KAAN Haberleri

KAAN ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. KAAN ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Sosyete Bu Düğünü Konuşuyor: Ünlü İş İnsanının Oğlunun Düğünü İçin Harcanan Para Dudak Uçuklattı!
İş dünyasında 'Döner Kralı' olarak tanınan Hakan Demirağ, bu kez küçük oğlu Ata Demirağ'ın İtalya'nın Como Gölü'nde gerçekleşen görkemli düğünüyle gündeme oturdu. Sabah Gazetesi yazarı Bülent Cankurt'un kulis bilgilerine göre üç gün süren organizasyon için harcanan para resmen dudak uçuklattı!Buyurun, detayları beraber inceleyelim.Kaynak: Sabah / Bülent Cankurt
10-16 Ağustos Haftasında İstanbul’da İzleyebileceğiniz 7 Etkinlik
İstanbul sahnelerinde 10-16 Ağustos haftasında tek kişilik komedilerden edebiyat uyarlamalarına, doğaçlama gösterilerden drama uzanan yedi etkinlik seyirciyle buluşacak. Sumru Yavrucuk’un Shirley Valentine’ı, Kaan Sekban’ın stand-up gösterisi, Ali Poyrazoğlu’nun Şıngır Şıngır Beyoğlu oyunu ve Sabahattin Ali’den uyarlanan İçimizdeki Şeytan haftanın programında yer alıyor.
15 Yaşındaki Yağız Kaan Erdoğmuş, Satrançta Dünya Gençler Sıralamasında 1. Sıraya Yükseldi
Türk satranç dünyasının mucize çocuğu Yağız Kaan Erdoğmuş, kariyerinde tarihi bir başarıya daha imza attı. Henüz 15 yaşında büyükusta (GM) unvanına sahip olan genç yetenek, Uluslararası Satranç Federasyonu’nun (FIDE) Ağustos 2026 dünya sıralamasında, son dünya şampiyonu Hindistanlı Gukesh Dommaraju’yu geride bırakarak 20 yaş altı gençler (juniors) kategorisinde dünya bir numarası oldu.Detaylar 👇
Zarrab, Çağlayan Ailesini Umre'ye Götürmüş
İşadamı Reza Zarrab, Büyük Rüşvet Operasyonu’nda kendisiyle birlikte tutuklanan Kaan Çağlayan’ın ailesini özel uçağıyla umreye götürmüş. 22 Mart 2013’teki ziyarete, oğlu tutuklandığı için Ekonomi Bakanlığı’ndan istifa eden Zafer Çağlayan, eşi Songül Çağlayan, diğer oğlu Ahmet Çağan Çağlayan, gelini Kübra Ece, koruma Emrah Sarıyüce, İbrahim Arslan ile Ebru Gündeş ve Reza Zerrab katılmış. ‘BÜYÜK Rüşvet Operasyonu’ kapsamında tutuklanan işadamı Reza Zarrab ile aynı operasyon nedeniyle oğlu Kaan Çağlayan tutuklandığı için Ekonomi Bakanlığı’ndan istifa eden Zafer Çağlayan’ın 22 Mart 2013’te, Zarrab’ın özel uçağıyla umre için İstanbul’dan Cidde’ye gittiği ortaya çıktı. Hürriyet'ten Mustafa Küçük'ün haberine göre, 17 Aralık Operasyonu’nda gündeme gelen isimlerden ikisi olan Reza Zarrab ile eski bakan Çağlayan’ın tanışıklıkları eskiye dayanıyor. Zarrab, mahkemedeki sorgusunda, İran’ın Türkiye’deki rezervlerinin altın ihracatı yöntemi ile çıkarılması karşılığında Halk Bankası’ndaki İran parasının binde 5’inin rüşvet olarak Çağlayan’a ödendiği iddialarını yalanlamıştı. Çağlayan’ın evlerine geldiğinde yeni aldıkları piyanoyu görünce çok ilgilendiğini ifade eden Zarrab’ın, eski bakanın ailesiyle birlikte umreye de gittiği ortaya çıktı. ANKARA’YA DÖNDÜ Buna göre, TC-RZA adıyla Reza Zarrab adına tescilli, Challenger 300 tipi özel uçak İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’nden 22 Mart 2013 Cuma günü saat 14.30’da kalktı. MNG Holding’in işletmesindeki uçağın rotası İstanbul-Cidde olarak kayıtlı. Yolcuları ise o dönem bakan olan Zafer Çağlayan, eşi Songül Çağlayan, Ahmet Çağan Çağlayan, Reza Zarrab, Ebru Gündeş, Emrah Sarıyüce (koruma), İbrahim Arslan ve Kübra Ece Çağlayan’dan (Ahmet Çağan Çağlayan’ın eşi) oluşuyor. Uçak 23 Mart 2013 tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanı’na dönüyor. Zarrab, 2011’de de kiraladığı özel bir uçakla eşi Gündeş’le birlikte umreye gitmişti. HANGARDA BEKLETİLİYOR Soruşturma başladığı gün İstanbul 18’inci Sulh Mahkemesi’nin kararıyla el konan Zarrab’a ait Challenger 300 tipi iş jeti, MNG Jet’in Atatürk Havalimanı’ndaki hangarında tutuluyor. Royal Holding portföyündeki Are Havacılık üzerine kayıtlı uçağın işletmesini de MNG Jet yapıyor. Kanadalı Bombardier şirketinin imalatı uçak, 2009 model. Fabrika çıkışı sonrasında bir Amerikan hava taksi şirketine satılan uçak, daha önce N284JC tescili ile uçuyordu. Zarrab, Challenger 300’ü Eylül 2012’de satın alarak Türkiye’ye getirdi. Mustafa Küçük | Hürriyet
Leyla ile Mecnun ve Futurama Karakterlerinin Uzaktan Yakından Alakası
Leyla ile Mecnun ve Futurama karakterlerinin şaşırtan benzerliği, muhtemelen iki dizinin de takipçilerinin dikkatinden kaçmamıştır. ''Ne alakası var yahu?'' sesleri de an itibariyle duyulmadı değil. Ancak her iki projeyi dikkatlice takip edenler, bu benzerliği görmezden gelme gafletinde bulunamazlar. Lafı gereksizce uzatmadan benzerlik taşıyan karakterlerimize göz atalım. Not: Hırsız Yavuz'un çok uğraştırmasına rağmen listeye girememiş olması herkesi derin bir hüzne boğacak gibi..
Diyarbakır'da Öldürülen Leopar Ölümsüzleşti
Çınar ilçesinde bir çoban tarafından av tüfeğiyle öldürülen leoparın postu, Amerika'dan getirilen kalıba giydirilerek dolduruldu. Doldurulmuş haliyle 95 santimetre kuyruğu olan, 2 metre 20 santimetre uzunluğundaki leopar gösterişli ve heybetli duruşuyla adeta canlıymış hissi veriyor. Kaya şeklindeki kaideye yerleştirilen leopar, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğüne teslim edilecek. Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde 3 Kasım 2013'te çobanın av tüfeğiyle vurduğu leoparın postu, Amerika'dan getirtilen kalıba giydirildi. Kaya şeklindeki kaideye konulan leopar, gösterişli ve heybetli duruşuyla adeta canlıymış hissi uyandırıyor. Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesindeki görevlilerin yardımıyla postu çıkarıldıktan sonra İstanbul'a getirilen leoparı dolduran tahnitçi İhsan Yey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kasım 2013'te kötü bir tesadüf eseri vurulan leoparın Orman ve Su işleri Bakanlığınca doldurulmasının kararlaştırıldığını hatırlattı. Veteriner Fakültesindeki görevlilerin yardımıyla yüzüldükten sonra tuzlanan posta taksidermi işlemi yapan Yey, postun ilaçlama solüsyonlarında bekletildiğini anlattı. Leoparın kalıbı, dişleri ve gözlerinin Amerika'dan 1 ayda getirtildiğini belirten Yey, ufak tefek restorasyonlar yaptıktan sonra deriyi giydirdiklerini söyledi. 'Bir günde giydirildi' Derinin rutin tabaklama işlemi haricinde, renk atması olmaması için kimyasal kullanılarak özel solüsyonlarda bekletildiğini anlatan Yey, şöyle devam etti: 'Deri bir kaç çeşit kimyasal solüsyonda 10 gün bekletildi. Sonrasında ilaçlayıp, dipfrize kaldırdık. Kalıba göre bir kadie yaptık. Ardından Amerika'dan sipariş ettiğimiz manken geldi. Kalıbı mankenin üzerine oturttuk. Bakış açılarını falan ayarladık. Herşeyimiz hazır olduktan sonra giydirme işlemine başladık. Sabahtan akşama kadar giydirmemiz sürdü. Çünkü, deriyi kurutmadan çabuk bir şekilde giydirmemiz lazım. Gizli dikişlerle dışarıdan görülmeyecek şekilde tüy altından diktik.' Daha sonra leopara oğku Kaan Yey tarafından yüz ifadesi, gözlerinin yerleştirilmesi, ağzının hareketleri, dişleri, dudak ekleri gibi ayrıntıların verildiğini anlatan Yey, bunların doldurma işleminde artistik bölüm olduğunu söyledi. 'Tüyler buharla temizlendi' Yey, sonrasında da leoparın kurumaya bırakıldığını, ardından da makyajının yapıldığını belirterek, 15 günlük kuruma süresinin ardından geçilen makyajda genel bir temizlik yapıldığını dile getirdi. Tahnitçi İhsan Yey, 'Gözleri, dişleri ve dudak etlerinin temizliği yapıldı. Burnu birbirine geçen 2-3 renktir. Aslına uygun boyandı. Naturel dudak etleri, ıslaklıklar, göz pınarları ve tüz temizliği ile taranma yapıldı. Tüyleri buhar ve fön makinesiyle temizlendi' bilgisini verdi. Bütün hatlarını gösteren kalıp Leoparın agresif, dal üstünde, atlarken gibi 40-50 çeşit versiyonu olduğunu ifade eden Yey, 'Ülkemize özgü az bulunur nitelikte hayvan olması nedeniyle bütün özelliklerini ve agresifliğini de göstermek için yarım, hafif tıslarken yaptık. Bütün vücut hatlarını ortaya koyan bir kalıp tercih ettik' diye konuştu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün de kalıbı beğendiğini, iyi bir ölçülendirme yapıldığından kalıp geldiğinde postun milimetrik olarak kalıbın üstüne örtüldüğünü ifade eden Yey, doldurulmuş haliyle 95 santimetre kuyruğu olan, 2 metre 20 cantimetre uzunluğundaki leoparın, büyük gösterişli ve heybetli olduğunu vurguladı.Kaya şeklindeki kaideye yerleştirilen leoparın, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğüne teslim edileceğini belirten Yey, 'Leopar, Türkiye'nin ender bulunan nadide bir türü. Bu kadar sağlam olarak ele geçmesi, incelenmeye bütün görselliğiyle hazır vaziyette olması bize bu heyecanı zaten vermişti. Başarmamız da bunu pekiştirdi. Bu heyecan ve düşünceyle başlamıştık, onunla da bitirdik. Güzel oldu' ifadelerini kullandı.Milliyet
Tutukluluk Süresi 5 Yıla İnerse Kimler Tahliye Olacak?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hükümetin hazırlamakta olduğu yeni demokratikleşme paketi çerçevesinde tutukluluk süresinin 5 yılla sınırlanmasına ilişkin yasa çalışması olduğunu açıkladı. Yasa ile, uzun süredir devam eden Ergenekon davası gibi davalarda halen tutuklu olan ve cezaları kesinleşmemiş sanıkların tahliyesinin önü açılacak. Yasa TBMM'den geçip, resmen yürürlüğe girdiğinde hemen salıverilecekler arasında gazeteci Tuncay Özkan, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol, Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Doğu Perinçek, Emniyet eski özel hareket dairesi başkanı İbrahim Şahın gibi isimler de yer alıyor. DANIŞTAY DAVASI SANIĞI ARSLAN DA ÇIKACAK Ergenekon davasıyla birleştirilen Danıştay davası sanıkları da, yasanın çıkması halinde tahliye edilebilecekler. Danıştay sanığı Alparslan Arslan 22 Mayıs 2006'da tutuklanmıştı. Arslan ile birlikte halen bu davadan tutuklu olan diğer sanıklar ise, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu, Aykut Metin Şükre, Kenan Özay, Selçuk Özkan, Erkan Ayyıldız. CUMHURİYET'İ KURŞUNLAMA DAVASI SANIKLARI DA TAHLİYE OLABİLECEK Yine Ergenekon davasıyla birleştirilen Cumhuriyet gazetesine saldırı davası sanıkları Bedirhan Şinal ve Boğaç Kaan Murathan'a da tahliye yolu açılabilecek. HİLMİOĞLU'NUN 5 YILLIK TUTUKLULUĞU NİSAN'DA SONA ERECEK Sağlık durumundaki bozulma nedeniyle son dönemde ismi gündeme gelen İnönü Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu ise, yasadan hemen etkilenmeyecek isimler arasında. Yasa, TBMM'den geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayı ile Resmi Gazete'de yayınlanacak ve Resmi Gazete'de yayınlandığı gün geçerlilik kazanacak. Hilmioğlu, 13 Nisan 2009'da tutuklanmıştı. 13 Nisan 2014'te hapishanede tutukluluk süresi 5 yılı tamamlayacak. Eğer yasa 13 Nisan'dan önce geçerse, Hilmioğlu da bu tarihte serbest kalacak. İlker Başbuğ'U ETKİLEMEYECEK Ergenekon davasıyla bağlantılı olarak, irtica eylem planından yargılanan Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un durumu ise, yasa geçse bile değişmeyecek. Başbuğ, 6 Ocak 2012'de tutuklanmıştı. Dolayısıyla 5 yıllık tutukluluk süresi, eğer o zaman kadar cezası Yargıtay tarafından onanmaz, yeniden yargılama olmaz ya da Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru çerçevesinde farklı bir karar almazsa, 6 Ocak 2017'de doluyor. BALYOZ SANIKLARI DA ETKİLENMEYECEK Yasa, tutukluluk süresini 5 yılla sınırlandırdığından, Balyoz davası sanıkları bundan etkilenmeyecek. Yargılananlar arasında MHP Milletvekili Engin Alan, Bilgin Balanlı, Gürbüz Kaya, Can Erenoğlu gibi isimlerin de olduğu Balyoz davasında, hüküm kararları Yargıtay tarafından da onandığından, bu isimler 'tutuklu' değil, 'hükümlü' sıfatı taşıyorlar. Dolayısıyla, eğer yeniden yargılama ya da Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru çerçevesinde farklı bir kararı olmazsa, haklarındaki hüküm kadar hapis yatmaları gerekiyor. İŞTE ÇIKACAK ERGENEKON SANIKLARI Ergenekon davasında en uzun süreli tutuklu bulunan isimler, Ümraniye'deki gecekonduda bulunan el bombalarının sahibi olarak adı geçen ve 12 Haziran 2007'de tutuklanan emekli Astsubay Oktay Yıldırım ile, aynı tarihte tutuklanan gecekondunun sahibi Mehmet Demirtaş. Bu isimleri, 15 Haziran 2007'de tutuklanan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ile 18 Temmuz 2007'de tutuklanan İsmail Yıldız izliyor. YAZAR ERGÜN POYRAZ DA ÇIKACAK Yine Ergenekon tutukluları arasında yer alan ve 27 Temmuz 2007'de tutuklanan yazar Ergün Poyraz da, tutukluluk süresini 5 yılla sınırlayan yasanın çıkması halinde, bu yasadan yararlanarak tahliye olacak isimler arasında yer alıyor. Aynı davadan emekli binbaşı Fikret Emek 25 Haziran 2007'de, emekli yüzbaşı Mehmet Zekeriya Öztürk de 20 Haziran 2007'de tutuklanmışlardı. ODA TV TUTUKLU SANIKLARI Oda TV davasında tutuklu sanık yok.Yalçın Küçük, Ergenekon hükümlüsü olduğu için, Hanefi Avcı da Devrimci Karargah davasından tutuklu bulunuyor. 2008'DE TUTUKLANANLARIN TÜMÜ ÇIKACAK 2008 yılında tutuklananlar da, yasanın çıkması halinde tahliye edilecekler. 2008'de tutuklanan isimler ve tutuklandıkları tarihler şöyle; Veli Küçük- Emekli Tuğgeneral- 22 Ocak 2008 Sevgi Erenerol- Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın sözcüsü- 22 Ocak 2008 Sedat Peker- 19 Mart 2008* Semih Tufan Günaltay - Akın Birdal suikastinin azmettiricisi - 20 Mart 2008 Doğu Perinçek- İşçi Partisi Genel Başkanı- 21 Mart 2008 Hikmet Çiçek- İşçi Partisi Basın bürosu başkanı 25 Mart 2008 Kemal Kerinçsiz- Büyük Hukukçular Birliği Başkanı, avukat- 22 Ocak 2008 Fikri Karadağ- Emekli Kurmay albay, Kuvayı Milliye Derneği Başkanı- 22 Ocak 2008 Emekli Orgeneral Hurşit Tolon - 1 Temmuz 2008 Levent Ersöz- Emekli Tuğgeneral- 1 Temmuz 2008 Hasan Atilla Uğur- Emekli Albay- 1 Temmuz 2008 Tuncay Özkan- 23 Eylül 2008 Durmuş Ali Özoğlu- Toplumsal Dönüşüm Yayınevi editörü- 1 Temmuz 2008* Kemal Aydın- 1 Temmuz 2008 Tutukluluğu 5 yılla sınırlayan yasa, 2009 yılının Ocak ayında tutuklananların da tahliyesinin önünü açacak. Bu isimler şöyle; Mustafa Dönmez- emekli yarbay- 7 Ocak 2009 Mustafa Levent Göktaş- Emekli Albay- 7 Ocak 2009 Hasan Ataman Yıldırım- 7 Ocak 2009 İbrahim Şahin- Emniyet Özel Harekat dairesi eski başkanı - 7 Ocak 2009 KCK DAVASINDA EN ESKİ TUTUKLULAR NİSAN 2009'DAN Tutukluluk süresini 5 yılla sınırlayan yasanın hemen çıkması halinde, bundan ilk etapta yararlanacaklar arasında KCK sanıkları bulunmuyor. Çünkü KCK’ya yönelik ilk operasyon 14 Nisan 2009’da gerçekleştirilmişti. 14 Nisan’da Diyarbakır merkezli başlatılan ve 12 ilde eşzamanlı düzenlenen bu ilk operasyonda 53 kişi gözaltına alınmıştı. Zeynep Gürcanlı | HürriyetAskeri casusluk davası Yargıtay'da onandı. Tutuklusu yok. Mahkeme kararını açıkladığı gün tutuklular tahliye edildi.
Rus Arşivlerinden Çok Etkileyici 35 Fotoğrafla 1900’lerin Başı
1944 yılında hayatını kaybeden ilk renkli fotoğraf sanatçısı Sergei Mihayloviç Prokudin-Gorskii ardında 2600 adet fotoğraf bıraktı. Bu fotoğraflar 1909-1915 yılları arasında Rusya'da çekilmiş. Kongre Kütüphanesi'nde Prokudin-Gorskii koleksiyonu insanlara, dini, mimari, pastoral ve tarım işçilerinin görüntüleriyle büyük Rus İmparatorluğu'nun etnografik ve coğrafi çeşitliliğini gösteriyor. Sanatçı ömrü boyunca Rus topraklarında dolaşarak fotoğraflar çekti ve bu fotoğraflar adeta tarihe ışık tutar nitelikte. İşte Prokudin-Gorskii'nin çektiği mükemmel fotoğraflar...
'Hayvan Gibi' Hakareti Sonrası 69 Kilo Verdi
Adana'da 6 yaşından beri obez olan bir genç kız ağır hakaretler sonrası zayıflamaya kara verip tüp mide ameliyatı olup 10 ayda 138 kilodan 69 kiloya düştü. 23 yaşındaki Perihan Beydemir, 6 yaşından sonra aşırı kilo almaya başladı. Büyüyüp genç kız olduğunda insanların kendisine bakışlarında rahatsız olduğu için diyet yaptı, spora gitti ancak en fazla 10-15 kilo verebildi. Son zamanlarda iyice kilo alan Beydemir 138 kiloya kadar çıktı. Bunun üzerine çevresindeki bazı insanlar Beydemir'i iri hayvanlara bile benzettiği oldu. Bunun üzerine tekrar diyet yapan ve spora başlayan Beydemir aynı zamanda Çukurova Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cem Kaan Parsak'a başvurdu. Parsak, genç kadını sağlık kontrolünden geçirerek yaşı ve durumu bakımından tüp mide ameliyatı olabileceğine karar verdi. Beydemir, tüp mide ameliyatı oldu. Başarılı geçen ameliyattan sonra Beydemir doktorunun verdiği diyeti uygulayıp spor yapmaya devam etti. Beydemir, tam 10 ayda 138 kilodan 69 kiloya düşerek manken gibi oldu. Beydemir, 138 kilodan 69 kiloya düşmesinin kendisini çok mutlu ettiğini ve hayalini gerçekleştirdiğini belirterek, 'Tüp mide ameliyatı geçirdim, tüp mide ameliyatı sayesinde istediğim kiloya ulaştım. Tabi sadece tüp mide ameliyatı değil sporda yaptım. 3-4 ay sürekli şekilde yüzme sporu yapıyorum. Sarkma olmaması için. Verilen diyete çok iyi uydum. Onların dışında hiçbir şey yemedim. Küçüklükten beri kilolu bir insandım hormon problemlerin vardı. Çok zayıflamak istedim ancak 10-15 kilodan fazla veremedim. Küçüklükten beri zayıflamak hayalimdi. Baktım sporla, diyetle olmuyor bende tüp mide ameliyat olmak istedim' dedi. Beydemir Türkiye'de kilolu insanlara karşı bir ön yargı olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti: 'İnsanlar yıllardan beri bana bir garip bakıyorlardı. Benimle hep dalga geçiyorlardı. Beni çeşitli hayvan gruplarına benzetiyorlardı. Bakışları çok rahatsız ediyordu. Bakışlardan rahatsız oldum, aynı zamanda yürümekte bile zorlanıyordum, bunun için zayıflamaya karar verdim. Hayatımda çok şey değişti, mağazaya girdiğim zaman önce kendime uygun kıyafet bulamıyordum şimdi buluyorum. Bunun için moralim bozuluyordu şimdi istediğim her yerde kıyafet bulabiliyorum. İnsanların bakışı değişiyor beğenilen bir insan oldum.' Prof. Dr. Cem Kaan Parsak ise Beydemir'e bilinen tüp mide ameliyatını uyguladıklarını ifade ederek, 'Laporoskopik 4 ya da 5 tane delikten özel cerrahi aletlerin yardımıyla midenin yaklaşık yüzde 75-80'nini karın dışına alıyoruz. Mideyi uzun ince bir tüp haline getiriyoruz. Burada iki tane kilo verdirme yöntemi var. Birincisi midenin genişleme kapasitesi tüp haline geldiği için yok oluyor. Hastalar az yemek yiyorlar yemek yer yemez doyuyorlar. İkincisi de midemizin çıkardığımız kısmında bir hormon var, bu bizim açlık, iştah hormonu, çıkarılan mide kısmından salgılanıyor bu hormon. O kısmı çıkardığımız için vücuttaki oranı da düşüyor ve böylece daha az acıkıyoruz, yemek yediğimiz zaman hemen doyuyoruz. Bunun yanı sırada spor yaptığımızda böyle ideal kilolara kavuşuyoruz' diye konuştu.Milliyet