze çarpıyor. Sohbetimizin sonuna yaklaştığımızı hissettiğimde resimleri soruyorum. Anlattığı şeylerle duvarına astığı kişilerin birbiriyle uyuşup uyuşmadığına dair. Cevabı kısa ve sert oluyor; “Seviyoruz gözüm.” Diyarbakır çıraklık, İstanbul ustalık merkezi Hırsızlık işinde İstanbul piyasası uzmanlık alanı olarak değerlendiriliyor. Doğu’da belli bir eğitimden geçip çıraklıktan terfi eden 'kaptı'lar İstanbul başta olmak üzere İzmir, Antalya, İzmit gibi batı illerine gidiyorlar. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi doğdukları şehirde iş üzerindeyken tanıdık birilerine rastlayıp toplum içinde deşifre olma ihtimali yüksek. İkincisi şimdilerde bu değişse de hemşerinin malının çalınmasına camiada iyi gözle bakılmıyor. Üçüncü neden ise daha geniş imkânlar sunması ve kalabalıklar arasında kaybolmanın kolay olması. Varoşlarda başlayan yaşam büyük şehirlerin varoşlarında devam ediyor. Eğer işinde iyiyse ve cesaret göstergesi sayılabilecek icraatlara girişebiliyorsa 'kaptı'nın 'kurnazlık payesi' alması çok zor değil. Zira işsizlik oranlarının yüksek olduğu Diyarbakır başta olmak üzere Doğu illerinden bu anlamda sirkülasyon var. 4 bin 500 köy boşaltıldı İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre doksanlı yıllarda Doğu ve Güneydoğu’da yaklaşık 4 bin 500 köy boşaltıldı. Yerinden yurdundan olan insanlar kırsal alanlarda yaşanan çatışmalardan kaçarak daha güvenli olan kentlere yerleştiler. Göç konusunda hatırı sayılır bir nüfus alan Diyarbakır 20 yıl öncesine göre iki kat daha fazla büyüdü. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, 2012’de istihdam oranının en düşük olduğu iller Diyarbakır (yüzde 28), Siirt (yüzde 29,1) ve Batman (yüzde 29,5) oldu. İşsizlik oranının en yüksek olduğu iller Batman, Mardin ve Siirt. Oranlar kaçınılmaz olarak yoksulluğu, yoksullukta suçu getiriyor. Peki niye hırsızlık? Sermaye istemeyen tek iş Suç dünyasında hırsızlık böyle tanımlanıyor: sermaye istemeyen tek iş. Sonuçta sokağa çıkıyorsun bulduğunda alıp kaçıyorsun. Bireysel girişimler ‘kodes’le sonuçlanıyor. Bu nedenle bir yerde başarılı bir hırsızlık olayı vukû bulmuşsa ekip işi olduğu su götürmez. Anlatılanlara göre hırsızlığın diğer bir özelliği de suça açılan kapı olması. Kolay giriliyor ve suç başka suçları çağırıyor. Kendileriyle görüştüğümüz o dünyanın pek çok üyesi hırsızlıkla başladıkları işi sonrasında uyuşturucu ve fuhuş alanlarına kaydırmışlar. Roti Montana onlardan biri. Arkadaşları arasında bu isimle çağrılan Roti kameramıza konuşmayı kabul edenlerden. Çevresinde cesurluğu ve korku bilmezliği ile nam yapmış. Küçük yaşta Diyarbakır’dan ayrılarak ‘gurbet’e çıkan Roti oldukça da zeki biri. Zira pek çok suç biçiminin içinde bulunmasına rağmen hala bir sabıkası yok. Temiz yüzü nedeniyle dikkat çekmiyor. Pek çok kişi de üzerine suç konduramıyor. Ama o hırsızlıktan gelme bir uyuşturucu pazarlamacısı. Bir öteki olarak Roti Brian De Palma’nın 1980 yılında yaptığı Scarface (Yaralı Yüz) filminin efsanevi aktörü Al Pacino’nun hayat verdiği Tony Montana karakterinin aksine Roti Montana bir bebek surat (Baby Face). İsim babasına tezat teşkil etse de asi ve ele avuca sığmaz yapısı nedeniyle kendisine bu lakap yakıştırılmış. Yine de bir benzerlik var. Daha iyi bir hayat sürmek üzere Tony Montana Küba’dan Amerika’ya, Roti Montana ise Diyarbakır’dan İzmir’e gitmiş. Daha 11 yaşındayken dört arkadaşı ile birlikte sırf macera olsun diye kaçtıkları İzmir’de suç örgütleriyle tanışmış. “Amacımız iyi bir hayat yaşamaktı. Ama yapamadık. Elimizden geldiğince iyi olmaya çalıştık, zamanla arkadaşlarımız bozuldu ve bunun farkına vardık. Bir otelde ve mobilyacıda çalıştıktan sonra gittikleri her yerde dışlandıklarını anlatıyor. “Nereye gittiysek dışlandık. Konuşmamız, oturmamız, kalkmamız bu bölgeden gittiğimizi ele veriyordu. Birbirlerine davranışları farklı bize farklıydı. Diyarbakırlılara farklı davranıyorlardı. Çocukluklarından beri kin öfke beslemişler buralara karşı. Bizi aralarına almadılar.” Ötekileşmesi onu yalnızlığa ve öfkeye itmiş. “Arkadaşlarımla beraber yaptık. Önce yol koştuk.(Hırsızlık) Yol koşunca esrar kullanmaya başladık. Elimizde görenlerin istemeleriyle bu işin piyasasının daha iyi olduğuna karar verdik. Uyuşturucuyu (esrar) Diyarbakır’dan alıp gidiyorduk. Kendi kendimize yapıyorduk. Başımızda biri yoktu, zaten başımızda biri olmasını istemiyorduk. Burada üretiliyor uyuşturucu, satılan yerler şahıslar var. İçen arkadaşlarımız vardı. Onların aracılığıyla ulaşıyorduk. Buradan alıp götürüyorduk. Orda o malı eritebilen, satabilen insanlar vardı. Ben sarıp içince kendileri gelip buluyorlardı zaten. Bir dünya insanla tanıştım. Bir hayır da görmedim. Hepsi geldi gitti.” Operasyonlar çözüm değil İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre yurt genelinde hırsızlık suçu;2008’de 256 bin 562,2009’da 304 bin 570,2010’da 344 bin 87,2011’de 351 bin 8382012’de 405 bin 405’e yükseldi. Yani, günde bin 110 hırsızlık vakası yaşanıyor. Son dönemde Doğu illerinde uyuşturucuya yönelik büyük operasyonlar yapılıyor ve tonlarca uyuşturucu ele geçirilip imha ediliyor. Roti’ye göre bu operasyonlar çözüm değil. “Uyuşturucuya operasyonlar yapıldığında insanlar gömüyor. Öyle olunca daha değerli oluyor. Madde değişiyor evrim geçirip daha değerli bir maddeye dönüşüyor. Bundan dolayı herkes gömdü. Olaylar varken polis giremiyordu. Adamlar ekiyordu gömüyordu. Parti parti yakalandı. Uyuşturucuyu bitirmek istiyorlarsa yakalamakla değil gidip o şahısların ektiği o toprağa el koymaları lazım.” Askere gitmek üzere geldiği memleketi Diyarbakır’da görüştüğümüz Roti, yeniden “sahalar”a döndüğünde mesleğine bıraktığı yerden devam edecek. Cesur’un cesareti Hırsızların dünyasında en kıymet verilen olgu cesaret. Cesaretten yoksun, gözünü karartamamış kişiler camiada bu işe uygun görülmez. Cilvesi çok olan bir meslek ve fiziki yapının yanı sıra yeri geldiğinde kavga dövüş işine girip sağlam çıkmayı gerektiriyor. İş üzerindeyken ‘keriz’ uyanırsa (malı veya parası çalınan kimse) devreye kaba kuvvet ve silah giriyor. Hasım ister malik olsun ister güvenlik görevlisi olsun sonuç değişmiyor. Kirişi kırmak için bu yollara başvuruluyor. Girdiği bir evde, ev sahibinin erken dönmesi nedeniyle balkondan kaçmayı deneyen ancak bunu başaramayarak suçüstü yakalanan Cesur yeri geldiğinde silah kullanmaktan çekinmeyeceğini söylüyor. “Üzerimiz boş değil zaten. Bir işe çıktığımızda eğer o iş askıysa (ev ve işyeri soygunu) öncesinden keşif yapıyoruz. Girişini çıkışını ve olağanüstü bir durumda kaçış yolunu belirliyoruz. Ondan sonra giriyoruz. Eğer ev sahibiyle yüz yüze kalırsam ve kaçmamın tek yolu onu vurmaksa çekinmem. Yoksa ben enselenirim. Bir kez enselendim zaten ve üç açık iki de kapalı olmak üzere beş dosyam var. Ceza yersem 7-8 yıl yatacağım. Kimse gidip yatmak istemez.” Mallar tanıdık esnaflara Hırsızlık işinin inceliklerini başta Diyarbakır olmak üzere bölgede öğrenip Batı illerine gittiklerini anlatıyor Cesur. Mevsimlik işçiler gibi özellikle yaz aylarında Batı illerine giden hırsızlar biriktirdikleri parayı yemek üzere memleketlerine dönüyorlar. Peki ev ve işyerlerinde çalınanlar nasıl elden çıkarılıyor? Çalıntı mallarının da bir piyasası var: “Bir eve girdiğimizde önce canlı para ve değerli maden bakıyoruz. Özellikle yatak odalarına giriyoruz. Bunun dışında LCD ekran, bilgisayar gibi malları da kolluyoruz. Bu malları aldığımızda ya kiraladığımız bir dükkâna ya da tanıdıkların yanına emanet veriyoruz. Sonuçta bu işi yaptığınızda belli bir çevre oluşuyor. İhtiyacı olanlara gidip malın cinsini anlatıyoruz isterse veriyoruz. Bu işten geçinen esnaflar var. Onlara ucuz fiyata bırakıyoruz onlar da ya kendileri eritiyorlar ya da spotçulara, ikinci el eşya satan yerlere falan veriyorlar.” Utanıyorum Hırsızlar yaptıkları işin yüz kızartıcı olduğunu biliyorlar mı? Utanıyorlar mı? Cesur bu işlere hiç girmemiş olmayı istediğini söylüyor. “Biri bana hırsız dediğinde dışlanmışlık hissediyorum. Çok utanıyorum. Zaten bu durumdan dolayı bazı şeylerle yüz yüze geliyorum. Çünkü git gide insanın psikolojisini bozuyor bu tür durumlar. Düşünsenize iki üç arkadaşın parmakla seni işaret edip hırsız diyor. Bu insanı çok rahatsız ediyor.” Babamın ibriğini çalarak başladım Görüştüğümüz en eski hırsız Hacı. Yaşı kırkın üzerinde. 1982 yılında takıldığı arkadaş çevresinin teşviğiyle babasının ibriğini çalarak mesleğe giriş yapıyor. Bir ‘kaptı’ olarak sonrasında İstanbul’da hayatına devam ediyor. “İstanbul’da ‘dümen’le başladım işte. Yaşı büyük olan ağabeyler bizi koştudular. Sonra yanımıza çocuk alıp biz koşturduk. İstanbul büyük yerdir, metropoldür. Diyarbakır’da iş yaparsan tanıdıklara mutlaka rastlıyorsun. İstanbul büyük yer, korkmuyorsun ve yaşamak için bulman lazım.” Katilim devlet “85 sabıkam var. İlk mahkemeye çaktığımda 13 yaşındaydım. Çocuktum ve bazı şeylerin farkında değildim. Eğer beni affetselerdi, fişlemeselerdi belki hayatım çok farklı olurdu. Bir kez fişlendiğinizde size yapacak başka bir şey kalmıyor. Devlet tüm kapıları kapattı. Devlet açıkça ‘yap seni kodese atayım’ diyor. Çocuk yaşta sabıkalandırmasalar rehabilite yoluna gidilse bu kadar olmaz bu iş.” Çocuktan hırsız yaratmak Hacı meslekte çok eski olduğu için pek çok hırsız yetiştirmiş. Pek çok işte olduğu gibi bu işin de incelikleri var. “Bu çocuklar genelde çevreden yetişiyorlar. Yoksul çevrede. Fakir çevre. Zengin yok. Fakir ne yapacak, açsın, aç adam mantıklı bilinçli düşünemez. Mesleğe girişleri kolay oluyor. Çocuk yetiştirilirken önce cesaret veriliyor. Deniliyor ki ‘bak benim yanımda olursan sana kimse dokunamaz. Devletin eline düştüğünde seni alırım. Gücümle paramla alırım.’ Önce güvence verilir. Ondan sonra annesine babasına güvenmediği kadar bana güvenir.” Büyük partiler şehir dışına Çalınan mallar eğer büyük bir partiyse başka bir kente gönderiliyor. Polis hırsızlığın yapıldığı kentte araştırma yaparken mal çoktan elden çıkmış oluyor. En değerli ürün sigara, anında paraya çevrilebiliyor. “Bir eve girip patlattığın zaman belirli esnaflar var. Tanıyorsun bunları. Sigarayı herkes alır. Biraz düşüğüne verdiğin zaman gider. Televizyonu kime verebileceğini biliyorsun. Hırsızlık malının değeri yoktur. Bin liraysa televizyonun değeri yüz liraya veriyorsun. Bunları alanlar hırsızlık malı olduğunu biliyor. Çok ucuza aldıkları için bellidir. Büyük parti mal kaldırıldığı için şehir dışına verilir. Mesela mobilya kaldırıyor adam. Kendi semtine veremez. Urfa’da tanıdık var. Öncesinden ayarlanır. Antep, Urfa gibi bir yere transfer ediyorsunuz.” Hırsızlık meselesi ile ilgili olan emniyet, hukuk ve sosyoloji çevreleri bu suç türünün asla bitmeyeceği ve ülkenin siyasi, sosyokültürel ve idari yapısında yaşanacak değişikliklere göre azalıp artabileceği görüşünde. Haber araştırması için görüştüğümüz yüze yakın kişinin pek azının hikâyelerine yer verebildik. Bir iki istisna dışında o camiada neredeyse herkesin işe ilk başladıkları nokta kapkaç ve kendilerini o noktaya getiren trajik yaşam öykülerine sahipler. Bu işe uzun yıllarını vermiş bir hırsızın ifadesiyle; ‘eğer bu ülkenin Güneydoğu’sunda yaşıyorsanız ve varlıklı bir ailenin ferdi değilseniz sokaktaki hayat önünüze iki yol çıkarıyor; ya dağa çıkacaksınız, ya da çalacaksınız.’ Realite bu olunca İstanbul, İzmir, Antalya ya da İzmit’te bu anlamda canı yanan birinin failinin ayak izleri Diyarbakır’da, Batman’da veya Mardin’de çıkıyor; pek çok hayat ‘ya kap ya öl’ noktasında nihayete eriyor… Barış süreci olumlu etkiledi Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Asayiş Birimi uzmanlarına göre ‘barış’ süreci suç oranları açısından olumlu bir etkiye sahip. Daha önce bölgede sayı ve enerjilerini toplumsal olaylara harcayan güvenlik güçleri barış süreci ile birlikte hırsızlık, uyuşturucu ve fuhuş suçlarının üzerine daha çok gidiyor. Bölge illerinde toplumsal olaylara müdahale göreviyle bilinen çevik kuvvet polisleri bile bu günlerde devriye görevi yürütüyorlar. Polisin suç mahallerinde daha çok görünüyor olması da suçun azalmasına yol açıyor. Sisli havalar oto farelerine göre Yine polis kaynaklarına göre elektrik kesintileri hırsızlığı arttırıyor. Sokak lambalarının yanmaması, karanlık ve sessizlik hırsızları harekete geçiriyor. Örneğin havanın sisli ve soğuk olduğunda oto hırsızlıklarında artış yaşanıyor. Kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan gecekondular hırsızlığın azalmasında önemli bir etken. Van depreminde kentin yeniden tasarlanması edilmesi ve polis araçlarının dahi girmekte zorlandıkları dar sokakların geniş caddelere dönüşmesiyle hırsızlık bitme noktasına gelmiş. Ancak polisin kendisi bile hırsızlığın polisiye önlemlerle çözülemeyeceğini söylüyor, zira sadece Diyarbakır’da emniyetteki hırsızlık sabıkalarının sayısı 12 bin 500. Nedenleri kaldırmak gerekiyor Daha önce kapkaç olaylarına hırsızlığın en basit hali ile ceza verilirken yapılan düzenlemeyle yeni TCK’nın 142. Maddesinin ikinci fıkrasıyla ağırlaştırılarak cezanın 6 ay ile 3 yıldan, 3 yılla 7 yıl arasına çıkarıldığını belirten Avukat Sinan Tanrıkulu bunun kapkaçı azaltmakla birlikte ortadan kaldıramadığını söylüyor. Tanrıkulu, cezaların ağır olmasının tek başına sorunu çözemeyeceğini savunuyor: “Tarihin değişik dönemlerinde ölüm cezasına varan çok ağır yaptırımlara bağlanmasına rağmen bu suç tamamen ortadan kaldırılamamıştır. Örneğin, şer’i hükümlere göre hırsızlık yapanın eli kesilir buna rağmen şer’i hükümlere göre yönetilen ülkelerde dahi hırsızlık vakaları olmaktadır. Bundan dolayı da hırsızlık suçunun minimum düzeye indirilebilmesi, toplumsal yaşayışın tahammül edebileceği bir düzeye inmesinin yegâne yolu cezaların ağırlaştırılması yöntemi değildir. Cezanın caydırıcı nitelikte olmasından önce ekonomik ve sosyal politikalarla bireyi bu suça iten nedenleri ortadan kaldırma çalışmalarının yapılması daha etkili ve sonuç alıcı olacaktır.” Kaynak: Al Jazeera
Kırım'dan Sonra Donetsk
İngiltere Dışişleri Bakanı Ukrayna'daki durumun 'Avrupa'nın 21. yüzyılda karşılaştığı en büyük kriz' olduğunu söyledi. Kırım'dan sonra Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk de Rusya ile birleşmeyi tartışıyor.İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Kiev'de temaslarda bulunuyor. Hague, BBC'ye yaptığı açıklamada, Ukrayna'daki karışıklığın Avrupa'nın 21. yüzyılda karşı karşıya olduğu en büyük kriz olduğunu söyledi. Rus birlikleri Kırım'dan çekilmezse bunun diplomatik ve ekonomik bedellerinin olacağını vurguladı. İngiliz bakan, uluslararası toplumun Rusya'ya sert tepki vermesi gerektiğini kaydetti. ABD ve Avrupa Birliği'nin Kırım'daki gelişmeler karşısında 'güçsüz kaldığı' yolundaki eleştirilere katılmadığını söyleyen Hague, Rus birlirleri üslerine dönmezse ellerinde birkaç seçenek olduğunu söyledi.  Kırım'dan sonra DonetskUkrayna'da Avrupa Birliği yanlısı yönetimin başa geçmesinden sonra Rusya sessiz sedasız ülkenin güneyindeki Kırım'da askeri varlığını artırınca dünya Kırım krizini konuşmaya başladı. Ama Ukrayna'da parlamentosuna Rus bayrağı çekmek isteyen başka yerler de var. Ülkenin doğusundaki özerk yönetim Donetsk'te de, Kırım'dakine benzer bir tartışma var. Parlamenterler özerklik statüsüne ilişkin referandum yapılmasını görüşürken, Rusya yanlısı birkaç bin kişi de hükümet binası dışında gösteri yapıyor. Interfax ajansına göre göstericiler 'Ruslar bizim kardeşimizdir' yazılı pankartlar taşıyor. Özerk yönetim cumartesi günü Kiev'deki yeni yönetimi tanımadığını açıklamış ve referandum çağrısında bulunmuştu. 1 milyondan fazla kişinin yaşadığı bölgede etnik Ruslar az bir farkla çoğunluğu oluşturuyor.            Rusya'ya kınamaDünyanın Gayrı Safi Millî Hasılası en yüksek ülkelerini kapsayan G7, Rusya'yı Ukrayna konusunda kınadı. Grup Soçi'de haziran ayında yapılması planlanan, Rusya'nın da üyesi olduğu, G8 zirvesiyle ilgili hazırlıkları da askıya aldı.ABD, Kanada, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya'nın yaptığı ve Beyaz Saray'ın yayınladığı ortak açıklamada Moskova Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü açık şekilde ihlal etmekle suçlandı.G7 Ukrayna'ya finansal desteğe hazır olduğunu da duyurdu. Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti de Kiev'de temaslara başladı. Yeni yönetime göre ülkenin önümüzdeki iki yıl için 35 milyar dolarlık mali yardıma ihtiyacı var.  Askeri yığınakAçıklama Rusya'nın Kırım'a asker yığmaya devam ettiği iddialarının ardından geldi. Ukrayna sınır muhafızları pazartesi sabahı Rus zırhlılarının sınırda konuşlandırıldığını söyledi. Rus gemilerinin de Sivastopol çevresinde olduğunu duyurdu. Muhafızlar Rusya'nın bazı bölgelerdeki cep telefonu ağını bloke ettiğini ileri sürdü.  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, suçlamaları dikkate almıyor.Putin, ülkesinin ve Kırım ile Ukrayna'nın diğer bölgelerinde yaşayan Rusların çıkarlarını korumaya hakları olduğunu savunuyor.Rusya konuyu pazartesi sabahı Çin ile görüştü. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Çinli mevkidaşının görüşlerinin Moskova ile örtüştüğünü söyledi.Ukrayna'da göreve başlayan yeni hükümet ise Rusya'yı savaş ilan etmekle suçluyor. Ukrayna olası bir savaş için hazırlıklara başladı. Yedek askerler göreve çağrıldı.Başbakan Arseniy Yatsenyuk krizin Ukrayna'yı felaketin eşiğine getirdiğini söyledi.Rus Dışişleri Müşteşarı Grigory Karasin ise Ukrayna ile savaş istemediklerini söyledi. Karasin'e göre parlamentonun askeri müdahaleye verdiği onay Moskova'nın niyeti konusundaki ciddiyetini gösteriyor.Hisseler düşüyorUkrayna'daki kriz Rusya'yı ekonomik anlamda etkilemeye başladı. Avrupa'nın doğalgaz ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayan Gazprom hisseleri yüzde 11.7 oranında düştü.Sberbank ve VTB bankalarının hisseleri de yüzde 11 ile 11.4 oranında azaldı.Rus Merkez Bankası faiz oranlarını yüzde 5.5'ten 7'ye çıkardı.Rusya'nın para birimi Ruble de dolar ve euro karşısında en düşük seviyesine geriledi. Dolar kuru 61 kopeyka (kuruş) yükselerek 36,50; Euro kuru ise 92 kopeyka yükselerek 50,30 ruble oldu.Diplomasi hızlanıyorUkrayna'da krizin hızla tırmanması diplomasi trafiğini yoğunlaştırdı. NATO pazar günü olağanüstü toplandı. Avrupa Birliği dışişleri bakanlarının pazartesi günü Brüksel'de toplanması bekleniyor.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin de salı günü Kiev'de görüşmeler yapması bekleniyor.Ukrayna gerilimi Soğuk Savaş'tan bu yana Batı ile Rusya arasında yaşanan en büyük çatışma olarak değerlendiriliyor.Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar
Bilinçaltımız Hastalıklara Yol Açabilir mi?
Hastalıklarımızın sebeplerinin sadece fiziksel olmadığını, duygusal çatışmalarımızın da hasta olmamızda büyük bir etken olduğu bilinen bir gerçek. Ruhsal Gelişim Danışmanı Gülnur Ünal duygusal çatışmalarımızn hastalık sebebi olduğunu belirtiyor ve “Hastalığı bedenden uzaklaştırmak tedavi edilmeli. Ancak, bilinçaltımıza yerleşmiş ve hastalığa neden olan olumsuz düşünceleri tespit ederek onları dönüştürdüğümüzde hastalıkları kalıcı biçimde ortadan kaldırmak mümkün” diyor. Son zamanlarda hangi doktora gidersek gidelim, “stresten uzak durun” önerisini sık sık duymaya başladık. Yaşamımızdaki her deneyim gibi hastalıklarımızı da düşüncelerimizle, bilinçaltımıza yerleşmiş inançlarımızla kendimiz yaratıyoruz. Ruh, zihin ve beden bütünlüğünü bozduğumuz zaman ruhsal veya fiziksel rahatsızlıklar baş göstermeye başlıyor. Öfke en önemli etken Ayrıca öfkenin hasta olmamızla ilgili çok önemli bir etken olduğunu vurgulayan Gülnur Ünal Şunları söylüyor: “Yaşadığımız olaylar ve bunların bizde bıraktığı düşünce, inanç ve duygular bilinçaltımızda kodlamalar olarak yerleşiyor. Geçmişte yaşanmış bir olayı kodlayan bilinçaltı, o durumu hatırlatan bir imgeyle karşılaştığında sorunu aktifleştiriyor. Duygusal çatışma yaşadığımız her durum bedenimizde belirli bir bölgeyi etkiliyor. Çatışmanın şiddetine bağlı olarak rahatsızlığın ölçüsü de değişiklik gösteriyor. Yorgunluk, halsizlik, isteksizlik, çarpıntı, sırt ve boyun ağrıları, egzama gibi rahatsızlıklar; en çok da korku, endişe, öfke, güvensizlik duyduğumuz zamanlarda ortaya çıkıyor. Öfke ya da korkuya kapıldığınızda kalbinizin ritmini, akciğerlerinizi ve diğer organlarınızın sağlıklı çalışmasını bozabilirsiniz.” www.unimetre.com Ayrıca kimi duygu ve düşüncelerin vücudun belirli yerlerinde rahatsızlıkara yol açabileceğini söyleyen Gülnur Ünal, bunları şu şekilde sıralıyor; •Baş Ağrısı: Kendini muteber görmemek. Kendini eleştirmek. Korku. • Kilo: Korku, korunma ihtiyacı. Duygulardan kaçmak. Güvensizlik, kendini reddetmek. Doyum aramak • Bulimia: Kendinden nefretin çılgın bir doldurma ve boşaltması. Umutsuz dehşet. • Bunama (Alzheimer): Çocukluğuna sözde geri dönüş. Bakım ve ilgi talep etmek. Hayatın yükünden kaçış. • Cinsel Soğukluk: Korku, zevk almayı reddetmek. Cinsel ilişkinin kötü bir şey olduğuna inanmak. Duyarsız partnerler. Babadan Korkmak. • Depresyon: Sahip olma hakkına sahip olmadığını hissetmekten kaynaklanan kızgınlık. Umutsuzluk. • Hiperaktiflik: Korku. Kendini baskı altında ve çılgın hissetmek • Diyabet: “Keşke öyle olsaydı” düşüncesinden kaynaklanan özlem. Büyük bir kontrol ihtiyacı. Derin keder. “Geriye hiçbir tatlılık kalmadı.” • Horlama: Eski düşünce kalıplarını bırakmayı inatçı bir biçimde reddetmek. • Kalp Krizi: Para ya da mevki uğruna kalbindeki tüm sevinci yok etmek. • Kanser: Derin incinme. Uzun zamandır süren içerleme. İnsanı yavaş yavaş yiyip bitiren bir sır ya da üzüntü. Nefretleri taşımak. “Ne yararı var ki?” yaklaşımı. • Kısırlık: Korku ve yaşama sürecine direnme veya ebeveynlik deneyimine ihtiyacı olamama. • Menepoz: Artık arzu edilmeme korkusu. Yaşlanma korkusu. Kendini reddetmek. Kendini yeterince iyi, yeterli hissetmemek. • Sağırlık: Reddetmek, inatçılık, kendini tecrit etmek. “Duymak istemediğiniz nedir? “Beni rahatsız etmeyin?” • Selülit: Biriktirilmiş öfke ve kendini cezalandırmak. • Tiroit- boğaz rahatsızlıkları: Kendi duygu ve düşüncelerini ifade edememe: • Göz rahatsızlıkları: Hayatından memnun olmama, kendine güvensizlik, umut kaybı. • Dalak, pankreas rahatsızlıkları: Hayatın zevklerini yaşayamama, gelecekten ve başaramamaktan korkma • Boyun, omuz ağrıları: Yaşamda esnek olmama, inatçılık, öfke kaynaklı duygusal çatışmalar.
Kırım'da Neler Oluyor?
Ukrayna’nın özerk Kırım bölgesinde çekildiği iddia edilen bir görüntü, bu sabah Rus savaş gemilerinden kalkan askeri MI-24 Hind savaş helikopterlerinin Ukrayna hava sahasına girerek Kırım’da Sivastopol havalimanına doğru uçtuğunu gösteriyor. Youtube’a yüklenen bu amatör videoda gözüken helikopterler, yerel medyaya göre Ukrayna Sınır Güvenliği tarafından da teyit edildi. Helikopterlerin radara yakalanmayacak şekilde alçaktan uçarak ilerledikleri gözüküyor. Zete
9 Soruda ‘Yeni’ Ukrayna
Ukrayna’da Rusya yanlısı devlet başkanı Viktor Yanukoviç’in görevden alınması sonrasında gerilim yüksek. Ülkede bir günde yaşanan siyasi değişimin ardından yol haritası yavaş yavaş belirginleşiyor. Ancak Rusya yanlılarıyla AB yanlıları arasındaki çatışma dineceğe benzemiyor. Peki Ukrayna’yı bundan sonra ne bekliyor, yer değiştirmiş görünen muhalefet ve iktidarın ana aktörleri kim? Yanukoviç’in görevden alınması sonrası, muhalifler Bağımsızlık Meydanı’nda ölenler için anma töreni düzenledi. 1 – KONTROL KİMDE? Parlamentoda çoğunluk, Yanukoviç’e karşı muhalefetin elinde. Milletvekilleri jet hızıyla oyşama yaparak, Timoşenko’nun eski müttefiki Oleksandr Turçinov’u geçici cumhurbaşkanlığına atadı. AB’yle serbest ticaret anlaşmasına karşı çıkan dışişleri bakanı Leonid Kozara ve müfredata Rusya yanlısı bir tarih anlatısı getirmekle eleştirilen eğitim bakanı Dimitri Tabaçnik başta olmak üzere, bir dizi bakan görevden alındı. Bağımsızlık Meysanı’ndaki şiddetten sorumlu tutulan içişleri bakanı Vitali Zakharçenko da cuma günü görevinden alınmıştı; eski bakanın saklandığı iddia edliyor. Salı gününe kadar ‘birlik’ hükümeti kurulması, 25 Mayıs’ta da seçim düzenlemesi bekleniyor. 2 – CADI AVI MI BAŞLADI? Polis muhalefetin yanında olduğunu duyururken, eski yönetimin bir dizi yetkilisi hakkında kovuşturma başlatıldı. Eski vergi bakanı Oleksander Klimenko ve Timoşenko’nun hapse atılmasından sorumlu tutulan eski başsavcı Viktor Pshonka hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Parlamento, son dönemdeki şiddet olaylarından sorumlu tutulan bir dizi yetkiliye yurtdışına çıkış yasağı getirdi. Yeni İçişleri Bakanı Arsen Avakov da polisin “Ukrayna halkına karşı eski liderler tarafından da işlenen suçları araştıracağını” söyledi. 3 – YANUKOVİÇ NEREDE, TEPKİSİ NE OLDU? Parlamento tarafından azledilmesi sonrası Kiev’den kaçan devrik liderin, kalelerinden biri sayılan Rusya yanlısı Donetsk kentinde olduğu sanılıyor. Yanukoviç, açıklanmayan bir yerden yayımladığı video mesajında yaşananları ‘darbe’ diye niteledi ve “Başkan hâlâ benim” dedi. Bu arada, Yanukoviç’in, Kiev’in dışında bulunan 140 hektarlık alana yayılan malikanesi de kamulaştırıldı. 4 – YANUKOVİÇ NE KADAR GÜÇLÜ? Yanukoviç’in Bölgeler Partisi’nden cuma günü kopmalar başlarken, parti bugün yazılı bir açıklamayla eski liderine sırt çevirdi. Yaşananlardan tümüyle Yanukoviç’in sorumlu tutulduğu açıklamada şöyle denildi: “Ülke tarihinin en zorlu ve trajik dönemlerinden birini yaşıyoruz. Uktayna kandırıldı ve soyuldu. Fakat bu durumun etkisi, ihtilafın her iki tarafından sevdiklerini kaybeden onlarca ailenin acısıyla kıyaslanamaz. Ukrayna ihanete uğradı. Tüm bunların sorumluluğu Yanukoviç’e ve yakın çevresine ait.” Açıklamada, Yanukoviç’in Kiev’den kaçışı da kınandı. 5 – TİMOŞENKO KİM, NE KADAR GÜÇLÜ? Yanukoviç’i ezeli rakibi, eski başbakan. 2004’te Yanukoviç’i deviren Batı yanlısı ve destekli Turuncu Devrim’in liderlerindendi. Yanukoviç’e karşı 2011’deki seçimleri kaybetmesi sonrası, Rusya’yla yapılan doğalgaz anlaşmalarında görevini kötüye kullanma suçlamasıyla hapse atıldı; suçlamaların siyasi olduğunu savundu. Cezaevinde hastalanan Batı yanlısı Timoşenko’nun serbest bırakılması ve tedavi için yurtdışına çıkışına izin verilmesi, Avrupa Birliği’nin Kiev’e serbest ticaret anlaşması için dayattığı şartlardan biriydi. Timoşenko serbest bırakılmasının ardından protestoların merkezi olan Bağımsızlık Meydanı’na tekerlekli sandalyeyle geldiğinde AB yanlılarını ‘kahramanlar’ diye selamladı. Fakat son gerilimde ön planda olan muhalif eylemcilerin birçoğu onu ‘demokrasi kahramanı’ olarak görmüyor. Gelecekteki yönetimde rol oynayıp oynamayacağı da kesin değil. 6 – AB YANLILARININ LİDERLERİ KİM? Ukrayna muhalefeti tek bir çatı altında toplanmış değil. Meydan’da ‘boy gösteren’ muhalefet liderleri ve hareketler şöyle: VİTALİ KLİÇKO AB yanlısı eski dünya ağırsıklet boks şampiyonu. Udar (Darbe) hareketinin lideri; seçimlerde başkan adayı olacağını açıkladı. ARSENİ YATSENYUK Ülkenin ikinci büyük partisi, liberal çizgideki Vatan’ın meclis grup başkanı. Timoşenko’nun eski müttefiki. SVOBODA (ÖZGÜRLÜK) HAREKETİ Aşırı sağcı hareket, yılbaşı günü birçoklarının Nazi işbirlikçisi olarak gördüğü Stepan Bandera için anma töreni düzenleyince Bağımsızlık Meydanı’nda gerilim çıktı. SAĞ SEKTÖR Aşırı sağcı, son şiddet olaylarından kısmen sorumlu tutulan grup. 7- KRİZİN TEMELİNDE NE VAR? Kriz, Yanukoviç’in AB’yle ortaklık ve serbest ticaret anlaşması müzakerelerini 21 Kasım 2013’te’te askıya aldı. Brüksel, Kiev’le anlaşma için Timoşenko’nun tedavi görmek üzere özgür bırakılmasını şart koşuyordu. Fakat Ukrayna parlamentosu önce Timoşenko’nun bırakılması tasarısını reddetti, hemen ardından da AB’yle anlaşmanın hazırlıklarını dondurdu. İşte bu kararın ardından, binlerce Avrupa yanlısı Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nda kamp kurarak barışçıl gösterilere başladı. Ancak gösteriler kısa süre içinde şiddete döküldü; en az 80 kişi hayatını kaybetti. 8 – UKRAYNA BÖLÜNÜR MÜ? Tarihi boyunca Avrupa’yla Rusya arasındaki çekişmede sıkışıp kalan ülkede, Yanukoviç’in devrilmesi sonrası bölünme çağrıları gecikmedi. Çoğunlukla Rusça’nın konuşulduğu Kharkiv’de yerel liderler bölünmeye karşı olduklarını söylese de, Kiev’deki mevcut parlamentoyu tanımadıklarını açıkladı. Doğuda yaşayan Ukraynalıların büyük kısmı Rusya’ya ihraç yapan fabrikalarda çalışıyor ve AB’yle yakınlaşma yüzünden işlerini kaybetmekten endişe duyuyor. Batı’daki AB yanlılarıysa, Brüksel’le yakınlaşmanın refah seviyesini yükselteceğine ve hukukun üstünlüğünü tesis edeceğine inanıyor. Yanukoviç karşıtları, ülkenin batısındaki Lviv, Ternopil ve bir dizi başka kentte yönetimi devralmış durumda. 9 – TEPKİLER NE? Yanukoviç’i destekleyen Rusya, gerilimin geldiği noktadan memnun değil. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ‘yasadışı aşırılıkçı grupların silahsızlanmayı reddettiğini ve muhalefet liderleriyle birlikte Kiev’i kontrol altına aldığını’ savundu. Rusya, AB’den uzaklaşma karşılığı Yanukoviç’in hükümetine vaat ettiği 15 milyar dolarlık kredinin bir sonraki taksidini de askıya aldı. Perşembe gecesi arabuluculuk ettiği uzlaşma anlaşması çöken AB’yse, Rusya’ya ‘Uktana’nın içişlerine karışmama’ uyarısı yaptı. Brüksel, ‘demokratik bir hükümetin seçilmesi’ sonrası Kiev’e mali yardım da vaat etti. Ancak olası bir yardımın Rusya’nın teklifini aşması beklenmiyor. Sovyet Rusya’nın son lideri Mihail Gorbaçov’sa, ‘perestroika’nın Ukrayna’da başarısız’ olduğu yorumunu yaptı. diken.com.trBERİL KÖSEOĞLU