İnternet Haberleri

İnternet ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. İnternet ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Arşivlerden Çıkan Türk İnternet Tarihinin En Absürt Ekran Görüntüleri
Ekran süremiz ne kadar olursa olsun gün içinde binlerce yeni video ve görselle karşılaşıyoruz. Bu medyaları kaydırarak yeni görsellerin peşine düşüyoruz. Ancak bazı ekran görüntüleri bu ortamdan sıyrılıp yıllarca akıllarda kalabiliyor, bazen de arkadaş ortamlarında bir şaka malzemesine dönüşebiliyor. Fotoarşivi isimli hesaptan paylaşılan arşivlik ekran görüntüleri ise her geçen gün daha çok ilgi çekiyor.
11. Anadolu Medya Ödülleri Sahiplerini Buldu! İşte Ödül Alan İsimler
Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen 11. Anadolu Medya Ödülleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Gecede Demirören Medya üç ödül alırken, yılın televizyon dizisi ödülü 'Uzak Şehir'e verildi. Ödül törenine damgasını vuran bir diğer ödül ise MasterChef Türkiye'nin layık görüldüğü 'Yılın Televizyon Programı” ödülü oldu. İşte, Anadolu Medya Ödülleri töreninden görüntüler ve ödüllerin sahipleri.
Yapay Zeka Rakibim Değil, Silahım: Girişimci Bu Dönemi Nasıl Okumalı?
Dr. Mustafa ÇağaGenel Müdür, Setaş Global Makine | Girişimcilik AraştırmacısıGeçen ay bir girişimciler toplantısındaydım. Biri söz alıp şöyle dedi: 'Artık ne yapsam yapay zeka yapıyor. Ben ne yapacağım?' Salonda başlar sallandı. Anlaşılır bir korku. Ama yanlış soru.Doğru soru şu: 'Yapay zekayı kullananlar ile kullanmayanlar arasındaki fark ne olacak?' O soruyu sorunca tablo değişiyor.
Pornoda da Lider Playstation 4!
Yeni nesil konsol savaşlarında açılmayan bir porno cephesi kalmıştı, sonunda o da açıldı!İnternet üzerinden porno kiralama servisi olan SugarDVD'nin açıkladığı sayılara göre, PS4 kullanan SugarDVD üye sayısı, Xbox One kullanan üyelerin üç katı civarında. Bu bilgi Aralık ayına ait. Bu döneme kadar satılan 3.4 milyon PS4'e karşılık sadece 2.4 milyon Xbox One kullanıma girmiş durumda. Ancak bu durum, verilen 1/3 oranını haklı çıkarmaya yetmiyor.CEO Jax Smith'in Buzzfeed'e söylediğine göre, Xbox One'ın birincil porno izleme aracı olması aslında daha muhtemel: ' Basitçe söylenirse, Xbox One, geleceğin pornosuna açılan bir kapı. PS4 güzel gözüküyor ama Xbox One daha kesintisiz ve daha interaktif bir tecrübe sunuyor. 'Kinect'i göz önüne alırsak, bu açıklama mantıklı. Ancak şurası da bir gerçek: En azından şu an için, PS4 kullanıcılarının pornoya olan ilgisi, Xbox One kullanıcılarından çok daha fazla...
Çok Satan Kitapların Sırrı Ortaya Çıktı
ABD'de bir üniversitede bilgisayar uzmanları, 'istatistiksel stilometri' yöntemiyle 'en çok okunanlar'ın sırrını ortaya çıkardı 'Bestseller' kitapların sırrının, klişelerden uzak durmak ve aşırı fiil kullanmamak olduğu ortaya çıktı. 'Association of Computational Linguistics' dergisinde yayımlanan araştırma, bu konudaki yapılan ilk bilimsel çalışma. ABD'nin New York kentindeki Stony Brook Üniversitesi bilgisayar uzmanları, popüler bir kitabın özelliklerini ortaya koyabilmek amacıyla 'istatistiksel stilometri' adını verdikleri bir algoritma geliştirdi. Araştırmacılar, geliştirdikleri algoritmayı bilim kurgudan şiire birçok alanda uyguladı. Bir kitabın ticari başarı elde edip edemeyeceğini yüzde 84 doğruluk oranıyla öngörebilen teknik, sözcüklerin ve dilbilgisinin kullanımını matematiksel olarak irdelemeye dayanıyor. İnternet kütüphanesi olarak da bilinen 'Project Gutenberg' arşivinden klasikleşmiş eserleri yükleyerek inceleyen bilim adamları, basılan bir kitabın çok satmasında ilginçlik, orijinallik, yazım tarzı ve öykünün ilerleyişi gibi bir dizi unsurun yanı sıra şans faktörünün de etkili olduğuna işaret etti. Bol bağlaç ve sıfat, az fiil ve zarf Çok satan kitaplarda 've', 'ancak', 'fakat' gibi bağlaçların sıkça kullanıldığını belirten araştırmacılar, ticari başarı yakalayan eserlerin aynı zamanda sıfatlar ve isimler açısından da zengin olduğunu belirledi. Raflarda kalan kitaplarda ise aşırı derecede fiil ve zarf kullanıldığı ortaya çıkarıldı. Okur tarafından ilgi gören kitaplarda düşünce süreci betimlenirken rağbet görmeyen kitaplar, çok fazla duygusallık barındırıyor.T24
İnternet Yasakları ve Streisand Etkisi
İnternet ortamında bir şeyi yasaklamaya çalışmanın bazen yan etkileri de olabiliyor. Bu yan etkilerden birisi de, adını ünlü aktris Barbara Streisand’dan alan etkiden başka bir şey değil. Fotoğrafçı Kenneth Adelman, kıyılardaki yalı erozyonuna dikkat çekmek için Kaliforniya kıyılarından yaklaşık 12 bin hava resmi çekmiştir. Bu resimlerden bir kısmı Pictopia.com isimli sitede yayınlanmıştır. Ünlü sinema aktrisi Barbara Streisand’ın evinin havadan görüntüsü de bu resimler arasındadır. Streisand, kamuya açık yayınlanan bu resimlerin arasında, kendi özel mülkiyeti olan evinin havadan çekilmiş görüntülerine karşı dava açarak, bu görüntülerin kaldırılmasıyla birlikte 50 milyon dolar da tazminat istemiştir. Streisand, dava dilekçesinde mahremiyetinin ihlal edildiğini öne sürmüştür. Bu davanın açılması, medyanın oldukça ilgisini çekince her tarafta davanın ayrıntılı haberleri yayınlanmaya başlandı. Haberin yoğun bir şekilde yapılması, okuyucuların ve internet kullanıcılarının yoğun ilgisini çekti ve sonuçta dava konusu resimler bir ayda 420.000 kişi tarafından ziyaret edildi. Tabi iş sadece bununla kalmadı, mahkeme Streisand’ı davasında ayrıca haksız buldu. İnternet tarihine “Streisand Effect” olarak geçen bu olay gösterdi ki, yasaklanmaya veya sansürlenmeye çalışılan her şey, aslında bir çığ gibi büyüyüp sakınılanın aksine çok daha büyük bir kitleye ulaşabiliyor.Dünyada, Streisand’dan başka bir çok ünlü kişi ve şirket, saklamaya çalıştığı şeyin daha fazla yayılmasına engel olamadı. 2006’da Brezilyalı ünlü manken, plajda erkek arkadaşıyla sevişmesini gösteren videonun kaldırılması için Youtube’un Brezilya’da erişime kapatılmasını sağlamıştı. Bu görüntüler, Youtube’da belki de sadece binden daha az kişi tarafından izlenmişken, erişim engelleme haberlerinin tüm dünyaya ajanslar tarafından duyurulmasıyla neredeyse bütün dünya tarafından izlendi. Twitter’daki sadece 20 abonesine, apartman yöneticisi firma hakkında şikayette bulunan kişiye karşı firma tarafından tazminat davası açıldı. Fakat işler beklenildiği gibi yürümedi ve davacı firma kendi hizmet kusurunun milyonlarca kişiye yayılmasını ve dolayısıyla prestij kaybını engelleyemedi. İran’da hükümet muhalif internet sitelerini sansürledi. Hatta, daha da ileri giderek sosyal ağ sitelerine erişim engeli koydu. Fakat, muhalifler ve destekçilerinin bile bilmediği bir çok sosyal ağ sitesi bir anda kulaktan kulağa yayılarak popüler oldu ve muhaliflerin seçim kampanyası sırasında en çok kullandığı haberleşme araçlarının başında geldi. Bu etkinin benzer örnekleri Türkiye’de de yaşandı. Örneğin, ünlü bir dizi oyuncusunun fazlasıyla özel görüntülerinin yayılmasından dolayı eski sevgilisine açmış olduğu davanın hemen sonrasında, bu görüntülerin dolaşmadığı bilgisayar kalmamıştı. Ekşi Sözlük, zaten popüler olmasına, binlerce yazarı ve milyonlarca okuyucusu olmasına rağmen, hakkında açılan davalarla birkaç kez erişime kapatıldı, ancak her erişim engelinden sonra çok daha fazla güçlenerek, okuyucu ve trafik artırarak yoluna devam etti. Sözlüğü kapatma girişiminde bulunan kişi / kişiler ise ne yazık ki saklamak istediklerini daha fazla kişiye ulaştırmış olmanın şaşkınlığını yaşadılar. Youtube, Türkiye’de Mart 2009’dan 2008′den beri engelli durumda. Ancak, Youtube’un bu engelden etkilendiğini söylemek mümkün değil. Zira, Youtube ile ilgili haberler geçtikçe ve bir çok siyasinin ses bantlarının burada yer aldığı konusunda fısıltılar arttıkça, popülaritesi her geçen gün katlanarak arttı. Nitekim, engelli Youtube’a ulaşmayı sağlayan 6-7 site dahi, Türkiye’de en çok ziyaret edilen 100 site arasında başlarda yer alıyor. Yine, TİB’in zynga.com isimli oyun sitesi hakkında uygulamış olduğu erişim engelleme kararı, ne yazık ki bu firmanın oyunlarının, özellikle de Farmville oyununun Türk kullanıcı sayısını iki katı artırmaktan başka bir işe yaramadı. Türk Telekom da Streisand etkisinden hayli etkilenmiş durumda. Türk Telekom’un birkaç siteyi mahkeme kararıyla engelletmesi yüzünden, küçük bir grup tarafından başlatılan “Telekom’a kafam girsin” kampanyası artık internet kullanıcıları arasında oldukça meşhur olmuş durumda.. Üstelik bu davayla dalga geçenlerin sayısı hiç de az değil. Bazı siyasileri hicveden karikatürlerin, yayınlandığı mizah dergilerinden çok, açılan davalardan dolayı e-posta zincirleri ve Facebook ile çok fazla bir kitleye ulaşmış olması Türkiye’de bilinen bir başka örnek oldu. Hakaret olsun, iftira olsun veya kişilik haklarına ağır saldırı durumlarında olsun, mutlaka yasal yollardan hak aramak gerekir. Ancak, hak ararken daha da haksız, belki de komik duruma düşmemek gerekir. Buluttan nem kaparak, basit şeylere bile tahammül edememek gibi zaafları olanların hakkını aramadan önce küçük bir durum analizi yapmasında fayda var. Hukuk nezdinde haksız bulunmanın yanı sıra daha da mağdur olunmaması için Streisand Etkisi’nin gözden geçirilmesi gerekli olabilir. Belki biraz hoşgörü ve bir şeylere de tahammül etmek gerekli olabilir. “Streisand effect” konusunda kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Streisand_effect
Hakkınızdaki Sanal İzleri Sildirebilirsiniz
ABD' de bir Türk girişimi olarak kurulan, merkezleri Las Vegas ve New York'ta bulunan ' internetten içerik kaldırma ' şirketi Rubbit'in kurucu ortağı ve Türkiye ofisi sorumlusu Emre Teker ile görüştük. Teker bize, internette hakkınızda çıkan olumsuz bir içeriği, iftirayı ya da telif hakları size ait olan bir eseri Google'dan , diğer arama motorlarından veya sosyal paylaşım sitelerinden nasıl kaldırdıklarını anlattı. ABD'de 40'tan fazla eyalette konusunda uzmanlaşmış bilişim hukuku bürolarıyla ortak olarak çalışan Rubbit, bugün Amerikan Forbes'un ilk 500 şirketinden çoğuyla yıllık sözleşme ile çalışıyor. Neredeyse her eyalette ayrı hukuk bürolarıyla çalışmalarının nedeni ise tabii ki ABD'de eyaletten eyalete kanunların değişiyor olması. Türkiye ofisinde de hakkında internette çıkan olumsuz yazı, istemediği bir fotoğraf, karalama kampanyası ya da videonun çıkarılmasını isteyen ya da resim, film, müzik gibi telif haklarına tabi olan eser sahipleri Rubbit'e başvuruyor. İnternet siteleri dünyanın dört bir yanından yayın yapıyorlar. Çoğu server da ABD'de . Dolayısıyla internetten içerik kaldırma ile ilgili Türkiye'de alınacak bir mahkeme kararı, ABD'den yayın yapan bir siteyi bağlamıyor. Türk mahkemelerinin ancak com.tr uzantılı siteler üzerinde yaptırımı var maalesef. Hatta içeriği yayınlayan bir blog sahibi Türk mahkemelerinde suçlu bulunup ceza bile alsa, bu yayının blogdan kaldırılmasını garantilemiyor çünkü siteler Türk mahkeme kararlarını tanımıyor. Rubbit sadece ABD değil İngiltere, Almanya, Rusya, Çin gibi diğer hostinglere hizmet eden ülkelerde de çalışmalarını sürdürüyor. Şirket Google'ın beyaz listesinde Teker , ABD'ye taşıdıkları davaların sadece yüzde 10'unun mahkemeye kadar çıktığını, geri kalanın kolaylıkla, mahkeme öncesi anlaşma birimleri olarak iş yapan uzlaşma masalarında hallolduğunu anlatıyor. Rubbit'in Google'ın beyaz listesinde olduğunu yani güvenilir şirket olarak kabul edildiğini söyleyen Teker, uzun süredir de telif hakları ihlallerinde sadece bildirim yaparak Google'dan içerik kaldırma yetkileri olduğunu ifade ediyor. Alanında en büyüklerden biri olan şirketin 2014 planında ise Amerikan borsasına girmek ve yabancı ortaklık almak var. Rubbit telif hakkı ihlalleri saptama konusunda çok gelişmiş yazılımlara sahip. Biz Google'da sadece yazıyla arama yapabiliyoruz. Ama onlar fotoğraf, video ve ses kaydı araması da yapabiliyorlar. Bunun yanı sıra manuel takip yapan çalışanları da mevcut. İçerik kalkmazsa para ödemek yok Gelelim en merak edilen hususa. İçerik kaldırmak kaç para? Genellikle 500 dolar ile 2 bin dolar arası. Ancak içeriğin kaldırılacağı sayfanın çokluğuna ve içeriğin özelliğine göre bu rakam 10 bin doları bulabiliyor. Ancak şunu belirtmeliyiz ki, Rubbit şikayette bulunulan uygunsuz içeriği kaldırtmayı başaramazsa kesinlikle müşterisinden para talep etmiyor. Rubbit Türkiye ofisinin bir numaralı müşterileri, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi, haklarında çokça olumsuz içeriğin bulunduğu ünlüler ve iş adamları. Hatta olumsuz içeriğin kim tarafından koyulduğu bile IP numarası üzerinden bulunabiliyor. Örneğin, kendisi ve ailesi hakkında birçok iftiranın yer aldığı bir blogdan şikayetçi olan iş adamının şikayetini değerlendirmeye alan ve hukuki işlem başlatan Rubbit , sonunda içeriğin Almanya'da bir kişi tarafından girildiğini ortaya çıkarmış. Bir keresinde de bir otomotiv şirketi hakkında tüm tüketici bloglarında yazılan olumsuz görüşlerin aynı IP adresinden girildiğini tespit etmişler. Adresin izini sürerek Fatih'te bir apartman dairesinde para karşılığı olumsuz içerik giren üç gençle karşılaşmışlar. Teker bu tür karalamaların genellikle rakip firmalar tarafından yaptırıldığını anlatıyor. Bunların yanı sıra 16-22 yaş grubu arasında eski sevgilinin uygunsuz fotoğraflarını yayınlama vakalarıyla da sıkça karşılaştıklarını belirtiyor. Gençleri güvendikleri kişilere bile uygunsuz fotoğraf vermemeleri konusunda uyarıyor. Bir de ' fake ' Facebook hesapları sorunu sık karşılaşılanlar arasında. Teker, başvurunun ilk haftasında linklerin kalkmaya başladığını ancak tüm içeriklerin kaldırılmasının üç ayı bulduğunu belirtiyor. Rubbit'e kimler başvuruyor? Eski sevgilisi tarafından anıları deşifre edilenler. Uygunsuz videosu ve fotoğrafları yayınlanan ünlüler. Ticari iftiraya uğrayan işadamları. Evlenmek ve aile kurmak isteyen ancak hoş olmayan geçmişini buna engel olarak görenler.
'İnternette Ne Konuştuğumuzu Bile Görecekler'
Ali Rıza Keleş: Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek Alternatif Bilişimciler Derneği Başkanı Ali Rıza Keleş , 'sansür' tartışmalarını da beraberinde getiren yeni internet düzenlemesiyle ilgili olarak, 'Hükümetin getireceği internet düzenlemesiyle, Türkiye’nin de interneti, Çin’deki gibi dünyaya kapanacak. Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek' dedi. Hükümet yolsuzluk operasyonuyla başlayan süreçte gelişmeleri kontrol altına almak için çeşitli hamleler yaparken şimdi de gündemde yeni internet düzenlemesi var. Bir torba yasa teklifi içinde gelen ve Meclis'te alt komisyondan geçen bu düzenleme 5651 sayılı internet yasasında önemli değişiklikler öngörüyor. Bilenler bu düzenleme için ¨internetimizi karartacak¨, ¨her adımımız izlenecek¨ diyor ancak hem teknik, hem de çok boyutlu olması nedeniyle mesele sıradan vatandaşlar tarafından tam anlamıyla anlaşılamıyor. Taraf gazetesinden Tuğba Tekerek , Alternatif Bilişim Derneği'nin Başkanı Ali Rıza Keleş’le “sansür” tartışmalarını da beraberinde getiren internet düzenlemesini konuştu. Tuğba Tekerek’in Ali Rıza Keleş ile yaptığı söyleşi şöyle: Diyelim ki ben bir haber sitesindeki içerik yüzünden kişilik haklarımın ihlal edildiğini düşünüyorum. Yeni düzenlemeye göre mahkemeye başvurup 24 saat içinde bu içerik için erişim engelleme kararı aldırtabiliyorum. Bu mağdur açısından harika bir şey değil mi? Harika ama mağdurun gerçekten mağdur olduğunu biliyor muyuz? 24 saat içinde neye göre karar verecek hakim? Bilirkişiye sorması gerekiyorsa sorabilecek mi? Belki de o site boşu boşuna kapalı kalacak. Mesela, erişim engelleme nedenlerinden 'müstehcenlik' başlı başına problem. Kime göre, neye göre müstehcen? Hakaret dediğimiz şey de oldukça muğlak. Başbakan'a ¨faşist¨ demek hakaret mi mesela? İfade özgürlüğü konusunda sicilimiz düşünülürse, bu kadar kısa süre içinde karar vermek hiç de sağlıklı sonuçlar vermeyecek. Bir kişinin internette kendisiyle ilgili yazılmış yüzlerce yazıyı bir anda hakimin önüne koyması da mümkün. O zaman hakim dosyaları ayrı ayrı inceleyip nasıl karar verecek? Diyelim ki karar verdi. Peki 24 saatte üretilecek yeni içerikleri ne yapacak? Onlar için bir daha mı başvuru gerekecek? Çok dinamik bir ortamdan söz ediyorsunuz. Oturup birinin sürekli incelemesi, 'bu iyi bu kötü' demesi gerekecek. Saçmalık! Ayrıca erişimi engellemek mağduriyeti gerçekten gidermiyor da. Peki, ne gideriyor? Bunun için yapılması gereken içeriğin kaldırılması. Hatta içeriği üretip internete koyanı bulup cezalandırmak. Erişim engeli ise sadece göz kapamak. Dünyanın geri kalanı görebiliyorken sadece biz gözlerimizi kapatacağız. 2007'de birkaç Atatürk'e hakaret videosu nedeniyle tüm Youtube'a erişim engellenmişti. Yeni düzenlemede URL temelli engelleme geliyor. Tek tek sayfalar engellenecek. Bu iyi bir düzenleme değil mi? Evet ama erişim sağlayıcıların bunun için çok yetenekli altyapılar kurması gerekiyor. Bu da... Erişim sağlayıcı dediğiniz? Abone olup internet hizmeti aldığınız TTnet, Smileadsl ya da Turkcell, Vodafone gibi şirketler. İnternette trafik o kadar yoğun ki, bu erişim sağlayıcıların URL temelli engelleme için çok yetenekli altyapılara ihtiyacı var. Bir filtre sistemiyle saniyeler içinde bütün sayfalara giriş isteklerin süzüldüğünü ve bir tür 'buna izin var mı yok mu' denetimi yapıldığını düşünün. Bu yetmiyor. Bir de yeni düzenlemeye göre erişim sağlayıcının, kullanıcı alternatif bir yöntem deniyor mu denemiyor mu, onu tespit etmesi gerekiyor. Mesela Fırat Haber Ajansı internette engellenmiş, ben o engeli aşmak için DNS ayarlarımı değiştiriyorum... Bunun gibi yöntemler mi? Evet, erişim sağlayıcı bunu tesbit etmek için altyapının içine derin veri analizi yapan cihazlar yerleştirecek. Bu çok detaylı bir inceleme anlamına geliyor ve buda mahremiyetimizin ihlali... Nasıl bir şey bu veri analizi? İnternet erişimimiz paketler halindedir. Kargo paketi gibi düşünün 'gönderici' ve 'alıcı'yı yazıp gönderirsiniz. Erişim sağlayıcı ¨bu paket ¨Tuğba'dan Facebook'a¨ deyip, bir postacı gibi çalışır. Ama alternatif yol kullanıp kullanmadığınıza karar vermesi için o paketin içini açıp bakması lazım. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek. Mesela yaptığım chat'i de görecek mi? Görme potansiyeline sahip olacak. Aslında böyle bir potansiyel hep vardı. Şimdi çok sistemli ve kolayca bunu yapabilecek altyapıya sahip olacak. Güvenli protokoller yani verinin şifreli olarak iletildiği trafiklerimiz için durum biraz karmaşık. Mesela Gmail'deki mailleşmeler... Bugünkü teknolojiyle bu tür bir iletişimin izlenmesi pek kolay değil. Ama eğer biz bu izleme mekanizmasına razı gelirsek, yarın bizden şifrelerin anahtarını isteyebilirler ya da bazı teknik ayıplı yöntemler kullanabilirler. Devlet erişim sağlayıcıya 'bu kişinin kimle ne konuştuğunu öğren' diyor mu? Hayır ama kurulacak altyapı buna imkân sağlıyor. Sistem kurulduğunda elde kocaman bir gözetim gücü olacak. Bunun hiç kullanılmayacağını düşünmek saflık olur. O datanın hem ticari hem istihbari değeri çok yüksek. Olağanüstü bir durumda, ya da olağan bir durumda yasadışı yollarla -çünkü devlet yasadışı işler de yapıyor- o bilgiler kullanılabilir ve yurttaşlar çok büyük mağduriyet yaşayabilir. Fişleme hala büyük problem, kimlerin başına nelerin geliyor. Siz sıradan bir yurttaş olarak devlet karşısında çok güçsüzsünüz. Halihazırda erişim sağlayıcılar bizim kayıtlarımızı tutmuyor mu? Tutuyor ama şimdi tutulacak kayıtlar çok daha ayrıntılı ve saklama süresi 1-2 yıla uzatıldı. Bir de kanun koyucu 'kayıtları tut' diyor, ama 'yok et, yok etmezsen şu kadar ceza' demiyor. Yaklaşım ¨onu bir cepte tut, sonra bakarız¨ Diğer ülkelerde tutuluyor mu böyle kayıtlar? Geçenlerde Almanya'yla ilgili bir şey okumuştum. Sadece bizim mevcut sistem gibi ayrıntılı olmayan kayıt tutuluyor. O da IP'nin bir kısmı karartılarak... Sadece yasal bir süreçte ilgili kayda erişim sağlanıyor. Neyin sansürlendiğini bilmeyeceğiz Bu teklif geçerse nasıl bir internetimiz olacak bizim? Herkesin bir derdi var, müstehcenlik, ticari itibar, telif hakkı, dinsel hassasiyet, ulusal hassasiyet, özel hayat... Artık çok kolay olduğu için herkes erişim engelleme kararı aldırtacak. URL temelli engellemeyle kapatılacak sayfaların sayısı çok artacak. Bu kararlar alındıkça biz de dışarıya kapanacağız. Bir-bir buçuk yılın sonunda bize ait bir internetimiz olacak, dünyadan kopartılmış, bir filtrenin arkasındaki bir internet... Çin'de şu anda ¨Çinnet¨ var, 'Onlar internete bağlanmıyor' desek abartmış olmalıyız. Biz de yavaş yavaş onlara benzeyeceğiz. Bir süre sonra neyin sansürlendiğini bilmeyecek noktaya da gelebileceğiz. Nasıl yani? Şu anda engellenmiş bir siteye girmeye çalıştığınızda mahkeme kararı çıkıyor karşınıza. Siz engellenmiş de olsa bir gerçek var, biliyorsunuz ve ona ulaşmak için alternatif yollar deniyorsunuz. Kurulacak altyapıyla sansürlenen sayfaların sansürlendiği görmeyebiliriz bile. URL tabanlı engellemeyi hangi ülkeler yapıyor? Bunu en iyi yapan Çin. İran'da yapılıyor. Bir de Suudi Arabistan'da yapılıyor. Avrupa'da Amerika'da yok mu? Bildiğim kadarıyla yok. Sadece çocuk pornosu gibi çok istisnai durumlarda alan adı veren firmaya gidip çözmeye çalışıyorlar. Blogspot, youtube gibi büyük siteler zaten ırkçılık, çocuk pornosu gibi içerikleri hemen kaldırıyor. Diyelim ki bir seks videosu çıktı bir Avrupa ülkesinde, ne yapıyorlar? Görmezden geliyorlar. Yapılması gereken de bu. Ya da çok gündem olduysa veya suç varsa veri koruma kanunu olduğu için siber suçlarla ilgili uluslararası sözleşmeleri imzalamış oldukları için suçla mücadele edebilmeleri daha kolay. Ama biz ne kendi mevzuatımızı uluslararası hukuka uydurmuşuz, ne yıllardır bekleyen veri koruma kanunu geçirmişiz. Öyle olunca da yurtdışındaki firmadan bilgi istiyorsunuz ama yanıt alamıyorsunuz. Şimdi mevzuatınızı iyileştirmek yerine kuralları katılaştırıyoruz. Bir de Ulaştırma Bakanı ya da TİB Başkanı'nın özel hayatın gizliliğiyle ilgili bir durumda ¨emir verip¨ dört saatte erişim engelletme yetkisi var. Buna ne diyorsunuz? Hakikaten kral gibi. Birilerinin kendisini mahkeme yerine koyması hukuk devletinde kabul edilebilecek birşey değil. Bu yetki muhtemelen malum videoları engellemek için düşünüldü. Ama başka amaçlar için kullanılmayacağının garantisi yok, geniş bir yetki. Önü hiç açılmamalı. Biz bunları hiç konuşmamalıyız. Norveç’e boru döşeyebilirsin Engellenmiş sitelere DNS ayarını değiştirip girebiliyoruz. Yeni düzenlemeyle giremeyecek miyiz? Hayır . Peki engelleri aşmanın bir yolu olmayacak mı? Olacak tabii. Mesela İran VPN cenneti. Türkiye'de de insanlar yurtdışındaki şirketlerden 3-5 dolara VPN hizmeti alıp sitelere girecekler. VPN nedir? VPN hizmeti aldığınızda o hizmeti aldığınız ülkedeymişsiniz gibi bağlanıyorsunuz internete. Burayla hizmeti aldığınız ülke arasında bir boru döşediğinizi düşünün. Erişim sağlayıcınızı sadece bu borudan geçmek için kullanıyorsunuz. Borudan çıkınca, mesela Norveç'tesiniz. Erişim sağlayıcı benim VPN kullandığımı farketmeyecek mi? Farkedecek ama VPN yasal ve aslında başka amaçlarla kullanılan bir servis. İnternette herşey mümkün. Çıtayı yükseltme oyunu gibi bu... Devlet bir adım atıyor, insanlar da bir adım atıp onun üstüne çıkacak. Ben çok fazla insanın bu teknolojiyi kullanacağını düşünüyorum. VPN dışında yollar da var. Peki bu servisleri kullanmanın riskleri var mı? Var tabii. Bazıları güvenli, bazıları güvensiz. O servisleri kullanırken siz kötü niyetli, bilgilerinizi atabilecek servislere çok hassas bilgilerinizi vermiş oluyorsunuz. Devlet yurttaşlarını bunu yapmaya zorlamış oluyor. AİHM'in tersine AİHM'in internetle ilgili Türkiye'yi mahkum eden bir kararı vardı. Bu düzenleme, o karar doğrultusunda mı? Gerekçesinde AİHM kararına atıf yok. Burada herkesin beklentisi yasadan erişim engelinin çıkarılmasıydı. TİB'inre'sen erişim engelleme kararı vermesine neden olan katalog suçların sayısının azalmasıydı. Tam tersi oldu. AİHM kararının da tersine oldu; daha fazla katılaşacak sansür. Sizce internetle ilgili nasıl bir yasa yapmak lazım? Yasakları merkeze alan değil de pozitif bir düzenleme olmalı. Bir kere internet temel hak olarak düzenlemeli. BM raporlarında da bu artık böyle kabul ediliyor. Finlandiya gibi ülkelerde 4 MB'a kadar internet hizmeti ücretsiz. Bizim sayısal uçurum diye bir sorunumuz var. İnternet belli merkezlerde yoğun ama Mecidiyeköy'ün Kadıköy'ün dışına çıktığınızda kullanım hem nicel hem nitel olarak azalıyor. Bazıları web'i Twitter Facebook'tan ibaret sanıyor. Bu tür sorunları çözmeye ihtiyaç var. Bireyin özgürlüğünün merkeze alınacağı, yurttaşın güçlendirileceği, dünyayla daha barışık bir düzenleme şart. Yoksa gittikçe kendimizi dünyadan yalıtacağız. 'Erişim Engelleyiciler Birliği' Erişim Sağlayıcılar Birliği (ESB) diye bir kurum var tasarıda. Bu birlik ne yapacak? Bizim anladığımız tek görevi erişim engeli yapmak. Meslek odası gibi onların haklarını hukuklarını koruyacak bir birlik değil. Tüzükleri BTK onayına bağlı. Firmalar İstanbul'da olmasına rağmen, birliğin merkezi Ankara'da, herhalde TİB'e kolaylık olsun diye. Eskiden TİB bu firmalara tek tek erişim engelleme bildirimleri yapıyordu şimdi ¨Birliğe haber vermek tüm firmalara haber vermektir¨ deniliyor. Devlet kendine böylece engelleme için daha etkin bir sistem kurmuş oluyor.T24
'Sansür Yok, Sayfa Engelleme Var'
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan Habertürk'te yeni internet düzenlemesiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Elvan'ın konuşmasından satırbaşları: Mahkeme kararı alsanız bile o yayın halen devam edebilir. Bunu engelleyemiyorsunuz. Çalışmayan bir sistem var. bu sistemin bir anlamda rehabilite edilmesi gerekiyordu. Bu çalışmalar yeni başlatılmadı. Hatta bunu işte Gezi olaylarına, son olaylarla falan ilişkilendirmeye çalıştılar. Kesinlikle alakası yok. Aşağı yukarı bir yıl öncesinden başlamış çalışmalar. HERHANGİ BİR SANSÜR SÖZ KONUSU DEĞİL Herhangi bir sansür söz konusu değil. Bilakis kişinin haklarını koruyan bir düzenleme. Yeni uygulama neyi getiriyor? Bir kişisel haklar, hakların korunması ikincisi ise özel hayatın gizliliği. 4 SAAT İÇİNDE OLACAK Sizin kişi haklarınıza hakaret eden, hakkınızı çiğneyen, herhangi bir yazı, video söz konusu olduğunuz zaman, elbette yine içerik sağlayıcısına başvuruyorsunuz. Ama aynı anda iki gün beklemeden mahkemeye başvuruyorsunuz. Mahkeme hiçbir duruşma yapmadan 24 saat içerisinde kararı vermek zorunda. Diyelim ki mahkeme bu yayın içerik çıkarılmalıdır ve engellenmelidir diye karar verdi. ve bu mahkeme kararı, yasayla kuracağımız, erişim sağlayıcıları birliğine gidecek, tüm erişim sağlayıcıları üye olacak ve bu karar 4 saat içerisinde tüm erişim sağlayıcılarına bildirilecek ve uygulamaya geçilecek. Kişilik haklarına yönelik bir hafta beklemek yerine, mahkeme kararıyla siz 28 saat içerisinde o yayını engelliyorsunuz. İNTERNET SİTESİ KAPATILMAYACAK, SAYFAYA ERİŞİM ENGELLENECEK İnternet sitesini kapatmak gibi bir şey söz konusu değil. şu an mevcut sistem devam etseydi, internet sitenin kapatılması gerekiyordu. Sadece o sayfaya yönelik erişimi durdurma imkanı getiriyoruz. İllegal yöntemlerle çekim yapılmış olabilir ve sunulmuş olabilir. Bizati sizi ilgilendiren bir husus ise, bu kez şunu yapıyorsunuz. Doğrudan iletişim başkanlığına başvuruyorsunuz, TİB’e. TİB erişim sağlayıcıları birliğine diyor ki, evet bu özel hayatın gizliliğine ilişkin bir hadisedir, yayını engelleyin. Dört saat içinde engelliyor. Ancak mahkeme kararı 48 saat içerisinde verilmek zorunda. Yine mahkeme kararına bağlanıyor. Mahkeme kararı verildikten sonra, erişimin engellenmesine devam dendiği zaman devam edilecek. Tüm olaylarda mahkeme kararıyla ilişkilendirme söz konusu değil. Sansür söz konusu değil. Sadece video kayıtları mı? Ses kayıtlarını da içeriyor mu? Görüntü müdür ses kaydı mıdır böyle bir şey söz konusu değil. ama ilaveyle söz konusu olabilir. Sansür uygulanıyor ifadede bulunanlara söylüyorum bunu. Mevcut düzenlemede kalsaydık, mahkeme geçmişte bu yaşandı. YouTube kapatılsın dendi. Bu yaşandı. Şu an sadece URL dediğimiz, ilgili içeriğin bulunduğu sayfaya engelleme oluyor. Geçmişte engelleme yoktu, içeriğin çıkarılması vardı. Bunu da kontrol edemiyordunuz. Bu yasayla yargının bypass edildiği söylentileri var. Başbakanın emriyle erişim engellenecek deniyor. Bu AB sürecindeki Türkiye için AB’de bu uygulamalar var mı? Kesinlikle bu doğru değil. Kişilik haklarının ihlaliyle ilgili süreci anlattım. Süreleri kısaltıyoruz. Özel hayatın gizliliğine yönelik ise, bu aciliyet gerektiren bir husus. Sayın Baykal ile ilgili bir kaset yaşadık. Böyle bir durumda dört saat içinde engelleniyor. Geçici olarak yapılıyor bu, mahkeme de 48 saat içinde bu kararı veriyor. VERİLERİN HİÇBİRİ DEVLETTE SAKLANMAYACAK Gelelim AB’ye. Şunu da ifade edeyim. Verilerin saklanması hususu. En önemli konulardan biri şu. Bizimle ilgili tüm veriler… Verilerin saklanmasıyla ilgili eleştiri var. Devlet herkes hakkında her türlü veriye sahip olacak. Fişleme anlamına gelebilir yorumları var. Bu verilerin hiçbirisi devlette saklanmayacak hiçbirisi. Bunlar erişim ve içerik sağlayıcılarda bulunacak. Ne bulunacak? Bir IP numarası. Ne kadar bir süre konuşmuş olduğu, hangi tarihteolduğu. Bunlar olacak. İçerikle ilgili, konuşma olabilir, girmiş olduğunuz sitenin detayları olabilir. Bunlarla ilgili bir şey olmayacak. 6 ay ile 2 yıla kadar saklama zorunluluğu getiriyor. Biz tamamiyle burada AB’de ön görülen direktifi aldık. AB müktesebatı olarak iki husus var. Birincisi kişisel hakların ihlali. İkinci alanda zararlı içerik bölümü. Katalog suçlar dediğimiz. Müstehcenlik, fuhuş çocukların cinsel istismarı bu gibi konular. AB’deki uygulamalarla bizim uygulamalarımızı karşılaştırdığımızda AB uygulamalarının çok daha sert olduğunu görüyoruz. Birkaç örnek vereceğim. Şimdi örneğin Twitter veya Facebook’ta iftira suçuyla karşı karşıya kaldınız. Ne yapacaksınız Türkiye’de. Sayın başbakana hakaret ediliyor, bakanlarımıza, ailelerimize hakaretler yapılıyor. Benim ailemin çoluğumun çocuğumun telefon numaraları, küfürler. Hiçbir şey yapamıyorsunuz şu anda. Almanya’da iftira suçları hapis cezalarına tabi.. üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyor. Türkiye’ye böyle bir sistem getirebilir mi? Çalışmamız gerekiyor. Yer içerik sağlayıcılarıyla bir araya gelip konuşulabilir. İtalya örneğin. Hakaret suçu. Twitter’dan bir hakaret aldınız. Hapisle cezalandırıyor. Şimdi bizi AB eleştiriyor. AB kendi ülkelerindeki uygulamalara baksınlar lütfen. Bu yasal düzenleme özgürlüklerin önünde bir engel teşkil edecek yorumları? İngiltere’de altı aya kadar hapisle karşı karşıyasınız. Fransa’da hapisc ezası verilmiyor. 12 bin Euro’ya kadar para cezası. Finlandiya’da kraliyet ailesine yönelik hakaret söz konusu olduğunda, bir yıla kadar hapis cezası verilmesi söz konusu. ABD’de hakaret suçları 17 eyalette hapis cezası öngörülüyor. TİB’e verilen yetkiler. Nerede başlıyor, nerede bitiyor anlattınız ama yetkiler yerinde mi, fazla mı, eksik mi? Burada aslında TİB’e verlien herhangi bir yetki yok. Tek bir husus var. O da özel hayatın gizliliğine yönelik herhangi bir video yayını. Çıktığı anda erişim sağlayıcıları birliğine bunu engelleyin şeklinde bir talebi olacak ve bu engellenecek. Mahkeme kararı gelinceye kadar. Bunun dışında TİB’in herhangi bir yetkisi söz konusu değil. Mahkeme kararının uygulanmasını da erişim sağlayıcıları birliği yapacak. Tüm erişim sağlayıcıları bu birliğe üye olmak zorunda. Diğer önemli bir husus siber güvenlikle alakalı. Biz bu tasarıda siber güvenlikle ilgili maddeler koyduk. Siber güvenlik kurulunu yasalaştırıyoruz. Bununla ilgili eğitim faaliyetleri bu yönde çalışmalar olacak. Bu yönde de tabi oldukça deneyimli bir ekip oluşturulacak. Dinleme ve özel hayatın gizliliğini konuştuk. Sokaktaki insanın ben nerede izleniyorumç Vatandaş da izlendiğini gözlendiğini düşünüyor. Bu korkuyu, bakanlığınız nasıl kurtaracak? Siz de bu kaygıları yaşadığınız çok açık. Siz kendiniz için özel bir formülünüz var mı? Şunu ifade edeyim. Özel hayatın gizliliğine yönelik TCK’da da 4 yıl hapis cezaları da var. ama teknoloji o kadar gelişti ki, bizler de dinleniyoruzdur bilemiyorum. Birileri dinleyebilir, elbette bunu engellememiz, engellenmesi gerekiyor. Ama özellikle Türkiye’de bu kadar yaygın konuşulması da, temel nedenlerinden birisi yasal hakların daha da güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabi yasal yollarla yapılan dinlemeler için bir şey söylememiz söz konusu değil. illegal yollarla yapılan düzenlemeler dinlemelere yönelik de çok sert katı tedbirlerimizin olması gerektiğini düşünüyorum. Yasanın gündeme gelmesiyle birlikte, siyasi baskının artacağı, müdahaleci bir Türkiye imajının ortaya çıkacağı belirtiliyor? Kesinlikle katılmıyorum. Hangi alanda siyasi baskı yapılacak? Söyler misiniz bana lütfen? Her şeyi mahkeme kararına bağlamışız. Samimiyetimle şunu ifade ediyorum. bu arkadaşlarımızın bir çoğu gerçekten bu düzenlemeyle nelerin getirildiğine vakıf değiller. Plan ve bütçe komisyonunda şunu yaşadım ben. Muhalefetten çok büyük tepkiyle, sansür getiriyorsunuz, interneti kapatacaksınız söylemleriyle başladılar. Ama ben anlattıktan sonra o hava değişti. Bir çok arkadaşımız, bu doğru bir düzenleme, yapılmalıdır diye ifadeleri oldu bana. Siz kendinize dair özel bir formül... Daha önce Binali Yıldırım, ya özel şeyleri telefonla konuşmayın, yada telefonla konuşmayın değerlendirmesi yapmıştı. Tabi ben, hayret içerisinde kalıyorum. Bir insanın eşiyle yaptığı telefon konuşması, çocuklarıyla.. insanlar bu kadar düşmemeli. Çok üzücü bir durum. Ben gerçekten üzülüyorum. İnsanların evine girdiğinde acaba evimde bir kamera var mıdır, dinliyorlar mı kaygı içinde olması son derece üzücü bir şey. Bunlardan bizim kurtulmamız lazım. Ben de bilemiyorum. Benim de çoluğum çocuğum kendim dinleniyor olabilirim. Sizler de olabilirsiniz. Ama biz de açıkçası aile olarak konuşmalarımıza dikkat ediyoruz. İfadelerimize dikkat ediyoruz, dikkat etmek zorundayız.Gazeport