article/comments
article/share
Haberler
Dostlarımız Öldüğünde Onları Nereye Gömeceğiz?

etiket Dostlarımız Öldüğünde Onları Nereye Gömeceğiz?

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer topluluk olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık; sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.”

En’âm Sûresi, 38. Ayet

Kur'an, on dört asır önce bugün hâlâ tam anlamıyla içselleştiremediğimiz bir gerçeği söylüyor: Hayvanlar bizim gibi birer “ümmet”dir, kendi başına bir varoluş değeri taşıyan topluluklar. İnsanın hizmetine sunulmuş nesneler değil.

Bu ayeti hatırlamak, bu yazının asıl sorusunu daha da keskinleştiriyor: Madem hayvanları kendi başına değeri olan canlı topluluklar olarak görüyoruz, öldüklerinde onlara neden uygun bir “son durak” sunamıyoruz?

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Sevginin Bittiği Yerdeki Boşluk

Sevginin Bittiği Yerdeki Boşluk

Bugün bir insan yakınımızı kaybettiğimizde onun için mezarlıklarımız, cenaze törenlerimiz, mezar taşlarımız ve anma geleneklerimiz var. Peki yıllarca aynı evi, aynı sofrayı, aynı hayatı paylaştığımız bir kedi ya da köpek öldüğünde ne yapıyoruz?

Çoğu zaman seçenekler son derece sınırlı:

  • Bahçeye gömülüyor.

  • Boş bir araziye bırakılıyor.

  • Bir yol kenarına gömülüyor.

  • Bazen de nereye ve nasıl defnedileceği bilinmediği için ciddi bir çaresizlik yaşanıyor.

Oysa hayvanla insan arasındaki ilişki kökten değişti. Eskiden evin çevresinde yaşayan, mesafeli bir “fayda” ilişkisiyle tanımlanan hayvan, bugün milyonlarca insan için ailenin bir ferdi. Veterinerlik hizmetleri gelişti, mama sektörü büyüdü, hayvan otelleri, kuaförleri, hatta psikologları ortaya çıktı. Yaşama dair her şey kurumsallaştı ama ölüm, hâlâ kimsenin sorumluluk almadığı bir alan olarak kalıyor.

Asıl soru şu: Bir hayvana yaşamı boyunca değer veriyorsak, öldüğünde ona neden aynı değeri gösteremiyoruz?

Belediyelerin Üstlenebileceği Bir Sorumluluk

Belediyelerin Üstlenebileceği Bir Sorumluluk

Bu noktada belediyeler kilit bir aktör olabilir. Belediyelerin bir “Hayvan Mezarlığı” hizmeti sunmaması için hiçbir sebep yok. Uygun bir alanda şunlar oluşturulabilir:

  • Evcil hayvan mezarlığı

  • Ortak anma bahçesi

  • Bireysel mezar alanları

  • Küller için anı bölümü

  • Küçük bir şapel, dua veya sessiz anma alanı

  • Dijital anı defteri

  • Hayvan sahiplerinin ziyaret edebileceği yeşil alan

Bunu yalnızca “hayvanseverlere yönelik bir hizmet” olarak sınırlamamak gerekir. Bu, kent kültürünün bir parçası olarak düşünülmeli; tıpkı insan mezarlıklarının şehir planlamasının doğal bir bileşeni sayılması gibi.

Özel sektör de burada devreye girebilir. Girişimciler tarafından profesyonel hayvan mezarlıkları, kremasyon ve anma hizmetleri, bakım alanları, hatta “anı bahçeleri” kurulabilir. Ancak burada gözetilmesi gereken önemli bir etik çizgi var: Amaç hayvan ölümünü ticarileştirmek değil, insanların yaşadığı gerçek bir ihtiyaca saygılı, erişilebilir ve güvenilir bir hizmet sunmak olmalıdır.

İslam'ın Bakış Açısından: Zorunluluk Değil, Ama Güçlü Bir Zemin

İslam'ın Bakış Açısından: Zorunluluk Değil, Ama Güçlü Bir Zemin

Burada dikkatli konuşmak gerekir. Kur'an'da doğrudan “hayvan mezarlığı yapın” şeklinde bir hüküm yok. Fakat hayvanlara merhamet ve onların da Allah'ın yarattığı canlı toplulukları olduğu konusunda çok güçlü bir çerçeve var. Yazının başında paylaştığım En'âm 38. Ayet bunun en açık ifadesi. Buna eklenebilecek bir başka ayet de İsrâ Sûresi'nin 70. ayeti:

“Andolsun, biz Âdemoğullarını şerefli kıldık; onları karada ve denizde taşıdık, temiz şeylerle rızıklandırdık ve yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.”

İsrâ Sûresi, 70. Ayet

Bu ayet insanın üstünlüğünü teyit eder, ama bu üstünlük hiçbir yerde hayvana zulmetme hakkı olarak yorumlanmaz. Tam tersine, üstünlük burada bir sorumluluk biçiminde okunabilir: Daha güçlü ve daha akıllı olan, daha zayıf olana karşı daha vicdanlı davranmakla yükümlüdür.

Hadis külliyatında da hayvanlara merhamet konusunda güçlü örnekler var: Susuz bir köpeğe su veren kişinin bağışlanması, bir kediyi aç bırakan kişinin cezalandırılması gibi anlatılar, İslam'ın hayvana yönelik sorumluluk anlayışının sadece soyut bir ilke olmadığını, gündelik hayata dair somut bir ahlak inşa ettiğini gösteriyor.

Vefa, Ölümle Bitmez

Vefa, Ölümle Bitmez

Hayvan mezarlığı yapmak dinî bir zorunluluk olmayabilir; fakat yıllarca bizimle yaşamış bir canlıya ölümünden sonra saygı göstermek, insanın merhamet ve vefa kültürünün bir göstergesidir.

Bir canlıya “dostum” diyorsak, onun ölümünde onu çöpe atılacak bir eşya gibi görmemeliyiz. Bu, sadece hayvanseverlik meselesi değil; bir toplumun şefkat kapasitesinin, kurumsal olgunluğunun ve vefa anlayışının aynası.

Belediyecilik, hayvan hakları, kent kültürü, girişimcilik, İslam'da hayvanlara merhamet, psikoloji, hukuk ve şehir planlaması bu kesişim noktasında Türkiye'nin doldurması gereken görünmez ama derin bir boşluk duruyor. Bu boşluğu doldurmak, yalnızca hayvanlara değil, insanın kendi vicdanına da bir hizmet olacaktır.

Instagram

X

LinkedIn

Facebook

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
1
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam