Abdulkadir Selvi Haberleri

Abdulkadir Selvi ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Abdulkadir Selvi ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

CIA Erdoğan'a Gülen Cemaati İçin Ne Teklif Etti?
Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdulkadir Selvi , CIA Başkanı David Petraeus 'un Türkiye ziyareti esnasında Başbakan Tayyip Erdoğan 'la bir görüşme gerçekleştirerek, 'Siz İsrail'in özrünü kabul edin, biz de sizin cemaatle ilişkilerinizi düzenleyelim' teklifinde bulunduğunu, Erdoğan'ın bu teklif karşısında 'Bu kadar mı içli dışlılar' diyerek olumlu ya da olumsuz hiçbir yanıt vermediğini öne sürdü.Gülen cemaati lideri Fethullah Gülen hakkında başlatılan inceleme sonrası Başbakan Tayyip Erdoğan 'ın talebiyle 'Amerika'dan iadesi' iddialarına ilişkin, bu görüşmeyi referans gösteren Selvi, 'ABD, Fethullah Gülen'i iade eder mi sorusuna bir de bu pencereden bakın istedim' ifadelerini kullandı.Abdulkadir Selvi'nin Yeni Şafak gazetesinde '1981 yılıydı.Gri bir şehir olan Ankara, daha da griydi.Maltepe'den Tandoğan'a yürüyordum.Arananların isimleri ve fotoğraflarının bulunduğu afişler, 'Aranıyor' diye elektrik direklerine asılmıştı.Fethullah Gülen'in fotoğrafını ilk olarak orada gördüm.Sağdan soldan arananlar arasında Gülen'in ismi ve fotoğrafı da yer alıyordu.İçim sızlamıştı.Başbakan'ın, ABD'den, Gülen'in iadesini istemesi karşısında karışık duygular yaşadım.Bir kez daha, birkaç ay içerisinde nereden nereye gelindi diye muhasebe yaptım.Peki Gülen'in iadesi konusunda başlamış bir çalışma var mı?Bu açıdan dünkü MGK toplantısı çok önemliydi.Daha önce, 'Mücadelemi kendim yaparım' diyen Başbakan, dinlemelerin ulusal güvenliği tehdit edecek noktayı çoktan aştığını görünce, bu direncinden vazgeçti.MGK kararı ondan sonraki adımdı.Dün de MGK toplantısının devam ettiği saatlerde, Gülen hakkında darbeye teşebbüsten soruşturma açıldı.Darbeye teşebbüs ABD ile Türkiye arasındaki suçluların iadesi anlaşmasının kapsamına giriyor.Bunu belirtmekle birlikte, ABD'nin, Gülen'i iade etmesi bekleniyor mu?Önce bir anekdot aktaracağım.'CIA Başkanı David Petraeus İstanbul'dan rüzgâr gibi geçti. Niyeyse, CIA Başkanı'nın bu defaki gelişi olağanüstü sessiz gerçekleşti'CIA Başkanı Petraeus'un ziyaretiydi bu.Taha Kıvanç, 'Petraeus'un aslında iki duraklı bir gezi için bölgemize geldiğini neden kimse fark etmemiş? Oysa Petraeus İstanbul'da yaptığı görüşmelerden sonra uçağının istikametini ikinci durağı Tel Aviv'e çevirtti' diye uyarıyordu.Bu süreci iyi koklayan isimlerden birisi de Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can'dı.Bu kulisin doğruluğu, İsrail'in özür dilemesiyle ortaya çıktı.Eyüp Can, yazısını, 'Fehmi Koru'ya haber vereyim istedim. İsrail bu kez özür dileyecek' diye bitiriyordu.Ben de size haber vereyim istedim, bu görüşmenin sır gibi saklanan bir ayağı daha var. O boyutunu birkaç kaynaktan teyit etmeye çalıştığım için ancak bugün yazabiliyorum.CIA Başkanı, bu ziyaretinde ısrarla Başbakan'la görüşmek istiyor. Ancak Başbakan biraz mesafeli davranma adına, görüşmeye istekli gözükmüyor. Talepler artınca, 'Hep aynı şeyler konuşuluyor' diye geri çeviriyor. Ancak, 'Efendim size söyleyeceği çok önemli bir şey varmış' denilince kabul ediyor.Görüşmenin ilk 20 dakikasında Petraeus, çok önemli bir şey söylemiyor. İsrail'le özür konusunu açıyor, bilinen istihbaratçı değerlendirmelerinde bulunuyor. Başbakan bunun üzerine, 'Hani çok önemli bir şey söyleyecekti' havasında baktıktan sonra kısa bir süre daha dinlediği konuğuna, görüşmenin bittiğine dair vücut diliyle bir mesaj veriyor.Petraeus bu sinyali alıyor tam kalkmak üzereyken, 'Aslında ben size çok önemli bir şey söyleyecektim' diyor. Başbakan, 'Zaten görüşmeyi bunun için istemiştiniz' diye baktıktan sonra, 'Sizi dinliyorum' karşılığını veriyor.CIA Başkanı Petraeus, 'Siz İsrail'in özrünü kabul edin, biz de sizin Cemaat'le ilişkilerinizi düzenleyelim' diye teklifte bulunuyor.Başbakan, 'Bu kadar mı içli dışlılar' demekten kendini alamıyor ama CIA Başkanı'na olumlu ya da olumsuz hiçbir yanıt vermiyor.Dikkat edin.Beddualar edilmemiş, Haşhaşi lafları söylenmemiş.AK Parti ile Cemaat'in arası, şeker renk ama bu henüz dışarıya aksetmemiş.CIA bile biliyor. Hem de aranızı düzeltelim diye bizim Başbakanımız'a teklifte bulunuyor.ABD, Fethullah Gülen'i iade eder mi sorusuna bir de bu pencereden bakın istedim.
Selahattin Demirtaş: 'İki Aday da Statükoyu Temsil Ediyor'
Selahattin Demirtaş, seçim bildirgesini 'Ne Oluyor?'da açıklıyor. Seçim yarışının adil olacağına inanıyor mu? Stratejisi ne olacak? Seçim sürecinde kimlerden destek alacak? Kampanyalardaki 'kadın vurgusu'nu nasıl hayata geçirecek? Şirin Payzın, konukları Aslı Aydıntaşbaş, Abdülkadir Selvi, Mithat Sancar ve Murat Yetkin ile soruyor, Selahattin Demirtaş 'Ne Oluyor?'da yanıtlıyor. Demirtaş'a ilişkin yorumlarınızı siz de sosyal medyada, #demirtaşçünkü etiketiyle gönderebilirsiniz. Programdan satırbaşları... Diğer adaylara çağrı Selahattin Demirtaş, diğer adaylar Recep Tayyip Erdoğan ve Ekmeleddin İhsanoğlu ile birlikte tüm televizyonların ortak yayınında fikirleri tartışmak istediğini söyledi. Demirtaş, 'Hepimiz bir araya gelerek bunları konuşabilir, halka hitap edebiliriz' dedi. Tarafsızlık konusu Selahattin Demirtaş, Murat Yetkin'in, 'Seçildiğiniz takdirde tarafsız mı olacaksınız? Yoksa partinize bağlı mı kalacaksınız?' sorusu üzerine, cumhurbaşkanı olarak seçilecek kişinin Köşk'e çıktıktan sonra partisinden kopması gerektiğini söyledi. Demirtaş, 'Öncelikle darbe anayasasının değişmesini istemesi lazım. Yetkileri tekrar düzenlenmeli. Anayasada yazmasa dahi, cumhurbaşkanı haklar konusunda hassas olmalı' dedi. Kimlerden oy alacak? Selahattin Demirtaş, Mithat Sancar'ın, 'Milliyetçi kanat kadar olmasa da Kürt tarafından da eleştiriler var. Bu gelişmelere göre Doğu ve Güneydoğu'daki seçmen oranı ne olacak?' şeklindeki sorusu üzerine, Türkiye'de demokrasi ve özgürlüğe ihtiyacı olanların sadece Kürtler olmadığını söyledi. Demirtaş, 'Böyle geniş bir yaklaşım ile yeni bir çizgi oluşturulmadığı sürece kimse huzur bulmayacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu gerilimi kırmak için fırsattır. Benim adaylığım da bu yüzden fırsattır. Biz, mevcut durumun kişiye kazandırsa bile halka kaybettirdiğini düşünüyoruz. Tüm etkin grupların kendisini özgürce, korkmadan ifade edebileceği bir seçim olmalı. Tüm yurttaşlar bu pencereden bakarsa seçimin ne kadar önemli olduğunu görecektir. Herkes oy verirken önümüzdeki 5 yılı değil, torunlarının hayatını düşünmeli' dedi. 'Radikal demokrasi' Bir izleyicinin, 'Hangisinden daha çok korkmalıyım; Otoriterleşmekten mi? Bir din devletinden mi? Yoksa bölücülükten mi?' şeklindeki soruya, 'Türkiye'de bütün bu risk olarak görülen meselelerin çözümü 'Radikal Demokrasi'dir' diyen Demirtaş, bu sözün seçim programında olan bir söylem olduğunu açıkladı. HDP, 2. turda AKP'yi destekleyecek mi? Aslı Aydıntaşbaş ve Murat Yetkin'in, 'İkinci turda Erdoğan'ı destekleyecek misiniz? Desteklemeyecek misiniz? İkinci turda pazarlık olur mu?' şeklindeki sorusunu yanıtlayan Selahattin Demirtaş, ikinci tura kalacaklarını söyledi. Demirtaş, 'İlk turda yüzde 51 alamayacağız' dedi. Demirtaş, 'İkinci turda 2 aday yarışacak ve biri biz olacağız. O yüzden pazarlık ihtimali yok. İlk turda veya ikinci turda, ölmezsem hiçbir zaman bir aday lehine ne ilk turda çekilirim, ne de ikinci turda çekilirim. Bu ilkeyi iki turda da devam ettireceğiz. Pazarlık yaparsak bize destek verenler bizi sorgular. Bu konuda herkesin içi rahat olsun.' dedi. Pazarlık iddiaları Abdulkadir Selvi'nin, 'Sizin pazarlık yapacağınız iddiaları vardı. Bahçeli'nin açıklamaları var. Ne diyorsunuz?' şeklindeki sorusuna, 'Hiç kimseden öyle bir teklif gelmediği gibi bizim de pazarlık düşüncemiz yok' diyen Demirtaş, çekilme olmayacağını bir kez daha yineleyerek, 'Bunlar spekülasyon. Bu tür konuşmalar sürekli yapılıyor. Yapmaya da devam edecekler. Bunları engelleyemeyiz ancak bizim tavrımız nettir.' dedi. 'CHP'ye açık teklif: Destekleriz...'Kılıçdaroğlu'nun kendisini ziyaret ettiğini hatırlatan Demirtaş, CHP Lideri'ne, 'CHP olarak belirli ilkelere bağlı, bu ilkeleri koruyabilecek bir aday çıkarırsanız destekleriz. Açıktan destekleriz, kampanyasında çalışırız. Ardından söyledik, bundan sonraki yola MHP ile mi HDP ile mi devam edeceksiniz? Değişim ihtiyacını okuyoruz. Buyrun aday çıkarın.' dediğini açıkladı. Demirtaş, 'AKP'yi destekleyecek olsak bunu nasıl söyleyebiliriz? Bu mudur AKP'yi desteklemek? Bunu herkesin kendisine iyi sorması lazım. Biz Recep Tayyip Erdoğan, CHP, MHP karşıtı değiliz. Karşıtlık yüzünden toplum korku yaşıyor. HDP olarak yeni bir kamplaşma ve kutuplaşma için aday çıkarmadık. Toplumu nasıl bir arada tutacak radikal demokrasi hamlesini düşünüyor, bu arayışları yapıyoruz.' dedi. Başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyor?Demirtaş, Mithat Sancar'ın, 'Cumhurbaşkanlığı yetkileri ve sistem hakkında düşünceleriniz nedir? Başkanlık sistemi mi? Parlementer sistem mi?' şeklindeki sorusu üzerine, cumhurbaşkanlığı yetkilerinin azaltılması gerektiğini söyledi. Demirtaş, 'Yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması gerekiyor. Bu sayede daha sağlam bir yönetim oluşabilir.' dedi.Demirtaş'ın bu açıklamasının ardından Aslı Aydıntaşbaş'ın, 'Bu sözleriniz bölünme gibi algılanacak. Bu konuyu açabilir misiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Yerel yönetimlerin güçlenmesinin kime ne zararı olabilir ki? İzmir'deki yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması daha iyi olmaz mı?' dedi. Vizyon belgesiSelahattin Demirtaş, '15 Temmuz'da ismi vizyon belgesi olmayan bir bildirgemiz olacak. Bunu açıklayacağız' dedi. açıklayacaklarını ifade etti. Demirtaş, açıklayacakları bildirgede diğer iki adaydan kimsenin duyamayacağı şeylerin duyulacağını ifade etti. Halkın iradesinin daha fazla yerel ve genele yansıyacağını kaydeden Demirtaş, 'Seçim barajının da kalkması lazım' dedi. Kadın konusuTürkiye nüfusunun yarısının kadın olduğunu vurgulayan Selahattin Demirtaş, 'Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'da görev yaparsam kadın danışma meclisimiz olacak. Engelli danışma meclisimiz olacak. Ötekileştirilmiş inanç grupları ve halkın değişik tabakalarından gelen insanlarla Çankaya'yı yönetmek lazım. Burada kadınların rolü çok önemli. Maalesef kadın yok. Kadın aday çıkmasını ben de partim de çok istedik. Kadının özgürlüğü, kadının toplumda uğradığı şiddet ve katliam gibi konuların önüne biz geçebiliriz. Kadınların cumhurbaşkanlığı seçimine böyle yaklaşması lazım. Tek adamlıkMurat Yetkin'in, 'Partinizin eşbaşkanı Figen Yüksekdağ Meclis'te bir konuşma yaptı. Erdoğan'a diktatörlük heveslisi dedi. Karşıtlık üzerine kampanya kurmuyoruz dediniz. Eşbaşkanınızın ifadeleri üzerinden bu durumu değerlendirebilir misiniz? şeklindeki soruya, 'Benim dikkat çekmek istediğim konulara dikkat çekmiş.' diyen Selahattin Demirtaş,'Tek adam anlayışının Türkiye'de en çok tartışılması gereken konulardan olduğunu ifade etti. Bu saatten sonra bize lazım olan şey güçlü, yetkileri kendinde toplamış bir lider değildir. Bugüne kadar haklı ya da haksız böyle bir düşünceniz vardı. Neden hala bunu tartışıyoruz? Artık buna ihtiyacımız mı var? Tek bir kişiye bağlı ise Türkiye'nin hali, vay halimize. Türkiye o zaman perişan bir ülkeye mi düşünecek? Güçlü lider iradesi güçlü liderdir. Artık sayın Erdoğan'ın mesajları Türkiye'yi rahatlatan değil, gerilimi arttıran açıklamalardır.Bağış konusuMithat Sancar'ın, malvarlıkları açıklandı. Bunların haricinde yakınlarınız için de malvarlığı açıklamanız olacak mı? Bağışlar konusunda şeffaf olacak mısınız? şeklindeki sorusu üzerine, 'Ben zaten açıkladım. Zerre de başka yok. Kampanyadan gelecek paralar konusunda ise web sitesi açalım. Diğerleri yapmasa da ben yapacağım. Tamamını açıklayacağım. Açıklayınca beni mahçup etmeyecek kadar para yatırın lütfen. (gülüyor) Paranın miktarından fazla kaç kişiden para geldiği benim için önemli. 1 lira da yatırsa trilyon yatırmış kadar mutlu olacağım' dedi.Çözüm paketiAbdulkadir Selvi'nin 'Çözüm paketi' konusundaki sorusu üzerine, yasaya çeşitli eleştirileri olduğunu ifade eden Demirtaş, 'Barışın hızlı şekilde kalıcı hale gelmesini istiyoruz. Benim cumhurbaşkanlığım bu işi daha da hızlandırır. Kalıcı hale getirir. Ne bölünme konusu kalır, ne de kandırıldık mı sorusu kalır. Bu çözüm paketi önemli bir duruştur. Çankaya'ya çıkarsam, Türkiye kısa bir sürede Kürt sorununu tüm kaygılarını aşarak çözmüş olur. Barış konusundaki kararlı tutumumuzu destekleyeceğiz. Çok iyi gitmiyor çünkü yavaş gidiyor. Kamuoyuna daha sağlıklı bilgiler aktarmak lazım. Herkesle paylaşmak lazım ki, kimse bundan kaygı duymasın' dedi.Murat Yetkin'in, 'Çözüm paketi sizce bugüne kadar neden Meclis'e gelmedi?' sorusu üzerine, 'Hükümet bunu getirmedi.' diyen Demirtaş gelmesi için çok uğraştıklarını ifade etti. Müzakere zeminini uzun zamandır beklediklerini açıklayan Demirtaş, 'Temeli olmayan bir bina yapmamız mümkün değildi. O yüzden bu zemini oluşturmak olmak herkes için fırsattır. Müteahhit binayı yapmadan kaçabilir. Türkiye'de çok oldu böyle şeyler. Ev sahipleri olarak bunu bitirmek için uğraşacağız. O katları yaptıkça biz daha da kredi vereceğiz. Korkmamak lazım. Barıştan korkmamak lazım. Kim olursa iktidarda barış için zorlamamız lazım. Her zaman barış hakkını savunmak lazım' dedi.Miting yapacak mı?Abdulkadir Selvi'nin, 'Yurt içi ve yurtdışında miting yapacak mısınız?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Elimizde devletin imkanları yok. Ata uçağı, Ana uçağı yok. Valiler emrimizde yok. Ama yine de büyük bir çok ilde miting yapacağız. Bir kaç gün yurtdışında da olacağız. Yaklaşık olarak 38-40 ilde miting yapacağız' açıklaması yaptı.Irak ve KürdistanAslı Aydıntaşbaş'ın, 'Irak'ta bağımsız bir Kürdistan kurulmasına nasıl bakıyorsunuz. Öte yandan Türkiye'den gençler IŞİD'e karşı savaşmak için Rojava'ya gidip geliyor. Ne diyorsunuz?' sorusu üzerine, Türkiye'nin sınırına komşu bir Kürdistan kurulacaksa elbette bunu önemseyeceğiz. Orayı bir devlet olarak görmesi daha doğru olur. Radikal demokrasi projesi bunu destekliyor. Bu arayış devam etmeli. Türkiye'de bölünme dışında başka seçeneğimiz yok değil, eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Tüm halkların özgürlüklerini sağlayabiliriz.' dedi. IŞİD konusunda ise, kadın çocuk demeden insanları kesebileceklerinin altını çizen Demirtaş, 'Türkiye'nin ve hükümetin bu konuda duyarsız olması büyük yanlıştır. IŞİD Musul'a girince önemli olunca diğer yerlere girince neden olmuyor? Devletin oradaki insanları desteklemesi lazım. İç politikadaki akıl değişmeyince, dış politikadaki akıl da değişmiyor. Ortak aklın çok hızlı değişmesi lazım' diye konuştu.Alevilik konusuMithat Sancar'ın 'Alevi sorunu çok yuvarlak geçiliyor. Bir kaç başlık sunuluyor. Daha geniş bir model olarak ne öneriyorsunuz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Alevi toplumunun yaşam felsefesinden kaynaklı uzun zamandır maruz kaldıkları ayrımcı uygulamalar var. Sadece ayrımcı uygulamalar değil, katliamlar ve sürgünler var.' diyen Demirtaş, 'Bu sorun sadece Aleviler'in sorunudur gibi algılanmamalı. Aleviler Türkiye'de nasıl yaşamak istiyorlarsa, doğrudan belirleme hakları vardır. Devletin, kendisini onların yerine koyarak onların adına karar verme hakkı yoktur. O toplum kendini nasıl tanımlıyorsa devletin onu olduğu gibi tanıma hakkı vardır. Hiçbir inanç için yapamaz. Aleviler için hiç yapamaz. Yakın tarihimizde yaşanan travmalara dair devletin onarıcı bir rol oynaması, geçmişle yüzleşmesi lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kuruma gerçekten ihtiyaç var mı? Bunu konuşmak lazım. Alevi yurttaşlarımızın kendi içindeki bölünmüşlüğün giderilmesi lazım. Birlikte hareket edebilirlerse çok daha görünür olacaklar. Bu benim seçilip, seçilmememden bağımsız önemli bir konudur' dedi.Dünya KupasıAslı Aydıntaşbaş'ın, 'Dünya Kupası yarı finalleri başladı. Kupayı kim kazansın istersiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Arjantin'in kazanmasını isterim' diyen Demirtaş, 'Neden' sorusuna ise, daha ezilmiş bir ülke olduğu için yanıtını verdi.Selahattin Demirtaş, yapabileceğine inandığı için cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyledi. Geçmişte büyük sıkıntılar yaşadığını ancak önemli bir yol kat ettiğini ifade etti.Gezi Parkı süreciMurat Yetkin'in Gezi Parkı süreci hakkındaki sorusu üzerine, 'Bu değişim, dönüşüm isteğinden faydalanan bir grup 27 Şubat darbesini yaptı. Bizim Gezi'yi darbe olarak niteleyen tek bir açıklamamız olmadı. Gezi Parkı direnişinin taleplerini sahiplendik' dedi.Abdulkadir Selvi'nin, 'Beyaz Türkler'den oy alma çabanız sezinleniyor. Bu dindar Türkler için sorun olur mu?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Benim açıklamalarım sadece beyaz Türkler'i ilgilendirmiyor. Herkesi ilgilendiriyor. Tansiyonu düşürecek söylemlerden bahsediyorum. Böyle tanımlarsanız İslami kesime haksızlık yaparsınız. Tam tersine onlar da bu ilkeleri savunacaktır' dedi.Demirtaş, Şirin Payzın'ın, 'Eşiniz yanınızda mı, arkanızda mı, önünüzde mi olacak?' şeklindeki soruya, 'Biz her zaman fikirlerimiz paylaştık. Eşim hep yanımda oldu. Cumhurbaşkanı eşi olursa kadın özgürlüğü için kendi fikirlerini hayata geçirir. Biz çocukluktan bu yana birlikteyiz. Çocukluk aşkıyız. Halktan bir kadın olarak ezilenlerin yanında olur' açıklaması yaptı.CNN Türk
Hayrünnisa Gül: 'Asıl İntifadayı Ben Başlatacağım'
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrunnisa Gül, dün gece düzenlenen davetin ardından yaptığı ağır açıklamalar tartışılıyor. Hayrunnisa Gül'ün Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’ye “Sizinle tokalaşmak istemiyorum, size çok kırgınım” şeklindeki tepkisi ve olayın perde arkasını Radikal gazetesi yazarı Murat Yetkin kaleme aldı. İşte Murat Yetkin'in o yazısı Cumhurbaşkanı Gül tepkisini perdeliyor, eşi ise 'Bizi en çok üzen dindar Müslüman camiadan yapılan saldırılar oldu' diyor. Abdullah Gül Cumhurbaşkanlığından kırgın ayrılıyor. 19 Ağustos 2014 akşamı Çankaya Köşkü’nde verdiği veda resminde bunu gayet dolaylı olarak şöyle ifade etti, gazetelerde okudunuz: “Bir taraftan benim cumhurbaşkanı olma sürecimde ‘Aman bu adam cumhurbaşkanı olmasın’ diyenlerin, şimdi parti kurdurması, başka cephelere çekmesi; onu gördüm. Bir taraftan da bizim cenahtan yapılan epeyce, doğrusu saygısızlıkları da gördüm bu son süreç içinde.” Bu iki cümle iyi tahlil edilmeli. İlk cümle, adeta Gül’ün nezaketi elden bırakmama ve siyasi ahde vefa gayreti içinde ikinci ve asıl cümleye dayanak olsun diye söylenmiş izlenimi veriyor. Çünkü ilk cümlenin muhatapları zaten kendisinin de söylediği gibi 2007’deki seçilmesi sürecinden bu yana siyaseten onun yanında olmayan çevreler. Bugün belki fırsatçı çizgiye kaymalarını da Gül “doğal” karşılıyor. Ama ikinci cümlede, Gül’ü asıl “dostun attığı gülün” yaraladığını okuyabiliyoruz, Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi; “Bizim cenahtan yapılan saygısızlıklar” ifadesini başka türlü okumak mümkün değil. Gül’ün vurguladığı, “Bu son süreç içinde”, yakın mesai arkadaşları da, Ekonomi Baş Danışmanı Ahmet Ertürk’ten, Basın Baş danışmanı Ahmet Sever’e kadar Gül’ün “cenahı” tarafından adeta hedefe kondu. Gül dün onlara sahip çıkarken de sitemkârdı: “Çevremdeki herkes nihayet görevini yapıyordu. Profesyonelce işlerini yaptılar. Bazı şeyler atfettiler, aslı astarı olmadığı halde…” 'Bizim cenaha yeni girenler…' Gül’ün kendi cenahına ki bununla “programını hazırladığı” AK Parti cenahını ima ediyordu, başka sitemleri de oldu: “Bizim cenaha yeni giren veya geçmişi çok iyi bilmeyenler bu konuda ancak günlük konuşurlar. Onlara da söyleyeceğim, demin söylediğim kadarını söyleyeyim, yani saygısızlıklarını hatırlatmış olayım ve o kadarla geçeyim.” Hayrunnisa Gül'den Selvi'ye: 'Elinizi sıkmak istemiyorum' Kurucusu olduğu AK Parti’ye dönüşü konusunda sorular gelince, Dışişleri Bakanı olduğu dönemde son Osmanlı şehzadesi Ertuğrul Bey’le olan bir hatırasını anlattı. Ona neden Türk pasaportu için başvurmadığını sorunca, “Almak için müracaat etmek ve Türk olduğunu söylemek gerekiyor. Ben hepinizden daha çok Türküm” demişti. Ertuğrul Osmanoğlu, Türk olduğunu soru üzerine söylemek zorunda kalmayı kendisine yedirememişti; Gül de şimdi AK Parti’ye üyeliğini sorgulayanlara adeta, “Hepinizden çok AK Partiliyim” demek istiyordu. Gül, kırgınlığı ile “davasını” birbirinden ayırmaya gayret ediyordu. Mesela seçilmiş-Cumhurbaşkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 21 Ağustos’ta açıklaması beklenen AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan tercihi olan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ismini resmen zikreden ilk ağız Gül oldu. Hem de, “Siyasete ve devlet hayatına kazandıran benim” diye övünç payı çıkararak. Ama partiye dönüş ve oradan gelen 28 Ağustos sonrasına dair sorular, Gül’ü de germeye başlamıştı. Bunu fark eden Ahmet Sever’in uyarısı ile soru-cevap faslı bitti, toplu hatıra fotoğrafı çekilmesi için gazeteciler Gül çiftinin etrafında dizilmeye başladı. Gül’ün dolaylı cümlelerle bastırmaya çalıştığı gerilim, fotoğraf çekiminin hemen ardından açığa çıktı. Hayrunnisa Hanım'ın tepkisi Hayrünnisa Gül, veda için sıraya giren gazeteciler arasındaki Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’ye “Sizinle tokalaşmak istemiyorum, size çok kırgınım” dedi. Bu tepki ortamı buza kesti. Hayrünnisa Hanım daha sonra gazeteci çemberinden dışarı çıkmak için hamle yaptığında karşısına ATV Ankara temsilcisi Mehmet Akarca çıktı. Hayrünnisa Hanım ona da, “Hep akıl veriyordunuz. Şimdi de bir akıl verin. Bakıyorum fotoğrafta herkesle birliktesiniz” tepkisini gösterdi. Bayan Gül daha sonra o gruptan koparak eşini beklemeye başladı. Ama aile dostları ve AK Parti milletvekili Nursuna Memecan, Sever ve benim bulunduğum daha küçük bir grupla sohbetinde tepkisinin fevri değil derin olduğu görülüyordu. Aslında o anda yazılmamak üzere sohbet çerçevesinde geçen ve bir kısmını bazı meslektaşların da duyup 20 Ağustos gazetelerinde yer verdiği sözlerinin tamamını, daha sonra yazma izni aldığım için aktarıyorum: • Bizi çok üzdüler. Şimdi fotoğrafta yer almak için yarışıyorlar. İnsan kendisine zor hâkim oluyor. Bizi hiçbir şey görmüyor, bilmiyor, farkında değiliz mi sanıyorlar? Her şeyin farkındayız. Abdullah Bey kibarlığından bir şey söylemiyor. Kendisine çok yanlışlıklar, çok saygısızlıklar yapıldı. Bazı günler ben okuyup üzülmeyeyim diye gazeteleri önümden alıyordu. Ben girip hakkında yazılanları okumayayım diye interneti kapattığı zaman oldu. • Bir turnusol döneminden geçiyoruz. Herkesin ne olduğu ortaya çıkıyor. Neler yazıldığını gördük! Neler söylendiğini gördük! Bizi en çok üzen de özellikle son yılımızda bizim camiadan, dindar Müslüman camiadan yapılan saldırılar oldu. Bu süreçte bazı yaşadıklarımızı, 28 Şubat döneminde benim başörtümün tartışıldığı günlerde bile bu kadarını görmedik. • Bizi kaç yıldır tanıyorsunuz; çizgimizde bir değişiklik oldu mu? Hayır. Bir de etrafımızdakilerin geçirdiği değişime bakın. Neler yazılıyor, söyleniyor, insan inanamıyor. Ben her şeyi biliyorum. Şimdi ben de susuyorum, ama fazla susmayacağım; asıl intifadayı ben başlatacağım. Fazla uzatmaya gerek yok; intifada sözü zaten hissiyatı açıklıyor. Gülleri dostun attığı güller (ki bazıları gülden çok taş sayılabilir) yaralamış ve yeni kurulan gül bahçesi de dikensiz olacağa pek benzemiyor. İzleyip göreceğiz. Kaynak: CNN Türk
Karaca, “Niyetim Yoktu“ Dedi ama Gül'e Adeta 'Saydırdı'
Cumhurbaşkanı abdullah Gül'ün veda resepsiyonunda eşi Hayrunisa Gül'ün 'intifada' çıkışı yapmasının yankıları sürüyor. Başbakan Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca, Hayrunnisa Gül ile ilgili yorumlarına devam ediyor. Karaca, bugünkü köşesinde Gül'ü sert sözlerle eleştirdi. Habertürk yazarı Nihal Bengisu Karaca bugünkü ' Hiç niyetim yoktu ama artık şart oldu' başlıklı yazısında Hayrunisa Gül'i eleştirdi. Karaca yazısında Gül'den 'O gece kendisini tutamayan kadın' diye bahsetti. Karaca, cumhurbaşkanı Abdullah Gül için 'şimdiye kadar hakkında olumlu ifadeler kullanan, birleştirici ve denge unsuru olmaktan yana olan profilini saygıdeğer bulduğunu' söyleyerek resepsiyonda yaşanan olayın kendisi dahil birçok kişiyi 'yok artık' eşiğine sürüklediğini yazdı. Karaca, 'resepsiyonda verilen o resim olmasa böyle bir yazı yazmaya niyetim yoktu' dedi. Karaca, Abdullah Gül'ün serzenişinin hedefinde AKP'nin olduğunu belirterek 'Ne kadar Erdoğan karşıtı varsa hepsini taltif etmişti. Gezi’de “Mesajı aldık” diyerek kimi vandallara karşı Erdoğan’ı yalnız bırakmıştı. “Faiz lobisi”, “kökü dışarda paralel yapı” gibi Erdoğan’ın meydan meydan gezerek inşa ettiği argümana bir çırpıda “Üçüncü dünyacı yaklaşım” diyerek yine muarızlara destek vermişti. “Çankaya dinlenmiyor. Dinleniyorsa da utanacak işimiz yok” diyerek dinlemeleri organize eden yapıyı memnun etmişti. Yine de sitemkârdı. Ve fakat bu da normaldi. Kırıldığını düşünen birine “Hayır kırılmadın” denmezdi. İş orada kalsaydı, herkes “mesajı alırdı”. Bu süreçte edepsizlik yapan amacı aşan goygoylara savrulan her kimse, bu ayıptan aldığı pay nispetinde suçlanırdı. Ama öyle olmadı.' diye yazdı. Abdullah gül'ün eşinin üzülmemesi için interneti kestiğinden söz eden Hayrunisa Gül'ün, Gül internet yasasını onayladığında Twitter'da başlatılan 'unfollow kampanyası'na değinmediğine dikkat çeken Karaca şöyle devam etti: Arkasına Murat Yetkin’i alarak AK Parti’ye ve bilhassa Erdoğan’a yakın medyayı şikâyet ediyor, Abdülkadir Selvi’nin elini sıkmıyor, “Size çok kırgınım” diyerek arkasını dönüyor ve üzerinde kendi isminin de bulunduğu bir davetiye ile oraya çağrılmış olan Selvi’yi refüze ediyor. İki bini aşmış ve daha cesedi soğumamış Gazze şehitlerinin artık bir can taşımayan soluk gözlerine bakarak “İntifada başlatacağım” diyor. Tüm yaptığı; köşkü tanrılar katından indirip siyasi bağlamda “Gül bundan böyle nerede durur, Çankaya’ya çıkacak olan Erdoğan ile anlaşır mı, anlaşamaz mı?” üzerinden analiz ve eleştiri yapmak olan medyayı -tabii Erdoğan’a yakın duruşa sahip medyayı- “İsrail” zulmü ile özdeşleştiriyor. Garip değil mi? Bütün bunları çok anlayışlı, çok hoşgörülü, çok demokrat sıfatlarıyla mücehhez hale getirilmiş Gül soyisminin adı altında yapıyor. Bu efsanevi Gül hoşgörüsünü Erdoğan’a karşı kullanılan bir silah haline getirmiş olan anti-Erdoğanistler de buradaki tolerans yoksunluğunu görmekten ve değerlendirmekten aciz, Hayrünnisa Hanım’a övgüler diziyor. Ne yapmış peki bu medya, köşe yazarları? Epey baktım. Sosyal medyadaki birkaç hesabın yazdığı olumsuz ve incitici yorum dışında, tahkir edici herhangi bir köşe yazısına ya da habere rastlamadım. Kulis ve lobilerde de, Davutoğlu taraftarlarının dahi Gül’ün itibarının zedelenmemesi gerektiğine, saygısızlığın hoş olmadığına dair yorumlar yaptığına ise bizzat tanığım. İçinde azıcık adalet duygusu bulunanları çileden çıkaran “son noktayı” ise Muharrem Sarıkaya’nın aktardığı ifadeler ile koydu Hayrünnisa Gül. Cümle şöyle: “Daha bugün 7 tablo astım; eğer buraya (Köşk) zarar verecek davranışları olursa karşılarında beni bulurlar” (HTGazete / 21.08.2014) Allah aşkına, şimdi Erdoğan Ailesi çıkıp “28 Şubat’ı yapanlar bile böyle davranmamıştı” dese haksız mı olurlar? Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün veda resepsiyonunda eşi Hayrunisa Gül, AKP'nin Gül'e kapılarını kapamasının ardından resepsiyonda sessizliğini bozmuştu. AKP'ye yakın çevreler tarafından Köşk ekibi hakkında yazılanlaru bildiğinisöyleyerek 'Ben herşeyi biliyorum. Şimdi ben de susuyorum, ama fazla susmayacağım. Asıl intifadayı ben başlatacağım' demişti. First Lady Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdulkadir Selvi'nin elini sıkmamıştı.Haberartıbir
Hayko Bağdat'tan Abdülkadir Selvi'ye: "Acılarımızı Meze Yaptınız"
Abdulkadir Selvi'nin Şirin Payzın'ın sunduğu Ne Oluyor? programında 'Hayko Bağdat sen Hrant Dink'in suikastinde suçlanan Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer'i savunanlarla aynı programı yapmaya devam et' sözleri tansiyonu bir anda yükseltti. Hayko Bağdat'în Selvi'ye yanıtı sert oldu. Bağdat 'Bu düzeye düşmeyin. Yaptığınız hakaret ve iftira. Ramazan Akyürek siyasi iktidarınızın baş tacı yaptığı Hrant Dink cinayetinin baş şüphelilerinden biridir. Engin Dinç gibi. 8 yıldır baş tacı ettiğiniz bu bürokratlar bizim 8 yıldır adını meydanlarda bağırdığımız isimlerdir. Bunu hesabını verin' diye konuştu.CNN Türk
Davutoğlu: 'En Son Seçenek Azınlık Hükümeti Denenebilir'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, koalisyon turları sırasında HDP ile görüşme konusunda olumlu bir sinyal vererek 'Yüzde 13 oy almış bir partiyle görüşmem diyemem.' dedi.HaberTürk kanalında gündeme iliişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Davutoğlu, 'HDP'nin kapısını çalacak mısınız?' sorusuna; 'Bana görev verildiğinde, bu görev için bütün partilere ziyaret yapmam gerekiyorsa, ki doğru olan budur bunu yaparım. Koalisyon kurup kurmama konusu ayrı bir değerlendirme, siyasi bir değerlendirmedir. Teamüllerin gereği olarak, Türkiye'de halkın verdiği oylara saygının bir gereği olarak yüzde 13 oy almış bir partiyle görüşmem diyemem' dedi.'Tekrar seçim milletvekillerine de haksızlık olur' diyen Davutoğlu, 'Türkiye'nin bu kadar kritik bir ortamda hükümetsiz kalmaması için en son şeylerden biri olarak azınlık hükümeti denenebilir' ifadelerini kullandı.Davutoğlu'nun açıklamalarından satır başları:Süleyman Demirel'in vefatıAllah rahmet eylesin. Ailesine, milletime taziyelerimi sunuyorum. Sayın Demirel Türk siyasi hayatında cumhuriyetin ikinci nesli diyebileceğimiz bir anlamda demokrasi ve kalkınma denklemi içinde çok önemli, hayat çizgisi de Türk siyasetine damgasını vurmuş önemli bir isimdir. Siyasetimize üslup incelikleri katmıştır.'Halkın mesajını anlamak gerekiyor'Siyasi ve sosyal hareketler de kişiler gibidir. Siyasi hareketler de belli aralıklarla kendi içinde muhasebe hesabı olur. Aslında 4 yılda bir de halk bir anlamda sizi bu muhasebeye teşvik eder. Bizim halkın verdiği karar karşısında yukarından bir tavırla 'sen yanlış karar verdin, hadi bir daha deneyelim' demek yerine o halkın mesajın anlamak gerekiyor.''Yüzde 41'e inmişsek bunu değerlendirmemiz lazım'Yüzde 41 bir başarıdır. Yüzde 41'e inmişsek bunu değerlendirmemiz lazım. MKYK toplantısında, MYK toplantısında, il başkanları hepsinde bu konuyu açtık. Çok detaylı olarak bunun tahliline girmemiz mümkün olamazdı, bizim birinci görevimiz hükümeti kurarak bu yeni şartlarda neler yapacağımızı ortaya koymak. Acaba halk ile yürüyüşümüzde bir açı mı oluştu? Bu önemli. Nerede eksikler var, bunu anlamanın yollarını bulmak zorundayız.12 yıl süren sürekli bir başarı hikayesinin arkasında aşırı bir özgüven oluşma ihtimali vardır. 12 yıllık güç kullanımında bazı yanlış anlaşılmalar olabilir. Çok geniş bir cepheyle mücadele ettik. Neler yapıldığını herkes görüyor. Yine de biz kendi içimize bakmalıyız.' O kitabı ciddiye almıyorum'Davutoğlu, cumhurbaşkanlığı döneminde Gül'ün danışmanlığını yapan Ahmet Sever'in 'Abdullah Gül ile 12 Yıl' kitabı ile ilgili olarak ise;Kitabı okumadım, basına yansıyan şeyleri gördüm. 1986’da yazdığım bir makale var hatıratlar üzerine. Ben kitapta 3 unsuru ararım:Sürecin anlatılması. Süreç içerisinde çok olay yaşanır onların iyi anlatılması. Sahici olması. 12-15 yıl içindeki binlerce olayın bazılarının seçilip, tek taraflı anlatılması. Test edilmesi mümkün olmaması. Dolayısıyla muhatapta sahici intibası uyanması lazım ve kişilerin o kişilere uygun olması…Tek taraflı anlatım, karşı taraf yalanladığında çöker.  Zamanlaması ikna etmiyor. Ciddiye almıyorum.
Yabancısı İçin Bir Zamanların Gri ve Soğuk Ankara'sı Artık Koca Bir Yas Evi
Ankara Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir süreçten geçiyor. Daha bir patlamanın yaraları sarılmamışken diğer bir patlamanın haberiyle sarsılıyor. Başkent bir zamanlar orada yaşamayanlar için gri sıkıcı ve düzenli imajının yanına acıyı kederi ve korkuyu ekliyor. Ankara'yı en çok o şehirdeki anıları üzerinden seven Ankaralılar da, anılarına hiç hatırlamak istemedikleri yenilerini ekliyor. Türkiye şehirlerinin diğer şehirlerde yaşayanları için kaygılandığı bir ülkeye dönüşüyor. Bir başkent gidildiğinde yapmadan dönülmeyecek listesine kalabalık yerlerden uzak durulması maddesini ekliyor.
Türkiye'nin Gündemi: 'AK Parti Olağanüstü Kongreye Gidiyor'
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasındaki görüşme sona erdi. Bir gün öne çekilen görüşme yaklaşık 40 dakika gecikmeli başladı ve 1 saat 40 dakika sürdü. Meclis grup toplantısında yaptığı açıklamalar sonrası Başbakan Davutoğlu'nun istifa edebileceği iddiaları ortaya atılmıştı. Görüşmeye bu nedenle büyük önem atfediliyordu. Görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından yapılan açıklamada, ‘’Haftalık olağan kabul sona erdi, açıklama yapılmayacak' denildi.  Öte yandan Davutoğlu'nun yarınki MYK toplantısının ardından bir basın toplantısı düzenleyeceği belirtildi. CNN Türk Ankara Temsilcisi Hande Fırat da canlı yayında 'AK Parti olağanüstü kongreye gidiyor' dedi. Fırat bu bilgiyi AK Parti kulislerinden edindiğini söyledi. AK Parti'ye yakınlığıyla bilinen gazeteci Abdulkadir Selvi de bu iddiaları doğrulayarak kongrenin Haziran ayında, Ramazan Bayramı'ndan 1-2 gün önce yapılacağını ve Ahmet Davutoğlu'nun aday olmayacağını söyledi.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 5 Olay
Mardin Derik'te günün ilk saatlerinde jandarma karakolu'na bombalı araçla düzenlenen saldırıda bir asker şehit oldu. İlerleyen saatlerde bir acı haber de Muş’tan geldi. Varto ilçesinde çıkan çatışmalarda yaralanan bir asker ve bir polis memuru kurtarılamayarak şehit oldu.