Türkiye'de kitapçıya adım atan herkesin gözüne ilk çarpan detaylardan biri, raf boyu dizilmiş Rus klasikleridir. Suç ve Ceza, İnsan Ne İle Yaşar, Karamazov Kardeşler veya Ölü Canlar gibi pek çok eser, kitapseverlerin hemen hemen lise çağlarında okumaya başladığı eserler arasında yer alıyor. Hatta çoğunluk bunu zorunluluktan değil, kendi isteğiyle yapıyor.
Türkiye'de yaşayan bir Rus, ülkedeki herkesin Rus klasiklerine hakimiyeti karşısında yaşadığı şaşkınlığı paylaştı. Tanıştığı herkesin Suç ve Ceza'dan bahsettiğini belirten kadın, yaşadığı gururu ve kendilerinin Rus klasiklerine bakışını anlattı.
"Bizi bizden daha iyi okuyorsunuz"
Rusya'da gençlerin klasik eserlerle imtihanı genellikle okul müfredatının zorunlu bir parçası olarak başlıyor. 15 yaşında bir öğrencinin Suç ve Ceza gibi ağır psikolojik çözümlemeler içeren bir romanı ödev baskısı altında okuması, o eserle kurulacak samimi bağı henüz filizlenmeden zedeleyebiliyor. Çoğu Rus, Dostoyevski'nin derinliğine ancak yetişkinlik yıllarında kendi isteğiyle döndüğünde varabiliyor. Türk okuyucusu ise bu eserlerle tamamen özgür iradesiyle, kendi merakının peşinden giderek tanıştığı için aradaki bağ çok daha saf ve tutkulu bir hale geliyor. Bir de kadının belirttiğine göre, Dostoyevski aslında o dibi ve sefaleti güzelleştirmiyor, sadece tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Rusların bu eserlere zaman zaman çekimser yaklaşmasının nedeni de tam olarak bu. Kendi gerçekliklerini, çaresizliklerini ve sistemin insanı nasıl parçalara ayırdığını çok iyi tanıyor olmaları.
👇
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın