article/comments
article/share
Haberler
Deniz Göktaş Hakim Karşısında: "Sadece Dört Cümlem İçin 88 Gündür Hücrede Tutuldum"

Deniz Göktaş Hakim Karşısında: "Sadece Dört Cümlem İçin 88 Gündür Hücrede Tutuldum"

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Stand-up gösterisi 'Ölü Deniz' nedeniyle 3 Temmuz'dan bu yana tutuklu bulunan komedyen Deniz Göktaş, bugün (28 Eylül) ilk kez hâkim karşısına çıktı. İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Göktaş hakkında 'Cumhurbaşkanına hakaret' (TCK 299), 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama' (TCK 216) ve 'suçu ve suçluyu övme' (TCK 215) suçlamalarıyla 12 yıl 2 aya kadar hapis isteniyor.

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda yoğun güvenlik önlemleri altında görülen duruşma, Göktaş'ı Çorlu'daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden getiren aracın yağmur nedeniyle gecikmesi yüzünden yaklaşık bir saat geç başladı. MLSA Dava Takip'in duruşmadan aktardığı bilgilere göre Göktaş, savunmasında tutuklandığı günden bu yana yaşadıklarını tek tek anlattı.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Göktaş, aynı esprileri 197 gösteride 100 binden fazla seyirci önünde yaptığını ve tek bir şikâyet almadığını söyledi

Göktaş, aynı esprileri 197 gösteride 100 binden fazla seyirci önünde yaptığını ve tek bir şikâyet almadığını söyledi

Gazetecilerin salona alınmadığı duruşmayı çok sayıda avukat izlemek isteyince 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin karşısındaki salon da açıldı; duruşma bu ek salondan SEGBİS üzerinden takip edilebildi. Hâkim, iddianamedeki suçlamaları okurken Göktaş'ın stand-up gösterisindeki esprileri de tek tek okudu. Ancak salonun kalabalık ve havasız olması, dışarıdan gelen yoğun ses nedeniyle hâkimin sesi duyulamadı.

Tutuklandığı günden bu yana kamuoyunda 'kuyu tipi' olarak bilinen cezaevinde güneş görmeden hücrede tutulduğunu anlatan Göktaş, savunmasına şöyle başladı:

'Sadece dört cümlem için 88 gündür hücrede tutuldum. Bir komedyen olarak bu benim için gurur verici, işime olan inancım arttı. Ama bir vatandaş olarak bu durum, ülkemdeki ifade özgürlüğü açısından üzücü. Benim tek korkum, tutuklanmamın başka komedyenlerin korkmasına neden olması.

Ben bu dört cümle YouTube'da yayınlanınca suçlandım. Ama ben bunları Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda söyledim ve alkışlandım. Hatta bunları 197 kez gösterilerimde söyledim, bu oyunu 100 binden fazla seyirci izledi. Bu 100 binden fazla seyirci, Türkiye'nin farklı illerindeki salonlarda bu gösteriyi izledi ve bir kez bile şikâyet edilmedim. Bu insanların hiçbiri gösteriden şikâyet etmedi, tek şikâyet bilet bulunamamasıydı.'

İltica iddiasını reddeden Göktaş, havalimanında polislerin kendisine "Niye döndün?" dediğini anlattı

İltica iddiasını reddeden Göktaş, havalimanında polislerin kendisine "Niye döndün?" dediğini anlattı

Gösterisinin yayınlanmasının ardından gündem olduğunu ve defalarca paylaşıldığını anlatan Göktaş, kendisine karşı organize bir kampanya yürütüldüğünü öne sürdü:

'Ben sosyal medyada trolleri izliyorum. Binlerce üyeli Telegram hesapları var. Örneğin, Şamil Tayyar ismini kullanan bir trol hesap, beni hedef gösteren ilk paylaşımı yaptı. Ancak ilgi görmedi. Ertesi gün başka bir hesap bu kez İmamoğlu esprisini hedef aldı.

Ben bunları izlerken trollerin birbirlerine 'Arkadaşlar, dini değerler üzerinden saldıralım' dediğini gördüm. Sonra kampanya başlattılar. CİMER'e şikâyet ettiler. Yurt dışına çıktığımı ve bunun iltica planımın bir aracı olduğunu iddia ettiler.

Ben her yaz turnem bitince yurt dışına gider, arkadaşlarımı ziyaret ederim. Hatta gitmeden önce bedelli askerlik ücretini ödedim. İltica etmek isteyen hangi insan bedelli askerlik ücretini öder? Ben döneceğimi söyledim ama ikna edemedim.

Ben Türkiye'de ülkeyi terk etmek isteyen insanları vazgeçirmeye çalışan gruptayım. Arkadaşlarıma 'Aman gitmeyin' diyorum. Ama artık esprileri nedeniyle tutuklanan ve 'kuyu tipi' cezaevine giren bir komedyen olarak kimseyi ikna edemeyeceğimi biliyorum.

Döndüm, havaalanında polisler beni aldı. Telefonum bile cebimdeydi. Kelepçe bile takılmadı. Biz yürürken havaalanı polislerinin hepsi, 'Deniz, sen salak mısın, niye döndün?' dediler. Yani polislerin bile ülkeden bıkmış ve ülkeyi terk etmek istemesi üzücü.'

Göktaş, üç kez reddetmesine rağmen Kılıçdaroğlu ile zorla görüştürüldüğünü söyledi

Göktaş, üç kez reddetmesine rağmen Kılıçdaroğlu ile zorla görüştürüldüğünü söyledi

Göktaş'ın temmuz ayında adliyede Kemal Kılıçdaroğlu'na 'CHP'yi salın' dediği haberleri Kılıçdaroğlu'nun ekibi tarafından yalanlanmış, Göktaş ise avukatları aracılığıyla bu sözleri doğrulamıştı. Göktaş, duruşmada o görüşmeyi şöyle anlattı:

'Nezarethanede de istisnasız tüm polisler, 'Deniz, sen neden geldin?' dediler. Bendeki imkânlar onlarda olsa Türkiye'ye dönmezlermiş.

Ben küçükken ailelerimiz 'Memur ol' derdi. Şu an memurlar ülkeden kaçmaya çalışıyor.

Ben savcı katındayken, savcı Kılıçdaroğlu ile görüşeceğimi söyledi. Üç kez reddettim. Gıcık olduğumdan değil ama bir siyasetçinin benim durumumu kullanmasını istemedim. Reddetmeme rağmen beni zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler.

Ters kelepçe yetmezmiş gibi beni bir de zorla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. Kılıçdaroğlu geldi, 'Neden ülkeye döndün Deniz? Benim imkânım olsa bir dakika burada durmam' dedi.

Ben neden zorla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm? Onu yalanladığım halde neden benim sözlerim çarpıtıldı, anlamıyorum. Ben neden üç kez reddetmeme rağmen zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm? Hücrede de Kılıçdaroğlu'nun inatla beni yalanlamasını izledim.'

Göktaş, 'diktatör' şakasının arkasında durdu: "Erdoğan, bu ülkede yapılan her türlü politik şakanın birinci derecede sorumlusudur"

Göktaş, 'diktatör' şakasının arkasında durdu: "Erdoğan, bu ülkede yapılan her türlü politik şakanın birinci derecede sorumlusudur"

Tahliye kararının ardından yeniden tutuklandığını anlatan Göktaş, geçmişte de siyasi hiciv yapıldığını hatırlattı. Ferhan Şensoy'u anan Göktaş, geçmişten bugüne değişen tek şeyin 'kırılgan yöneticiler' olduğunu söyledi:

'Komedyenlerin şakalarından rahatsız olan güç sahiplerine karşı komedyenleri, sanatçıları korumak sizin, yargının görevidir. Güç sahiplerinin elinde zaten bir dolu güç var, binlerce trolleri var. Eğer bu ülkede politik mizah hâlâ yasak değilse benim 'diktatör' şakam da suç değildir. Recep Tayyip Erdoğan bu ülkede yapılan her türlü politik şakanın birinci derecede sorumlusudur ve mizahı yapılan sorunları çözmek onun sorumluluğudur.'

Göktaş, Anayasa Mahkemesi önünde bir emekli polis memurunun intihar ettiğini, 'fon skandalı'nda adı geçen bir AK Parti yöneticisinin Cumhurbaşkanı'ndan af dilediğini de hatırlatarak şöyle konuştu:

'Bir AK Parti yöneticisinin adı bir fon skandalına karışıyor ve üstünün affını istiyorsa 'diktatör' şakaları yapılır.'

CİMER'e 185 şikâyet gittiğini söyleyen Göktaş, bazı şikâyetlerde idamının istendiğini anlattı

CİMER'e 185 şikâyet gittiğini söyleyen Göktaş, bazı şikâyetlerde idamının istendiğini anlattı

Hakkındaki davanın CİMER'e yapılan şikâyetlerle açıldığını söyleyen Göktaş, şikâyetlerden örnekler verdi:

'CİMER'e benimle ilgili 185 şikâyet gelmiş. Düşünelim, örneğin Teletabiler yıllardır televizyonlarda gösteriliyor. Ona bile 185'ten daha fazla şikâyet gelmiştir. Ben 185 şikâyetle hakkımda bu davanın nasıl açıldığını anlamadım.

Şikâyetlerden birinde, 'Bu çocuk Selçuklu Devleti'ni salataya benzetiyor' yazılmış. Bir başkasında, 'Bu çocuğun hesabı yüz bin artıp 100 bin düşüyor, dış güçler olabilir' denilmiş. Biri, 'Ben bunun sınır dışı edilmesini veya idam edilmesini istiyorum' yazmış. Bir başkası da, 'İdam olan bir ülkede idam edilsin' demiş.

Adam idam inovasyonu yapıyor. Yani bir komedyen var ama ülkede idam yok, bir ülkede idam var ama komedyen yok. Adam ikisini bir araya getirip inovasyon yapmış. Ve bu iki şikâyetin altında 'Başvurunuz işleme alınmıştır' deniyor.

Çok üzücü bu nefret söylemi. Umarım idam edilmem. Bu şikâyetlerle hakkımda dava açıldı ve suçlamaların içeriği iddianamede de yok.'

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Göktaş, iddianamedeki 'dört kitap' ve dalgıç esprilerinin neden suç sayıldığını anlamadığını söyledi

Göktaş, iddianamedeki 'dört kitap' ve dalgıç esprilerinin neden suç sayıldığını anlamadığını söyledi

Göktaş, iddianamede suçlama konusu yapılan esprileri tek tek savundu:

''Dört kitap var, dördüncü kitap favorim' esprisinin nesi saygısızlık, anlamadım. Bunun neyinden rahatsız oldular, anlamadım. Hatta seküler arkadaşlar beni eleştirdi. Benim dini kitaba hakaret ederek şehir şehir dolaşmam hayatın olağan akışına aykırı.

Cezaevinde gardiyan bana, 'İyi çocuksun ama o espriyi yapmasan iyi olurdu' dedi. Neyinden alındığını sordum. 'Yazıldı' diyerek Allah'a insani değerler atfetmişim. Yani 'yazıldı' kelimesi dini terminoloji açısından yanlış olabilir ama bunun suçlama konusu olmasını anlamıyorum.'

Dalgıç esprisinin neden suçlama konusu olduğunu anlamadığını söyleyen Göktaş, şöyle devam etti:

'Yani bundan tek rahatsız olan Nagehan Alçı'ydı. O da mental retardasyon sorunu olduğu için ciddiye almadım. Bu da suçlama olarak karşıma çıktı.

Dalgıç esprim nedeniyle bir dalgıç beni dava edeceğini söylemişti. Etti mi bilmiyorum. Ama gösteriyi iddianameden daha iyi anlamış. Eğer burada bir hakaret varsa dalgıçlara var. Ben haşemalı kadınlara hakaret etmiyorum, aksine onları koruyorum ve ayrımcılık yapanları da lanetliyorum.'

Beraat ve tahliyesini talep eden Göktaş: "Stand-up gösterimin süresinin 24 katı kadar cezaevinde kaldım"

Beraat ve tahliyesini talep eden Göktaş: "Stand-up gösterimin süresinin 24 katı kadar cezaevinde kaldım"

Dalgıç esprisini ilk kez 2023 yılında Harbiye Açıkhava Sahnesi'nde yaptığını söyleyen Göktaş, iddianamedeki yorumu kabul etmedi:

'Bu espri, kendini dindar ve muhafazakâr olarak tanımlayan izleyicilerimin en favori esprisi. Savunmamda en çok buna yer verdim çünkü çok gücüme gitti. İddianamede bu şaka nasıl böyle yanlış anlaşılmış, anlayamıyorum. Ben asıl seküler kesimi ve ön yargılarını eleştiriyorum.

İddianamede, 'şüpheli, dalgıç derken haşemalıları kastettiğini ikrar etti' deniyor. Bunu kabul etmiyorum. Eğer bu yanlışlıkla yazılmadıysa kötü niyet var. Ben bu espriyle haşemalılara yönelik ön yargılarla dalga geçiyorum, ters köşe yapıyorum.

Ben Türkiye'yi dolaşarak haşemalılara hakaret edeceğim ve bir şey olmayacak, bu imkânsız. Bu kimin paranoyası, bilmiyorum.'

Bu sırada hâkim, Göktaş'ın sözünü keserek 'Sıradan bir gösteri bile bir buçuk saat sürüyor, tamam artık, kısa kesin' dedi. Göktaş ise 88 gündür cezaevinde olduğunu hatırlatarak 'Stand-up gösterimin süresinin 24 katı kadar cezaevinde kaldım' karşılığını verdi.

Savunmasını '88 gündür cezaevindeyim. Ömrümden üç ay çalındı. Sigarayı bıraktım, o üç ayı ömrüme ekleyeceğim' sözleriyle tamamlayan Göktaş, beraatını ve tahliyesini talep etti.

Gazeteci Ahmet Şık da hâkimin Göktaş'a "Bitir artık" dediği anı paylaştı

Gazeteci Ahmet Şık da hâkimin Göktaş'a "Bitir artık" dediği anı paylaştı
twitter.com

MLSA Dava Takip'in aktardığına göre Göktaş'ın ardından avukatı Metin Sinan Arslan söz aldı. Arslan, tutukluluk sürecinde Anayasa'ya ve CMK'ya aykırı uygulamalar yapıldığını belirterek 'Göktaş'ın itibarını sarsmak için teşhir yürüyüşü yaptırılmıştır' dedi. Duruşma, avukatların savunmalarıyla sürüyor.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenlik, çevirmenlik gibi görevlerde bulundum. Bu esnada pek çok mizah mecrasında yazılarım yayımlandı. Türkiye’de sosyal medyanın popülerleşmesinin ardından yaşanan her olayın hem şahidi oldum hem de bu mecraların aktarıcısı olmaya çalıştım. 2015 yılından beri Onedio’da yaratıcı içerikler ve sosyal medya gündemi üzerine çalışıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
20
5
4
3
1
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın