Microsoft Haberleri

Microsoft ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Microsoft ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Bilim İnsanları Açıkladı: Home Office Çalışmanın Dezavantajları
Pandemiyle birlikte milyonlarca çalışan için kalıcı hale gelen home office modeli; zaman tasarrufu, esnek çalışma saatleri ve daha iyi iş-yaşam dengesi gibi avantajlarıyla öne çıkıyor. Ancak son dönemde yayımlanan araştırmalar, uzaktan çalışmanın uzun vadede kariyer gelişiminden ruh sağlığına kadar birçok alanda beklenmeyen olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor.İşte detaylar. Kaynak: Haber; Forbes, Investopedia, Science, The Wall Street Journal, Microsoft Work Trend Index, Microsoft Research (Nature Human Behaviour) ve Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) yayımladığı araştırma ve raporlardan derlenmiştir. İlgili linkleri açıklamalarda bulabilirsiniz! 
Geçmişten Günümüze Ünlü Markaların Logolarındaki Değişim
Dünyaca ünlü markaların logolarını hergün defalarca kez görüyoruz. Sürekli olarak gündelik hayatımızda karşımıza çıkan ve bilinç altımıza yerleşen bu logolar markaların adeta kimliği haline geliyor. Birçok evreden geçip,farklı zamanlarda değişik düzenlemeler ile logolar son halini alıp markaları temsil etmeye başlar. İşte Apple’dan Microsoft’a birçok markanın logolarının son haline gelene kadarki geçirdiği görsel değişim…
Değerli Müzik Adamı Selim Işık İle Röportaj
Selim Işık, başarılı bir müzik adamı, gitar eğitmeni ve sevilen bir ağabey. Ayrıca, internet ortamında da fazlasıyla tanınan ve sevilen biri. Selim Işık'ı bir de kısaca kendi ağzından tanıyabilir miyiz?1975, Sivas doğumluyum, ama İstanbul'da büyüdüm. Kendimi bildim bileli sanatla alakalıyım. Öncelikle resme ilgim vardı, ama rock müziği duyduktan sonra bütün hayatım müzik oldu ve hala da öyle. Uzun süredir üzerinde çalıştığınız Selim Işık Elektro Gitar Metodu kitabınızı kısa süre önce müzikseverlerle buluşturdunuz. Tabii yanında bir eğitim DVD'si de var. Böyle bir çalışma yapmaya nasıl karar verdiniz? Elbette çok uzun bir süreçti bu, yılların birikimi, binlerce öğrenci ve kendimi eğitmeye çalıştığım 20 yıldan uzun bir süre. Elektro gitar üzerine Türkçe kaynak ülkemizde oldukça kısıtlı maalesef. Hatta kendi derslerimde dahi çoğunlukla yabancı kaynaklar kullanmaktaydım. Türkçe kaynak hazırlamaya önce gitar dersi videolarıyla başladım, ardından da kitap fikri oluştu. Bu metodu yazmak ve videoları hazırlamak 2 yıldan fazla zamanımı aldı. İşin teknoloji tarafına gelelim biraz daha isterseniz. Video çekimlerinde ve çektiğiniz videoların düzenlenip montajlanmasında ne gibi ekipmanlar kullandınız? Şüphesiz yeni teknolojiler, artık birçok işin ev ortamında da yapılabilmesine imkan tanıyor.Evet, gelişen teknoloji sayesinde hemen hemen her şeyi tek başıma, ev ortamında hazırlayabildim. Videoları hazırlamak için Canon 600D makine kullandım. Metodu alanlar, aynı zamanda HD kalitesinde videolarına da sahip olabilecekler böylece. Kitabı hazırlamak için Guitar Pro, Adobe Premier ve Microsoft Word gibi programlar kullandım.
Çin'den Yeni Mobil İşletim Sistemi: China OS!
Android ve iOS'a isyan bayrağı açan dev ülke, şimdi kendi işletim sistemini yapıyor! İşte COS...Batıda gizlilik ve gözetlenme konusunda olup bitenlerden endişe duyan Çin , yeni güvenlik odaklı mobil platformunu tanıttı. Chinese Academy of Sciences yardımıyla kurulan Liantong 'un geliştirdiği China OS , akıllı ceplerde, tabletlerde, TV kutularında ve diğer ev eşyalarında çalışabiliyor.Liantong, yaptığı açıklamada Çin'in Microsoft, Google ve Apple tarafından oluşturulan monopolden ve onların bilinen güvenlik açıklarınan uzak kalması gerektiğini söyledi. Firma, Windows XP'nin destek süresinin bitişini de dile getirerek yabancı firmalara güvenmenin zor olduğuna değindi. Çin'de devlet daireleri dahil Windows XP'nin kullanım oranı hala oldukça yüksek.China OS, yapılan açıklamaya göre yüksek performanslı doğal uygulamaları , HTML5 ve isteğe bağlı Java Virtual Machine cihazlarını çalıştırabilen bir ' tescilli ' işletim sistemi olacak. İşletim sistemi çıktığında 100 bin uygulamayı çalıştırabiliyor halde olacak. Liatong, şu an Huawei ve Lenovo gibi üreticilerle ve mobil sağlayıcılarla China OS için bir ekosistem oluşturmak üzere ortaklık kurmaya çalışıyor.İşletim sisteminin HTC One ve Butterfly üzerinde çalışan görüntüleri ise Engadget tarafından yayınlanmış bulunuyor.
Bill Gates 1 Dakikada Şah Mat
Dünyanın en iyi satranç ustasına karşı oynayan dünyanın en zengin ismi Bill Gates sadece 1 dakika içinde şah mat oldu. Norveç'te bir TV programına katılan Microsoft'un efsane ismi Bill Gates, dünya çapında pek çok ödle sahip olan satranç ustası Norveçli Magnus Carlsen ile 'kısa' bir satranç maçı yaptı. Ancak işler Gates'in beklediği gibi gitmedi ve sadece 1 dakika gibi bir sürede Gates Carlsen'e yenildi. MAGNUS CARLSEN KİMDİR 2004 yılında Corus Satranç Turnuvası C grubunu 13 yaşında kazanarak uluslararası alanda dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Carlsen, iki yıl sonra da aynı turnuvada B grubunda kazandı. Hürriyet
Nedir Bu Meshnet?
Korsan Parti Hareketi'nden Avukat Serhat Koç Agos'a konuştu. Bilişim hukuku uzmanı olan Koç, “Halen 3 bin civarında sitenin resmi yollarla engellendiği görünüyor ama aslında halen Türkiye'de 500-600 bin site kapalı” diyor. Koç’a göre yeni yasa ise fişleme ve sansürü devasa boyutlara taşıyacak. Türkiye'de pek bilinmeyen bir uzmanlık alanın var. Buradan başlayalım. 'Bilişim Hukuku' diyorlar ama aslında böyle bir alan yok. Çünkü bilişimin altında bilgi teknolojileri yatar ve bilgi teknolojilerinin değmediği alan olmadığı için, değmediği hukuk alanı da yok. Hukuk dalları temeldir; ceza, idari, anayasa hukuku... Bunların hepsinde bilişimle alakalı şeyler var. Hepsi hakkında sürekli müvekkilerle iş oluyor ama şahsi olarak bu konular zaten ilgimi çekiyor, o yüzden yapıyorum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum, okurken de zaten fotoğraf ve bilgisayarla ilgileniyordum. Mezun olunca da fotoğrafçı veya bilgisayar mühendisi olamıyorum, bari bu insanların haklarını koruyacak bir alana yöneleyim, dedim. Türkiye'de bu işle ilgilenenlerin sayısı çok az. Türkiye'deki yasaların internete bakışı nasıl? Türkiye'de interneti doğrudan doğruya düzenleyen tek yasa 5651 Sayılı Kanun. Bu yasa interneti çok olumsuz ele alıyor. Yasanın konusu, internette yapılan suçlarla mücadele. Yani mücadele etmeye karar vermiş; desteklemeye değil. 2007’de 5651 Sayılı Kanun’un çıkış aşamasında da çok sayıda çocuk pornosu operasyonları yapıldı; medyada biri bin gösterdiler. Diyelim 100 kişi soruşturmaya uğradı, sadece 3'ü ceza aldı. “Biz çocukları koruyoruz” diyerek bir yasa yaptıklarını iddia ettiler. TBMM Genel Kurulu’nda, CHP'nin de isteğiyle, buna “Atatürk aleyhine suçları içeren kanun” da eklendi. Bu metin, o alanda çalışan uzmanların görüşlerini yansıtmıyordu. Vatandaş böyle bir kanunun olduğunu bile bilmiyor; insanlar sanıyor ki yasa değiştirilirken yeni şeyler geliyor. Aslında 2007'den beri var. Daha önce yoktu. Önce bilişim suçları diye bir tasarı düşündüler, sonra internet siteleriyle ilgili bir şey çıktı ve Cumhurbaşkanı’ndan döndü. Onları atlattık, işte bu yasaya takıldık. Bu anlamda, Türkiye'de interneti düzenleyen başka mevzuat yok. Bazı kanunlarda değinmeler var. Türk Ceza Kanunu'nda bilişim vasıtasıyla ya da bizzat bilişim sistemlerine karşı işlenen suçlar var. Mesela Facebook hesabının çalınması, özel olarak tanımlandı TCK'da. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda da bütün o eserlere ait hakların internette de ihlal edilebileceğinden bahseden yine özel maddeler var. Agos'un internet sitesi sürekli hackleniyor. Bu bir suç değil mi mesela? Evet, suç ama kim olduğunu bilemiyorsunuz, bilmek için teknik rapor gerekli ve hacklemeyi yapan kişinin de işi pek bilmeyen, acemi biri olması gerekir. Bilişim dünyasında her zaman iz kalır. Ama izin bulunması bazen çok uzun zamanlar gerektiren şifreleme yöntemleriyle bırakılmış olabilir. O kadar çok katman arkasındadır ki onu çözmeye çalışmak mantıksızdır. O yüzden o raporlar geldikten sonra meçhul bir şüpheli olarak şu şu IP numaralarında, şu tarihte, şu saatte bize saldıran diye… Savcı Telekom'a soracak, Telekom o IP'yi bulacak. O IP hangi internet sağlayıcıdan verilmişse o diyecek ki ben şu saatte bu IP'yi şu müşterime sağladım.  O müşteri de büyük ihtimal ya internet kafe çıkacak ya da 80 yaşında bir teyze çıkacak. Teyze mahkemeye gidecek ve ben bilgisayara dokunmadım diyecek. Böyle durumları binlerce kez yaşadık. Ondan sonra da zaten genelde beraat çıkar; suçlu da bulunamamış olur. Bu durumu sporda doping mevzuatına benzetiyorum. Dopingin önüne geçmek amacıyla Türkiye'de yapılan tek düzenleme kullanana ceza vermek. Ama dopingi kullanmaması için gereken altyapı hazırlanmıyor. Çözümden ziyade cezalandırma… Aynı şey 5651'de de söz konusu. 2007’den beri 8. madde nedeniyle pek çok site kapatıldı ama sitenin kapanmasına neden olan içeriği girenler yakalanmadı. Engelli web’de sanırım 3 bin küsür site gözüküyor ama o gerçekten buzdağının tepesi. Bugün Türkiye'de gerçekte 500-600 bin site kapalı ve bunların çok büyük bir bölümü müstehcenlikten kapalı. Geriye kalanlar siyasi nedenlerle kapalı ve o sitelere giren kişileri sorgulamıyor savcı, sadece siteyi kapatıyor. Aslında siteyi kapatmak çözüm değil. DNS numarasıyla yine girebiliyorum. Çünkü suç unsuru sayılan şeyler orada durmaya devam ediyor. Oysa mesela Almanya'da site kapanmaz, sadece içerik kaldırılır. İfade özgürlüğünün tek istisnası Nazizm. İfade özgürlüğünden yararlanmak için “nasyonal sosyalistim” deyip kurtarıyorsun ama “Nazi'yim” diyemiyorsun, Nazi sembollerini yayamıyorsun. O zaman içerikleri çıkarıyorlar. Altyapı var yani. İsveç gibi ülkelerde ifade özgürlüğü çok daha yukarıda. Şiddet çağrısı olmadığı sürece herkes her şeyi söyleyebiliyor. Sorunu çözmek istiyorsan içeriği çıkaracaksın; erişimi engellemeyeceksin. Sorunun köküne gidilmeli: Çocuk pornosunu internet üretmiyor. Çocuk pornosunu Filipinler'de, Rusya'da insanlar üretiyor. Onu kurutamadığın sürece etkisini internette görürsün. Türkiye’de devletin internetle ilgisi sadece siyasi amaçlı diyebiliriz miyiz? Şimdi iyiden iyiye öyle oldu. Dünyada sansür için dört tane temel kılıf var: Telif hakları, terörizm ve devlet sırrı, çocuk istismarı ve son olarak da şiddet çağrısı... Bunlar hep kılıf oluyor, ama temel nedeni gözetim. Devlet bunu istiyor. İnsanların internette neler yaptığını bilmek, takip etmek... Bunları görebileceği teknolojiler aynı zamanda sansür işlevi de görüyor. Devlet esasen fişlemek istiyor. Diğer yandan da telif lobisi sansürlemek istiyor. Devletin o yatırımı yapacak parası yok veya yapmak istemiyor, ama telif lobisinin var, onlar da parasını verip sansür mekanizmasını kurduruyor. Türk Telekom'un omurgasına kuruldu bu yazılım zaten. Bu yazılım, hem devletin hem de telif lobisinin işine gelecek. Önceki sohbetlerimizde 'meshnet'in çözüm olabileceğini söylemiştin. Nedir bu meshnet? Meshnet, şirketlerin çok işine yarayan bir mantık. Şirketler devletin ve internet servisi sağlayanların hiçbir dahiliyeti olmaksızın aralarında iletişim kurmak ister çünkü ticaret sırlarının, devletin hukuken göremeyeceği ama kafası attığında görebildiği teknik bir altyapıdan geçsin istemezler.  Dolayısıyla iki şirket kendi arasında özel bir ağ kurar ve bu özel ağa hiçbir şekilde üçüncü bir taraf dahil olamaz. Tamamen kriptoyla çalışır. Türkiye'de kriptoloji yönetmeliği de çıktı, ona da büyük itirazlarda bulunuldu. Devlet diyor ki “Kim kripto kullanırsa, anahtarını devlete verecek.” Ben de diyorum ki “Anahtarını devlete verecekse bu kriptonun mantığına aykırı.” Türkiye'de kripto şirketleri zaten söylediler bunu; “O zaman Türkiye'ye kimse kripto şirketi kurmaz” dediler. İşte meshnet böyle bir şey. Aynı zamanda büyük depremler, seller olduğunda klasik işletmecilerin kurdukları büyük ağlar çalışmayınca böyle daha küçük ağların çalışması mümkün. Bir de Türkiye gibi internet sansürü ve gözetiminin olduğu ülkelerde gözetimsiz, sansürsüz internete ulaşmak için kullanılabilir. Nasıl yapılıyor? Güvendiğiniz bir ülkeden örneğin İsveç veya İzlanda gibi, bir uydunet şirketi ile anlaşıp, çanak yoluyla internet almak ve o interneti yan binadaki arkadaşla, o da diğer bir arkadaşla paylaşa paylaşa bir meshnet ağı oluşturabilir ve sansürden kurtulabiliriz. FATİH GÖKHAN DİLER | Agos
Vay Be! Dedirten 10 Hızlıca Okunası Hikaye
Olay, henüz döviz kurlarının uygulanmadığı yıllarda ABD-Kanada sınırındaki bir şehirde geçmektedir:  ABD ve Kanada malum ki para birimi olarak 'dolar' kullanmaktadırlar. Yalnız her iki ülke de kendi paralarının daha değerli olduğunu iddia etmektedirler. Şöyle ki Kanadalılara göre:      1 ABD Doları= 90 Kanada Centi, Amerikalılara göre ise :     1 Kanada Doları= 90 ABD Centi. Bir Amerikalı, cebindeki 1 dolarla dolaşmaya çıkar. Bir ara karnı acıkır ve simit alır (amerikan simidi!). Simidin fiyatı 10 centtir. Cebindeki 1 doları verir. Simitçi bozuk para ararken cebinin bir köşesinde 1 Kanada doları bulur, onu verir (90 cente eşit ya!). Derken sınırı yürüyerek geçer ve Kanada'da dolaşmaya başlar. Kaleme ihtiyacı olduğunu hatırlar. Girer bir kırtasiyeciye. Kalemin fiyatı da 10 Kanada centidir. Cebindeki 1 Kanada dolarını verir. Kırtasiyeci de para üstü olarak 1 ABD doları verir. Oradan da ayrılıp evine döner. Sonra düşünmeye başlar:     - Yahu sabah evden çıkarken cebimde 1 ABD dolarım vardı, şimdi de 1 ABD dolarım var. Pekiyi simitle kalemin parasını kim verdi?
CV'lere Yeni Bir Boyut Kazandıran Girişim: Sumry
CV hazırlamak pek çok iş arayan için oldukça önemli ve adaylar, şık birer CV hazırlamak adına pek çok farklı yol deniyor. Sumry isimli girişim de, bu alandaki ihtiyacı görmüş ve adayların klasik Microsoft Word formatından uzaklaştırmak için önemli bir format sunmaya karar vermiş. Sumry, tek sayfalık online bir format ancak basılı olarak da alınabilen dikkat çekici bir format. Bu yüzden online ortamda da olsa, basılı formatta da olsa işe alım uzmanlarının ilgisini çekebilecek bir yapıda hazırlanmış. Sumry’nin sade ve minimal tasarımı, CV’ye bakanların içeriğe odaklanması konusunda yardım sağlıyor ve akıcı bir şekilde adayla ilgili pek çok bilgi burada gözlemlenebiliyor. Kullanıcılar, “My Story” sekmesi altından zaman tüneli olarak geçmiş tecrübelerini ya da hayatları ile ilgili belirtmek istedikleri kilometre taşlarını CV’lerini ekleyebiliyorlar. Sumry’nin en büyük özelliği, tüm ekranlara uyumlu olarak tasarlanmış olması. Bu responsive tasarım sayesinde hem bilgisayar ekranlarında, hem mobil cihazların ekranlarında tasarım güzel bir şekilde gözüküyor. Bununla birlikte PDF formatta ya da yazıcıdan çıktı alındığında da Sumry farkını belli etmeyi başarıyor.Sumry, 7 günlük ücretsiz bir deneme sürümüne sahip ve aylık maliyeti iş arayanlar için 10 dolar olduğunu belirtelim. İş aramayan ancak yine de Sumry’de CV’sini bulundurmak isteyen kullanıcılar ise ayda 2 dolar ödeyerek bu hizmetten yararlanabiliyorlar.webrazzi
Google'ın Sonuçları Arasında Gizlenen 4 Arama
İnternet kullanıcılarının çoğu, gitmek istediği web adresini alan adı olarak yazmak yerine Google üzerinden arama yapıyor. Arama sonuçları için yapılan optimizasyonlar veya reklamlar bir yana dünyanın sayılı arama motorunun bazı kelimelerdeki sonuçları küçük bir tebessüm bırakıyor. Doodle ile özel günler için dönemsel yenilikler yapan Google’ın arama sonuçları için yaptığı özellikler kalıcı olmuş. Microsoft Excel 2000′de araba yarışı oynamak için WC sütunu bulmak kadar zor olmasa da İngilizce aramalarda yer alan özellikler olduğu için belki de hiç rastlamadığınız 4 arama sonucunu bir araya getirdim.
Apple 3. Kez Dünyanın En Değerli Markası Oldu
Brand Finance Global 500 araştırmasına göre listede yer alan 500 markanın değeri 756 milyar dolar artışla 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükselirken, Apple, 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. AA muhabirinin uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance'in 2014 yılı Global 500 araştırmasından derlediği bilgilere göre, Apple bu yıl 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. Bu yıl marka değerini geçen yıla göre yüzde 19,9 oranında artırarak bir yılda marka değerini 17,4 milyar daha yükselten Apple, en yakın takipçisine 25,9 milyar dolar fark attı. En değerli marka sıralamasında Samsung 78,8 milyar dolarlık marka değeri ile Apple'ın ardından ikinci sırada yer aldı. Bu markayı 68,6 milyar dolarla Google, 62,8 milyar dolarla Microsoft, 53,5 milyar dolarla Verizon ve 52,5 milyar dolarla General Electric izledi. Brand Finance'in Global 500 listesinde en değerli 20 marka incelendiğinde, ABD'nin 11, Almanya'nın 3, İngiltere'nin 2, Hollanda'nın, Güney Kore'nin, Hong Kong'un ve Japonya'nın birer markası bulunuyor. Bu yıl en değerli 20 markanın değeri geçen yıla göre yüzde 25,6 oranında artarak 716,4 milyar dolardan 900,1 milyar dolara yükseldi. Brand Finance'in Global 500 araştırmasına göre en değerli 500 şirketin marka değeri bu yıl 2013 yılına göre yüzde 20,9 oranında artarak 3 trilyon 611,7 milyon dolardan 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükseldi. ABD'nin en değerli markalarının değeri 1,9 trilyon doları aştı En değerli 500 marka listesinde de 189 markası ile en fazla markaya sahip ülke ABD olurken, ABD'li markaların değeri bu yıl geçen yıla göre yüzde 18,2 oranında artarak 1 trilyon 614,6 milyar dolardan 1 trilyon 908,6 milyar dolara ulaştı. Japonya 42 markası ve 376,7 milyar dolarlık marka değeri ile ABD'nin ardından ikinci sırada yer alırken, Japonya'yı 32 marka ve 324 milyar dolarlık marka değeri ile Almanya, 37 marka ve 266 milyar dolarlık marka değeri ile Fransa izledi. Bu yıl marka değerini 2013 yılına göre en fazla artıran ülke ise yüzde 159,5 ile Avusturya olurken, bu ülkeyi 146,7 ile Şili, yüzde 142,4 ile Suudi Arabistan takip etti. Aynı dönemde marka değeri en fazla düşen ülke yüzde 56,2 ile Meksika oldu. Meksika'yı yüzde 36,9 ile Brezilya, yüzde 21,5 ile Singapur ve yüzde 12,1 ile Hindistan takip etti. Bankacılık sektörü markaları zirvede Brand Finance Global 500 listesinde yer alan markaların sektörlere göre dağılımı incelendiğinde ise bankacılık sektörünün, 71 marka ve 633,1 milyar dolarlık marka değeriyle listenin ilk sırasında yer aldığı görüldü. Bankacılık sektörüne bu yıl 7 yeni marka dahil olurken, sektör markalarının değeri geçen yıla göre 51,7 milyar dolar artış gösterdi. Bankacılık sektörünü 44 marka ve 615,8 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji sektörü izledi. Bu sektörü 47 marka ve 500,1 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji, 50 marka ve 408,9 milyar dolarlık marka değeri ile perakende sektörü takip etti. Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmede bulunan Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner, Brand Finance Global 500 listesine Türkiye'den hiçbir markanın giremediği belirterek, 'Ülkemizin en önemli sorunu değer yaratamamaktır. Hem kamu sektörünün hem de özel sektörün bu konuya gereken önemi verip, özeni göstermesi halinde, sektörlerimiz sadece sayısal değil, değer bazında da gelişecek ve bu olumlu gelişmenin sonuçları mutlaka dış ticaret tablomuza yansıyacaktır' dedi. 2013 ve 2014 yılları itibariyle dünyanın en değerli 20 marka sıralaması şöyle (milyar dolar): Sıra 2014 Sıra 2013 Marka Ülke Marka Değeri 2014 Marka Değeri 2013 1 1 Apple ABD 104,7 87,3 2 2 Samsung G. Kore 78,8 58,8 3 3 Google ABD 68,6 52,1 4 4 Microsoft ABD. 62,8 45,5 5 10 Verizon ABD. 53,5 30,7 6 7 General Electric ABD. 52,5 37,2 7 11 AT and T ABD. 45,4 30,4 8 8 Amazon ABD. 45,2 36,8 9 5 Walmart ABD. 44,8 42,3 10 6 IBM ABD. 41,5 37,7 11 15 Toyota Japonya 34,9 26,0 12 9 Coca Cola ABD. 33,7 34,2 13 20 China Mobile Hong Kong 31,8 23,3 14 n/a T-Mobile Almanya 30,6 21,5 15 14 Wells Fargo ABD 30,2 26,0 16 13 Vodafone İngiltere 29,6 27,0 17 21 BMW Almanya 29,0 23,2 18 12 Shell Hollanda 28,6 29,8 19 17 Volkswagen Almanya 27,1 23,7 20 22 HSBC İngiltere 26,9 22,9 2013 ve 2014 yılları itibariyle Brand Finance Global500 listesinde yer alan ülkeler, marka sayılarına ve toplam değerlere göre şöyle (Milyar dolar): Ülke Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 ABD 1.908,6 1.614,6 189 186 Japonya 376,7 338,7 42 49 Almanya 324,0 247,0 32 33 Fransa 266,0 212,5 37 31 İngiltere 262,1 218,4 35 32 Çin 229,0 185,3 27 26 G. Kore 152,0 132,8 12 14 İsviçre 120,8 97,3 19 19 Hollanda 112,0 93,8 12 11 Kanada 75,4 74,0 13 14 İspanya 76,2 70,6 10 10 Brezilya 37,8 59,9 5 9 Italya 57,2 51,3 8 8 İsveç 54,8 50,5 7 8 Rusya 42,2 46,4 8 8 Avustralya 50,3 43,9 8 8 Hong Kong 69,9 41,5 7 4 Hindistan 35,7 40,6 5 6 Meksika 7,8 17,8 2 4 Norveç 15,8 16,5 3 3 Malezya 9,2 9,9 1 2 Singapur 7,3 9,3 2 3 BAE 8,9 7,3 2 2 Danimarka 10,2 7,0 3 2 G. Afrika 5,4 5,2 1 1 Lüksemburg 4,8 3,8 1 1 Avusturya 9,6 3,7 2 1 S. Arabistan 8,0 3,3 2 1 Tayvan 3,8 3,0 1 1 Şili 7,4 3,0 2 1 Portekiz 3,1 2,8 1 1 Tayland 3,7 2,6 1 1 2013 ve 2014 yılları itibariyle en değerli 500 markanın sektörlere göre dağılımı şöyle (Milyar dolar): Sektör Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 Banka 633,1 581,4 71 64 Teknoloji 615,8 488,7 44 43 Telekomünikasyon 500,1 385,0 47 46 Perakende 408,9 338,9 50 50 Grup 313,1 257,9 16 18 CNN Türk