Türbülans Haberleri

Türbülans ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Türbülans ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

En İyi Tansiyon Aleti Markaları
Evde tansiyon takibi yapmak isteyenler için doğru cihazı seçmek sanıldığı kadar kolay değil. Omron, Beurer, Microlife, Hartmann Veroval ve Acura gibi markalar farklı bütçe ve kullanım ihtiyaçlarına hitap ederken; koldan ölçüm, manşon boyutu, ritim bozukluğu tespiti ve klinik doğrulama gibi detaylar seçimi doğrudan etkiliyor. Peki 2026'da en iyi tansiyon aleti hangisi, hangi marka daha güvenilir ve fiyat-performans açısından öne çıkıyor?
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
O değerleri kişiliğinde cisimleştiren bir isimle birlikte yitip gidendir. Süleyman Seba bir devlet memuruydu. Beşiktaş’ta “devlet memurları geleneğinin” son temsilcisiydi. Yaşamı boyunca sadece Beşiktaş için değer yarattı. 16 yıllık başkanlığı döneminde sadece Beşiktaş’ı düşündü. Yaşamını Beşiktaş’a adadı. Evlenmedi. Başkanlığı döneminde zenginleşmedi. Tersine memurluktan edindiği tek varlığı olan evini, Madida transferi döneminde ipotek ettirerek, Beşiktaş’a bir oyuncu kazandırmayı, “servetine” yeğledi. Beşiktaş onun eviydi. O evde “laf çıkmasın” diye hiçbir yakını çalışmadı. Son anına kadar yanı başında olan yeğeni Tayfur Havutçu ilk Beşiktaş’ın kapısını çaldığında, “yanlış anlaşılır” kaygısıyla takıma almadı. Ne zaman ki Tayfur Fenerbahçe ve Kocaelispor’da kendisini kanıtladı. Artık “Beşiktaşlı Tayfur” olacaktı.
"Bana Mazeretle Gelmeyin"
Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk kez AK Parti Grup Toplantısı'nda vekillere hitap etti. Davutoğlu, 'Bana mazeretle gelmeyeceksiniz 24 saat yetmiyorsa 25. saati bulacaksınız. 6 gün yetmiyorsa 7 günle geleceksiniz. Önümüzde çok daha katledecek mesafeler var.' dedi.Erdoğan'ın TBMM'deki yemin töreni öncesi yaşanan gerginlikte Anayasa kitapçığını fırlatan CHP Milletvekili Engin Altay'ı ve CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştiren Davutoğlu, 'Niyetleri varsa CHP kulisinde okuma odası açsınlar sonra kitap semineri başlatsınlar bu arkadaşa da satahfta bulunma cezası versinler.' dedi.Kılıçdaroğlu'nun savaş ve benzeri durumlar hariç Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmeyeceğini açıklamasına ilişkin konuşan Davutoğlu, ' Sayın Kılıçdaroğlu’na şunu da mesaj olarak iletmek isterim savaş hariç sayın cumhurbaşkanımızla görüşmeyeceğini söyledi. Bu genel müdürü anlayışı. Genel müdür bile kurallara riyaret eder. Konuşsa ne yazar konuşmasa ne yazar. Ben kişilerin iradelerine saygı duyarım tıpış tıpış konuşacaksın demem ama öyle ya da böyle konuşacak. Zamanla göreceksiniz.' dedi.İşte Davutoğlu'nun konuşmasından önemli satır başları;TBMM'DE GERGİNLİKAk Parti grubu kahramanlar topluluğudur. Tarihi süreçler tarihi sınavları beraberinde getirirler. İnsanlık onurunu teminat alma bakımından TBMM’nin üstlendiği iki önemli fonksiyon devreye girmiş oluyor. Uşağın kurtuluşunu sağlayan milli iradenin arkasından TBMM ve milletvekilleri vardır. Allah bize 1. Meclis’in çalışma azmini versin. Bir daha milletimize hangi şartlarda olursa olsun esaret tattırmasın. Ak Parti istiklalimizin ve barışın teminatıdır. Biz istiklal bilincini ihya etmek için yola çıkmış kadroyuz. Sadece iç barışı değil bölgesel barışı da savunan ve bunun için adım atan ülke varsa o da Türkiye Cumhuriyeti devletidir.Türkiye uluslararası barışın da öncü ülkesidir. Siyaset bilimciler son 10-15 gün içinde yaşananları tahlil ettiklerinde , daha sonraları bu sıralarda oturan vekiller bu günleri tekerrür ettiklerinde Ak Parti’nin sergilediği tutumu örnek olarak tarihe geçireceklerdir. 10 Ağustos’ta tarihi devrim yaşadık. Milletimiz kendi cumhurbaşkanını seçti. Bir takım oyunlar, kumpaslar içinden geçerek başarıya milletimiz imza attı. Bir başka ilk daha yaşandı. İlk kez aynı kadro içinden iki cumhurbaşkanı birbirlerine bu makamı büyük katılımla gerçekleştirdiler. İlk defa aynı kadro içinden iki cumhurbaşkanı görev teslimi yaptı. İlk defa bu kadar geniş katılımlı onurlu törenler cumhurbaşkanlığı devir teslim töreni yapıldı. Biz Sayın Gül’e demokrasi mücadelesi nedeniyle teşekkür ediyoruz. 2007’de cumhurbaşkanlığı seçiminde neler yaşandığını biliyoruz.Hiçbir fani böylesine tarihi sorumluluğu tek başına omuzlarında taşıyamaz. Kollektif ortak irade böyle sorumluluğu taşıyabilir. Hepinizin yanımda durmanızı istiyorum. Eğer ola ki sizce herhangi yanlış gördüğünüz husus olursa gelip konuşmanız gereken bendenizim.Bu topluluk içine kulis, lobi, fitne sokmayacağız. Bizim gücümüz ve kudretimiz birliğimizden geliyor. İç tartışmalarla enerji tüketmeye vaktimiz olmayacak.Kimse görev değişimi ile ilgili herhangi spekülasyon yapmamalıdır. Görev devir teslimi doğal istişare neticesinde ortaya çıkmıştır. Hiçbir arkadaşımızın görevinde ne ihmal ne de tereddüt üzerinden görev değişimi olmamıştır. Bu arkadaşlarımızı aktif olarak yanımızda görmek istiyoruz. Son derece doğal bir değişim sürecidir. Bana mazeretle gelmeyeceksiniz 24 saat yetmiyorsa 25 saati bulacaksınız. 6 gün yetmiyorsa 7 günle geleceksiniz. Önümüzde çok daha katledecek mesafeler var.Hükümetle ilgili türbülans gerçekleştirmek istediler. Her gün karabasan gibi haberler yayınladılar ama cumhurbaşkanlığı seçimi destansı bir şekilde tamamlandı. Şimdi hesapları 2015 seçimleri.Ak Parti kadrosu kendi içinde ego hesabı yapmaz. Herhalde son 5 gün içinde yaşadıklarımız onlara gösterdi ki yaptığımız çalışmaları hesaplı yaparız.Ak Parti dönemsel bir parti değildir. AK Parti tarihten aldığı mirasla derinliğine gider, ebediyete kadar gidecek siyasi partinin adıdır.Sadece üyelerimizde Türkiye’nin en büyük partisiyiz. 21 milyon seçmenle Türkiye’den en geniş aileyi oluşturan partiyiz. İki Ak Parti’nin anlaşabilmesi için dillere ve kuşlaklara ihtiyaç yoktur onlar gönülden gönüle konuşuyor. Aramıza nefs ve ego girerse o zaman konjektürel parti haline geliriz. Dışarıda ak kurtlar gibi bekleyenler çok beklerler diyorum. Bu topluluk küçük hedeflerle yola çıkan topluluk değil.Kitaba olan saygısızlığı cezalandırma gibi düşünceleri varsa bu arkadaşı sahafta kalma cezası versinler. Bu psikiyatrik vakayı o şifa düzeltir. Ben içinde kitabı olmayan odada uyamadım. O kitap kokusunun nasıl güze şey olduğunu, insana nasıl iyi geldiğini bilirim. Niyetleri varsa CHP kulisinde okuma odası açsınlar sonra kitap semineri başlatsınlar bu arkadaşı da satahfta bulunma cezası versinler.Önümüzde ciddi ana muhalefet sorunu var. Sabırla ana muhalefet partisine edebi, devlet ahlaksını, kitap sevgisini öğreteceğiz. Bizim aramızdan hu tür tavırlar çıkacağını düşünmüyorum. Sayın Kılıçdaroğlu’na şunu da mesaj olarak iletmek isterim savaş hariç sayın cumhurbaşkanımızla görüşmeyeceğini söyledi. Bu genel müdürü anlayışı. Genel müdür bile kurallara riyaret eder.Konuşsa ne yazar konuşmasa ne yazar. Ben kişilerin iradelerine saygı duyarım tıpış tıpış konuşacaksın demek ama öyle ya da böyle konuşacak Zamanla göreceksiniz. Bizim meselemiz polemik yapma meselesi değil.HABER TURK
Yalçın Akdoğan'dan 'Çözüm Süreci' Açıklaması
Yalçın Akdoğan, çözüm süreci ile ilgili yaptığı açıklamada; 'Başbakanımızın başkanlığında tüm ilgili kurumlar, bakanlıklar bir araya geldik. Başbakanımız 'bu sürecin sahibi benim' dedi. Çözüm sürecinden sorumlu bakan falan değil, benim bu işin sahibi demiş oldu' dedi.Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, TRT Haber televizyonunun canlı yayınında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 2012 yılında verdiği bir röportajında söylediği 'Derin devlet bir tür zombi gibi. Öldü diyorsun, farklı bir vücutta yeniden diriliyor. Bu asalak yapılar temizlenmeden ileri demokrasiye ulaşılamaz' sözleri hatılatıldı. Akdoğan, paralel yapı ile ilgili iddialara ilişkin şunları söyledi; 'Bu kayıt dışılık yani devleti seçilmiş iktidarlar yönetmez, biz yönetiriz. Otorite sahibi biz olacağız. Siyaset mühendisliğini biz yapacağız. Bu bir hastalık. Bu anlayışın deşifre edilmiş olması, bu konuda bir farkındalık oluşmasının, onlara dönük bir güven sarsılması yaşanmasının ben bu mücadelede önemli bir nokta olarak görüyorum. Tasfiye edilip edilmemesinden daha önemli olan, bunun deşifre olması ve güven kaybetmesidir. Devletin gücünü kullanarak devlete operasyon çekmeye çalışıyorsa buna karşı elbette bir hukuk mücadelesi verilmesi gerekir.''DEVLETİN FOTOĞRAFINDAN ÖNCE SİVİL TOPLUMUN FOTOĞRAFINI ÖNEMSİYORUM'Hükümet-medya ilişkileri nasıl yürüyecek diye sorulan Akdoğan, 'Ben Başbakan yardımcısıyım ama bir iletişim bakanlığı gibi kurguluyorum. Devletin tüm iletişim birimleri, Basın Yayın Enformasyon, Basın İlan Kurumu, TRT, Anadolu Ajansı, RTÜK bütün bunları bir iletişim stratejisi çerçevesinde ortak amaca doğru yol yürüyen kurumlar olarak görüyorum. Çünkü bunlar uluslararası mahiyette kurumlar. Tüm bu birimler kamu diplomasisi faaliyeti yürüten birimler olarak da görülebilir. Cuma günü medya ve iletişim sektöründe bulunan STK'ları davet edeceğim bir toplantı yapmayı planlıyorum. 20 civarında sivil toplum örgütü var sektörde. Bunları öncelikle dinlemek istiyorum. Ben kamudan önce sivil toplumun görüşünü almak istiyorum. Devletin fotoğrafından önce ben sivil toplumun fotoğrafını önemsiyorum. Dinleyerek işe başlamak bence önemli. Bütün bu kurumların içeride doğru bilgilendirme yapma, kamuoyu oluşturma, hükümetin ve devletin iletişim politikası çerçevesinde halkı bilgilendirme konusunda önemli misyonlar yüklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Kamuoyunun bilgilendirilmesi, gündem oluşturulması çerçevesinde birçok konu olduğunu görüyoruz. Çözüm süreci de bunun bir parçasıdır' diye konuştu.'MASUM HAK ARAMA MÜCADELELERİ VE GÖSTERİLER SİYASİ KALKIŞMALARA DÖNÜŞEBİLDİ'Gezi Olayları ile bağlantılı olarak sorulan Türkiye'nin kendisini dünyaya anlatması ile ilgili bir plan olup olmadığı sorusu için Akdoğan, 'Ülke gündeminde türbülans oluşturan her konuda toplumun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmesi önemli. Kamu diplomasisi derken propagandadan bahsetmiyorum. Propaganda da bilgi yaymak anlamına gelir ama orada bilginin doğruluğu yanlışlığı çok önemli değildir. İdeolojik maksatlarla da bunu yapabilirsiniz. Kamu diplomasisinde doğru bilgiyi yaymak önemlidir. Bu çerçevede birçok sıkıntı yaşadık. İdeolojik olarak savrulmalar oldu. Toplumda ciddi sıkıntılar yaşandı. Masum birtakım hak arama mücadeleleri ve gösteriler daha büyük siyasi kalkışmalara dönüşebildi. Bütün bunlarda kamu yayıncılığının daha objektif daha serin kanlı toplumsal fay hatlarındaki kırılmayı önleyecek şekilde yayın yapmaları önem taşıyor' diye kaydetti.'ERDOĞAN-DAVUTOĞLU UYUMU TÜRKİYE'Yİ ŞAHA KALDIRACAK BİR DİNAMİZM GETİRECEKTİR'Akdoğan, hükümetteki görev değişikliklerini değerlendirerek şöyle konuştu; 'Cumhurbaşkanı değişti, başbakan değişti, kabine değişti, MYK değişti, genel başkan değişti. Bunlar basit işler değil. Sıradan küçük bir partide bu değişiklikler olsa belki çok önemsenmeyebilir ama büyük bir iktidar partisinde bu değişimin yaşanması ülkenin de geleceğini ilgilendiriyor. Bu konuda bir sorun yaşanır mı bir çatlama olur mu gibi kaygıların hepsi boşa çıktı. Tereyağından kıl çeker gibi çok sağlıklı bir süreç yürüttük. Burada cumhurbaşkanı ve başbakan uyumu çok önem taşıyor. Bu konuda Sayın Davutoğlu'nun doğru bir tercih olduğunu buna en uygun isimlerden biri olduğunu gördük. Bu sürecin başarı ile tamamlanmasında Davutoğlu profilinin önem taşıdığını görüyorum. Yeni Türkiye'nin inşasında cumhurbaşkanı başbakan uyumu önemlidir. Erdoğan-Davutoğlu uyumu Türkiye'yi şaha kaldıracak bir dinamizm getirecektir. Herhangi bir sıkıntı yaşanması değil, tam tersine daha büyük bir enerji ve sinerji ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Davutoğlu'nun kongre konuşması, grup konuşmasına baktığımızda müthiş bir kabullenme olduğunu görüyoruz Ak Parti kitlesinde. 62'nci Hükümetin bir seçim hükümeti olmadığını sadece 2015'i değil, 2019'u da hedeflediğini gösterdi.''ASANSÖR KAZASI, DAMPERLİ KAMYON, MADEN FACİASI MASAYA YATIRILACAK'Mecidiyeköy'de yaşanan asansör kazası sorulan Akdoğan, iş güvenliği tartışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunarak 'Bu gerçekten hepimizi üzüntüye boğan bir karar. Bu kadar kolay olmamalı can kaybetmek. Milyar dolarlık yatırımlar bunlar ve Türkiye'nin de gurur olan projeler. Bunlara paralel olarak iş güvenliğinde de aynı hassasiyetin sergilenmesi, aynı kalite çıtasının yukarıya çekilmesi gerekir. 2012'de bir iş güvenliği yasası çıkarttık. Başbakanlık Teftiş Kurulu görevlendirildi. 2012'de çıkardığımız iş güvenliği yasasından sonraki tüm hadiseler damperli kamyon, maden faciası vs. Mevzuatta hala bir eksiklik mi var, bunun uygulanmasında mı bir sıkıntı var, denetimde mi sıkıntı var. Bütün olayları masaya yatıralım, sorgulayalım. Bunun üzerine ne yapmak gerekiyorsa yapalım. Ya bir denetim ya da bir eğitim sıkıntısı var' dedi.'BAŞBAKANIMIZ BU SÜRECİN SAHİBİ BENİM, DEDİ'Çözüm süreci ile ilgili sorulan soruyu Akdoğan, 'Süreçte herhangi bir olumsuzluk, sıkıntı yok. Planlandığı şekilde süreç işliyor. Başbakanımızın başkanlığında tüm ilgili kurumlar, bakanlıklar bir araya geldik. Başbakanımız 'bu sürecin sahibi benim' dedi. Çözüm sürecinden sorumlu bakan falan değil, benim bu işin sahibi demiş oldu. Bu şeffaf bir şekilde saydam bir şekilde yani gizli kapaklı yürütülecek bir şey değil. Bir hükümet ve devlet politikası olarak uygulanacak bir mesele. Burada toplumsal destek önemlidir. Toplumun bilgilendirilmesi ve iç huzurun sağlanması da önemlidir. Gizli kapaklı bir iş olmayacaktır. Gelinen noktada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de ben bu sürece ivme kazandırdığını düşünüyorum. Selahattin Demirtaş'ın aday olması, belli bir oy oranına ulaşması. Sürecin aktörü sayılabilecek Erdoğan'ın yüzde 52-53 oy oranına ulaşması dolaylı destek anlamına gelir. Bunun üzerine Demirtaş'ı da eklerseniz yüzde 60'ları geçen bir destek anlamına gelir. Lice'deki olaylar, yol kesme, adam kaçırma, haraç alma gibi birtakım hadiseler var. Bir eylemsizlik kararı alınmıştır. Bu eylemsizlik sadece karakol basma, kurşun sıkma ile sınırlı olmamalıdır. Terör, her türlü şiddet ve asayiş meselesi. Bunlar da bu eylemsizlik kapsamında ele alınmalıdır. Ve çözüm sürecinde kırılganlık üreten risk üreten, bunların devre dışı kalması için bu eylemsizlik kapsamı içine alması önemlidir. Yarım kalan çekilmenin tamamlanması bu süreçte önem taşıyan hadiselerdir' şeklinde yanıtladı.'SORUNU GÜNDEME GETİRMEK, SORUN ÜRETMEK DEĞİLDİR'Çözüm süreci ve bu süreçte yaşananlar ile ilgili kamuoyuna yansımayan hususların olup olmadığı sorulan Akdoğan, 'Böyle bir şey söz konusu olamaz. Türkiye bir hukuk devleti. Bu kadar iletişimin medyanın geliştiği sosyal medyanın geliştiği bir ortamda hiçbir şey gizli kapaklı kalabilir mi? Siz her şeyi kamuoyunun önünde yapıyorsunuz. AK Parti iktidarı 12 yıldır Türkiye'yi yönetiyor. Hiç gizli kapaklı bir şey yaptı mı? Toplumdan bir şey gizledi mi? Toplumda bir güven oluşmuş durumda. Bu güveni boşa çıkaracak hiçbir adımı AK Parti iktidarı atmaz. AK Parti bu çözüm sürecini gündeme getirdiğinde birileri bu sorun nereden başımıza bela ettiniz, dediler. Bu sorun zaten vardı. 40 bin insan öldü. Ama siz görmezden gelirseniz başınızı kuma gömerseniz hiçbir şey yokmuş gibi davranırsanız o zaman siz bir şeyleri kaçırıyorsunuz demektir. Bu sorunu gündeme getirmek sorun üretmek değildir. Var olan bir sorunu çözmek için adım atmaktır' diye kaydetti.'AK PARTİ'NİN BİR YAPI İLE KAVGASI DEĞİL, HUKUK MÜCADELESİDİR'28 Aralık 2012'deki bir röportajında 'Derin devlet bir tür zombi gibi. Öldü diyorsun, farklı bir vücutta yeniden diriliyor. Bu asalak yapılar temizlenmeden ileri demokrasiye ulaşılamaz' sözlerini ifade eden Yalçın Akdoğan'a bu söylemleri üzerinden asalak yapılar temizlenebildi mi, sorusu sorulan Akdoğan, 'Bu vesayetçi ruh farklı vücutlarda dolanıyor. Siz birini tasfiye ediyorsunuz. Yarın bu hastalık başka bir vücuda geçiyor. Bu kayıt dışılık yani devleti seçilmiş iktidarlar yönetmez, biz yönetiriz. Otorite sahibi biz olacağız. Siyaset mühendisliğini biz yapacağız. Bu bir hastalık. Bu hastalığın aktörleri değişiyor. Son dönemde bakıyoruz yeni vesayet odakları üretilmeye çalışılıyor. Bunlar demokrasiye, hukuka, milletin iradesine karşıdır. Ülkenin ve milletin menfaatlerine uygun işler değildir. Bu anlayışın deşifre edilmiş olması, bu konuda bir farkındalık oluşmasının, onlara dönük bir güven sarsılması yaşanmasının ben bu mücadelede önemli bir nokta olarak görüyorum. Tasfiye edilip edilmemesinden daha önemli olan, bunun deşifre olması ve güven kaybetmesidir. Ondan sonra elbette idari birtakım tedbirler alınacaktır. Adli birtakım süreçler olacaktır. Bu bir devlet meselesidir. Sadece hükümetin meselesi değildir. Bu AK Parti'nin bir yapı ile kavgası değildir. Hukuk mücadelesidir bu. Bu mücadele verilecektir. Sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması bunun bir devlet politikası olması açısından da çok büyük önem taşımaktadır. Uzun soluklu bir mücadeledir. Yanlış yapan her kim olursa olsun hukuka ve demokrasiye kim meydan okuyorsa, devletin gücünü kullanarak devlete operasyon çekmeye çalışıyorsa buna karşı elbette bir hukuk mücadelesi verilmesi gerekir. Yapılan da budur' diye yanıt verdi.'BUNLAR MİLLİ GÜVENLİK MESELELERİDİR''Çeşitli odaklarla mücadelenin devlet politikası haline gelmesi zaman mı alacak', sorusu için Akdoğan, 'Bu tür konuları biz parti ya da iktidar meselesi olarak görmüyoruz. Çözüm süreci de böyledir. Diğer vesayetçi odaklarla mücadele de böyledir. Avrupa Birliği perspektifi de böyledir. Bunlar ortak ulusal konulardır. Milli güvenlik meseleleridir. Devlet politikası olabildiği oranda bütün devlet organlarının arkasında durması anlamına gelir. O süreçlerin daha başarılı olmasını beraberinde getirir. Bunlar temel meselelerimiz bizim. Avrupa Birliği konusu da çözüm süreci konu da diğer konular da temel meselemiz. Bu konuda dünden daha iyi olduğumuz söylenebilir' ifadelerini kullandı.'CHP İDEOLOJİK BİR TRAVMA YAŞIYOR'CHP'deki kurultay hatırlatılarak 'Muhalefetten beslenebiliyor musunuz?' diye sorulan Yalçın Akdoğan, 'AK Parti'den önce Türkiye'nin bir demokrasi sorunu vardı. Şu anda bir muhalefet sorunu var. Giderek birbirine benzeşen birbirini aşağıya doğru çeken bir muhalefet bloğu ile karşı karşıyayız. Bu kongreler muhalefetin yaşadığı siyasi krizleri çözme kabiliyetini ortaya koymuyor. Kongreler vasıtası ile siyasi partiler kendilerini yeniler. Muhalefetteki kongrelerde böyle bir yapısal dönüşüm görmüyoruz. CHP bence ideolojik bir travma yaşıyor. Yapısal birçok sorunu var. Bu sorunu aşmak için ciddi bir öz eleştiriden geçmediği için daha kalıcı adımlar atamıyor. Devlete atfedilen ne kadar olumsuzluk varsa bunu üzerine alan bir CHP anlayışı var. Fikirlerin yarıştığı bir kongre olmadı. Burada hangi aday hangi görüşü savunuyordu ve o kazandı? Ben çok ümitli değilim açıkçası. Popülizmle değişim sağlanmaz. Sadece isimleri değiştirerek yapısal dönüşüm yapamazsınız. Özellikle son dönemde MHP ile yakınlaşma başka travmalar üretti. MHP'de daha fazla travma üretti. Erdoğan'ın MHP kitlesinden ciddi destek bulmasında bu yaşanan travmanın da bir etkisi olduğu söylenebilir.İkisi de birbirini aşağıya çekmeye başladı' diye konuştu.2015 ANAYASASI İLE İLGİLİ AKDOĞAN: GİDEREK BÜYÜYEN BİR ÜLKE VAR VE GİYSİLERİNİZ SİZE DAR GELİYORAkdoğan, 'Muhalefet destek vermese bile 2015 anayasası olacak mı?' sorusuna; 'Olması gerekiyor. Bu toplumun talebi ve beklentisi. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için anayasa ve yasalarda ciddi dönüşümler olması gerekiyor. Belki bu başkanlık yarı başkanlığa kadar daha köklü birtakım değişimler yapılması gerekiyor. Giderek büyüyen bir ülke var ve giysileriniz size dar geliyor. Bu olmaz. Bir şekilde bu konuda adım atılması gerekiyor. Ak Parti için öncelikli konulardan biridir bu. Ak Parti tek başına da kalsa bu hedefini geriye düşürmeden yol yürümeye devam edecek. Diğer partileri de zorlayarak kendi sayısal çoğunluğa ulaşsın veya ulaşmasın bu hedefi kaybetmeden yol yürümeye devam edecek. Önümüzdeki seçimler çok kritik. Bu seçimlerde Ak Parti'nin ulaşacağı meclis çoğunluğu önem taşıyor. Anayasadan şikayetçi olan bütün toplum kesimlerinin bir şekilde diğer partiler üzerinde baskı kurması önemli bir husus' diye yantıladı.Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
'Muhatabınız Benim'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Dolmabahçe’deki ofisinde gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle bir araya geldi. Davutoğlu; Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve Genel Başkan Yardımcısı Beşir Atalay’ın da hazır bulunduğu toplantıda gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladıAhmet Davutoğlu, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye seslenerek “Muhatabınız artık benim, Cumhurbaşkanı değil. O siyaset ve partiler üstü bir konumda” dedi.Başbakan Davutoğlu, siyasette ve toplumdaki kutuplaşmayı değerlendirirken, “Ben yumaşamadan yanayım” derken Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin söylem ve tutumlarını eleştirdi. “Ben Kılıçdaroğlu’nu tebrik ettim ama o beni tebrik etmedi. Meclis Genel Kurulu’nda Bahçeli’nin elini sıktım ama o benim gerçek Başbakan olmadığımı söyledi” dedi ve “Bahçeli’nin şahsi nezaketini siyasi nezakete yansıtmasını bekliyorum” diye ekledi.Davutoğlu, Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin çözüm süreci olduğunu da vurguladı. Bu sürecin provokasyonlara kurban edilmemesi gerektiğini söyledi.Başbakan Davutoğlu’nun gündemdeki konulara ilişkin görüşleri şöyle:“Muhatabınız artık benim”“CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve MHP genel başkanı Bahçeli’nin muhattabı artık benim, Cumhurbaşkanı değil. Cumhurbaşkanı artık siyaset üstüdür. Partiler üstüdür. Muhalefetin siyasi muhatabı Başbakan’dır.”“Yumuşamadan yanayım”“Son bir aydır; Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra kutuplaştıran tavırlar kimlerden geldi? Sayın Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildikten sonraki söylemine baktığınızda kutuplaştıran türden bir tartışmanın parçası olacak bir söylemi olmadığını görürsünüz. Cumhurbaşkanı törenine kim gelmedi? Sayın Kılıçdaroğlu gelmedi. Meclis Genel Kurulu’ndaki tören öncesinde elindeki tüzüğü kim Meclis Başkanı’na fırlattı? O an ben çok üzüldüm. Hatta bir ara gidip yerdeki tüzüğü almayı, Meclis Başkanı’na götürmeyi bile düşündüm. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan, “Herkesle konuşmaya hazırım” dedi. Yaklaşımı bu oldu. Cumhurbaşkanı Kıbrıs’a gitti. Her partiden milletvekili çağırdı ama CHP’liler gelmedi. Cumhurbaşkanı ve makamının tartışma konusu yapılmaması lazım. Ben yumuşamadan yanayım. Bizden kitap fırlatan çıkmaz. ““Savaş mı lazım?”“Cumhurbaşkanı herkesle konuşmaya hazırım dedi ama ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu savaş dışında konuşmam dedi. Ana muhalefet liderinin Cumhurbaşkanı ile konuşması için savaş mı lazım?”“Bahçeli’nin şahsi nezaketi”“Ben genel kurulda sayın Devlet Bahçeli’nin yanına gittim ve törene katıldığı için elini sıktım ama o sonra benim gerçek başbakan olmadığımı ima eden konuşmalar yaptı. Ben sayın Bahçeli’nin şahsi nezaketini biliyorum. Gerginliği okuduğu metinlerden çıkıyor. O metinleri yazanlar nasıl yazmışlarsa öyle okuyor. Bahçeli’nin şahsi nezaketi siyasi nezakete de yansımalı. Bizlere saygı göstermeyenler bizden saygı bekleyemezler.”“Beni tebrik etmedi”“Ak Parti’ye genel başkan seçildim, Kılıçdaroğlu beni aramadı. Başbakan oldum yine aramadı, tebrik etmedi. O CHP’ye yeniden genel başkan seçildi, ben aradım, tebrik ettim.”‘Seçim hükümeti değiliz’“Önümüzdeki güçlü engelin ikisini aştık. Şimdi önümüzde 2015 seçimleri var. Genel Başkan adayı olarak adımın anılmasıyla birlikte arkadaşlarımla çalışmaya başladık. 10 gün içinde bitirdik. 1 Eylül’de programımızı sunduk. Çalışmalar sırasında iki eğilim vardı:Birincisi 61. hükümetin devamıyız, sekiz aylık bir program yapalım. İkincisi ise daha uzun vadeli, 2014-2015’i içeren bir program yapalım. Benim düşüncem 2023’ü hedefleyen bir hükümet programıydı. Hükümet 2023’e kadar devam edecekmiş gibi program yapmaktı. Tabii icra çalışmaları sekiz aylık gibi olabilirdi. Kimse sekiz ay sonra bir türbülans beklemesin. İlk hedefimiz 2015’e kadar yürüyen projeleri devam ettirmek. Sekiz aylık bir seçim hükümeti değiliz. Yeni Türkiye tabirinin içini dolduracak çalışmalar yapacağız.IŞİD’in kaçırdığı gazeteciler“IŞİD’in kaçırdığı ABD’li gazeteciler kaç aydır oradaydı ama ABD basınına yansımadı, aileleri konuşmadı. Onlardan konuşmamaları istendi, en küçük bir açıklama hayatlarına mal olabilirdi. Kerry bana ABD’li gazetecilerin kaçırıldığını söyleyeli bir yıldan fazla oluyor. Ama ABD basınında çıt çıkmadı. Bizdeyse neredeyse rehinelerin nerede olduğunu gösteren haberler yapılıyor. Bu etik açıdan doğru değil.”Evrensel demokrasiyle anılmak“Küçümsemek için söylemedim, sakın yanlış anlaşılmasın. Adnan Menderes’in yolla anılması kötü bir şey değil, devrim mahiyetindeydi. Ya da Demirel’in barajlarla anılması veya Özal’ın liberal ekonomiyle. Cumhurbaşkanımız (Erdoğan) milli iradenin egemen kılınmasıyla anılacak. Bizim eğer 2023 vizyonu da içinde olarak anılmamız soruluyorsa; evrensel ölçekte demokrasi ve dış politika anlamında da Türkiye’yi küresel bir güç haline dönüştürmek. Hedefimiz bu.”Büyük yatırımlar“Türkiye 14-15 yıl önceki dönemde değil. 3. köprü inşaatını gezdim, gurur duydum. Oradaki yetkililer bana, üçüncü köprü için ‘Bu 21. yüzyılın eseri. Bundaki özellikler 2. ve 1. köprüde yok’ dediler. Büyük yatırımları söz verildiği tarihte, hatta daha öncesinde bitirmeyi hedefliyorlar. Türkiye dünyanın su altından geçen en derin tünelini yapıyor. En geniş köprüsünü, en büyük havalimanını yapıyor. Bu yatırımlar 14-15 yıl önce yapılacak denseydi, bu adam hayal görüyor derlerdi. Şimdi gerçekleştiğini görüyoruz ve heyecanını duyuyoruz.”‘Ak Parti kurumlaştı’“Türkiye, Ak Parti iktidarında çok büyük sıçrama gerçekleştirdi. AK Parti iktidarının ilk 5-6 yılı reformcuydu, sonra durdu eleştirisi yapıldı. Ama bu doğru değil. Bunun söyleyenlere ‘Gelin bir karne çıkaralım’ diyorum. Örneğin gerçek demokratikleşme son 3-4 yılda yapıldı. Asker sivil ilişkilerine bakalım. 2007’de e-muhtura vardı. Son Cumhurbaşkanlığı seçimiyse demokratik bir ortamda gerçekleşti. Gayrimüslimlere mülkiyet hakları daha geçen sene verildi. Başörtüsü yasağı daha yeni kalktı. Türkiye’de reformlar durmadı, durmayacak. Hala kat edilecek mesafe var. İkinci atılım dönemine giriyoruz. 90’lı yıllarda dünyada ekonomi ve demokrasi genişliyordu, bizdeyse daralıyor. 2000’li yıllarda ise özellikle 11 Eylül olayından sonra dünyada ekonomi ve demokrasi daraldı. Bizdeyse genişledi. Bu genişleme devam ederken Gezi Olayları sürecinde Türkiye’nin dış algısı negatif yansıtılmaya çalışıldı. Türkiye’yi IŞİD ile özdeşleştiren izlenim yaratılması için çaba gösterildi. Arkasından 17-25 Aralık operasyonları geldi. Gezi’de oluşturulan algı, pekiştirilmeye çalışıldı. Öyle bir atmosfer oluştu ki, her an Türkiye’de bir kaos olacakmış, bir hükümet sorunu yaşanacakmış gibi hava verildi. ‘Dönemin Başbakanı’ gibi ifadeler kullanıldı. Önümüzde 3 kritik seçim vardı. Bunu engelli bir yarışa çevirdiler. 30 Mart seçimlerinde Ak Parti, yüzde 30’da kalacak dediler. Öyle olsaydı nasıl bir Türkiye olurdu? Erken seçime gidilirdi, ne çıkardı? Türkiye kazanımlarını nasıl korurdu? Dinlemelerle yaratılan ortamı, dış işlerinin dinlenmesi olayını, MİT olaylarını hatırlayın.”“Sonra Cumhurbaşkanı seçimleri geldi. Çatı aday çıkardılar. Çatı aday, ne yapabiliriz de Erdoğan’ı durdurabiliriz diye çıkarıldı. Türkiye’yi bir geçiş dönemine, bir türbülansa sokmak istediler.Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandıktan sonra bu sefer Ak Parti içinde ne olacak, sorusunu ortaya attılar. Cumhurbaşkanı Gül ne yapacak, sorusunu gündeme getirdiler. Ama onların beklediği hiçbir şey olmadı. Benim ismim üzerinde uzlaşıldı. Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakan değişimini yaptı. AK Parti Genel Başkanı’nı seçti, MYK’sında değişiklikler yaptı. Oysa ANAP iktidarı döneminde genel başkan değişiminde Türkiye’nin kazanımları geri gitmişti. Ardından gelen Demirel dönemi Türkiye’yi 28 Şubat’a kadar götürdü. Bizim ise AK Parti olarak kriz yönetimi kapasitemiz var. Bu sayede hükümet ve parti değişikliği sorunsuz gerçekleşti.” “İster Bizans’tan itibaren, ister Türk tarihinden itibaren deyin Türkiye Cumhurbaşkanı değişimini suhuletle yaptı. İki arkadaş arasında devir teslim gerçekleşti. Bu konu kriz olmaktan çıktı. Şenliğe dönüştü. Sonra da hükümet görevi bana verildi. Hiçbir sıkıntı yaşanmadı. Bu AK Parti’nin kurumlaştığını gösteriyor.”“İki mekanizma”Ben görevi aldıktan sonra saat 3-4’e kadar Başbakanlık’ta, sonra partide çalıştım. İki yeni mekanizma kurduk:1- Çözüm süreci2- Ulusal güvenlik15 günde bir takip edilen süreçlere döndük.“Suriye’de uçak düşürülmesi olayında olduğu gibi hemen karar verilecek konuların iyi izlenmesi için böyle bir mekanizma oluşturduk. Daha düzenli toplantılar haline getirdik. Toplantı günü olarak çarşamba gününü belirledik. Bizde perşembe devlet günüdür. Cumhurbaşkanı ile paylaşımlar yapılır, arzlar yapılır. Ortak aklın konsovide yapılması sağlanır.”ÇÖZÜM SÜRECİ: SİLAHSIZLANDIRMA VE ENTEGRASYONDavutoğlu Türkiye’nin son 50 yılda yaşadığı en önemli sorunlardan birinin Kürt sorunu olduğunu belirterek çözüm süreciyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:“Son 30 yıldır yoğunlaşan ama demokrasiye geçtiğimizden bu yana hatta kökenlerine gidersek 100 yıldır devam eden en önemli sorunlardan biri budur. Vatandaşlık ile tarihdaşlık bağını kurup aidiyeti güçlendirmek gerekir. Biz küçülmüş bir imparatorluğun üzerine kurulduk. Bir harman oluştu. İstanbul’un 100 seneki önceki toplumsal yapısı çok farklıydı. Bugün çok farklı. Süreç içinde aidiyet duygusu zayıflayan gayrimüslümler koptu. Eşitlikçi vatandaşlığı yerleştirirek tarihten gelen dokuyu güçlendirmek lazım.”“Provokasyonlar oldu”“Tarihten Müslüman bir toplum geliyor ama siz başörtüsünü yasaklarsanız; Diyarbakır Cezaevi’nde insanlara sırf etnik kimlikleri nedeniyle dışkı yedirirseniz kopuş başlar aidiyet zayıflar, terör çıkar. Kopuşlara tarihi parantez diye bakacağız ve aidiyeti tekrar tahkim edeceğiz. Önemli olan insanların bu devletin parçası olmaktan mutluluk, bu toplumun parçası olmaktan gurur duyuyorum diyebilmeleridir. Biz şunu söyledik; sizi düşman görmüyoruz, iç tehdit üzerine bir politika kurmuyoruz. Ben 2007’de akademik hayatıma dönecektim. Dağlıca baskını olunca siyasette kaldım. Çünkü Türk - Kürt savaşı çıkacak endişesi vardı. Kuzey Irak’la gerginlik vardı. Parti kapatma davasına gidecek bir tirbülans vardı. 2008 şubatında sınır ötesi harekat yapıldığında ben Bağdat’taydım ve Barzani ile görüşüyordum. Sonra nereye gelindi? Oslo süreci başladı. Hakan Fidan vardı. Ama o süreç sabote edildi. Sonra Beşir Atalay çabaları vardı. Habur olayları oldu, provokasyon oldu.”“7 Şubat’ta MİT müsteşarımızla ilgili olayın arkasında da yine çözüm süreci var. Bu süreci istemeyenler var. Buna rağmen aldığımız mesafe olağanüstü. Bugün Irak ve Suriye’de etnik çatışmalar yaşanıyor. Şu anda Orta Doğu ülkelerinde tek bir başarı hikayesi vardır. O da Türkiye’nin yürüttüğü çözüm sürecidir. Düşünün ki Türkiye’de Kürt hareketinin önemli ismi (Selahattin Demirtaş) Cumhurbaşkanı adayı oldu. Seçilirse bütün Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmaya adaydı. Ve Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin her yerinden oy aldı. Oysa Celal Talabani, Irak’ta Basra’dan Musul’dan hiç oy almadı. Diyarbakır’da bir konuşma yapmıştım. Çok hızlı akan bir derede karşıya doğru yüzmeye çalışıyorsunuz, sizi sürüklüyor. Yarıya geldiğinizi düşündüğünüzde karşıya geçmek için kulaç atarsınız. Çözüm sürecinde yüzmeye başladık. Derenin debisi giderek arttı. Ama yarıyı geçtik, geriye dönüş yok.”“Adım atma vaktidir”“Şimdi adım atma vakti. Bu adımların biri silahsızlandırma, diğeri toplumsal entegrasyon sağlama, diğeri şiddeti engelleyecek önlemler alma.Kamu düzeniyle çözüm süreci alternatif değildir. Çözüm süreci var diye kamu düzeni bozulamaz. Çözüm süreci olacak ama sen çocukları bilinmez bir geleceğe doğru kaçıracaksın, bu olmaz.”“Bu süreçle ilgili olarak” Asker sivil arasında bir bilgi farkı yoktur. Genel Kurmay Başkanı’yla üç kez görüştüm. Akışla ilgili bilgi konusu olsun, diğer konular olsun, kamuoyuna aynı mesaj verilmeli. 2007’den bu yana büyük zorluklarla yürüttüğümüz çözüm sürecini herhangi bir provokasyona kurban vermemeliyiz.(Öcalan’ın durumu ve özerklik çerçevesine ilişkin soruya yanıt olarak) Detaylara girmeyelim. Ama dikkat edilirse söylem bile değişti. Rahmetli Özal, konuşulabilir dediğinde neler söylendi ama ülke bölünmedi. Atılacak adımlar konusu çok komplike değil.”Başbakan: ‘Biz bu prangayı kırdık’Başbakan Davutoğlu, Türkiye’nin atması gereken en önemli adımların başında yeni bir anayasa geldiğini, iktidarları döneminde askeri vesayetin belirlediği alanda siyaset yapma alışkanlığını değiştirdiklerini ve bu bağlamda “prangayı kırdıklarını” vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:“Türkiye iyi bir anayasayı 2011’den sonra yapabilmiş olsaydı, bir çok sorunu yaşamazdık. Anayasa toplumsal bir mütabakattır. 2015’ten önce yapabilsek tabii çok iyi olur. Bu olmazsa sonra da yapılabilir. Şu anda anayasa komisyonunun üzerinde anlaştığı 60’tan fazla madde var. Muhalefet gelsin, bunları çıkaralım. Biz buna hazırız. 1 Ekim’de meclis açılacak. Kurban Bayramı’ndan sonra geçirelim derlerse bunları meclisten geçiririz. Herkes elini taşın altına koysun. Anayasa değişikliği takip edilmiş olur. Şu andaki anayasanın en büyük eksikliği halkına güvenmemesidir. Anayasayı yapanlar halkına güvenmediği için her şeyi yazılı hale getirmişler. Oysa toplumun geldiği aşama anayasayı aştı. Dar geliyor. 12 Eylül’ün yaptığı hatayı biz yapmamalıyız. Hiçkimseye yenilmişlik duygusu hissettirmeyecek bir anayasa yapmamız lazım. Bunun iki temel özelliği siyasal özgürlük ve temel insan hakları olmalıdır. Anayasa devlet nasıl korunur diye başlamamalı. Devlet milletini nasıl korumalı diye başlamalı. Daha önce de söylediğim gibi ‘Amir olan millettir, memur olan devlettir’. Fikret Bila | Milliyet Gazetesi 
İşte Erdoğan'ın "Dev" Projeleri!
Deniz AYHAN/Sozcu.com.trCHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, ükenin ekonomide ve iç- dış politikada ciddi bir darboğaza girdiği bugünlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Başbakan Davutoğlu’nun apar topar toplu açılışlar düzenlediğini belirtti. Yapılan açılışları listeleyen Oran, kanalizasyon ve kaldırımların bile ‘dev proje’ olarak sunulduğunu, Malatya’da bir projeye 3 farklı adla açılış yapıldığını ve yıllardır eğitim veren bir okulun yeniden açıldığını söyledi.Oran yaptığı basın açıklamasında, “Ekonomi krizin, Türkiye savaşın eşiğinde; ülke yangın yeri, yağma faaliyetleri başlamış, Türkiye IŞİD-PKK terörü arasına sıkışmış, birçok ilde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş; Türkiye hem siyasi hem ekonomik açıdan batağa saplanmış durumda. Böyle kritik bir süreçte, ne yazık ki Cumhurbaşkanı ve Başbakan ise sorumsuz biçimde siyasi şov peşinde…” dedi.Erdoğan’ın, Eylül 2013’te Malatya’da 93, bu yıl Haziran ayında da Trabzon’da 21 “önemli” proje için toplu açılış yaptığını belirten Oran, “proje ve tesis” diye sayılanlar arasında anaokulu, kafeterya, belediyenin kaldırım, asfalt ve kanalizasyon işleri vb.nin bulunduğunu söyledi.Erdoğan’ın 2013 sonlarındaki Malatya “toplu açılışı” listesi şöyle• Begüm Kartal İlk ve Orta Okulu (24 Derslik)• Vilayetler Birliği Anaokulu (4 Derslik)• Hanımınçiftliği Anaokulu (4 Derslik)• Elmasuyu İlköğretim Okulu (8 Derslik)• Şehit Gökhan Ertan End.Mes.Lisesi (24 Derslik)• Avni Kiğılı Anadolu Kız İmam Hatip Lisesi (42 Derslik)• Alaaddin Elmas Kız öğrenci Pansiyonu (300 öğrencilik)• Çilesiz Şehit Ahmet Kurak Anaokulu (6 Derslik)• Hanımınçiftliği Fatih İlköğretim Okulu (8 Derslik)• Aşağıbağlar Anaokulu (4 Derslik)• Şahnahan Recaİ Vardar İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Sütlüce İlk ve Ortaokulu (15 Derslik)• Bindal Köyü İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Ayşe İlbak Anaokulu (4 Derslik)• Kurşunlu İlköğretim Okulu Pansiyon (200 Öğrencilik)• Koldere İlkokulu 6 Dairelik Lojman• Cumhuriyet İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Nohutlu İlk ve Ortaokulu (8 Derslik)• Ali Rıza Aydos ilk ve Ortaokulu (21 Derslik)• Kerem Aydınlar Kampüsü Arapgir Anadolu öğretmen Lisesi• Battalgazi Küçük Tip Spor Salonu• Mühendislik Fakültesi Laboratuvar Blokları• T.Ö.T.M. Kafeterya ve Medikal Satış Merkezi• Kale M.Y.O. Turizm ve Otel İşletmeciliği Uygulama Oteli• Battalgazi Kavşak Köprüsü• Otomatik Tren Muayene İstasyonu Binası• Malatya Şehir Geçişi BSK Yapımı• Öğrenci Yurdu• İlyas Mahallesi Gençlik ve Spor Salonu• Akçadağ Spor Salonu• Pütürge Sentetik Yüzeyli Futbol Sahası• Arapgir Sentetik Yüzeyli Futbol Sahası• Battalgazi Spor Salonu• Arapgir İlçe Merkezine 4 Daireli Personel Lojmanı• Pütürge İlçe Merkezine 4 Daireli Personel Lojmanı• Yetiştirme Yurdu Sevgi Evleri ve İdari Bina• Hayvancılığı Destekleme Projesi 50 Aileye 200 Baş Süt İnekçiliği· 54 KW Malorsa Transformatör Merkezi• Kanalizasyon İnşaatı “Şebeke Kolektör Foseptik”• Ören Belediyesi Kanalizasyon İnşaatı Kanalizasyon Şebekesi• Malatya Çarşı Camii, Battalgazi Karahan Camii, Merkez Söğütlü Camii Restorasyon• Özel idare yatırımları: Malatya İli, ilçeleri ve Merkez Köyleri içme suyu, Malatya ili, ilçeleri ve Merkez Köyleri Kanalizasyon, Malatya ili, ilçeleri ve Merkez Köyleri Sulama Suyu, Malatya ili, ilçeleri ve Merkez Köyleri Yol ve Köprü Çalışmaları, Kuluncak Emniyet Amirliği Lojmanlı 2 Katlı Hizmet Binası ve 20 adet Lojman• Mirsan Kuru Kayısı işleme Tesisi Yapımı• Seher Entegre Tavukçuluk Çelik Silo Yapımı• Baktar Kayısı işleme ve Soğuk Depolama Tesisi• Yılmazlar Kuru Kayısı işleme Tesisi Yapımı• Entegre Kuru Kayısı işleme Tesisi Yapımı• Baygrup Kombine Sığır Irkı ile Kurulan Damızlık Sığır İşletmesi• Tavuk Üretiminin AB Standartlarına Getirilmesi• Yeşil Vadi 100 Başlık Süt inekçiliği Tesisi• 100 Başlık Süt inekçiliği Tesisi• TOKİ: Konteyner Kent (Suriyeliler için), Afet Konutu (48 Konut), Konut ve Sosyal Tesis• Özel sektör yatırımları: Konfeksiyon Üretimi (Taha Dış Giyim), İplik Üretimi (Şahtaş Tekstil), Nükleer Tıp (Eczacıbaşı), Balık Entegre Tesisi (Alima Su Ürünleri), Cıvata Üretimi (Çetin Cıvata)• Boru Üretimi (Süperlit Boru Sanayi),Tekstil (Baykanlar Tekstil)• Belediye yatırımları: 54 Cadde, 140 sokakta yapılan altyapı, kaldırım, peyzaj ve asfalt çalışması• 110 km Yağmur Drenaj hattı, Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi, Malatya Batı Girişi alt ve üst yapı ile çevre ve peyzaj yapımı, Akpınar Bölge alt ve üst yapı ile çevre ve peyzaj düzenlemeleri• Malatya Şehir Geçişi alt yapı, üst yapı ile çevre ve peyzaj düzenlemesi, Adliye Kapalı Otopark ve Çevre Düzenlemesi, 2 Semt Konağı, Doğu Garajı ve Çevre Düzenlemesi, içme Suyu, Çevre Düzenlemesi, Yol Yapımı, Sokak Sağlıklaştırması, Restorasyon, Park Yapımı, İsale Hattı ve Su Deposu Yapımı İçme suyu Şebekesi.BİR PROJEYE AYNI ANDA ÜÇ AÇILIŞMalatya’daki toplu açılış listesinde aynı proje, 3 ayrı adla yer alıyor:· Malatya Şehir Geçişi BSK Yapımı (Karayolları )· Malatya Batı Girişi alt ve üst yapı ile çevre ve peyzaj yapımı (Malatya Belediyesi)· Malatya Şehir Geçişi alt yapı, üst yapı ile çevre ve peyzaj düzenlemesi (Malatya Belediyesi)Yani bir proje için 3 açılış yapılmış oldu. Yani sayı ne kadar çok gösterilirse o kadar böbürlenme vesilesi oluyor.4 YILDIR EĞİTİMDE OLAN OKULU BİR DAHA AÇTILAR…Malatya ilinin Arapgir ilçesinde, eski TFF Başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın vefat eden oğlu Kerem Aydınlar adına yaptırdığı 16 derslik, 20 Lojman, 350 kişilik pansiyon ve spor salonunun yer aldığı Kerem Aydınlar Kampusu Arapgir Anadolu Öğretmen Lisesi, 2009 yılında eğitim öğretim hayatına başlamıştı. Söz konusu eğitim tesisleri 21 Eylül 2013’te Erdoğan tarafından gerçekleştirilen toplu açılış listesinde yer aldı. Yani okul eğitime başladıktan 4 yıl sonra bir daha törenle “açıldı”.TRABZON TOPLU AÇILIŞ ŞOVU DA MÜKERRER· 1 ilköğretim okulu,· 3 anaokulu,· 2 imam hatip okulu.· Çaykara İlçe Emniyet Amirliği Lojman Hizmetleri Binası,· Şalpazarı İkinci Kısım İçme Suyu Projesi,· Uğurlu-Oğuz Kanalizasyon projesi,· Arsin Derin Deşarjı· Yomra İçme Suyu Projesi,· TOKİ eliyle Araklı’da yapılan toplam 13 milyon liralık 192 konut teslimi.· Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Ortahisar ve Of’taki iki adet futbol stadı.· Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na ait toplam 38,5 milyon liralık 4 adet proje.· Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonunu tamamladığı Hacıkasım Camii, Saraç Alizade Mescidi, Akçaabat Dürbınar Camii ve Trabzon Bedesten Çarşısı· Trabzon Büyükşehir Belediyesine ait çeşitli mahallelerdeki 10 adet park yapımı,· Arsin Belediyemize ait sahil parkı çevre düzenlemesi…Oran konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:Ülke yangın yeri, Güneydoğu’da OHAL var, millet can derdinde, her yer yağmalanıyor iktidar ise şov peşinde. Ne toplu açılışın, ne mitingin ne de Karadeniz turunun zamanı. Acilen bu kangrenin elbirliğiyle büyük bir uzlaşmayla çözülmesi gerekmektedir.Ülkemizin hem ekonomi, hem siyaset hem de dış politikada eşi görülmemiş bir darboğaza girdiği bu günlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Trabzon’da 17, Başbakan Ahmet Davutoğlu Malatya’da 44 “tesis” için apar topar “toplu açılış” gerçekleştirdi.İzlenen yanlış politikalar yüzünden ekonomide Türkiye ciddi bir krizin eşiğinde… Türkiye ekonomisi kan kaybediyor. Piyasalarda türbülans yaşanıyor. Döviz aldı başını gidiyor, tüm makroekonomik hedefler sapmış durumda. Ekonomide bir hafta sonrası öngörülemiyor, 2015 yılı tamamen belirsiz.AKP’nin izlediği dış politika nedeniyle Ortadoğu’da patlak veren savaş ülkemiz sınırlarına dayanmıştır. Türkiye, IŞİD-PKK terörü arasına sıkışmış durumdadır. IŞİD’in Kobani saldırısını protesto amaçlı kitlesel eylemler nedeniyle birçok ilimizde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, ülkede yağma faaliyetleri başlamış, AKP’nin “çözüm” projesi iflas noktasına gelmiştir. Ülkenin geleceği belirsiz, ulusal güvenliğimiz, toplumsal barış tehlikededir.Bu zor süreçte “partili” Cumhurbaşkanı ile O’nun atadığı Başbakan ise hamaset ve göz boyama derdine düşmüştür. Türkiye’nin hem siyasi hem ekonomik açıdan boğazına kadar batağa saplandığı böyle kritik bir süreçte, Cumhurbaşkanı ve Başbakan, ne yazık ki siyasi şov peşindedir…BU TİYATRO ARTIK KABAK TADI VERDİ!..Erdoğan, zaten Eylül 2013’te Malatya’da 93, Haziran 2014’te ise Trabzon’da 21 “önemli” proje için toplu açılışlar yapmıştı. Malatya’da açılışı yapılan tesislerin toplam yatırım tutarı 776 milyon, Trabzon’dakilerin tutarı 104 milyon TL olarak açıklanmıştı. (Üstelik paradan atılan 6 sıfıra rağmen, bu tutarlar göz boyamak için ısrarla “trilyon” şeklinde telaffuz ediliyor.)Görüldüğü gibi “trilyonlarla” ifade edilen ve “tesis”, “proje” diye sunulanların büyük bölümünü devletin zaten sessiz sedasız yapması gereken okul, yol, asfalt, altyapı çalışmaları, karakol, idari bina gibi yatırımlar oluşturuyor. İmam hatip, cami projeleri de listede önemli bir yer tutuyor.Listede, hükümet ya da bağlı belediyelerce gerçekleştirilen ve ülke ekonomisine katkı sağlayacak görece önemli yatırımlar ise neredeyse hiç yok ve yapılan iş koparılan gürültüye değmiyor.TOPLU AÇILIŞ ŞOVCULARINA 10 SORUİlgili makamlara soruyoruz:“Şimdi yapılan bu toplu açılışlar nedir, bunlar gerçek yatırım mı, hayali midir? Ülkenin içinde bulunduğu bu zor dönemde bu açılışların aciliyet derecesi nedir? Bu hengamede hangi önemli, acil tesis ya da projenin açılışı yapılmıştır? Açılışı yapılacak “tesis” ve projelerin bir listesi basın kuruluşlarına gönderilmiş midir? Listeler herhangi bir kamu kuruluşunun internet sitesinden ilan edilmiş midir? Toplu açılış listesinde, kısa süre önce yine törenle açılışı yapılmış olanlar ya da zaten faaliyette olanlar da var mıdır? Bizzat Cumhurbaşkanı ve Başbakan hangi tesis ya da projelerin açılışını yaptıklarını biliyor mu? Amacınız hizmet mi, şov mudur? Bu çetin günlerde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın programı, algı yönetimi, göz boyama amaçlı mıdır? Türk halkının zekâsıyla alay mı ediyorsunuz?”Ülkemiz, geçmişte eşi görülmemiş ölçüde risk altındadır. Açılış şovunun ne zamanı ne de yeridir! Ekonomik kriz, terör ve savaş tehdidi giderek büyürken ülkemiz, sağduyu ile bu sorunları acilen çözecek sorumlu, muktedir, akılcı, güvenilir yöneticilere ihtiyaç duymaktadır!…
Uçak Yolcularının Korkusu: Türbülans
Bugüne kadar türbülans nedeniyle hiçbir uçak düşmediABD’li ünlü pilot ve havayolu uzmanı Patrick Smith’in ‘’Bir pilota sorun’’ adlı blogunda yayınladığı son yazısı okuyucuları tarafından büyük ilgi gördü. Patrick Simith kendisine yöneltilen bir soru üzerine türbülansın bütünüyle normal bir hava olayı olduğuna ve uçağa hiçbir zararı olmadığına değindi.ABD’li pilot uçak yolcularını tedirgin eden türbülans olayı ile ilgili merak edilen sorulara açıklık getirdi.Patrick Smith, türbülans sırasında pilotların ekstra pek bir hamle yapmadıklarını vurguladı. Ünlü pilot ayrıca, uçakların savunma sisteminin oldukça güçlü olduğunu ve kanatlarının türbülans olayından zarar görmesinin neredeyse mümkün olmadığını belirtti.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
IŞ(İD); Kobane; Halep; 6-7 Ekim olayları; Soma, Ermenek; Yırca: sınırımızda savaş ve insan trajedisi; değişen bölesel/küresel dengeler; sayıları hızla 4 milyona ulaşabilecek mülteciler; suların yuttuğu madenciler; altıbine yakın zeytini yok eden vahşi şirketler, merhametsiz büyümenin yarattığı acı sonuçlar v.b...Dahası, son dönemin en önemli gelişmesi olan Çözüm Sürecinin tılsımı bozuldu. Süreç devam edecek, ama, artık eski güven ve rahatlık kimse de yok.Türkiye, türbülans girdi . Riskler, çalkantılar, belirsizlikler, acılar, kızgınlıklar, güvensizlikler, Türkiye’yi, sıkılan kemerlerin bile rahatlatmadığı bir türbülansa soktu.Tüm bu, her taraftan mantar gibi çıkan sorunlar ve çalkantılar arasında, 2015 Genel Seçimleri'ne gidiyoruz.