Kağıthane Haberleri

Kağıthane ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Kağıthane ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

CHP'deki Tartışmalı İsimlerin Başında Gelen Gürsel Tekin'le İlgili "Görevden Alındı" İddiası Ortaya Atıldı
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, bir gazetecinin, 'İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Gürsel Tekin'in görevden alındığı ve yerine eski Kağıthane İlçe Başkanı'nın getirildiği iddiaları var. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?' sorusuna kısa bir yanıt verdi. Sarı, konuyla ilgili açıklamanın önümüzdeki günlerde yapılacağını söyledi.
İstanbul'un İlçe ve Semt İsimleri Nereden Geliyor?
BAĞDAT CADDESİ: Bizans döneminden bu yanavarlığı bilinen yol (şimdi cadde), Osmanlılar döneminde Üsküdar’dan Şam veBağdat yönüne giden kervanlarca kullanılıyordu. Osmanlı ordusu, Doğu seferlerine bu yoldan çıkıyordu.Adının Bağdat Caddesi olması bu nedenledir. ALTINBOYNUZ: Biz ‘Haliç’ diyorsak da Batı kaynaklarında ‘Altın Boynuz’olarak geçiyor. İsminin orjinali Rumca. ‘Hriso Keras’ Rumca'da altın boynuzanlamına geliyor. Kağıthane ve Alibeyköy derelerinin çatal vaziyette, boynuzuandırması nedeniyle bu ismi almışdır. BAB-IALİ: Günümüz Türkçesinde ‘Yüce Kapı’ anlamına gelen bu terim,aynen tercüme edilerek diğer dünya dillerine de girmiştir. İstanbul’da devletitemsil eden her ofis, ‘kapı’ diye anılırdı. Yani bugünün devlet dairesininkarşılığı ‘kapı’ idi. Basın kuruluşları İkitelli’ye taşınmadan önce “Bab-ı Ali”denilince akla basın geliyordu. ABİDE-İHÜRRİYET: Şişli’de Hürriyet tepesindeki anıtın adı. Bugünkü dillesöylenirse ‘Özgürlük Anıtı’. AĞACAMİİ: Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üstündeki Ağa Cami’siniŞeyhülharem Hüseyin Efendi yaptırmıştı. Hüseyin Efendi aynı zamanda‘Galatasaray Ağası’ydı. Bu nedenle Ağa Cami olarak anılır. AYAZMA:İstanbul’da çok fazla sayıda ayazma var. Nedir ayazma? Hıristiyanlarıninançlarına göre kutsal ve şifalı su; bu maksatla ziyaret edilen yerlerdekidini yapıdır. Her ayazmanın adını taşıdığı aziz ve azizeler için özel bir günüvardır. BAHARİYE:Osmanlı padişahları ve vezirler, özellikle bahar mevsiminde, Haliç kıyısındaEyüp Sultan’dan sonra gelen ve Bostan iskelesi ile Silahtarağa arasında uzananbölgeye giderlermiş. Buraya köşkler yaptırılmış. Baharda yeğlenen bir bölgeolduğu içinde ‘baharlık’ anlamına ‘bahara ait’ yani ‘bahariyye’ diye anılmış. BALAT:Rumca saray anlamına gelen ‘palation’ sözcüğünden geldiği sanılmakta. Önceİstanbul’un Haliç kıyısındaki kapılarından birine verilen ad, sonra bütünsemtin adı oldu. BALTALİMANI:Rumeli Hisarı’nın ötesindeki eski adı ‘Fadalya’ olan ‘Baltalimanı’, adınıİstanbul’un fethi sırasında Gelibolu’daki donanmayı hazırlayan ve kuşatmasırasında gemileri bu limana getirmeyi başaran Baltaoğlu Süleyman Bey’den aldı.Baltaoğlu Süleyman Bey Osmanlı Devletinin ilk Kaptan-ı Derya’sıydı. BEBEK:İsmini, Fatih’in bu bölgenin muhafazasına memur ettiği bölükbaşının ‘Bebek’lakabından almıştı. Bebek Çelebi ya da Bebek Çavuş’un bu semtte bir köşkü vesonradan hasbahçe olan bir bahçesi vardı. BELGRADORMANI: Ormanın adı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde kurulanBelgrad köyünden gelmekte. Belgrad köyü 1521 Sırbistan seferinden sonra İstanbul’agetirilen Sırp tutsakların yerleştirilmesi amacıyla kurulmuştu. BEŞİKTAŞ:Bu semt ‘Kone Petro’ adıyla anılıyordu. Anlamı ‘Taş Beşik’ idi. Rahip Yaşka, Hzİsa’nın beşiğini Kudüs’ten getirip, burada yaptırdığı kiliseye koymuştur. Hz.İsa çocukluğunda bu beşik içinde yıkanmış, bu sebeple bu kilise Rumlar arasında‘Taş Beşik’ olarak ün yapmıştır. Rahip ölünce beşiğin Ayasofya’ya bırakıldığısöylenir. Bu söylenti bir delile dayanmadığı için efsane niteliği taşımaktadır. BOMONTİ:Semt adını, 1902 yılında Bomonti Kardeşlerin burada kurdukları Bomonti BiraFabrikası’ndan almıştır. Bu bina daha sonra İstanbul Tekel Bira Fabrikasıolarak anılmıştır. CERRAHPAŞA:Semt, buradaki cami-nin adını taşır. Camiyi 16’ncı yüzyılda, Sadra- zam CerrahMehmet Paşa yaptırmıştır. Mimar Davud Ağa’dır. Cerrah Paşa camiyle birlikteçifte hamam, çeşme ve türbe de yaptırmıştır. CİHANGİR:Kanuni Sultan Süleyman’ın, Tophane ile Fındıklı arasındaki kıyıdan 300basamakla ulaşılan yüksekçe bir yere oğlu Cihangir’in anısına yaptırdığı cami,semte adını vermiştir. AKARETLER:Avrupa yakasında,Maçka-Dolmabahçe arasında, Beşiktaş ilçesinin birmahallesidir. Sultan Abdülaziz Taşlık Aziziye camisinin masraflarını karşılamakiçin bir vakıf kurdurmuştur, Bu vakıf gelir sağlamak amacıyla kirayaverilebilecek binalar yaptırmıştır. Projenin tamamlanması II.Abdülhamit’e nasipolmuştur. Kira,irat getiren anlamındaki Akaret ismi bu binalara yakıştırılaraksemte Akaretler adı verilmiştir. AYRILIKÇEŞMESİ: Anadolu yakasında, Kadıköy’den Acıbadem’e giderkenHaydarpaşa’dan gelen yolla kesiştiği yerdeki semttir. Eskiden Trakya veİstanbul’dan hacca gidecek olanlar burada toplanırlar ve hep birlikte yolaçıkarlarmış. Hacı adayları yakınları ile burada vedalaşıp yola çıktıklarındansemte Ayrılık Çeşmesi adı verilmiştir. BAHARİYE:Anadolu yakasında, Kadıköy-Fenerbahçe-Moda arasındadır. Kentte yerleşiminyaygın olmadığı dönemlerde, İstanbulluların yazlık olarak kullandıkları birsemtti. Bir söylentiye göre, bahar aylarında semtteki hareketliliğin artmasısebebiyle baharlık anlamında 'Bahariye' adı verildiğidir... BAKIRKÖY:İlk çağlarda Hebdamon Septimus adıyla anılmaktaydı. Bizans döneminde yazlıkolarak kullanılmıştır . Constantinus (Büyük) zamanında buraya saraylar ,köşkler, kiliseler yaptırmıştır. Bizans'ın son döneminde Makrihori, Osmanlıdöneminde Marki Köy olarak bilinen semtin adı Cumhuriyet'in ilanından sonraBakırköy olarak değişmiştir... BEYKOZ:Antik çağdaki adı Amykos'dur.Beykos ismi ilk defa Bizanslılar tarafındankullanılmıştır. Bithnia Kralı ve Kocaeli valileri bu semtte ikamet etmişlerdir.Kos farsçada köy anlamındadır. Semtte oturan ünlü kişilerden dolayı yöreyeBeykos denildiği ismin zamanla Beykoz'a dönüştüğü sanılmaktadır... BEYOĞLU: Bizansdöneminde yerleşim alanı değildi. Yöreye karşı yaka, öte yaka anlamında Pera yada Peran bağları deniliyordu... Beyoğlu denilmesine ait çeşitli söylentilervardır. İlki Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon Rum İmparatorluğu'na sonvermesinden sonra (1460) Kral ailesinden Prens Aleksisos Kommenos burayayerleştirilmesinden dolayı bu ismin verildiğidir. İkincisi Kanuni SultanSüleyman döneminde burada oturan Venedik elçisinden dolayı bu isminverildiğidir. (Yapılan yazışmalarda elçiye Beyoğlu denildiği için) CİBALİ:Burada bulunan sur kapısı,İstanbul'un fethine katılan komutanlardan Cebe AliBey adıyla anılmaya başlanmıştır. Cebe Ali Bey kapısı zamanla Cibali kapısınadönüşmüştür ve semt de Cibali ismini almıştır... ÇENGELKÖY:Bizans İmparatoru Justinianos buraya karısı Sophia için bir saray yaptırmıştırve semte Sophianea adı verilmiştir. Osmanlı döneminde bu semtte gemi çapalarıimal edildiğinden adı Çengel Köyü olarak benimsenmiştir. Zamanla Çengelköyşeklini almıştır. Bir başka söylentiye göre de; Osmanlı döneminde leventliktenyetişen Çengeloğlu Tahir paşa (Sonradan Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmiştir)bu semtte oturmuş ve yörede mescit, çeşme gibi yaptırmış ve birçok hayırişlerine önayak olmuş semtin sevilen kişilerinden biri olmuştur, semte busebepten onun ismi verilmiştir... DOLMABAHÇE:Yunan mitolojisine göre Arganut ların kralı İason Karadeniz seferi dönüşündeburada karaya çıkmıştır, bundan dolayı antik çağdaki adı İason’dur. BuradaBizans döneminde gezinti yeri olan küçük bir koy vardı. Osmanlıların İstanbul’ualmasından sonra, I. Ahmet döneminde Kaptanı Derya Halil Paşa bu koyudoldurmakla görevlendirildi ve dol-durma işleri II. Osman dönemindetamamlandı.(1614) Park haline getirilen koy Hünkar bahçesi adıyla anılmayabaşlandı ismi zamanla Dolmabahçe’ye dönüştü... EMİRGAN:IV Murat yöreyi,Revan kalesini çarpışmadan kendisine teslim eden (1635) Safevivalisi Emirgüneoğlu’na bağışlamıştır. Bir konak yaptıran Emirgüneoğlu buradayaşamış ve semt Emirgün yada Mirgün olarak anılmış zamanla Emircan dahasonraları Emirgan şekline dönüşmüştür. FERİKÖY:Semtin ismi hakkında değişik söylentiler vardır. İstanbul'un ünlüLevantenlerinden Mösyö Ferry Galata da oturur ve zaman zaman bu cıvadra avaçıkarmış. Daha rahat avlanabilmek için buraya bir köşk yaptırmış ve semttekiyerleşim bu köşk etrafında yoğunlaşır. Yöre Ferry nin köyü olarak anılmayabaşlanır ve isim zamanla Feriköy e dönüşür. Bir başka söylentiye göre deOsmanlı padişahı A.Mecit tarafından bugün semtin bulunduğu geniş arazi MadamFeri ye bağışlanmıştır. Feri’nin köyü ismi zamanla Feriköy'e dönüşmüştür... FLORYA:Reşat Ekrem Koçu'ya göre İskender efendi namlı bir kişi burada yaptır- dığıbahçeye doğduğu kasabanın ismini vermiş (Forina Arnavutluk'ta küçük birkasabadır) isim zamanla Florya'ya dönüşmüş ve semtin ismi olarakbenimsenmiştir... İSTİNYE:Bizans dönemindeki adı Stenia zamanla İstinye şekline dönüşmüştür. KADIKÖY:Semtin tarihi Bakır çağına kadar uzanmaktadır. Semti Megara’lı göçmenlerKhalkedon adıyla kurmuştur (İÖ 8yy) . Orhan Gazi Khalkedon un bir kısmınıOsmanlı topraklarına kattı. Fatih Sultan Mehmet in kenti fethinde sonra buyörenin bakımsız bir köy görünümünün düzelmesi için İstanbul Kadısı Hızır Beyin buraya yerleşmesini istemiştir. Semt önceleri Kadıköy’ü sonraları Kadıköyolarak anılmıştır. KALAMIŞ:Eski ismi yunanca sazlık ve kamışlık anlamında Kalamis iken zamanla Kalamışşeklini almıştır. KANDİLLİ: Antikçağdaki adı Ekhaia’dır. Zaman zaman Göksu’dan deniz yolu ile saraya dönenpadişahlar için yakılan kandillerden yada IV Murat’ın Revan seferindendönüşünde bu semtteki köşkte doğan şehzadesi Mehmet için yedi gece yakılankandillerden dolayı semte Kandilli köy adı verilmiş, zamanla Kandilli şeklinialmıştır. KARTAL:Bizans dönemindeki adı Kartalimen dir. Semt zamanla Kartal ismiyle anılmayabaşlanmıştır. Bir başka söylentiye göre de küçük bir balıkçı köyü olan semtteyaşayan ve çok sevilen Kartelli isimli balıkçıdan dolayı önceleri Kartelli’ninköyü olarak anılan semtin adının zamanla Kartal a dönüştüğüdür. KAZLIÇEŞME:Burada bulunan bir çeşme semte ismini vermiştir. Bu çeşmenin üzerinde alçakkabartma olarak kaz figürleri vardır. Bir söylentiye göre, İstanbul un fethisırasında baş gösteren su sıkıntısın- da uçuşan kazlar takip edilmiş veburadaki su kaynağı bulunmuştur. Sonraları bu su kaynağı üzerine bir çeşme inşaedilmiştir. Günümüze kadar birçok yenilemeler gören çeşme halen semttebulunmaktadır.   LEVENT: Osmanlı Padişahı III Selim döneminde, Nizam-ı Cedidaskerleri için kurulan Levend kışlası semte adını vermiştir. MAÇKA:.Adının Farsça Masgah (Nişangah) tan geldiği söylenmektedir. Zamanla Maçka yadönüşmüştür. Bir diğer söylentiye göre de Fatih Sultan Mehmet in 1461 yılındaTrabzon'u fethinden sonra Trabzon’dan buraya gönderilen Maçkalılardan dolayısemte Maçka adının verildiğidir. OKMEYDANI: İstanbul’unfethi sırasında Fatih Sultan Mehmet in otağ kurduğu yerdir. 1490 yılında Fatihin burada on dokuz sınır taşıyla sınırları belirlenen çok geniş bir alanaTekke-i Tirendezan (Okçular tekkesi ) yaptırmasıyla semt Okmeydanı olarakanılmaya başlanmıştır. SÜTLÜCE:Bizans döneminde küçük bir köy olan semtte (Sut membat köyü) bronzdan yapılmışve göğüslerinden su akan bir kadın heykeli varmış. Sütlerinin bol olması içinyeni doğum yapan kadınlar tarafından ziyaret edilirmiş bu yüzden semte Sütlüceadı verildiği söylenmektedir. ŞİLE: Kentte yerleşim yaklaşık İ.Ö 5000 yıllarındabaşlamıştır. Şile ismi Mercanköşk olarak bilinen bir dağ çiçeğinin yunancaadından gelmektedir. İlçe tarihte Aschil, Phile, Astere, Kilia isimleriyleanılmıştır. Eski bir Milet kolonisi olan kent Lidya,Pers, Galat,Roma, Selçuklu,Bizans ve Osmanlı egemenliklerinde kalmıştır. TAKSİM:Adını 19. yy. da kurulan su dağıtım şebekesinden almıştır.Maslak-Mecidiyeköy-Şişli yönünden gelen içme suyu burada toplanır ve dört yönedağıtım (taksim) yapılırdı. UNKAPANI:Kapan Osmanlı döneminde pazaryeri, satışyeri, kontrol yeri anlamınagelmekteydi. İstan- bul’un alınmasından sonra kente gelen gıda maddeleribelirli yerlerde teslim alınır ve İstanbul kadısı temsilcisi, esnaf temsilcisitarafından denetlenirdi. Çeşitli gıda maddelerinin bu tür trafiğinin yoğunolduğu yerlere Kapan denirdi.(Yağ kapanı, Bal kapanı gibi)Şehre gelen unlarınbu semte indirilip depolandığı için yöreye Unkapanı isminin verildiğisanılmaktadır.
Sultan Abdülhamit'in Torunları İstanbul'u İstiyor
Sultan Abdülhamit’in torunları, aralarında Kabataş Meydanı, Galatasaray Adası ve Veliefendi’nin de olduğu onlarca değerli mülk ve arazinin kendilerine miras kaldığı iddiasıyla hukuk mücadelesi başlattı. Osmanlı İmparatorluğu’nun 34’üncü padişahı Sultan Abdülhamit’in torunları, dedelerinden miras kaldığını öne sürdükleri onlarca değerli mülk ve arazi için hukuk mücadelesi başlattı. Talep edilen yerlerin toplam değeri ise milyar dolarla ifade ediliyor. Öyle ki, bu yerler arasında Kabataş Meydanı, Galatasaray Adası, Dolmabahçe’de bostan bile var. 250 akraba dava açıyor Miras için 2010 yılında veraset, yani akraba ispatlığı davası açıldı. Osmanlı arşivinden çıkan belgelere göre aralarında Türkiye, Lübnan, Suriye İngiltere, hatta Meksika’dan isimlerin olduğu 250 kişilik bir varis listesi oluşturuldu. Bu 250 akraba için mahkeme geçen Aralık’ta yapılan duruşmada, kararını 27 Mart 2014’te açıklayacağını söyledi. Eğer İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesi, verasetleri kabul ederse miras davasının önü açılacak. ‘Yerlerin parasını verin’ Abdülhamit’in bir kısım varisinin vekilliğini üstlenen Akkuş Hukuk Bürosu’ndan avukat Meral Akkuş ile Mehmet Erkan Akkuş, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Mahkeme davacı kişilerin Abdülhamit’in varisleri olup olmadığı yönünde karar verecek. Varislerin Şehzade Mehmet Selim’e kadar veraset belgeleri alınmış durumda. Son halka Abdülhamit. Mahkeme tarafından veraset belgesi çıkması durumunda miras pay oranları da ortaya çıkacak. Söz konusu yerlerin bire bir iadesi mümkün değil. Varisler kendi miras payları oranında maddi karşılık talep ediyor. Anlaşma yapılamaması durumunda AİHM’e kadar gidecekler.” Venizelos’un torunları almıştı Benzer bir emsal karar Yunan Kralı Venizelos’un ailesi için çıkmıştı. Venizelos’un malları kamulaştırılınca mirasçıları tıpkı Abdülhamit’in torunları gibi miras talep etti. Yunan hükümeti ödeme yapmayınca konu AİHM’e gitti ve 18 milyon dolarlık ödeme tablosu çıkarıldı. Venizelos’un varisleri bu parayı Yunan hükümetinden tahsil etti. GALATASARAY ADASI’NI DA İSTİYORLARMimar Balyan’dan Osmanlı’ya kalmıştı Osmanlı maliyesinin 1875 yılında iflas etmesiyle borç ödemeleri durduruldu. Birçok ünlü eser yapan dönemin mimarlarından Sarkis Balyan’a alacaklarının karşılığında Kuruçeşme’deki ünlü Galatasaray Adası verildi. Balyan’ın vefatının ardından adaya kimse sahip çıkmayınca Osmanlı vergi borçları ödenmediği gerekçesiyle el koydu. Ada 1914 yılında Türkiye’nin ilk denizcilik işletmesi olan Şirket-i Hayriye’ye kiralandı, 1957’te Galatasaray Kulübü’ne 150 bin TL’ye satıldı. 2006’dan beri de Suada adıyla eğlence yeri olarak hizmet veriyor. YASA NE DİYOR?‘Cumhuriyet’ten sonra kamulaştırıldı’ Varislerin avukatı Meral Akkuş: “1924 tarihli 431 sayılı yasa padişah mallarıyla ilgili talepte bulunulmasına engel. Sultan Abdülhamit, 1918 yılında vefat etti. Ancak Abdülhamit’e ait mal varlıkları 1924 yılında kamulaştırıldı. Yani Cumhuriyet ilan edildikten 1 yıl sonra. Şayet kamulaştırma Cumhuriyet’ten önce yapılsaydı varisler hak iddia edemezdi. Yani miras varislerin mülkiyetine geçer.” İŞTE İSTENEN MÜLKLERİN SADECE BAZILARI Galatasaray Adası Sultanhamam’daki İzmirli Hanı İstanbul Gedikpaşa’daki tiyatro arsası Eyüp Kopçageçidi’ndeki 21 dönüm tarla Eyüp’te 18 dönümlük Bahariye Kışlası Kağıthane’de 20 dönüm arazi Bakırköy’de 70 dönüm arazi Bakırköy Veliefendi çayırı Dolmabahçe’de 30 dönüm bostan Beşiktaş Serencebey’de 2 dönüm bağ, Ihlamur’da 3 dönüm arsa İstanbul Horhor’da konak ve 5 dönüm arsası Arnavutköy Akıntı Burnu’nda gazino ve müştemilatı Ortaköy’de Dalyan mahallesi ve Ali Saip Paşa Yalısı ile müştemilatı Paşabahçe İrcirli Köyü’nde 40 dönüm arazi ve şişe fabrikası Beykoz’da 40 dönüm bostan, üç bahçe, 6 tarla, 2 çayır, 3 arsa, 1 bağ, 1 dükkan ve yalısıyla Tokat çiftliği, Yalnız Servi çiftliği. Beykoz’da Abraham Paşa’dan alınan 38 dönüm arazi ve üzerindeki müştemilat Şişli’de İzzet Paşa çiftliği Çatalca ve Çekmece’de; Filifos çiftliği, Kaparya çiftliği, Safra çiftliği, Kılıçali Sağır çiftliği, Silivri çiftliği, Bosna çiftliği, Sazlı Bosna çiftliği, Haraççı çiftliği, Papas Bergos çiftliği, İzzettin çiftliği, Tozalak çiftliği ve Yahya Bey Kışlası. Vatan
"Tweet Mweet Anlamam Ben Bu İşlerden"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,ın Konuşmasından satır başları İstanbul Türkiye’nin özetidir. Bu ne manzara? Bugün Türkiye bizi izliyor. Tüm dünya İstanbul’u izliyor. Tüm mazlumları, mağdurları, yolda kalmışları, garipleri, öksüzleri sizi izliyor. Kahire’de oyları çalınmış kardeşlerim sizi izliyor. Şam’da kurşunların bombaların altında yaşayan açlıkla sefaletle imtihan edilen, belki de yavrusunun başında ağıtlar yakan ciğeri parçalanmış anneler sizi izliyor. Bağdat’ta barışa susayan gönüller İstanbul’u izliyor. Karabağ’da toprakları çiğnenen Azeri kardeşlerim sizleri izliyor. Mogadişu bugün İstanbul’u izliyor. 'KILIÇDAROĞLU BAK BU MONTAJI NASIL YAPTIK' Varsın birileri montaj desin. Kılıçdaroğlu bak bu montajı nasıl yaptık? Güzel mi, beğendin mi? Bir montaj da sen yap böyle. Varsın birileri montaj desin, taşıma desin. Bu muhteşem coşkuyu küçümsesin. Ama bilesin ki İstanbul, Gazze’nin yetimleri Ramallah’ın öksüzleri sizi izliyor. Kabe’nin etrafında tavafta olanlar size dua ediyor. Diyorlar ki 30’unun akşamında müjde bekliyoruz. 'ONLAR AHLAKİ OLMAYAN ŞEYLERİ İZLİYOR' Telefon, sürekli soruyorlar İstanbul nasıl. Gelirken aynı şeye muhatap oldum. İstanbul sen her an dildesin, kulaktasın, gözlerdesin. İzleniyorsun İstanbul. Ama Pensilvanya’nın izlediği gibi değil. Onlar mahremleri izliyor. Ahlaki olmayan şeyleri izliyor. Ama burası güzellikleri izliyor. Ülkemin aydınlık yarınlarını izliyor. Mahzun, boynu bükük Kudüs bugün sizleri izliyor. “Biz, kısık sesleriz minareleri, Sen ezansız bırakma Allah'ım. Ya çağır şurada bal yapanlarını, Ya kovansız bırakma Allahım. Mahyasızdır minareler göğü de, Kehkeşansız bırakma Allahım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allahım. Bize güç ver... Cihad meydanını, Pehlivansız bırakma Allah'ım. Kahraman bekleyen yığınlarını, Kahramansız bırakma Allah'ım. Bilelim hasma karşı koymasını, Bizi cansız bırakma Allah'ım. Yarının yollarında yılları da, Ramazansız bırakma Allah'ım. Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü, Ya çobansız bırakma Allah'ım. Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız, Ve vatansız bırakma Allah'ım. Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allah'ım.” Amin sonsuz kere amin. Bugün bir kez daha tarih yazıyorsun İstanbul. Bugün bir kez daha tuzakları oyunları bozuyorsun İstanbul. 'RAHŞAN AFFIYLA KURTARDIN' Millet oynanan oyunu görüyor. Millet sınırsız basiretiyle Türkiye üzerindeki kirli oyunu, tuzağı görüyor. 94’te İstanbul’a aday olduğumda, kimse kazanacağımıza ihtimal vermiyordu. Kimden aldık belediyeyi CHP’den. Yolsuzlukların belediyesi CHP. Kılıçdaroğlu sen bu işleri anlamazsın. Seni zaten SSK’dan tanıyoruz. SSK’daki yolsuzluklarınla tanıyoruz. Rahşan affıyla kurtardın işi yırttın. SSK hastanelerinde çektiğimiz çileleri biz biliriz. Az önce Kocaeli’nde yaşlı bir amca illa sahneye sahneye dedi. Getirin dedim, geldi. Ne dedi biliyor musunuz? İki kere beni hastanede rehin tuttular beni dedi rehin. Nice rehin tutulanlar oldu. Geldiğimde ilk verdiğim talimat şuydu. Bundan böyle hastanelerin kapısından kimseyi döndürmeyeceksiniz ve asla rehin tutmak gibi bir şey duymayacağım. Duyduğum zaman başhekimlere kesin ikazımdır, kesinlikle ilişkilerini keseriz. İstanbul’un seçkinleri kaymak takımı böyle bir sonuç beklemiyordu. İstanbul susuzdu, çöp dağları vardı. Çünkü CHP demek kirlilik demektir. Yolsuzluk demektir, çöp demektir. CHP demek susuzluk demektir. Ey İstanbul o zaman Ümraniye’nin belediyesi de CHP’liydi. Ümraniye çöplüğünde vahşi depolama vardı, o çöplük patladı 39 kişiye maalesef mezar oldu. gençler bunu bilmeyebilir, geziciler bunu bilmeyebilir. Ah ah, çevreci ha, ne çevrecisi ya? 39 kişi orada maalesef öldü. CHP’li belediye vardı. Bunun hesabını soran oldu mu? Nerde o medya? Yandaş medya nerede? sordular mı bunun hesabını? Sormazlar, işlerine gelmez. Niye? Paslaşıyorlardı, dayanışma içerisindeydiler. Onları onlar getirdiler. Ama tarih hesap soruyor şimdi. Diyor ki ey CHP o 39 vatandaşımızın hesabını ver. Kılıçdaroğlu sen bunların hesabını ver. Ama bunlarda o yüz yok. Geldi İstanbul’a büyükşehir başkan adayı oldu Kılıçdaroğlu. Ben de merak ettim nerede oturuyor diye. Dediler ki Kağıthane’de. Nerede oturuyorsunuz diye, Kağıttepe’de oturuyorum demiş. Ve seçim günü geldi oyunu kullanamadı. Yahu bunun eline üç koyun verin kaybedip gelir. İnanın bundan bir şey olmaz. Şimdi biliyorsunuz pozlar veriyordu, klasör. Yolsuzluk klasörü. Tabi böyle şeylerin olacağını da zannetmiyordu. Baykal genel başkan o da yanında. Klasörün sırtında ne yazıyor yolsuzluk. Kimin klasörü bu? Şu anda büyükşehir adayı olarak gösterdiler zatın. Ne yaptılar onu? Partiden ihraç ettiler hırsız ya. O ihraç ettikleri kişiyi şimdi getirdiler büyükşehir adayı yaptılar. Peki bu nasıl iş? Ben söylemiyorum klasörü sen hazırladın, şimdi de kalkıyorsun o adamı aday yapıyorsun. Niye? Malzeme yok ellerinde malzeme. Kimi koysunlar? Bunlar felç olmuş felç. Ama biz gümbür gümbür geldik, yine gümbür gümbür geliyoruz. Biz İstanbul’a, ülkemize, milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Yine hizmetkar olarak yolumuza devam edeceğiz. İstanbul’daki seçkinler elitler, Recep Tayyip Erdoğan’ın başkan seçileceğine inanmıyorlardı. Milleti dahi kontrol ettiklerini, milletin aklını çeldiklerini zannediyorlardı. Milletim onlara ağır bir ders verdi. şimdi ne diyorum biliyor musun? 30 Mart’ta sadece onlara değil, hani bu telefonları dinleyenler var ya, Pensilvanya var ya, en önemli dersi ona vereceğiz. 'BUNLAR BİZİM HELALİMİZİ YEDİLER' Bunların dershanelerine gidenler varsa yavrularımızı lütfen oralardan alın. Milli Eğitim Bakanlığı olarak hafta sonlarında takviye kurslarını biz ücretsiz olarak vereceğiz. Yıllarca bunlar bizi sömürdüler ya. Sülük gibi sömürdüler. Ama sülük faziletli, sülük zararlı kanı emer. Bunlar bizim helalimizi yediler ya. Sadaka dediler yediler, zekat dediler yediler, kurbanlık koyun dediler yediler, adak dediler yediler. Ah kardeşlerim ha, benim sevgili peygamberime, kendi televizyonunda miraçtan iniyor kamyonete bindiriyor. Ve bu senaryoları da o onaylıyor biliyor musun? Yahu sen hoca mısın senarist misin? Nesin? İyi niyetimizin kurbanı olduk. Başörtülü kızlarımızın, yahu üniversiteye giderken başlarını açmaları noktasında fetva veriyor beyefendi. Niye? Çünkü 28 Şubatçı generaller onu istediler. Ya sen nasıl hocasın be. Ama 28 şubat öncesi öyle demiyor. Akşam başka sabah başka. Şu andaki yandaş medya var ya muhtar bile olamaz dediler. Muhtar bile olamaz dedikleri kişi 11 yıldır aralıksız Türkiye’de başbakan oldu. Bu milletin iradesini çalamazsınız. Biz önce halkın sonra hakkın iradesine boyun eğdik. Benim meselem milletimin hak meselesidir. Benim meselem milletimin hukuk meselesidir. Biz hukuku çiğnemeye karşı dik duruyoruz. Yargı darbesi yapmak isteyenlere karşı dik duruyoruz. Milli iradenin çalınmasına karşı dimdik duruyoruz. Müslüman olmayanlara da hizmet etmek bizim görevimiz. İster Müslüman olsun, ister Hıristiyan olsun, ister ateist olsun. Bizim görevimiz alanında hepsi var. Bizim iktidarımız ayrımcılığın iktidarı olmayacaktır. Epey zamandır bir şarkı tutturdular. Demokrasi sandıktan ibaret değildir. Sevsinler sizi. Nereden ibaret? Doğru bunlar öyle alıştılar. Ama böyle değil. Biz sandıksız bir demokrasiyi asla kabul etmedik ve etmiyoruz. Sen Şişli’de ne yaptın ya? İstanbul’a ne yapacaksın. Bunların böyle bir imkanı gücü yok. Geçenlerde bizim Taksim Yenikapı hattındaki, yeni yapılan köprü var ya, o köprüyü yıkacakmış. Ya bu CHP yıkmakla mükellef, yapmakla değil. İstanbul’da ulaşım sıkıntısı var. İkinci tüp geçidi yapacağız. Kılıçdaroğlu onu da yıkarsınız olur mu? Ama iktidara gelemeyeceğine göre sen artık aracınla gezersin. 'TENCERE TAVA HEP AYNI HAVA' Bak Kanal İstanbul dedik, adam Kanal İstanbul’dan rahatsız. Biraz kendinize gelin. Şu ülkede bir dikili ağacınız yok. Sadece yakarsınız yıkarsınız başka işiniz yok. Ondan sonra da tencere tava hep aynı hava. Adı da ne? Demokrasi özgürlük. Tencere tavayla özgürlük olur mu? Ancak huzursuzluk olur. Bakıyorsunuz şimdi bazı bu zihniyette olan, sokaklarda yollarda çirkin hareketler yapma… 12 yıl boyunca hırsızların art niyetlilerin farklı hesaplar içinde olanların bu davaya sızmaması için hep hassasiyet içinde olduk. 'UYDURMA BİR PASAPORTLA KAÇTIN GİTTİN' Pensilvanya beddua seansları yapıyor. Varsınlar etsinler ya. Hiç önemli değil. Bumerang gibi onları vurur. Kötü söz sahibinindir. Bitmedi. Şimdi geçenlerde baktım bir şey daha düşmüş. Ne diyor? O uzun bize çok hainlik etti diyor. Şu hale bak, ya sen ne biçim hocaefendisin ya. Ya sen bu noktada eğer dürüstsen 99’da bu ülkeden niye kaçıp gittin? 15 yıldır kaçaksın. Uydurma bir pasaportla kaçtın gittin. İlkokul mezunu ve öbür taraftan da maalesef hak etmediği halde bir pasaportla kaçış. Şimdi soruyorum diyorlar ki inzivaya çekiliyor. TWEET MWEET ANLAMAM BEN BU İŞLERDEN Ya şu medya. Açık söylüyorum. Başta Doğan Grubu olmak üzere, açık söylüyorum, Ciner grubu olmak üzere, buna benzerler. İsimlerini diğerlerinin vermeyeceğim. Utanmadan sıkılmadan kalkıp şu anda bu olaylarda bize karşı yapılan haksızlıkları savunur durumdalar hala. Ya bu ülkenin başbakanına bu hakaretler yapılırken, siz nasıl oluyor da bunları savunuyorsunuz? Ha söyleyeyim, çünkü Pensilvanya’nın onlarla ilgili kasetleri de var. Şantaj var onlarla ilgili şantaj. Yeri geldiğinde onu da açıklarız diyorlar. Geçenlerde bir tane açıklandı, diğeriyle de ilgili açıklandı. Şimdi korkuyorlar. Şimdi batmışlar, bataklığa batmışlar. Bunlardan çekiniyorlar. Kendi devletine güvenmiyor, onlara güveniyor. Biz de kusura bakmasınlar, gereken neyse bunu yaparız. Öyle tweet mweet anlamam ben bu işlerden. Evet, Twitter dürüst davranacaksa her türlü desteği veririz. Youtube her türlü desteği veririz. Facebook ahlaksızlıklarından vazgeçerse destek alır. Ama aileleri bozacaksa karşısında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini bulur. Bunlarda neler var neler. Şimdi ne diyorlar, 25 Mart’ta şu çıkacak, 30 Mart’ta şu çıkacak. Hangi iftirayı atarsanız atın. Bu montajların bu ahlaksızlığınızın altında ezilip gideceksiniz. Daha şimdiden 30 Mart akşamı hangi yalanları söyleyeceklerini konuşuyorla “CUMHURBAŞKANIMIZIN KANAATİ FARKLI OLABİLİR” Şimdi ne diyorlar? Özgürlük elden gidiyor. Kusura bakmasınlar, bak şu Tayyip Erdoğan, kim ne derse desin bizim mahremimizi, görüşmelerimizi, konuşmalarımızı dinleyen ve dinletenlere karşı sonuna kadar mücadelesini verecektir. Özgürlük adı altında kimse bizim mahremimize giremez. Kim olursa olsun. Cumhurbaşkanımızın kanaati farklı olabilir. Beni dinleyecek, bakanları dinleyecek. Yahu bırakın tüm insanları dinleyecek. Beni dinleyemezsin, yok böyle bir şey. Ben artık evimde bile rahat rahat konuşamıyorsam, telefonla konuşamıyorsam, ailemle konuşamıyorsam, bu montaj, dublaj, uydurma şeylere itibar etmek suretiyle bu ülkede başbakanını yargılayamaz. Böyle bir hakları olmadığı halde bunlar bizi dinliyorlar. Ya şu medya. Açık söylüyorum. Başta Doğan Grubu olmak üzere, açık söylüyorum, Ciner grubu olmak üzere, buna benzerler. İsimlerini diğerlerinin vermeyeceğim. Utanmadan sıkılmadan kalkıp şu anda bu olaylarda bize karşı yapılan haksızlıkları savunur durumdalar hala. Ya bu ülkenin başbakanına bu hakaretler yapılırken, siz nasıl oluyor da bunları savunuyorsunuz? Ha söyleyeyim, çünkü Pensilvanya’nın onlarla ilgili kasetleri de var. Şantaj var onlarla ilgili şantaj. Yeri geldiğinde onu da açıkları diyorlar. Geçenlerde bir tane açıklandı, diğeriyle de ilgili açıklandı. Şimdi korkuyorlar. Şimdi batmışlar, bataklığa batmışlar. Bunlardan çekiniyorlar. Kendi devletine güvenmiyor, onlara güveniyor. Biz de kusura bakmasınlar, gereken neyse bunu yaparız. Öyle tweet mweet anlamam ben bu işlerden. Evet, Twitter dürüst davranacaksa her türlü desteği veririz. Youtube her türlü desteği veririz. Facebook ahlaksızlıklarından vazgeçerse destek alır. Ama aileleri bozacaksa karşısında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini bulur. Bunlarda neler var neler. Şimdi ne diyorlar, 25 Mart’ta şu çıkacak, 30 Mart’ta şu çıkacak. Hangi iftirayı atarsanız atın. Bu montajların bu ahlaksızlığınızın altında ezilip gideceksiniz. Daha şimdiden 30 Mart akşamı hangi yalanları söyleyeceklerini konuşuyorlar. MİT müsteşarımı tutuklayıp süreci bozmak istediler. Benim Anadolu’daki Trakya'daki kardeşimin gözünden bile sakındığı 20 yaşındaki evladı o dağlarda şehit olmuş bunların umurunda mı? Yozgat'taki kardeşimin Samsun'daki Kastamonu'daki kardeşimin ocağına ateş düşmüş bunların umurunda mı? Babaların ciğeri dağlanmış bu Pensilvanya'nın umurunda mı? Ya Mavi Marmara vuruluyor Pensilvanya'nın gözünde yaş yok. Tam aksine o başkalarının yanında yer alıyor. Bu Aydın Doğan'ın bu Pensilvanya'nın onların medyasının umurunda mı? ‘NE KOMADA ÖLEN ÇOCUK, NE DE BURAK YAVRUMUZ’ Ne İstanbul'da, ne komada ölen çocuk, ne de sokakta vurulan gencecik Burak yavrumuz bunların asla umurunda değil. Bunlar nebbaş nebbaş. Bunlar mezarlık soyguncusu. Cumhuriyet
Türk Polis Teşkilatı'nın Kuruluşunun 169. Yılı
Emniyet Genel Müdürlüğü , rütbeleri polis memurluğundan başlayıp emniyet genel müdürlüğüne kadar uzanan, tüm il ve ilçelerde örgütlenmiş, kırsalda görevini askeri polis olan jandarmaya bırakmış, kentte ise görevi kendisi yöneten iç güvenlikten sorumlu devlet teşkilatıdır. 1845 tarihinde temeli atılmıştır.Merkez teşkilatı bünyesinde Ana Komuta Kontrol, Strateji Geliştirme, Arşiv, Asayiş, Bilgi İşlem, Dış İlişkiler, Eğitim, Güvenlik, Haberleşme, Havacılık, İdari ve Mali işler, İkmal-Bakım, İnşaat-Emlak, İnterpol, İstihbarat, Kaçakçılık ve Organize suçlarla mücadele, Koruma, Kriminal, Özel Harekat, Personel, Sağlık İşleri, Sivil Savunma, Sosyal Hizmetler, Teftiş Kurulu, Terörle Mücadele Harekat, Trafik Eğitim ve Araştırma, Trafik ve Denetleme, Yabancılar Hudut İltica Daireleri vardır. Taşra teşkilatını ise, il emniyet müdürlükleri ve ilçe emniyet amirlikleri oluşturur. Genel müdürlük, üst kurum ve yönetim bakımından İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır. Kurumun yapılanması iki şekilde olmuştur. Birincisi Merkez Teşkilatı ve ikincisi ise Taşra Teşkilatı'dır.Merkez Teşkilatı,Daire Başkanlıkları şeklinde yapılanmıştır.Taşra Teşkilatı ise 81 ilde İl Emniyet Müdürlükleri olarak faaliyet yürütmektedir. Merkez Teşkilatı'ndaki daire başkanlıklarının bazıları direkt olarak emniyet genel müdürüne bağlı olmak ile birlikte diğerleri ise 5 adet emniyet genel müdür yardımcısına bağlı olarak hizmet vermektedir. Taşra teşkilatında ise illerin başında il emniyet müdürü bulunmakta ve ildeki bütün birimler il emniyet müdürüne bağlı olmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, belediye teşkilatlanması tamamlanmış olan il, ilçe ve beldelerde güvenlik, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından sağlanmakta; daha küçük birimlerin ve yapılaşmaya açılmamış alanların güvenliği ise Jandarma Genel Komutanlığı tarafından sağlanmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez ve 81 ilde teşkilatlanmış olup konularına göre uzmanlaşmış alt birimlere ayrılmıştır. Suç türlerinin değişken olması neticesi polis teşkilatında da bu değişen suç ile mücadele edebilmek için her geçen gün yeni uzmanlık birimleri oluşturulmaktadır. Türk Polisinin Hizmetiçi Eğitimleri Emniyet Genel Müdürlüğü Eğitim Dairesi Başkanlığı tarafından, Hizmetöncesi eğitimi ise Polis Koleji, Polis Akademisi, Polis Meslek Eğitim Merkezleri (POMEM) ve Polis Meslek Yüksek Okulları tarafından verilmektedir. Polis Akademisinde eğitim lisans seviyesinde olup mezunlar komiser yardımcısı rütbesi ile göreve başlar. Polis Koleji ise lise seviyesinde bir eğitim kurumu olup, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi'ne öğrenci yetiştirmekten mesuldür. Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde çeşitli alanlarda lisans eğitimi almış olanlar 6 aylık mesleki eğitim ile polis memuru olarak göreve başlarlar. Polis Meslek Yüksek Okullarında ise eğitim 2 yıllık önlisans seviyesinde olup mezunlar polis memuru rütbesiyle göreve başlamaktadırlar. İnsanların hak ve özgürlüklerinin güven altında bulundurulması gereklidir. Günümüzde devletler, toplumda huzuru ve düzeni sağlama, insanların can ve mal güvenliğini koruma, yasa hakimiyetini sağlamak istemektedirler. Bunun için yasalara ve yasaları uygulayacak bir kuvvete gerek vardır. Türkiye sınırları içerisinde bu görevi yürüten teşkilatlardan biri, Polis Teşkilatıdır. Kulluk Neferi Karakol Bekleyen Yeniçeri Keçeli Yeniçeri Neferi Odabaşı Yeniçeri Kışlası Amiri Kulluk Bayrakdarı Emniyet Amiri Baş Falakacı Sadaret Ceza Amiri Vezir Baş Tebdili Sarıazamın Hususi Ziyaretlerinde Maiyet Amiri Kuloğlu Baş Cuhadarı Belediye Tahsildarları Amiri Baş Kılavuz Alaylarda Yol Açan Çavuşların Amiri Cellât İdam Hükümlerini İnfaza Memur Cellât başı Cellâtların Amiri Subaşı Şehrin İnzibat Amiri Asesbaşı Yeniçeri Ocağı İnzibat Amiri Böcek Başı Gizli Polis Amiri Polis tarihi Türk tarihi ile başlamıştır. Tarih boyunca çeşitli devlet kurmuş olan Türkler kamu düzeni ve güvenliğini ulusal savunma ile birlikte yürütmüşlerdir. Eski Türkler'de kamu düzen ve güvenliği işleri Subaşı'lar tarafından belli yasalara uygun olarak yürütülmüştür. Oğuz Han'ın Oğuz Türesi, Cengiz Han'ın Uluğ Yasası, Timur'un Tüzükkatı o devirlerin belli başlı hukuk kuralları örnek olarak gösterilebilir. Bu yasalarda, suçların önlenmesi kadar işlenen suçlarda suçluların yakalanmasına da önem verilmiştir. Eski Türklerde Polis Teşkilatı bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere askeri teşkilat içinde yer almış ve Askeri özellikler göstermiştir. Osman Bey Karahisarı ele geçirdiği zaman, kentin yönetimini oğlu Orhan Bey'e vermiş ve onun yanına arkadaşı olan Gündüz Alp'i de Subaşı olarak tayin etmiştir. Bu kişi bugünkü anlamda ilk Polis Amiridir. Subaşılar barış döneminde savaş için gerekli olan askerleri disipline etmek ve eğitmekle birlikte, kentin dirlik ve düzenini de sağlamışlardır. Savaş zamanında ise yetiştirdikleri kıtalara komuta etmişlerdir. Osmanlı'da Polis Teşkilatı, Askeri Teşkilat kadrosu içinde yer almış, askeri amirler aynı zamanda Polis Amiri olarak da görev yapmışlardır. Devlet ve ordu teşkilatı zamanla büyümüş Padişahlar bütün yönetsel, askeri ve bunlarla birlikte ülkede kamu düzen ve güvenliğinin sağlanması işlerini, devlet ricali ve halk karşısında kendilerini temsil eden sadrazamlar vasıtasıyla yürütmüşlerdir. Bu nedenle sadrazamlar, bu görevler için özel memurlar, tebdil çuhadarlar kullanmışlardır. Emniyet makamları; Sadrazam, Yeniçeri ağası, Falakacı, Cebecibaşı ve Cebeciler, Kaptanpaşa, Topçubaşı ve Topçular, Bostancıbaşılar, Kadı ve Böcekcibaşından oluşmuştur. En büyük sorumlu olan Yeniçeri Ağası, suç işleyenleri Falakacılara dövdürmüş ve hapsettirmiştir. Falakacılar, Yeniçeri Ağasının emri altında, falaka taşıyan acemi oğlanlardan oluşmuştur. Cebecibaşı ve Cebeciler; Ayasofya, Kocapaşa ve Ahırkapı taraflarının, Kaptanpaşa; ve Galata semtinin, Topçubaşı ve Topçular; Tophane semti ile Beyoğlu'nun, Bostancıbaşı ve Bostancılar; Üsküdür, Eyüp, Kağıthane, Boğaziçi, Kadıköy, Adalar ve Kağıthane, Boğaziçi, Kadıköy, Adalar ve Ayastebanos'un, kamu düzen ve güvenliğini sağlamışlardır. Böcekçibaşılar ise, suçluları izleme ve yakalama işleriyle uğraşmışlardır. Ayrıca Başkent'de sadrazamın, illerde de valilerin emrinde 'Baştebdil' adı verilen İstihbarat Şefi çalışmıştır. Bu dönemde 'Kadı'lar da polis görevi yapmaya devam etmiş, Sadrazam ve Yeniçeri Ağası'ndan sonra, Adli, İdari ve Yerel Yönetim işleri yanında, İstanbul, Galata, Üsküdar ve Eyüp Kadılıkları, polisiyle işleri, özellikle ahlak zabıtasına ait işlerin yürütülmesinde polis amiri olarak görev yapmışlardır. Taşrada ise, Kapıkulu ve Eyalet Askerleri iç düzen ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu tutulmuş, şehir ve kasabalarda Kollukçular, Yasakçılar, Bekçiler, Edirne Şehri ve çevresinde Bostancı Ocağı, Halep ve çevresinde Çöl Beyleri polis hizmeti görmüşlerdir. İkinci Meşrutiyet ilanı ile 1908 yılında Fransız ve Alman Polis Teşkilatları esas alınarak Polis Teşkilatının yeniden organize edilmesi kararlaştırılmış ve 1909 yılında çıkarılan 'İstanbul Vilayeti ve Emniyeti Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına Dair Kanun' ile sonra artık yaşaması imkânsız olan Zaptiye Nezareti kaldırılarak, yerine Dahiliye Nezaretine bağlı ve memlekete şamil polis işlerinin yürütülmesiyle görevli 'Emniyet Umumiye Müdürlüğü' ve İstanbul Vilayetine bağlı bir polis müdüriyeti kurulmuştur. General Ali Galip Pasiner, Emniyet Umumiye Müdürlüğü'ne 12 Ağustos 1909 tarihinde tayin edilmiştir. Aynı yıl içinde Avrupa memleketlerinin polis işlerine dair bir inceleme seyahati yapmış ve polisin teşkilatının bu günkü esasını oluşturmuştur 1913 tarihli Polis Nizamnamesi, İkinci Meşrutiyet devrinin koşullarına ve zamanın ihtiyaçlarına göre hazırlanmış ve bu Nizamname ile polisin örgütlenmesi, görev ve yetkileri, personelin dereceleri, sınıfları, mesleğe giriş, yükselme ve diğer tüm özlük işleri, soruşturma, yargılama, istifa, tayin, izin cezalandırma işleri, levazım işleri, polis karakolları ve görevleri, polisin kıyafeti ve davranış biçimleri yeniden düzenlenmiştir. Mondros Mütarekesi'nin yapıldığı 1918 tarihinden, Mili Polis Teşkilatının kurulduğu 1920 tarihine kadar, bütün yurtta Osmanlı Devletinin Polisi olarak hizmet etmiştir. 24 Haziran 1920 tarihinden, İstanbul Polis Müdüriyeti Umumiyesi'nin kaldırıldığı 24 şubat 1923 tarihine kadar geçen sürede ise polis teşkilatı ikilemiş, birisi merkezi İstanbul'da ve Osmanlı Devletine tabi olarak Kurtuluş Savaşı boyunca ve gittikçe daralmışolan bir bölgede ve yalnızca İstanbul'da, diğeri ise, merkezi Ankara'da hızla genişlemiş olan bir bölgede, İstanbul hariç Misak-ı Milli ile çizilen sınırlar içinde faaliyet göstermiştir. 24 Haziran 1920 de Milli Hükümetin Emniyeti Umumiye Müdürlüğü kurulmuş, 1 genel müdür, 1 genel müdür yardımcısı ile emniyet, seyrisefer, memurin şubelerinden ve 6 kişilik Teftiş Kurulundan oluşan küçük bir kadro ile çalışmaya başlamıştır. Ankara'da Milli Hükümetin Emniye-i Umumiyesi Erzurum Milletvekili Durak Bey tarafından 1920 de teşkilatlandırılmaya başlanmış, aynı yıl içinde A. Naci Bey, 1923 yılında Halit Bey Emniyet Genel Müdürü olarak görev almışlardır. AKKM Dairesi Başkanlığı Arşiv Dairesi Başkanlığı Asayiş Dairesi Başkanlığı Bilgi Teknolojileri Dairesi Başkanlığı Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı Güvenlik Dairesi Başkanlığı Haberleşme Dairesi Başkanlığı Havacılık Dairesi Başkanlığı Hukuk Müşavirliği İdari Mali İşler Dairesi Başkanlığı İkmal ve Bakım Dairesi Başkanlığı İnşaat Emlak Dairesi Başkanlığı İnterpol Dairesi Başkanlığı İstihbarat Dairesi Başkanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı Kriminal Polis Labaratuvarları Dairesi Başkanlığı Özel Harekat Dairesi Başkanlığı Özel Güvenlik Dairesi Başkanlığı Personel Dairesi Başkanlığı Saglık İşleri Dairesi Başkanlığı Sivil Savunma Uzmanlığı Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı Tanık Koruma Dairesi Başkanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı Terörle Mücadele Harekat Dairesi Başkanlığı Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı Trafik Planlama ve Destek Dairesi Başkanlığı Trafik Uygulama ve Denetleme Dairesi Başkanlığı Yabancılar Hudut İltica Dairesi Başkanlığı Trafik Araştırma Merkezi Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Dairesi Başkanlığı Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Türkiye Büyük Millet Meclisi Koruma Dairesi Başkanlığı Genel emniyet ve asayişin sağlanmasına yönelik hizmetlerin ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmesini sağlamak, Asayiş suçundan toplumun nasıl korunacağı hakkında halkın bilgilendirilmesi, çocukların ve gençlerin suça yönelmelerini ve suçta kullanılmalarını önleyici tedbirlerin alınması hizmetlerini yürütmek, Asayiş suçları hakkındaki bilgi ve istatistikleri değerlendirmek, suç analizi yapmak veya yaptırmak ve bunları değerlendirerek asayiş suçlarının önlenmesi için suçla mücadele yöntemlerini belirlemek, taşra teşkilatının çalışmalarına yön vermek ve toplumun her zaman için Türk polisine güvenmesini sağlamaktır. Bu görevlerin uygulama sahası, ilgili yönetmelik uyarınca il ve ilçe belediye sınırlarının içidir.Deniz Polisi Liman sahalarında, körfezlerde ve iç sularda görevli polis gücüdür. Denizlerdeki adli ve idari işlerden emniyet adına sorumlu birimdir. Aynı zamanda Polis Kurbağa Adamlarda bu birime bağlıdır. Polis Kurbağa Adamlar denizlerde, göllerde nehirlerdeki arama kurtarma faaliyetlerini yürütür. İki çeşittir: Yunuslar ve Şahinler. Yunuslar daha çok asayişle ilgili konulara müdahil olmakla birlikte, genelde toplu gezerler ve bir motosiklete iki kişi binerler. Öndeki öncü, arkada oturan artçı diye adlandırılır. Artçı elinde silah taşır. Kıyafetleri kırmızı siyah ve beyaz renklerden oluşmaktadır. Armalarında başında kep bulunan bir yunus balığı figürü yer alır. Şahinler ise Yunusların aksine motosiklete genelde tek binerler ve tek motor halinde devriye gezerler. Bölgelerindeki trafik aksamalarına ve yoğunluklarına ayrıca trafik kazalarına bakarlar. Bu görevlerinin yanı sıra normal polislik görevlerini de (asayiş) sağlamakla yükümlüdürler. Şahinler genelde eskort ve yol açma hizmetlerinde kullanılmakla birlikte olaylara hızlı müdahaleleri ve sempatik polis tavırlarıyla insanlara daha yakın görünmektedirler. Şahinlerin kıyafeti fosforlu sarıdan yeşile dönmüş ayrıca lacivert ve beyaz da bulunmaktadır. Armalarında bir pençesinde şimşek gagasında da zeytin dalı bulunan şahin figürü yer almaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Dairesi Başkanlığı 19 Ekim 1981 tarihinde, Fransız yapımı 18 adet SA-318C Alouette marka, keşif ve gözetleme helikopterleriyle kurulmuştur. Havacılık Daire Başkanlığının görevleri asayiş ve kaçakçılıkla mücadele hizmetlerinde yardımcı olmanın dışında, terör örgütlerinin ve bölücü eşkıyanın yakalanması için özel harekat timlerinin ve malzemelerinin havadan nakli ve bu amaçla da özel hareket timleriyle müşterek eğitim yapılması, ayrıca karayolları üzerinde trafik kontrolü, V.I.P.'nin havadan taşınması, hasta ve yaralıların havadan nakli, belli noktalar arası kurye hizmeti gibi hizmetleri yapmakla birlikte, personelinin uçuş ve bakım konularında eğitimi ve tabii afetlerde de halkımıza havadan yardım malzemesi taşınmasıdır. Havacılık Dairesi Başkanlığı kuruluşundan bu yana geçen zaman içinde birçok konuda önemli mesafe kaydetmiştir. Kuruluş yıllarında bünyesinde emniyet hizmetleri sınıfı uçucu pilot yok iken, günümüzde emniyet hizmetleri sınıfı pilot sayısı 43, Emniyet hizmetleri sınıfı bakım yöneticisi ve uçuş ekibi sayısı 49'a ulaşmıştır. 18 adet SA-318C Alouette marka helikopteri ile kurulan Havacılık Dairesi Başkanlığı, 1989 yılında Fransa'dan satın alınan 4 adet 1981 model Puma ve 1991 yılında ABD'den satın alınan biri V.I.P. dizaynlı 5 adet UH-60 Blackhawk helikopterleri ile mevcut helikopter filosunu güçlendirerek, Başbakanlık V.I.P. ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde teşkilatımızın hizmetlerinin daha aktif olmasını sağlamıştır. Polisin çocuklara yönelik olarak yürüteceği hizmetler konusunda ve ayrıca 0-18 yaş grubu çocukların gelişim özellikleri, davranış bilimleri, mülakat teknikleri, iletişim becerisi ve en önemlisi topluma kazandırma gibi konularda özel eğitim almış bir polis birimidir. 1924 yılında Emniyet Umumiye Müdür Muavinliğine bağlı olarak devletin genel güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve yıkıcı faaliyetlerle mücadeleyi yürütmek üzere kurulmuş olan 1.Şube ile başlamıştır. Birinci Şube, 04.06.1937 tarihinde yürürlüğe giren 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 9’uncu maddesiyle Güvenlik Dairesi Başkanlığı bünyesinde Yıkıcı Faaliyetler Şubesine dönüştürülmüştür. Ülke güvenliğini tehdit eden yıkıcı faaliyetlerin 1971’li yıllardan itibaren silahlı eylemlere dönüşmesi ve terörün yoğunlaşması üzerine, terörle mücadelenin etkili şekilde sürdürülebilmesi ve koordine edilmesi amacıyla, Güvenlik Dairesi Başkanlığı bünyesinde bulunan Yıkıcı Faaliyetler Şubesi, 1986 yılında “Terörle Mücadele ve Harekat Dairesi Başkanlığı” adıyla yeni bir yapıya kavuşturulur. Küreselleşen sorunlar sadece bir ulus-devletin sınırları içinde güvenlik sağlamayı imkânsız hale getirmiştir. Suçlular sınır aşan suçlar işlemekte, bir ülkede suç işleyip, diğer ülkelere kaçmaktadırlar. Bazen de suçun kaynağı başka bir ülke olabilmektedir. Suçun uluslararasılaşması polisliğin de uluslararasılaşmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. İstenilen düzeyde olmasa da İnterpol ve Europol uluslararası polislikte işbirliğine iyi birer örnektir. Dünya polisliği ile karıştırılmamalıdır. Dünya polisliği ulusları aşan bir yapılanma idealini ifade eder. Çevik Kuvvet , kanunlar çerçevesinde yapılan toplantı, gösteri ve yürüyüşlerde düzeni sağlaması, katılımcıları koruması ve gerektiğinde toplumsal olaylara müdahale etmesi amacıyla Emniyet Teşkilatı bünyesinde oluşturulan polis birimidir. 1965'te Toplum Polisi olarak Adana, İstanbul, Ankara, Zonguldak ve İzmir'de teşkil edilmiş ve halk arasında (giydikleri yeşil kıyafet ve beyaz miğferden ötürü) 'Fruko' olarak tanınmıştır.1982'de Toplum Polisi yerine Çevik Kuvvet kuruldu ve giydikleri korunma giysileri sebebiyle kamuoyunda daha çok robokop ( ingilizce: robocop ) adıyla tanınırlar. Özel Harekat , terorizm ve kaçakçılık gibi yasadışı olayların yerleşkelerine yapılan ani baskın görevlerinde yer alır.Olağanüstü durumlara hazırlıklıdırlar.Üstün eğitim ve tehçizata sahiptirler.. Emniyet Genel Müdürlüğü'nde bulunan rütbe dereceleri ve işaretleri Askeri statüyle görevli kolluk kuvvetleri Kolluk Yetkisini Kullanan Kamu Görevlileri Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürleri
Haliç'e 66 Tane Yüzer İskele Yapılacak
İBB Ayvansaray, Fener, Eyüp, Sütlüce, Hasköy gibi tarihi vapur iskelelerine ek olarak Haliç'in farklı noktalarına yüzer iskelelerin inşası için 30 Haziran 2014 tarihinde ihale düzenleyecek. Halen 7'si kapalı 14 tarihi iskelenin bulunduğu Haliç'e 66 tane yüzer iskele için ihale açılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Yapım İşleri Müdürlüğü'nün açtığı ihale şartnamesine göre Haliç'e yanaşacak tekneler için eni 3, boyu ise 10 metre ebadında 66 adet platform alınacak. Ancak her bir iskele için bu platformlardan kaç tane kullanılacağı şartnamede belirtilmemiş durumda. Toplam uzunluğu 660 metreyi bulacak iskeleler, yer tesliminden itibaren 150 günde tamamlanmış olacak. Radikal’de yer alan habere göre, ihale kapsamında 3 adet çok amaçlı ofis binası, 10 adet çelik geçiş köprüsü, 2 adet 12 metrekarelik güvenlik kabini de yapılacak. Beyoğlu ve Eyüp sınırlarında kalan Haliç'te tekne ve kayıklar Fener, Hasköy, Kasımpaşa, Ayvansaray ve Eyüp kıyılarındaki iskelelere bağlanıyor. Yüzer iskeleler Tarabya’da (fotoğrafta) da kullanılıyor. Yeni Şafak’ın haberine göre “Tarabya ve İstinye’de yat, tekne ve kayıkların düzensiz şekilde kıyılara bağlanmasının ve deniz kirliliğinin önüne geçmek için inşa edilen tekneparkların bir benzeri şimdi de Haliç’te hayata geçirilecek. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yapım İşleri Müdürlüğü’nün açtığı ihale uyarınca, Eyüp ve Beyoğlu kıyılarında iskeleler yer alacak. Haliç genelinde toplam uzunluğu 660 metreyi bulacak iskeleler yer tesliminden itibaren 150 günde tamamlanmış olacak.” Haberde “Yerel seçimler öncesi Eyüplülere tarihi görünümlü kayık sözü veren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın mini marinalar vaadini gerçekleştirmesiyle Haliç’te kayık sayısında önemli bir artışın yaşanması bekleniyor. Haliç’te halen tekne ve kayıklar, Fener, Hasköy, Kasımpaşa, Ayvansaray ve Eyüp kıyılarındaki alanlara bağlanıyor” denildi. Haliç’in çeşitli yerlerine yüzer iskele yapılması için 30 Haziran 2014 tarihinde bir ihale yapacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yapım İşleri Müdürlüğü’nün açtığı ihale uyarınca, Eyüp ve Beyoğlu kıyılarında iskeleler yer alacak. Haliç genelinde toplam uzunluğu 660 metreyi bulacak iskeleler yer tesliminden itibaren 150 günde tamamlanmış olacak. Tekneler için eni 3 metre boyu ise 10 metre ebadında 66 adet yüzer iskele alınacak. Haliç’te halen tekne ve kayıklar, Fener, Hasköy, Kasımpaşa, Ayvansaray ve Eyüp kıyılarındaki alanlara bağlanıyor. Yurt Gazetesi’nden Mehmet Demirkaya’nın haberine göre yeni duba iskelerle dolacak Haliç’te halen 14 iskele var. Ancak bunların sadece 7’si hizmet veriyor. Hizmete en son kapatılan ise Hasköy İskelesi’ydi. Hasköy İskelesi , Haliç’in en çok yolcusu olan iskelelerinden biri olmasına karşın, 1995 yılında, eski Galata Köprüsü’nün, Ayvansaray ile Hasköy arasına yerleştirilmesinin ardından kapatıldı. Zira köprünün Hasköy ayağı, tam da bu iskelenin bitişiğine yerleştirilmişti. Köprünün dibinde, vapurların yanaşma olanağı kalmadığı için kapatılan iskele, bugün artık suların ortasında adeta bir şamandıra gibi duruyor. “Bugün gerek Boğaz’da, gerekse Haliç’te, birçok iskele bakım ve onarım bekliyor. Haliç’teki iskelelerin bugünkü durumu şöyle. Haliç’in dünkü ve bugünkü iskeleleri: Eminönü İskelesi : Eskiden Galata Köprüsü’ndeyken sonraları köprü ayağının dibine alındı. Bugün Zindan Hanı‘nın hemen arkasında yer alıyor. Yemiş İskelesi : Eskiden sebze- meyve halinin kıyısında yer alan bu iskele, bugün ortada yok. Cibali İskelesi : İşçi iskelesiydi, B. Dalan dönemi haliç kıyılarının talan edilmesi sonucu yok edildi. Ayakapı iskelesi : 1970 yıllarda hizmet veren iskele cibali iskelesine yakınlığı nedeniyle ve çevresindeki odun iskelesi, kalafat çekekleri gerekçe gösterilerek kapatıldı. Camialtı İskelesi : Camialtı ve Taşkızak Tersaneleri’nde çalışan işçilerin iskelesi olarak yıllarca hizmet verdikten sonra, 90’lı yılların ortasında kapatıldı. Fener İskelesi : 2011 yılında, bir yıl sonra hizmete girecek diye pankart asılarak onarıma alındı ,Bu gerekçeyle hizmet dışı bırakılan Fener iskelesi 2014 haziran ayında hala kapalı, ne zaman hizmete gireceği meçhul, Hiçbir onarım yapılmadı, bakımsızlıktan adeta çürüdü. Balat İskelesi : Hizmete kapalı, 90’lı yılların başında, Haliç’teki dip dolgusu yoğunlaşınca, vapurlar Balat’tan öteye gidemez olmuş ve bu iskele son iskele olarak hizmet vermişti. 2005 yılında tepeden tırnağa yenilenerek hizmete giren Balat iskelesi bir ay sonra akşam 11.00 sıralarında bilinmeyen şekilde yanmaya başladı. İskeleye 250 metre mesafedeki Balat İtfaiye müfrezesi yarım saat yangın yerine gelmedi, gözlerinin önünde yanan iskeleye neden müdahale etmediniz diye sorduğumuzda, emir almamız gerekiyordu, merkezden ihbar gelmedi dediler. Yangının hemen akabinde yerinde özel deniz taksi ana iskelesi olarak kullanılıyor, Tescilli anıt eserin ne zaman yapılacağı meçhul. Hasköy İskelesi : 1995 yılında kapatıldı . Bugün bir harabe durumunda. Ayvansaray İskelesi : 1967 yılında yolcu yetersizliğinden kapatılan iskele, 80’li yıllarda yeniden hizmete açıldı . Haliç’in en en bakımsız iskelesiydi, ancak bugün onarılmış durumda ve hizmet veriyor. Halıcıoğlu İskelesi : Yıllar önce kapatıldı. Bugün ortada yok. Sütlüce İskelesi : Uzun yıllar boyunca kapalı duran bu iskele 1980’li yıllarda yeniden açıldı . Haliç’in en güzel iskelelerinden biri. Yolcusu yok denecek kadar az. Defterdar İskelesi : İşçi semti olan Defterdar’ın iskelesi de Haliç’teki fabrika yıkımları sonrasında kapatıldı. Eyüp İskelesi : Haliç’in en ünlü iskelesi. 1991 yılında, Haliç’teki dip dolgusu yüzünden vapurların hareket olanağı kalmadığı için bu iskele kapatılmıştı . Ancak Haliç’teki temizlik çalışmaları ile derinleşen su seviyesi sayesinde 1998 yılında yeniden hizmete açıldı. Bugün Haliç’in en son iskelesi olarak faaliyet veriyor. Kağıthane İskelesi : Kağıthane deresinin Haliç’e döküldüğü yerdeydi. Ancak uzun yıllar önce, iskelenin olduğu bölge dip dolgusuyla kara halini aldı ve iskele kapandı  T24
İstanbul Emniyeti'nde 67 Polis Müdürünün Yeri Değişti
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde her yıl temmuz ayında gerçekleştirilen il içi atamalar belli oldu. Bir çok ilçe müdürü değişirken, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube birimlerine bağlı müdürlüklerde değişim olmadı.Alınan bilgiye göre, yapılan atamalarda 23 emniyet müdür yardımcısı, 24 şube müdürü ve 20 ilçe emniyet müdürü değişti. Öte yandan 6 emniyet müdürü müdüriyet emrine verilirken, 6 şube müdürlüğü il emniyet müdürlüğü makamına direkt bağlandı. Yaşanan değişimlerde, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Tanık Koruma Şube Müdürlüğü ve Bomba İmha Şube Müdürlüğü'nden Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcılığı'na, Terörle Mücadele Şube Müdürü Mustafa Çalışkan'ın getirilmesi dikkat çekti. Mustafa Çalışkan'ın yerine ise Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Kayhan Ay getirildi. Yapılan tayinlerle bazı şube müdürlükleri ve ilçe müdürlüklerinde de değişiklik yapıldı. Yapılan değişikliklerde il dışından gelen bazı müdürlerin şube müdürü ve ilçe müdürü olarak görevlendirilmesi de dikkat çekti. İstanbul emniyetinde, emniyet müdür yardımcılığı görevlendirmeleri şu şekilde gerçekleşti: 2- sınıf emniyet müdürü İbrahim Dereboylu Fatih, Zeytinburnu, Bayrampaşa ve Esenler ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Dursun Küçükyılmaz Eyüp, Kağıthane ve Şişli ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Levent Yapraklı Beşiktaş ve Sarıyer ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Selami Türker Küçükçekmece, Esenyurt, Başakşehir ve Avcılar ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Celal Yılmaz Büyükçekmece, Çatalca, Beylikdüzü ve Silivri ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Cengiz Demircan Bakırköy, Güngören, Bahçelievler ve Bağcılar ilçe emniyet müdürlükleri ve Atatürk Havalimanı Şube Müdürlüğün'den sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Haydar Karsavuranoğlu Gaziosmapaşa, Sultangazi ve Arnavutköy ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Mehmet Erduğan Pendik, Kartal, Tuzla, Sultanbeyli ilçe emniyet müdürlükleri ve Sabiha Gökçen Havalimanı Şube Müdürlüğü'nden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Turgay Aytepe Üsküdar, Beykoz, Ataşehir ilçe emniyet müdürlükleri ve Bakım Onarım, Boğaz Köprülerini Koruma, Toplum Destekli Polislik şube müdürlüklerinin yanı sıra İş Sağlığı Güvenliği Bürosu'ndan sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Yener Ülgütol Kadıköy, Maltepe ve Adalar ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 3- sınıf emniyet müdürü Kıvanç Demir Ümraniye, Çekmeköy, Sancaktepe ve Şile ilçe emniyet müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığı vekilliğine, 2- sınıf emniyet müdürü Metin Alper Koruma Şube, Trafik Denetleme, Bölge Trafik, Genel Denetleme ve Hassas Bölgeleri Koruma şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Mehmet Murat Ulucan Asayiş, Önleyici Hizmetler, Güven Timleri, Çocuk ve Olay Yeri İnceleme şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Mehmet Suat Ekici Güvenlik, Foto Film ve Spor Güvenliği şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Mustafa Çalışkan Terörle Mücadele, Tanık Koruma ve Bomba İmha şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Mustafa Şahin Personel, Hukuk İşleri, Koordinasyon ve Haberleşme, Strateji Geliştirme ve Eğitim şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 3- sınıf emniyet müdürü Salih Duysak Sosyal Hizmetler, Muhabere, Bilgi İşlem, Pasaport, Yabancılar ve Polis Evi şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığı vekilliğine, 2- sınıf emniyet müdürü Ali Türedi Özel Güvenlik, Silah ve Patlayıcı Madde, Dış İlişkiler, İnterpol, Deniz Limanları ve Turizm şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 3- sınıf emniyet müdürü Bahattin Küçük Mali Suçlarla Mücadele, Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığı vekilliğine, 2- sınıf emniyet müdürü Erkin Adalar Organize Suçlarla Mücadele ve Narkotik Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Uygar Elebaşı Havacılık Şube Müdürlüğü'nden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Osman Yıldırım Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü'nden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına, 2- sınıf emniyet müdürü Reşat Demirel İkmal, Bütçe, İnşaat Emlak, Ulaştırma ve Rehberlik şube müdürlüklerinden sorumlu emniyet müdür yardımcılığına getirildi. Şube ve ilçe emniyet müdürlüklerindeki atamalar Şube ve ilçe emniyet müdürlüklerindeki atamalar ise şöyle: 3- Sınıf Emniyet Müdürü Yakup Çırtlık müdüriyet emrinden Bakım Onarım Şube Müdürlüğü'ne, 4- sınıf Emniyet Müdürü Esma Zeyrek Şirin Özel Güvenlik Şube Müdür Yardımcılığı'ndan Basın Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Niyazi İnci Boğaziçi Köprüleri Koruma Şube Müdürü Yardımcılığı'ndan Şube Müdürlüğü'ne, 3- sınıf Emniyet Müdürü Halil Ejder Çelikkaya İnşaat Emlak Şube Müdürlüğü'nde Bütçe Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Ali Tuna Coşkun müdüriyet emrinden Çocuk Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Cihat Dağdeviren Fatih İlçe Emniyet Müdür Yardımcılığı'ndan Deniz Limanı Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Gonca Lüleci Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü'nden Dış İlişkiler Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Atalay Bahar Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevliyken Eğitim Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Özgür Hüseyinoğlu Sultangazi İlçe Emniyet Müdür Yardımcılığı'ndan Genel Denetleme ve Disiplin Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Erhan Alemdar Ankara İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevliyken İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güven Timleri Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Erdem Torlak Konya İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevliyken Hassas Yerleri Koruma Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Seylan Demir Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürlüğü'nden İkmal Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Nail Öztürk İkmal Şube Müdürlüğü'nden İnşaat Emlak Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Feramuz Çetin Fatih İlçe Emniyet Müdür Yardımcılığı'ndan Koordinasyon ve Harekat Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Salih Şahbey Üsküdar İlçe Emniyet Müdür Yardımcılığı'ndan Adalar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Zafer Ağırkaya Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Erol Öztaş Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Erdem Bursalı Polis Akademisi'nden Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Hakkı Murat Yavaş Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü'nden Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Mustafa Haluk Öztürk müdüriyet emrinden Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Aytekin Uyar Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'nden Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Kadir Yurtar Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'ndeki görevinden Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Yüksel Toprak Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü'ndeki görevinden Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Murat Başıbüyük Başakşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Cem Aslan Asiltürk Şile İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Çatalca İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Cevdet Hürol Öztürk, Büyükçekmece İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz, müdüriyet emrindeyken Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Murat Şahin, Personel Şube Müdürlüğü'nden Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Ekrem Gülen, müdüriyet emrindeyken Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Timuçin Başar, Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Ufuk Kayadelen, Polis Evi Şube Müdürlüğü'nden Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Ünfan Kaya Çatalca İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Şile İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Melih Ekici Koordinasyon ve Harekat Şube Müdürlüğü'nden Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Gürkan Bakkal Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Zeytinburnu İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Ümit Tazecan Sancaktepe İlçe Emniyet Müdür Yardımcılığı'ndan Muhabere ve Elektronik Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Cem Erol Olay Yeri İnceleme Şube Müdür Yardımcılığı'ndan Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Bülent Ay müdüriyet emrindeyken Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü vekilliğine, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Caner Coşan Personel Şube Müdür Yardımcılığı'ndan Personel Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Hilmi Korhan Zilcioğlu Turizm Şube Müdürlüğü'nden Polis Evi Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Necmettin Öztürk, Bayrampaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden, Silah ve Patlayıcı Maddeler Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Yusuf Öz, Adalar İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden Strateji ve Geliştirme Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Kayhan Ay Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcılığı'ndan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Hülya Şen, Bağcılar İlçe Emniyet Müdür Yardımcılığı'ndan Turizm Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Mustafa Yolcu, Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden müdüriyet emrine, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Murat Çimen Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden müdüriyet emrine, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Temel Açmalı Beykoz İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden müdüriyet emrine, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Server Cengiz Stratejik Geliştirme Şube Müdürlüğü görevinden müdüriyet emrine, 4- Sınıf Emniyet Müdürü Hakan Demir müdüriyet emrindeyken Ulaştırma Şube Müdürlüğü'ne, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Bülent Öztürk, Genel Denetleme Disiplin Şube Müdürlüğü'nden müdüriyet emrine, 3- Sınıf Emniyet Müdürü Kenan Eyigün Deniz Limanı Şube Müdürlüğü'nden müdüriyet emrine görevlendirildi.' CNNTürk
İstanbul'a İkinci Marmaray Geliyor
İstanbul'a ikinci Marmaray geliyor. İncirli-Söğütlüçeşme arasında yapılacak 28 km'lik metro hattı, Boğaz'ın altından geçerek iki kıtayı birbirine bağlayacak. Hattın etüt çalışmaları 2015'te tamamlanacak. İstanbul'un en önemli ulaşım projesi olarak hayata geçirilen Marmaray'ın benzeri yapılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından projelendirilen yeni metro hattı için düğmeye basıldı.  Sabah gazetesinin haberine göre, İncirli-Söğütlüçeşme arasında yapılacak 28 kilometrelik hattın, istasyon, ray sistemi ve fizibilite projesi için çalışmalara başlanıyor. Metrobüsün hattının altından geçecek proje, Kuruçeşme-Beylerbeyi'ni deniz altından tünelle birbirine bağlayacak. Proje 2023 yılına kadar tamamlanacak. METROBÜSÜN YERİNİ ALACAK Yeni hat Kadıköy, Üsküdar, Beşiktaş, Kağıthane, Beyoğlu, Eyüp, Zeytinburnu, Güngören ve Bahçelievler'den geçerek İncirli'de son bulacak. Hat üzerinde 15 istasyon bulunacak. Proje, birçok metro ulaşım ağını birbirine entegre edecek. 1.5 SAATLİK MESAFE YARIM SAATE DÜŞECEK İstanbul trafiğinin en yoğun olduğu bölgede kurulacak olan hattın, 1.5 saatlik mesafeyi yarım saate düşürmesi bekleniyor. İBB Planlama Müdürlüğü tarafından ihaleye çıkarılan yeni projenin hat bazlı ulaşım etütleri, istasyon yerlerinin tespiti, istasyon ön projeleri, işletme senaryolarının belirlenmesi, seçilen güzergâhın imar plan tadilatlarının hazırlanması, mali ve ekonomik fizibilite etütleri için çalışmalar yürütülecek. Etüt çalışmaları, bir yıl boyunca devam edecek. 2015'te metro tesisi ve istasyonlara ilişkin yaklaşık maliyet çıkarılacak. Mevcut ve gelecekteki ulaşım yapısı ile özellikleri, yolculuk talepleri, hattın açılışı için öngörülen yıl, planlanan sistem performansı ve muhtemel maliyetler belirlenecek. Etüt çalışmaları tamamlandıktan sonra yapım ihalesi için takvim belirlenecek. Yeni projenin hizmete girmesiyle metrobüs by-pass edilecek. YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ Yap-İşlet-Devret modeli ile yapılması planlanan proje, Bakırköy Beylikdüzü, 3'üncü Havalimanı, Tekstilkent, Başakşehir, Hacıosman, Üsküdar-Çekmeköy, Kadıköy-Kartal ve Marmaray hatlarını birbirine bağlayacak. İstanbul'un en fazla yolcu taşıma kapasiteli hatlarından biri olacak.  Kaynak: Sabah
Nurtepe'de HDP-Halk Cephesi Kavgası
Nurtepe’de Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim standının kaldırılmasını istedikleri iddiasıyla, Halk Cephesi üyeleriyle HDP’liler arasında dün akşam başlayan gerginlik bugün de devam etti.Nurtepe Sokullu Caddesi üzerinde toplanan bir grup Halk Cephesi üyesi, HDP’lilerin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın seçim standını kaldırmak istemesi üzerine gerginlik yaşandı. Gece bir grup caddede bekledi. Kavga gün içinde de zaman zaman sürdü. Taşlı sopalı kavgayı önlemek üzere olay yerine 14.00 sıralarında çok sayıda polis sevk edildi. TOMA ve akrep tabir edilen zırhlı polis araçlarıyla olayların yaşandığı caddeye giren polis, grupları dağıtmak için tazyikli su ve gaz bombası kullandı. Atılan gazlardan mahalleli de etkilendi. Sokağa çıkan bir kadın 60 yaşındaki annesinin gazdan etkilendiğini söyleyerek 112 acil servisten telefonla yardım istedi. Olaylar devam ederken polisin mahalledeki bekleyişi sürüyor. HDP KONULA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAYINLADI Öte yandan HDP İstanbul il örgütü ise konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada 'İstanbul Nurtepe’de Salı gecesi yaşanan ve bugün de diğer mahallelere taşınarak sürdürülmeye çalışılan gerginlik partimiz açısından kabul edilebilir değildir. HDP, Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesini sürdürmektedir. Bu mücadelede herkes için demokrasi talebimiz, aynı zamanda herkesin özgürce siyaset yapması hedeflidir. HDP, hiçbir mekanda ve alanda siyaset yasaklarının olmadığı bir Türkiye özlemine sahiptir. Özgür Demokratik Alevi Derneği’nin standına yapılan engelleme ve saldırı bu anlamda kabul edilebilir değildir. Alevi toplumunun eşit yurttaş olma talepleri, siyasi iktidara ve egemen anlayışa karşı sürdürülen demokrasi ve özgürlük mücadelesinin son derece önemli bir parçasıdır. Bu anlamda HDP ve bileşenlerini, farklı halklar ve inanç grupları ile karşı karşıya getirmek, bir düşmanlaşma yaratma doğrultusundaki girişimler kabul edilebilir değildir. HDP, barış ve kardeşlik, demokrasi ve özgürlük mücadelesini hiçbir kışkırtmaya yol vermeksizin sürdürecektir. Bugün Türkiye’nin herhangi bir yerinde yaşanacak her tür gerginlik egemen güçlere yarayacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin son aşamasında, herhangi bir provokatif ortamın oluşmasına yol açmamak için, halkımızı, demokrasi ve barış güçlerini sağduyuya davet ediyoruz.'denildi. DEMİRTAŞ'IN GAZİ MAHALLESİ PROGRAMI İPTAL HDP İstanbul Basın Komisyonu'ndan bugün yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş'ın saat 14.30'da Gazi Cemevi'ni ziyaret edeceği belirtildi. Ancak kısa bir süre sonra programın iptal edildiği duyuruldu. İptal açıklamasında , 'Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Selahattin Demirtaş'ın 30 Temmuz tarihinde 14:30'da Gazi Cem Evi'ne gerçekleştireceği ziyaret bir önceki programının tamamlanamamış olması sebebiyle ileriki bir tarihe ertelenmiştir. Yeni tarih ve saat ile ilgili tarafımızdan bilgi verilecektir' denildi. Mustafa ÖZDABAK-Ümit TÜRK/İSTANBUL, (DHA)