Kahramanmaraş Haberleri

Kahramanmaraş ya da Maraş, Akdeniz Bölgesi'nde bulunmaktadır. Son verilere göre toplum nüfusu 1.154.102'dir. İl yönetiminde Hayrettin Güngör vardır.

16 C° Açık Bugün 2 Kasım 19 C° Yarın 3 Kasım 22 C° Çarşamba 4 Kasım 15 günlük hava durumu →
Kahramanmaraş

Maraş olarak da bilinen Kahramanmaraş, 1973 yılında bu isme geçmiştir. Şehir Ahir Dağı'nın etrafında konumlandığı için yapı olarak engebelidir. Konum olarak üç farklı bölgeye de kapısı açılan Maraş'ın iklimi oldukça değişkendir. Ekonomik olarak halk geçimini, tekstil ve ip sanayisi ile sağlamaktadır. İlin en çok bilinen lezzeti dondurmasıdır. Bunun yanında ezmesi, tarhanası, biberi de meşhurdur.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Dana Sucuk Diye Satılan Üründe Domuz Eti Çıktı: Bakanlık Markayı Açıkladı
Tarım ve Orman Bakanlığı, sağlığı tehlikeye düşüren gıdalar ile taklit veya tağşiş yapılan gıdalar listelerini 27 Ekim'de güncelledi. Güncel listeye göre Sakarya'nın Serdivan ilçesinde üretilen Hacı Kemal markalı 'Dana Sucuk' ürününde domuz eti tespit edildi. Listelerde toplam altı sucuk markası yer aldı: İkisinin ürününde tek tırnaklı hayvan eti, üçünün ürününde ise tağşiş bulgusu çıktı.
Mimarlık Okuyan Bir Öğrenci Deprem İzolatörlü Maketlerin Test Edildiği Dersi Paylaştı
Deprem kuşağında yer alan ülkemizde mimarlık ve inşaat mühendisliği, yalnızca estetikle ya da hesapla sınırlı olmayan, doğrudan can güvenliğiyle bağlantılı bölümler olarak görülüyor. Bu bölümlerin eğitimi ise hem uzun hem de oldukça zorlu bir süreçten geçiyor. Üstelik bir binanın depreme karşı ne kadar dayanıklı olacağı, çoğu zaman daha çizim masasındayken, yani mimari tasarım aşamasında şekilleniyor. Haliyle öğrencilerin derslerde hazırladığı maketler de bu yüzden çok daha fazla anlam taşıyor.'eminaalphan' isimli kullanıcı, 'Deprem izolatörleri maketleri günü' notuyla paylaştığı videoda Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki mimarlık dersinde maketlerin sırayla sarsma düzeneğine konulduğu anları gösterdi. Kimi maketin testi geçip ayakta kaldığı, izolatörleri sökülen bir maketin ise yenik düştüğü görüldü. Sınıftaki o gerilim dolu anlar izleyenleri, konuyla hiç ilgileri olmasa bile ekran başında heyecanlandırdı.Kaynak
Meteoroloji Uzmanı Yeni Hafta İçin Sel, Su Baskını ve Hortum Riskine Karşı Uyardı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Fevzi Burak Tekin, yağışlı havanın yeni haftada da yurt genelinde etkisini sürdüreceğini açıkladı. Tekin, özellikle Muğla çevrelerinde salı sabahına kadar çok kuvvetli ve yer yer şiddetli yağış beklendiğini belirterek sel, su baskını, dolu ve hortum riskine karşı uyardı. Yağışların çarşamba günü yurt genelinde etkisini göstereceği, İstanbul'da sıcaklığın aynı gün 15-16 dereceye düşeceği bildirildi. Perşembeden itibaren sıcaklıkların batıdan başlayarak hissedilir derecede azalacağı belirtildi.
Meteoroloji'den 25 İle Sarı Kodlu Sağanak Uyarısı: 30 Ekim'de (Bugün) Hava Nasıl Olacak?
Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), 30 Ekim Cuma günü için Türkiye'nin birçok bölgesinde sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini duyurdu. Güneydoğu Anadolu'nun doğusu, Şanlıurfa, Muş, Bingöl, Bitlis, Şırnak ve Hakkari çevreleri ile Balıkesir'in batı kıyılarında yağışların yer yer kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Peki bugün yağmur var mı? Hangi illerde kuvvetli yağış bekleniyor? Bugün hava nasıl? İşte detaylar.MGM
Depremde Ailesini Kaybeden Avukat Eren Can Rana Apartmanı Davasının İlk Duruşması İçin Çağrıda Bulundu
6 Şubat 2023'te ülkemiz, Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremle tarihinin en ağır felaketlerinden birini yaşadı. Aynı gün içinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler on bir ilde büyük yıkıma yol açtı, elli binden fazla canımızı kaybettik ve yüz binlerce bina ya yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Bildiğiniz üzere en büyük yıkımın yaşandığı şehirlerden biri Hatay oldu ve aradan geçen yıllara rağmen pek çok aile hala kayıplarının hesabını sorabilmenin yolunu arıyor.Depremde annesi Hatice Can ile babası Mithat Can'ı Antakya'daki Rana Apartmanı'nda kaybeden Eren Can, paylaştığı videoda bir avukat olarak değil, bir yurttaş olarak seslendiğini belirterek yaşadıklarını gözler önüne serdi. Depremin üzerinden 3 yıl 8 ay 21 gün geçtikten sonra 35 kişinin hayatını kaybettiği apartman için nihayet iddianame düzenlendiğini duyuran Can, ilk duruşmanın 15 Şubat 2027'de, yani depremden tam dört yıl sonra görüleceğini söyleyerek 'İnanabiliyor musunuz?' diye sordu. Dosyada binanın yapımından sorumlu olan tek bir kişinin sanık olduğunu, kamu görevlileri hakkındaki soruşturma izninin ise hala verilmediğini aktaran Can, sevdiklerine bir kez daha sarılamayacakken onların sorumlularının yargılanmasının bu kadar uzamasına tepki gösterdi. Sözlerini 'Sadece adalet duygusunu yaşamak istiyoruz' diyerek tamamlayan Can'ın paylaşımı izleyenlerin boğazını düğümledi.Kaynak
Herkes Bir Çalışırken Ben On Çalışıyorum
İnternete Mahir İpek yazınca çıkan ilk ayrıntı halk ozanı İsmail İpek’in oğlu olduğu. Onun için oyunculuk macerasından önce müzikle dolu çocukluğunu konuşuyoruz, sıcak detaylar çıkıyor. Mesela en büyük keyfi Aşık Mahsuni’yi telefonla arayıp işletmekmiş. Babanız halk ozanı. Onun türkülerini dinleyerek mi büyüdünüz? Biraz öyle, biraz da yasaklarla, darbe döneminin baskılarıyla geçen bir çocukluğum oldu. Tuhaf tabii… O zamanlar hayat hep böyle gidecekmiş gibi geliyordu. Babam söylediği türküler, hayata bakışı ya da tercihlerinden dolayı dönemin darbeci zihniyeti tarafından pek hoş karşılanmıyordu. Sık sık başı belaya giriyordu. Gözaltıları, tutuklamalar... Çocukluğum bunların arasında geçti. Zaman zaman hapishane ziyaretlerine gidiyorduk. Dışarıda olduğu dönemlerde de pek karşılaşamıyorduk. Yurtdışı konserleri oluyordu. Sizi götürüyor muydu yanında? Hayır. O zamanlar halk ozanlığının çok kabul gördüğü, popüler olduğu dönemdi. Babam, Mahzuni Şerif, Nesimi Çimen, Selda o dönemin önde gelen ozanlarıydı. O yüzden yoğun bir trafik içinde yaşardı. Evimize hoş ziyaretler olurdu. Âşık Mahzuni gelip gidermiş, doğru mu? Tabii. O zamanlar cep telefonu yok ya, en büyük keyfim Mahsuni amcayı evden arayıp işletmekti. Rahmetli de her seferinde tongaya düşerdi. Telefon paranızı ödememişsiniz. Bu konuşmadan sonra telefonuz kesilecek, derdim. Delirirdi: ‘Ali’ye verdim, yatıracaktı, nasıl yatırmadı?’ Sonrasında ‘Ulan beni yine kandırdın, üçkâğıtçı!’ derdi. Müthiş keyifliydi... Her seferinde inanması beni daha da eğlendiriyordu. Ozanların gelip gittiği evde keyifli müzik ortamı vardır. Gecekondu mahallesinde oturuyorduk, Bedia Akartürk gibi popüler isimler uğrardı. Tek kanallı dönem… Cumhurbaşkanı gelince sokaklarda karşılama töreni olur ya, aynen öyleydi. İnsanlar onları görmeye gelirdi, ev kalabalık olurdu. Adeta konser havası esiyordu. Böyle bir ortamda neden müziğe yönelmediniz? Abim söyler çalar, bağlama-nota hocalığı yapar. Amerika’da yaşayan kız kardeşim muazzam bir sese sahip, öbür ablam da öyle. Küçük olarak kendimi hep kenara ittim. Babam sesimi yıllar sonra tiyatroda duydu, “Oğlum, sende de ses varmış. Niye böyle sakladın.” demişti. Çocukken kalabalığın içinde çok çabuk iletişim kurabilen biri değildim. Hâlâ da öyleyim. Bir ortamda pat diye kendi varlığımı ortaya koyamam. İlk tanıyanlar soğuk, soluk algılar, sonrasında öyle değilmişsin, derler. Kapalı Mahir nasıl açıldı, oyunculuğa yöneldi? O da ilginç. Lise yıllarında bir şey olmak gibi bir niyetim yoktu. Üniversiteye hazırlıklar başlamış, biri uluslararası ilişkiler, tıp okuyacağım diyordu. Hiçbiri beni çekmiyordu. Bir şeye yönelemedim, durdum. Okuldan soğumaya başladığım sıralarda edebiyat hocam, “6. sınıflar tiyatro yapacak. Erkek sayısı az. Sizin sınıftan var mı orada oynayacak.” dedi. Hiç oralı olmadım. Sınıftakiler bastırdı, hocam ısrar etti, gittim. İlk provada piyesin ilk cümlesini okurken işin keyfine vardım. O provadan ne istediği bilen biri olarak çıktım. Sonra tiyatro kurslarına gittim, hiçbir şey bilmediğimi anladım. Ankara ile doğunun harmanlanmış bir şivesi vardı bende. Onu düzelttim. Bir insan bir çalışıyorsa, ben on çalıştım. O günden itibaren hedeflediğim şeylerin büyük çoğunluğu oldu. Halk Oyuncuları tiyatrosunda ilk profesyonel oyunumu oynadım, Anadolu Sanat Merkezi’nde çalıştım. Ankara Sanat Tiyatrosu’na (AST) geçişiniz nasıl oldu? 1991’de Ayak Takımı’nı izlemiştim. Tiyatronun girişinde oyuncuların fotoğrafları vardı. Arkadaşlarıma demiştim ki, en geç bir yıl içinde benim de fotoğrafım burada olacak. Bir yıl sonra fotoğrafım orada vardı. Hep böyle hırslı mıydınız? Hırsı sevmem. Bu tip şeylerin çalışmayla olacağına inanan biriyim. Gerçekten çok çalıştım. AST’ye gidip ‘merhaba ben oyuncuyum’ deyince almıyorlar. Profesyonel tiyatro yapmama rağmen sıfıra döndüm, tiyatronun sınavlarına girdim, yeniden eğitim aldım. Kurs bitmeden beni oyuncu ekibine dâhil ettiler. Demet Akbağ ile Hükümet Kadın filminde Partiye yaslanmış tiyatro değiliz Türkiye’de politik tiyatro yapan ekiplerin sayısı neden bu kadar az? Son 30 yılda politik tiyatro yapan isimlere bakın, hep aynı isimler. Neden yeni isim çıkmıyor, bilemiyorum. Politik tiyatro deyince akla sağ-sol karşılaştırması, slogancı tiyatro algısı geliyor ama böyle bir durum yok. Bunlar politiktir ve politik tiyatro yapıyor diye ayırmak istemiyorum. Shakespeare de politiktir, bu politikadan ne anladığınızla ilgili bir şey. Macbeth’le bugünün dünyasına bir şey gönderebilirsin. Politik tiyatro yapmıyorum diyen bunu derken politika yapıyordur. Son dönemde revaçta olan ‘in your face’ akımıyla yapılan tiyatrolar da politik. Siyasi ile politiği ayırmak lazım. Biz siyasi değil, politik tiyatro yapıyoruz. Bir partinin arkasına yaslanmış, onun ideolojisini sahneye getirmiş bir tiyatro da değiliz. Kültür Bakanlığı tiyatrolara destek verirken ‘aileye uygunluk’ şartı getirdi. Ne dersiniz? Sanat, sonsuz özgürlüklerin içinde olmalı. Sanatı bu anlamda kısıtlarsanız, onu köreltir ve yok edersiniz. İpin ucu kaçırılmış şeyler yapılsın. İnsanları tahrik eden, olaylar çıkaracak şeyler yapılsın, demiyorum. Devlet yardımı insanların vergilerinden ayrılan fonlardan oluşuyor. Dünyanın her yerinde olan bir şey. Yaptığı tiyatroyu ya da içeriğini beğenmeyerek destek vermiyorum demek işi siyasallaştırır. Şu an ne kadar siyasi? AST olarak biz destek alamadık, 9. maddeden dolayı. Açtık, baktık. Tiyatroda süreklilik şartı var. 50 yıldır devam ediyoruz. Salonun olması zorunluluğu. 50 yıldır aynı salondayız. Personel bulundurma şartı var. Bizim de personellerimiz var. Bu maddeden dolayı yardım alamamak bizi çok şaşırttı, Türkiye’de sanatın geleceği adına üzüldüm. Bu hatanın önümüzdeki yıllarda düzeltileceğini umut ediyorum. Bu maddeden dolayı yardım alacak birkaç tiyatrodan biriyiz. 50. yılına giren tiyatromuz başka bir ülkede olsaydı, değil devlet desteği, koruma altına alınırdı. Ankara Sanat Tiyatrosu’nun Halktan Biri oyununda Dört gün İstanbul’da yaşıyorum, üç gün Ankara’da Bütün aileniz müzikle haşir neşir. Siz hangi enstrümanları çalabiliyorsunuz? Amatör düzeyde bağlama çalarım. Telli çalgıları ufaktan tıngırdatırım ama hiçbir zaman profesyonel seviyeye taşımadım. Kendi kendime çalar, söylerim. Babamın karşısında söyleyemem, utanırım. Birinizin çalıp birinizin söylediği olmadı mı hiç? Valla yapmadık. Birgün televizyon programına çıktık, söyle diye ısrar ettiler. Babamın parçalarını da söyleyemedim. Evdekiler çok iyi olduğu için ben de varım diyemedim. Kalkıp öyle bir ligde yarışmak doğru olmaz. Maraş doğumlusunuz. Maraş katliamının ailenize yansıması nasıl oldu? O zaman Ankara’daydık. 7-8 yaşlarındaydım. Çok hüzünlü bir dönem. Birçok akrabamız orada yaşıyordu, katliamın mağduru oldu. Etkisi evden uzun süre gitmedi. Hatırlıyorum, sağ kurtulanlardan evimize gelenler olmuştu. Kulak misafiri olduk, belli bir yaşa geldikten sonra olayın şiddetini anlamaya başlıyorsun. Hâlâ sorumluları tam olarak ortaya çıkarılmış değil. Aileden size miras kalan neler var? İsmail İpek’in oğlu olduğum için hep gurur duydum. Bende insani ilişkiler birinci dereceden akrabalıkla ilgili değildir. Bir insanı akrabam olduğu için sevmem. Annem, babam bile olsa. Babamı duruşuyla, özverisiyle, tavrıyla doğru bir adam olduğu için seviyorum. Bizi de doğruluk ve dürüstlük üzerine yetiştirdi. Eve dair alınacak kararlarda ‘böyle bir şey var, ne dersin?’ diye bana danıştığı çok olmuştur. Ekonomik durumumuz pek iyi değildi. Kız kardeşime mont alınacağı zaman toplantı yaptığımızı hatırlıyorum. Sizin çocuğunuzla olan ilişkiniz nasıl? Benziyor. Evde oğlum, annesi ve ben bütün kararları beraber alırız. Olumsuzsa ikna ederiz. Oğlum inanılmaz yaratıcı. Sanata çok düşkün. Resim çiziyor, filmler çekiyor, program indirip montajını yapıyor. 11 yaşında. İnanamıyorum. Aileniz Ankara’da mı, İstanbul’da mı? İstanbul’da yaşıyoruz. Haftada üç gün tiyatro için Ankara’ya gidiyorum. Anne-babam Ankara’da. Bazen onlarda kalıyorum, bazen AST’nin yönetimindeki arkadaşlarda. Ömrünüz yollarda mı geçecek böyle? AST’nin Ankara’da yaşaması gerekiyor. Orada doğdum, büyüdüm diyebilirim. Ustalarımızdan devraldık, bir şekilde yönetim kurulu üyeliği yapıyoruz. Biraz yorucu bir hayat ama tiyatronun içinde olmak, merdivenlerinden aşağı inip problemleriyle boğuşmak beni mutlu ediyor. Yıllardır İstanbul’dayım ama Ankara’ya karşı zaafım var. Bir kente aidiyet diyorsanız, orası Ankara’dır. AYHAN HÜLAGÜ