Boğaziçi Üniversitesi Haberleri

Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Saatte 100 Meteor! 2026 Perseid Meteor Yağmuru İl İl İzleme Saatleri
Yılın en muhteşem gökyüzü şöleni için nefesler tutuldu! Saatte yaklaşık 100 göktaşının atmosfere gireceği 2026 Perseid meteor yağmuru, 12 Ağustos'u 13 Ağustos'a bağlayan gece zirveye ulaşıyor. Üstelik bu yıl astronomi tutkunları için muazzam bir şans var: Yeni Ay evresi sayesinde gökyüzünde Ay ışığı neredeyse hiç olmayacak. Bu zifiri karanlık ise en sönük meteorların bile net bir şekilde izlenebilmesi için kusursuz bir ortam sunuyor. Peki meteor yağmuru saat kaçta izlenir? İşte detaylar.
Bilimle Uğraşmayı Herkese Tavsiye Etmem!
ABDULKERİM BEDİR HABERLER AksiyonAhmet Yıldız, Amerika’da parmakla gösterilen genç akademisyenlerden. Araştırmalarıyla bilim tarihine adını yazdırmayı başardı. Son olarak ABD Başkanı Barack Obama tarafından Genç Bilim İnsanları ve Mühendisler Başkanlık Kariyer Ödülü’yle onurlandırıldı.ABD’nin Kaliforniya Üniversite-si’nde Fizik ve Moleküler Biyoloji bölümlerinde yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren Ahmet Yıldız, önemli bir başarıya imza attı. ABD Başkanı Barack Obama tarafından Genç Bilim İnsanları ve Mühendisler Başkanlık Kariyer Ödülü’ne layık görüldü. Genç bilim adamı, prestijli ödülü önümüzdeki günlerde Beyaz Saray’da Obama’nın elinden alacak.Ahmet Yıldız’ın öğrenim hayatı tahmin edileceği üzere başarılarla dolu. Sakarya’nın Arifiye Beldesi’nden, emekli bir ailenin çocuğu olan Yıldız, İstanbul Fen Lisesi’ni 1996’da bitirdikten sonra fizikçi olmaya karar verdi. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden 2001’de mezun oldu. Kazandığı özel bursla bilimsel çalışmalarına ABD’de devam etti. Illinois Üniversitesi’nde ‘Bir Nanometre Doğrulukta Işıma Okuması’ metodunu geliştirdi ve proteinlerin nasıl hareket ettiğini bilim tarihinde ilk defa deneysel olarak ispatladı. 2003’te de Foresight Enstitüsü’nce her sene verilen Seçkin Öğrenci Ödülü’nü kazandı. Ayrıca Feynman Nano Teknoloji Ödülü ve Gregory Weber Uluslararası Ödülü’ne layık görüldü. California Üniversitesi’nde, insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğüyle alakalı tezi ile doktor oldu. Bu çalışması sayesinde dünyanın prestijli bilim dergisi Science tarafından ‘2005 Yılının Genç Bilim Adamı’ seçildi ve dergiye kapak oldu. Bu ödülü alan ilk Türk olarak tarihe geçti. Doktoranın ardından çalışmalarını Kaliforniya Üniversitesi San Francisco Kampusu’nda devam ettirdi. Hâlen aynı okulun Berkeley Kampusu’nda Fizik ve Moleküler Hücre Biyolojisi bölümlerinde araştırmalarını sürdürüyor. İlgisini tüm insanlığı alakadar eden körlük, sağırlık, felç, Alzheimer ve kanser gibi hastalıkların tedavisi üzerine yoğunlaştırmış durumda. California’da eşi ve iki çocuğuyla yaşayan Yıldız, en son dershanelerin kapatılması tartışmalarında gündeme gelmişti. Üniversiteye FEM Dershaneleri’nde hazırlanan Yıldız, bu kurumların kapatılmaması için hazırlanan reklam filminde rol almıştı. Yıldız, dershanelerle ilgili de “Testlerden kurtulmamız lazım. Dershaneler o zaman kendiliğinden dönüşecektir.” demişti.ABD Başkanı Barack Obama tarafından Genç Bilim İnsanları ve Mühendisler Başkanlık Kariyer Ödülü’yle onurlandırıldınız. Bu prestijli ödülü Obama’nın elinden alacaksınız. Neler hissediyorsunuz?PECASE, Amerika’da genç bilim insanlarına ve mühendislere devlet tarafından verilen en prestijli ödül. Bizzat başkan tarafından veriliyor. Böyle bir ödüle layık görülmek kendi adıma ciddi bir mutluluk vesilesi oldu. Aynı zamanda daha çok çalışmam ve büyük projeler pesinde koşmam için önemli bir teşvik olarak görüyorum. Bu ödülün genç akademisyenlerimiz için hedef büyütmek manası taşıdığını da düşünüyorum.Kendinize nasıl bir hedef koydunuz? Lise sıralarındayken bugünleri hayal eder miydiniz?İki hedefim var. Birincisi; kendi bilimsel alanımda dünyada söz sahibi üç-beş kişiden biri olmak. İkincisi; ileride insan sağlığı ve biyoteknoloji uygulamalarında önemli gelişmelere sebep olabilecek çalışmalar yapmak ve alanımdaki temel sorulara cevap bulabilmek. Bunlara ulaşabilmek için de bir ömür boyu hedeften sapmadan yüksek tempoda çalışmak ve sürekli yenilenmek gerekiyor. Umarım bu hedefler hayalde kalmaz. Lise yıllarında bilim adamı olmayı aklıma koymuştum, fakat bugünleri görmem mümkün değildi. Belki de bunun en önemli etkeni çevremde o zaman örnek alabileceğim bilim insanlarının olmayışı veya bu kişilere kolay ulaşmamın mümkün olmayışıydı. Bu sebeple, Türkiye’ye her geldiğimde elimden geldiği kadar üniversite ve lise öğrencileri ile ilgili programlara katılmaya, onlarla tecrübelerimi paylaşmaya çalışıyorum.Tamamladığınız veya şu an üzerinde çalıştığınız projelerinizden biraz bahsedebilir misiniz?Doktoraya başladığım yıllarda, hücre içerisinde yol vazifesi gören filamentler üzerinde yürüyen proteinlerin bunu nasıl başardıklarını çalıştım. Bu proteinler, kendilerinden katbekat büyüklükteki kargoları (mesela organeller, vezikuller, proteinler) hücrenin bir köşesinden öteki köşesine kısa zamanda taşıyabiliyor. Özellikle sinir hücrelerindeki bu proteinler 1 metreden daha uzun olabilir. Bu taşımacılık görevi çok önemli; çünkü mesafeler uzak olduğundan kargoların başka şekilde hedeflerine zamanında ulaşma imkânı yok. Bu sebeple, motor proteinlerle alakalı bozukluklar ve problemler, özellikle motor nöron dejenerasyonu ve Alzheimer gibi sinir sistemi ile ilgili hastalıklara sebep veriyor.Biraz daha açabilir miyiz?Motor proteinlerin yapısı insanınkine benziyor: İki ayakları, iki bacakları, bir gövdesi ve iki elleri var. Elleri ile kargolara, ayakları ile filamentlere bağlanıyorlar. Bacaklar yürümeyi sağlıyor, ama nasıl? Bunu gözlemlemek için biz laboratuvarda bu proteinlerin bir ayağına sarı ışık yayan, diğer ayağına kırmızı ışık yayan boya molekülü yapıştırdık. Önce, bu boyaların pozisyonunu 1 nanometre (metrenin milyarda biri) çözünürlükte gözlemleyen bir metot geliştirdik. Daha sonra proteinler yürürken boyaların porsiyonlarının nasıl değiştiğini anladık. Bu deney, karanlıkta göremediğimiz bir insanın ayaklarını takip etmek için bir ayağına sarı, diğer ayağına kırmızı lamba bağlayıp lambaların hareketinden kişinin nasıl yürüdüğünü anlamak gibi.Deneyin sonucunda, motor proteinlerin insanlar gibi sağ-sol adımlar attığını gördük. Daha sonraki yıllarda çok çalışılmamış olan dynein proteinin nasıl yürüdüğü, niçin diğer proteinlerin tersi istikamette gittiği, adımları atmak için güç ve enerjiyi nasıl sağladığı soruları üzerine yoğunlaştım. Son zamanlarda kromozomların ucunda hücreyi kanser ve yaşlanmaya karşı koruyan telomer DNA’sı üzerine çalışmaya başladım. Bu DNA parçasının ne şekilde korunduğu ve nasıl sentezlendiğinin mekanizmasını anlamaya çalışıyorum.Gelecekte sizin ilgi alanlarınızdan hayatımızı değiştiren ne gibi yenilikler göreceğiz?Bu alanlardaki önemli gelişmelerin ileride kanser, yaşlanma ve norolojik hastalıkların tedavisinde daha etkin ilaçlar geliştirme konusunda yardımcı olacaklarını düşünüyorum. Günümüzde birçok hastalığın sebebinin bir proteine, hatta bazen proteindeki bir amino asidin mutasyonuna bağlı olduğu anlaşılıyor. Bizim amacımız hücre içinde proteinlerin ve DNA’nın bu harika fonksiyonları nasıl yerine getirdiklerini anlamak. Bunların anlaşılması tedavi yöntemlerini daha spesifik, daha etkin ve zararsız kılabilir.Üniversite sınavında yüksek puan aldınız. Daha popüler bir bölüm okumak yerine niçin bilim adamı olmayı seçtiniz?Fizik bölümünü birinci tercih olarak yazmaya karar verdiğimde ailemden ve çevremden ciddi tepkilerle karşılaştım. Haksız da sayılmazlardı, çünkü fizik bölümünden mezun olan birisinin Türkiye’de piyasada iş bulması kolay değil. Üniversitede akademik pozisyona geçmeleri sonu belli olmayan uzun bir maraton. Bugün bu mantık daha fazla ağırlığını hissettirmiş gibi; çünkü temel bilim bölümleri Türkiye’de tercih sıralarında sonlarda. Bilkent, Boğaziçi gibi üniversiteler dahi çok düşük tercih sırasında öğrenci alıyor bu bölümlere. Acaba memleketimizde en iyi öğrencilerin hepsi gerçekten doktor mu olmak istiyor, yoksa bu meslekte daha kolay para kazanabileceklerini mi düşünüyorlar? Bu işin içinden çıkamıyorum. Öğrenciler belki de geçmişteki bazı acı tecrübelerden dolayı kolaycılığı ve sağlamcılığı tercih ediyor. Oysa olması gereken, herkesin kendi ilgisine uygun meslek seçmesidir; yüksek puanlı popüler bolümler neyse ona göre sıralama yapması değil.Ama bizim yüksek puanlı tıp, mühendislik, hukuk gibi bölümlerden mezunlara da ihtiyacımız var.Elbette, bizim bilim insanlarının sayısından daha çok doktora ve mühendise ihtiyacımız var ama kaliteli bilim insanlarına da ihtiyacımız var. Ben ilgimin bilimsel araştırma olduğuna inanıp kendime güvenerek bu riski aldım. Çevremdeki insanların uyarılarını umursamadan hayatta istediğim şeyi yaptığıma inanıyorum. Hiç de pişman değilim. Bu arada bilimle iştigal etmeyi herkese tavsiye etmiyorum. Bir alanda fazlasıyla yoğunlaşmak ve soyutlanmaktan gocunmayan, sürekli analitik düşünüp kendini yenilemekten usanmayan, ömür boyu yüksek tempoda çalışıp rekabetten çekinmeyen ve bunun neticesinde de çok yüksek bir gelir beklemeyen maceraperest insanların işidir bilim. Rekabette ezilebilecek kişiler için akademik hayatı tavsiye etmiyorum. Amerika’da, sadece en iyi performansı gösterebilen öğrenciler akademisyen olabilir. Doktora programına 50 öğrenci girer, ortalama iki üç kişi hoca olur.Master ve doktora çalışması için neden yurtdışını tercih ettiniz?Bu iş en üst seviyede yurtdışında yapıldığı için. Akademik çalışma yapmak isteyen herkese tavsiyem yurtdışı tecrübesi edinmeleri. İngilizcelerini akıcı bir üslupla konuşacak ve yazacak hâle getirmeliler. Sadece ülkemiz için değil, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde de doktora öğrencileri ve post doktora yapanlar için yurtdışı tecrübesi genellikle birinci tercihtir. 2001’de ekonomik krizin olduğu günlerde üniversiteden mezun oldum. Türkiye’de bilimsel araştırma fonları komik denilebilecek rakamlardı. Sadece birkaç yerde saygıdeğer dergilerde yayınlar çıkıyordu. Şimdilerde daha iyi durumdayız. Araştırma fonları çok daha yüksek, beş altı ayrı üniversiteden güzel yayınlar çıkıyor. Bu da bizleri sevindiren, geleceğe umutla bakmamızı sağlayan gelişmeler.Çalışmalarınızı Türkiye’de sürdürme imkânı var mı? Türkiye’de Ar-Ge için sağlanan sosyal ve mali ortamı nasıl buluyorsunuz?Akademik çalışmalar ve üniversitenin niteliği ve imkânları ile alakalı son 10 yılda oldukça önemli gelişmeler yaşandığı doğru. Fakat Türkiye’deki araştırma fonları geçmişe göre çok daha iyi olsa da Avrupa ve Amerika’nın hâlen çok gerisinde. Birçok genç araştırmacı verilen ödüllerle ülkeye geri kazandırılsa da uzun dönem çalışmaları besleyecek oturmuş bir fonlama sistemi yok. Ayrıca ırk, din, görüş ve arkadaşlık bağları gözetilmeden, objektif olarak önüne gelen projeyi değerlendirme kültürünün yerleşmiş olduğunu kaç kişi iddia edebilir? Türkiye’ye kesin dönüş yapan arkadaşlar en büyük zorluğu üniversitedeki sistemle ve kişisel ilişkilerde yaşıyor. Daha çok özgürlüklerinin bölüm başkanları ve dekanlar tarafından tahakküm altında tutulduğundan, ders yükünün fazla olmasından dolayı araştırma yapmaya vakit bulmadıklarından, hizipçiliğin ve adam kayırmanın yaygın olmasından, hocaların dünya görüşüne göre değerlendirmesinden, akademisyenlerin birbirleriyle ortak proje yapmak yerine kutuplaşması neticesinde kavgalı olmasından şikâyet ediyor. Türkiye’de bilimsel araştırma yapacak gerekli niteliklere sahip öğrenci bulmak ve uygun şartları taşıyanları burada tutmak da çok kolay değil. Bu ancak sürekli üstüne koyarak, imkânları ve bilimsel atmosferi geliştirerek mümkün olabilir.Sizin çalıştığınız üniversitede bu türden sorunlar yaşanıyor mu?Bu tip problemlere bazen burada da rastlıyoruz; fakat burada sistem uzun yıllar öncesinden oturtulmuş. Herkese kendi işine bakması, yöneticilere de altındaki çalışanları mutlu etmesi öğretilmiş. Ben mesela kendi üniversitemde mesai saatlerinde politika, din, futbol, siyaset ve dedikodu konuşulduğuna fazla rastlamadım. Ne zaman bu mevzuları aşarsak gerçek başarının onun akabinde geleceğine inanıyorum.ABD’de durum nasıl? Ne gibi teşvik edici veya tam tersi işinizi zorlaştıracak kişi ve uygulamalarla karşılaştınız?Mesela, ben Amerika’nın en saygın üniversitelerinden birinde çalışıyorum. Buradaki ortam araştırma yapmak için çok uygun. İyi öğrenci bulmakta zorluk yaşamıyorum. Bu öğrenciler özgüveni, genel bilgisi, bağımsız düşünebilme ve kendini ifade edebilme yönüyle Türk öğrencilerinden genelde daha iyi eğitim almışlar. Bizden de çok iyi öğrenciler çıkıyor ama içindeki cevheri ortaya çıkarmak için saçlarınızın bir kısmından feragat etmek zorunda kalabilirsiniz. Bu da eğitim sistemimizin hâlen ezberciliğe, sınava ve teste dönük olmasından; eleştiriye, sunuma, projeye, aktiviteye Batı ülkeleri seviyesinde yer vermemesinden kaynaklanıyor. Burada sistem oturmuş, dönemde maksimum üç saat ders veriyorum, geri kalan vaktimi öğrencilerime ve araştırmalarıma adıyorum. Kimse benim Türk olmama, Müslüman olmama, İngilizceyi aksanlı konuşmama vesaire takmış gibi gözükmüyor. İşimi yapmak için idarecilerle ve üniversite sistemi ile mücadele etmeme gerek kalmıyor. Açıkçası zihin olarak rahatım ve başarılı olamazsam bunun tek sorumlusu benim. Bu duygu da beni mutlu ediyor ve çalışmamak ve tembellik yapmak için bahane üretemiyorum.Amerika’da hiç mi zorluk yok?Engeller yok mu, elbette var. Mesela bir yabancı olarak Amerikalılarla çok sıcak ilişkiler geliştirmek veya bazı kişilerin kurduğu arkadaşlık ortamına dâhil olmak kolay olmuyor. Çevre edinmek için ekstra gayret göstermek gerekiyor. Bazı öğrenciler kendi kültürüne daha yakın olduğundan yerli hocaları tercih edebiliyor. Bir de burada yerli yabancı herkesi ilgilendiren zorluklar var. Mesela, üst seviyede araştırma yapmaya çalışan kişiler arasında rekabet bazen dayanılması zor bir hâle gelebiliyor. Öndeki kişiler sürekli değişebiliyor ve sadece sürekli iyi iş üretebilen kişiler ayakta kalabiliyor. Ayrıca, son birkaç yılda bütçe kesintileri sonucu araştırma fonları çok düştü. Eskiden yüzde 20’lik kesim rahattı. Bugün bu oran yüzde 4 seviyelerinde. Geri kalanı ise ‘Araştırmalarımı devam ettirebilir miyim?’ endişesi yaşıyor.Bir gün memlekete dönmeyi düşünüyor musunuz?Neden olmasın? Memleketimde yaşasam çok daha mutlu olacağım. Sosyal hayatımın şimdikinden katbekat daha aktif olacağına eminim. Benim için Türkiye’nin yemekleri, tarihi, kültürü, aileme yakın olmak, futbol maçlarını akşam saatlerinde televizyondan seyredebilmek gibi sayısız avantajları var. Fakat hâlen üniversite sistemindeki sorunlar, temel bilimlere karşı ilgisizlik ve memleketteki siyasi belirsizlikler –ki her şey eninde sonunda buna bağlı– burada kalmamın şu an daha mantıklı olduğunu hatıra getiriyor.Dünyadaki yaygın kapitalizm bilimsel çalışmaları bir yönden teşvik edici gözükürken diğer yandan para ve kâr ile ölçerek fren görevi görmüyor mu? Bu konuda devletin teşvik edici görevi hakkında neler söylersiniz?Elbette! Özellikle küçük ülkeler bilimsel çalışmalara pragmatik yaklaşıyor. Verilen paranın üç sene sonunda 10 katıyla geri gelmesi hayallerini kuruyor. O sebeple teknoloji desteklenirken temel bilim atıl kalıyor. Fakat teknolojik araştırmalar temel bilimden beslendiğinden ülkede bu konuda yeterli birikim yoksa 10 sene sonra nefes kesiliyor. Maratona devam edemiyorsunuz. Ayrıca, sürekli o ülke ile alakalı sorunları çözücü araştırmalar yapılıyor. Mesela bizde Kırım-Kongo kenesi veya sadece ülkemizde bitkilerde görülen özel bir hastalığın çaresi gibi. Bu araştırmaların çoğu başkalarını fazla ilgilendirmediğinden dünya çapında fazla ilgi göremeyebiliyor. Doğru olanı, teknoloji, sanayi, sağlık ve tarım problemlerimizi çözmeye çalıştığımız gibi meseleyi bir bütün olarak ele almamız gerekiyor. Mesela ilaç sanayiinin memleketimizde özgün bir ilaç üretebilmesi için öncelikle hayvanlar üzerinde ilaç test edebilen akredite sahibi laboratuvara ihtiyaç var. Ayrıca o kurumda çalışabilecek nitelikte biyolog yetiştirebilecek altyapı lazım. Biri olmadan diğer basamağa zıplayamazsınız.Türkiye’deki üniversitelerin istenilen yere varmasının önündeki en büyük engel nedir?Konunun uzmanı olduğuma inanmıyorum. Mevzunun televizyon kanallarında hatta TBMM’de enine boyuna tartışılması gerektiğine inanıyorum. Kendi dar anlayışımla, en önemli sorun bence sistem eksikliği. Mesela burada post doktorasını tamamlayıp tüm enerjisi ile Türkiye’ye yardımcı doçent olarak dönenler şunları söylüyor: “Haftada 10-20 saat derse giriyorum, bırak makale yazmayı konuşacak hâlim kalmıyor. Dersin asistanı yok, haftada 200 sınav kâğıdı okuyorum. Bölümlerde finansal, yönetimsel ve lojistik yardım sunabilecek sekreterler yok. Her şeyi hocaların kendisinin yapması bekleniyor. Yeni gelen her bölüm başkanı bölümü krallıkla yönetmeye kalkıyor. Kendi yönetimsel fantezilerini hayata geçiriyor. Mesela her hocaya gelirken ve çıkarken kâğıt imzalattıran bile var.” Vakıf üniversitelerine, Boğaziçi ve İTÜ gibi okullara gidenler daha iyi bir ortamla karşılaşıyor. Fakat bu okullar üzerlerine düşen liderlik vazifesini ne kadar yerine getiriyor? Ne kadar ses getiren bilimsel çalışma yayımlayabiliyor? Doktora yapacak nitelikli öğrenci bulamamanın, fonların kısıtlı olmasının, ders yükü yoğunluğunun, politik ve kişisel ayrışmaların buralarda da geçerli sorunlar olduğuna inanıyorum. Aslında keşke buradaki birçok araştırmacı ile kapsamlı bir araştırma yapılsa. En temel mevzulara YÖK ve TÜBİTAK çare arasa, belki bir kısım sorunları kısa zamanda aşabiliriz.MAKALE SAYISI PATLADI AMA ATIF SAYISI YERLERDETürkiye’de nasıl bir sistemle bilimsel gelişmenin önündeki engeller kalkar?Aciliyeti olan meseleler var. Araştırma fonlarını artırmak, üniversite sayısını artırmak, üniversitelerde kadro açmak, ders yükünü limitlemek, gelişen alanlara yatırım yapıp, geçerliliği kalmamış bölümleri azaltmak, eğitim teknolojilerine kaynak yatırmak gibi. Bir de bazı temel sorunlar var ki bunları kâğıt üzerinde çözmek o kadar kolay değil. Bir kere insanımızı çalışarak ve alanında başarılı olarak hak ettiği yerlere gelebileceğine ikna etmemiz lazım. Sürekli başarıyı ödüllendirmek, teşvik etmek ve imkânları ilk başta bu kişilere sunmak lazım. Başarıyı ödüllendirme sisteminin boşluklara meydan vermeden oluşturulması, boşluklardan fayda sağlamak isteyebileceklere fırsat tanınmaması lazım. Mesela, TÜBİTAK makale başına para vermeye başladı. Türkiye’de çıkan makale sayısı İsrail’dekini geçti. Fakat makale başı atıf sayısı yerlerde geziyor. Demek ki makalenin niceliği değil, niteliği önemli. Uluslararası konferansa katılanlara teşvik amaçlı para önerildi. Bu sefer Bulgaristan’da Azerbaycan’daki adı sanı duyulmamış konferanslara gidişler arttı. Alınan her fon başına hocalar kendilerine ekstra maaş yazabiliyor. Bu sefer iş ticarete döner oldu. Tabii ki başarılı olan akademisyenler daha çok kazanmalı. Ama diğerlerinden beş on kat daha fazla değil. Ayrıca insan kayırmanın, fişlemenin, ahbap çavuş ilişkisinin, torpilin olduğu bir ortamda bu dediklerim olmaz. Mesela burada rektörler ve dekanların çoğunluğu tartışılamayacak derecede başarılı isimlerdir. Ödüller üç aşağı beş yukarı hak edene verilir. Böylelikle insanlar bütün gün başkalarını ve yapılan haksızlıkları konuşmaz, işlerine bakar. Son olarak, tartışmaya açık bir önerim var; Türkiye’deki akademik ortamın bir adımda düzelmesi mümkün değil. Bunun yerine beş on tane pilot üniversite belirlenip onların 10 sene içerisinde dünya standartlarına çekilmesi ve diğer kurumlara örnek olmaları daha isabetli bir strateji olabilir. Her üniversitenin doktora programı açmasına gerek yoktur. Bir kısmı öğretim, bir kısmı araştırma üniversitesi olarak ayrılır, imkânlar gereksizce dağıtılmamış olur. Dünyanın birçok ülkesinde üniversiteler arası farklı kategoriler vardır. Bizdeki gibi her şey tek elden, merkezî yönetilmeye çalışılmaz.
Üniversite Taban Puanları ve Bölümleri
2013-2014 yılında YGS ve sonrasına LYS'ye giren adayların en çok ihtiyacı olan bilgileri bu sayfamızda değerli üniversite adaylarına aktarıyoruz. İncelemek istediğiniz üniversitenin bağlantısına tıklayarak sitemizdeki bağlantılı sayfaya geçiş yapabilirsiniz. Kaynak: Üniversite Taban Puanları ve Bölümleri Avrasya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Atılım Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Atatürk Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Abdullah Gül Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Artvin Çoruh Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ardahan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ankara Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Anadolu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Amasya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Aksaray Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Akdeniz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ahi Evran Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Afyon Kocatepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Adnan Menderes Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Adıyaman Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Acıbadem Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bülent Ecevit Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bursa Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bursa Orhangazi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bozok Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Boğaziçi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bitlis Eren Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bingöl Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bilkent Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bayburt Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Batman Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Başkent Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bartın Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Balıkesir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Bahçeşehir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Cumhuriyet Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Celal Bayar Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Canik Başarı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çukurova Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çankırı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çankaya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Çağ Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Düzce Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Dumlupınar Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Dokuz Eylül Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Doğuş Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Dicle Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Erzincan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Erciyes Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ege Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Fırat Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Fatih Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gümüşhane Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Giresun Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gediz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gedik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri GATA Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gaziosmanpaşa Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gazi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Gaziantep Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Galatasaray Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Erzurum Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hitit Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hasan Kalyoncu (Gazikent) Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Harran Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Haliç Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hakkari Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hacettepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Işık Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Iğdır Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Ekonomi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İzmir Üniversitesi 2014 Taban Puanları ve Bölümleri Yıldız Teknik Üniversitesi 2014 Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Ticaret Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Şehir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Medipol Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Medeniyet Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Kültür Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Kavram MYO Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Gelişim Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Bilim Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Bilgi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Aydın Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Arel Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İstanbul Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri İnönü Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri KTO Karatay Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Koç Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kocaeli Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kilis 7 Aralık Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kırklareli Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kırıkkale Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kastamonu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri (KTÜ) Karadeniz Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Karabük Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kafkas Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Kadir Has Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Muş Alparslan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mustafa Kemal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sıtkı Koçman Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mimar Sinan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mevlana Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mersin Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Melikşah Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Marmara Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Artuklu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Maltepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Nişantaşı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Niğde Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Nevşehir Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Necmettin Erbakan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Namık Kemal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Özyeğin Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Piri Reis Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Pamukkale Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Süleyman Şah Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Süleyman Demirel Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sinop Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Siirt Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Selçuk Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sakarya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Sabancı Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Şırnak Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Şifa Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Türk Hava Kurumu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Turgut Özal Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Tunceli Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Trakya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Toros Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri TED Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uşak Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Balkan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uluslararası Antalya Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Uludağ Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Ufuk Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Üsküdar Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yüzüncü Yıl Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yeni Yüzyıl Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yeditepe Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yalova Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Manas Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Yakın Doğu Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Lefke Avrupa Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Girne Amerikan Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri Zirve Üniversitesi Taban Puanları ve Bölümleri
Üniversitede Nymphomaniac'la Sansürü 'Sıfırlıyorlar'
Lars von Trier'in Türkiye’de sinemalarda gösterimi yasaklanan filmi “Nymphomaniac” “sansürü sıfırladık” diyen üniversitelilerce perdeye taşınıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sinema Topluluğu (ODTÜ SİTop) , Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (bü(s)k), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Taşkışla Sinema Topluluğu , İstanbul Üniversitesi (İÜ) Diş Sinema ’nın düzenlediği gösterimler bugün ve yarın kampüslerde gerçekleşecek. Dört üniversiteden dört öğrenci kulübünün açıklamasında şu ifadeler yer alıyor. 'Bir demokrasi trolü olan 'uzun adam'ın her söylemini eyleme dönüştüren devlet bürokrasisiyle karşı karşıyayız. 'BÜ(S)K, ODTÜ SiTop, İTÜ Taşkışla Sinema ve İstanbul Üniversitesi Diş Sinema olarak yasaklara ve antidemokratik uygulamalara karşı, gösterimi yasaklanan NYMPHOMANIAC filmini eşzamanlı perdeye taşıyarak 'sansürü sıfırlıyoruz. 'Sokakta katil, evinde hırsız hükümet; sinema öldürüp avm yapıyor, fonlarımızı çalıp muhafazakar sanat üretimini dayatıyor. 'Tüm antidemokratik, baskıcı, otoriter uygulamalar karşısında filmsever herkesi sinemalarına, üretimlerine, özgürlüklerine, söz söyleme haklarına; hayatlarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.' 14 Mart Cuma günü vizyona girmesi beklenen “Nymphomaniac” filminin Türkiye çapında sinemalarda gösterilmesi 3 Mart’ta yasaklandı. Vizyona girecek filmleri değerlendiren Değerlendirme Sınıflandırma Alt Kurulu, filmi izledikten sonra herhangi bir değerlendirmede bulunmadan kararı Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu’na bıraktı. Üst Kurul iki üyenin itirazlarına karşın filmin sinemalarda gösterilmemesine karar verdi. !f İstanbul Film Festivali'nde Lars von Trier tarafından sansürlenmiş versiyonuyla gösterilen film İstanbul Film Festivali bünyesinde izleyiciyle buluşuyor. 'Nymphomaniac', 50'li yaşlarının başındaki bir kadının çocukluğundan itibaren ilişkilerini anlatıyor. Charlotte Gainsbourg, Stellan Skarsgård, Stacy Martin, Shia LaBeouf, Christian Slater, Jamie Bell, Uma Thurman, Willem Dafoe gibi oyuncuların rol aldığı film, geçen ay Berlin Film Festivali'nde sansürsüz olarak gösterilmiş ve eleştirmenlerden övgüler almıştı. Gösterimler:ODTÜ, Pazartesi/Salı, 19:00, Fizik U-3 AmfisiBoğaziçi Üniversitesi, Salı 17:30, İbrahim Bodur SalonuİTÜ, Salı 19:00, Taşkışla Salon 213İÜ, Çarşamba 16:30, Prof. Dr. Altan Gülhan Salonu Bianet
Boğaziçi Üniversitesi'nden Kızlı-Erkekli Adımı
Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evleri ve yurtlarda kızlı-erkekli kalındığını öne sürmesinin ardından Boğaziçi Üniversitesi, daha önce kadın ve erkek öğrencilerin aynı bina içerisinde farklı katlarda kaldığı yurtları kız ve erkek yurdu haline getirmeye karar verdi. Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü'nde bulunan ve kadın ve erkek öğrencilerin aynı bina içerisinde farklı katlarda kaldığı yurtlar kız ve erkek yurdu olarak yeniden düzenlenecek. Geçen hafta yurtlarda yapılacak düzenlemelerle ilgili öğrencilerin kaygılarını iletmek üzere Öğrenci İşleri Dekanı Biray Kolluoğlu'yla görüşen ÖTK üyelerine verilen bilgiye göre, 2009 öncesinde olduğu gibi 1. Kuzey Yurdu erkek yurdu, 2. Kuzey Yurdu ise kız yurdu olarak hizmet verecek. Uçaksavar Kampüsü'nde bulunan Uçaksavar ve Superdorm yurtlarının ise mevcut yapısı korunacak. Daha önce, Başbakan Erdoğan'ın öğrenci evlerine ve yurtlarına yönelik sözlerinin ardından bazı illerde KYK'ya bağlı kız ve erkek yurtları ayrı kampüslere taşınmıştı.(soL- Haber Merkezi) 
Apple'ın Patent Davasına Türk Profesör Damga Vurdu
ABD’de Apple’ın Samsung’a açtığı patent davasına Türk profesör damga vurdu. Davanın bilirkişisi Prof. Tülin Erdem, ‘İstediği 2.2 milyar dolar çok, 37 milyon dolar Apple için yeterli’ tezini savunarak dünya devine adeta soğuk duş aldırdı. ABD’de devam eden ikinci Apple-Samsung patent ihlali davasının sekizinci gününde sahneye bilirkişi olarak bir Türk profesör çıktı. Pazarlama gurusu akademisyen Prof. Tülin Erdem, 31 Mart 2014’te jüri seçimi sonrası başlayan davanın bilirkişisi seçildi. Davayı duruşma salonundan takip eden CNET editörü Shara Tibken’in bildirdiğine göre tanık kürsüsünde, davanın sadece söz konusu patentler etrafında şekillendirilmek istenildiğini söyleyen Prof. Erdem marka sadakati, kamera kalitesi gibi tüketici seçimini etkileyen daha önemli akıllı telefon özelliklerinin gözardı edildiğini öne sürdü. Dava konusu patentlerin çok detaylı, tüketici talebini artırmayacak özellikler olduğuna dikkat çeken Erdem, Apple avukatlarına “Bu özelliklerin önemini, değerini yapay olarak abartıyorsunuz” diyerek “Kilidi açmak için kaydırın” gibi özelliklerin tüketici seçimini etkilemeyecek cinsten fonksiyonlar olduğunun tüketiciler tarafından bilinmesini, bu gibi özelliklerin ürün satın alırken tüketicinin ilgi alanına bile girmediğinin bilinmesi gerektiğini belirtti.Erdem’e göre sadece “garip” insanlar, “tekno-kolik” tarzı insanlar ürün satın alırken “arka plan eşleştirme” “otomatik düzeltme” veya “Apple veri tarayıcısı” teknolojilerini referans alarak ürün seçimini değiştirebilir. Apple avukatları tedirgin “Talebi sürükleyen küçük özellikler değil, büyük özelliklerdir” diyen Prof. Erdem bilimsel verilere değil, sadece izlenimlerine dayanarak çıkardığı sonuçları da jüriyle paylaştı. “Ürün inceleme siteleri verilerine göre hareket edemeyiz, cihaz üzerindeki ikinci bir kamera, tüketicinin o ürünü tercih etmesi için yeterli bir argüman değildir” dedi. Apple avukatları ise Türk profesörün saptamalarına mahkeme karşısında şüpheli yaklaşıyor. İşlemci, dokunmatik ekrandaki QWERTY klavye, GPS gibi faktörlerin akıllı telefon satışlarını etkilemediğini iddia eden Prof. Erdem’in Samsung’un getirdiği diğer bilirkişiler ile çeliştiği iddiasında bulunuyor. ‘İhlal üstüne ihlal’ iddiası Söz konusu patent ihlali davasında Apple avukatları, Samsung’un kendilerine ait toplam beş adet patenti ihlal ettiğini iddia ediyor. Bu patent ihlalleri neticesinde Apple’in büyük zarara uğradığını ve bu zararın tazmin edilmesi için 2.2 milyar dolar tazminat ödenmesi gerektiğini savunuyor. Samsung ise Apple’in bu iddialarına karşılık, Apple’ın da kendilerinin iki adet patentini ihlal ettiğini, bu ihlal sonucunda Apple’in kendilerine toplam 7 milyon dolar tazminat ödemesi gerektiğini savunuyorlar. Hak ettikleri rakam bu değil Apple avukatları, yine bir akademisyen ve Ekonomist Christopher Vellturo’nun hesaplamalarına dayanarak, toplam 37 milyon cihazda Samsung’un patent ihlalinde bulunduğunu, toplamda 2.2 milyar dolar zarara uğradıklarını, Jüri ve mahkeme yargıcından Samsung’un bu zararı tazmin etmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Samsung’un bilirkişi heyeti ve avukatları ise bu miktarın sadece ve sadece 38.4 milyon dolar olabileceğine, ancak bu tutarın ödenmesine hükmedilebileceğini iddia ediyor. Hocadan yorum yok! Dava ile ilgili olarak bir Türk profesörün, bilirkişi olarak davada yer almasının Türkiye açısından önemli bir gelişme olduğuna inanarak Tülin Erdem hocamızla temas kurduk. Anında geri dönüş yaparak, “Dava hakkında bilirkişilerin dava hakkında konuşması yasak. Dava sonuçlanınca konuşabiliriz” dedi. Dava sonrasında konuşmak için sözleşildi. Jüri kararı geciktirmezse, iki veya üç hafta içerisinde dava sonuçlanabilir. Prof. Tülin Erdem kimdir? 1986 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olan Prof. Tülin Erdem, ABD’nin Alberta Üniversitesi’nde lisansüstü derecesini tamamlamış. 1993 yılında ise yine aynı okulda İşletme alanında doktorasını vermiş. 2006 yılında New York Üniversitesi Stern Business School’da ders vermeye başlayan Prof. Erdem pazarlama ve işletme alanında dersler vermeye devam ediyor. Bir dönem INFORMS adındaki pazarlama derneğinin başkanlığını da üstlenen Tülin Erdem, Journal of Marketing Research isimli akademik yayının da bir dönem yayın yönetmenliği görevinde bulunmuş. Tülin Erdem’in uzmanlık ve araştırma alanları Reklam, marka yönetimi, tüketici seçimi, müşteri ilişkileri yönetimi, belirsizlikte karar almak, ekonometrik modelleme ve fiyatlandırma konularını kapsıyor. İlk davadan 290 milyon $ ABD’deki ilk Apple-Samsung patent davasında jüri, Samsung’un Apple’a 1.05 milyar dolar ödemesine karar vermişti. Ancak daha sonra bölge mahkemesine taşınan davada yargıç ödenmesi gereken rakamın jüri tarafından hatalı hesaplandığını söyleyerek yeni bir hesaplama gerçekleştirilmesini istedi. Bu davada Apple patent ihlallerinden dolayı Samsung’dan 380 milyon dolar talep ederken, Samsung ödemesi gereken rakamın 52 milyon dolar olduğunu iddia etti. Kasım 2013’te jüri Samsung’un patent ihlallerinden dolayı elde ettiği kazanç ve Apple’ın gördüğü zarar karşılığında 290 milyon dolar ödenmesine karar verdi.veteknoloji
Uzaktan Eğitim ve Açık Öğretim
Açıköğretim ve Uzaktan Eğitim, belli düzeydeki bir eğitim programının ilgili kurumlara gitmeden dışarıdan sürdürülerek gerçekleştirilmesidir. Her iki eğitim türü de özellikle çalışmak zorunda olan, ya da belli bir engeli nedeniyle, fiziksel olarak okula devam edemeyecek ya da normal okul çağında okula devam edememiş öğrencilere belli düzeydeki öğretim programlarını tamamlama imkanı vermektedir. Ülkemizde bu kapsamda, açık öğretim ortaokulu ve açık lisenin yanında, yüksek öğretim fakülteleri ve uzaktan eğitim programları bulunmaktadır.Yükseköğretim seviyesindeki Açık Öğretimde  Ön lisans/Lisans düzeyindeki programları, Uzaktan Eğitimde de Lisans/Yüksek Lisans programlarını tamamlamak mümkün olabilmektedir. Öğrencilerin kendi kendilerine ders çalışarak ve belli tarihlerde sınavlara girerek tamamladıkları bu programlar Türkiye genelinde oldukça yüksek oranda ilgi görmektedir. Açıköğretim/Uzaktan Eğitimin çok önemli avantajlarından biri de ikinci bir üniversite tamamlama imkanı vermesidir. Bir kişinin iki ayrı örgün öğretim programına aynı anda kayıt yaptırmasına imkan verilmezken, bir örgün ve aynı anda bir Açıköğretim/Uzaktan Eğitim programına kayıt yaptırma imkanı vardır. Bu durum da, özellikle  bu programlara katılımı daha da arttırmaktadır.AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTELERİ (AÖF) Açıköğretim Fakültelerinde 2 yıllık ön lisans ve 4 yıllık lisans programlarını tamamlama imkanı sunulmaktadır. Bazı programların kontenjanları sınırlıdır, bazıları ise sınırsız sayıda öğrenciye açıktır.Kimler Girebilir? Sınavla Başvuru: Lise mezunu olup, YGS sınavından 140’ın üzerinde puan alanlar, kontenjanı sınırlı veya sınırsız olan tüm lisans veya önlisans programlarını tercihlerinden gösterip yeterli puan aldıkları takdirde yerleştirilebilirler.Sınavsız Başvuru: Örgün eğitim kurumlarının 2 yıllık önlisans veya 4 yıllık lisans programlarına halen kayıtlı olanlar veya mezunlar,Açıköğretim önlisans ya da lisans programlarından mezun olanlar (okumakta veya mezun oldukları alanlarda olmamak kaydıyla)  Açıköğretim/ Uzaktan öğretim ön lisans veya lisans programlarına sınava girmeden başvuru yapabilirler. Örgün eğitimdeki kayıtlarını sildirmelerine gerek yoktur ve doğrudan ilgili Üniversiteye başvurarak kayıt yaptırabilirler.Dersleri nasıl takip edilir?Açıköğretim Fakültesinde öğrencilerin dersleri izlemek için yararlanabilecekleri kaynaklar arasında kitaplar, CD’ler, televizyon ve radyo programları ve internet siteleri vardır. Ayrıca uygun bulunan bölgelerde akademik danışmanlık ve uygulama hizmetleri (yüz yüze eğitim) de verilmektedir.Anadolu Üniversitesi ve TRT ortaklığı ile TRT Okul’da gün boyunca AÖF dersleri yayınlanmaktadır. Anadolu Üniversitesi bünyesindeki “aof e-ogrenme “ sitesinde ve diğer forum sitelerinde dersler ve sınavlarla ilgili destek verilmektedir. E-öğrenme portalında yer alan en yeni hizmetlerden biri canlı ve interaktif sanal sınıflarda alanlarında uzman akademisyenlerin yüz yüze ders verdiği e-seminerhizmetidir. Diğer hizmetler ise, etkileşimli e-kitap ve e-öğrenme malzemeleridir. Öğrencilerin, hem dersin sorumlusu olan öğretim elemanlarıyla hem de ilgili dersi alan diğer açıköğretim öğrencileriyle bilgi alış-verişinde bulunup, sorular sorabilecekleri Tartışma Gurupları da yeni hizmetlerden bir diğeridir. Tüm bu yeni hizmetlerle Açıköğretimle Uzaktan Eğitim arasındaki önemli farklar da azalmaya başlamıştır.Sınavlar ve Kredi SistemiAçıköğretim Fakülteleri 2012 yılından itibaren kredili sisteme geçmiştir.Kredili sistemde öğretim yılı bahar ve güz olarak iki döneme ayrılır.Her ders için her dönemde en az bir ara sınav ve bir yılsonu sınavı yapılır.Yılsonu sınavları klasik yöntemle bizzat sınav yapılacak merkezlere giderek alınır.Kredili sistemde bütünleme sınavı yoktur. Ara ya da yılsonu sınavlarına girmeyen bir öğrenci girmediği sınavdan sıfır almış sayılır.Sınavlarda değerlendirmeler 100 üzerinden yapılır. Ders geçme notu ara ve yılsonu sınavlarının farklı ağırlıklarda etkisiyle hesaplanır.DenklikAçıköğretim fakültesindeki  bütün bölümler diğer örgün yükseköğretim kurumlarındaki bölümlere denktir. Açıköğretim öğrencileri diğer üniversite öğrencilerinin yararlanabildiği  tüm sosyal haklardan yararlanabilmektedir.Yatay Geçiş/Dikey GeçişYatay Geçiş: Açıköğretim ya da Uzaktan Eğitim Programlarından Örgün Öğretime Yatay Geçiş Yapılabilir.Şartları: Öğrencinin öğrenim görmekte olduğu programdaki genel not ortalamasının 100 üzerinden en az 80 olması gerekir. Ya da öğrencinin kayıt olduğu yıldaki merkezi yerleştirme puanının, geçmek istediği üniversitenin diploma programının o yılki taban puanına eşit veya yüksek olması gerekir. Dikey Geçiş: Açıköğretim Fakültelerinin 2 yıllık önlisans programlarından, 4 yıllık bir Açıköğretim  ya da örgün eğitim programına geçiş yaparak Lisans diploması almak mümkündür. Bu geçiş için gerekli şartları sağlayanların Dikey Geçiş Sınavı’na girip başarılı olmaları gerekir. Bu konuda daha detaylı bilgileri Dikey Geçiş yazımızda bulabilrsin.Ayrıca, bazı bölümler için istisnai durumlar sözkonusudur.**_Meslek Yüksekokulları ile Açıköğretim Fakültesinin önlisans programlarından mezun olan öğrenciler Açıköğretim, İktisat, İşletme Fakültelerinin lisans bölümlerine sınavsız “Dikey Geçiş” kapsamında kayıt yaptırabilirler._**_ Açıköğretim, İktisat, İşletme Fakültelerine sınavsız Dikey Geçiş kapsamında kayıt için Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) yapılan Dikey Geçiş Sınavına (DGS) girme şartı bulunmamaktadır._Kayıt ve Öğrenim SüresiÖğrencilerin, kayıt yaptırdıkları yıldan başlamak üzere önlisans programında 4 yıl, lisans programlarında ise 7 yıl boyunca öğrencilik haklarından yararlanma ve programa devam etme hakları vardır.Öğrenciler kayıtlarını yenilemedikleri dönemlerde öğrencilik haklarından yararlanamaz, ancak sürelerini kullanmış sayılırlar.Bu sürelerin bitiminde öğrenciler kayıtlarını yenilerlerse, sınavlara katılarak öğretimlerini sürdürebilirler, ancak öğrencilik haklarından yararlanamazlar.Açık öğretim programlarının herhangi birinde öğrenci iken okumakta olduğu alan dışındaki örgün öğretim programlarından birine yerleştirilen adayların açık öğretimdeki kayıtları silinmez.Türkiye’de Açıköğretim Fakülteleri Bulunan Üniversiteler:İstanbul Üniversitesi (Auzef),Anadolu Üniversitesi (AÖF) veAtatürk Üniversitesi (Ata-AÖF)UZAKTAN EĞİTİMAçıköğretimde olduğu gibi, bir yandan yüksek öğretime devam ederken, bir yandan da iş hayatını sürdürmek isteyenler, ya da bulunduğu şehrin dışındaki bir üniversiteden eğitim almak isteyenler için önemli bir seçenek haline gelen Uzaktan Eğitim, çağımızın teknolojik gelişmeleriyle birlikte örgün eğitimle yarışabilecek kalitede eğitim sunabilmektedir.Uzaktan Eğitim’de, Önlisans, Lisans veya Yüksek Lisans programlarının yanı sıra Lisans tamamlama ve Sertifika programları da sunulmaktadır.Kimler Başvurabilir?Lise mezunu olup, YGS sınavından 140’ın üzerinde puan alanlar, tüm Lisans veya Ön lisans programlarını tercihlerinde gösterip yeterli puan aldıkları takdirde yerleştirilebilirler.Yüksek Lisans programlarına ise diğer yüksek lisans programlarına yapıldığı şekilde başvuru yapılır. ALES, GMAT ve GRE sınavlarından (ALES dışındaki sınavların kabul edilip edilmediği başvuru yapılan enstitüden öğrenilebilir) yeterli puan alan ve diğer belgelerini tamamlayan lisans mezunları uzaktan eğitim yüksek lisans programlarına başvuru yapabilirler.Dersler Nasıl Takip Edilir?Uzaktan eğitim programlarında dersin iki farklı işleniş biçimi vardır.Eğitimler bazen eşzamanlı bazen de serbest zamanlı olmaktadır.Eşzamanlı eğitimlerde daha önceden belirlenen gün ve saatte öğrenciler bilgisayar başında bulunur ve sanal bir sınıf ortamında sınıf arkadaşları ve öğretmeni ile bir araya gelmiş olur. Sanal sınıf ortamlarında öğretmene soru sorabilen öğrenciler aynı zamanda uzaktan eğitimin eksik yanı olan sosyal etkileşimi de sağlamış olurlar. Eşzamanlı eğitimde öğrenci zaman açısından bağımlı olsa bile, mekan olarak bağımsızdır. Herhangi bir  şehrin, ülkenin ve hatta dünyanın farklı yerlerindeki öğrenciler, aynı anda sanal bir sınıfta bir araya gelip, birbirleriyle sosyal paylaşımlar içerisinde olabilirler.Serbest zamanlı eğitim ise hem zaman hem mekanda bağımsızlık sağlayan uzaktan eğitim türüdür. Programa kayıtlı öğrenci, dersleri istediği gün ve saatte girip takip edebilir. Daha sonra tekrar girdiğinde kaldığı yerden devam edebilir, eğitmenine ya da arkadaşlarına sorular sorabilir, paylaşımlarda bulunabilir.Alınan Diplomada Örgün Öğretime Göre Herhangi Bir Fark Var mıdır?Bazı programlar örgün öğretim mezunlarının sahip olduğu diplomanın birebir aynısını verirken bazı üniversitelerin programlarının diplomalarında Uzaktan Eğitim ibaresi yer almaktadır.Uzaktan Eğitim Hangi Üniversitelerde Var?Türkiye’de uzaktan eğitim merkezi bulunan yaklaşık 50 üniversite bulunuyor. 10 yılı aşkın süredir Uzaktan Eğitim Merkezine sahip olan üniversitelerin yanı sıra her geçen yıl yeni üniversiteler uzaktan eğitim merkezi kuruyor. Uzaktan Eğitim Merkezine sahip olan üniversitelerin bir kısmı aşağıda listelenmiştir. Bunların yanı sıra üniversitelerin web sitelerinden Uzaktan Eğitim Merkezlerine ulaşabilirsin.Akdeniz ÜniversitesiAnadolu ÜniversitesiAnkara ÜniversitesiAtılım ÜniversitesiAtatürk ÜniversitesiBahçeşehir ÜniversitesiBaşkent ÜniversitesiBoğaziçi ÜniversitesiÇanakkale Onsekiz Mart ÜniversitesiDokuz Eylül ÜniversitesiEge ÜniversitesiFatih ÜniversitesiFırat ÜniversitesiGazi ÜniversitesiHacettepe Üniversitesiİnönü Üniversitesiİstanbul Arel Üniversitesiİstanbul Aydın Üniversitesiİstanbul Teknik Üniversitesiİstanbul ÜniversitesiKaradeniz Teknik ÜniversitesiKırıkkale ÜniversitesiMaltepe ÜniversitesiMersin ÜniversitesiOndokuz Mayıs ÜniversitesiYıldız Teknik ÜniversitesiAçıköğretim ile Uzaktan Eğitimin Benzerlikleri ve Farklılıkları Benzerlikler:Açık öğretim ile uzaktan eğitim arasındaki en önemli ortak nokta öğrencilerin her iki sistemde de okula gitmeden eğitim almalarıdır.Öğrenciler her iki öğretimi de tercihleri arasında göstererek ÖSYM tarafından programlara yerleştirilebilirler. Bunun yanısıra, daha önce belirtilen şartları sağlayan herkes programlara sınava girmeden doğrudan başvurabilirler.Her iki öğretimde de arasınavlar internetten, yılsonu sınavları da okula giderek yapılır.Farklılıklar:Uzaktan eğitimde, öğrenciler öğretim elemanları ile iletişim kurabilmekte, sanal derslere katılarak sorular sorabilmektedir. AÖF’de bu durum çok yaygın olmamakla birlikte yeni yeni uygulanmaya başlamıştır. Anadolu Üniversitesi’nin e-öğrenme portalında buna benzer hizmetler sunulmaya başlamıştır.AÖF'de öğrenciyi araştırmaya sevk eden proje ve ödevler verilmez. Uzaktan eğitimde ise, öğrenciler yaptıkları projeleri ve ödevleri öğretim elemanına göndererek dönüt alabilir.Uzaktan eğitim programlarının ücretleri, AÖF’den çok daha yüksektir.
Ege Denizi'nde Deprem!
Merkezi Gökçeada açıkları olan deprem İstanbul, Çanakkale ve İzmir dahil birçok kentte korku yarattı. Kandilli'ye göre 6,5 büyüklüğünden olan sarsıntı dört ülkede en az 40 şehirde hissedildi.Can kaybı yaşanmazken panik kaynaklı 266 kişi yaralandı. Merkezi Yunanistan'ın Dedeağaç kenti ile Gökçeada arasında olan deprem İstanbul ve İzmir dahil birçok kentte hissedildi. Saat 12:26'da meydana gelen depremin büyüklüğü Kandilli Rasathanesine göre 6,5. Kandilli ilk açıklamasında sarsıntının büyüklüğünü 6,7 olarak açıklamıştı. Amerikan Jeolojik Araştırmalar Enstitüsü depremin büyüklüğünü 6,9 olarak açıklıyor. 70 artçı deprem Deprem Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan ve Makedonya olmak üzere dört ülkede, en az 40 şehirde hissedildi. AFAD Deprem Dairesi Başkanı Murat Nurlu saat 15:30 itibariyle, en büyüğü 5,3 olan en az 70 artçı yaşandığını bildirdi. Nurlu bunlardan altısının 4 büyüklüğünden fazla olduğunu kaydetti. Nurlu, depremin şiddetinin yani hissedilme değerinin ise 7 olduğunu açıkladı. Panik nedeniyle toplam 266 kişinin hafif şekilde yaralandığını açıklayan Nurlu, bir kişinin durumunun ağır olduğunu aktardı. 'İstanbul'da olumsuzluk yok' Sarsıntı nedeniyle İstanbul'da halk büyük korku yaşadı. Çok sayıda ilçede insanlar binaları terk etti. Sarsıntı yaklaşık bir dakika sürdü. İstanbul Valisi Hüseyin Mutlu, şu açıklamayı yaptı: 'Süratle bütün ilçelerden geri dönüşler aldık. Merkez üssüne daha yakın olduğu için Silivri ve Avcılar öncelikle olmak üzere 39 ilçe arandı ve herhangi bir olumsuzluk olmadığı bilgisine ulaşıldı. İstanbul'da herhangi bir can ve mal kaybı yok. Bu bilgileri aldıktan sonra rahatladık. Şu anda herhangi bir sıkıntı yok. Hayat normal devam ediyor. 'Beklenen büyük depremi tetiklemez' Kandilli Rasathanesi Müdür Yardımcısı Nurcan Meral Özel düzenlediği basın toplantısında, bu sarsıntının Marmara bölgesinde daha büyük bir depremi tetiklemeyeceğini söyledi: Bu bölgede, bu büyüklükte meydana gelen bir deprem benim kişisel görüşüme göre beklenen büyük Marmara depremini tetiklemez, ancak o bölgede bir aktivite olur... Depremin sığ olmasından, alüvyon tabandan, yani binaların yumuşak zeminde olmasından dolayı şiddetli hissedilmiş olabilir... Artçı sarsıntılar tahminen 6-7 ay sürebilir, ancak bunlar aletlerin hissedeceği derecede olur, vatandaşların bunları hissetmesi olası değil. Çanakkale'de 100 yaralı Depremin en çok hissedildiği kentlerden Çanakkale'de kurulan kriz merkezinden alınan bilgiye göre yaklaşık 100 kişi hastanelere başvurdu. Yaralanmaların çoğunluğunun panikle kendini pencere ve balkonlardan atanlar olduğu bildirildi. Çok sayıda binada çatlaklar meydana geldi, kullanılmayan bazı eski evler yıkıldı. Benzer şekilde Gökçeada'da da yaralanlar ve hafif hasar gören binalar var. Çanakkale'deki Yenice Devlet Hastanesi oluşan hasar nedeniyle tahliye edildi. Çanakkale'den Ulusal Medikal Medikal Kurtarma (UMKE) ekiplerinin sahra hastanesi kurmak üzere Yenice'ye hareket etti. İlçede, biri ana çadır olmak üzere iki çadırdan oluşan sahra hastanesi kurulacak. Edirne'de başına tuğla düşen bir kadın hastaneye kaldırıldı. Kısa süre önce maden faciasının yaşandığı Soma'da halk sokaklara döküldü. Gökçeada'da binalarda çatlaklar Çanakkale Valisi Çınar, 'Çanakkale il merkezi ve ilçelerinde herhangi bir can veya mal kaybı yok' diye açıklama yaptı. Gökçeada Kaymakamı Muhittin Gürel ise ilçeye bağlı köyleri geziyor. İlçede çok sayıda kişi, depremin ardından hastanelere başvurdu. Ciddi bir yaralı olup olmadığı henüz bilinmiyor. AFAD Gökçeada'da bazı evlerin duvarlarında çatlaklar oluşutuğu bilgisini paylaştı. Sarsıntı İzmir'de de korku yarattı. Al Jazeera muhabiri Turaç Top'un bildirdiğine göre, depremin başlamasıyla binalarda bulunan vatandaşlar hızla sokaklara çıktı, park ve bahçelerde toplandı. Depremin ardından telefon cep telefonları şebekeleri kitlendi, iletişimde aksaklıklar devam ediyor. Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar
Altın Palmiye Ödülü Nuri Bilge Ceylan'ın
Nuri Bilge Ceylan‘ın yönettiği ‘Kış Uykusu‘ filmi 67′inci Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı. Nuri Bilge Ceylan ödülü Quentin Tarantino ve Uma Thurman‘ın elinden alırken, salonda duygusal anlar yaşandı. Bu ödülün kendisi için müthiş bir sürpriz olduğunu söyleyen Ceylan,“Ödülümü Türkiye’de son bir yılda hayatını kaybeden gençlere adıyorum” dedi.Yol’dan sonra ilk ödül Bu ödülün öncesinde ise 1982 yılında senaryosunu Yılmaz Güney‘in yazdığı, yönetmenliğini de Şerif Gören‘in yaptığı ‘Yol‘ filmi Altın Palmiye ödülünü kazanmıştı.Ödül alanların listesi İkinci En İyi Film: ‘Le Meraviglie’, Yönetmen: Alice Rohrwatcher, İtalyaEn İyi Yönetmen: ‘Foxcatcher’, Yönetmen: Benett Miller, ABDJüri Özel Ödülü: ‘Mommy’, Yönetmen: Xavier Dolan, Kanada.En İyi Senaryo: Leviathan, Yönetmen: Andrey Zvyagintsev, RusyaEn İyi Erkek Oyuncu: Timothy Spall, ‘Mr Turner’, İngiltereEn İyi Kadın Oyuncu: Julianne Moore, ‘Maps to the Stars’, ABDDiken
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... ÖLMEDEN MİRAS DERDİNE DÜŞTÜLER 76 yaşındaki işadamı Halis Toprak'ın kızları Aynur Toprak ile Aysel Duruk; babalarından haber alamadıkları gerekçesiyle 4 Mayıs'ta polise kayıp başvurusunda bulunmuşlardı. Haber gazetelere yansıyınca bir anda ortalık karışmıştı! Meğer Halis Toprak, kayıp falan değilmiş! İki eşinden 10 çocuğu olan Halis Toprak'ın yerini sadece Aynur Toprak ile Aysel Duruk bilmiyor ama diğer sekiz evladı biliyor! Toprak, şu anda yıllık rutin checkup'ını yaptırmak için Washington'daki John Hopkins Hastanesi'nde bulunuyor. Halis Toprak, 2009 yılında kendinden 54 yaş küçük Nazlıcan Tağızade ile evlendiğinde kızları Aynur Toprak ile Aysel Duruk; babalarının akli melekelerini yitirdiğini iddia edip vesayet altına alınması talebiyle dava açmıştı. Bundan sonra Halis Ağa ile bu iki kızı arasında gerginlik başlamıştı. 2010'da Bakırköy Akıl Hastanesi'nden, 2013'te de Adli Tıp Kurumu'ndan 'Akıl sağlığı yerindedir' raporu alan Halis Toprak, kızlarını affetmemişti. Halis Toprak, bu yüzden de onlarla görüşmek istemiyor. Halis Toprak gerçekten akli melekelerini yitirdi mi yoksa kızları mal derdine düştüğü için mi bu kayıp hikâyesini uydurdu? Halis Toprak'ın hikâyesi gerçekten çok ilginç. Kızları ikiye bölmüş durumda. İki kızıyla uğraşıyor şu anda. Halis Bey kayıp filan değil. Washington'da yıllık rutin checkup'ını yaptırdı. GÜNAYDIN'da bunu yazdık. Oradan Londra'ya geçti. Pazartesi günü de İstanbul'a dönüyor. Döndükten sonra ne olacak bilmiyorum ama şu anda aile dağılmış durumda. Halis Bey'de bitmeyen bir gayrimenkul var. Duyduğuma göre geçenlerde yine bir gayrimenkul satmış ve o parayla gitmiş yurt dışına. Daha ölmeden kızları babalarının parasının peşine düştü. Allah Halis Bey'in yardımcısı olsun. Kızları şimdiden mal derdine düştüyse, bir vefat durumunda ne olur inanın bilemiyorum. Halis Bey İstanbul'a döndüğünde neler olup biteceğini hep beraber göreceğiz. KİRLİ ÇAMAŞIRLARINI 18 YILLIK ŞOFÖRÜ ORTAYA DÖKTÜ Eşi Feryal Gülman'ın kendisini genç bir kadınla aldattığını öne sürüp boşanma davası açtığı Kemal Gülman, cimriliğiyle yeniden gündeme geldi. Cimriliğiyle cemiyet hayatında efsane haline gelen 82 yaşındaki işadamının kirli çamaşırlarını ortaya döken isim, 18 yıllık şoförü Ayhan Uğur oldu. Kemal Gülman'ın kendisinin hakkını da ödemediğini öne süren Uğur'un iddiaları ise şöyle: 'Kemal Gülman, oğlu Aslan ve Feryal Hanım'a 'Ben sizin kralınızım, siz benim köpeğimsiniz' derdi. Feryal Gülman'a, '50 yaşına geldin, seni kapıya koyarım' diye kızardı. Kullandığımız cipi yıkarken bir kova suyla cipi yıkamamı söylüyordu. Kemal Bey eve geldiğinde Feryal Hanım, Aslan Kemal ve çalışanlar, korkudan tüm elektrikleri ve muslukları kapatırdık. Kemal Bey mücevherleri, Feryal Gülman için değil güçlü görünmek düşüncesiyle kendisi için alıyordu. Kemal Bey, Feryal Hanım'ın maaşını da kesti. Feryal Hanım, oğlu Arslan'ın yurt dışındaki eğitim masrafının büyük kısmını ödemeye başlayınca Bebek'teki yalısını kiraya verdi. Yalısını kiraya verdiği için kahroluyor ama buna mecbur.' Kemal Gülman cimriliği hakkındaki dedikodular sizin de kulağınıza geldi mi? Yılan hikâyesine dönen boşanma davası ne zaman sonuçlanır? Feryal-Kemal Gülman'ın boşanma olayı yılan hikâyesine döndü. Onlar konuşmayı bıraktılar şimdi etraflarındakiler konuşuyor. İşten atılan ya da işe yeni başlayan, daha önce onlarla çalışmış herkes bir şeyler söylüyor. Kemal Gülman'ın cimriliği beni de şaşırttı. Bu kadar mal mülk var ama eşinin davetlerde taktığı mücevherleri eve döner dönmez kasaya geri koyuyormuş. Tabi bunlar söylenti. Sadece dedikodudan mı ibaret bu sözler bilemiyorum ama bildiğim bir şey varsa o da bu çiftin olayının daha da uzayacağı. ARDA İLE BURCU ARASINDA BİR AŞK OLMAZ İspanya Ligi'nin bitmesiyle soluğu İstanbul'da alan Arda Turan, Sunset'in Boğaziçi Üniversitesi Vakfı'na destek için düzenlediği geceye katıldı. Yıldız futbolcu, yemekte güzel sunucu Burcu Esmersoy'la aynı masada oturdu. İkilinin fotoğrafları çekilirken sergiledikleri tedirgin haller ise akılları karıştırdı. Yakın arkadaş olan Burcu Esmersoy ile Arda Turan, haklarında çıkması muhtemel olan aşk haberleri nedeniyle mi tedirgin tavırlar sergiledi? Burcu Esmersoy ile Arda Turan gerçekten çok yakın arkadaş. Onların arasında aşk olma ihtimali yok. Arda zaten fırlama, muzip birisi. Burcu da öyle. Şu anda bu işi oyuna çevirdiler. Magazin basını onları sevgili yazdığında çok gülüyor ve bundan zevk alıyorlar. Arda ile Burcu iki erkek arkadaş gibi. Onların arasında kim aşk arıyorsa umduğunu bulamayacak, bu tarz haberler de doğru çıkmayacaktır. Arda zaten sevgilisiyle görüntülenince bile kıpkırmızı olan bir çocuk. Aralarında bir aşk olsaydı, bu kadar rahat olmazdı zaten. EMRAH İKİNCİ KEZ BABA MI OLUYOR? Sevgilisi Sibel Kirer'le geçen yılın son aylarında sessiz sedasız nikâh masasına oturan ünlü sanatçının, ikinci kez baba olmak için gün saydığı iddia edildi. Twitter'dan 5 milyon dolarlık hisse alan Emrah'ın annesine belediye otobüslerine bedava binmesi için 'yaşlılık kartı' çıkarttığı iddiası ise haftanın en çok konuşulan konusu oldu. Emrah, yeniden baba oluyor mu? Birçok insanın doğal hakkı olan 'yaşlılık kartı'nın bu kadar konuşulmasının nedeni nedir? Bu konuda çok şey yazıldı, çizildi ama işin aslı şu; Sibel Kirer hamile değil. Emrah da ikinci kez baba olmuyor. Emrah cephesinden iddialara yalanlama geldi. Ayrıca hamilelik kötü bir şey değil. Gerçekten böyle bir şey olsa saklamazlardı. Çift, şu sıralar çocuk düşünmüyor. İleride olursa da zaten bunun haberini verirler. DERYA ŞENSOY'UN GERÇEK AŞKI ORTAYA ÇIKTI Annesi Derya Baykal ve babası Ferhan Şensoy'un izinden giderek oyuncu olan 24 yaşındaki Derya Şensoy, eğlence hayatında da sıkça boy gösterince ismi her hafta başka isimlerle anılır oldu. Çağatay Ulusoy, Berkay ve son olarak da Halil Sezai ile adı aşk haberlerine karışan Derya Şensoy'un gerçek sevgilisi ise sonunda ortaya çıktı. Genç oyuncunun ilişkisini gözler önüne seren ise sosyal paylaşım sitesi Instagram'dı! Geçtiğimiz günlerde Kenya'ya giden Derya Şensoy, burada safari yaparken çekilen fotoğraflarını kendisine ait Instagram profilinden paylaştı. Şensoy'la aynı gün ve saatlerde Kenya'da olan isim ise kendisi gibi oyuncu olan Seçkin Özdemir'di! Şensoy ile Özdemir'in Kenya'da yaptıkları aşk safarisi, ikilinin hayranları tarafından da fark edildi. Aşk haberi doğru mu? Eğer doğruysa neden bunu bu kadar sakladılar? Derya Şensoy'un adı sürekli başkalarıyla anılırken neden el ele ortaya çıkıp bu iddiaları yalanlamadılar? Böyle bir ilişki var. Derya Şensoy ile Seçkin Özdemir birlikte. Derya'nın adı son zamanlarda sürekli başkalarıyla anılınca bu listeye Seçkin'in de eklenmesini istememişler. Önce denemişler, sonrasında da ilişkinin adını koymuşlar. Bakalım ne zaman el ele ortaya çıkıp ilişkiyi ilan edecekler… BEREN SAAT İLE KENAN DOĞULU BU KEZ GERÇEKTEN EVLENİYOR Beren Saat-Kenan Doğulu çifti, nikâh planlarını yaptı. Düğün, Doğulu'nun evinin de olduğu Los Angeles'ta yapılacak. Düğün tarihi ise 27 Temmuz. Yani Ramazan Bayramı'ndan bir gün önce. Sahilde yaz düğünü yapacak olan çiftin hazırlıklarını tamamlamak üzere, Doğulu'nun annesi Serpil Hanım ile kız kardeşi Canan Doğulu, 6 Temmuz'da Amerika'ya gidiyor. Bu yaz Doğulu Ailesi çifte düğün yapacak. Kenan'dan önce de kız kardeşi Canan, 20 Haziran'da Çubuklu 29'da evleniyor. Doğulu ve Saat Aileleri'nin yanı sıra düğüne katılacak diğer davetliler de uçak biletlerini alıp geri sayıma başladı bile. Daha önce de düğün tarihi basına yansıyınca değiştirme kararı alan çift, bu kez ne yapacak? Biletler de alındığına göre bu düğün 27 Temmuz'da olacak mı? Kenan Doğulu ve Beren Saat, 27 Temmuz'da Los Angeles'ta evleniyor. Davete 40 kişi katılacak. O kişilerin de hepsi ünlü. Ayrıca herkes kendi biletini almış. Bu kez bu düğün ertelenmeyecek. Ramazan Bayramı'nda Los Angeles'ta tatil bahane, Kenan ile Beren'in düğünü şahane olacak. DNA TESTİYLE GERÇEKLER ORTAYA ÇIKACAK Geçtiğimiz ay kardeşi olduğunu iddia ederek gündeme gelen Hasan Çehre'nin sözlerine sessiz kalan Türk sinemasının ünlü ismi Nebahat Çehre, sonunda çareyi DNA testi yaptırmakta buldu. Ünlü oyuncu, Hasan Çehre'ye haber yolladı ve söylediklerini DNA testi yaptırarak kanıtlamasını istedi. Nebahat Çehre, 'Eğer test sonucu biyolojik olarak kardeşim olduğu ortaya çıkarsa, onu bağrıma basarım ve kendisine gereken desteği sonuna kadar veririm' dedi. Su satarak evini geçindiren Samsunlu Hasan Çehre'nin geçtiğimiz ay İzzet Çapa'ya yaptığı 'Ben Nebahat Çehre'nin herkesten sakladığı ve görüşmeyi reddettiği kardeşiyim' açıklaması ortalığı karıştırmıştı. Hasan Çehre; yedi kardeş olduklarını, ancak yıllar içinde ayrı yerlere savrulduklarını, Nebahat Çehre ve annesinin İstanbul'da kendilerine yeni bir hayat kurduğunu, sonrasında da görüşmediklerini söylemişti. Hasan Çehre, bir gün ünlü oyuncuyu telefonla aradığını, ancak 'Nereden buldun telefonumu? Seninle görüşmek istemiyorum' yanıtını aldığını da sözlerine eklemişti. Yıllar önce Ebru Gündeş de babasının öldüğünü söylemiş, hatta mezarının başında gözyaşı dökerek kameralara poz vermişti. Yine benzer bir vaka mı bu? Hasan Çehre, Nebahat Çehre'nin inkâr ettiği kardeşi mi? Bu işin sonu nereye varacak ben de çok merak ediyorum. Hasan Çehre DNA testi yaptıracak mı bilmiyorum. Yaptırırsa o zaman gerçek ortaya çıkar. Nebahat Çehre yılların sanatçısı. Aşk-ı Memnu dizisi ile yeniden popülerliğini elde etti. Şu anda da atv'deki Kara Para Aşk dizisiyle takip ediyoruz kendisini. Belli bir yaşa geldikten sonra şöhretin doruğuna çıktı. Şu anda altın çağını yaşıyor. Şimdi benim asıl merak ettiğim, Hasan Çehre neden durdu durdu da şimdi ortaya çıktı? Nebahat Çehre bugün şöret olmadı ki! Buna benzer bir olayı yaşayan başka ünlülerimiz de oldu. Sanırım ünlülerin kaderi bu. Tanınınca, çok para kazanmaya başlayınca bir anda akrabaları ortaya çıkıyor. Benim de aklımda 'para için mi ortaya çıktılar' sorusu beliriyor. Nebahat Çehre yıllardır İstanbul'da yaşayan birisi. Hasan Çehre neden yıllardır ona ulaşmayı denememiş? Zamanında karşısına çıkacağına şimdi gazetelerde röportajları çıkıyor. Nebahat Çehre sonunda olaya noktayı koydu, DNA testini önerdi. Bence ileride yiyemeyeceği bir laf etti. 'Eğer gerçekten kardeşim olduğu ortaya çıkarsa ne gerekiyorsa yaparım' dedi. Bakalım Hasan Çehre DNA testine başvuracak mı? Ne kadar ciddi olduğunu o zaman göreceğiz. CEM'İN YANINDAKİ DİŞİ SİNEK BİLE OLSA… Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Ahu Yağtu'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra eski günlerine döndü. Evlenmeden önce özel hayatıyla sık sık gündem olan Yılmaz, boşandıktan 4 ay sonra Avustralyalı sevgilisi Melanie Shepherd ile ortaya çıktı. İstanbul'da yaklaşık 10 gün geçirdiği sevgilisini geçtiğimiz günlerde ülkesine uğurlayan Yılmaz'ın, çapkınlıkta vakit kaybetmediği iddia edildi. Ünlü komedyen, çekimlerine başladığı yeni filmi 'Pek Yakında'nın da kadrosuna dâhil ettiği Hare Sürel'le son günlerde sık sık baş başa görüldü. Cem Yılmaz, 2009 yılında aşk yaşadığı Sürel'i, Cansu Dere uğruna terk etmişti. Bu iddialar doğru mu? Yoksa Cem Yılmaz, bundan sonra yanında kim görülürse onunla mı anılacak? Her birlikte görüntülendiğinde aşk yaşıyor diye bir şey yok. Ancak bu, biraz da popüler insanların kaderi. Cem Yılmaz'ın yanında dişi sinek bile görülse haber olacak. Ta ki o el ele birisiyle ortaya çıkana kadar. Şu anda bir sürü isim yazılıyor isminin yanına. Bunlardan birçoğu da onunla hiç alakası olmayıp sadece yanında çay kahve içen insanlar oluyor. Bu yüzden habercilerin biraz daha dikkatli olmaları gerekiyor. FULYA UGAN / Sabah.com.tr