Resim Dersinde Hepimizin Çizdiği O Manzaranın Sırrı: İki Dağ, Bir Güneş, Ev ve Kıvrılan Nehir
İki dağın arasından doğan güneş, kıvrıla kıvrıla akan bir nehir, bacası tüten kırmızı çatılı bir ev... Resim dersinde bu manzarayı çizmeyen var mı?
@kalbursamantr hesabının 1 Kasım'da paylaştığı çizim, milyonlarca kişiyi bir anda ilkokul sıralarına geri götürdü. Paylaşım kısa sürede milyonlarca kez görüntülendi.
Çünkü resimde her şey tanıdıktı: İki kahverengi dağ, aralarında ışınlarını saçan sarı güneş, gökyüzünde 'V' şeklinde kuşlar, pamuk gibi bulutlar, öne doğru genişleyen mavi bir nehir, çitli küçük ev ve kenarda kocaman bir ağaç.
İşte tam olarak bu resimden bahsediyoruz!
Biri de resmin "büyüyünce" nasıl göründüğünü paylaştı.
Cengiz Cebi, aynı kompozisyonun gerçekçi bir versiyonunu paylaştı: karlı dağlar, aralarından doğan güneş, taşlı dere ve dumanı tüten taş ev. Yani çocukluğumuzun pastel boya manzarası aslında gerçekten var olabilecek bir yermiş.
"Yaz kış baca hep tüterdi."
En küçük ama en tanıdık detayı yakalayan yorum buydu. Mevsim ne olursa olsun, güneş tepede parlarken bile o bacadan duman eksik olmazdı.
Ve herkesin aklındaki soruyu soran yorum...
'Hepimiz müstakil, çitlerle çevrili, su kenarında bir ev çizerdik. Halbuki çoğumuz şehirde, katlı katlı binalarda oturuyorduk.' Haklı bir soru.
O zaman cevabına geçelim.
1. Çocuklar 7-9 yaş arasında "şema" ile çizer.
Çocuk resmi üzerine en çok başvurulan isimlerden sanat eğitimcisi Viktor Lowenfeld, çocukların çizim gelişimini dönemlere ayırır. İlkokul yıllarına denk gelen döneme 'şematik dönem' denir.
Bu yaşta çocuk gördüğünü değil, bildiğini çizer. Her nesne için zihninde hazır bir kalıp vardır ve onu tekrar tekrar kullanır: ev kare ve üçgen çatıdır, güneş ışınlı bir dairedir, dağ üçgendir, kuş 'V' harfidir, ağaç kahverengi gövdenin üstünde yeşil bir buluttur.
Kâğıdın altında bir zemin çizgisi, üstünde bir gökyüzü şeridi olur. Dünyanın neresinde olursa olsun, bu yaştaki çocukların resimleri bu yüzden birbirine çok benzer.
2. Öğretmen tahtaya çizdi, biz kopyaladık.
Pek çoğumuz için resim dersi, öğretmenin tahtaya çizdiği modeli defterimize aktarmaktı. 'Bugün manzara çiziyoruz' denildiğinde tahtada beliren şey de büyük ihtimalle tam olarak bu resimdi. Ders kitapları, boyama kitapları ve sınıf panoları da aynı kalıbı defalarca önümüze koydu.
Yani bu şemayı yalnızca kendiliğimizden bulmadık, bir de nesilden nesile öğretildi.
3. Bu resim perspektif derdini kendiliğinden çözüyor.
Bir çocuk için resme derinlik vermek zordur. Bu kompozisyon ise işi kendi hallediyor: ufukta incelip öne doğru genişleyen nehir, resme derinlik katıyor. Aslında çoğumuzun öğrendiği ilk perspektif dersi bu.
İki dağ arka planı kapatıp ufuk çizgisini belirliyor, güneşi aralarına koymak da resmi ortalıyor ve dengeli gösteriyor. Az bilgiyle 'tamamlanmış' görünen bir resim çıkıyor. Öğretmenden iyi not almanın da garanti yolu.
4. Şehirde yaşıyorduk ama köy çiziyorduk, çünkü çizdiğimiz şey "yuva" fikriydi.
Çocukların çizdiği ev, oturdukları ev değil, 'ev' kavramının kendisi. Apartman dairesi hem çizmesi zor hem de 'ev' fikrini tam anlatmayan bir şekil. Bacası tüten müstakil ev ise sıcaklık, aile ve güvenin evrensel sembolü. Bacadaki duman bile 'içeride biri var, soba yanıyor, ev sıcak' demek.
Üstelik o yılların çocuklarının çoğunun anneannesi, babaannesi köyde ya da kasabadaydı. Yaz tatilleri, bayramlar, duvarlarda asılı manzara tabloları ve takvim resimleri... Kır evi zihnimizde çoktan 'huzurlu yer' olarak yer etmişti.
5. İnsan beyni bu manzarayı zaten seviyor.
Coğrafyacı Jay Appleton'ın 'Gözetleme-Sığınak' (Prospect-Refuge) teorisine göre insanlar, hem geniş bir manzarayı görebildikleri hem de korunaklı bir sığınağın olduğu yerleri içgüdüsel olarak çekici bulur. Buna temiz su ve verimli toprak da eklenince 'hayatta kalmak için ideal yer' tablosu ortaya çıkar.
Resme tekrar bakın: arkada korunak gibi dağlar, önde akan temiz su, ağaçlar, yeşil çimen ve çitle çevrilmiş güvenli bir ev. Yani çocukken farkında olmadan, insanlığın binlerce yıldır 'en güvenli yer' olarak gördüğü manzarayı çiziyormuşuz.
Kısacası...
O resim; çocuk zihninin şemalarla düşünmesinin, tahtadan kopyalanan bir kalıbın, kolay bir perspektif hilesinin ve insanın 'güvenli yuva' özleminin birleşimi. Belki de bu yüzden aradan yıllar geçse de görünce hepimiz aynı anda gülümsüyoruz.
Sen de resim dersinde bu manzarayı çizenlerden miydin? Yorumlarda buluşalım!
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın