UEFA Avrupa Ligi Haberleri

UEFA Avrupa Ligi ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. UEFA Avrupa Ligi ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Türkiye Turizmi İlk 6 Ayda 25,7 Milyar Dolarlık Gelir Elde Etti
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin turizm verilerini kamuoyuyla paylaştı. Küresel krizler ve bölgesel çatışmaların gölgesinde geçen dönemde Türkiye'nin turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıklayan Ersoy, kişi başına yapılan harcamadaki artışın ve uzayan konaklama süresinin sektörün güçlü performansını ortaya koyduğunu söyledi.
Beşiktaş, 1-0'ın Rövanşında Danimarka'da da Hata Yapmadı: Midtjylland 0-2 Beşiktaş
UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turu rövanş maçında Midtjylland ile karşı karşıya gelen Beşiktaş sahadan istediğini alarak ayrılan taraf oldu. İlk maçta Orkun Kökçü'nün şık golü ve kaçan birçok gol pozisyonuyla göz dolduran siyah beyazlılar deplasmanda da skoru koruyacak oyunu oynadı. Rakip ataklarında Nübel ve savunmanın başarılı müdahaleleri göz doldururken, Beşiktaş da yine hücumda istediği ritmi bulmakta zorlandı. Ancak rakibin 10 kişi kalmasının ardından Italiano'nun müdahaleleriyle maç Beşiktaş'a geldi ve siyah beyazlılar üst tura yükseldi.
Real Madrid, Barcelona ve Manchester City Ve...
Real Madrid, Barcelona ve Manchester City gibi Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin üst sıralarda bulunduğu listede, 3 golün üzerine çıkmayı başaran Olympiakos ve Moldova temsilcisi Sheriff ilk iki sırada yer aldı. Yunanistan Birinci Futbol Ligi’nin en fazla şampiyon olan takımı Olympiakos, Avrupa’da devre aralarına kadar geçen periyotta sezonun en yüksek gol ortalamasını yakalamayı başardı. Ligde 17 haftalık ilk devre sonunda rakip filelere 53 gol gönderen Olympiakos takımı, bu karşılaşmalarda kalesinde 6 gol görürken maç başına 0,35 ortalamayla en az gol yiyen takım unvanına da sahip. İlk devreyi 16 galibiyet ve 1 beraberlikle namağlup tamamlayarak 49 puan toplayan Olympiakos, en yakın rakibi PAOK’un 10 puan önünde ligin zirvesinde yer alıyor. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde ise 6 maçta 10 gol atan Yunan temsilcisi, 10 puan topladı ve grubunu ikinci bitirerek bir üst tura çıkmayı başardı. Fenerbahçe listenin 10. sırasında Spor Toto Süper Lig’de yoluna doludizgin devam eden Fenerbahçe, ilk devre sonunda maç başına 2,52′lik ortalamayla Avrupa’nın en golcü takımları listesinde 10. sırada bulunuyor. Sarı-lacivertliler 7. haftada sahasında oynadığı Trabzonspor karşılaşması dışında ligde bu sezon hiçbir maçı boş geçmezken, rakip filelere 43 gol göndermeyi başardı. Süper Lig’de 17. haftanın sonunda 13 galibiyet ve 2 beraberlikle 41 puana ulaşan Fenerbahçe, Galatasaray’ın 8 puan önünde zirvede yer alıyor. Sheriff liginde söz sahibi Moldova Birinci Futbol Ligi’nde son 13 yılda 12 şampiyonluk yaşayan Sheriff, bu sezon da iddiasını sürdürüyor. Ligde 19 hafta geride kalırken, rakip filelere 58 gol gönderen Sheriff, maç başına 3,05 gol ortalamasıyla en golcüler listesinde ikinci sırada bulunuyor. Sheriff 16 galibiyet elde ettiği ligde 50 puan toplarken, en yakın rakibi Tiraspol’ün 11 puan önünde zirvedeki yerini koruyor. UEFA Avrupa Ligi’nde ise 6 maçta 5 gol atabilen Sheriff, 6 puanda kalarak grubunu üçüncü tamamladı ve elenmekten kurtulamadı. Salzburg fırtına gibi esiyor Avusturya Birinci Futbol Ligi’nde başarılı bir grafik çizen Salzburg, 20 hafta sonunda maç başına tutturduğu 2,9′luk gol ortalamasıyla Avrupa liglerinin en golcü takımlarından biri oldu. Salzburg, ligde aldığı 14 galibiyet ve topladığı 46 puanla, Grödig’in 11 puan önünde şampiyonluğun en büyük adayı durumunda. UEFA Avrupa Ligi’nde de başarılı performansını sürdüren ve grupta birinci olarak tur atlayan Salzburg, 6′da 6 yaparak 18 puan toplarken, bu maçlarda rakip fileleri 15 kez havalandırdı. Devler gol bulmakta zorlanmıyor Avrupa’nın üst düzey liglerinden en golcüler listesine ilk sıralardan giriş yapan takımlar İspanyol devleri Real Madrid ve Barcelona oldu. İspanya Birinci Futbol Ligi’nde (La Liga) bu sezon 49′ar gol kaydeden lig lideri Barcelona ve üçüncüsü Real Madrid, 17 hafta geride kalırken maç başına 2,88′lik gol ortalaması yakaladı. İspanyol devlerinin ardından İngiltere Premier Lig’de başarılı bir performans sergileyen ve ilk devreyi ikinci sırada bitiren Manchester City, rakip filelere gönderdiği 54 gol ve 2,84′lük ortalamasıyla listenin üst sıralarında kendisine yer buldu. Sezonun üst düzey performans gösteren bir başka takımı Atletico Madrid, Barcelona ve Real Madrid gibi iddialı rakiplerine ayak uydurmayı başardı. Milli futbolcu Arda Turan’ın forma giydiği Atletico Madrid, averajla ikinci sırada yer aldığı İspanya Ligi’nin en az gol yiyen takımı olmasının yanında, kaydettiği 46 golle maç başına 2,70′lik ortalama tutturdu. Bundesliga lideri Bayern Münih ise ligde çıktığı 16 maçta kaydettiği 42 gol ve yakaladığı 2,62′lik ortalamayla rakiplerini takip etti. Şampiyonlar Ligi’nde de gol yollarında zorlanmıyorlar Liglerinde yüksek gol ortalamasıyla oynayan Barcelona, Real Madrid, Atletico Madrid, Manchester City ve Bayern Münih, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de gol bulmakta zorlanmıyor. Real Madrid’in 20 golle rakip filelere en fazla gol gönderen takım olduğu Şampiyonlar Ligi’nde, grup maçları sonunda Manchester City 18, Bayern Münih 17, Barcelona 16, Atletico Madrid ise 15 gol kaydetti. Avrupa liglerinde en yüksek gol ortalamalarına sahip takımlar şu şekilde: Takım Lig Ortalama 1- Olympiakos Yunanistan 3,11 2- Sheriff Moldova 3,05 3- Salzburg Avusturya 2,9 4- Barcelona İspanya 2,88 Real Madrid İspanya 2,88 5- Manchester City İngiltere 2,84 6- The New Saints Galler 2,77 7- Atletico Madrid İspanya 2,70 8- Bayern Münih Almanya 2,62 9- Sparta Prag Çek Cumhuriyeti 2,56 10- Fenerbahçe Türkiye 2,52 11- Shakhtar Ukrayna 2,5 12- Trencin Slovakya 2,47 13- Debreceni Macaristan 2,41 14- Astra Romanya 2,36 15- Sporting Lizbon Portekiz 2,35 16- Litex Lovech Bulgaristan 2,34 17- Heerenveen Hollanda 2,33 Vitesse Hollanda 2,33 Dinamo Tiflis Gürcistan 2,33 18- Liverpool İngiltere 2,31 Paris Saint-Germain Fransa 2,31 Turnovo Makedonya 2,31 19- Juventus İtalya 2,29 20- Ajax Hollanda 2,27 Twente Hollanda 2,27 Portadown Kuzey İrlanda 2,27
Fenerbahçe'de 16 Yıllık Yıldırım Dönemi
Yıldırım'ın, yaklaşık 16 yıllık görev süresi Yargıtay kararıyla son buluyor. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın, yaklaşık 16 yıldır sürdürdüğü başkanlık görevi, futbolda şike davasıyla ilgili Yargıtay kararının ardından son bulacak. Yıldırım, Fenerbahçe Futbol Takımı'nın şampiyon olduğu 2010-2011 sezonuna ilişkin başlatılan şike davasıyla ilgili mahkemenin verdiği kararların Yargıtay tarafından onanmasıyla, yasa gereği başkanlık görevini sürdüremeyecek. İlk kez 15 Şubat 1998'de gerçekleştirilen olağan genel kurulda 1 oy farkla Fenerbahçe Kulübü Başkanlığı'na seçilen Yıldırım, aralıksız 16 yıla yakın süre bulunduğu görev sona eriyor. Aziz Yıldırım, bu dönemde 7 olağan, 4 kez de olağanüstü olmak üzere 11 kongrede başkan seçilerek görevde kaldı. - Yıldırımlı kongreler Aziz Yıldırım, 15 Şubat 1998'de yapılan genel kurulda, diğer başkan adayı Vefa Küçük'ü 1 oyla geçerek, Fenerbahçe'nin 36. başkanı olarak ilk kez bu göreve seçildi. Genel kurulda 3 bin 94 üye oy kullanırken, Aziz Yıldırım 1469, Vefa Küçük 1468, 3. aday Ömer Çavuşoğlu ise 157 oy aldı. Seçimde başkanlığı Aziz Yıldırım kazanırken, yönetim kurulu ve diğer kurullara Vefa Küçük'ün listesi seçildi. Küçük'ün yönetimiyle bir süre çalıştıktan sonra, aynı yıl 13-14 Haziran'da yapılan olağanüstü genel kurulda tek aday olan Aziz Yıldırım, bu kez kendi yönetim kurulu listesiyle birlikte göreve geldi. 19-20 Şubat 2000'deki olağan genel kurulda yeniden aday olan Yıldırım 2 bin 657 oyla başkanlığa seçildi. 1998'de 1 oy farkla geçtiği diğer başkan adayı Vefa Küçük ise bu kez 1980 oy aldı. - 2 kez görevi bıraktığını açıkladı Aziz Yıldırım, 16 yıllık başkanlığı döneminde 2 kez görevi bıraktığını açıkladı. Yıldırım, 2000-2001 sezonunda futbol takımının şampiyon olmasının ardından sezon sonunda ''Sağlık nedenleri ve ailesine yeterince vakit ayıramadığı'' gerekçesiyle başkanlık görevini bıraktığını açıklamıştı. Camianın ve sarı-lacivertli taraftarların baskısı üzerine devam etme kararı alan Aziz Yıldırım, güvenoyu için 30 Haziran-1 Temmuz 2001'de yapılan olağanüstü genel kurulda tek aday olarak seçime girdi ve 4. kez başkan seçildi. Aziz Yıldırım, 3 Mart 2002, 7 Mart 2004 ve 5 Mart 2006'da yapılan olağan kongrelerde tek aday olarak seçime girdi ve başkanlığa seçildi. Futbol takımı 2005-06 sezonunda son maçta Denizlispor ile deplasmanda 1-1 berabere kalarak şampiyonluğu yitirince, Yıldırım bir kez daha görevi bıraktığını açıkladı. Ancak yine camianın baskısıyla bu kararından vazgeçen Aziz Yıldırım, 24-25 Haziran 2006'da yapılan olağanüstü genel kurula yine tek aday olarak girerek, bir kez daha Fenerbahçe Kulübü Başkanlığı'na seçildi. Yıldırım, 23-24 Mayıs 2009'da yapılan olağan genel kurulda, geçerli 6 bin 335 oyun, 5 bin 53'ünü alarak, 1216 oy alan Şadan Kalkavan'ın önünde yer alıp, 9. kez Fenerbahçe'ye başkan seçildi. Kongrenin 3. başkan adayı Funda Sibel Pala'ya ise sandıktan 66 oy çıkmıştı. - 19-20 Mayıs 2012 kongresinde cezavindeyken seçildi Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında, 3 Temmuz 2011'de gözaltına alınan ve 10 Temmuz 2011'de tutuklanarak Metris Cezaevi'ne konulan Aziz Yıldırım, yaklaşık 1 yıl tutuklu kaldıktan sonra 2 Temmuz 2012'de tahliye edildi. Aziz Yıldırım, başkan adayı olduğu 19-20 Mayıs 2012'de yapılan son kongreye 'Futbolda şike' iddialarına yönelik davada tutuklu yargılandığı için katılamadı. Başkanlığa aday olduğunu açıklayan kongre üyesi Murat Çelikel'in kongrenin ilk günü çekilmesiyle tek aday olan Yıldırım, cezaevinde olduğu dönemde girdiği seçimde kullanılan 5 bin 271 oyun 5 bin 269'unu alarak 10. kez Fenerbahçe Kulübü'ne başkan oldu. - Son kongrede rekor oy aldı 2-3 Kasım 2013 tarihlerinde gerçekleştirilen, Aziz Yıldırım'ın Mehmet Ali Aydınlar karşısında 6 bin 821 oyla kazandığı seçim, kulüp tarihinin en geniş katılımlı kongresi oldu. İki adayın başkanlık için yarıştığı genel kurulda toplam 9 bin 380 oy kullanıldığı açıklanırken, bu rakam kulüp tarihine geçti. Seçimde 2 bin 383 oy alan Mehmet Ali Aydınlar karşısında, yarışı 6 bin 821 oy alan Aziz Yıldırım, 11. kongresinde en yüksek oya ulaştı. - En uzun süre görev yapan ikinci başkan Aziz Yıldırım, 16 yıla yakın süren başkanlık göreviyle, sarı-lacivertli kulübün tarihinde en uzun süre görevde kalan ikinci başkan oldu. Eski başbakanlardan Şükrü Saracoğlu, 16,5 yıl ile Fenerbahçe Kulübü'nde en uzun süre görev yapan başkan durumunda bulunuyor. Saracoğlu, 16 Mart 1934 ile 15 Ekim 1950 yılları arasında aralıksız 16,5 yıl başkanlık görevini sürdürdü. Üçüncü sırada bulunan Faruk Ilgaz ise 20 Mart 1966-24 Şubat 1974, 4 Temmuz 1976-10 Şubat 1980 ve 14 Aralık 1983-18 Mart 1984 olmak üzere yaklaşık 12 yıl kulüp başkanlığı görevinde bulundu. - Futbolda 5 şampiyonluk Fenerbahçe Futbol Takımı, Aziz Yıldırım döneminde ligde 5 kez şampiyon olurken, Yıldırım, profesyonel dönemde en fazla şampiyonluk yaşayan başkan olarak tarihe geçti. Yıldırım döneminde sarı-lacivertliler, 2000-01, 2003-04, 2004-05, kulübün 100. yılı olan 2006-07 ve 2010-2011 sezonunda şampiyonluğa ulaştı. Kulüp başkanlığı döneminde sırasıyla Hırvat Otto Baric, Alman Joachim Löw, Rıdvan Dilmen, İtalyan Zdenek Zeman, Turhan Sofuoğlu, Mustafa Denizli, Alman Werner Lorant, Oğuz Çetin, Tamer Güney, Alman Christoph Daum, Brezilyalı Zico, İspanyol Luis Aragones, Aykut Kocaman ve Ersun Yanal olmak üzere 14 ayrı teknik adamla çalışan Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman, Mustafa Denizli ve Zico ile birer, Daum ile de 2 kez şampiyonluk yaşadı. Profesyonel Türkiye Ligi'nde Fenerbahçe Futbol Takımı, Faruk Ilgaz'ın başkanlığı döneminde 3, Ali Şen, Emin Cankurtaran, İsmet Uluğ ikişer, Agah Erozan, Kamil Sporel, Fikret Arıcan ve Metin Aşık dönemlerinde de birer kez şampiyonluk yaşadı. - Yıldırım dönemi lig performansları Sezon O G B M A Y P Sıra1997-98 13 8 3 2 24 11 27 2.1998-99 34 22 6 6 84 29 72 3.1999-00 34 17 10 7 59 44 61 4.2000-01 34 24 4 6 82 39 76 1.2001-02 34 24 3 7 70 31 75 2.2002-03 34 13 12 9 55 42 51 6.2003-04 34 23 7 4 82 41 76 1.2004-05 34 26 2 6 77 24 80 1.2005-06 34 25 6 3 90 34 81 2.2006-07 34 20 10 4 65 31 70 1.2007-08 34 22 7 5 72 37 73 2.2008-09 34 18 7 9 60 36 61 4.2009-10 34 23 5 6 61 28 74 2.2010-11 34 26 4 4 84 34 82 1.2011-12 40 24 9 7 70 38 81 2.2012-13 34 18 7 9 56 39 61 2.2013-14 17 13 2 2 43 19 41 1.- Futbolda 11 kupası var Aziz Yıldırım döneminde futbol takımı toplam 11 kupa kazandı. Sarı-lacivertliler, Yıldırım döneminde 5 lig şampiyonluğu, ikişer Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa, birer Başbakanlık ve Atatürk Kupası'nı müzesine götürdü. Futbolda Aziz Yıldırım'ın başkanlığı döneminde 2011-2012 sezonunda Türkiye Kupası'nı kazanarak 29 yıllık kupa hasretine son veren Fenerbahçe, 2012-2013 sezonunda da bu başarıyı ortaya koyarak üst üste iki kez kupanın sahibi oldu. Fenerbahçe tarihinde futbolda 21 kupayla en fazla kupa kazanan başkan Şükrü Saracoğlu olurken, Faruk Ilgaz 19, Ali Şen de 7 kupa kazandı. - Avrupa'da en başarılı dönem Fenerbahçe Futbol Takımı, Avrupa kupalarındaki en başarılı dönemini Aziz Yıldırım'ın başkanlığı süresinde yaşadı. 2007-2008 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale çıkan sarı-lacivertli ekip, 2012-2013 sezonunda da UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final oynayarak kulüp tarihinde ilklere imza attı. - Avrupa kupası istatistikleri Fenerbahçe Futbol Takımı, Aziz Yıldırım döneminde 102 Avrupa kupası maçına çıktı. Sarı-lacivertli takım, Yıldırım döneminde Avrupa arenasında çıktığı 102 maçın 39'unu kazandı, 25'inde berabere kaldı, 38 maçta da yenildi. Aziz Yıldırım dönemine kadar Avrupa kupalarında toplam 84 maç yapan Fenerbahçe, Yıldırım'ın başkanlığında geçen 15 yıllık sürede Avrupa arenasında bugüne dek 94 maça çıkarak toplamda 178 maça ulaştı. Avrupa kupaları tarihinde başkan Yıldırım'dan önceki dönemde 27 sezon Avrupa kupalarına katılan, Yıldırım'dan sonra 13 sezon kupalarda mücadele eden Fenerbahçe'nin, iki dönemdeki performans tablosu şöyle: Dönem O G B M A YAziz Yıldırım öncesi 84 27 11 46 88 149Aziz Yıldırım sonrası 106 40 26 40 149 144Toplam 190 67 37 86 237 293Aziz Yıldırım, 16 yıllık başkanlık döneminde dünyanın önde gelen futbol yıldızlarından bazılarına Fenerbahçe forması giydirdi.- Dünya yıldızları Fenerbahçe forması giydi Yıldırım'ın başkanlığı döneminde transfer edilen yıldız futbolcular arasında Hırvat Milan Rapaic, Ukraynalı Sergei Rebrov, İsveçli Kennet Andersson, Arjantinli Ariel Ortega, Hollandalı Pierre van Hooijdonk, Brezilyalı Alex de Souza, İsrailli Haim Michael Revivo, Ganalı Stephen Appiah, Fransız Nicolas Anelka, Sırp Mateja Kezman, Brezilyalı Roberto Carlos, Senegalli Moussa Sow ve Mamadou Niang, Hollandalı Dirk Kuyt, Sırp Milos Krasic ve Portekizli Raul Meireles yer alıyor. - Voleybolda tarihi başarılar Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı, Aziz Yıldırım döneminde tarihi başarılara imza attı. 2010 yılında Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen Kulüplerarası Dünya Şampiyonası'nda zirveye çıkan kadın voleybol takımı, 2012 yılında ise Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen Kadınlar Avrupa Şampiyonlar Ligi ''Dörtlü Final''inde Avrupa Şampiyonluğu'na ulaştı. CEV Kupası'nda 2012 yılında 2., 2009 yılında ise 3. olan ''Sarı Melekler'', Şampiyonlar Ligi'nde 2010 yılında 2., 2011 yılında 3. oldu. Fenerbahçe'nin erkek ve kadın voleybol takımları tarihlerindeki tüm şampiyonlukları Aziz Yıldırım döneminde yaşadı. Ligde ilk kez 2008-2009 sezonunda şampiyon olan kadın voleybol takımı, 2009-2010 ve 2010-2011 sezonları da olmak üzere üst üste 3 kez şampiyonluk kupasını müzesine götürdü. 2009-2010 sezonunda Türkiye Kupası ilk kez kazanan ''Sarı-Melekler'', iki kez de (2008-2009 ve 2009-2010) Süper Kupa'yı aldı. Ligde ilk kez 2007-2008 sezonunda şampiyon olan erkek voleybol takımı, 2009-2010, 2010-2011, 2011-2012 sezonlarında 3 sezondur üst üste şampiyonluk yaşadı. Erkeklerin ayrıca 2 Türkiye Kupası (2007-2008 ve 2011-2012) ve 2 Süper Kupası (2010-2011 ve 2011-2012) bulunuyor. - Erkek basketbol takımı Aziz Yıldırım, döneminde erkek basketbol takımı da 16 yıl aradan sonra şampiyon oldu. Ülker ile yapılan sponsorluk anlaşmasının ardından 2006-07 yılında Fenerbahçe Ülker olarak mücadele eden sarı-lacivertliler, play-off final serisinde Efes Pilsen'e 4-0 üstünlük kurarak, 16 yıl aradan sonra ligdeki 2. şampiyonluğuna ulaştı. 2007-2008, 2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarında da ligde şampiyon olan sarı-lacivertliler, tarihindeki 5 şampiyonluğun 4'ünü Yıldırım döneminde elde etti. Son 4 sezonda 3 kez Türkiye Kupasını kazanan Fenerbahçe Ülker, Yıldırım döneminde Türkiye Kupası sayısını 4'e çıkardı. Fenerbahçe Ülker, 10 Ekim 2007'de 23. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda da Efes Pilsen'i 79-77 yenerek, 13 yıl aradan sonra 4. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı müzesine götürdü. - Kadın basketbol takımı altın çağını yaşadı Tarihinde bugüne kadar kazandığı 28 kupayı da Aziz Yıldırım döneminde elde eden Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, Yıldırım döneminde adeta altın çağını yaşadı. Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi'nde (TKBL) ilk şampiyonluğunu 1998-99 sezonunda kazanan sarı-lacivertliler, 2001-2002 ve 2003-2004 sezonlarında da mutlu sona ulaştı. TKBL'de son 8 sezonda üst üste şampiyon olan Fenerbahçe, toplam 11 lig şampiyonluğu yaşadı. Türkiye Kupası'nda da ilk şampiyonluğunu 1998-99 sezonunda kazanan Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı, 1999-2000, 2000-01, 2003-04, 2004-2005, 2005-06, 2006-07, 2007-08 ve 2008-09 sezonlarında olmak üzere kupayı 9 kez müzelerine götürdü. Fenerbahçeli kadınlar, 1998-99, 1999-2000, 2000-01, 2003-04, 2004-05, 2006-07, 2009-2010, 2011-2012 ve 2012-2013 sezonları olmak üzere 9 kez Cumhurbaşkanlığı kupasını kazandı. Kadın basketbolcular geçen sezon FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'nde 2.'lik elde ettiler. - Masa tenisinde Avrupa'da iki şampiyonluk Fenerbahçe, Aziz Yıldırım döneminde masa tenisinde de Avrupa'da kupa kazandı. Fenerbahçe Kadın Masa Tenisi Takımı, Avrupa Masa Tenisi Birliği (ETTU) Kupası'nda 2012 ve 2013 yıllarında üst üste şampiyonluklar elde etti. Kadın masa tenisi takımı Yıldırım'ın verdiği destekle bu sezon kadrosundaki başarılı sporcularla Şampiyonlar Ligi'nde mücadele verecek. Aziz Yıldırım döneminde diğer amatör branşlarda da sarı-lacivertli takımlar ve sporcular, elde ettikleri başarılı sonuçlarla dikkati çekti. Avrupa ve dünya şampiyonalarının yanı sıra olimpiyatlara giden sporcu sayıları da sarı-lacivertlilere büyük bir gurur yaşattı. - Tesisleşme hamlesi Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'deki başkanlığı döneminde büyük bir tesisleşme hamlesi yaptı. Ali Şen döneminde başlanan Samandıra Tesisleri, Aziz Yıldırım döneminde hızlandırılarak tamamlanırken, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı da yenilenerek 50 bin 509 kişilik koltuk kapasitesine çıkarıldı. Ataşehir'deki Fenerbahçe Uluslararası Spor Kompleksi Ülker Arena, Ankara Gölbaşı İncek mevkisindeki Fenerbahçe Kulübü Türk Telekom Ankara Tesisleri ve Düzce Topuk Yaylası Tesisleri de Yıldırım döneminde yapıldı. Vefa Küçük tarafından Fenerbahçe Burnu'nda yaptırılan kulüp yönetim binası, yenilenerek ''Fenerbahçe Kulübü Konuk Evi'' olarak 7 Ocak 2009 tarihinde hizmete girdi. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki Fenerbahçe Kulübü Müzesi de 19 Ekim 2005 günü hizmete açıldı. Sarı-lacivertli kulübe Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'ni kazandıran Yıldırım'ın döneminde, Dereağzı'ndaki Lefter Küçükandonyadis Tesisleri'ne de 15 yılı aşkın sürede yeni birimler eklenerek tesislerin adeta kimliği değişti. Yıldırım döneminde Sapanca Gölü'nde kürek şubesine de tesisler yapıldı. - Sportif AŞ, Fenerium, Taraftar Kart ve Fenercell Fenerbahçe Sportif A.Ş., 20 Şubat 2004 tarihinden itibaren İMKB'de işlem görüyor. 10 Haziran 1998 tarihinde Fenerbahçe Spor Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. olarak kurulan daha sonra adı ''Fenerium'' olarak resmileştirilen kulübün lisanlı ürünlerinin satıldığı mağazalar da yurt çapında hizmet vererek, kulübe büyük bir gelir sağlıyor. ''100. yılda 100.000 kart'' projesi ile 2006 yılında başlanan Fenerbahçe Taraftar Kart, 23 Şubat 2009 yılında Fenercell, 1 Aralık 2010 yılında da hizmete giren FenerNet kulübe gelir getiren kalemler arasında yer alıyor. TRTSpor
Dünyanın En İyi Futbol Takımları Listesi Açıklandı
Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu'nun (IFFHS) 'Dünyanın En İyi Futbol Takımları' ocak ayı değerlendirmesinde Türk takımları arasında en üst sırada yer alan ekip Trabzonspor oldu. IFFHS'nin, kulüplerin ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı değerlendirmede, 1 Şubat 2013 ile 31 Ocak 2014 tarihleri arasındaki son bir yıllık süreyi kapsayan rapor açıklandı. Bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde başarılı bir performans çizen Trabzonspor, ocak ayı değerlendirmesinde 193 puanla 25. sırada yer aldı. Fenerbahçe, 182 puanla 33. olurken, Galatasaray ise topladığı 153 puanla 55. sırada yer buldu. Beşiktaş ise ilk 200 takım içine giremedi. Galatasaray'ın UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki rakibi İngiltere temsilcisi Chelsea, 275 puanla 3. sırada yer alırken, Trabzonspor'un UEFA Avrupa Ligi'ndeki rakibi İtalyan ekibi Juventus ise 203 puanla 18. oldu. Bayern Münih zirvede IFFHS'nin 'Dünyanın En İyi Futbol Takımları' değerlendirmesinde Alman ekibi Bayern Münih zirvede yer aldı. Bayern Münih, 370 puanla en yakın rakibi İspanya'nın Real Madrid takımına 78 puan fark attı. Chelsea ise 275 puanla üçüncülüğü elde etti. Arda Turan'ın formasını giydiği Atletico Madrid de 253 puanla 4. sıraya yerleşti. İlk 10 ve Türk takımları- IFFHS'nin aylık olarak yayımladığı 'Dünyanın En İyi Futbol Takımları' raporunun ocak ayı değerlendirmesinde ilk 10 sırada yer alan takımlar ile Türk ekiplerinin sıralaması şöyle: Sıra Takım Ülke Puan 1 Bayern Münih Almanya 370 2 Real Madrid İspanya 292 3 Chelsea İngiltere 2754 Atletico Madrid İspanya 253 5 Barcelona İspanya 247 6 Paris Saint Germain Fransa 244 7 Tottenham İngiltere 240 8 Basel İsviçre 239 9 Atletico Minerio Brezilya 238 10 Rubin Kazan Rusya 223,5 25 Trabzonspor Türkiye 193 33 Fenerbahçe Türkiye 182 55 Galatasaray Türkiye 153CNN TÜRK
IFFHS ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' Sıralaması
Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu’nun (IFFHS) ”Dünyanın En İyi Futbol Takımları” şubat ayı değerlendirmesinde Türk takımları düşüş yaşadı. IFFHS’nin, kulüplerin ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı değerlendirmede, 1 Mart 2013 ile 28 Şubat 2014 tarihleri arasındaki son bir yıllık süreyi kapsayan rapor açıklandı. Değerlendirmede, geçen aya oranla Trabzonspor 6, Galatasaray 1, Fenerbahçe ise 26 basamak birden geriledi. Bu sezon UEFA Avrupa Ligi’nde başarılı sonuçlar alan ve son olarak İtalya’nın Juventus takımına elenen Trabzonspor, şubat ayı değerlendirmesinde 185 puanla 31. sırada yer aldı. Bordo-mavililer, geçen ay 25. sıradaydı. Geçen ay 55. sırada yer alan Galatasaray ise 1 sıra gerileyip, 153 puanla 56. oldu. Türk takımları içinde en büyük düşüşü yaşayan Fenerbahçe ise, geçen ay 33. sıradayken, şubat ayında 151,50 puanla 59. oldu. Beşiktaş ise ilk 200 takım içinde yer almadı. Bayern Münih zirvede IFFHS’nin ”Dünyanın En İyi Futbol Takımları” değerlendirmesinde Alman ekibi Bayern Münih 370 puanla zirvedeki yerini korudu. Bayern Münih’i 301 puanla Real Madrid, 267 puanla da Barcelona izledi. Galatasaray’ın UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki rakibi Chelsea ise 262 puanla 4. sırada yer aldı. İSTANBUL (AA)
Ricardo Quaresma Küllerinden Doğuyor
Portekiz futbolunun önemli isimlerinden olup bir dönem Beşiktaş fomasını da giyen Ricardo Quaresma, bu sezon Porto’da gösterdiği performansla yeniden eski günlerine döneceğinin sinyalini verdi Quaresma, zor günler geçiren Portekiz temsilcisinin UEFA Avrupa Ligi’nde Napoli’yi eleyerek çeyrek finale kalmasında önemli pay sahibi oldu Üç sezon Beşiktaş formasını giyen, Portekiz futbolunun yıldız simalarından Ricardo Quaresma, yeniden geri döndüğü Porto formasıyla ikinci baharını yaşıyor. Dünyanın en yetenekli oyuncuları arasında gösterilmesine rağmen görev aldığı kulüplerde tutunamayarak sürekli takım değiştirmesi, takım oyununa uyum sağlamada zorluk çekmesi ve istikrarlı bir performans sergileyememesi gibi nedenlerle sürekli eleştiri oklarına hedef alan Quaresma, Porto ile yeniden eski günlerine dönme sinyali veriyor. Futbol literatürüne “trivela” vuruşunu sokan, estetik futbolu ve göze hoş gelen çalımlarıyla popülaritesini her zaman korumayı başaran Quaresma, bu sezon oynadığı futbolla çıkışa geçti. Portekiz temsilcisinde çıktığı 16 maçta 11 gol ve 2 asist üreten yıldız oyuncu, bu sezon aldığı istikrarsız sonuçlar nedeniyle teknik direktör değişikliğine giden takımının yeniden atağa geçmesinde önemli rol üstleniyor. Son olarak UEFA Avrupa Ligi’nde Porto’nun deplasmanda Napoli ile 2-2 berabere kalarak adını çeyrek finale yazdırdığı maçta attığı estetik golle dikkati çeken 30 yaşındaki oyuncunun bu performansını devam ettirmesi halinde Brezilya’da düzenlenecek Dünya Kupası’nda takımdaki yerini alması bekleniyor. “Oz Büyücüsü” dönemi Futbol hayatına 10 yaşında Sporting Lizbon altyapısında başlayan Quaresma, üstün tekniği ve yeteneğiyle kısa sürede parladı. A Takım’daki ilk profesyonel maçına Porto karşısında 17 yaşında çıkan oyuncu, performansıyla kısa sürede tribünlerin sevgilisi haline gelerek “Oz Büyücüsü” lakabını aldı. O dönem Sporting Lizbon’u çalıştıran Laszlo Boloni tarafından sürekli ilk 11′de oynatılan Quaresma, kendisiyle aynı dönemde futbol dünyasına adım atan Portekiz’in dünyaca ünlü oyuncusu Cristiano Ronaldo’yu yedek bırakarak adından sürekli söz ettirmeye başladı. Sporting Lizbon’un 2001-2002 sezonunu şampiyonluk dahil çift kupayla kapatmasında kilit rol üstlenen Quresma’nın Avrupa takımlarının dikkatini çekmesi zor olmadı. Quaresma 6 milyon avro ve Fabio Rochemback’ın kiralanması karşılığında Barcelona’nın yolunu tutarken, takımın diğer yıldız Cristiano Ronaldo’da eski efsane teknik direktör Alex Ferguson’un dikkatini çekerek Manchester United’a transfer oldu. Rijkaard’la anlaşamadı Katalan temsilcisindeki ilk sezonunda 10′u ilk 11′de olmak üzere 21 kez forma giyen Portekizli yıldız geçirdiği sakatlığın ardından gözden düşerken, o dönem Barcelona’yı çalıştıran Frank Rijkaard ile yaşadığı anlaşmazlığın ardından “Rijkaard’ın olduğu yerde ben oynamam” diyerek kulüpten ayrılmak istediğini açıkladı. “Barça”, 15 milyon avro ve Quaresma’nın bonservisini 2004 yazında Porto’ya vererek karşılığında Deco’yu kadrosuna katarken, Portekiz temsilcisinde takım oyununa uyum sağlayamaması ve uygun durumdaki arkadaşlarına pas vermemesi nedeniyle medya tarafından başlarda sık sık eleştirilen Portekizli kanat oyuncusu, ilk yılının ardından kendini göstererek takımın lideri oldu ve önemli başarılara imza attı. Porto’da kendini buldu Porto ile çıktığı 112 maçta 32 gol kaydeden ve bu dönemde Portekiz’de iki kez yılın futbolcusu seçilen Quaresma, üstün performansıyla bu sefer İtalyan kulübü Inter’in dikkatini çekti. Milano ekibine 25 milyon avro ve Portekizli futbolcu Pele karşılığında transfer edilen yıldız futbolcu, İtalya’da “Portekiz’in Pele’si” olarak medyaya tanıtıldı. Barcelona gibi İtalya’da da dikiş tutturamayan ve sadece 24 maça çıkan Portekizli, vatandaşı Jose Mourinho’nun gözüne giremeyince Chelsea’ye kiralandı. İngiliz kulübünde 6 ay kiralık olarak forma giyen milli oyuncu, burada sadece 179 dakika sahada kalabilirken, kontrat süresi bitince yeniden Inter’in yolunu tuttu. Jose Mourinho’nun son bir şans verdiği futbolcuya kulübün efsane oyuncularından emekliye ayrılan Luis Figo’nun 7 numaralı forması emanet edildi. Buna karşın işler yine istenildiği gibi gitmedi ve Quaresma, Inter formasıyla kariyerinde sadece 1 kez gol sevinci yaşayabildi. “Q7″, Beşiktaş’ta Yıldız oyuncu, uzun pazarlıklar sonucunda 7,3 milyon avro bonservis bedeli karşılığında Beşiktaş’ın yolunu tutarken, 7 numaralı formasıyla taraftarların kısa sürede sevgilisi haline geldi ve kendisine Cristiano Ronaldo’nun “CR7″ takma adından esinlenerek “Q7″ lakabı verildi. Siyah-beyazlılarda ilk sezonunda 39 maçta 11 gol ve 16 asistlik performansıyla öne çıkan “Q7″, bireysel oyunu, dönemin teknik direktörü Carlos Carvalhal ile yaşadığı tartışma ve disiplinsizliği nedeniyle zamanla yeniden gözden düştü. Portekizli oyuncunun takımda en yüksek ücreti kazanan oyuncu olması, Beşiktaş’ta yaşanan ekonomik kriz ve ardından Fikret Orman’ın başkanlığa seçilmesi ile sorun haline dönüştü. Sözleşmesinde kazandığı miktardan kulübün beklentileri ölçüsünde indirime gitmeyen Quaresma’nın kontratı yeni yönetim tarafından feshedildi. Böylece Beşiktaş’ta oynadığı 3 sezonda çıktığı 73 karşılaşmada 18 gol ve 27 asist üreten Portekizli yıldızın İstanbul macerası 2012′de son bulmuş oldu. Küllerinden yeniden doğuyor Avrupa’da gittiği hiç bir kulüpte dikiş tutturamayan Ricardo Quresma’nın yolu, bu sefer Birleşik Arap Emirlikleri’nin Al Ahli takımı ile kesişti. Burada sadece 4 ay oynayan Quaresma, bir süre futbola ara vermesinin ardından yıldızının parladığı Porto’ya 10 bin taraftarın katıldığı bir törenle yeniden geri döndü. Portekiz basını tarafından senelik sadece 600 bin avro ve ekstra primler karşılığında imza attığı iddia edilen Quaresma, ligde 3. sıraya kadar gerileyen ve Avrupa’da zor günler yaşayan eski kulübünün çıkışa geçmesinde başrolü oynuyor.
Dünyanın En İyi Futbol Takımları Belli Oldu
Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu'nun ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mart ayı değerlendirmesine göre, Türk takımlarından Trabzonspor yerini korurken, Galatasaray ve Fenerbahçe düşüşe geçti. IFFHS, kulüplerin, 1 Nisan 2013 ile 31 Mart 2014 tarihleri arasındaki son bir yıllık süreçte ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı raporu açıkladı. Değerlendirmede, bu sezon Spor Toto Süper Lig'de istediği sonuçları alamasa da UEFA Avrupa Ligi'nde son 32 takım arasına kalan Trabzonspor, mart ayı sonunda 185 puan toplayarak, şubat ayında olduğu gibi 31. sırada kendisine yer buldu. Geçen ay 56. sırada yer alan Galatasaray, 16 sıra geriledi ve 147 puanla 72. oldu. Türk takımları içinde en büyük düşüşü, lig lideri Fenerbahçe yaşadı. Geçen ayın sıralamasında 59. olan Fenerbahçe, mart ayı sonunda topladığı 136,5 puanla 29 basamak birden düşerek, 88. sıraya yerleşti. Ocak ayı değerlendirmesinde 33. sırada bulunan sarı-lacivertliler böylece son 2 ayda 55 sıra düşmüş oldu. Beşiktaş ise ilk 200 takım içinde yer almadı. Bayern Münih zirvede Almanya Birinci Futbol Ligi'nde (Bundesliga) bitime haftalar kala şampiyonluğunu ilan eden Bayern Münih, 370 puanla listenin zirvesindeki yerini korudu. Bayern Münih'i, 301 puanla İspanyol kulübü Real Madrid, 277 puanla da bir diğer İspanyol takımı Barcelona izledi. İlk 10 ve Türk takımları IFFHS'nin ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mart ayı değerlendirmesinde, ilk 10 sırada yer alan takımlar ve Türk ekiplerinin sıralamadaki yerleri şöyle: Sıra        Takım          Ülke         Puan 1 Bayern Münih Almanya 3832 Real Madrid İspanya 3013 Barcelona İspanya 2774 Chelsea İngiltere 2685 Atletico Madrid İspanya 2676 Basel İsviçre 2507 Paris Saint-Germain Fransa 2478 Atletico Nacional Kolombiya 239,59 Fiorentina İtalya 23810 Lanus Arjantin 23531 Trabzonspor Türkiye 18872 Galatasaray Türkiye 14788 Fenerbahçe Türkiye 136,5Eurosport
Drogba: "Buraya Para İçin Gelmedim"
Galatasaray'a veda eden Didier Drogba, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu.İşte kulüp televizyon kanalına yaptığı açıklamalar: Big Legend’ın sezon finaline hoş geldin; ama sadece sezon finali diyorum, final değil. Umarım bu konu hakkında da konuşacağız. Ancak biliyorsun, Türkiye’de büyük bir trajedi yaşandı. Soma’da 300’den fazla madencimizi kaybettik. İlk olarak, bu konu hakkında bir şeyler söylemek ister misin? Evet, ülke için büyük bir trajedi. Burada bir buçuk yıldır yaşıyorum. Ve bu tabii ki beni de etkiledi. Ben de tüm iyi dileklerimi hayatını kaybeden işçilerin ailelerine gönderiyorum; çünkü o işçiler, Türkiye’nin büyük bir ülke olmasını sağlayan kişilerdi. Tüm o ailelere… Evet, sizin için çok zor bir durum olduğunu biliyorum; ama sürekli sizi düşünüyorum. Zorlu bir sezon olduğunu söyleyebiliriz; hem takım için, hem de sezonun son bölümünde yaşadığın sakatlıktan dolayı senin için… Senin de bu yüzden üzgün olduğunu biliyorum. Sezon hakkında genel olarak ne söylersin, en başından sonuna kadar… Farklı durumlarla karşılaştığımız bir sezon oldu. Ve takım buna alışık değildi. Çok sayıda farklı şey yaşandı. Yeni kurallar, yabancı sınırı… Bu, ligdeki tüm takımlar arasında en fazla Galatasaray’ı etkiledi. Ayrıca teknik adam değişikliği yaşadık. Bu da takım için oldukça zor bir durumdu. Biliyorsunuz, Fatih Terim’e çok büyük bir saygım vardı ve onu seviyordum. Bence geçtiğimiz sezon takım olarak beraberliği ve takım ruhunu yakalama konusunda zorluklar yaşadık. Bunu bazı zamanlarda başardık, özellikle de Şampiyonlar Ligi’ndeki maçlarda; çünkü orası rekabet alanı yüksek bir turnuva. Ancak lig maçlarında bunu pek hissedemedik. Ve bu yüzden de ligde fazla puan kaybı yaşadık. Burada bir buçuk yıl geçirdin. Senin için en unutulmaz hatıra ne oldu? Bundan sonra biri sana, “Galatasaray” dediğinde… O kadar fazla ki… Çok güzel anılarım var burada. İlki havalimanında taraftarlar tarafından karşılandığım an. İkincisi, takım arkadaşlarımla tanışmam ve onlarla birlikte antrenman yapmış olmam. Ama bir numarada Akhisar maçında oyuna girdikten sonra topa ikinci veya üçüncü dokunuşumda Burak’ın yaptığı ortada attığım o gol var. O anı hayatım boyunca hiç unutmayacağım. O an hissettiklerimi hayatım boyunca asla unutmayacağım. Kariyerindeki en iyi anlardan biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet, kariyerimin en üst noktalarından biriydi; çünkü bu gibi anların hayalini her zaman kurarsınız. Yeni bir takım, ilk maç… Ve aynı zamanda kale arkasındaki tribün tamamen Galatasaray taraftarlarıyla doluydu. Ben de o kaleye attım golü. Maç 0-0’dı… Ben her zaman maçı değiştiren golleri atmayı sevmişimdir. Sanırım bu da onlardan biriydi. Golden sonra neler hissettin; çünkü senin de söylediğin gibi topa sadece ikinci veya üçüncü dokunuşundu… “Evet, başlıyorum” dedin mi? Bilemiyorum, bilemiyorum. Yeni bir dünyayı keşfetmek benim için bile zordu. Ama bunu hâlâ yapabileceğimi kanıtlamıştım. Ve benim kariyerimdeki en iyi gollerden biriydi. O golü kesinlikle ilk 10’a koyarım. Gol sonrası mutluluğumu taraftarlarla ve takım arkadaşlarımla paylaşmak harika bir histi. Kusursuz bir karşılama oldu benim için. Burada aldığın en iyi tavsiye veya öğrendiğin en iyi ders ne oldu? En iyi tavsiye? Bilemiyorum, aslında en iyi tavsiye değil; ama burada çok şey öğrendim. Oyunculardan, insanlardan gerçekten çok şey öğrendim. Galatasaray’ı temsil ettiğim için onur duydum. Tüm Türkiye’nin saygısını kazandığım için çok şanslıyım. Bu kendi adıma futboldan çok daha önemli bir şey. Böylesi bir saygıyı kazanmak, her zaman görülen bir şey değildir. Bu yüzden gerçekten gurur duyuyorum. Türkiye’deki kariyerin boyunca karşılaştığın herhangi bir zorluk oldu mu? Eğer varsa, bunun üstesinden nasıl geldin? Hayal kırıklığı yaşadığım bazı şeyler oldu. İnsanların takıma bağlılığımı sorguladıkları ve benden kuşku duyup, benim para için burada olduğumu düşünmeye başladıklarında... Tamamen yanılıyorlardı. Ben buraya para için gelmedim. Parayı düşünsem, zaten Çin’de kalırdım. Orada oynamasam bile paramı öderlerdi. Ama ben buraya para için gelmedim. Buraya futbol oynamak, tutkuyu yeniden hissedebilmek için geldim. Buradayım; çünkü burada rekabet vardı. Dördüncü yıldızı kazanma hırsı vardı. Evet, bazı hayal kırıklıkları yaşadım. İnsanlar, benim daha önce Chelsea’de oynadığım için onlara karşı yeteri kadar iyi performans sergilemediğini düşündükleri anlarda… O hâlde şöyle yapalım; siz de Galatasaray’la şampiyonluklar yaşayın ve birkaç sene sonra Galatasaray’a karşı oynayın. Ben de o zaman sizin reaksiyonunuzu görmek isterim. Ben sahip olduğumun en iyisini verdim. Benim için duygusal bir maçtı ve belki de bu yüzden sakatlık yaşadım, hâlâ bununla mücadele ediyorum; ama futbolun içinde bunlar var. Burada karşılaştığım tüm güzel şeylerle kıyaslandığında, yaşadığım hayal kırıklıkları bunlardı. Galatasaray – Fenerbahçe rekabeti, Beşiktaş maçında attığım iki gol, Süper Kupa maçında Fenerbahçe’ye karşı attığım gol… Ve taraftarların bana gösterdiği saygı. Benim onlara karşı çok büyük saygım var. Benim için en önemli olan da bu. İnsanları her gün mutlu edemezsiniz; ama 365 günün 340’ında mutlu ederseniz, bu iyi bir şeydir. Fenerbahçe ile oynanan son derbi maçından önce sakatlığın vardı… Evet, oynamamalıydım. Ama oynamak istediğini söyledin. Maç öncesinde, maç sırasında neler oldu? Kendini nasıl hissettin? Evet, Chelsea maçında yaşadığım sakatlıktan dolayı iki hafta antrenman yapamamıştım. Koşamıyordum, yönümü değiştiremiyordum. Hâlâ o maçı nasıl oynadığımı bilmiyorum. Ama evimizde, Fenerbahçe’ye karşı oynadığımız bir derbi maçıydı. Ve istediğimiz yerde olduğumuz bir sezon değildi. Oynamak zorundaydım. Kazanmak zorundaydık. Evet, şampiyon olamayabilirdik; ama evimizde Fenerbahçe’ye kaybedemezdik. Sahip olduğum her şeyi verdim. Maçı da kazandık. Ve herkes çok mutluydu… Chelsea ile 2012 yılında Münih’te oynadığın final maçının ardından herkes Şampiyonlar Ligi’nde son kez sahaya çıktığını düşünüyordu. Ama sen daha sonra Galatasaray ile Şampiyonlar Ligi’nde iki harika sezon yaşadın. Münih’tekinin bu turnuvadaki son maçın olmadığını biliyor muydun? Hayır, bilmiyordum. Benim için turnuvadaki son maçtı. Tekrar edeyim, benim bir kontratım varsa, o kontrata bağlı kalmak isterim. İlişkilerimiz iyiyse, kontratıma saygı duyarım. Çin’e gittiğimde de bunu yaptım. Ama pişman değilim. Buraya geldim ve burada yeni bir ev, yeni bir yuva buldum. Evet, son maçım olmadığını bilmiyordum. Galatasaray ile imzaladığımda bana, “Şampiyonlar Ligi’nde Schalke ile oynayacağız” dediklerinde, “hmm, bu çok iyi, yeniden iş başına geçiyorum” diye düşündüm. Hayatının her bölümü güzel bir hikâyeyi andırıyor. Fildişi Sahili’nde doğdun, Fransa’da büyüdün, İngiltere’de tecrübe kazandın. Türkiye’nin insan olarak hikâyendeki yeri ne olacak? Buraya geldikten beş ay sonra, ülkede bazı problemler yaşandı. Taksim’de ve başka yerlerde… Sosyal medyadaki fotoğraflara bakarken kendi ismimi gördüm: “Çare Drogba.” Ve endişelendim, “neden her yere benim ismimi yazıyorlar, ben herhangi bir yanlış yapmadım.” Ama daha sonra insanlar bana bunun ne anlama geldiğini açıkladı. İşin aslını öğrendiğimde, bu kelimenin ne kadar güçlü olduğunu fark ettim. Futbolun çok ötesinde bir şeydi. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarları tek bir amaç için bir araya gelmişlerdi. Kendi düşünceleri savunuyorlardı. Ve benim adeta bir elçi olmamı istiyorlardı. Böyle bir ülkeyi en üste koymalısınız. En üste. Fildişi Sahili ile beraber en üste. Fildişi Sahili’nden sonra? Evet, Fildişi Sahili doğduğum yer. Tabii ki, onu demek istemedim. Bu çok önemli bir şey… Elbette gol atmak benim için çok güzel, harika bir his. Ama bir insanın bana gelip, “sen harika bir adamsın” demesi beni daha çok gururlandırıyor. Hayatındaki en büyük amaç gol atmak değil, öyle değil mi? Çok gol attım. Hâlâ atmak istiyorum. Ve atacağım. Ama hayattaki en büyük amacım, iyi bir insan olmak. Ben insanların, “belki çok iyi futbolcu değil; ama bana saygı duyuyor” demesini isterim benim için; çünkü futboldan sonra hayat başlar. Futbolu 10, belki de 15 sene oynayabilirsiniz; ama sonrasında hayat devam eder. Biliyoruz ki, biz yeniden buluşacağız, ben senin gözlerine bakıp, “nasılsın” diye sormayacaksam, bu neye yarar? Bu özelliğini Türkiye’de de korumayı başardın. Bir buçuk sezon, çok uzun bir zaman dilimi değil; ama sen buradaki insanlar için büyük bir karakter, bir rol modeli oldun. Sadece Galatasaray taraftarları değil, Fenerbahçe, Beşiktaş, tüm takımların taraftarları seni bir karakter, rol model olarak aldı. Bunu nasıl sağladın? Özellikle Galatasaray taraftarları, seni tüm kalbiyle seviyor… En başından beri aynı davrandım. Kalbimle oynadım. Bu tip şeyleri hesaplamam. Asla, “evet, bu maçta şöyle davranarak tüm ilgiyi üstüme çekeceğim” diye düşünmem. Ben buyum. Bunu açıklayabilir miyim, bilmiyorum. Sizin için, diğer insanlar için bu çok özel bir şey olabilir. Ama benim için normal, ben buyum. Benim ailemden gelen bir şey, ben bu şekilde büyütüldüm. Kendi çocuklarımı da böyle yetiştiriyorum. Ve hep bu gibi şeylerle hatırlanmak istiyorum. İlk hedefinin iyi bir insan olmak istediğini, iyi bir futbolcu olmanın ikinci planda yer aldığını söylüyorsun, öyle değil mi? Herkes senin gibi düşünmüyor çünkü. Ama benim fikrimi sorarsan, bu doğru bir düşünce şekli… Evet, bu farklı bir şey. Benim futbol dünyasına girişim biraz geç oldu, en üst seviyedeki ilk maçımı oynadığımda 24, 25 yaşındaydım. Ama her zaman söyledim, tüm bunlardan önce ben sadece Didier’dim. Sadece Didier. Guingamp’tan Marsilya’ya geçtiğimde Drogba oldum. Her şey değişti. İnsanların bana bakışı, davranışı, her şey değişti. Ama ailemin, arkadaşlarımın gözünde hâlâ Didier’dim. Didi, Tito, nasıl isterlerse… Değişmeye ihtiyacım yoktu. Kameraları, fotoğraf makinelerini gördüğüm, goller attığım veya Galatasaray’da oynadığım için değişirsem eğer, bana saygı duymayın. Değişirsem, farklı olursam bana saygınızı yitirebilirsiniz. Ben şu an neysem, 10 yıl veya 20 yıl sonra da o olacağım. Tabii ki geliştireceğim kendimi; çünkü çok tecrübe kazandım. Hatalar yapabilirim, hâlâ yaptığım gibi; ama umarım bunları 10-15 sene sonra tekrarlamayacağım. Ama bilge bir insan olmak için bazı hatalar yapmanız da gerekiyor. Hayatında gerçekleştiremediğin için üzüldüğün bir dileğin var mı? Listemde kayıp bir dilek yok. Fırsat bulursam, yapacağım şeyler var; ama şu an, nasıl derler, elhamdülillah, Tanrı’ya şükürler olsun, sahip olduğum her şeyden dolayı çok mutluyum. Belki duygusal bir soru olacak, benim için, senin için, tüm Galatasaray taraftarları için… Ben, “bizimle kal” demek istiyorum. Ama bu olacak mı, bilmiyorum. Sen neler söylemek istersin? Çok zor bir soru… Bunun açıklamasını bence yönetime bırakalım, benim buraya gelişimi de onlar duyurmuştu. Üzücü; çünkü burada daha yapacak çok işimiz vardı. Ama hayat bu. Ben her şeye, herkese saygı duyuyorum. Ama nasıl Chelsea’ye, Marsilya’ya saygı duyuyorsam, Guingamp’ta oynamayı çok sevdiysem, dünyanın neresine gidersem, gideyim; insanlara Galatasaray’ı anlatacağım. Burada çok fazla arkadaş edindim, çok güzel insanlar tanıdım. Kendimi çok iyi hissettim. Ama üzücü. İnsanlar sizi “efsane” olarak adlandırdığında, size büyük saygı duyduklarını hissettirdiğinde… Bu gibi şeyleri anlatmak her zaman oldukça zor. Ben de tüm bunları açıklamak için burada değilim; ama gelecek sezon birlikte olacağımızdan da emin değilim. Belki yeni bir hikâye… Önemli değil. Önemli olan şu an. Emin değilim… Umarım önünde oynayacağın bir Dünya Kupası var. Sakatlığın ne durumda? Kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Fenerbahçe maçından sonra oynayamadım, takımın dışında kalmak çok zordu. Türkiye Kupası finalinde oynayamamak beni duygusal anlamda çok etkiledi. Ama orada takımla birlikte olmaktan keyif aldım ve o anın tadını çıkardım. Beni “selfie” çekerken görmüşsünüzdür. Duygularımı saklamak zorundaydım. Kupayı kazandığımız için çok mutlu oldum. Umarım çok, çok daha iyi olacağım. Bir ilerleme var. Ama evet, umarım çok daha iyi olacağım. Takım arkadaşlarına söylemek istediğin bir şey var mı? Birebir veya genel olarak? Şunu söylemek istiyorum. Buraya gelme kararını vermeme bir adam çok yardımcı oldu: Wesley. Mourinho’yla konuşuyordum, bana, “Eğer Wesley oraya gidiyorsa, sen de git. Sen de bundan keyif alacaksın, sen de orada eğleneceksin” dedi. Ben de onu dinlemekte haklı olduğumu gördüm. Bana doğru fikri verdi. Buraya geldim, harika insanlar tanıdım. İlk olarak, Wesley. Buraya gelme nedenlerinden birinin Wesley olduğunu söylüyorsun… Nedenlerimden biriydi. Sadece o değil tabii, nedenlerden biri. Bir sene önce dünyanın en iyisi olan bir oyuncunun sizinle birlikte olacağını bilmek size yardım edebilir. Bana göre o dünyanın en iyi oyuncusuydu. Aynı zamanda onunla birlikte oynamak iyi bir fırsattı, ondan öğrenebileceklerim vardı, onlarla birlikte kendimi geliştirebilirdim. Buraya geldikten sonra daha da şaşırdım. İzlediğim ilk maçta, sanırım Kasımpaşa’ya karşı (Antalyaspor maçı), Burak iki gol atmıştı. Daha sonra diğer takım arkadaşlarımla tanıştım. Harika insanlar tanıdım. Hiçbirinin kalbi kötü değildi, hepsi iyi yürekli insanlardı. Seni, “baba” diye çağırıyorlardı… Bana, “baba” diyorlardı; ama ben Godfather’ı tercih ediyorum. İşte, bilirsiniz… Burada çok fazla yetenekli oyuncu var. Favorilerimden biri, gençlerden Emre. En beğendiğim oyunculardan biri Semih. Çok mütevazı, basit oynar, sahada kalbini, her şeyini verir. Asla konuşmaz, asla şikâyet etmez. Sadece çok çalışır. Tabii ki tüm çocukları seviyorum. Ama o böyle çalışmaya devam ederse, bu takımın lideri olabilir. Çok fazla oyuncu var. Selçuk, Burak… Eğer takımınızda Burak gibi bir oyuncunuz yoksa, her sezon 15-20 gol daha az atarsınız ve ligi kaybedersiniz. O, böyle bir santrfor. İnsanların onun hakkında, “bunu iyi yapmıyor, şunu şöyle yapmıyor” dediklerini biliyorum. Ama günün sonunda, şu an ikinci sıradaysak, onun attığı goller sayesinde. Ona daha fazla saygı duyulması lazım. Eğer futbolun içindeyseniz, ne kadar iyi olursanız, olun; insanlar daha fazlasını istediği için sizin hakkında kararlar verir. O da bunu öğreniyor. Ama futbol bu… Sen sadece bir futbolcu değilsin, bir futbol adamısın, bir efsanesin. Türk futboluna, daha iyi seviyeye gelebilmesi için, bir tavsiye vermek ister misin? Gelecek sezon yabancı kuralının 5+3 olacağını öğrendim mesela… Bu sezonkinden iyidir… Eğer ligi daha cazip, ilgi çekici yapmak isterseniz, Sneijder, Nando gibi büyük yabancı oyuncuları buraya getirmelisiniz. Bunun için de düşünce tarzınızı, mantalitenizi daha açık hâle getirmeniz gerekir. Bu oyuncular sizin gelişmenizi sağlar. Siz de aynı şekilde onlara yardımcı olursanız, onlar sizi daha iyi hâle getirir. Örneğin Brezilya Milli Takımı’ndaki tüm oyuncular, yurt dışında forma giyiyor; ama hâlâ iyi bir milli takımları var. Yani bunun bir anlamı yok. Fenerbahçe, geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı. Biz Avrupa’nın en iyi takımlarından Real Madrid’e karşı kendimizi gösterdik. Bu sezon Juventus önünde gücümüzü kanıtladık. Onlar Türk futbolunun nerede olduğunu biliyor, Türk futboluna saygı gösteriyor. Futbol evrenseldir… Kesinlikle, kesinlikle. Galatasaray taraftarlarına bir mesajın var mı? Onlara neler söylemek istersin? Onlar seni gerçekten çok seviyor, kalpten seviyor… Hepsini söylemek istersem, bu çok uzun sürer. Onları asla unutmayacağım. Gittiğim her yerde, her tatilimde, her zaman Galatasaray olacak. Bilmek isterseniz, her yerde sarı ve kırmızı olacak. Kalbimde de öyle… Kalbim de Galatasaray için atacak. Burada sadece bir buçuk yıl kaldım. Ama bu takım için attığım her gol, kariyerimin en iyi deneyimlerden biri oldu. Marsilya ve Chelsea ile birlikte. Kariyerimin en güzel anlarından biri. Her şey için teşekkürler Didi. Benim için kariyerimdeki en zor programlardan biri oldu. Ama umarım bu seninle son programımız olmayacak… Hayır, son olmayacak. Çok eğlenceliydi. Burada veya başka bir ülkede, yine birlikte olacağız.Hoş gelirsiniz, her zaman. Galatasaray tarihinin en önemli sayfalarında yerini alacaksın. Burada her zaman bir efsane olarak hatırlanacaksın. Ve eminim herkes senin için, “o bir Galatasaray efsanesi” diyecek… Çok teşekkür ederim.Şampiy10