Emekli Maaşı Haberleri

Emekli Maaşı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Emekli Maaşı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Emeklilik Sisteminde Ezber Bozan Yeni Düzenleme: Emekli Maaşı Hesaplamasında Sistem Değişiyor
Hükûmetin 2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Programı (OVP), çalışma hayatında yıllardır tartışılan 'çalıştıkça eriyen emekli maaşı' sorununa neşter vurmaya hazırlanıyor. Gündemdeki yeni düzenlemeyle birlikte, çalışma hayatında daha uzun süre kalıp prim ödeyen vatandaşların emekli aylıklarının düşmesi engellenecek; aksine sisteme katkı sağlayanlar daha yüksek maaşla ödüllendirilecek.Kaynak: İsa Karakaş / Türkiye Gazetesi
Memur ve Emekli Maaşında Yeni Tablo: Emekliye 25.881 TL, Memura 75.729 TL
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, hafta sonu 2027–2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı. Programda yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4'e yükseltilirken, gözler bir kez daha memur ve emeklinin ocak zammına çevrildi. Temmuz ve ağustos ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte zam hesabı için ilk somut tablo ortaya çıktı. İşte OVP hedefinin gerçekleşmesi halinde memur ve emekli maaşlarında beklenen değişim.
En Düşük Emekli Maaşı Ocakta Ne Kadar Olacak?
SSK ve Bağ-Kur'dan aylık alan milyonlarca emekli, gözünü 2027 Ocak ayında yapılacak zamma çevirdi. Zam oranı, yılın ikinci yarısındaki enflasyona göre şekillenecek; ancak en düşük aylığı alanlar için ayrı bir hesap masaya yatırıldı. Orta Vadeli Program'daki enflasyon tahminleri, taban aylığın yıl sonunda ne kadar yükselebileceğine dair önemli bir ipucu veriyor. İşte emeklilerin merakla beklediği o rakam.Kaynak: Dünya gazetesi / Giray Topçular
OVP Sonrası Zam Hesabı Değişti: Emekli Maaşı 26 Bin Lirayı Görebilir
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıkladığı 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program, milyonlarca emekli ve memurun beklediği Ocak zammı hesaplarını yeniden gündeme taşıdı. Programda yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4 olarak belirlenirken, bu oran SSK, Bağ-Kur ve memur emeklilerinin maaşına yansıyacak artışı doğrudan etkileyecek.
Venezuela Büyükelçisi'nden Deniz Gökçe'ye Yanıt
Venezuela Büyükelçisi Jose Gregorio Bracho Reyes, Akşam gazetesi yazarı Deniz Gökçe'ye, Venezuela hakkındaki yazıları nedeniyle yanıt verdi. Reyes, şiddet kullanılarak yapılan protestoların halkçı anayasayı faşistçe değiştirmeye çalıştığını vurguladı. Akşam gazetesi yazarı Deniz Gökçe, 14 Şubat 2014 tarihinde yazdığı 'En 'perişan zengin' ülke Venezüella!' ve 23 Şubat 2014 tarihinde yazdığı 'Petrol var ama enflasyon %305' başlıklı yazılarda, Venezuela'yı 'ideolojik siyasetin ekonomiyi nasıl perişan ettiğinin en güzel örneği' olarak nitelendirmişti. Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Jose Gregorio Bracho Reyes, Gökçe'nin bu iddiasına bir yazıyla cevap verdi. Büyükelçi'nin yazısının tamamını okurlarımızla paylaşıyoruz: Sayın Deniz Gökçe, Venezuela saygıdeğer bir ülkedir, Aşağıda, hizmetiniz karşılığı paranızı ödeyenler tarafından aldığınız emirler doğrultusunda, geçtiğimiz günlerde yayınlama görevi tarafınıza verilmiş olan bir dizi yalana açıklık getirecek bazı gerçeklerden bahsedeceğim. Komutan Chavez, sadece geleceğe mutluluk ve inançla bakan bir Vatan’ın yaratıcısı olmakla kalmadı, aynı zamanda, bugün itibariyle hiçbir zaman sahip olamadığı kadar çok güce sahip olan, 19. yy’da Simon Bolivar tarafından düşlenen ve önerilen Latin Amerika Birliği Projesi’nin de mimarı oldu. CELAC, UNASUR, ALBA, PETROCARIBE, BANCO DEL SUR ya da TELESUR ’un ne anlama geldiği hakkında bir fikriniz var mı? Hugo Rafael Chavez Frias gerçeği olmasaydı, bugün bu entegrasyon mekanizmalarının varlığından söz edemezdik. Aşikâr olan, sadece Başkan Chavez iktidara geldiğinde petrol fiyatlarının yerlerde olduğu değil (8 dolar), aynı zamanda emperyalist istihbarat teşkilatlarının marifetiyle OPEC’in de ağır yaralı bir organizasyon haline getirilmiş olmasıydı. Chavez sayesinde, OPEC’e yeniden can verildi ve değeri bu kadar yüksek olan, yenilenemeyen bir doğal kaynak adil fiyatlara ulaştırıldı. Diyorsunuz ki Venezuela’da “petrol halka dağıtılıyor” ve bununla bizi dünyaya ifşa ettiğinizi hatta bundan utanacağımızı düşünüyorsunuz. Aksine, herkesin refahını ve iyi yaşam koşullarını garanti altına almak için, petrolle üretilen zenginliği tabii ki vatandaşlarımıza paylaştıracağız. Aynı zamanda sizi temin ederim ki, Chavez öncesinde, yani IV. Cumhuriyet döneminde, Venezuela petrolünden elde edilen kazanç, sadece Venezuela elitlerinin yurtdışındaki banka hesaplarını şişirmeye hizmet etmekteydi ve 90’lı yıllarda Venezuela’da yoksulluk oranı %80 gibi utanılacak bir seviyeye erişmişti. Bununla beraber, nüfusun genelinin beslenememe oranı %21’i geçecek seviyeye dayanmıştı. Size bir takım rakamlar ve bilgiler vereceğim, çünkü gördüğümüz kadarıyla, konuştuğunuzdan ve de yazdıklarınızdan konuyla ilgili hiçbir fikriniz olmadığını anlıyoruz, zira Çağdaş Venezuela tarihini okuma zahmetinde bulunmamışsınız. Size ödeme yapanlar için önemli olan, tam bağımsızlığı mümkün kılacak tek yol olan sosyalizm ile yolu kesişmiş olan bir ülkeyle ilgili bir dizi fikir oluşturmaktır. Venezuela’da biz “petrol ekiyoruz” ve diğer birçok şeyin yanı sıra bahsettiklerimizin tümünü aşağıdaki örneklerde görmek mümkündür: •Venezuela’da okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim-öğretim ücretsizdir. •Yaşları 15 ila 24 arasında değişten gençlerin % 79’u okumakta ve bunların % 67’si devlet okullarında öğrenim görmektedir. Bütün okullar yemekhaneye sahiptir. Bunun dışında öğrencilerin büyük bir kısmı burslardan veya devlet yardımlarından yararlanmaktadır. •15 yılda hükümet 58.236 devlet okulu inşa etmiştir. •Venezuela üniversiteye kayıt oranında tüm Latin Amerika’daki en yüksek kayıt rakamlarına ulaşan ikinci ülke konumundadır. Temel eğitim kayıt oranı ise % 85 olup, bu oran Venezuela’yı en yüksek kayıt olma oranına sahip ülkeler arasında beşinci sıraya yerleştirmektedir. •2005 yılında UNESCO Venezuela’yı kardeş Küba halkının işbirliği ve Devrimci Hükümetin etkili faaliyetleri sayesinde nüfusunun tamamı okur-yazar ülke ilan etmiştir. •Venezuela’da 1999 ile 2013 yılları arasında Sosyal Yatırım %62 oranında artmıştır. Dikkat edin “Sosyal Harcamalar”dan değil yatırımdan bahsediyoruz. •Venezuela’da kayıtlı olarak çalışmış olsun olmasın bütün yaşlılara emekli maaşı bağlanmıştır. Bu maaş asgari ücretin %60’ına tekabül etmektedir. On yılda üç yüz bin emekli sayısını neredeyse üç milyona dayanmıştır. •Çocuklarda yetersiz beslenme bugün % 3 oranının altındadır. •Doksanlı yılların sonunda skandal diye nitelendirebileceğimiz % 21’e dayanan yetersiz beslenme oranı bugün %3 oranında bile değildir. •Bebek ölümleri 1000’de 25’den, 1000’de 13’e düşürülmüştür. •Venezuela, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından (Roma, Haziran 2013) bölgede açlığa karşı en büyük çabayı gösteren ülke olarak tanımlanmıştır. •Nüfusun %96’sı içme suyuna erişime sahiptir ayrıca bu anayasal bir haktır. Suyun özelleştirilmesi kanunla yasaklanmıştır. •Sosyalist hükümet gelmeden önce Venezuela’da kişi başı et tüketimi yıllık 14 kilo iken bugün bu rakam kişi başı yıllık 44 kiloya çıkarılmıştır. •Sağlık hizmetleri tüm Venezuelalılar için ücretsizdir. •Devrimci hükümet idaresinde geçen 15 yılda 13.700 kamu sağlık merkezi kurulmuştur. 4. Cumhuriyet zamanında geçen 40 yıl süresince ise sadece 5000 merkez kurulabilmiştir. •Kayıtlı istihdam %62 oranına çıkmış, işsizlik oranı ise %9 ila %7 arasında değişmektedir. •Bolivarcı hükümet 2011 yılından günümüze kadar 549.608 konutu ücretsiz olarak ülke çapında bulunan dar gelirli ailelere vermiştir. •Fakat en önemlisi itibarımızı yeniden kazanmamız ve Venezuela’nın Latin Amerika’nın Entegrasyon Süreci'ne liderlik etmesidir; entegrasyon olmadığı takdirde bu, kısa zamanda “ABD'nin arka bahçesi” olması durumuna dönebilir. İnanın ki size devrimin birçok başarısını sıralamaya devam edebilirim ama ortaya koyduğum tablonun sizin parçası olduğunuz medyatik maskaralığa yeteceğine inanıyorum. Tabii ki Venezuela, politik olarak kutuplaşmış bir ülkedir. Biliyoruz ki birçok insan “Vatan Planı”mızı paylaşmayıp karşı çıkmaktadır, ancak siz dünyada böyle olmayan bir ülke biliyor musunuz? Kültürel veya politik olarak yekpare olan bir ülke tanıyor musunuz? Vatan Projemize karşı çıkanlar bugün -hiç olmadığı kadar- demokratik yollarla hoşnutsuzluklarını ifade edebilirler. Venezuela dünyanın en modern ve şeffaf seçim sistemine sahiptir. Bunu da ben söylemiyorum, Jimmy Carter söyledi. On beş yıllık dönem içerisinde girilen on dokuz seçimin, on sekizini bugün Nicolas Maduro’nun liderliğini üstlendiği ve temsil ettiği Sosyalizm Projesi kazanmıştır. Seçim süreçleri AB, MERCOSUR, BM, OAS ve Carter Center gibi uluslararası kuruluşlar tarafından gözlemlenmiş ve garanti altına alınmıştır. Bu size bir şey anlatıyor mu? Ayrıca Bolivarcı Anayasamız, halk tarafından seçilmiş herhangi bir kamu çalışanının hizmet süresinden önce geri çekilmesine olanak sağlamaktadır. Bu yüzden, şiddet kullanılarak yapılan protestoların asıl nedeni, huzur içinde yaşamak isteyen bir ülkenin anayasasınca şart koşulmuş düzeni faşistçe bozmak istemeleridir. Sayın Deniz Gökçe, ülkemizin imajını kötülemek amacını güderek yazdıklarınızın, ekonomik kaygılara bağlı olduğunu anlayabiliriz ama inanın bana, bunu spor yorumculuğu yaparak daha iyi bir şekilde başarabilirsiniz. Başka bir alana yoğunlaşın. Çünkü tüm dünya halkları gibi Türkiye Halkı da artık gözlerini açtı ve sizler gibi basın korsanları tarafından yapılan medya manipülasyonlarını önlemek için verilecek cevapları öğrendi. Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Hükümeti, halkı, şahsım adına Devrimci selamlarımızı kabul ediniz. Saygılarımla Jose Gregorio Bracho Reyes Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi(soL - Haber Merkezi) 
Bonzai Kullanım Yaşı 10'a İndi, Okullar Boşaldı
Uyuşturucuyla Mücadele, Kimsesizlere Bakma ve Koruma Derneği Başkanı Abubekir Demirci, operasyon düzenleyen polisi davullarla zurnalarla karşılayarak gündem olan Bursa’nın Meydancık Mahallesi’ndeki uyuşturucu kullanımıyla ilgili, “Kullanım yaşı 10’a kadar düştü. Bonzai bulamayan çakmakgazı, tiner kullanıyor” dedi. Bonzai kullanımının artması üzerine aileler çocuklarını mahallenin ilkokulu olan Şerif Artış İlkokulu’nda aldığı ortaya çıkarken, 1300 olan okul mevcudu 274’e kadar düştü. Milliyet gazetesinde Burcu Ünal imzasıyla yayımlanan haber şöyle: Haziran başında, Bursa’da bonzai adlı uyuşturucu belasının yayıldığı ilçeye operasyon düzenleyen polisi davullarla zurnalarla karşılayarak gündem olan mahalleyi ziyaret ettik. Mahallede iki evin penceresinde sürekli bir trafik yaşanıyor. Günün her saatinde bir alışverişe tanık olmak mümkün. Bursa’nın Meydancık Mahallesi’nde elektrik direğinin aydınlattığı, daracık ara sokakta sıradan bir apartman... Apartmanın önünde bir o yana bir bu yana gidip gelen bir kedi... Akşamüzeri gayet sıradan bir görünüme sahip bu apartmanın önü; karanlık iyice çöküp, saatler geceyarısına yaklaştığında birden hareketlenmeye başlıyor. Önce genç bir çocuk geliyor, giriş kattaki camı tıklatıyor. Cam açılıyor. Kısa bir sohbet. Ardından elden ele bir şeyler veriliyor. Genç çocuk aldığı şeyi cebine atıp gidiyor. Bir süre sonra bir taksi yanaşıyor kapıya... Taksiden yine genç bir çocuk iniyor. Apartmana giriyor. İçeride en fazla 5 dakika kalıyor. Çıkıyor. Taksinin içerisindekilere bir şeyler veriyor. Sonra dönüp arkasını gidiyor. Taksi de oradan uzaklaşıyor. Çok değil bir yarım saat sonra aynı taksi tekrar geliyor. Aynı sahne tekrarlanıyor. Mahalleli, geçen eylülde Meydancık ve Kamberler Mahallesi’nde 18 eve 200 kişilik bir ekiple operasyon düzenleyen polisin, bu eve de baskın yaptığını anlatıyor. Satışın genellikle evlerden yapıldığını anlatan mahalleliyi doğrular şekilde gerçekleştirilen bir başka operasyonda tuvalet deliğine saklanmış 3 kilo 80 gram esrar, 790 gram bonzai, 127 adet uyuşturucu hap ele geçiriliyor. O sırada sadece birkaç ay önce polisin fayanslarının altında gizlenmiş uyuşturucu paketleri bulduğu mahallenin en işlek caddesi olan İncirli Caddesi’nde saatler hafta içi geceyarısını göstermiş olmasına karşın taksiler, arabalar vızır vızır... Caddenin girişinde sabahtan beri duran polis arabası halen bekliyor. Polis arabasının 10 metre uzağında öbek halinde bir grup genç duruyor. Sonra bir araba geliyor. Gençlerin az ilerisinde duruyor. Gençlerden bir tanesi arabanın yanına gidiyor. Başını camdan içeri sokuyor. Yaklaşık 5 dakika süren bir konuşmanın ardından arabaya biniyor ve gidiyorlar. Yarım saat sonra bir başka araba daha aynı şekilde grubun az ilerisinde duruyor. Bu defa iki kişi arabanın yanına gidip konuşmaya başlıyorlar. Aynı sahne defalarca tekrarlanıyor, duran bazen bir özel araba, bazen de taksi oluyor. Mahallenin sıradan görünümünü ‘bozan’ tüm bu manzaranın sebebi başta Bonzai olmak üzere çeşitli uyuşturucu maddeler. Meydancık iki yıldır uyuşturucuyla boğuşuyor. Uyuşturucu satışının merkezine dönüşen semtte, mahallelinin şikâyetiyle polis ardı ardına operasyonlar düzenliyor ama bu satıcıları engellemiyor. Uyuşturucu belası mahalleliyi o kadar çileden çıkarmış ki, denetime gelen emniyet mensupları davul-zurnayla karşılanıyor. Son dönemde 10 kişinin uyuşturucu komasına girdiği, bir kişinin uyuşturucudan öldüğü bölgeye denetime giden İl Emniyet Müdürü Sabri Durmuşlar’ın davul-zurnayla karşılanmasıyla Gündeme gelen mahallede uyuşturucu gerçeğini araştırdık. Meydancık Mahallesi, Bursa’nın en eski ve merkezi yerleşim yerlerinden bir tanesi... 30 yılı aşkın süredir bu mahallede yaşayanlara göre 1-2 yıl önce bölge Bursa’nın ‘en nezih’ mahallelerinden biriymiş. Bizim karşımızda ise insanların birbirlerine tedirgin gözlerle baktıkları, dükkânların ve evlerin birçoğunun camında ‘Satılık’ yazısı olan, gece belli bir saatten sonra sokaklarına çıkılmaya korkulan bir mahalle duruyor. Türkiye’nin “Uyuşturucu baskınında Emniyet Müdürü’ne davullu zurnalı karşılama” haberi ile adını duyduğu Meydancık Mahallesi sakinleri, mahalle hayatını ‘tehdit eden’ uyuşturucu ile aslında uzun zamandır mücadele ediyorlar. Meydancık Mahallesi için uyuşturucu satış manzaraları artık ‘sıradanlaşmış’. Hatta biz oradayken gece yaşanan hareketliliği şaşkınlıkla izlerken onlar başlıyorlar anlatmaya: “Esas 6 ay önce olacaktınız burada... O zaman daha hava kararmadan, gün ortasında (İncirli) şu caddede insanların yanına gelip, ‘Bonzai var, şeker var ister misiniz’ diyorlardı. Sonra polis devriyelere başlayınca biraz daha gizli yapmaya başladılar.” Yıldırım İlçesi Kaymakamı Mehmet Yapıcı ise mahallede yaşanan bu uyuşturucu trafiğini, “Mahalleli çok şikâyetçiydi. Eylül-Ekim aylarında düzenlenen operasyonlardan sonra o şikâyetleri bitirmiştik ama son 1-2 ayda tekrar bir canlanma oldu” cümlesiyle mahallelinin anlattıklarını doğruluyor. Son aylarda 10 kişinin komaya girmesiyle bölgede yaşayanların tepkisini daha da çeken uyuşturucu ticareti konusu, Bursa’daki yerel basında da yer aldı. Polisin çeşitli operasyonlar düzenlediği evlerde şu sıralar halen uyuşturucu satışı devam ediyor ve tabii ki tacirler alıcının yaşına bakmıyor. Her ne kadar tüm mahalleli bir şekilde durumdan rahatsız olsa da bir de ateş evine düşenler var. Uyuşturucuyla Mücadele, Kimsesizlere Bakma ve Koruma Derneği Başkanı Abubekir Demirci, “Sabahtan beri 6 aile aradı ‘Çocuğumu kurtar’ diye. Kullanım yaşı 10’a kadar düştü. Bonzai bulamayan çakmakgazı, tiner kullanıyor” diyor. Demirci’ye başvuranlardan biri de son 2 senedir ağabeyi Bonzai kullanan Yasemin. Yasemin yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Bonzai çok kötü... İlk içtiğinde çocuk gibi oluyor, sevecenleşiyor. Biraz uykulu bir hali oluyor. Fakat etkisi geçince agresif davranmaya başlıyor. Sinirli oluyor. Annem de rahatsız. Babam yok. Babamdan kalan emekli maaşı ile geçiniyoruz. Benden para istiyor. Vermediğimde ya bağırıp çağırıyor ya da yalan söylüyor. ‘Kimliğimi kaybettim, çıkartacağım, para lazım’ dedi bir gün ama o para ile gidip Bonzai aldı. Ayakkabısı yırtık geziyor ama yine de onu alıyor. Bunların fiyatları 5 TL ile 100 TL arasında değişiyor. Ben de Antidepresan kullanıyorum, ancak öyle dayanabiliyorum.” Yasemin’den daha ‘şanslı’ bir anne ile konuşuyoruz. Gözlerinin içi gülüyor. “İki hafta önce ağlıyordum ama artık oğlum kurtuldu” diyen anne, oğlunun uyuşturucu kullandığı günleri ve yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Ben çok perişan oldum o dönemde. Sokaklarda ağladım, yardım edin diye. Kime gideceğimi ne yapacağımı bilemedim. Çok perişan oldum. Şimdi artık kullanmıyor, inşallah bir daha tekrar olmaz.” Yıldırım İlçesi Kaymakamı Mehmet Yapıcı, mahallede yaşananlara ilişkin şunları söyledi: “Bu uzun konuşulması gereken bir mevzu. Bugüne kadar o mahallede bir çok operasyon yapıldı. Evden satış yapılanlar da vardı, sokakta da vardı. Mahalleliden bu konuda çok şikâyetler vardı. Bu operasyonlarla o şikâyetleri bitirmiştik ama son 1-2 ayda tekrar bir canlanma var. Ama bu her yerin problemi. Sadece buranın değil. Uyuşturucu bütün ülkelerin el birliği ile uzun vadeli çözmesi gereken bir problem. Uzun süreli üzerinde durulacak bir konu.” “Her şey Kamberler Mahallesi’nin kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılmasıyla gelişti” diye başlıyor anlatmaya bir mahalle sakini; “Romanların orada bir yaşamı, bir düzeni vardı. Çalgıdan para kazanırlar, kendi mahallelerinde, kendi düzenlerinde yaşarlardı. Biz de o mahalleden rahat rahat geçerdik, bir sorunumuz olmazdı. Fakat bu insanlar kentsel dönüşümle yerlerinden edilince dağıldılar. Gelir için bir kısmı uyuşturucu satmaya başladı. En fazla göç bizim mahallemize olunca da burası uyuşturucunun en çok satıldığı yer haline geldi.” Mahalledeki uyuşturucu trafiğini sorduğumuz hemen herkes aynı hikâyeyi anlatıyor ama bir şartla; adımı yazmayacak, fotoğrafımı çekmeyeceksin. İlk cümle genellikle, “Evimi satıp gitmek istiyorum ama alıcı bulamıyorum” oluyor. Mahalledeki evlerin büyük bir kısmının camlarında ‘Satılık’ ilanları asılı. ‘Adımı A.E. diye yazın’ diyen bir esnaf, “Bizim apartmanda bu uyuşturucu satıcıları 85 bin liraya bir daire aldılar. Sonra ikinci daireyi 70 bine, üçüncüyü de 65 bine aldılar. Şimdi bana da ‘50 bin TL’ye sat bize’ diyorlar. Onlara satmam. Ama çocuklarım için de korkuyorum” diyor. ‘Alıcısı olmayan’ sadece evler değil. Mahallenin ilkokulu olan Şerif Artış İlkokulu’nda 1300 olan mevcut 274’e inmiş. Veliler bir yolunu bulup, ikametgâhlarını başka mahallelerde gösterip, çocuklarını okuldan alıyorlar. Okul çıkışında yanlarına gittiğimiz velilerden biri yine adının yazılmaması şartıyla anlatıyor: “7 yaşındaki oğlum birkaç ay önce geldi, ‘Anne Bonzai ne’ diye sordu. Ne diyeceğimi şaşırdım. 10 senedir burada yaşıyoruz. Gitmek istiyoruz ama eve alıcı bulamıyoruz.” Okul aile birliğinde görevli bir veli de, “Geçenlerde okula gittim, 15 yaşında uyuşturucu kullanan D. adlı öğrenci kapının önünde duruyordu. Önce güvenliğe küfretti. Ben kızınca bana bıçak çekti. İçtiği şeyin etkisiyle böyle davrandığı için daha sonra yaptığını hatırlamıyor” sözleriyle yaşananları özetliyor. Ö. adeta isyan ediyor; “Başbakan 3 çocuk yapın diyor. Benim 2 çocuğum var, 2’sini de göremiyorum, nasıl 3 çocuk yapayım? Kızıma bir defa anneannesinden eve tek başına gelmesini söyledim. Trende yanına gelip, ‘Bonzai mi istersin şeker mi’ diye sormuşlar. Gitmek de istemiyoruz, biz de burayı bırakıp gidersek bu mahalleye kim sahip çıkacak?” 2011’den itibaren uyuşturucu madde listesine giren Bonzai, uluslararası polisiye literatüründe ‘Spice’ adıyla tanımlanıyor. Bonzai, sıklıkla Bonzai ağacının yapraklarından üretiliyor. Son dönemde tarım ilaçları, fare zehiri gibi kimyasal maddeler de bu bitkilerin ilaçları emmesi sağlanarak Bonzai adıyla piyasaya sürülüyor.Burcu Ünal | Milliyet
Sadece Hemşirelerin Karşılaşabileceği 15 Durum
Hemşirelik mesleği halk arasında çok basitmiş gibi düşünülür. En büyük zorluğu doktor çeker, hemşireler onların yancıları gözüyle bakılır. Şunu kabul edebiliriz ki doktorların işi gerçekten de kolay değil. Ancak hemşireler oturduğu yerden mi maaş alıyor da böyle bir yanılgıya düşüyor insanlar şaşırtıcı. Hemşireler meslek hayatlarında bir çok zorluklarla karşılaşarak büyük sorunlar yaşayabiliyorlar. Bu sorunlar hemşireleri hem fiziksel hem de psikolojik yönden etkileyebilir. İşini hakkıyla yapan bütün hemşirelerimizin değerini bilmemiz gerektiğini söyleyerek meslek hayatlarında yaşadıkları zorlukları sizlerin de görmesini istedik.
'Türkiye Kınamaktan Kına Evine Döndü'
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu seçim çalışmaları için geldiği Balıkesir’de Ak Parti hükümetini eleştirerek, “Dünyada pilotları kaçırılan başka başka ülke var mı, uçağı düşürülen ülke, diplomatı insanları rehin alınanlar var mı? Biz ancak kınıyoruz, kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz. Kınaya kınaya kına evine döndük” dedi. İhsanoğlu ayrıca, “Biz baş pehlivan seçmiyoruz. Hakem seçiyoruz” dedi. Özel uçakla Balıkesir Havalimanı’na inen Ekmeleddin İhsanoğlu’na, CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak da eşlik etti. İhsanoğlu’nu, havalimanında adaylığına destek veren siyasi partilerin milletvekillerinin yanı sıra il yöneticileri ve vatandaşlar karşıladı. Ekmeleddin İhsanoğlu, vatandaşların sevgi gösterileri arasında, kent turu attı. Ardından Ali Hikmet Paşa meydanına gelen Ekmeledin İhsanoğlu, burada vatandaşlara seslendi. Balıkesir’in Kuvayi milliyeninin ortaya çıktığı il olduğunu söyleyen İhsanoğlu, “Kahramanların, milli mücadelenin, milli istiklalin, ilk kurşunun, son kurşununun atıldığı yer olarak kabul ediyoruz. İnşallah istikbalimizin de ilk ve son adımı da burada olacaktır. Demokratik, laik huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Bölünmüş, kavgalı, zıtlaşmış bir Türkiye değil. Birlik mesajı veriyoruz. 76 milyon insanı bir olarak kabul ediyoruz. Sen şusun bucusun demiyoruz. Türkiye tarihinde hiçbir siyasi egemenin ayrımcılık yaptığını, size sen sucusun bucunun diye hakaret eden lider gördünüz mü? Biz iyi bir idareye layıkız. Demokrasinin nimetlerinden yararlanmak için, 81 vilayete yaymak için, yarışıyoruz. Devlet büyüklerimiz 30 gün veriyor, devletinin bütün imkanlarını bütün tahsisatını kullanıyorlar, ama bize hiçbir şeyi imkan vermiyorlar. Sizlerin verdiği bir liradan 9 bin liraya kadar o paralarla yaptığımız şu afişleri bile indiriyorlar. Geceleri belediye adamlarıyla, afişlerimizi toplatıyor. Kireç suyuyla kapatıyorlar, hile yapıyorlar, iftira atıyorlar. Ama bir şey daha var. Bunu sessiz milyonlar görüyor. Sessiz milyonlar bunun cevabını verecek. Milleti korkutuyorlar, ben söyleyeyim millet korkmuyor, sabırla bekliyor, pazar günü mührü kime basacağını biliyor. Mührü İhsanoğlu’nun altına basacak. Biliyor ki çıkış yolu budur. İstikrar yolu budur. Türkiye bu son çaresini kaybetmemeli. Bu şansımızı kaybettiğimiz zaman Türkiye daha büyük sıkıntılar yaşar. Bakın etrafımızda neler oluyor. ABD, Irak’ta askeri müdahale ediyor. Eğer Kürtlere bir şey olursa Yezidilerde bir şey olursa bombardıman yapacak. Peki Türkmenlere niye yok. Onları kim koruyacak. Peki bizimim rehin olan 50 küsur diplomatımız, insanımız. Niye biz müdahale etmiyoruz? Onları kurtarmadık. Yezidi kardeşim başımızın üstünde yeri var ama niye Yezidilere, Filistinlilere bir saldırı ettiği zaman müdahale var da Türkmenler yerlerinden edildiğinde, gencecik kızlara tecavüz edildiğinde niye sahip çıkmadık? Hep Gazze deyip İsrail’i kınıyoruz. Ondan sonra İsrail’in mallarını piyasaya sürüyoruz. Sonra birileri çıkıp ambargo koyalım diyor. İyi de sen ambargo koyuyorsan da ihracatı niye artıyor? İsrail malları bizim piyasamızda dolaşırken birileri cılız sesle boykot diyor. Öbür taraftan malı götürüyorlar. İsrail’i kınayacaksın, ondan sonra cesaret madalyası alacaksın. Kudüs madalyasını, Abbas’ın verdiği Kudüs madalyasını hafife alacaksın. Bu kadar zulüm, iftara olur mu? Bunun cevabını kim verecek? Siz vereceksiniz. Ne zamana vereceksiniz? (vatandaşlardan pazara günü cevabı üzerine) İşte cevap bu” dedi. Kendisinin şunun bunun değil milli mutabakatın adayı olduğunu da söyleyip Babakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyük Ortadoğu Projesi eş başkanlığını eleştiren İhsanoğlu, “Bu seçim bir parti seçimi değil. Ben parti adamı değilim. Hiç birisine de üye değilim. İki parti anlaştı. ‘Biz İhsanoğlu’nu istiyoruz’ dediler. Çünkü İhsanoğlu hiçbir partiye üye değil ve vatandaşın inanacağı bir insan. Eksik olmasınlar benim adımı verdiler. Adımı açıkladıktan sonra 12 parti daha oy birliği ile beni desteklediklerini açıkladı. Aynı zamanda Ak Parti’nin kurucuları da destek verdi. Onlara teşekkür ediyorum. Ak partiye yakınlığım, MHP’ye yakınlığım, bütün partilere yakınlığım birdir. Ben herkesin adayıyım, Türk milletinin adayıyım Türk milletinin. Milli mutabakatın projesiyim. Başka bir projenin adayı değilim. Büyük orta doğunun adayı değilim. Ne mutlu Türküm Diyene. Ne mutlu Türküm diyene” dedi. Ak Partililerin vatandaşları da korkuttuğunu söyleyen Ekmeleddin İhsanoğlu, “Bunlar gece gündüz 24 saat TRT ekranlarında, medyaları, gazeteleri iftiralar sıralıyorlar. Bunun hiç kıymeti yok. Biz buna metelik bile vermiyoruz, ama korkunun ecele faydası yok. Bizim vatandaşları korkutuyorlar. Vatandaşlarımızın namuslu dürüst ve vicdan sahibi insan olduklarını biliyorum, belki açıktan destek veremiyor olabilir, o sandıkta baş başa kaldığında oyunu İhsanoğluna basacak bunu biliyorum. Korkutuyorlar, ‘bizim verdiğimiz bu yardımı, emekli maaşı, ihtiyar maaşını bize oy vermeseniz keseriz’ diye. İşte en büyük zulüm bu. Allaha şirk koşmak gibi bir şey. Bu yardımlar, sosyal yardımlar devletin kasasından yapılıyor. Hiç kimsenin cebinden yapılmıyor. Kimsenin lütfu değil, sadakası değil, nafaka değil. Sosyal devlet, laik devlet yardımı olarak yapılıyor. Bu hükümetle başlamadı. Rahmetli Turgut Özal başlattı. Fakir fukara fonu olarak. Bu haktır kimse kesemez” dedi. Türkiye’de parti seçimi yapılmadığını, cumhurbaşkanı seçimi yapıldığını dile getiren İhsanoğlu, “Biz zaten parti seçimi yapmıyoruz ki. Cumhurbaşkanı seçimi yapıyoruz, hakem seçiyoruz. Balıkesir’in uluslararası pehlivanları var. Uluslararası pehlivan olmak başka, hakem olmak başka. Siz pehlivan seçmiyorsunuz, hakem seçiyorsunuz. Pehlivan seçmenin zamanı 2015 yılında. Ak Partili kardeşlerime sesleniyorum. Pehlivanın devam etmesini, 10 sene daha devam etmesini isteyebilirsin. O başka. Pehlivana değil aile reisine ihtiyaç var. Sabah kahvaltısında, akşam yemeğinde, sağcısını, solcusunu toplanacak, ailenin reisi oturacak, fark gözetmeden herkesi toparlayacak, eşit mesafede olacak. ‘Bana oy veren vatansever, bana oy vermeyen vatan haini’ demeyen bir insan olmalı. Problem çözen olmalıyız. O zaman kime oy vereceğinizi biliyorsunuz. Siz bana gösterir misiniz? Pilotları kaçırılan başka bir hava yolları var mı? Bizim hava yollarımız. Neden? Türk bayrağını taşıdığı için bizim uçaklarımız düşürülüyor, bizim insanlarımız rehin tutuluyor. Ve biz bir şeyler yapamıyoruz. Ve boyuna kınıyoruz, kınıyoruz, kınıyoruz. Kına, kına, kına evine dönüştü, döndü Türkiye” dedi. Vatandaşlardan Pazar günü sandık başına gitmelerin isteyen Ekmeleddin İhsanoğlu, “Pazar günü seçim var. Oy sayımında şişko farelere şişko kedilere karşı dikkatli olun. Seçim sandığa sahip çıktığımız zaman yüksek oranda bunu kazanacağız. Bizim yolculuğumuz sevgi ekmek için, dirlik ekmek için, birlik ekmek için. Ekmeğimizi öyle biri attıralım ki herkese düşen dilim daha büyük olsun. Hatta muhtaç olan komşularımızla paylaşalım. Her şeyimizi paylaşmaya varız ama toprağımızı vatanımızı paylaşmayız” dedi. CHP ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim çalışmaları için Balıkesir’in ardından Savaştepe İlçesi’ne geçti. Burada sağanak yağmur nedeniyle konuşmasını iptal eden İhsanoğlu, vatandaşların isteği üzerine girdiği kahvehanede onlarla sohbet etti. Bu sırada yanına gelip kendisine kırmızı gül hediye eden İmran Özer ile İhsanoğlu, sohbet etti. Genç kadının kendisini televizyondan izlediğini, söylediklerini çok beğendiğini ancak Almanya doğumlu olduğu için oy kullanamayacağını söylemesi üzerine, Ekmeleddin İhsanoğlu, “O zaman babana selam söyle. Ondan destek bekliyorum” dedi. Bu arada İhsanoğlu’na eşlik eden eşi Füsun İhsanoğlu da özelilikle kadın ve çocukların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Füsun İhsanoğlu, kendilerini bekledikleri sırada yağmurdan ıslanan bir çocuğa hasta olup olmadığını sordu ardından da yanağını okşayıp, alnını elleyerek ateşine baktı. Zete
Erdoğan Köşk’e Çıkınca Maaşı 26 bin 800 TL Olacak
Köşk’e çıktığında Erdoğan’ın alacağı maaş, şu anda aldığı başbakanlık maaşından 13 bin TL fazla olacakBaşbakan Tayyip Erdoğan ’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin 12’inci Cumhurbaşkanı olmasıyla 14 bin lira olan maaşı 26 bin 800 liraya yükselecek. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ’ün şu anda aylık brüt geliri 40 bin lira civarında. Vergiler düşüldüğünde Cumhurbaşkanının maaşı aylık net 26 bin 800 liraya denk geliyor. Cumhurbaşkanı Gül ise emekli Cumhurbaşkanı olarak 15 bin 980 lira alacak. Neşe Karanfil ’in Hürriyet’te yer alan haberine göre, cumhurbaşkanlarının maaşı her yıl TBMM’ye sunulan Cumhurbaşkanlığı bütçesine göre belirleniyor. Cumhurbaşkanlığı aylık ödeneğinin Cumhurbaşkanlığı bütçesine toplam olarak konuluyor bunun 12’ye yani aylara bölümü ile de Cumhurbaşkanının brüt maaşı ortaya çıkıyor. Brüt maaş üzerinden Maliye Bakanlığı’nın her yılın başında belirlediği gelir vergisi dilimlerine göre de maaşından vergi kesiliyor, bu kesintilerden sonra net maaş görülüyor. Vergi dilimlerine göre yapılan hesapta Cumhurbaşkanının aldığı maaş 26 bin 800 liraya denk geliyor. Cumhurbaşkanının maaşı memur maaşına yapılan artışlardan etkilenmiyor. Cumhurbaşkanının emekli maaşı ise 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 39. maddesine göre hesaplanıyor. Maddeye göre yaş ve hizmet şartlarını yerine getiren Cumhurbaşkanları emekli aylığına hak kazanıyorlar. Cumhurbaşkanının emekli aylığı ilgili yıl içinde bağlanmış olan ödeneğin yüzde 40’ına göre hesaplanıyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün aylığı şu anda brüt 39 bin 950 lira. Bunun yüzde 40’ı da 15 bin 980 liraya denk geliyor. Gül, bütçenin yüzde 47’sini harcadı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün döneminde Çankaya’nın salonları, koridorları, protokol kapısı, Cumhurbaşkanlığı Makam Odası ve mutfağı yenilendi. Yenilemede neo klasik ve Selçuklu mimarisi etkili oldu. Cumhurbaşkanlığı’nın 7 aylık harcamaları (Bin TL) Cumhurbaşkanlığı ödeneği: 279,6 Genel Bütçe: 95.357 Personel: 25.516 Sosyal güvenlik prim gideri: 2.278 Mal ve hizmet alımı: 39.768 Cari transferler: 1.231 Sermaye gideri: 26.562 TOPLAM: 95.636 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 31 Temmuz 2014 tarihi itibariyle yaptığı harcamaları Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesinden yayınladı. Gül’ün yılın başında bütçe başlangıç ödeneği 199 milyon 500 bin lira olarak belirlenmişti. 31 Temmuz 2014 tarihi itibariyle harcama tutarı 95 milyon 636 bin lira olarak gerçekleşti. Gül yılın ilk 7 ayında bütçesinin yüzde 47’sini harcamış oldu. Cumhurbaşkanlığı ödeneği adı altında 279 bin 650 liralık harcama yapılırken, genel kamu hizmetleri adı altında 95 milyon 357 bin liralık harcama gerçekleşti. Bu kalemde en büyük pay 39.8 milyon lira ile mal ve hizmet alım giderlerinde oldu. Sermaye giderleri yani yatırım harcamaları ise 26.5 milyon lira oldu. 1.2 milyon lira cari transfer olurken, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri de 2.3 milyon lira olarak gerçekleşti. Yılın kalan ayları için 103.8 milyon liralık ödenek kaldı. Cumhurbaşkanı Gül’ün yaptığı son harcama ise eylül ayında belli olacak.T24