TCDD Haberleri

TCDD ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. TCDD ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

YHT Biletlerine Zam Geldi: İstanbul-Ankara Kaç TL Oldu?
Yüksek Hızlı Tren (YHT) bilet fiyatlarına zam geldi. Yapılan son düzenlemeyle birlikte YHT bilet fiyatlarına ortalama yüzde 6,45 oranında zam uygulandı. Yeni fiyat tarifesi sistemlere yansıtılarak yürürlüğe girerken, özellikle yoğun talep gören şehirler arası hatlardaki artış dikkat çekti. Ankara-İstanbul kaç TL oldu? İşte hat hat fiyat listesi.
BTS: 'Kaza Değil Cinayet'
Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Mersin'de bu sabah yolcu treninin işçi servisini ezmesiyle yaşanan ve 10 işçinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili açıklama yaptı. Genel Başkan Nazım Karakurt imzasıyla yayımlanan açıklamada 'Kaza değil cinayet' denildi. Adana-Mersin hattındaki demiryolunda 5 ay önce de böyle bir kaza yaşandığı hatırlatılırken TCDD'nin BTS'nin bu dönemde ve daha önce yaptığı uyarılarını dikkate almadığı ifade edildi. BTS açıklamasında özelleştirmelerin ölümlü kazalara davetiye çıkardığı vurgulandı. Hemzemin geçitte çalıştırılan bekçilerin de hizmet alım yolu ile çalıştırıldığı, demiryolu personeli olmadığı ve bu yüzden işin önemi ve tehlike boyutunu anlayamadığı belirtildi. Olay sonrası bir görgü tanığı cumhuriyet savcısına verdiği ifadede kaza olduktan sonra bariyer görevlisinin 'Eyvah ağabey ben ne yaptım, daldım' dediğini iddia etmişti. BTS'nin açıklamasının tam metni şöyle: 'Yeniden yapılanma adı altında yürütülen özelleştirme çalışmaları, ölümlü kazalara davetiye çıkarıyor. Bugün Adana-Mersin seferini yapmakta olan 16.036 km'de Yolcu Treninin Mersin'in Merkez Akdeniz İlçesi Adanalıoğlu Mahallesi hemzemin geçidinde, işçi taşıyan minibüse çarpması sonucu 10 kişi yaşamını yitirirken, 4 kişi de yaralandı. Öncelikle bu vahim kazada hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Yaşanan kazanın olduğu Mersin Adana demiryolu hattı 68 kilometredir. Bu hatta toplam 31 tane hemzemin geçit bulunmaktadır. Adana-Mersin arasında çalışan trenlerin hızı 120 km/s'tir. Bu her bir trenin ortalama her 1 dakikada 1 hemzemin geçitten geçtiği anlamına gelmektedir. Böylesi bir hatta trenlerin hızlarının belirlendiği takayudat uygulaması da yapılamamaktadır. Adana-Mersin arasındaki demiryolu hat kesiminde bu tür vahim kazalar sürekli yaşanmaktadır. Yaşanan bu son kazanın öncesinde 8 Ekim 2013 tarihinde yine bir kaza yaşanmış, bu kazada da 2 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Yaşanan bu kazanın ardından sendikamız tarafından TCDD yöneticileri ile görüşmeler yapılmış bu tür kazaların yaşanmaması için gerekli adımların atılması talep edilmiş, önerilerimiz sunulmuştur. Ancak geçen süre içerisinde TCDD yönetiminin bu tür kazaların önlenmesi yönünde hiçbir ciddi adım atmadığı görülmüştür. Edindiğimiz bilgilere göre TCDD tarafından hemzemin geçitlerle ilgili olarak yeni bir yönetmelik çıkarılmasına rağmen, bu yönetmelik halen hayata geçirilememiştir. Kamu sorumluluğumuz gereği hemzemin geçitlerde sorumluluğu bulunan Belediyeleri, İl Özel İdarelerini, Karayolu ve TCDD yetkililerinin bir an evvel kurulacak diyalog üzerinden gerekli adımların atılması gerekirken bugüne kadar bu tür kazaların yaşanmasını engelleyecek bir adım atılmamıştır. Adana-Mersin arasında bulunan ve karayolu trafiğinin yoğun olduğu hemzemin geçitlerde koruma sistemi bekçili ve otomatik bariyerli olmaktadır. Bu tür korumaya sahip hemzemin geçitlerde kazalar hemen hemen hiç yaşanmamaktadır. En güvenli koruma şeklinin Bekçili Bariyerli Hemzemin Geçit olduğunu bilinmektedir. Hemzemin geçitlerle ilgili yönetmelikte; hemzemin geçit bekçileri her demiryolu aracının hemzemin geçitten geçmeden 3 dakika önce geçit üzerinden geçen karayolu araçlarını uzaklaştırdıktan ve demiryolunu serbest bıraktıktan sonra bariyerleri kapatıp kumanda kolunun başında durarak demiryolu aracı bariyeri tamamıyla geçtikten sonra bariyerleri açmak zorundadır denilmektedir. Şu anda Adana-Mersin arasındaki bazı hemzemin geçitlerde geçit bekçileri hizmet alımı yolu ile buralarda çalıştırılmaktadır. Buralarda çalışanlar demiryolu personeli olmadığı için işin önemi ve tehlike boyutu bu çalışanlar tarafından anlaşılamamakta, TCDD tarafından da kazalara davetiye çıkaran satın alma yoluyla hizmet alımı işi tüm kazalara davetiye çıkarmaktadır. Çok büyük paralarla hayata geçirilen hızlı tren projelerinden önce mevcut konvansiyonel hatlarda kazaların yaşanmaması için adım atılması daha öncelikli bir durumdur. TCDD web sayfasında kazayla ilgili yer alan haberde başsağlığının bile dilenmediği görülmüştür. Bu durumu üzüntüyle karşılıyor, bu anlayışın kazaların kanıksandığı ve giden yaşamların çokta umursanmadığı anlamına geldiğini görüyoruz. TCDD'nin bu tututmunu kınıyoruz. Bu tür kazaların önlenmesi için acilen şu önlemler alınmalıdır; · Şu anda mevcut hali ile otomatik bariyerli olarak çalışan tüm geçitleri demiryolu ile ilişkisini kesecek şekilde alt geçit veya üst geçit şeklinde yapılmalıdır. · Alt geçit veya üstgeçit yapılmasının imkansız olduğu zorunlu durumlarda ise geçitler bekçili bariyerli hemzemin geçide dönüştürmelidir. · Ayrıca yapımı devam eden Sinyalizasyon projesini tekrar gözden geçirilmeli ve projede bulunan otomatik bariyerli hemzemin geçitlerden vazgeçerek hepsini demiryolu ile ilişkisini kesecek şekilde alt geçit veya üst geçit şeklinde yapılmalıdır. · TCDD yönetimi tarafından alınan karala hemzemin geçitlerin sayısında azalma olmasına rağmen bunun yetersiz olduğunu burdan bir kez daha ifade ediyoruz. Daha önce yaşanan kazada sendikamız tarafından yapılan açıklamada TCDD yetkilileri uyarılmış, gerekli önlemleri almaya çağrılmış, ve bundan sonra olabilecek kazalarda da sorumlular hakkında da suç duyurusunda bulunacağımızı ifade etmiştik. Yaşanan kazayla iliglil sendikamız tarafından suç duyurusubnda bulunulacağını ifade ederiz.' Evrensel 
Bir Kötü Haber de Akhisar'dan
MANİSA’nın Akhisar İlçesi’nde dört gündür kayıp olan ilkokul öğrencisi 9 yaşındaki Umut Zambak, evine yaklaşık 500 metre mesafedeki TCDD’ye ait su kuyusunda ölü bulundu.Akhisar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bugün saat 02.00 sıralarında, İstanbul-İzmir Karayolu kenarındaki Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’na (TCDD) ait lojmanların bahçesinde, eskiden kara trenlere su vermek için kullanılan su kuyusunda bir erkek çocuk cesedi olduğu ihbarı geldi. Bunun üzerine Manisa Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, Manisa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ve İzmir Emniyet Müdürlüğü Sualtı Grubu’ndan yardım istendi. Bugün saat 10.00 sıralarında 17 metre derinliğindeki üzerinde du deposu kuleleri bulunan kuyuda arama çalışması başlatıldı. İçinde iki metre derinliğinde su bulunan kuyuya İzmir Emniyet Müdürlüğü Sualtı Grubu’ndan iki dalgıç inerek, halatla bağladıkları çocuğun cesedini kuyudan çıkardı. Ayağındaki kırmızı ayakkabılarından cesedin dört gündür kayıp olan Atatürk İlkokulu 3’ncü sınıf öğrencisi Umut Zambak’a ait olduğu belirlendi. Acı haberi alan dede Ahmet Ali Kaya (60) ile Antalya’dan gelen teyze Semra Kaya, olay yerinde birbirlerine sarılarak gözyaşı döktü. Cesedi görmek isteyen dede Kaya’ya polis izin vermedi. Manisa’daki bir beyaz eşya fabrikasında çalışan baba Ahmet Ali Kaya’ın (35) ise sabah gelen başka bir ihbar üzerine çocuğunu aramak üzere Akhisar Endüstri Meslek Lisesi arkasındaki araziye gittiği, halen de dönmediği öğrenildi. İstanbul’da bir televizyon kanalında canlı yayında olan anne Kibariye Zambak’a ise (32) iki çocuğundan en büyüğü olan Umut’un ölü bulunduğu henüz söylenemedi. Zambak’ın Akhisar’a dönüş için yola çıktığı öğrenildi. Manisa Emniyet Müdürü Erhan Alkaya da olay yerine gelerek, bilgi aldı. Çocuğun cesedi otopsi için İzmir Adli tıp kurumu’na gönderilirken Akhisar İlçe Emniyet Müdürü Alparslan Demiray, soruşturmanın sürdüğünü bildirdi. Mehmet Hakkı ÖZBAYIR - Barış GEZİCİ - Evren KASIRGA / AKHİSAR (Manisa) (DHA)
TCDD: 'Göztepe İstasyonu Olduğu Gibi Muhafaza Edilecek'
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), basında yer alan İstanbul Göztepe Tren İstasyonu'nun Marmaray çalışmaları kapsamında yıkılacağına yönelik haberleri yalanlandı. Açıklamada, 'İstanbul Anadolu Yakası'nın sembollerinden biri olan Göztepe Tren istasyonu yıkılması kesinleşen tren istasyonlarından biri' ifadesi gerçek dışı bir bilgidir. Söz konusu istasyon yıkılmayacak ve olduğu gibi muhafaza edilecektir.' ifadeleri kullanıldı. 20’inci yüzyılın ilk yıllarında yapıldığı tahmin edilen ve 1871 yılında yapımı tamamlanan 91 kilometrelik Haydarpaşa-Pendik banliyö tren hattının tarihi yapılarından biri olan Göztepe İstasyonu, Haziran 2013 yılından beri Marmaray çalışmaları nedeniyle kullanılmıyor. Basında yer alan Göztepe İstasyonu'na yeni istasyon yapılacağı gerekçesi ile yıkılacağına yönelik haberlere TCDD cevap verdi. 'Haberlerde yer alan 'İstanbul Anadolu Yakası'nın sembollerinden biri olan Göztepe Tren İstasyonu yıkılması kesinleşen tren istasyonlarından biri' ifadesi gerçek dışı bir bilgidir. Söz konusu istasyon yıkılmayacak ve olduğu gibi muhafaza edilecektir.' ifadelerinin kullanıldığı açıklamada ayrıca mevcut istasyonun 400 metre batısına Marmaray Projesi kapsamında yeni ve modern bir istasyon inşa edileceği ve o istasyonun kullanılacağı bilgisi verildi. Başka Haber
Marmaray İstasyonundaki Lekelerin Nedeni Su Sızıntısı mı, Kimyasal mı?
Marmaray'ın Sirkeci istasyonuna giden yeraltı tünellerindeki fayanslarda, nemlenme izleri görülüyor. Marmaray çalışanlarına göre, Marmaray mühendisleri 6 aydır devam eden bu sorunun kaynağını henüz bulabilmiş değil. Marmaray'ın en derin kara istasyonu olan Sirkeci istasyonu, açılıştan 1 ay sonra gecikmeli olarak 1 Aralık 2013'te açıldı. Bu gecikmenin sebebi hazırlıkların henüz tamamlanmaması olarak açıklanmıştı. Sirkeci İstasyonu'nda vatandaşlar perona ulaşmak için uzun bir koridordan geçiyor. Bu koridordaki geniş bir alanda ise fayanslar arasında yer yer renk değişimi olduğu görülüyor. Radikal'in soruları üzerine TCDD (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları), yerlerdeki izlerin temizlik için kullanılan kimyasallardan kaynaklandığını öne sürdü. Ancak uzmanlar, bu lekelere su sızıntılarının neden olacağını belirtiyor.Açılışı Aceleye Getirildi Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) İstanbul Şube Başkanı ve makinist Mithat Ercan'a göre sorunun nedeni, Marmaray'ın izolasyon çalışmalarının yeterince tamamlamadan sefere açılmış olması. Ercan bunu şöyle açıklıyor: 'Karadan gelen bazı yer altı suyu sızıntılarını önleyemiyorlar. Tünele giriş ve çıkış noktaları olan Üsküdar ve Sirkeci istasyonlarında su sızıntısı var. Oralarda birçok elektronik cihaz var. Eğer sızıntının kaynağı bulunamazsa, bu sızıntılar elektronik cihazlarda oksitlenme yapacak ve zarar verecek. Bunun yanı sıra ileride küf yapacak. Bu noktadan sonra sızıntının nereden kaynaklandığının bulunması çok daha zor. Henüz inşaat halindeyken izolasyonunu düzgün yapmaları gerekiyordu.'İzolasyon, En Temel İşlerden Biri İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe'ye göre yeraltı sularının sızmasını engellemek için izolasyon yapılması en temel işlerden biri. Sirkeci İstasyonu'ndaki fayanslarda görülen izlerin çeşitli sebepleri olabileceğine dikkat çeken Gökçe bu konuyu şöyle açıklıyor: 'Fayansların altındaki yer altı sularının iyi bir şekilde izole edilmemiş olmasından kaynaklanan bir sorun olabilir. Bu gelişi güzel akan suların yapıya zarar vereceği söylenebilir. Aynı zamanda görüntü kirliliğine de yol açar ki zaten o hat üzerinde sıvalar ve kaplamalarda birçok yerde benzer sorunlar görülebiliyor. Bu konuda teknik araştırma yapılması gerekir'.Sızıntı Var, Ama Risk Yok Marmaray makinisti ve BTS Genel Sekreteri Hasan Bektaş'a göre asıl tehlike, denizin altındaki tüpte bir sızıntı olursa yaşanır. Bektaş, bu durumu şöyle açıklıyor: 'Marmaray'ın denizin altındaki tüp kısmında herhangi bir su sızıntısı yok. Ancak kara hatlarında su sızıntıları olabiliyor. Biz makinistler tünelin içini görebildiğimizden, bazı kara hatlarındaki bölgelerde akıntı halinde olan sızıntıları görebiliyoruz. Ama bu risk oluşturacak bir düzeyde değil. Sadece görüntü olarak kötü diyebiliriz ve havada nem kokusuna yol açıyor.'Suntalardan Fayanslara Reçine Aktı TCDD'ye göre ise, fayanslardaki izlerin sebebi su sızmalarından kaynaklı nemlenme değil. TCDD Ankara Basın Müşaviri Mehmet Aycı, nemlenmenin zeminde değil ancak duvarlarda olabileceğini söyleyerek su sızıntısından kaynaklı nemlenme iddialarını reddetti. Aycı, fayanslardaki izlerin nedenini ise şu sözlerle açıkladı: 'Sirkeci hattının fayansları erken döşendi. Yapım esnasında önceden döşenen fayanslar etkilenmesin diye üzerleri sunta ile kaplandı. Suntalardan bazı fayanslara reçine aktı. Akan reçineleri temizlemek için kimyasal madde kullanıldı. O renk değişiminin sebebi kullanılan bu kimyasal maddelerdir.' Temel bir sorun da saatlerce o nemli ortamda çalışmak zorunda kalan görevliler. Baş ağrısı, bacak ağrısı gibi sorunlara neden olan nem oranı çalışanlarca bir tehdit oluşturuyor. İsmini vermekten çekinen görevliler, zaman zaman nefes almakta zorlandıklarını, iş çıkışında eklem ağrısı çektiklerini dile getiriyorlar. Fundanur Öztürk | Radikal
Haşmetli Devletimizden 25 Fantastik Açıklama
'TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman 'Bizim hızlı trenimiz yok, bu normal tren. Ama 'normal tren yaptık gelin binin' desek ilgi çekmezdi. Hızlandırılmış tren diyerek, yolcu ilgisi çekildi. Bunda da başarılı olundu' dedi. ' 09 Ağustos 2004 - [Haberin Tamamı]
Ücretsiz Alıp, İnternetten Satıyorlar
Ankara-İstanbul YHT'nin hizmete girmesinin ardından ücretsiz bilet alarak internet üzerinden satmak isteyenlerin biletleri iptal edildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara-İstanbul YHT'nin açılışı dolayısıyla 25 'da düzenlenen törende, Ramazan Bayramı'nı da kapsayan bir hafta boyunca biletlerin ücretsiz olacağı müjdesini vermişti. Her kesimden vatandaşın hızlı trenle seyahat edebilmesine imkan vermeyi amaçlayan uygulama fırsatçıları da harekete geçirdi. Bazı kişiler ücretsiz edindikleri biletleri, tüm seferlere ait biletlerin tükenmesini de fırsat bilerek internet üzerinden satışa çıkardı. TCDD'den uyarı TCDD yetkilileri, vatandaşları, bu şekilde satılan biletlerle seyahat edemeyecekleri, bu nedenle biletleri almamaları yönünde uyardı. AA muhabirine, bu şekilde satılmaya çalışılan biletlerin tespit edilerek iptal edildiğini belirten yetkililer, şunları kaydetti: 'Ücretsiz seferler başlamadan önce, yaşanabilecek bu tür sorunları önlemek için bazı tedbirler aldık. Bu çerçevede ücretsiz seferlerin bazı kişiler tarafından suistimal edilmemesi için biletlere isim ve soy ismi yazılıyor. Vatandaşlar YHT'ye binmeden önce de kimlik kontrolü yapılıyor. Bilette yazan isimle kimliğin uymaması halinde, bilet iptal edilerek kişinin trene binmesine izin verilmiyor. Bu durum Ankara-İstanbul YHT'nin açılışından itibaren gar ve istasyonlarda yapılan anonslarla sürekli duyuruluyor ancak uygulamadan haberdar olmayan vatandaşlarımız olabilir.'Milliyet
IŞİD'in Elindeki Türk Rehinelerle İlgili Kafa Karıştıran Açıklama
MİLLİ Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, IŞİD'in kaçırdığı Türk konsolosluğu rehineleri için görüşmelerin sürdüğünü belirterek, 'Iraktaki bütün taraflarla görüşmelerimiz sürüyor. Belki yarın, öbür gün gelebilirler' dedi. Önceki gün Sivas'a gelen Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz bu sabah kentte TCDD Sosyal Tesislerinde Sivas Ulaştırma Memur-Sen Şube Başkanlığının düzenlemiş olduğu kahvaltı programına katıldı. Kahvaltı programının ardından Bakan Yılmaz basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kaçırılan İsrail askerleri için ABD'nin Türkiye'den acil destek istemesi sorulan Bakan Yılmaz, 'Gerçek zafer barışa ulaşmış zaferdir. Kim barışa ulaşmışsa zafere ulaşmış demektir. Bugün herkes bir adım ileri gitmek istiyor. Kavgayla bir adım alacağını düşünüyor. Oysa biz diyoruz ki barış olsun. Barış olmanın şartı bu bölgede iki bağımsız devletin 1967 sınırlarına çekilerek bir arada yaşaması ateş kes ilan ediyorlar. Fakat ondan sonra bir İsrail'i kaçırıldı. Kaç tane Filistinli öldürüldü. 40 tane Filistinliyi öldürdüler. Nerede adalet, nerede insaf var. Herkes şiddetle silah gücüne dayanarak mesafe almak istiyor. Biz taraflara şunu diyoruz. Gerçek zafer barışa ulaşmış zaferdir. Her iki tarafında barışı amaçlaması gerekir. Bu anlık olayları kendi lehlerine bir fırsata dönüştürmemesini istiyoruz. Türkiye gerçekten o coğrafyada barış istiyor. Mazlumun, mağdurun ve haklının yanında İsrail'in de güvenliğini ele alan bir sistemi savunuyor. Bunun için de o bölgede iki devletli bağımsız devletin bir arada yaşamasını sağlamaktır. Türkiye bunu destekliyor. Bazı ülkeler ise henüz Filistini bir bağımsız devlet olarak İsrail'in yanında yer almasına hazır değil. Buna Arap birliği ülkeleride dahil. Bundan dolayı şuanda Mısır, Refah sınır kapısını kapatıyor. Bu Arap eğer ister ise onun güçlenmesini Refah sınır kapısını açardı. Biz barış istiyoruz. Bunun yolu da herkesin silahlarını gömmesi, en azından bu ateşkes sözüne her iki tarafın da uyması. Dolayısyıla bir bahane bulup da misli ile kat kat karşılık verilmesini doğru bulmuyoruz.' diye konuştu. 'REHİNELER YARIN ÖBÜR GÜN GELEBİLİR' Musul'da IŞİD'in kaçırdığı Türk konsolosluğu üyelerinin ailelerine ne zaman kavuşacağı sorulan Bakan Yılmaz şöyle dedi: 'Çalışıyoruz. IŞİD üzerinde kim etkili olabilecek ise kimin sözüne itibar ediyorsa Irak'taki bütün taraflarla görüşmemiz devam ediyor. Bize söylenen en kısa zamanda, bunu gerçi daha halka söylemedik. Belki yarın gelebilir, belki öbür gün gelebilir. Biraz sabırlı olsunlar. Ya operasyon yapıp gidip getireceksin, ya da görüşmeler ile sabırla, sulh yoluyla bu olayı bu sıkıntıyı çözmek lazım. Bizim isteğimiz görüşmeler yoluyla bunun çözülmesi. Çünkü bunun en doğru yol olduğunu düşünüyoruz. Biraz daha sabretsinler.' YILMAZ, BİR AÇIKLAMA DAHA YAPTI Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz bu sabah kahvaltıda yaptığı ve IŞİD'in bastığı Musul Konsolosluğu'nda rehin aldığı 49 kişiyi yarın ya da öbür gün serbest bırakacağına ilişkin açıklamasından sonra, bu kez Doğanşar'da bir açıklama daha yaparak, 'Bir tarih vermek doğru olmaz' dedi. Bakan Yılmaz, ilk açıklamasına açıklık getireceğini belirterek şunları söyledi: 'Biliyorsunuz Sivas'ta yaptığım açıklamada bu sorunun çözümü sabırla beklemektir. Dışişlerleri Bakanlığımızın bu konuda çalışmalarının neticesi vardır. Bunu beklemek en doğru yoldur. Konsoloslukta görevli rehin alınan personelin ve ailesin serbest bırakılacağı umuduyla bekliyoruz. Bu konuyla ilgili tüm taraflarla görüşmeler devam ediyor. Bugün veya yarın olacak şeklinde, bu görüşmelerin biteceğini beklemek, bir tarih vermek, bugün veya yarın bu da doğru değildir. Çünkü karşımızda yeknesak bir gurup da yoktur. Bu sorunu sabırla görüşmeler yoluyla çözülmesini beklemek en doğru yoldur. Dışişleri Bakanlığımız tarafından bu konuda her türlü çalışma yapılmaktadır. Aziz milletimiz bu konuda müsterih olsunlar. Görüşmeler devam ediyor. Aziz milletimizin duaları destekleri bizimle olsun. En kısa zamanda olumlu bir netice alınır diye bekliyoruz. Sabır her şeyin çözümüdür. İnşallah daha önce pilotlarımız daha önce böyle alıkonulmuştu. Uzun bir süre sonra görüşmeler sonucu pilotlarımız serbest bırakıldı. Tır şoförlerimiz vardı. Bunlarda görüşmeler yoluyla bir süre sonra serbest bırakıldı. Şimdi de inşallah konsolosluktaki görevli personelimiz ve ailesinin de görüşmeler yoluyla serbest bırakılmasını bekliyoruz. Bir gün verirsek doğru olmaz. Ama görüşmelerin devam etiğini söylemek ve sabırla beklemek gerekir. Eğer bunun dışında her hangi bir kimse şu da yapılsın diye fikirleri var ise biz buna da açığız. Ama bilin ki bu konuda Dışişleri Bakanlığımız tecrübelidir. Geçmişte örnekleri vardır. İnşallah bu olayda da en kısa zamanda sağlıklı bir netice alırız diye düşünüyoruz.'. 'TIR'LARDA TÜRKMENLERE YARDIM VARDI' Adana'da durdurulan TIR'larda silah olduğu iddialarının gündeme gelmesi ile ilgili bir soru üzerine de Bakan Yılmaz şöyle konuştu: 'Mahkeme de, yargı da devam ediyor. Biz orada Türkmenler'e giden yardımın olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Türkmenler'in neye ihtiyacı varsa o yardımı vermek Türkiye'nin asli yükümlülüğüdür. Çünkü orada Türkmenler Türkiye'den önce sahipsizdi. Ancak bizim yardımlarımız ile bir noktaya gelmiştir. Türkiye'nin yaptığı doğrudur.' Bakan Yılmaz daha sonra Doğanşar 50'inci Ahmet Ayık Karakucak Güreşleri ve Bal Festivaline katılmak üzere ilçeye hareket etti. Halife YALÇINKAYA/SİVAS, (DHA)
Türkiye'nin İlk Yerli Otomobili 'Devrim Arabaları' Neden İptal Edildi?
Türkiye’nin ilk yerli otomobili olan Devrim’in hikayesini duymuşsunuzdur. 2008′de sinemaya da uyarlanan Devrim arabalarının hikayesinin sonunu herkes başarısızlıkla bilir. Aslında otomobil yapılmıştır ama sonrasında mühendislerin benzin koymayı unutmalarından dolayı araba yolda kalmıştır ve sonunda Türklerin araba sevdası hüsrana uğramıştır. Tabi durum bu olunca her zamanki gibi ağzımıza sakız olmuş bir lafı otomobil üretimi konusunda da sıkça tekrar etmeye başlamışız: Türkler otomobil yapamaz. Siz de hala Devrim arabalarının başarısız olduğunu zannediyorsanız, olayın iç yüzünü bir de derlediğimiz bu yazımızdan okuyun. BANA BİR OTOMOBİL YAPIN Sene 1961. Cemal Gürsel cuntası işbaşındadır ve Menderes’in idamının üzerinden henüz çok kısa süre geçmiştir. Çeşitli firmalarda çalışan 23 tecrübeli Türk mühendisi, kendilerine gönderilen ayrı ayrı mektuplarla “mühim bir konuyu istişare etmek üzere” Ulaştırma Bakanlığı’na davet edilirler. Mühendislerin bazıları yurt dışında görev yapmaktadır; ancak mesajı alan herkes “devletin isteği başımız üstüne” diyerek işini gücünü bırakıp Ankara’ya gelir. 16 Haziran 1961 günü Bakanlıkta biraraya gelen mühendislere, toplantıya başkanlık eden Genel Müdür Yardımcısı Emin BOZOĞLU, bizzat Cemal Gürsel’den gelen “çok gizli” damgalı bir yazıyı okur. Yazıda : “Bu yılın Cumhuriyet Bayramı törenlerinde halkımızın görüş ve takdirlerine sunulmak üzere, hem tasarımı hem de malzeme olarak tamamen yerli malı bir otomobil üretmenizi istiyorum.” Mesajı vardır. Ayrıca mektupta bu görevin TCDD İşletmesine verildiği ve bu amaçla dönemin rakamlarıyla 1.400.000.-TL ödenek ayrıldığı da yazmaktadır. O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri “Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma” olarak algılarlar. En küçük bir tereddüt ya da endişe sergilenmeksizin derhal işe başlanır. Çalışma mekanı olarak Devlet Demiryolları’nın Eskişehir’deki Cer Atölyesi seçilir. Zaman müthiş dardır, Cumhuriyet Bayramı’na kadar yalnızca 129 günü vardır ekibin… TÜRKİYE’NİN İLK YERLİ OTOMOBİLİ HANGİ ŞEHİRDE ÜRETİLDİ ? İşyeri olarak seçilen atölyenin hazırlanması için Eskişehir’e talimat verilir ve otomobili olanların 19 Haziran’da Eskişehir’ de bulunmaları istenir. Atölyenin bulunduğu Dökümhane binası zemini, lokomotif kazanlarında kullanılmak üzere alınan saç levhalarla döşenir. Kapının üzerine, kocaman rakamlarla kaç gün kaldığını gösteren bir levha asılır ve projenin bitimine dek bu levha, her gün bir azalarak, proje sonuna kadar orada kalır. Atölyede bir baş üstü gezer vinç, çeşitli bankolar ve birtoplantı masası bulunmaktaydı. Yakınında bir de çay ocağı bulunan bu masa dört ay süreyle hem toplantılar, hem dinlenme, hem de gerektiğinde çalışma masası olarak kullanıldı. Atölyede yapılan ilk toplantıda “Yönetim Grubu” açıklandı. Genel Müdür Yardımcısı Emin BOZOĞLU başkanlığında, Fabrikalar Dairesi Başkanı Orhan ALP, Cer Dairesi Başkanı Hakkı TOMSU, Cer Dairesi Başkan Yardımcısı Nurettin ERGUVANLI, Eskişehir Demiryol Fabrikaları Müdürü Mustafa ERSOY, Adapazarı Demiryol Fabrikası Müdürü Celal TANER, Ankara Demiryol Fabrikası Müdürü Mehmet NÖKER’den oluşan grupta iki de emekli subay vardı: Genel Müdürlük Müşaviri Hüsnü KAYAOĞLU ve Necati PEKÖZ. Ardından çalışma grupları belirlendi: Dizayn, motor-şanzıman, karoseri, süspansiyon ve fren, elektrik donanımı, döküm işleri, satın alma işleri ve maliyet hesapları grupları. Bu arada tüm ülkede, Üniversiteden basınına, bir avuç sanayicisinden politikacısına, sesi duyulabilen herkes ne otomobil ne de motor yapılabileceğine inanıyor, özel sohbetlerde, röportajlarda, film gösterili konferanslarda bu görüş vurgulanıyordu. Görüşlere aldırış etmeyen ekip atölyede ki yapılaşmayı kurdu. İlk çalışmalara önce otomobilin ana hatları saptanarak başlandı. Dört ila beş kişilik, toplam 1000-1100 kg-ağırlığında, orta boy denilebilecek bir tip üzerinde mutabık kalındı.Motor 4 zamanlı ve 4 silindirli olmalı, 50-60 BG vermeliydi. Karoseri için hazırlanan 1:10 ölçekli maketlerden seçilen birinin 1:1 ölçekli alçı modeli yapıldı. Karoserin damı, kaput ve benzeri saçları, bu modelden alınan kalıplarla yapılıp beton bloklara çekilmek ve çekiçle düzeltilmek suretiyle tek tek imal edildi. Bir yandan da Willy’s Jeep, Warswa, Chevrolet, Ford Consul, Fiat 1400 ve 1100 motorlarınınincelenmesinden sonra Warswa motoru örnek alınarak yandan supaplı bir 4 silindirli motorun gövde ve başlığı Sivas Demiryolu Fabrikasında dökülüp,Ankara Demiryolu Fabrikasında işlendi. Piston, segman ve kolları Eskişehir’de yapıldı. Motor Ankara Demiryolu Fabrikasında monte edildi. Frenlemede 40 BG’den fazla güç alınamayan bu motora alternatif olarak Ankara Fabrikasıaynı gövde ve krank milinden yola çıkarak başka bir tip geliştirdi. B motoru adı verilen üstten supaplı bir üçüncü motorda Eskişehir’de imal edildi. Süspansiyon grubu ön takımlar için ”Mc Pearson” sistemini önerdi ve numuneye göre Eskişehir’de imal edildi. Eylül sonlarına doğru ön ve arka camları piyasada bulunabilenlere intibak ettirme zorunluluğu nedeniyle modele göre biraz değiştirilmiş, iki gövde çakılmış ve biri A, öteki B tipinden iki ayrı motor hazırlanmış bulunuyordu. Şanzımanlar, Ankara Fabrikasınca tümü yerli olarak yapılmıştı. Montaja geçildiğinde karşılaşılan en büyük sorun, gövde-motor uyumunu sağlamak, debriyaj, gaz ve fren kumanda mekanizmalarını yerleştirmek ve direksiyonun en uygun konumunu bulmaktı. Ayarlı direksiyon önerisi ise kabul edilmedi. ( İki yıl sonra Cadillac bunu bir yenilik olarak getiriyordu .) Nihayet Ekim ortalarında Devrim otomobillerinden ilki tecrübeye hazır duruma gelebildi. Elektrik donanımı ile diferansiyel dişlileri, kardan istavrozları ve motor yatakları ile cam ve lastikleri dışında tüm parçaları yerli idi. Ekip günde sadece birkaç saat uyuyarak ve bu süre zarfında tesislerden hiç ayrılmaksızın, modeli tümüyle kendilerine ait olan, tüm parçaları el işçiliğiyle üretilmiş, 4 silindirli ve direksiyondan vitesli harika bir “aile otomobili” üretir. Hem de bir tane değil, tam üç tane! Üç araç da insanüstü bir çabanın sonucunda 28 Ekim’in akşam saatlerinde tamamlanmıştır. Araçlara “Devrim 1“, ”Devrim 2” ve “Devrim 3” isimleri verilir. Mühendislerden biri Cumhurbaşkanı’nın alternatif bir renk isteyebileceğini de düşünerek, araçlardan birinin siyah olmasını teklif eder. Böylelikle, iki otomobil krem rengi kalırken, üçüncüsüise onu 29 Ekim geceyarısı Ankara’ya götüren “Karakurt” treninde binbir güçlük içinde siyah renge boyanır. Depolarında, trendeki güvenlik kuralları gereği hiç benzin bulunmayan Türkiye’nin ilk yerli otomobili devrim arabaları, o zamanlar Sıhhiye semtinde bulunan Ankara Demiryolu Fabrikası’na indirildi. Manevra imkanı sağlamak için depolarına yalnızca birkaç litre benzin kondu. Asıl ikmal sabahleyin Sıhhiye’deki Mobil Benzin İstasyonundan yapılacak, sonra da Meclis’e gidilecekti. 29 Ekim sabahı, Devrim arabaları motosikletli oldukça kalabalık bir trafik ekibinden oluşan eskortun arasında yola çıktı. Çıktı ama, eskorttakiler, benzin alma işinden haberdar olmadığı için, Mobil’e uğramadan yola devam ettiler. Meclis’in önüne gelindiğinde durum anlaşıldı, alelacele getirilenbenzin ilk otomobile kondu. İkinci otomobile benzin konacağı sırada Cemal Paşa Meclis’in önüne gelmiş ve Anıtkabir’e gitmek üzere 2 numaralı benzini henüz konamamış Devrim otomobiline binmişti. Yola çıkıldı. Fakat 100 m. kadar sonra motor öksürerek durdu. Cemal Paşa’nın ”Ne oluyor ?” sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rıfat SERDAROĞLU sıkılarak ”Paşam, benzin bitti.” cevabını verdi. Paşa’dan özür dilenilerek 1 numaralı Devrim arabasına geçmesi rica edildi. Buna uyan Cemal Paşa Anıtkabir’e bu otomobil ile gitti. Cemal Paşa Anıtkabir’de araçtan inerken “Garp kafasıyla araba yapıyorsunuz, ama Şarklı olduğunuz için benzin koymayı unutuyorsunuz” diyerek hışımla aracı terkeder. Oysa, o aracı yapmayı başaranlar deposuna benzin koymayıda bilmektedirler elbette. Fakat, kimse aksiliğin yaşanan panikten kaynaklandığını cunta liderine anlatamaz veTürkiye’nin ilk yerli otomobili devrim arabaları daha doğdukları gün bizzat devlet eliyle öldürülürler. Arkalarında, kendilerine doğru düzgün bir teşekkür bile edilmemiş 23 tane gözüpek mühendisi bırakarak… Devrim Otomobili Nerede ? Ulaşım ve ziyaret 1961 yılında üretilen Devrim otomobillerinden sadece birisi günümüze kadar ulaşmıştır. Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A.Ş. Tülomsaş / Eskişehir bahçesinde, özel olarak yapılan camlı garajda muhafaza edilen Devrim otomobili halen çalışır durumdadır. Devrim Otomobili’nin sergilendiği fabrikaya ulaşım ve ziyaret gayet kolaydır. Şehir içinden geçen 19 ve 23 numaralı minibüslerle Porsuk Meslek Yüksekokulu istikametine çalışan otobüsler buraya ulaşımı sağlamaktadır. Ayrıca kent merkezindeki her hangi bir noktadan da buraya yürümek mümkündür. Otomobili görmek ücretsiz olup mesai saatleri içinde ziyaret mümkündür.teknolojioku